Namazı Dosdoğru Kılmak
Bölümlere Dön
630 Hadis
01
Sünen İbn Mace # 5/803
Muhammed bin Amr bin Ata' (RA)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ الطَّنَافِسِيُّ، حَدَّثَنَا أَبُو أُسَامَةَ، حَدَّثَنِي عَبْدُ الْحَمِيدِ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ عَطَاءٍ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا حُمَيْدٍ السَّاعِدِيَّ، يَقُولُ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا قَامَ إِلَى الصَّلَاةِ اسْتَقْبَلَ الْقِبْلَةَ وَرَفَعَ يَدَيْهِ وَقَالَ ‏
"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Humeyd es-Saidi (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaz'a kalktığı zaman kıbleye doğru durup ellerini kaldırır ve: «Allahu ekber.» derdi. Diğer tahric: Tirmizi, Ahmed, Beyhaki, Ebu Davud. İbn-i Hibban ve Tahavi de uzun ve kısa metinler halinde rivayet etmişlerdir
02
Sünen İbn Mace # 5/804
Ebu Sa'id el-Hudri (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنِي جَعْفَرُ بْنُ سُلَيْمَانَ الضُّبَعِيُّ، حَدَّثَنِي عَلِيُّ بْنُ عَلِيٍّ الرِّفَاعِيُّ، عَنْ أَبِي الْمُتَوَكِّلِ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَسْتَفْتِحُ صَلاَتَهُ يَقُولُ ‏
"‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ وَتَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (iftitah tekbirinden sonra fatiha öncesi) namazındaki kıraata şu dua ile başlardı: «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke ismuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke. » --------- Dua’nın Meali: Allahım! Senin hamdine bürünerek, Seni bütün eksikliklerden tenzih ederim. İsmin çok büyüktür. Azametin de çok yücedir. Senden başka ibadete layık hiç bir ma'bud yoktur. BU HADİS’İN EBU DAVUD RİVAYETİ VE İZAH İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ RİVAYETİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
03
Sünen İbn Mace # 5/805
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَعَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ فُضَيْلٍ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ الْقَعْقَاعِ، عَنْ أَبِي زُرْعَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ إِذَا كَبَّرَ سَكَتَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ ‏.‏ قَالَ فَقُلْتُ بِأَبِي أَنْتَ وَأُمِّي أَرَأَيْتَ سُكُوتَكَ بَيْنَ التَّكْبِيرِ وَالْقِرَاءَةِ فَأَخْبِرْنِي مَا تَقُولُ قَالَ ‏
"‏ أَقُولُ اللَّهُمَّ بَاعِدْ بَيْنِي وَبَيْنَ خَطَايَاىَ كَمَا بَاعَدْتَ بَيْنَ الْمَشْرِقِ وَالْمَغْرِبِ اللَّهُمَّ نَقِّنِي مِنْ خَطَايَاىَ كَالثَّوْبِ الأَبْيَضِ مِنَ الدَّنَسِ اللَّهُمَّ اغْسِلْنِي مِنْ خَطَايَاىَ بِالْمَاءِ وَالثَّلْجِ وَالْبَرَدِ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.) şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namaza başlarken) tekbir aldığı zaman, tekbir ile (açıktan) okuyuşu arasında sükut ederdi. (Açıktan bir şey okumazdı). Ebu Hureyre (r.a.) demiştirki: Ben: Babam annem Sana feda olsun. Tekbir ile kıraat arasındaki sükutundan bana haber verir misin? Ne dediğini bana söyle, dedim. O da : 'Allah'ım! Doğu ile batıyı birbirinden uzaklaştırdığın gibi ben ile hatalarımı birbirinden uzaklaştır. Allahım! Beyaz elbise kirden temizlendiği gibi beni hatalarımdan temizle. Allah'ım! Su, kar ve dolu ile beni hatalarımdan yıka.' söylerim.» buyurdu." Diğer tahric: Buhari, Müslim, Nesai, Ebu Davud ve Ahmed b. Hanbel
04
Sünen İbn Mace # 5/806
Hz. Âişe (r.anha)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، وَعَبْدُ اللَّهِ بْنُ عِمْرَانَ، قَالاَ حَدَّثَنَا أَبُو مُعَاوِيَةَ، حَدَّثَنَا حَارِثَةُ بْنُ أَبِي الرِّجَالِ، عَنْ عَمْرَةَ، عَنْ عَائِشَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ إِذَا افْتَتَحَ الصَّلاَةَ قَالَ ‏
"‏ سُبْحَانَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ تَبَارَكَ اسْمُكَ وَتَعَالَى جَدُّكَ وَلاَ إِلَهَ غَيْرُكَ ‏"‏ ‏.‏
Aişe (r.anha)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namaza başladığı zaman (taharrüm tekbirinden sonra) şunu söylerdi; «Sübhaneke Allahumme ve bi hamdike ve tebareke'smuke ve teala cedduke ve la ilahe ğayruke.» Diğer tahric: Tirmizi, Ebu Davud, Darekutni ve el-Hakim
05
Sünen İbn Mace # 5/807
İbn Cübeyr bin Mut'im (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ جَعْفَرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ مُرَّةَ، عَنْ عَاصِمٍ الْعَنَزِيِّ، عَنِ ابْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ رَأَيْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ حِينَ دَخَلَ فِي الصَّلاَةِ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا اللَّهُ أَكْبَرُ كَبِيرًا - ثَلاَثًا - الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا الْحَمْدُ لِلَّهِ كَثِيرًا - ثَلاَثًا - سُبْحَانَ اللَّهِ بُكْرَةً وَأَصِيلاً - ثَلاَثَ مَرَّاتٍ - اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ مِنْ هَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ عَمْرٌو هَمْزُهُ الْمُوتَةُ وَنَفْثُهُ الشِّعْرُ وَنَفْخُهُ الْكِبْرُ ‏.‏
Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaza girdiği zaman gördüm. şunu okudu : Üç defa «Allahu ekber kebira. Allahu ekber kebir.» üç defa «El hamdu lillahi kesira. El handu lillahi kesira.- üç defa «Sübhanallahi bukreten ve esila.» «Allah'ım! Şüphesiz ben taşlanmış şeytandan, onun hemzinden, onun nefhinden ve onun nefsinden sana sığınırım.» Ravi Amr demiştir ki: Şeytan'ın hemzi, mute hastalığıdır. Şeytan'ın nefsi şiirdir. Şeytan'ın nefhi de kibirdir." Diğer tahric: Bu hadisi Ahmed ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir, İbn-i Hibban da şeytandan istiaze ile ilgili kısmı rivayet ederek, burada Amr'ın verdiği açıldamayı O da vermiştir
06
Sünen İbn Mace # 5/808
İbn Mes'ûd (r.a.)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ الْمُنْذِرِ، حَدَّثَنَا ابْنُ فُضَيْلٍ، حَدَّثَنَا عَطَاءُ بْنُ السَّائِبِ، عَنْ أَبِي عَبْدِ الرَّحْمَنِ السُّلَمِيِّ، عَنِ ابْنِ مَسْعُودٍ، عَنِ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏
"‏ اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ وَهَمْزِهِ وَنَفْخِهِ وَنَفْثِهِ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ هَمْزُهُ الْمُوتَةُ وَنَفْثُهُ الشِّعْرُ وَنَفْخُهُ الْكِبْرُ ‏.‏
Abdullah İbn-i Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (اللهم إني أعوذ بك من الشيطان الرجيم، وهمزه ونفخه ونفثه) «Allahumme inni Auzu bike mineşşeytanirrecim ve bi hemzihi ve bi nefhihi ve bi nefsihi» diye istiaze etti. Ravi demiştir ki: Şeytan'ın hemzi mutedir. Onun nefsi şiirdir. Onun nefhi de kibirdir." Not: Zevaid'de: Bu hadlsin isnadı hakkında söylenti vardır. Çünkü ravi Ata bin es•Saib, ömrünün sonlarında karıştırmıştır. Onun bu halinden sonra Muhammed bin Fudayl ondan hadıs işitmiştir. Ayrıca Ebu Abdirrahman es-Sülemi'nin İbn-i Mes'ud (r.a. )'den hadis işitmesi hakkında konuşulmuştur. Şu'be: Ebu Abdirrahman, İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan işitmemiştir, demiştir. Ahmed ise: Ben Şu'be'nin sözünü bir vehim olarak görürüm, demiştir. Ebu Amr ed•Dani de: Ebu Abdirrahman, Osman, Ali ve İbn-i Mes'ud (r.a.)'den arz yoluyla kıraat almış, demiştir, diye bilgi verilmiştir. Bu hadisi Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai. Ebu Said•i Hudrl (r.a.)'den rivayet etmişlerdir. İbn-i Hibban da Cübeyr bin Mut'lm'den rivayet etmiştir
07
Sünen İbn Mace # 5/809
Kabisah bin Hulb (RA)
حَدَّثَنَا عُثْمَانُ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو الأَحْوَصِ، عَنْ سِمَاكِ بْنِ حَرْبٍ، عَنْ قَبِيصَةَ بْنِ هُلْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَؤُمُّنَا فَيَأْخُذُ شِمَالَهُ بِيَمِينِهِ ‏.‏
Hulb (bin Adi) (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Sağ eliyle sol elini tutardı." AÇIKLAMA 811’de
08
Sünen İbn Mace # 5/810
Ve'il bin Hujr (RA)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ إِدْرِيسَ، ح وَحَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ مُعَاذٍ الضَّرِيرُ، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ الْمُفَضَّلِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ كُلَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ وَائِلِ بْنِ حُجْرٍ، قَالَ رَأَيْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي فَأَخَذَ شِمَالَهُ بِيَمِينِهِ ‏.‏
Vail bin Hiicr (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namaz kılarken gördüm. Sağ eliyle sol elini tutmuştu." AÇIKLAMA 811’de
09
Sünen İbn Mace # 5/811
Abdullah Bin Masud
حَدَّثَنَا أَبُو إِسْحَاقَ الْهَرَوِيُّ، إِبْرَاهِيمُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ حَاتِمٍ أَنْبَأَنَا هُشَيْمٌ، أَنْبَأَنَا الْحَجَّاجُ بْنُ أَبِي زَيْنَبَ السُّلَمِيُّ، عَنْ أَبِي عُثْمَانَ النَّهْدِيِّ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، قَالَ مَرَّ بِي النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَنَا وَاضِعٌ يَدِي الْيُسْرَى عَلَى الْيُمْنَى فَأَخَذَ بِيَدِي الْيُمْنَى فَوَضَعَهَا عَلَى الْيُسْرَى ‏.‏
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben namazda sol elimi sağ elimin üzerine koymuş iken Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yanımdan geçti ve sağ elimi tutup sol elimin üzerine koydu. AÇIKLAMA (809,810 ve 811): Bu babta geçen hadisler, namazda sağ elin sol elin üzerine konulacağına delalet ederler. Hüib (r.a.)'in hadisi Tirmizi'de de rivayet edilmiş ve hasen olduğu beyan edilmiştir. Vail bin Hucr (r.a.)'in hadisini Müslim , Ahmed, Ebu Davud, Nesai, İbn-i Huzeyme ve Beyhaki de uzun metinler halinde rivayet etmişlerdir. Hepsinde Nebi (s.a.v.}'in sag elini sol elinin üzerine koyduğu belirtilmiştir. İbn-i Mes'ud (r.a.)'in hadisini. ise Ebu Davud ve Nesai de rivayer etmişlerdir Hanefi, Şafii ve Hanbeli mezhebierine mensub alimler, bu babtaki hadisleri ve benzeri hadisleri delil göstererek, namazda ayakta durulurken sağ elin sol elin üzerine konulmasının meşruluğuna hükmetmişlerdir Ali, Ebu Hureyre, Aişe, Said bin Cübeyr, İbrahim en-Nahai, Süfyan-ı Sevri, İshak. Ebu Sevr, Davud (r.a.) ve bunlardan başka bir çok sahabi ve tabiinin kavli budur. EI bağlamanın; huşu, huzur, tavazu ve benzeri kulluğun gereklerine daha uygun olması ve namaza aykırı düşen hareketlerden kaçınmaya vesile olması hikmetine binaen meşru kılındığı kuvvetle muhtemeldir El-Leys bin Sa'd'a göre namazda sağ eli sol elin üzerine koymak meşru değildir. Delili de namazını hatalı kılan şahsa Nebi (s.a.v.)'in namazı tarif ederken el bağlamayı zikretmemiş olmasıdır. Lakin bu hadis delil olamaz. Çünkü Nebi (s.a.v.) adama namazın yalnız farzlarını ögretmekle yetinmiştir. Bu sebeple, sünnet olan el baglamanın anlatılmaması. bunun meşru olmadığına delalet etmez. Malik'ten edilen bir rivayete göre farz ve nafilede el bağlamakta beis yoktur. Diğer bir rivayete göre farzda mekruhtur. Nafilede beis yoktur. Maliki mezhebine ait fıkıh kitapıarında bu rivayetler naklediimiştir. Bununla beraber İbn-i Abdi'l-Berr: Malik vefat edinceye kadar namazlarda daima el baglardı, demiştir. EL BAĞLAMANIN ŞEKLİ : 1- Ebu Hanife, Sevri. İshak bin Rahuye ve Şafii'nin arkadaşlarından Ebu İshak el-Meruzi'ye göre eller, göbegin aşağısında bağlanmalıdır. İbnü'i Münzir'in anlattığına göre Ebu Hureyre. Nehai ve Ebu Miclez'in kavli budur. 2- Şafiiler, Davud ve Said bin Cübeyr'e göre elleri gögüsün altında ve göbeğin yukarısında bağlamak müstahabtır. 3- Ahmed bin Hanbel'den, göbeğin aşağısında ve yukarısında olmak üzere iki rivayet vardır. Üçüncü bir rivayette. kişi iki şekilde bağlamak hususunda muhayyerdir. Evzai ve İbnü'l-Münzir de Ahmed'in üçüncü kavli gibi söylemişlerdir. 4- Malik'e göre gögüsün aşağısında ve göbeğin yukarısında el bağlamak müstehabtır. Sağ el, sol elin üzerine konulurken sol elin bileklerinden mi? bilekle beraber sol el ve kol kemiğinden de birer parça tutulacak mı? sağ elin parmakları açık olarak bileğin üzerinden aşağıya doğru sarkıtılacak mı? Yoksa kol kemiği doğrultusunda sola doğru uzatılacak mı? diye alimler arasında değişik görüşler vardır. Geniş ma'lumat isteyenler muhtelif mezhebiere ait fikıh kitapıarına müracaat etsinler
10
Sünen İbn Mace # 5/812
Hz. Âişe (r.anha)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ هَارُونَ، عَنْ حُسَيْنٍ الْمُعَلِّمِ، عَنْ بُدَيْلِ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي الْجَوْزَاءِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَفْتَتِحُ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ }‏
Aişe (r.anha)'dan şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (namazda); Elhamdu lillahi Rabbi'l-Alemin ile kıraat’a başlardı. AÇIKLAMA 815’te
11
Sünen İbn Mace # 5/813
Enes b. Mâlik (r.a.)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنْ أَيُّوبَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، ح وَحَدَّثَنَا جُبَارَةُ بْنُ الْمُغَلِّسِ، حَدَّثَنَا أَبُو عَوَانَةَ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَنَسِ بْنِ مَالِكٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَأَبُو بَكْرٍ وَعُمَرُ يَفْتَتِحُونَ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏
Enes bin Malik (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir ve Ömer (r.a.) (namazda); elhamdu lillahi Rabbil Alemin ile kıraata başlarlardı." AÇIKLAMA 815’te
12
Sünen İbn Mace # 5/814
حَدَّثَنَا نَصْرُ بْنُ عَلِيٍّ الْجَهْضَمِيُّ، وَبَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَعُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، قَالُوا حَدَّثَنَا صَفْوَانُ بْنُ عِيسَى، حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ رَافِعٍ، عَنْ أَبِي عَبْدِ اللَّهِ ابْنِ عَمِّ أَبِي هُرَيْرَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَفْتَتِحُ الْقِرَاءَةَ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), (namazda); elhamdu lillahi Rabbil Alemin ile kıraata başlardı. Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadı zayıftır. Ravi Ebu Hureyre (r.a.)'in amcası oğlu olan Ebu Abdillah ed•Devsl'nin hali mechuldür. Dığer ra.v! B!şr bin Rafi' hakkında İbn-i Maln bir defa: Sikadır, demiştir. Bir defa da: Zayıftır, demiştir. Ahmed onu zayıf saymış, İbn-i Hibban da: O, mevdu' bir şeyler rivayet eder, demiştir. Hadisin metni Ebu Hureyre (r.a.)'den başka sahabilerin rivayeti ile Buharl, Müslim ve başka sahih hadis kitaplarında sabittir, denilmiştir. AÇIKLAMA 815’te
13
Sünen İbn Mace # 5/815
İbn Abdullah bin Muğaffal (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ الْجُرَيْرِيِّ، عَنْ قَيْسِ بْنِ عَبَايَةَ، حَدَّثَنِي ابْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الْمُغَفَّلِ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ وَقَلَّمَا رَأَيْتُ رَجُلاً أَشَدَّ عَلَيْهِ فِي الإِسْلاَمِ حَدَثًا مِنْهُ فَسَمِعَنِي وَأَنَا أَقْرَأُ ‏{بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ}‏ فَقَالَ أَىْ بُنَىَّ إِيَّاكَ وَالْحَدَثَ فَإِنِّي صَلَّيْتُ مَعَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ وَمَعَ أَبِي بَكْرٍ وَمَعَ عُمَرَ وَمَعَ عُثْمَانَ فَلَمْ أَسْمَعْ رَجُلاً مِنْهُمْ يَقُولُهُ فَإِذَا قَرَأْتَ فَقُلِ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ}‏ ‏.‏
Abdullah bin el-Muğaffel'in oğlu (Yezid) (r.a.)'den şöyle demiştir: İslam dinine yeni bir şey sokmak hususunda babamdan daha hassas ve sert bir adamı çok az gördüm. Bir defasında ben namazda; Bismillahirrahmanirrahim diye kıraata başlarken sesimi işitti. Bunun üzerine: Ey oğulcuğum! (Dinde) bir şey ihdas etmekten sakın. Çünkü ben Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber? Ebu Bekir (r.a.) ile beraber; Ömer (r.a.) ile beraber ve Osman (r.a.) ile beraber namaz kıldım. Bunlardan hiç birisinden, kıraata başlarken besmeleyi çektiğini işitmedim. Bunun için sen kıraata başlarken; [elhamdulillahi Rabbil Alemin] diyerek başla, dedi." Tahric: Aişe (r.anha)'nın hadisini Müslim ve Ebu Davud uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Enes bin Malik (r.a.)'in hadisini Ahmed. Müslim, Nesai, Darekutni, Ebu Davud, İbn-i Hibban, Taberani, Tahavi ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini müelliften başka, kimsenin rivayet edip etmediğini bilemedim, Hatta belirtildiği gibi Kütüb-i Sitte sahipIerinden yalnız müellifin rivayet ettiği Zevaid'de bildirilmiştir, İSNADI: Abdullah bin Muğaffel (r.a.)'ın hadisini Tirmizi ve Nesai rivayet etmişler; Tirmizi, bunun hasen olduğunu da söylemiştir. Fakat Nevevi, el-Hulasa'da; 'Hadis lafızları bu hadisi zayıf saymışlar ve İbn-i Huzeyme, İbn-i Abdi'l-Berr ve el-Hatib gibi alimler, Tirmizi'nin bunu hasen görmesine itiraz ederek; Senedin dönüm noktası, Abdullah bin Muğaffel (r.a.)'in oğlu üzerindedir. Oysa hali meçhuldür, demişlerdir, der. AÇIKLAMA (812, 813, 814 ve 815): Bu babta geçen hadislere göre Nebi (s.a.v.) ve hadiste anılan sahabiler, namazda Fatiha'ya başlarken besmele ile değil, 'Elhamdu.,,' ile başlamışlardır. Bu hususta alimler arasında görüş ayrlığı vardır.! Şöyle ki : 1- Hanefi alimlerine göre besmele, müstakil bir ayettir. Surelerin' arasını ayırmak ve lwreket. için indirilrniştiı-. Ne Fatiha'dan ne de başka bir sure'den bir parça degildir. Gizli ve açık namazlarda besmeleyi gizli olarak çekmek sünnettir. Sahabilerden Ali, İbn-i Mes'ud, Ammar bin Yasir, Evzai ve Hanbeli alimleri de bu görüştedirler. Bu alimlerin delilleri, bu babta geçen hadislerdir. Bunlara göre cehri namazda kıraata başlarken açıktan besmele çekmek hükmü mensuhtur. 2- Şafiiler'e göre besmele, Fatiha'dan ve Neml suresinden birer ayettir. Kur'an'ın diger surelerinden de birer ayet olup olmadıgı husüsunda Şafii mezhebinin üç kavli vardir: En meşhur ve en sahih kavle göre, besmele her sureden birer ayettir. Şafiiler'e göre namazda Fatiha'ya başlarken, ondan bir ayet olan besmeleyi çekmek farzdır. Fatiha gibi, gizli namazlarda gizli; açık namazlarda açıktan okunur. İbn-i Abbas, İbn-i Zübeyr, İbn-i Ömer, Tavus, Ata, Mekhul ve İbnü'i-Münzir (r.anhum)'un kavli de budur. Bunların delilleri ise İbn-i Huzeyme (r.a.)'in Ümmü Seleme (r.a.)'den rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: 'Peygamber (Sallallahu Aelyhi ve Sellem), namazda besmeleyi okudu ve onu bir ayet saydı: İkinci deliııeri, İbn-i Huzeyme'nin İbn-i Abbas (Radiyallahu anh)'dan rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: 'İbn-i Abbas (r.a.): وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعاً مِّنَ الْمَثَانِي [Hicr 87] ayetindeki 'Seb-i Mesani', Fatiha suresi'dir, demiştir.' 'Elhamd...'den itibaren Fatiha suresi altı ayettir. Yedinci ayet nerededir? diye kendisine soru sorulunca: Yedincisi besıneledir, diye cevab vermiştir.' Üçüncü delil. Müsliın'in Enes (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: 'Peygamber (s.a.v.) bir gün aramızda iken vahiy haletine geçti sonra tebessümle başını kaldırdı. Biz: Ya Resullah! Seni gülümseten nedir? diye sorduk. O: «Bana şimdi bir sure nazil oldu.- buyurdu. ve: .... Kevser suresini 'Bismillah ... 'tan başlayarak okudu.' Dördüncü delilleri, Darekutni'nin Ebu Hureyr e (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: ''Elhamd.. .' suresini. okurken 'Bismillah...'ı okuyunuz. 'Bismlllah...' Fatiha'dan bir ayettir.'' Şafii alimleri, bir de şöyle savunmuşlardır: Sahabiler, Beraet suresi hariç, bütün surelerin başında besmeleyi ayetlerin yazılış şekline uygun olarak yazmak üzerinde icma' etmişlerdir. Halbuki cüzi bölümlerini ve surelerin başlığındaki yazıları ayetlere uygun şekilde yazmamışlar, kırmızı ve benzeri renkıerle yazmayı itiyad haline getirmişlerdir. Yani bunların ayetlerden farklı oluşları besbellidir. Eğer besmele, Kur'an'dan olmasaydı, sahabiler, ayetlerin mushaf hattıyla ve farksız olarak yazılmasına müsaade etmiyeceklerdi. Çünkü bu uygunluk, besmelenin Kur'an'dan olduğuna itikad edilmesine halkı sevkedecek. Böylece müslümanların, Kur'an'dan olmayan bir şeyi Kur'an'dan saymakla hataya düşmelerine sebep olmuş olurlar. Sahabiler hakkında böyle bir şey düşünmek caiz değildir. Sahabilerden Ebu Bekir, Osman. İbn-i Abbas, İbn-i Ömer, Übeyy bin Ka'b, Enes, Ebu Said ve Ebu Katade (r.a.); Tabiilerden de Said bin el-Müseyyeb, MekhuI, Ata. İbn-i Sirin , İkrime. Muhammed bin el-Münkedir, Zühri, Ebü Kılabe, el-Leys bin Sa'd, İshak bin Rahuye (r.a.) ve bir çok alim cehri namazlarda besmeleyi açıktan çekmenin müstahablığına hükmetmişlerdir. Ömer (r.a.)'den üç rivayet vardır: Bir rivayete göre cehri namazlarda açıktan çekilir, diğer bir rivayete göre gizli çekilir, üçüncü bir rivayete göre besmeleyi çekmez. EI-Menhel yazarı, besmelenin açıktan çekilmesine dair bir kaç delili daha zikretmiştir. Fakat konu çok uzayacağı endişesiyle buraya almaktan feragat ettim. 3- Maliki alimlerine göre farz namazlarda besmeleyi çekmek mekruhtur. İmam olsun, cemaat olsun, münferid olsun fark etmez. Ne gizli namazda, ne de cehri namazda besmele çekilmez. Nafile namazda çekilebilir. Fakat besmelenin çekilmesini vaclb gören alimlerin görüşlerine aykırı hareket etmekten kaçınmak maksadıyla farz namazda besmeleyi çekmekte kerahet yoktur. Keza besmelesiz kıraatla namaz kılınabileceğine itikad etmek kaydıyla farz namazda besmeleyi çekmekte kerahet yoktur. Malikiler'in delilleri, bu babta geçen hadislerdir. EI-Menhel yazarı, yukarıda anlattığım, mezhebierin görüşlerini naklettikten sonra şöyle der : 'Namazda besmelenin açıktan çekilmesini müstahab gören alimlerin delil olarak gösterdikleri hadisler, kuvvetli değillerse de birbirlerini takviye etmek durumundadırlar. Bu hadislerle, Peygamber (s.a.v.)'in besmeleyi gizli çektiğine dair hadisler arasında bir çelişki söz konusu değildir. Çünkü Peygamber (s.a.v.) bazen açıktan besmele çekerdi, bazen de gizli okurdu. EI-Huda yazarı: Peygamber (s.a.v.) bazen besmeleyi açıktan çekerdi. Ekseriyetle gizli okurdu. Şüphe yok ki eğer Peygamber (s.a.v.)her gün beş defa hazerde ve seferde açıktan besmele çekmiş olsaydı, bu durumun Hulefa-i Raşidin tarafından ve sahabilerin Cumhurunca bilinmemesi mümkün değildir, demiştir. Yukarıdan beri verilen ma'lumat'tan bilmiş oldum ki namazda besmele çekmenin mekruhluğuna ve Kur'an'dan bir ayet olmadığına hükmedenlerin elinde bir mesned yoktur. Peygamber (s.a.v.)'in ve Hulefa-i Raşidin'in; ''Elhamdu lallahi Rabbil Alemin...''i ile kıraata başladıklarına dair bu babtaki hadisler ve benzeri hadislerden maksad, Fatiha suresiyle kıraata başlanmasıdır. Hadisler böyle yorumlanınca, namazda besmelenin çekilmediği manası çıkarılamaz. Bilakis bu yorum şekli, besmelenin çekildiğine delildir. Çünkü Fatiha suresi denilince besmele de sure içinde düşünülür. Darekutni'nin Enes (r.a.)'den rivayet edip sahih olduğunu belirttiği şu mealdeki hadis bu yorumu te'yid eder: 'Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem)'in ve Ebu Bekir. Ömer ile Osman (r.anhum)'un arkalarında namaz kılardık. Bu zatların hepsi cehri namazlarda Fatiha ile kıraata başlarlardı
14
Sünen İbn Mace # 5/816
Kutube bin Malik (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا شَرِيكٌ، وَسُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنْ زِيَادِ بْنِ عِلاَقَةَ، عَنْ قُطْبَةَ بْنِ مَالِكٍ، سَمِعَ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الصُّبْحِ ‏{وَالنَّخْلَ بَاسِقَاتٍ لَهَا طَلْعٌ نَضِيدٌ }‏ ‏.‏
Kutbe bin Malik (r.a.)'den rivayet edildiğine göre. kendisi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sabah namazının (ilk rekatinde) : -Ve tomurcukları birbiri üzerine dizilmiş (semaye doğru) uzayan hurma ağaçları...» (Kaf 10) ayetitnin içinde, bulunduğu sureyi) okurken işittiğini söylemiştir.» AÇIKLAMA 820’de
15
Sünen İbn Mace # 5/817
Amr bin Huraith (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ نُمَيْرٍ، حَدَّثَنَا أَبِي، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ بْنُ أَبِي خَالِدٍ، عَنْ أَصْبَغَ، مَوْلَى عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ عَنْ عَمْرِو بْنِ حُرَيْثٍ، قَالَ صَلَّيْنَا مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَكَانَ يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ فَكَأَنِّي أَسْمَعُ قِرَاءَتَهُ ‏{فَلاَ أُقْسِمُ بِالْخُنَّسِ الْجَوَارِ الْكُنَّسِ}‏ ‏.‏
Amr bin Hüre vs (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında: «Şimdi yemin ederim (geceleyin görünüp gündüz} sönen yıldızlara, dolaşıp yuvasına giren gezegenlere.- (Tekvir 15 - 17 ) ayetleri (nin bulunduğu sureyi) okurken ben Onunla beraber namaz kılmışımdır. Şu anda Onun kıraatim işitiyor gibiyim.» AÇIKLAMA 820’de
16
Sünen İbn Mace # 5/818
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، حَدَّثَنَا عَبَّادُ بْنُ الْعَوَّامِ، عَنْ عَوْفٍ، عَنْ أَبِي الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدٌ، حَدَّثَنَا مُعْتَمِرُ بْنُ سُلَيْمَانَ، عَنْ أَبِيهِ، حَدَّثَهُ أَبُو الْمِنْهَالِ، عَنْ أَبِي بَرْزَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي الْفَجْرِ مَا بَيْنَ السِّتِّينَ إِلَى الْمِائَةِ ‏.‏
Ebu Berze (r.a.)den rivayet edildiğine göre: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında altmış ile yüz ayet arası okurdu." AÇIKLAMA 820’de
17
Sünen İbn Mace # 5/819
Ebu Katade (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بِشْرٍ، بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي عَدِيٍّ، عَنْ حَجَّاجٍ الصَّوَّافِ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، وَعَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي قَتَادَةَ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا فَيُطِيلُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ وَيُقْصِرُ فِي الثَّانِيَةِ وَكَذَلِكَ فِي الصُّبْحِ ‏.‏
Ebu Katade (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı. Öğle ve ikindi farzlarının birinci rek'atinde kıraati uzatırdı. İkinci rekatte kısaltırdı. Sabah namazı da öyleydi." AÇIKLAMA 820’de
18
Sünen İbn Mace # 5/820
Abdullah bin el-Sa'ib (RA)
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ ابْنِ أَبِي مُلَيْكَةَ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ السَّائِبِ، قَالَ قَرَأَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ بـ ‏{الْمُؤْمِنُونَ}‏ فَلَمَّا أَتَى عَلَى ذِكْرِ عِيسَى أَصَابَتْهُ شَرْقَةٌ فَرَكَعَ ‏.‏ يَعْنِي سَعْلَةً ‏.‏
Abdullah bin es-Saib (r.a.)'dan: şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sabah namazında Mu'minun suresini okudu. İsa (A.S.)'ın zikredildiği yere gelince onu bir şarka tuttu. Bunun üzerine hemen rüku 'etti. Yani öksürük (tuttu.)" AÇIKLAMA (816, 817, 818, 819 ve 820): Kutbe (r.a.)'in hadisini Müslim ve Tirmizi de rivayet etmişlerdir. Tirmizi'nin rivayetinde hadisteki ayetin bulunduğu sure'nin sabah namazının ilk rek'atınde okunduğu bildirilmiştir. Tirmizi, Kutbe (r.a.)'in hadisinin hasen - sahih olduğunu da söylemiştir. Müslim'in bir rivayeti Tirmizi'nin rivayeti gibidir. Diğer bir rivayetinde; Nebi (s.a.v.)'inKaf suresini okuduğu tasrih edilmiştir. Bu hadise göre Nebi (s.a.v.) sabah namazının ilk rek'atinde 'Kaf suresini okumuştur. Amr bin Hureys (r.a.)'in hadisini Müslim, Ebu Davud ve Nesai de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Bütün rivayetlerden çıkarılan netice, Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında Tekvir suresini okumuş olmasıdır. Ebu Berze (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bu rivayetlere göre Peygamber (s.a.v.)'in sabah namazında okuduğu ayetlerin sayısı, altmış ile yüz arasında dolaşırdı. Ebu Katade (r.a.)'in hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Bazı rivayetlerin metni daha uzuncadır. Bu hadise göre Peygamber (s.a.v.), öğle, ikindi ve sabah namazlarının ilk rek'atlerinde kıraatı uzatır. İkinci rek'atlerinde, birinci rek'ate nisbeten kıraatı kısaltırdı. Buhari'nin Ebu Katade (s.a.v.)'den olan rivayetinde Peygamber (s.a.v.)'in öğle ve ikindi farzının ilk iki rek'atinin her birinde Fatiha suresini ve başka bir sureyi okuduğu belirtilmiştir. Ebu Davud'un rivayeti de, Buhari'nin rivayetine benzer. El-Menhel yazarı 'Öğle namazındaki kıraat babı'nda rivayet olunan bu hadisi açıklarken ez cümle şöyle der: Fatiha'dan sonra kısa dahi olsa bir surenin tamamını okumanın, başka bir surenin bundan daha uzun bir parçasını okumaktan daha efdal olduğu, Buhari ve Ebu Davud'un rivayetinden anlaşılıyor. Yine bu rivayetlerden anlaşılıyor ki sure okumak, namazın ilk iki rek'atına mahsustur. Dört rek'atli farz'ın son iki rek'atında Fatiha'ya sure eklenmez. cumhurun kavli de budur. Şafii alimlerinin ekserisi böyle fetva vermişlerdir. Nebi (s.a.v.)'in, ilk rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, gecikenlerin ilk rek'ata yetişmelerine yardım etmektir. Çünkü ibn-i Huzeyme ve Abdürrezzak'ın rivayetlerinde Ma'mer: Nebi (s.a.v.)'in ilk rek'atı uzatmasından maksadının, halk'ın ilk rek'ate yetişmeleri olduğunu zannediyoruz, demiştir. Ata' dan rivayet edildiğine göre, kendisi: Gerçekten ben imamı, her namazın ilk rek'atını uzatmasını istiyorum. Taki cemaat çoğalsın, demiştir. İlk rek'atı uzatmanın hikmeti, ondaki neş'enin çokluğu ve dolayısıyla huşu ve huzurun çokluğudur, diyenler de vardır. Birinci rek'atı uzatmak, ya çok ayetleri okumakla, yada okunan ayetleri yavaş yavaş ve tecvid kaidelerine fazlasıyla riayet etmekle olur. İLK REK'AT'I İKİNCİ REK'AT'TAN FAZLA UZATMAK HAKKINDA ALİMLERİN GÖRÜŞLERİ : 1- Sevri, Malikiler, Muhammed bin el-Hasan ve Şafiilerin çoğu; Bütün namazlarda ilk rek'atı ikinci rek'at'tan daha fazla uzatmak müstahabtır, demişlerdir. Onların delili Ebu Katade (r.a.)'in mezkür hadisidİr. Bir de Müslim'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettiği (İbn-i Mace'nin 825 noda rivayet ettiği) hadistir. Nevevi: Birinci rek'atta kıraati uzatmakla hükmetmek, hadislerin zahirine uygun olan, muhtar ve yegane sahih olan kavİldİr. 2- Alimlerden bir cemaat; İlk iki rek'at'ın kıraat bakımından eşit olması müstahabtır, demişlerdir. Bunların delilleri. Müslim ve Ahmed'in Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri: 'Nebi (s.a.v.) öğle farzının ilk rek'atının her birisinde otuz ayet kadar okurdu.' mealindeki hadistir. Diğer bir delilleri de buna benzeyen Sa'd bin Ebi Vakka s (r.a.)'in hadisidir. Ebu Hanife ve Ebu Yusuf, bu görüşte olan alimlerdendirler. Şu farkla ki : Bu iki imam, sabah vakti ğaflet ve uyku zamanı olduğu için, halk'ın cemaata yetişmesine yardımcı olmak üzere sabah namazında birinci rek'atin ikinciden daha fazla uzatılmasına hükmetmişlerdir. Bu görüşteki alimlere göre Nebi (s.a.v.)'in, birinci rek'atı ikinci rek'at'ten fazla uzatmasının sebebi, ilk rek'atta iftitah duası ve istiazenin bulunmasıdır. Beyhaki, ilk rek'atı uzatmaya ait hadisler ile, bu rek'atın ikinci rek'ata eşit olduğuna dair hadislerin arasını şöyle bulmuştur: İmam gelecek bir kimseyi bekliyorsa, ilk rek'atı uzatır, kimsenin geleceğini ummuyorsa birinci rek'ati ikinci rek'ate eşit kılar. İbn-i Hibban da arasını şöyle bulmuştur: ilk iki rek'atte okunan miktar eşit olmakla beraber ilk rek'atteki kıraatı, imam çok ağır okuduğu için o rek'at uzatılmış olur. Abdullah bin es-Saib (r.a.)'in hadisini Buhari ta'lik'en rivayet etmiş, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Müslim ve Ebu Davud'un rivayeti mealen şöyledir: 'Abdullah bin es-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle söylemiştir: ''Nebi (s.a.v.) Mekke'de bize sabah namazını kıldırdı ve (Fatiha'dan sonral Mu'miniin suresini okumaya başladı. Musa ile Harun'un yahut İsa'nın zikri geçen yere varınca (burada ravi tereddüt etmiştir. Nebi (s.a.v.)'i öksürük tuttu. Bunun üzerine hemen rükua gitti. Abdullah bin es-Sllib (r.a.) de bu namazda hazır bulunuyordu.' Hadiste anlatılan namaz kıldırılışı, Nesai'nin rivayetinde belirtildiği gibi Mekke'nin fethi yılında olmuştur. Nebi (s.a.v.), sabah namazında Fatiha'dan sonra Mu'minun suresini başından itibaren okumuştur. Musa (a.s.)'ın ve Harun (a.s.)'ın zikredildigi: ...... ayetine varınca veya İsa (a.s.)'ın zikredildiği; ........ ayetine varınca Onu öksürük tutmuş ve bunun üzerine kıraatı keserek rükuya varmıştır. Müslim'in ve Ebu Davud'un rivayetinde; ......... kelimesi yerine;....... kelimesi geçer. 'Sa'le' ve 'Su'le' diye okunabilen bu kelime, öksürük demektir. Müellifin rivayetinde, yukarıda da anlatıldıgı gibi 'Sa'le' kelimesi yerine 'Şarka' kelimesi geçer, Bu da bogaz tıkanıklığı demektir. EI-Menhel'in bildirdiğine göre Peygamber (s.a.v.), okuduğu ayetlerdeki kıssayı düşününce ağlayacak hale gelmiş ve bu nedenle boğazı tıkanmış ve Onu öksürük tutmuştur, Artık sureyi tamamlayamadan kıraati keserek rüku'ya varmıştır. BU HADiSLERİN FIKIH YÖNÜ : 1- Sabah namazında kıraatı uzatmak müstahabtır. 2- Fatiha'dan sonra sure okunurken doğacak bir ma'zeret dolayısıyla kıraatı kesip.rüku'a gitmek caizdir. 3- İhtiyaç olduğu zaman bir sure'nin bir kısımnı okumak, alimlerin ittifakıyla kerahatla birlikte caizdir. İhtiyaç olmadığı zaman sure'nin bir parçasını okumak, cumhura göre evlaya muhaliftir. 4- Sabah öğle ve ikindi namazlarının ilk rek'atlerındaki kıraatı, ikinci rek'atlerındaki kıraattan daha fazla uzatmak meşrudur
19
Sünen İbn Mace # 5/821
Ibn Abbas (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ خَلاَّدٍ الْبَاهِلِيُّ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، وَعَبْدُ الرَّحْمَنِ بْنُ مَهْدِيٍّ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ، عَنْ مُخَوَّلٍ، عَنْ مُسْلِمٍ الْبَطِينِ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ جُبَيْرٍ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الصُّبْحِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ }‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏
İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle söyelemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atin)de: Secde ve (ikinci rek'atinde); insan (Dehr) surelerini okurdu." Diğer tahric: Müslim, Tirmizi ve Ebu Davud AÇIKLAMA 824’te
20
Sünen İbn Mace # 5/822
Mus'ab bin Sa'd (RA)
حَدَّثَنَا أَزْهَرُ بْنُ مَرْوَانَ، حَدَّثَنَا الْحَارِثُ بْنُ نَبْهَانَ، حَدَّثَنَا عَاصِمُ بْنُ بَهْدَلَةَ، عَنْ مُصْعَبِ بْنِ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏
Mus'ab'ın babası Sa'd bin Ebi \'akkas (r.a.)dan şöyle söylemiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazındn ilk rek'atin)de secde ve (ikinci rek'atinde) insan (dehr) surelerini okurdu." Not: Zevaid'de: Sa'd (r.a.)'ın hadisinin isnadı zayıftır. Çünkü alimler el-Haris bin Nebhan'ın zayıflığı üzerinde ittifak etmişlerdir. Müslim ve başkaları bu hadisin metnini, İbn-i Abbas (r.a.))'ın rivayetinden tahric etmişlerdir, denilmiştir. Bu Hadis’i: Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız İbn-i Mace rivayet etmiştir AÇIKLAMA 824’te
21
Sünen İbn Mace # 5/823
حَدَّثَنَا حَرْمَلَةُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، أَخْبَرَنِي إِبْرَاهِيمُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنِ الأَعْرَجِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلْ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın (in ilk rek'atin)de; Secde ve ikinci rek'atinde) insan surelerini okurdu." Diğer tahric:: Buhari ve Nesai AÇIKLAMA 824’te
22
Sünen İbn Mace # 5/824
حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ مَنْصُورٍ، أَنْبَأَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، أَنْبَأَنَا عَمْرُو بْنُ أَبِي قَيْسٍ، عَنْ أَبِي فَرْوَةَ، عَنْ أَبِي الأَحْوَصِ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ مَسْعُودٍ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ كَانَ يَقْرَأُ فِي صَلاَةِ الْفَجْرِ يَوْمَ الْجُمُعَةِ ‏{الم * تَنْزِيلُ}‏ وَ ‏{هَلَ أَتَى عَلَى الإِنْسَانِ}‏ ‏.‏ قَالَ إِسْحَاقُ هَكَذَا حَدَّثَنَا عَمْرٌو عَنْ عَبْدِ اللَّهِ لاَ أَشُكُّ فِيهِ ‏.‏
Abdullah bin Mes'ud (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Cum'a günü sabah namazın ('ın ilk rek'atın)de: Secde ve (ikinci rek'atinde): İnsan surelerini okurdu. İshak demiştir ki: Amr, bize Abdullah'tan böylece tahdis etti. Bunda şüphem yoktur." Not: Bu hadisin isnadının sahih ve ricalinin sika olduğu Zevaid'de bıldirilmiştir. Bu Hadis’i: İbn-i Mace'den başka Kütüb-i Sitte sahiplerinden rivayet eden yoktur, Beyhaki ve Taberani de rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA (821, 822, 823 ve 824) Müteaddit senedlerle ve müteaddit sahabilerden rivayet olunan bu hadisler, Nebi (s.a.v.)'in Cum'a günü sabah namazının ilk rek'atinde Secde suresini ve ikinci rek'atinde , El-İnsan suresini okuduğuna delildirler. Ebu Davud'un, süneninde buradaki başlığa benzer bir ifadeyle açtığı bab'ta rivayet ettiği İbn-i Abbas (r.a.)'ın hadisini açıklayan EI-Menhel yazarı şu bilgiyi verir: «Hadis, Cuma günü sabah namazında bu iki sure'nin okunmasının meşruluğuna delildir. Hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında daima bu iki sureyi okuyormuş, Taberani'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'dan rivayet ettigi hadisin sonunda İbn-i Mes'ud (r.a.)'ın: ..... "Nebi (s.a.v.) Cuma günü sabah namazında bu iki sureyi okumayı devam ettirirdi.» cümlesi bunu te'yid eder. Yine hadisin zahirine göre Nebi (s.a.v.) bu iki sure'nin tamamını okurdu: Bazı adamların, Cuma günü sabah namazında anılan surelerin birer parçasını okumaları, hadisin zahirine ters düşer. Nevevi. 'Er-Ravda' adlı kitabında: 'Eğer kişi, içinde secde ayetinin bulunduğu bir iki ayeti sırf tilavet secdesini yapmak maksadıyla okumak isterse, bunun hükmü hakkında arkadaşlarımızın her hangi bir sözüne rastlamadım. Selef alimleri, bu adamın kıraatı hakkında ihtilaf etmişlerdir, Şeyh bin Abdi's-Selam, bunu yapmanın yasaklığına ve namazın bozulmasına sebep olduğuna fetva vermiştir, İbn-i Ebi Şeybe, Ebu'l-Aliye ile Şa'bi'nin secdeyi ihtisar etmenin mekruh olduğunu söylediklerini rivayet etmiştir. Şa'bi şunu da söylemiştir: Alimler namazda secde ayetini okudukları zaman tilavet secdesini etmeden, o ayeti takib eden ayetlere geçmekten hoşlanmazlardı. İbn-i Sirin ve el-Hasan da secde ihtisarını mekruh görmüşlerdir. İbrahim en-Nehai de, alimlerin, secde ihtisarını mekruh gördüklerini nakletmiştir Said bin el-Müseyyeb ve Sehl bin Havşeb'den rivayet edildiğine göre secde ihtisarı, halkın ihdas ettiği bir şeydir. Secde ihtisarı şudur: Secde ayetlerini toplayıp onları okumak ve tilavet secdesini yapmaktır Bir kavle göre secde ihtisarı, Kur'an okuyup secde ayetlerini anlamaktır. Her iki hareket de mekruhtur. Çünkü, selef'ten böyle bir şey varid olmamıştır,' demiştir. Sahabilerden Cuma günü sabah namazında hadiste geçen Secde ve El-İnsan surelerini okuyan zatlar, Ömer bin el-Hattab, İbn-i Abbas, İbn-i Mes'ud, İbn-i Ömer ve İbn-i Zübeyr (r.a.)'dur. Tabiilerden de İbrahim bin Abdirrahman bin Avf'tır. Allah hepsinden razı olsun. MEZHEBLERİN BU KONUDAKİ GÖRÜŞLERİ: 1 Hanefi alimlerine göre, sünnete uymak maksadı olduğu zaman Cuma sabah namazında bu iki sureyi okumak müstahabtır. Ama bu maksad olmaksızın, daima Kur'an'ın belirli bir yerini okumak mekruhtur. Çünkü böyle bir davranış, Kur'an'ın diğer yerlerini terketmeye ve Onun bir kısmını diger bir kısmına tercih etmek zannına yol açar. 2- Şafii'ye ve Ahmed bin HanbeI'e göre mezkur sureleri, Cuma'nın sabah namazında okumak sünnettir. Fakat Hanbeliler'e göre bunu devamlı yapmak mekruhtur. 3- Malikiler'e göre içinde secde ayeti bulunan her hangi bir sureyi kasden farz namazda okumak mekruhtur İbn-i Kasım'ın Malik'ten rivayeti böyledir. Eşheb'in Malik'ten rivayetine göre imam'ın arkasında az bir cemaat bulunup namazı şaşırmalarından korkulmadığı zaman, içinde secde ayeti bulunan bir sureyi farz namazda okumak caizdir. İbn-i Habib ise şöyle bir ayırım yapmıştır: Gizli namazlarda secde ayeti bulunan sure'yi okumak caiz değildir. Çünkü cemaati şaşırtır. Fakat cehri namazlarda caizdir. Çünkü cemaatın şaşırmasından emin olunur. Maliki alimlerinin bahsettikleri şaşırma şudur: İmam, zammi surede secde ayetini okuyunca hemen tilavet secdesine varıp bir defa secde ettikten sonra tekrar ayağa kalkar ve müteakip ayetlerle kıraatına devam eder. Kıraatını tamamlayınca, normal rüku' ve secdeye varır. Secde ayeti dolayısıyla varılan tilavet secdesi, durumdan haberdar olmayan kişileri şaşırtabilir.! El-Fetih yazarı: 'Nebi (s.a.v.)'in, namazda Secde suresini okurken secde ayetine vardıgı zaman hemen tilavet secdesini yaptığına dair herhangi bir açıklamaya, mevcut tariklerde rastlamadım. Yalnız İbn-i Ebi Davud'un eş-Şeria adlı kitabında İbn-i Abbas (r.a.)'dan şöyle bir rivayete rastladım: «Ben Cuma günü sabah namazında Nebi (s.a.v.)'in yanına vardım. İçinde secde ayeti bulunan bir sure okudu da secdc etti.» Bu hadisin isnadında, hali incelenecek ravi vardır. Bir de Taberani'nin M. Sağirinde Ali (r.a.)'den rivayet edilen şu mealdeki bir hadisi gördüm: «Nebi (s.a.v.) sabah namazında ''Secde suresini okuduğunda tilavet secdesi etti.'' Lakin bu hadisin isnaclında zayıflık vardır,' der. Nebi (s.a.v.)'in Cuma'nın sabah namazında mczkur sureleri okumasının hikmeti şudur: Bu iki sure, Cuma günü vuku bulmuş ve vuku bulacak rnühim olaylardan bahseder Çünkü bu ikı sure'de Adem (a.s.)'ın yaradılışı, öldükten sonra dirilme ve kulların mahşer'e sevkinden bahsedilir. Bu olaylar, Cuma günü vuku bulur Cuma günü bu surelerin okunması ile mezkur olaylar, muslümanlara hatırlatılmış olur. Amaç bu olunca. kıraat esnasında tilavet secdesi dolaylı olarak yapılır. Yani sure, tilavet secdesi yapmak içın okunmuş olmaz. El-Huda yazarı Nebi (s.a.v.), Cuma günü sabah namazında ''Secde ve el-İnsan''.. surelerini okurdu. Bir çok cahillerzannediyorlar ki, maksad, o günkü sabah ..... namazla bir secde ilave etmektir Ve o bilgisizler o secdeye Cuma secdesi ismini verirler. Onlardan birisi bu sureyi okumadığı zaman içinde secde ayeti bulunan başka bir sureyi okumaktan hoşlanır. Ta ki tilavet secdesi yapabilsin. Bunun içindir ki cahillerin yanlış anlamalarını önlemek maksadıyla bazı imamlar, Cuma günü sabah namazında Secde suresini devamlı okumayı mekruh görmüşlerdir
23
Sünen İbn Mace # 5/825
Kaza'ah (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا زَيْدُ بْنُ الْحُبَابِ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ صَالِحٍ، حَدَّثَنَا رَبِيعَةُ بْنُ يَزِيدَ، عَنْ قَزَعَةَ، قَالَ سَأَلْتُ أَبَا سَعِيدٍ الْخُدْرِيَّ عَنْ صَلاَةِ، رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالَ لَيْسَ لَكَ فِي ذَلِكَ خَيْرٌ ‏.‏ قُلْتُ بَيِّنْ رَحِمَكَ اللَّهُ ‏.‏ قَالَ كَانَتِ الصَّلاَةُ تُقَامُ لِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الظُّهْرَ فَيَخْرُجُ أَحَدُنَا إِلَى الْبَقِيعِ فَيَقْضِي حَاجَتَهُ وَيَجِيءُ فَيَتَوَضَّأُ فَيَجِدُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏
Kaz'a (r.a.)'den şöyle söylemiştir: Ben, Ebu Said-i Hudri (r.a.)'e Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in namazını sordum. Ebu Said (r.a.): Onda senin için bir hayır yoktur, dedi. Ben: -. Allah sana rahmet eylesin (Onu) açıkla, dedim. Kendisi: ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) için öğle farzının ikameti getirildi de birimiz el-Baki'a çıkardı. Kaza-i hacet ederdi. Sonra (evine) gelerek abdest alır (mescide döner) di. ResuluIIah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i Öğle farzının ilk rek'atinde bulurdu, demiştir." Bu hadis’i ayrıca Müslim ve Nesai’de tahric etti. AÇIKLAMA 828’de
24
Sünen İbn Mace # 5/826
Ebu Ma'mar (RA)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا وَكِيعٌ، حَدَّثَنَا الأَعْمَشُ، عَنْ عُمَارَةَ بْنِ عُمَيْرٍ، عَنْ أَبِي مَعْمَرٍ، قَالَ قُلْتُ لِخَبَّابٍ بِأَىِّ شَىْءٍ كُنْتُمْ تَعْرِفُونَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ قَالَ بِاضْطِرَابِ لِحْيَتِهِ ‏.‏
Ebu Ma'mer (r.a.)'den şöyle demiştir: Ben, Habbab (r.a.)'e: Siz, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle ve ikindi namazlarında kıraat ettiğini hangi şeyle biliyordunuz? diye sordum. O dedi ki: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in mübarek sakalının hareketiyle (kıraat ettiğini) biliyorduk." Bu hadis’i: Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. AÇIKLAMA 828’de
25
Sünen İbn Mace # 5/827
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ بَشَّارٍ، حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرٍ الْحَنَفِيُّ، حَدَّثَنَا الضَّحَّاكُ بْنُ عُثْمَانَ، حَدَّثَنِي بُكَيْرُ بْنُ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الأَشَجِّ، عَنْ سُلَيْمَانَ بْنِ يَسَارٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ مَا رَأَيْتُ أَحَدًا أَشْبَهَ صَلاَةً بِرَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ مِنْ فُلاَنٍ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُطِيلُ الأُولَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ وَيُخَفِّفُ الأُخْرَيَيْنِ وَيُخَفِّفُ الْعَصْرَ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den şöyle demiştir : Namaz kılma şekli bakımından Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e falan adamdan daha ziyade benzeyen hiç bir kimseyi görmedim. (Süleyman bin Yesar) demiştir ki : O zat, öğle namazının ilk iki rekatını uzatırdı. Son iki rekatı de hafifletirdi ve ikindi namazını hafif kılardı." Bu hadis’i Nesai ve Ahmed bin Hanbel de tahric etti. AÇIKLAMA 828’de
26
Sünen İbn Mace # 5/828
Ebu Sa'id el-Hudri (RA)
حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ حَكِيمٍ، حَدَّثَنَا أَبُو دَاوُدَ الطَّيَالِسِيُّ، حَدَّثَنَا الْمَسْعُودِيُّ، حَدَّثَنَا زَيْدٌ الْعَمِّيُّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ الْخُدْرِيِّ، قَالَ اجْتَمَعَ ثَلاَثُونَ بَدْرِيًّا مِنْ أَصْحَابِ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَقَالُوا تَعَالَوْا حَتَّى نَقِيسَ قِرَاءَةَ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فِيمَا لَمْ يَجْهَرْ فِيهِ مِنَ الصَّلاَةِ ‏.‏ فَمَا اخْتَلَفَ مِنْهُمْ رَجُلاَنِ فَقَاسُوا قِرَاءَتَهُ فِي الرَّكْعَةِ الأُولَى مِنَ الظُّهْرِ بِقَدْرِ ثَلاَثِينَ آيَةً وَفِي الرَّكْعَةِ الأُخْرَى قَدْرَ النِّصْفِ مِنْ ذَلِكَ وَقَاسُوا ذَلِكَ فِي صَلاَةِ الْعَصْرِ عَلَى قَدْرِ النِّصْفِ مِنَ الرَّكْعَتَيْنِ الأُخْرَيَيْنِ مِنَ الظُّهْرِ ‏.‏
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ashabından Bedir savaşına katılmış olan otuz zat toplanarak birbirlerine : Geliniz Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in açıktan okumadığı namazdaki kıraatinin tahminen (kaç ayet kadar olduğunu) hesaplayalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilafa düşmeyerek Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in öğle namazının birinci rek*atindeki kıraatini otuz ayet kadar ve son rek'atindeki kıraatini onun yarısı kadar olarak tahmin ettiler İkindi namazındaki kıraatini da öğle namazına ait son iki rek'atin (kıraatinin) yarısı kadar tahmin ettiler." Not: Zevaid'de: Bunun isnadı zayıftır, Çünkü ravi Zeyd el-Ammi zayıflır. El-Mesudi de ömrünün sonlarında ihtilat'a düşmüştür. Bu belirdikten sonra Ebu Davud ondan hadis işitmiş, diye bilgi verilmiştir. Bu Hadis’i Kütüb-i sitte’den sadece İbn-i Mace tahric etti. AÇIKLAMA (828, 826, 827 ve 828): 825 nolu Ebuı Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini Müslim ve Nesai de rivayet etmişlerdir. 826 nolu Habbab (r.a.)'ın hadisini Buhari, Ebu Davud, Nesai ve Tahavi de az lafız farkıyla rivayet etmişlerdir. Buhari'nin rivayetinde, soru sahibi Habbab (r.a.)'a: Resulullah (s.a.v.l öğle ve ikindi namazlarında okuyor muydu? diye soru sormuştur. Galiba öğle ve ikindi namazlarında açıktan kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığı için Ebu Ma'mer (r.a.) ve arkadaşları, bu iki namazda kıraat olmadığını zannettikleri için bu konuda sağlam bilgi edinmek üzere Habbab (r.a.)''a soru yöneltmişlerdir. Habbab (r.a.)'de Nebi (s.a.v.)'in mübarek sakalının hareket etmesinden, O'nun, anılan namazlarda kıraat ettiğini bildiklerini söylemiştir. Lakin mubarek sakalının hareketi, kıraata delalet etmek için yeterli değildir. Çünkü Nebi (s.a.v.)'in tesbih ve zikirle meşgul olmuş olması muhtemeldir. Bu nedenle kıraatı kesinlikle ispatlayan başka bir alamete ihtiyaç vardır. Habbab (r.a.)'ın mezkur namazları cehri namazlara kıyasladığı umulur. Ebu Katade (r.a.)'in 829 nolu ve Bera' bin A'zib (r.a.)'in 830 nolu hadislerinde bu zatların Nebi (s.a.v.)'in, öğle namazını kıldırırken okuduğu ayetlerin bir kısmını zaman zaman işittiklerini bildirmektedirler. Bu bilgi Habbab (r.a.)'ın açıkladığı alamete eklenince mesele iyice açıklık kazanır. Şu halde Habbab (r.a.) cevabı kısa kesmiş olur. HABBAB (R.A.)'IN HADİS'İNİN FIKIH YÖNÜ : 1- Öğle ve ikindi namazlarında kıraatın varlığı sabittir. 2- Bu namazlardaki kıraat gizlidir. 3- İmam'a uyan şahıs, imarn'ın hareketlerini ve duruşlarını görebilmek için, başını döndürmeden göz ucuyla imam'a bakabilir. 827 nolu Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisini Ahmed ve Nesai de rivayet etmişlerdir. Nesai'nin rivayetinde, Ebu Hureyre (r.a.)'in, namaz kılışını övdüğü zatın, Medine'deki bir imam olduğu ve Ebu Hureyre (r.a.)'in ravisi Süleyman bin Yesar'ın, bu zat'ın arkasında namaz kıldığı ve sabah namazında Tıval (uzun), akşam namazının ilk iki rek'atınde Kısar (kısa)ve yatsı namazının ilk iki rek'atinde Evsat (orta uzunluktaki) bölümlerindeki sureleri okuduğu bildirilmiştir. Uzun, orta ve kısa surelere dair bilgi için 833 nolu hadisin izahına bakın. 828 nolu Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisine gelince, notta işaret edildiği gibi Kütüb-i Sitte sahiplerinden yalnız Müellifimiz (İbn-i Mace) tarafından rivayet edilmiş olup, isnadı zayıftır. Bunun metnine göre Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hazır bulunduğu Bedir ehlinden otuz kişilik Sahabiler cemüati, Nebi (s.a.v.)'in, öğle ve ikindi namazıarındaki kıraat miktarını tahminen hesaplamak için yaptıkları görüşme neticesinde öğle namazının ilk rek'atindeki kıraat miktarını otuz ayet kadar ve son rek'attaki kıraat miktarını bunun yarısı yani onbeş ayet kadar tahmin etmişlerdir. İkindi namazındaki kıraat miktarının da, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat miktarının yarısı kadar olduğunu tahmin etmişlerdir. Öğle'nin son rek'atindeki kıraat miktarı onbeş ayet kadar tahmin edildiğine göre ikindi namazındaki kıraat miktarının bunun yarısı kadar, yani her rek'atte yedi sekiz ayet kadar olduğu manası çıkar. Hadisin zahirinden bu netice alınır. Halbuki Müslim, Ebu Davud, Nesai, Ahmed ve Tahavi'nin Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet ettikleri hadise göre ikindi namazındaki kıraat miktarı, burada belirtildiği gibi değildir. Şöyle ki: Müslim'in rivayetinde Ebu Said-i Hudri (r.a.) mealen şöyle demiştir: «Nebi (s.a.v.), öğle namazının ilk iki rek'atinin her birisinde otuz ayet kadar ve son rek'atlerde onbeşer ayet okurdu. Yahut demiştir ki: Bunun yarısı kadar okurdu. İkindi namazının ilk iki rek'atinin her birisinde onbeş ayet kadar ve son iki rek'atinde bunun yarısı kadar okurdu." Ebu Davud ve anılan diğer zatların rivayeti de Müslim'in rivayetine benziyor. Görülüyor ki bu rivayetlerden anlaşıldığı gibi Nebi (s.a.v.)'in ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraat miktarı, öğle namazının son iki rek'atindeki kıraat kadar imiş. Yani her rek'atteki kıraat miktarı onbeş ayet kadarmış. İkindi namazının son iki rek'atindeki kıraat bunun yarısı kadarmış. El-Menhel yazarının 'Dört rek'atli namazın son iki rek'atini hafifletmek babı'nda rivayet olunan Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadisini açıkladıktan sonra, Tahavi'den naklettiği ve baş kısmı Müellifin 828 nolu hadisine benzeyen Ebu Said-i Hudri (r.a.)'in hadis metni yukarıya mealini aldığımız Müslim'in rivayetine uygundur. Bu rivayet şöyledir: «Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den rivayet edildigine göre şöyle demiştir: Nebi (s.a.v.)'in ashabından otuz zat toplanarak: Geliniz, Resulullah (s.a.v.)'in açıktan okumadığı namazlardaki kıraatini tahminen hesaplıyalım, dediler. Onlardan iki kişi bile ihtilaf etmeyerek Nebi (s.a.v.)'in öğle namazının ilk iki rek'atindeki kıraatını otuzar ayet kadar ve son iki rek'atindeki kıraatini, bunun yarısı kadar: ikindi namazının ilk iki rek'atindeki kıraut miktarını, öğ]e namazının ilk iki rek'atindeki kıraatın yarısı kadar ve ikindinin son iki rek'atindeki kıraat miktarını öğlenin son iki rek'atindeki kıraatin yarısı kadar olmak üzere tahminen hesapladılar.» Müslim'in 'Öğle ve ikindi namazındaki kıraat' babı'ndaki hadisler bahsinde Nevevi özetle şöyle der: «Bu babtaki hadisler, Nebi (s.a.v.)'in namazı uzattığına delalet ederler Buhari ve Müslim'de bulunan ve başka bablarda rivayet edilen diğer bazı hadislerde Nebi (s.a.v.) namazı tam kılmakla berabel', herkesten daha hafif kıldırırdı ve: ''Ben namaza girerim, onu uzatmak isterim. Biraz sonra çocugun ağlama sesini işitirim de çocuğun annesinin, kendi namazını şaşırmakla fitneye düşmesinden korkarak namazımı hafifletirim.'' buyurmuştur. Alimler: Durumların değişikliğine göre Nebi (s.a.v.)'in, namazını uzatması ve kısaltması değişirdi. Cemaat, uzatmayı tercih ettiği ve ne onların ne de Nebi (s.a.v.)'in işi olmadığı zaman Nebi (s.a.v.) namazı uzatırdı. Durum böyle olmadığı zaman namazı hafifletirdi. Bazen uzatmak isterdi fakat çocuğun ağlaması gibi bir durum doğunca, uzatmaktan vazgeçerdi. Bazen de vaktin başında değil içinde namaza girerdi. O zaman da hafif kıldırırdı. Bazıları: Nebi (s.a.v.), bazen uzatırdı. Bu nadir olurdu, Ekseriyetle hafif kıldırırdı. Çünkü efdal olanı hafif kıldırmaklı. Uzatmanın caizliğini bildirmek içinI bazen de uzatırdı Nitekim şöyle buyurmuştur: ''Sizden bazıları kaçırıcıdır. Hanginiz halk'a namaz kıldırıı'sa hafifletsin. Çünkü içlerinde hasta, zayıf ve ihtiyaç sahibi vardır., demişIeıdir. Bazıları da Fatiha'dan sonra okunan ayetlerin belirli bir miktarının söz konusu olmadığını beyan etmek için: Nebi (s.a.v.) bazen kıraatını uzatmış, bazen de kısa kesmiştir. demişlerdir. Hulasa (özetle) namazı hafif kıldırmak sünnettir. AlimIerin beyanına göre sabah namazı, bütün namazlardan daha fazla uzatılmalıdır. Bundan sonra öğle namazı uzatılmalıdır. İkindi ve yatsı namazıarı öğle namazından kısa kesilmelidir. En hafif nama akşam namazı olmalıdır
27
Sünen İbn Mace # 5/829
Abdullah bin Ebu Katade (RA)
حَدَّثَنَا بِشْرُ بْنُ هِلاَلٍ الصَّوَّافُ، حَدَّثَنَا يَزِيدُ بْنُ زُرَيْعٍ، حَدَّثَنَا هِشَامٌ الدَّسْتَوَائِيُّ، عَنْ يَحْيَى بْنِ أَبِي كَثِيرٍ، عَنْ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ أَبِي قَتَادَةَ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ بِنَا فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ مِنْ صَلاَةِ الظُّهْرِ وَيُسْمِعُنَا الآيَةَ أَحْيَانًا ‏.‏
Ebu Katade (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize kıldırdığı öğle namazının ilk iki rek'atinde (Fatihadan sonra) Kur'an okurdu ve (gizli okuduğu ayetlerden) bazısını zaman zaman bize duyururdu.»" Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir
28
Sünen İbn Mace # 5/830
el-Bara' bin Azib (RA)
حَدَّثَنَا عُقْبَةُ بْنُ مُكْرَمٍ، حَدَّثَنَا سَلْمُ بْنُ قُتَيْبَةَ، عَنْ هَاشِمِ بْنِ الْبَرِيدِ، عَنْ أَبِي إِسْحَاقَ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، قَالَ كَانَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يُصَلِّي بِنَا الظُّهْرَ فَنَسْمَعُ مِنْهُ الآيَةَ بَعْدَ الآيَاتِ مِنْ سُورَةِ لُقْمَانَ وَالذَّارِيَاتِ ‏.‏
Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize öğle namazını kıldırırdı. Okuduğu Lokman ve Zariyat suresinden olan ayetlerden bazısını Ondan işitirdik." Ayrıca Nesai’de bu hadis’i tahric etti. AÇIKLAMA : Ebu Katade'nin hadisini Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai de daha uzun metin halinde rivayet etmişlerdir. Buhari, Müslim ve Ebu Davud'daki metin, mealen şöyle başlar: 'Resulullah (s.a.v.) bize namaz kıldırırdı. Öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rek'atlerinde Fatiha'yı ve birer sureyi okurdu. Bazen ayeti bize duyururdu...' Bu rivayetlerden anlaşılıyor ki, gizli olan öğle ve ikindi namazlarında Fatiha'dan veya Ondan sonra okunan sureden mesela bir ayeti açıktan okumak caizdir. İster bunu kasden yapsın, ister sehven yapsın farketmez. Ve bundan dolayı sehv secdesi gerekmez. Bazıları: Sehv secdesi gerekir demişlerse de bu hadis o kavli reddeder. Keza bazıları: Gizli namazlarda kıraatı gizli yapmak, namazın sıhhatının şartıdır. Yani gizli namazlarda okunan ayetlerden bir tanesini açıktan okumak namazı bozar, demişlerse de bu hadis o görüşü de reddeder. Nevevi: Nebi (s.a.v.), gizli namazlarda okuduğu ayetlerden birisini açıktan okumakla, bunun caiz olduğunu ve gizli okumanın namazın sıhhati için şart olmayıp, ancak sünnet olduğunu beyan etmek istemiştir, diye yorum yapılmıştır. Şöyle bir ihtimal da var. Nebi (s.a.v.) namaz kıldırırken tam huşu' ve huzura daldığı için, okuduğu ayetlerden birisi zaman zaman sesli olarak mübarek ağzından çıkmış olabilir, demiştir. Tıybi: Hadiste anlatılmak istenen mana şudur ki: Nebi (s.a.v.) Fatiha'nın ve ondan sonra okuduğu sure'nin bazı kelimelerini cemaata duyuracak şekilde sesli okurdu. Taki ne okuduğu bilinebilsin, demiştir. İbnü'l-Melik de Tıybi'nin sözüne şu sözü eklemiştir: Nebi (s.a.v.)'in ne okuduğu cemaat tarafından bilinsin. Ta ki müslümanlar da benzer namazlarda benzer sureler okusun. Sindi de bu hadisi açıklarken şöyle der: Gizli namazlarda kıraatin az bir kısmının sesli okunmasının zarar vermediği, bu hadiste anlaşılıyor. Bir namazda gizli ve açık kıraatı tatbik etmek maksadı güdülmemiştir. Nebi (s.a.v.)'in maksadı şu olabilir: Gizli namazlarda da kıraat vardır. Maksad bu ise, zaruret olmadıkça gizli namazlarda açıktan okumanın caizliği hadisten çıkarılamaz. Ancak bu yoruma şöyle itiraz edilebilir: Nebi (s.a.v.) gizli namazlarda kıraatin bir kısmını sesli yapmakla bu hükmü hissettirmesi zarureti yoktur. Bu sebeple en uygunu şöyle demektir : Gizli namazlarda kıraatin bir parçasını sesli yapmak caizdir. Bera' bin Azib (r.a.)'in hadisini Nesai de rivayet etmiştir. Onun hadisi de Nebi (s.a.v.)'in öğle namazında Fatiha'dan sonra buna sure eklediğine ve gizli namazda okunan ayetlerden bir tanesinin sesli okunmasının caizliğine delalet eder
29
Sünen İbn Mace # 5/831
Ibn Abbas (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ عُبَيْدِ اللَّهِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، عَنِ ابْنِ عَبَّاسٍ، عَنْ أُمِّهِ، - قَالَ أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ هِيَ لُبَابَةُ - أَنَّهَا سَمِعَتْ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالْمُرْسَلاَتِ عُرْفًا ‏.‏
İbn-İ Abbas (r.a.)'dan, O da annesi (Ebu Bekir bin Şeybe demiştir ki: Annesinin adı Lübabe r.a.'dir.) rivayet ettiğine göre annesi; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında; Mürselat (suresini) okuduğunu işitmiştir. Tahric: Bu Hadis’i Kütüb-i sitte sahiplerinin hepsi rivayet etmiştir. 4BUHARİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN MÜSLİM HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN TİRMİZİ HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN EBU DAVUD HADİSİ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
30
Sünen İbn Mace # 5/832
Muhammed bin Cübeyr bin Mut'im (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ جُبَيْرِ بْنِ مُطْعِمٍ، عَنْ أَبِيهِ، قَالَ سَمِعْتُ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ بِالطُّورِ ‏.‏ قَالَ جُبَيْرٌ فِي غَيْرِ هَذَا الْحَدِيثِ فَلَمَّا سَمِعْتُهُ يَقْرَأُ ‏{أَمْ خُلِقُوا مِنْ غَيْرِ شَىْءٍ أَمْ هُمُ الْخَالِقُونَ}‏ إِلَى قَوْلِهِ ‏{فَلْيَأْتِ مُسْتَمِعُهُمْ بِسُلْطَانٍ مُبِينٍ }‏ كَادَ قَلْبِي يَطِيرُ ‏.‏
Cübeyr bin Mut'im (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: «Ben Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, akşam namazında Tur (suresini) okuduğunu işittim.» Cübeyr (r.a.), bu hadisten başka bir hadiste şöyle demiştir: «Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in; {أم خلقوا من غير شيء أم هم الخالقون، إلى قوله، فليأت مستمعهم بسلطان مبين} ayetlerini okuduğunu İşittiğim zaman, az kaldı kalbim uçuyordu.» Diğer tahric: Buhari, Müslim, Ebu Davud ve Nesai
31
Sünen İbn Mace # 5/833
Abdullah ibn Umar (RA)
حَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ بُدَيْلٍ، حَدَّثَنَا حَفْصُ بْنُ غِيَاثٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ، عَنْ نَافِعٍ، عَنِ ابْنِ عُمَرَ، قَالَ كَانَ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقْرَأُ فِي الْمَغْرِبِ ‏{قُلْ يَا أَيُّهَا الْكَافِرُونَ}‏ وَ ‏{قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ}‏ ‏.‏
İbn-i Ömer (r.a.)'den şöyle demiştir: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), akşam namazında Kafirun ve İhlas (surelerini) okurdu
32
Sünen İbn Mace # 5/834
el-Bara' bin Azib (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا يَحْيَى بْنُ زَكَرِيَّا بْنِ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ يَحْيَى بْنِ سَعِيدٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ بْنِ عَازِبٍ، أَنَّهُ صَلَّى مَعَ النَّبِيِّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ الْعِشَاءَ الآخِرَةَ قَالَ فَسَمِعْتُهُ يَقْرَأُ بِالتِّينِ وَالزَّيْتُونِ
Bera' bin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile beraber (bir yolculukta) yatsı namazını kılmıştır ve : Ben, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in, (o namazın bir rek'atinde} Tin (suresini) okuduğunu işittim, demiştir." Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud
33
Sünen İbn Mace # 5/835
Adi bin Sabit (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الصَّبَّاحِ، أَنْبَأَنَا سُفْيَانُ، ح وَحَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ عَامِرِ بْنِ زُرَارَةَ، حَدَّثَنَا ابْنُ أَبِي زَائِدَةَ، جَمِيعًا عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ عَدِيِّ بْنِ ثَابِتٍ، عَنِ الْبَرَاءِ، مِثْلَهُ ‏.‏ قَالَ فَمَا سَمِعْتُ إِنْسَانًا، أَحْسَنَ صَوْتًا أَوْ قِرَاءَةً مِنْهُ ‏.‏
Bera' hin A'zib (r.a.)'den rivayet edildiğine yöre yukarıdaki hadisin mislini söylemiş ve bu arada şunu da söylemiştir : Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den güzel sesli yahut kıraatlı hiç bir insanı dinlemiş değilim. Diğer tahric: Buhari, Müslim Tirmizi, Nesai ve Ebu Davud
34
Sünen İbn Mace # 5/836
Cabir (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ رُمْحٍ، أَنْبَأَنَا اللَّيْثُ بْنُ سَعْدٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، أَنَّ مُعَاذَ بْنَ جَبَلٍ، صَلَّى بِأَصْحَابِهِ الْعِشَاءَ فَطَوَّلَ عَلَيْهِمْ فَقَالَ لَهُ النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ اقْرَأْ بِالشَّمْسِ وَضُحَاهَا وَسَبِّحِ اسْمَ رَبِّكَ الأَعْلَى وَاللَّيْلِ إِذَا يَغْشَى وَاقْرَأْ بِسْمِ رَبِّكَ ‏"‏ ‏.‏
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Muaz bin Cebel (r.a.) arkadaşlarına yatsı namazını kıldırdı da onlara namazı uzattı. (Durum, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve SellemJ'e iletilince) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sel-lem) (Muaz'a) : «(Halka imamlık ettiğin zaman) Şems, A'la, Leyi ve Alak sürelerini oku.» buyurmuştur." Diğer tahric: Buhari, Müsiim ve Nesai
35
Sünen İbn Mace # 5/837
Ubadah bin el-Samit (RA)
حَدَّثَنَا هِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، وَسَهْلُ بْنُ أَبِي سَهْلٍ، وَإِسْحَاقُ بْنُ إِسْمَاعِيلَ، قَالُوا حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ مَحْمُودِ بْنِ الرَّبِيعِ، عَنْ عُبَادَةَ بْنِ الصَّامِتِ، أَنَّ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏
"‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏"‏ ‏.‏
Ubade bin es-Sanıit (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Selleın) şöyle buyurdu, demiştir : «Namazda Fatiha (suresini) okumayan'ın hiç bir namazı yoktur.» Diğer tahric: Buhari, ezan; Müslim, salat; Tirmizî, mevakit, tefsir sure; Nesai, iftitah; Ebu Davud, salat, Darimî salat; Muvatta, nida; Ahmed b. Hanbel, II, 285, 290, 460, 487; V, 314, 316, AÇIKLAMA : Ebu Davud'un süneninin "Namazında Fatiha'yı terkeden habı»nda el-Menhel şöyle der: ''Hadisteki ''Namaz'' kelimesi, lügattaki manası olan duada kullanılmamış olup şer'i manası olan özel ibadette kullanılmıştır. Çünkü Şari-i Hakim ... kelimelerin lügat manalarını anlatmak için degil dini manalarını tanıtmak için gönderilmiştir. Bu nedenle onun sözleri daima ıstılahi manaya yorumlanır. Şu halde hadisin anlamı şudur: ''Namazda Fatiha suresini okumayanın şeriata uygun hiç bir namazı yoktur.. Yani Fatiha suresini okumadan kıldığı namaz, şer'an namaz anlamını taşımaz. Hal böyle olunca: Hadiste «Sıhhatli» veya «Yeterli» yahut "Mükemmel'' kelimesini takdir ederek meali şöyledir, diye bir yorum'a gerek yoktur . ''... okumayanın (sıhhatlı) hiç bir namazı... '' veya, ''... okumayanın (yeterli) hiç bir..'' yahut, ''... okumayanın (mükemmel) hiç bir... '' Faraza: ''Namaz yoktur'' denemezse, o zaman cümlenin hakiki manasına en yakın olan mecazi manası seçilir. Yani ''SıhhatlI '' veya, Yeterli .. kelimesi takdir edilir. Ve meal şöyle olur: ''Namnazda Fatiha (suresini) okumayanın (sıhhatlı) hiç bir namazı yoktur.'' veya: ''... okumayanın (yeterlil hiç..'' Hadıste "Mükemmel'' kelimesi takdir edilmekle hakiki manaya en uzak olan mecazi mana alınamaz. Çünkü daha yakın manayı almak mümkündür. Diger taraftan " ... sıhhatlı (veya) yeterli namaz yoktur.'' denilince ''... mükemmel namaz yoktur '' manası da ifade edilmiş olur. Fakat ''... mükemmel namaz yoktur ..'' denilirse " ... sıhhatlı namaz yoktur.'' manası ifade edilmiş olamaz. Zira bir namaz mükemmel olmamakla beraber sıhhatlı ve yeterli olabilir. Hadis; yukarıda anlatıldığı gibi namazda Fatiha okumayanın namazının şer'i bir namaz sayllamayacağına ve sahih olmadığına delildir. NAMAZDA FATİHA OKUMAK FARZ MI? 1- İbnü'l-Münzir'in nakline göre Ön er, Osman bin Ebi'l-As, İbn-i Abbas, Ebu Hureyre ve Ebu Said-i Hudri (r.a.) : ''Namazda Fatiha okumak farzdır, onun yerine başka sureler ve ayetler okumak kafi gelmez. Ancak onu okumaya gücü yetmeyenin, başka ayetler okuması caizdir.''demişlerdir, Sahabilerle tabiilerin ve onlardan sonra gelen alimlerin cumhurunun kavli budur, Malik, Şafii ve Ahmed bin Hanbel'in mezhebieri de budur. Şer'i namazın oluşması için Fatiha suresinin okunmasının gerekliligine delalet eden delillerden birisi de Darekutni'nin Ubade bin es-Samit (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir: ''Namazda Fatiha okumayan adamın kıldığı namaz yeterli değildir.'' Darekutni bunun isnadının sahih oldugunu söylemiştir. Başka bir delil de İbn-i Huzeyme'nin, kendi sahihinde Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği şu hadistir. ''İçinde Fatiha okunmayan namaz yeterli değildir.'' 2- Hanefi alimlerine göre namazda Fatiha okumak farz değildir. Kur'an-ı Kerim'in her hangi bir ayetini okumak farzdır. Fatiha'yı okumak ise vacibtir. Onlar: Fatiha'nın okunmasının gerekliliği ahad hadisi ile sabittir. 'Ahad' hadisi ile sabit olan bir şey farz olmaz, vacib olur. Onsuz namaz sahihtir. Fakat Fatiha'yı terkeden kişi günah işlemiş olur, demişlerdir. Delilleri ise; .... ''Artık Kur'an'dan kolay geleni okuyun .'' [Müzemmil 20] ayetidir. Hanefi alimleri: Ayet, kolay olanın okunmasının istendiğini kesinlikle belirtiyor. Bunda bir muhayyerlik vardır. Yani namaz kılan kişi serbesttir. Kur'an-ı Kerim'in neresini okumak ona kolay geliyor isa orayı okuyabilir. Eğer Fatiha'yı okumak farz olsaydı, muhayyerlik hükmünün mensuh olması gerekecekti. Halbuki kat'i delil olan mezkur ayet zanni delil olan ahad hadisi ile mensuh olmaz, demişlerdir. Onların bir delili de Buhari ve Müsliın'in Ebu Hureyre (r.a.)'den merfu' olarak rivayet ettikleri ve namazı hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.)'in namaz tarifine ait hadisinde şöyle buyurulmuş olan ifadedir: .........''... sonra Kur'an belleyip okuyabildigini oku...'' Bu ayeti delil gösteren Hanefi alimleri: Hürmet bakımından Kur'an'ın bütün sureleri eşittir. Nitekim cünüb adam hiç bir ayetini okuyamaz. Abdestsiz kimse mushafın hiç bir yerini elleyemez, demişlerdir. Onlara göre hadisten maksad, Fatiha okumayanın namazının sahih olmadığı değil, mükemmel olmadığını bildirmektir. CUMHUR'UN HANEFİ ALİMLERİNE CEVABI .........[Müzemmil 20] ayeti farz namazdaki kıraat miktarı hakkında değil, gece namazı hakkındadır. Yani geceleyin kolayınıza gelen namazı kılınız. ''kat'i delil, zanni delil ile mensuh olmaz. Halbuki eğer Fatiha'yı okumak farzdır, dense, ayetle getirilmiş olan muhayyerlik mensuh olur.'' şeklindeki gerekçeye gelince bu da varid değildir. Çünkü nesih durumu yoktur. Itlak ve takyid vardır. Yani ayet mutlaktır. Hadis onu takyid etmiş olur. İbham ve tefsir kabilindendir, demek de mümkündür. Namazını hatalı kılan zat'a Nebi (s.a.v.)'in; emri mücmel olup, Fatiha'nın okunmasını emreden hadislerle açıklanmıştır. Üstelik, Ebu Davud, Ahmed bin Hanbel ve İbn-i Hibban'ın rivayetlerinde Peygamber (s.a.v.)'in o adama: ... "Sonra Ümmü'l-Kur'an'ı oku'' buyurduğu bildirilmiştir. Kur'an surelerinin hürmet bakımından eşit olması namazda okunmalarının yeterliliği yönünden de eşit olmasını gerektirmez. Kaldı ki Fatiha'nın okunmasının gerekliliği sahih hadislerle sabittir. Hadisteki: ''....namazı yoktur.'' cümlesindeki olumsuzluğun namaz'ın mükemmelliğine ait olmayıp namazın aslına ve sıhhatına ait olduğu hususu yukarıda anlatılmıştır. EI-Menhel yazarı, ''Namazında kıraati terkedenin babı'' nda eumhurun görüşünü ve Hanefi alimlerinin görüşünü yukarıda anlattığım şekilde naklettikten sonra şöyle der: ''Yukarıda verilen malumat'tan bilmiş oldun ki Fatiha suresini okumanın namazın rükünlerinden sayılması ve onsuz kılınan namazın sahih olmaması kavli kuvvetlidir. FATİHA HER REK'ATTE FARZ MI? Namazda Fatiha okumak farzdır, diyen alimler bu hususta ihtilaf etmişlerdir: 1-Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai, Ebu Sevr, Ali ve Cabir'e göre imam ve tek başına namaz kılanın bütün rek'atlerde Fatiha okumaları farzdır. Maliki alimlerinin sahih kavil de budur. (İmam'a uyan kimse hakkındaki ayrıntılı bilgi bundan sonraki babta verilecektir.) Delilleri: I- Namazını hatalı kılan zata Nebi (s.a.v.), namazı tarif ederken ilk rek'atte yapılacak şeyleri anlattıktan sonra: .... ''Sonra namazının her rek'atinde, onları (anlatılanları) yap.'' buyurmuştur. Bunu Buhari rivayet etmiştir. II- Buhari ve Ahmed'in Malik bin el-Huveyris (r.a.)'den merfu olarak rivayet ettikleri: ........... ''Benim namaz kılışımı gördüğünüz gibi namaz kılınız'' hadisidir. Nebi (s.a.v.)'in her rek'atte Fatiha okuduğu bilinmektedir. III- Müslim'in Ebu Katade (r.a.)'den rivayet ettiği; ''ResululIah (s.a.v.) öğle ve ikindinin ilk iki rek'atlarında Fatiha'yı okurdu ve (Fatiha'dan sonra okuduğu) ayeti zaman zaman bize duyururdu. Son iki rek'atte Fatiha okurdu.'' 2- Hasan-ı Basri, Davud ve İshak'a göre, namazın herhangi bir rek'atinde Fatiha ve ondan sonra Kur'an'dan bir parça okumak vacibin yerine getirilmesi için kafidir. Bir rek'atta Fatiha, başka bir rek'atta da ayetler okumak yine vacibin ifası için yeterli sayılır. Bunların delili de Ubade (r.a.)'ın (837 nolu) hadisidir. Bunlar: 'Hadiste namazda Fatiha okunması emredilmiştir. Bir defa okununca emir yerine getirilmiş olur. Her rek'atte okunması gerekir, diye başka bir delil varsa ona dönülür, demişlerdir. Bu görüşe şöyle cevab verilir: Yukarıda beyan edilen deliller, her rek'atta Fatiha okumanın gerekliliğine delalet ederler. 3- Zeyd bin Ali ve en-Nasır'a göre ilk iki rek'atta Fatiha okumak farzdır. Son iki rek'atta Fatiha yerine başka ayetler okumak veya tesbihat yapmak da caizdir. Ebu Hanife'nin görüşü bu görüşe benzer. Şu farkla ki, Ebu Hanife'ye göre ilk iki rek'atta kıraat farzdır. Fatiha okumak farz değil vacibtir. Yani Fatiha okunmayıp başka sure veya ayetler okunursa farz yerine getirilmiş olur. Sadece vacib terk edilmiş olur. Zeyd bin Ali ve en-Nasır'ın delili: Ali bin Ebi Talib (r.a.)'ın ilk iki rek'atte kıraat ettiğine ve son iki rek'atta tesbihat yaptığına dair rivayet olunan hadistir. Halbuki bu hadis zayıftır. Çünkü el-Harise el-A'ver'in rivayetinden gelmedir. Bu adam hadis hafızları yanında zayıflıkla meşhur bir kezzabtır. Bunların ikinci delili de Hanefi alimlerinin gösterdikleri .....[Müzemmil 20] ayetidir. Bu ayetin delil olup olmayacağı hakkında yukarıda yeterli bilgi verilmiştir. EBU DAVUD HADİSİ VE İZAH’I İÇİN BURAYA TIKLAYIN
36
Sünen İbn Mace # 5/838
It was narrated from Abu Sa’ib that he heard Abu Hurairah say
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنِ ابْنِ جُرَيْجٍ، عَنِ الْعَلاَءِ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ بْنِ يَعْقُوبَ، أَنَّ أَبَا السَّائِبِ، أَخْبَرَهُ أَنَّهُ، سَمِعَ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ مَنْ صَلَّى صَلاَةً لَمْ يَقْرَأْ فِيهَا بِأُمِّ الْقُرْآنِ فَهِيَ خِدَاجٌ غَيْرُ تَمَامٍ ‏"‏ ‏.‏ فَقُلْتُ يَا أَبَا هُرَيْرَةَ فَإِنِّي أَكُونُ أَحْيَانًا وَرَاءَ الإِمَامِ ‏.‏ فَغَمَزَ ذِرَاعِي وَقَالَ يَا فَارِسِيُّ اقْرَأْ بِهَا فِي نَفْسِكَ ‏.‏
Ebü's-Saib (r.a.)'den rivayet edildiğine göre kendisi Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu işitmiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) : «Kim, içinde Fatiha okumadığı bir namaz kılarsa o namaz noksandır, tamam değildir.» buyurmuştur. Ben: «Ya Eba Hureyre ! Şüphesiz ki ben zaman zaman imamın arkasında olurum.» dedim. Bunun üzerine Ebu Hureyre (r.a.), kolumu tutup bastırdı ve : «Ya Farislit Fatihayı gizli oku.» diye cevap verdi. Diğer tahric: Malik, Ahmed, Müslim. Ebu Davud, Nesai ve Tirmizi AÇIKLAMA : Rivayetlerin çoğunda Fatiha suresinin ayetleri ve ifade ettikleri yüce özelliklere de işaret vardır, Ve hadis metni uzuncadır, EI-Menhel yazarı şöyle der: ''Hadiste 'Salat = Namaz' kelimesi mutlak geçtiği için farz ve nafile bütün namazları kapsar, Darekutni'nin Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'dan rivayet ettigi: ''Kim farz veya nafile namaz kılarsa içinde Fatiha'yı okusun." Hadis bu kapsamayı onaylar. Hadiste geçen: ..."Ümmü'I-Kitab" lafzı Fatiha'nın isimlerinden birisidir. Bu lafzın manası: ''Kur'an-ı Kerim'in anası'' demektir. Fatiha'ya bu adın verilmesinin sebebi, Kur'an-ı Kerim'in ana maksadlarının Fatiha'da toplanmış olmasıdır. Şöyle ki; Fatiha'da Allah Teala'ya layıkı vechile hamd ve sena, ilahi emir ve yasağa itaat, uhrevi mükafat ve ceza, dünya ve ahiret halleri, hidayet yolundakilere övgü ve sapıkları zem etmek gibi önemli maksatlar yer almıştır. خداج Hidac: Noksanlıktır. .....''tam değildir." lafzı Nebi (s.a.v.)'in buyruğundan olup 'Hidac'ın açıklamasıdır, Ravinin sözü olabilir. Bu takdirde hadise müdrectir (yani sonradan eklenmiştir). Bu hadis, imam, münferid ve imamın arkasında namaz kılana'yı kapsar. Hadis, namazda Fatiha okumak farzdır, diyen cumhur için bir delildir. Bazı alimler: Hadis, içinde Fatiha okunmayan namazın noksan olduğunu bildirmiş, noksanlık ise namazın bozulmasını gerektirmez, demişlerdir. Eğer bu noksanlığın namazın ifsadını gerektirdiğine delalet eden bir alamet ve delil bulunmasaydı, bunların dediği doğru olurdu. Fakat Darekutni'nin rivayet etmiş olduğu ve bir önceki hadisin izahında geçen hadis, bu noksanlıkla kılınan namazın yeterli olmadığını belirtmiştir. İbn-i Abdi'l-Berr: 'Namazda Fatiha okumanın vacib olmadığını söyleyenler, Nebi (s.a.v.)'in ''Noksandır.'' ifadesi Fatiha'sız kılınan namazın caizliğine delalet eder. Ve noksan olan namaz caizdir, demişlerdir. Bu söz hatalıdır. Çünkü noksan olan bir şey tamamlanmış sayılmaz, Namazını tamamlamadan çıkan bir kimsenin yeniden ve tam olarak kılması gerekir, Bu itibarla noksanlığını itiraf ettiği halde, caiz olduğunu iddia edenlerin iddialarını ispatlayıcı delil göstermeleri gerekir', demiştir. (EI-Menhel yazarı el-Baci'den de İbn-i Abdi'l-Berr'in sözüne benzer bir nakil yapmıştır.) Ebu's-Saib: . "Ben zaman zaman imam'ın arkasında olurum'' sözü ile şunu demek istiyor: 'Ben imama uyduğum zaman Fatiha'yı okuyacak mıyım?' Ebu Hureyre (r.a.), cevabı dikkatle dinlemesini sağlamak maksadıyla Ebu's-Saib'in kolunu tutup bastırmıştı. Ve: "Ey Farisi! Fatiha'yı gizli oku'' diye cevab vermiştir. İmama uyan kimse, gizli ve açık bil'umum namazlarda Fatiha okur, diyen Şafii için bu hadis delildir
37
Sünen İbn Mace # 5/839
Ebu Sa'id (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو كُرَيْبٍ، حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ الْفُضَيْلِ، ح وَحَدَّثَنَا سُوَيْدُ بْنُ سَعِيدٍ، حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، جَمِيعًا عَنْ أَبِي سُفْيَانَ السَّعْدِيِّ، عَنْ أَبِي نَضْرَةَ، عَنْ أَبِي سَعِيدٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ لاَ صَلاَةَ لِمَنْ لَمْ يَقْرَأْ فِي كُلِّ رَكْعَةٍ بِـ ‏{الْحَمْدُ لِلَّهِ‏}‏ وَسُورَةٍ فِي فَرِيضَةٍ أَوْ غَيْرِهَا ‏"‏ ‏.‏
Ebu Said-i Hudri (r.a.)'den şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: «Farz veya diğer namazların her rekaünde Fatiha'yı ve bir sureyi okumayanın hiç bir namazı yoktur.»" Not: Zevaid'de: Bu, zayıftır. Senedindeki Ebü Süfyan es-Sa'di'nin zayıflığı üzerinde alimlerin ittifak ettiklerini İbn-i Abdi'I-Berr söylemiştir. Lakin Katade Ebu Süfyan'a mutabaat etmiştir. İbn-i Hibban. kendi sahihinde öyle rivayet etmiştir, denmiştir
38
Sünen İbn Mace # 5/840
Hz. Âişe (r.anha)
حَدَّثَنَا الْفَضْلُ بْنُ يَعْقُوبَ الْجَزَرِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ إِسْحَاقَ، عَنْ يَحْيَى بْنِ عَبَّادِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ بْنِ الزُّبَيْرِ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ عَائِشَةَ، قَالَتْ سَمِعْتُ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ يَقُولُ ‏
"‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِأُمِّ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏
Aişe (r.anha)'den şöyle demiştir: Ben, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den şöyle buyururken işittim: «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır.»" Diğer tahric: Buhari, Ahmed. Tahavİ ve Beyhaki
39
Sünen İbn Mace # 5/841
Amr bin Şuayb'dan (RA)
حَدَّثَنَا الْوَلِيدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السُّكَيْنِ، حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ يَعْقُوبَ السَّلْعِيُّ، حَدَّثَنَا حُسَيْنٌ الْمُعَلِّمُ، عَنْ عَمْرِو بْنِ شُعَيْبٍ، عَنْ أَبِيهِ، عَنْ جَدِّهِ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏
"‏ كُلُّ صَلاَةٍ لاَ يُقْرَأُ فِيهَا بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ فَهِيَ خِدَاجٌ فَهِيَ خِدَاجٌ ‏"‏ ‏.‏
Amr bin Şuayb'ın dedesi (Abdullah bin Amr bin el-As (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) buyurdu ki : «İçinde Fatiha okunmayan her namaz noksandır, her namaz noksandır.» Not: Zevaid'de, isnadının hasen olduğu bildirilmiştir. Diğer tahric: Buhari, Beyhaki ve Darekutni
40
Sünen İbn Mace # 5/842
Ebu İdris el-Havelani (RA)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا إِسْحَاقُ بْنُ سُلَيْمَانَ، حَدَّثَنَا مُعَاوِيَةُ بْنُ يَحْيَى، عَنْ يُونُسَ بْنِ مَيْسَرَةَ، عَنْ أَبِي إِدْرِيسَ الْخَوْلاَنِيِّ، عَنْ أَبِي الدَّرْدَاءِ، قَالَ سَأَلَهُ رَجُلٌ فَقَالَ أَقْرَأُ وَالإِمَامُ يَقْرَأُ قَالَ سَأَلَ رَجُلٌ النَّبِيَّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ أَفِي كُلِّ صَلاَةٍ قِرَاءَةٌ فَقَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ نَعَمْ ‏"‏ ‏.‏ فَقَالَ رَجُلٌ مِنَ الْقَوْمِ وَجَبَ هَذَا ‏.‏
Ebu'd-Derda (r.a.)'den rivayet (edildiğine göre bir adam ona (namazda okumanın hükmünü) sorarak : 'İmam okuduğu halde ben (de) okuyacağım (mı)?' demiş. Ebü'd Derda demiştir ki: 'Bir adam, her namazda okumak var mı?' diye Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e (soru) sordu. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) de; «Evet! (Her namazda okumak vardır.)» buyurdu. Bunun üzerine kavimden bir zat: '’Bu, vacib oldu." dedi." AÇIKLAMA : Zevaid yazarı: İsnacldaki Muaviye bin Yahya es-Sadafi zayıf olduğundan isnad zayıftır, demiştir. Fakat Nesai, başka bir senedie rivayet etmiştir. Oradaki metin şöyledir: Kesir bin Mürre el-Hadrami'den rivayet edildiğine göre, kendisi Ebu'd-Derda (r.a.)'den şunu işittim, demiştir: "Resulullah (s.a.v.)'e: Her namazda kıraat var mı? diye soruldu, Resulullah (s.a.v.): ''Evet!'' buyurdu. (Bunun üzerine) Ensar'dan bir adam: Bu kıraat vacib oldu dedi.. Ebu'd-Derda (r.a.) bunu söyledikten sonra bana döndü. Ben cemaat içinde ona en yakın bir yerde oturmuştum. Şöyle dedi: ''İmam cemaata namaz kıldırdığı zaman onun kıraatı bence hepsi için yeterdir. Ben böyle bilirim.'' Nesai'nin rivayetinden anlaşıldığına göre imarn'ın arkasında namaz kılındığı zaman Ebu'd-Derda (r.a.)'e göre imam'ın kıraatı cemaat için de kafidir. Bu takdire göre Nebi (s.a.v.)'e sorulan soru, imam'ın arkasında kılınan namaza ait değildir, cevabta soruya uygun yorumlanır. Yani imam ve münferid kıraat etmek zorundadır. İmam'ın arkasındaki cemaat için bu zorunluluk yoktur. Müellifin rivayetine göre soru sahibi imam'ın arkasında iken kıraat edip etmeyeceğini Ebu'd-Derda (r.a.)'e sormuş o da Nebi (s.a.v.)'e ''Her namazda kıraat var mı? diye sorulan soruya: Nebi (s.a.v.): ''Evetl'' buyurmuştur. Orada bulunan bir zat da: ''Kıraat vacib oldu.'' demiştir. Bu rivayete göre Ebu'd-Derda (r.a.) imam'a uyan kişinin kıraat etmesinin gerekliliğine hükmetmiş olur. Müellifin isnadının zayıflığını yukarda naklettik. Sindi: ''Bu vacib oldu.'' cümlesinin manası: ''Her namazda kıraat'ın varlığına ait hüküm sabit oldu." demektir, der
41
Sünen İbn Mace # 5/843
Câbir b. Abdullah (r.a.)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ يَحْيَى، حَدَّثَنَا سَعِيدُ بْنُ عَامِرٍ، حَدَّثَنَا شُعْبَةُ، عَنْ مِسْعَرٍ، عَنْ يَزِيدَ الْفَقِيرِ، عَنْ جَابِرِ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ، قَالَ كُنَّا نَقْرَأُ فِي الظُّهْرِ وَالْعَصْرِ خَلْفَ الإِمَامِ فِي الرَّكْعَتَيْنِ الأُولَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ وَسُورَةٍ وَفِي الأُخْرَيَيْنِ بِفَاتِحَةِ الْكِتَابِ ‏.‏
Cabir hin Abdillah (r.a.)'dan rivayet edildiğine yöre şöyle demiştir : Biz imamın arkasında öğle ve ikindi namazlarının ilk iki rekatlerında Fatiha ve bir sure; son iki rek'atlerinde Fatiha okurduk. AÇIKLAMA : Sindi'den anlaşıldığına göre bu hadis Zevaid'dendir. Sindi, notta verilen bilgiyi Zevaid'den naklettikten sonra şöyle der: "Hadis, mevkuf olmakla beraber, merfu hükmündedir, denilebilir. (Çünkü bir sahabinin 'Peygamber (s.a.v.) hayatta iken biz şöyle ederdik.' ve benzeri mevkuf hadisler, merfu hükmündedir. Burada ise, sahabi; "Peygamber (s.a.v.) hayatta iken" ifadesini kullanmamıştır. Ama: "Biz şöyle ederdik." ifadesinin zahiri, yine Efendimizin devrine işaret gibidir. Bu sebeble, Sindi, böyle demiştir.) Şöyle bir ihtimal de vardır: Sahabiler, bu babta varid olan hadislerin umumiuğundan mezkur hükmü almışlardır. Bu takdirde onların uygulaması hadisin merfuluğuna delalet etmez. Bir de şu vardır: Cabir (r.a.)'in bu hadisi ile (850 nolu) hadisi arasında bir çelişki vardır. Çünkü orada: 'İmam'ın kıraatı, kendisine uyanların kıraatıdır.' demiştir. Buradaki hadis, oradaki hadise tercih edilir. Çünkü oradaki hadisin isnadı zayıftır. En az şöyle denilebilir. Bu hadis o hadisten kuvvetlidir. Hadis, imam'ın arkasında öğle ve ikindi namazlarını kılan kimsenin bütün rek'atlerinde Fatiha okuyacağına hükmeder. Malik, İbnü'l-Mübaare k, İshak ve Zühri için delil sayılır. Keza bütün namazların her rek'atinde Fatiha okunur diyen Şafiiler, Evzai, Mekhul, Ebu Sevr Ve Nasir için bir bakıma delil sayılabilir. Hadis, mezkur namazların ilk iki rek'atlerinde Fatiha'dan sonra sure okuma'nın meşruluğuna delalet eder. İmam'm arkasında iken Fatiha ve sure okumak hususundaki alimlerin görüşlerini, onüçüncü babtaki hadislerin izahını yaparken nakledeceğim
42
Sünen İbn Mace # 5/844
Samurah bin Jundab (RA)
حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ بْنِ جَمِيلٍ الْعَتَكِيُّ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا سَعِيدٌ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنِ الْحَسَنِ، عَنْ سَمُرَةَ بْنِ جُنْدُبٍ، قَالَ سَكْتَتَانِ حَفِظْتُهُمَا عَنْ رَسُولِ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏.‏ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ فَكَتَبْنَا إِلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ بِالْمَدِينَةِ فَكَتَبَ أَنَّ سَمُرَةَ قَدْ حَفِظَ ‏.‏ قَالَ سَعِيدٌ فَقُلْنَا لِقَتَادَةَ مَا هَاتَانِ السَّكْتَتَانِ قَالَ إِذَا دَخَلَ فِي صَلاَتِهِ وَإِذَا فَرَغَ مِنَ الْقِرَاءَةِ ‏.‏ ثُمَّ قَالَ بَعْدُ وَإِذَا قَرَأَ ‏{غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ ‏.‏ قَالَ وَكَانَ يُعْجِبُهُمْ إِذَا فَرَغَ مِنَ الْقِرَاءَةِ أَنْ يَسْكُتَ حَتَّى يَتَرَادَّ إِلَيْهِ نَفَسُهُ ‏.‏
Semure hin Cündüb (r.a.)'den; şöyle demiştir: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den bellediğim iki sekte vardır. İmran bin el-Husayn (r.a.) bunu kabul etmedi. Bunun üzerine, biz Medine'de bulunan Ubeyy bin Ka'b (r.a.)'a mektub yazarak durumu sorduk. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'in Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den alınanı iyice hıfzettiğini, yazılı cevabla bildirdi. Ravi Said demiştirki: Biz, bu iki sekteyi (yer bakımından) Katade'ye sorduk. Katade dedi ki: Adam namaza girdiği zaman ve kıraattan boşaldığı zaman' Katade daha sonra dedi ki: 'Ve -ğayril mağdubi aleyhim veleddaaaalliin- (Fatihanın sonun) den sonra. Ravi dediki: Onlar İmamın kraatten boşaldığı zaman nefes alıncaya kadar selte yapmasından hoşlanırlardı. Diğer tahric: Bu hadis’in metnini Tirmizi ve Ebu Davud da rivayet etmişlerdir. NOT: (Semure bin Cündüb ile Semure bin Cündeb aynı kişidir.) Sekte durak demektir, burada açıktan (cehri) okuma sırasında ara vermek kasdedilmiştir. AÇIKLAMA 845’te
43
Sünen İbn Mace # 5/845
Samurah (RA)
حَدَّثَنَا مُحَمَّدُ بْنُ خَالِدِ بْنِ خِدَاشٍ، وَعَلِيُّ بْنُ الْحُسَيْنِ بْنِ إِشْكَابَ، قَالاَ حَدَّثَنَا إِسْمَاعِيلُ ابْنُ عُلَيَّةَ، عَنْ يُونُسَ، عَنِ الْحَسَنِ، قَالَ قَالَ سَمُرَةُ حَفِظْتُ سَكْتَتَيْنِ فِي الصَّلاَةِ سَكْتَةً قَبْلَ الْقِرَاءَةِ وَسَكْتَةً عِنْدَ الرُّكُوعِ ‏.‏ فَأَنْكَرَ ذَلِكَ عَلَيْهِ عِمْرَانُ بْنُ الْحُصَيْنِ فَكَتَبُوا إِلَى الْمَدِينَةِ إِلَى أُبَىِّ بْنِ كَعْبٍ فَصَدَّقَ سَمُرَةَ ‏.‏
Hasen(-i Basri) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Semure (bin Cündüb) (r.a.)'in şöyle dediğini söylemiştir: Ben, kıraattan önce bir sekte ve rüku' zamanı bir sekte olmak üzere namazda iki sekteyi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den hıfzettim/ İmran bin el-Husayn (r.a.), onun bu sözünü kabul etmedi. Bunun üzerine (durumu) Medine'ye, Ubeyy bin Ka*b (r.a.)'e yazdılar. Ubeyy (r.a.), Semure (r.a.)'ı tasdik etti. AÇIKLAMA (844 ve 845): Semure (r.a.)'in hadisinin ikinci metnini Ebu Davud ve Darekutni de rivayet etmişlerdir. Babın başılığında ve hadiste geçen 'Sekte'den maksad, 'susmak değil, açıktan okumaya ara vermektir. Çünkü varid olan rivayetler, Nebi (s.a.v.)'in, sekte yaptığında dua ile meşgul olduğunu te'yid ederler. EI-Menhel yazarı sektelerle ilgili rivayet olunan müteaddit metinlerin açıklaması ile ilgili olarak aşağıdaki malumatı vermiştir: Semure (r.a.), bazı rivayetlerde belirtildiği gibi bu sekteleri Nebi (s.a.v.)'den hıfzetmiştir. Birinci sekte, Allahu Ekber diyerek namaz'a girildiğinde henüz kıraata başlanmadan yapılırdı. Bu sekte, biraz uzunca idi. Çünkü bu sekte esnasında Nebi (s.a.v.). varid olan dua ile meşgul olurdu. İkinci sekte, kıraattan sonra ve rüku'ya varmak için tekbir alınmadan önce yapılırdı. Bu sekte hafiftir. Çünkü kıraat ile rüku' tekbiri arasında bir ara verinceye ve nefes alıncaya kadardı. İmran bin Husayn (r.a.), Tirmizi'nin rivayetinde belirtildiği gibi Semure bin Cündüb (r.a.)'e: Biz bir sekteyi hıfzettik, diyerek iki sekte oluşunu kabul etmemiş, bunun üzerine Medine'de bulunan Ubeyy (r.a.)'e yazdıkları mektubta, Semure (r.a.)'in anlattığı husus hakkında bilgi istemişler; Ubeyy (r.a.) de Semure (r.a.)'i tasdik etmiştir. (845 nolu) Hadise göre sektelerin birincisi kıraat'a başlamadan öncedir. İkincisi de rüku' tekbirinden öncedir. 844 nolu) Hadisin sonunda ravi Said'in sorusu üzerine Katade (r.a.)'in verdiği cevaba göre birinci sekte, diğer rivayette olduğu gibi kıraat'tan öncedir. İkincisi de hadisin zahirine göre yine kıraat bittikten sonra ve rüku' tekbirinden öncedir. Fakat Katade (r.a.) : -Bu- arada Fatiha bittiği zaman sekte olur.,. demiştir. Katade (r.a.)'in sözü iki manaya muhtemeldir; 1- Katade (r.a.), kıraat'tan önce ve sonra olmak üzere iki sekte mahallini bildirdikten sonra, üçüncü bir sekte mahallinin de bulunduğunu haber vermek istemiş ve bunun yerinin de Fatiha ile sure arasında olduğunu belirtmiştir. 2- Katade (r.a.), ikinci sekte mahallinin, Fatiha kıraatı bitiminde olduğunu kasdetmiş ve bu maksadını; '...ğayril mağdubi alayhim veleddallin.' 'i okuduğu zaman, demekle açıklamıştır. Ebu Davud, namazdaki sekteler hadisini müteaddit yollardan rivayet etmiştir. Bir rivayette : -Sektelerden birisi, taharrüm tekbiri alındığı zaman, diğeri de Fatiha ve sure kıraatının bittiği zamandır." denilmiştir. Başka bir rivayette: ''İkinci sektenin yeri, Fatiha bittiği zamandır'' denilmiştir, Üçüncü bir rivayet. (844 nolu) rivayetimize benzer. Yukarıda işaret edildiği gibi bu rivayet, sekte sayısının üçe çıkarıldığına muhtemeldir. Birincisi taharrüm tekbirinden sonradır. İkincisi Fatiha ile sure arasındadır. Üçüncüsü de sure bittikten sonradır. Bu rivayetlerin arasını şöyle bulmak mümkündür: Nebi (s.a.v.) namazda üç sekte yapardl. Birincisi taharrüm tekbirinden sonra, ikincisi Fatiha'dan sonra. üçüncüsü sureden sonra idi. Semure (r.a.) bir defasında sektelerin bir kısmını haber vermiş. bir başka zaman diğerlerini bildirmiştir, İbn-i Ebi Şeybe (r.a.)'in kendi kitabında el-Hasan (r.a.)'dan rivayet ettiği şu hadis, bu uzlaşmayı te'yid eder: Peygamber (s.a.v.)'in üç sektesi vardı: İftitah tekbirini aldığı zaman, Fatiha'ya başlayıncaya kadar; Fatiha'yı bitirdiği zaman, sure'ye başlayıncaya kadar ve sure'yi bitirdiği zaman rüku yapıncaya kadar (olan zamanlarda) idi.'' Alimlerin, bu husustaki görüşleri: Şafii, Ahmed bin Hanbel, Evzai ve İshak, namazda üç sektenin müstahab olduğuna hükmetmişlerdir: Birinci sekte. taharrüm tekbirinden sonra yapılır. O esnada iftitah duası okunur. Bu sekte. imam. ona uyan ve tek başına namaz kılan için müstehabtır. İkinci sektenin yeri Fatiha'dan sonra ve sure'den öncedir. Bu sekte, imam için müstahabtır. Şafiiler ve Hanbeliler: İmam bu sekteyi yaparken, ona uyanlar o esnada Fatiha'yı okusunlar ve bu sekteden gaye budur, demişlerdir. Üçüncü sektenin yeri. kıraat bittiği zaman ve henüz rüku'ya gidilmeden yapılır. Bundan maksad, rüku' tekbiriyle kıraat arasında bir ara vermek ve namaz kılanın nefes almasıdır
44
Sünen İbn Mace # 5/846
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، حَدَّثَنَا أَبُو خَالِدٍ الأَحْمَرُ، عَنِ ابْنِ عَجْلاَنَ، عَنْ زَيْدِ بْنِ أَسْلَمَ، عَنْ أَبِي صَالِحٍ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏"‏ إِنَّمَا جُعِلَ الإِمَامُ لِيُؤْتَمَّ بِهِ فَإِذَا كَبَّرَ فَكَبِّرُوا وَإِذَا قَرَأَ فَأَنْصِتُوا وَإِذَا قَالَ ‏{غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ}‏ فَقُولُوا آمِينَ وَإِذَا رَكَعَ فَارْكَعُوا وَإِذَا قَالَ سَمِعَ اللَّهُ لِمَنْ حَمِدَهُ ‏.‏ فَقُولُوا اللَّهُمَّ رَبَّنَا وَلَكَ الْحَمْدُ وَإِذَا سَجَدَ فَاسْجُدُوا وَإِذَا صَلَّى جَالِسًا فَصَلُّوا جُلُوسًا أَجْمَعِينَ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre: Resuluüah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «İmam, kendisine uyulsun diye imam kılınmıştır. Bundan dolayı, imam tekbir aldığı zaman siz de tekbir alınız, okuduğu zaman susunuz; ğayril mağdubi aleyhim veleddallin dediği zaman ı amin, deyiniz, rükua gittiği zaman siz de rüku'a gidiniz, semi'allahu limen hamideh dediği zaman: Allahumme Rabbena ve lekel hamd deyiniz. Secde ettiğiniz zaman secde ediniz ve oturarak namaz kıldığı zaman, hepiniz oturarak namaz kılınız.» Diğer tahric: Nesai: Not : Sindi: Müslim, bu hadisi sahih saymıştır. Bunu zayıf gösterenlerin sözlerine itibar edilmiş, demiştir
45
Sünen İbn Mace # 5/847
Ebû Mûsâ el-Eş'ari (r.a.)
حَدَّثَنَا يُوسُفُ بْنُ مُوسَى الْقَطَّانُ، حَدَّثَنَا جَرِيرٌ، عَنْ سُلَيْمَانَ التَّيْمِيِّ، عَنْ قَتَادَةَ، عَنْ أَبِي غَلاَّبٍ، عَنْ حِطَّانَ بْنِ عَبْدِ اللَّهِ الرَّقَاشِيِّ، عَنْ أَبِي مُوسَى الأَشْعَرِيِّ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ إِذَا قَرَأَ الإِمَامُ فَأَنْصِتُوا فَإِذَا كَانَ عِنْدَ الْقَعْدَةِ فَلْيَكُنْ أَوَّلَ ذِكْرِ أَحَدِكُمُ التَّشَهُّدُ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir: İmam okuduğu zaman, siz susunuz. İmam oturduğu zaman her hangi birinizin ilk zikri teşehhüd olsun.»" AÇIKLAMA : Müslim, bu hadisi uzun bir metin halinde rivayet etmiştir. Onun rivayetinde: ....''İmam okuduğu zaman susunuz." cümlesi yoktur. Müslim; Cerir'in, Süleyman aracılığıyla Katade (r.a.)'den yaptığı rivayette mezkur cümlenin bulunduğunu söylemiştir. Müslim'in arkadaşı Ebu İshak demiştir ki: Ebu'n-Nadr'ın kız kardeşinin oğlu Ebu Bekir, bu hadis hakkında bir söz söyledi. Müslim, Ona: Sen, hıfzı Süleyman'dan daha kuvvetli adam mı istiyorsun? dedi. Ebu Bekir (r.a.), bu sefer Ona şunu sordu: Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisine ne dersin? Müslim; Ebu Hureyre (r.a.)'in hadisi sahihtir, dedi. Ebu Hureyre' (r.a.)'in hadisinden maksad; onun, merfu' olarak rivayet ettiği: "Ve imam okuduğu zaman susunuz." hadisidir. Müslim: Bu hadis bence sahihtir, deyince; Ebu Bekir (r.a.) Ona: O halde bunu niçin kitabına almadın? diye sordu. Müslim: Ben, kendimce sahih olan her şeyi buraya koymuş değilim. Ben, buraya ancak ulama'nın ittifak ettikleri hadisleri koydum, dedi. Nevevi, bu hadisin açıklamasını yaparken şöyle der: ''Bilmiş ol ki; 've iza kerea fe ensitu..' ziyadesinin sıhhati hakkında hadis hafızları ihtilaf etmişlerdir. Beyhaki'nin Sünen-i Kebir'de Ebu Davud-i Sicistani'den rivayet ettiğine göre. bu ziyade mahfuz değildir. Keza Beyhaki aynı durumu Yahya bin Main, Ebu Hatim er-Razi, Darekutni ve el-Hafız Ebu Ali en-Nisaburi' den nakletmiştir.' Beyhaki'nin dediğine göre Ebu Ali el-Hafız: Bu lafız mahfuz değildir. Süleyman et-Teymi bu lafzı ilave etmekle Katade (r.a.)'in bütün arkadaşlarına muhalefet etmiştir. Şu lafızların Süleyman'ın ilavesinin zayıflığı üzerinde toplanmış olmaları, Müslim'in bu ilaveyi sahih görmesine tercih edilir. Kaldı ki, Müslim bu ziyadeyi senedli olarak sahihinde rivayet etmemiştir.'' Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı da bu ziyade hakkında uzun uzadı konuşmuştur. 'Cehri namazda imam'ın arkasındayken kıraatı terketmek babı'nda verdiği bilgi özetle şöyledir: Hanefi alimlerinin, imamın arkasındayken kıraat yapılmayacağına dair gösterdikleri delillerden birisi de, Ebu Musa el-Eş'ari ve Ebu Hureyre (r.a.)'dan rivayet edilen: 've iza kerea fe ensitu..' hadisidir. Ebu Hureyre (r.a.)'nin hadisini Tirmizi hariç, diğer Kütüb-i Sitte sahipIeri rivayet etmişlerdir. Ebu Musa (r.a.)'ın hadisini de Ahmed ve Müslim tahric etmişlerdir. Anılan iki sahabi'nin rivayet ettikleri hadislerde bulunup, Hanefi alimlerince delil olarak gösterilen mezkur cümle, hadis hafızlarmın ekserisi yanında mahfuz değildir. Mahfuz olduğu teslim edilse bile imam'ın arkasındayken okumanın yasaklığına delil gösterilmesi sıhhatlı değildir. Bunun çok yönden izahı vardır. Bunlardan birisi, mevcud hadisleri uzlaştırmak için bu cümlede emredilen susmak ile Fatiha'dan başka bir şey okumamak istenmiştir, şeklinde yapılan yorumdur. El-Hafız İbn-i Hacer, Fethu'I-Bari'de: 'Cehri naınazlarda imam'a uyan kişi, Fatiha okumaz, diyen Malikiler ve bu görüşteki alimler; 've iza kerea fe ensitu ' hadisini delil göstermişlerdir. Bu hadis sahihtir. Müslim, bu hadisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'den tahric etmiştir. Fakat bu görüş'e delaleti yoktur, Çünkü cemaat, imam okurken, susmayı ve Fatiha'yı okumayı beraber yürütebilir, Şöyle ki: İmam Fatiha'yı okurken cemaat dinler. İmam sekte yapınca cemaat Fatiha okur, Ve imam sure okuyunca cemaat onu dinler, sure'yi okuma, Buhari, Cüz'ul-Kıraat'ta: Eğer bu hadis sahih olsaydı şöyle yorumlanabilirdi: Cehri namazlarda cemaat Fatiha'dan başka bir şey okumaz, imam'ı dinler. İmam sekte yaptığında cemaat'ın fatiha okuması, bu hadise aykırı degildir, demiştir.' der. Ebu Hureyre (r.a.), Peygamber (s.a.v.)'in vefatından sonra, cehri namazlar olsun, gizli namazlar olsun, bütün namazlarda imam'ın arkasındayken kişinin Fatiha okumasına hükmederdi. Üzerinde konuşulan hadisin ravisi de kendisidir
46
Sünen İbn Mace # 5/848
İbn Ukayah (RA)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، قَالَ سَمِعْتُ أَبَا هُرَيْرَةَ، يَقُولُ صَلَّى النَّبِيُّ ـ صلى الله عليه وسلم ـ بِأَصْحَابِهِ صَلاَةً نَظُنُّ أَنَّهَا الصُّبْحُ فَقَالَ ‏"‏ هَلْ قَرَأَ مِنْكُمْ مِنْ أَحَدٍ ‏"‏ ‏.‏ قَالَ رَجُلٌ أَنَا ‏.‏ قَالَ ‏"‏ إِنِّي أَقُولُ مَا لِي أُنَازَعُ الْقُرْآنَ ‏"‏ ‏.‏
İbn-i Ukeyme (el-Leysi) (r.a.)'den rivayet edildiğine göre şöyle demiştir : Ben, Ebu Hureyre (r.a.)'den şunu söylerken işittim: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ashabma bir namaz kıldırdı. O namazın sabah namazı olduğunu zannediyorum. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) namazdan sonra: «Sizden her hangi bir kimse (benimle beraber) okudu mu?» diye sordu. Bir adam ; Ben (okudum) dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Ben, (içimde): Bana ne oluyor ki Kur'an (okumuşum) da benimle münazaa ediliyor, diyorum» buyurdu." AÇIKLAMA 849’da
47
Sünen İbn Mace # 5/849
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا جَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنِ ابْنِ أُكَيْمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ صَلَّى بِنَا رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ فَذَكَرَ نَحْوَهُ وَزَادَ فِيهِ قَالَ فَسَكَتُوا بَعْدُ فِيمَا جَهَرَ فِيهِ الإِمَامُ ‏.‏
İbn-i Ükeyme (r.a.)'den: O(nun) da Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet ettiğine göre Ebu Hureyre (r.a.) : Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bize namaz kıldırdı diyerek, yukarıdaki hadisin mislini söyledi ve ona şu ilaveyi yaparak,' dedi ki: Bundan sonra sahabiler, imam'ın açıktan okuduğu namazlarda sustular." AÇIKLAMA : Müellif İbn-i Mace'nin, kısmen ayrı iki senedie ve İbn-i Ukeyme (r.a.)'in bu hadisini ikinci senedie rivayet olunan metindeki ziyadeyle beraber Ebu Davud, Tirmizi ve Nesai'de rivayet etmişlerdir. Tirmizi, hadisin hasen olduğunu da söylemiştir. Ayrıca Malik, Şafii, Ahmed ve İbn-i Hibban da rivayet etmişlerdir. Hadisin manasına gelince; Ebu Hureyre (r.a.) Nebi (s.a.v.)'in kıldırdığı namazın sabah namazı olduğunu zannettiklerini söylemiştir .... Nebi (s.a.v.)'i ''Bana ne oluyor ... " ifadesi hakkında el-Menhel yazarı şöyle der: - ~ ''Bana ne oluyor... '' ibaresi, arap dilinde çeşitli manalara kullanılır. Bunlardan birincisi, kişinin, kendi nefsini kınamakta kullanılmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki şöyle yaptım veya böyle ettim ... deniliyor. Yani: Yapmamalıydım, demek isteniyor. İkincisi: Bir adamın yaptığı bir işten hoşlanmayan bir kimsenin, failini kınamak maksadıyla bu ifadeyi kullanmasıdır. Mesela: Bana ne oluyor ki hakkım engelleniyor? Bana ne oluyor ki bana eziyet ediliyor ... gibi. Üçüncüsü: Sebebi meçhul olan bir şeyi tasvib etmemekte kullanılmasıdır. Mesela, adam: Bana ne oluyor ki falan işi anlayamıyorum? söyler. Hadiste üçüncü mananın daha münasib olduğu umulur.'' ''Kur'an'da bana münazaa ediliyor.'' cümlesine gelince: Peygamber (s.a.v.), açıktan kıraat ettiğinde cemaat'tan birisi de aynı ayetleri açıktan okuduğu için Peygamber (s.a.v.) meşgul etmiş ve sanki ayetleri Peygamber (s.a.v.)'in mübarek ağzından çekip çıkarıyormuş. Bu cümle bu durumu ifade etmektedir. Münazaa, karşılıklı çekişme ve iki tarafın birbirini mağlub etmek için karşılıklı gayret etmeleridir. Burada Peygamber (s.a.v.)'in açıktan kıraat ettiği ayetleri cemaat'tan birisi de açıktan okumakla Peygamber (s.a.v.)'in kıraatına müdahale etmiş, Onu meşgul etmiş ve adeta Ona galib gelmeye çalışmış sayılmıştır. İkinci senedle rivayet olunan hadisin sonundaki: ''Bundan sonra sahabiler...'' ziyadesi, tercemede Ebu Hureyre (r.a.)'in sözü olarak gösterilmiştir. Ebu Davud ve Tirmizi'nin rivayetlerinde bu ziyade: ........ şeklinde geçer. EI-Menhel. yazarı bu ziyadenin Ebu Hureyre (r.a.) veya hadis ravisi Zühri'ye ait olduğunu söylemiştir. Tirmizi'nin şerhi Tuhfe yazarı bu ziyadenin Zühri'nin sözü olduğunu söylemiş ve Zühri'nin arkadaşlarının bazılarının, bu ziyadeyi Zühri'nin sözü olarak rivayet ettiklerini bildirmiş ve: Bu cümle Zühri'nin kavlinden olup müdreçtir, demiştir. Ve hadis hafızlarının, bunun müdrec olduğunu sarahaten (açıkça) bildirdiklerini beyan etmiştir. Müellif İbn-i Mace'nin rivayeti de buna muhtemeldir, bu ziyade Zühri'nin sözü kabul edilince terceme şöyle yapılmalıdır: Ebu Hureyre (r.a.) demiştir ki: ResuluIlah (s.a.v.) bize ,namaz kıldırdı. Zühri, bir önceki hadisin mislini zikretti ve ona şunu ilave ederek dedi ki: 'Bundan sonra sahabiler, imarnın açıktan okuduğu namazlarda sustular.' EI-Menhel yazarı şöyle eler: ''Cehri namazlarda imama uyan kimse kıraat etmez diyen alimler, bu hadisi delil göstermişlerdir. Kıraat etmesi vacibtir, diyen alimler ise bu hadisin delil olamıyacağını söyleyerek şöyle cevab vermişlerdir: Bir defa hadis zayıftır. Çünkü ibn-i Ukeyme (r.a.) hakkında ise söz edilmiştir. Diğer taraftan hadisin sonundaki ziyade müdrec olup kimisine göre Ebu Hureyre: (r.a.)'in sözüdür, kimisine göre de Zühri'nin sözüdür. Ebu Davud, bu husustaki ihtilafları da nakletmiştir. Beyhaki de ziyadenin müdrec olduğunu söyledikten sonra: Ebu Hureyre (r.a.), gerek cehri namazlarda ve gerekse gizli namazlarda imam'a uyan kimsenin kıraat etmesini emrettiği halde kıraatı terketmeye delalet eder. Bu hadisin Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayeti sahih olur mu? demiştir. Bir de şu husus vardır: Hadis, ihtilaf noktasının dışında kalır. Çünkü alimler arasındaki ihtilaf noktası, imama uyan kişinin gizli olarak kıraat edip etmemesidir. Bu hadiste reddedilen nokta ise, imama uyan kişinin açıktan okurnasıdır. Çünkü açıktan okuması halinde imamı meşgul etmesi, imamla münazaa durumuna geçmesi söz konusudur." EBU DAVUD RİVAYET’İ İÇİN BURAYA TIKLAYIN
48
Sünen İbn Mace # 5/850
Cabir (RA)
حَدَّثَنَا عَلِيُّ بْنُ مُحَمَّدٍ، حَدَّثَنَا عُبَيْدُ اللَّهِ بْنُ مُوسَى، عَنِ الْحَسَنِ بْنِ صَالِحٍ، عَنْ جَابِرٍ، عَنْ أَبِي الزُّبَيْرِ، عَنْ جَابِرٍ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ مَنْ كَانَ لَهُ إِمَامٌ فَإِنَّ قِرَاءَةَ الإِمَامِ لَهُ قِرَاءَةٌ ‏"‏ ‏.‏
Cabir (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Namaz kılan bir kimsenin imamı bulunursa, imamın kıraati, onun için kıraattir.» Not: Zevaid'de: Bu hadisin isnadında Cabir el-Cu'fi bulunur ki, O kezzab'tır. Bu hadis Kütüb•i Sitte sahiplerinin rivayet ettikleri Ubade (r.a.)'in hadisine muhaliftir, deniliniştlr. Diğer tahric: Darekutni ve Tahavi AÇIKLAMA : İmam'ın arkasında namaz kılan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin gösterdikleri delillerden birisi de bu hadistir. Tuhfetü'I-Ahvezi yazarı, 'Cehri namazıarda imama uyan'ın, kıranti terketmesi babı'nda şöyle der: 'İmam'a uyan kimse kıraat etmez, diyen alimlerin delillerinden birisi de Cabir (r.a.)'in bu hadisidir. Ben derim ki ; Bu hadisi delil göstermek sahih değildir. Çünkü hadis bütün tarikleriyle zayıftır. Ei-Hafız da Fethu'I-Bari'de bu hadisin hadis hafızları yanında zayıf olduğunu söylemiş, Darekutni ve başkalarının da aynı şeyi söylediklerini nakletmiştir. Hadisin sahih olduğunu teslim etsek bile, bizim birkaç cevabımız vardır. Bunlardan birisi şudur: Bu hadis Fatiha'nın okunmayacağına kesin delil değildir, Buna muhtemel olduğu gibi, sure kıraatına da muhtemeldir. Öte yandan imama uyanın Fatiha okumasının vacibliğine veya müstahsen olduğuna açıkça delalet eden Ubade (r.a.)'in ve başkalarının sahih rivayetleri ortadadır, Şu halde bu rivayetleri t.akdim etmek gerekir.' ALİMLERİN, İMAMA UYANIN FATİHA OKUYUP OKUMAMASI HAKKINDAKİ GÖRÜŞLERİ : EI-Menhel 'yazarının bu konuda verdigi malumat özetle şöyledir: 1- Ebu Hanife, Sevri, İbn-i Uyeyne ve Malikiler'den İbn-i Veheb ile alimlerden bir cemaat: Cehri ve gizli hiç bi'" namazda me'mum (imama uyan kişi) bir şey okumaz. Yani ne Fatiha ne ele sure. Delilleri ise: a) Darekutni'nin AbduIIah bin Şeddad'dan, mürsel olarak, rivayet ettigi şu mealdeki hadistir: ''Namaz kılan bir kimsenin imam'ı bulunursa. imam'ın kıraatı onun için kıraattir..'' İbnü'l-Humam: İlim ehlinin çoğunluğu yanında mürsel hadis, hüccet sayılır, Bunun hüccet olduğu kabul edilmese, Ebu Hanife sahih bir senedle rivayet ettiğine göre AbduIIah bin Şeddad, Cabir (r.a.) aracılığıyla merfu' olarak rivayet etmiştir. b) El-Hakim'in Cabir (r.a.)'den rivayet ettiğine göre, bir adam Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, Ashab'dan birisi de namazda kıraat etmemesini kendisine işaret etmiş, adam namazdan çıkınca kendisini uyaran zat'a: Sen, beni Resulullah (s.a.v.)'in arkasında kıraattan men mi ediyorsun? demiş ve nida etmiş, nihayet konuyu Nebi (s.a.v.)'e intikal ettirmişler. Nebi (s.a.v.) de: ''Kim imam arkasında namaz kılarsa. şüphesiz ki imam'ın kıraatı onun için kıraattır.'' buyurmuştur. c) Tahavi'nin İbn-i Mes'ud (r.a.)'den rivayet ettiği şu mealdeki hadistir: "imam'ın kıraatı için sus. Çünkü namazda bir "meşguliyet vardır. imam'ın kıraatı sana kafidir. Keşke imam'ın arkasında okuyanın ağzı toprakla dolsaydı...'' d) Tahavi'nin rivayet ettiğine göre İbn-i Ömer (r.a.)'e: imam'ın arkasında bulunan kimse kıraat eder mi? diye sorulduğu zaman İbn-i Ömer (r.a.): 'Biriniz imam'ın arkasında namaz kıldığı zaman imam'ın kıraatı ona kafidir' demiştir. 2- İmam'a uyan kişi, gizli ve açık bütün namazların her rek'atinde Fatiha okumak mecburiyetindedir. Malik, Şafii , Ahmed ve ishak böyle demişlerdir. Evzai, Mekhul ve Ebu Sevr'in kavli de budur. Tirmizi: SahabileI'in ve tabiilerin alimlerinin ekserisinin kavli, imam'ın arkasındayken kıraat etmektir, demiştir. Bu görüşteki alimlerin delilleri 837 ile 843 nolu hadisler ve benzeri hadislerdir. Bunlar: Bu hadisler umumidir. imam'a uyan kişiyi bu hükümden müstesna kılacak açık bir delil yoktur. Bu sebeple. imama uyan kimse de hükme tabidir, demişlerdir. 3- Malik. İbnü'l-Mübarek. İshak ve Zühri'ye göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarrla kıraat eder, cehri namazlarda etmez. Bunlar : ''Kur'an okunduğu zaman onu dinleyiniz ve susunuz.'' ayetini delil göstermişlerdir. İbn-i Abdi'l-Berr: Ayetin bu mamida indiği hususunda ihtiIaf yoktur. Bilindiği gibi bu durum, cehri namazda olur, Çünkü gizIi namazda imam'ın kıraatını dinlemek mümkün değildir. Bu nedenle ayet cehri namazlar hakkındadır. Nerede Kur'an okunursa, orada dinleyip susmanın kasdedilmediği hususunda alimler ittifak etmişlerdir. Ayette kasdedilen yer namazdır. Nebi (s.a.v.)'in imam hakkında; ..... hadisi, ayetin böyle yorumlanmasına şahadet eder, demiştir. Ayetin namaz hakkında varid olduğunu, Beyhaki'nin Mezahib'den rivayet ettiği şu mealdeki hadis de te'yid eder: 'Ensardan bir adam, Nebi (s.a.v.)'in arkasında namaz kılarken kıraat etmiş, bunun üzerine"nezkur ayet naziI olmuştur. Bunların delillerinden birisi Ebu Musa el-Eş'ari (r.a.)'in (847 nolu) hadisi ve Ebu Hureyre (r.a.)'in (848 nolu) hadisidir. 4- Hanbeliler'e göre imam'a uyan kişi, gizli namazlarda ve imam'ın kıraatını işitmediği açık namazıarda kıraat eder, imam'ın kıraatını işittiği açık namazlarda kıraat etmez. Yukarıda anlatılan görüşler gerek gizli ve gerekse açık namazlarda imam'ın arkasındakilerin Fatiha okumasının vacibliğine hükmeder. AIimlerin görüşü, delil bakımından açık olan görüştür. Çünkü Fatiha okumasına ait hadisler umumidir. Bunun, imam'a ve tek başına namaz kılana mahsus olduğunu söyleyenlerin elinde kuvvetli bir delil yoktur. ''Kim imam'ın arkasında namaz kılarsa. imam'ın kıraati onun için. de kıraattır.'' mealindeki hadis umumidir. fatiha'yı ve sureyi kapsar. Fatiha'nın gerekIiliğine delalet eder. Hadislerle hususileştirilmiş olur. Yani imam'ın Fatiha'dan başka kıraatı, kendisine uyanın kıraatı yerine geçer. Yukarıdaki ayet de umumidir. Fatiha'yı diger sure ve ayetlerini kapsar. O da Fatiha ve Kur'an'ı okumanın gerekliliği hakkındaki hadislerle hususileştirilir. İmama uyan kişi, imam'ın okuduğu sureyi dinler. Ayrıca sure okuması gerekmez. Kaldı ki cehri namazda imam Fatiha okurken, me'mum (uyan kişi) onu dinler. İmam Fatiha'dan sonraki sekteyi yapınca, me'mum, bu arada Fatiha okur. Şu da vardır ki: Alimlerin bir kısmı ayeti hutbe hakkında yorumlamıştır. Hutbede Kur'an okunduğu için, ona Kur'an adı verilmiştir. Bu yoruma göre, ayetin, namazdaki kıraatla ilgisi yoktur. Bir kısım alimler de ayeti, namazda iken konuşmanın terkedilmesi manasına yorumlamışleırdır. Beyhaki'nin Ebu Hureyre ve Muaviye (r.a.)'den rivayet ettiğine göre ilk zamanlarda halk, namaz içinde konuşurlardı. Bunun üzerine mezkur ayet inmiştir. Bu hadis; ayetin, namaz esnasında konuşmanın yasaklığı hakkında olduğuna delalet eder. İmama uyan kimsenin Fatiha okumasının vacib olduğunu söyleyenler, Fatiha'nın okunacağı yer hususunda ihtilaf etmişlerdir. Bazıları: İmam, ayetler arasında sekte ederken; diğer bir kısım alimler de: İmam,.fatiha'dan sonra sekte ederken me'mum (uyan kişi) Fatiha okur demişlerdir. En-NeyI yazarı: Hadislerin zahirine göre imam kıraat ettiği zaman me'mum da Fatiha okur. Mümkün olursa, imam sükut ederken me'mum Fatiha okumalıdır. Böyle yapması, daha ihtiyatlıdır. Ve bu takdirde icmaı tutmuş olur. Yani bütün alimlerin görüşlerine uygun hareket etmiş olur, demiştir.'' DÖRT MEZHEBİN GÖRÜŞLERİ Yukarıda muhtelif mezhebIere mensub alimlerin görüşlerini ve görüşlerine mesned olan delilleri el-Menhel'den kısaca naklettik. Şimdi ise dört mezhebin görüşlerini çok kısa olarak el-Fıkıh Aletl-Mezahibi'l-Erbaa'dan naklen bilginize sunalım: 1- Hanefi mezhebine göre imam'ın arkasında namaz kılan kimsenin gizli ve açık namazlarda kıraat etmesi, tahrimen mekruhtur. Büyük sahabilerden 80 zattan me'mumun kıraat'tan men edilmesi nakledilmiştir . 2- Şafii mezhebine göre imam'a uyan kimsenin,bütün namazların her rek'atinde Fatiha okuması farzdır. Ancak mesbuk yani bir Fatiha okunacak zamandan daha az bir zaman kaldıktan sonra imam'a uyan ve taharrüm tekbirinden sonra Fatiha okumaya fırsat bulmadan, imam rüku'ya varınca mesbuk Fatiha'yı bitirmeden veya Fatiha'dan hiç bir şey okuyamadan imamla rüku'a varır ve o rekat'ın Fatihasından muaf tutulur. 3- Malikiler'e göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi mendubtur, cehri namazlarda mekruhtur. Ancak cehri namazlarda da okunmasını gerekli gören alimlere muhalefet etmekten sakınmak maksadıyla bu namazlarda da okumak mendubtur. Hanbeli mezhebine göre imama uyan kişinin gizli namazlarda kıraat etmesi müstehabtır. Cehri namazlarda, imam'ın sektelerinde okumak, yine müstehabtır ve cehri namazlarda imam kıraat ederken me'munun (imam'a tabi olan'ın) okuması mekruhtur. Dört ve üç rek'atlı farz namazların ilk iki rek'atında ve sabah namazının her iki rekatında Fatiha'dan sonra Kur'an'dan bir parça okumak, dört mezhebin ittifakıyla matlubtur. Maliki, Şafii ve Hanbeli mezhebIerine göre bunun hükmü sünnettir. Hanefi aliinleri muhalefet etmişlerdir. Onlara göre bir sure veya üç kısa ayet yahut uzunca bir ayet okumak vacibtir. Bu hüküm, İmam ve .münferid olarak namaz kılana aittir. Me'mum Fatiha okumadığı gibi sure de okumaz. Şafii mezhebine göre imam; münferid ve me'mumun, mezkur rek'atlerde en kısa bir ayet bile olsun Kur'an-ı Kerim'den bir şey Okumaları sünnettir. Bu konu, geniş izahat ister. Ayrıntılı bilgi isteyenlerin Fıkıh Kitablarına müracaat etmeleri gerekir
49
Sünen İbn Mace # 5/851
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ، وَهِشَامُ بْنُ عَمَّارٍ، قَالاَ حَدَّثَنَا سُفْيَانُ بْنُ عُيَيْنَةَ، عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، أَنَّ رَسُولَ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ قَالَ ‏
"‏ إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَإِنَّ الْمَلاَئِكَةَ تُؤَمِّنُ فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Okuyucu 'amin' demek istediği zaman siz de amin deyiniz. Çünkü melekler: amin derler. Her kim ki, onun 'amin' demesi, meleklerin amin demesine denk gelir, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»
50
Sünen İbn Mace # 5/852
Ebû Hüreyre (r.a.)
حَدَّثَنَا بَكْرُ بْنُ خَلَفٍ، وَجَمِيلُ بْنُ الْحَسَنِ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ الأَعْلَى، حَدَّثَنَا مَعْمَرٌ، ح وَحَدَّثَنَا أَحْمَدُ بْنُ عَمْرِو بْنِ السَّرْحِ الْمِصْرِيُّ، وَهَاشِمُ بْنُ الْقَاسِمِ الْحَرَّانِيُّ، قَالاَ حَدَّثَنَا عَبْدُ اللَّهِ بْنُ وَهْبٍ، عَنْ يُونُسَ، جَمِيعًا عَنِ الزُّهْرِيِّ، عَنْ سَعِيدِ بْنِ الْمُسَيَّبِ، وَأَبِي، سَلَمَةَ بْنِ عَبْدِ الرَّحْمَنِ عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ، قَالَ قَالَ رَسُولُ اللَّهِ ـ صلى الله عليه وسلم ـ ‏
"‏ إِذَا أَمَّنَ الْقَارِئُ فَأَمِّنُوا فَمَنْ وَافَقَ تَأْمِينُهُ تَأْمِينَ الْمَلاَئِكَةِ غُفِرَ لَهُ مَا تَقَدَّمَ مِنْ ذَنْبِهِ ‏"‏ ‏.‏
Ebu Hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu, demiştir : «Okuyucu, amin demek istediği zaman siz de amin deyiniz. Çünkü her kim ki amin demesi meleklerin amin demesine denk gelirse, onun geçmiş günahı bağışlanmış olur.»