105
Fil
الفيل
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
105:1
أَلَمْ
görmedin mi?
alam
görmedin mi? تَرَ you seen tara
you seen كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl فَعَلَ yaptığını faʿala
yaptığını رَبُّكَ Rabbinin rabbuka
Rabbinin بِأَصْحَـٰبِ sahiplerine bi-aṣḥābi
sahiplerine ٱلْفِيلِ fil l-fīli
fil ١ (1)
(1)
görmedin mi? تَرَ you seen tara
you seen كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl فَعَلَ yaptığını faʿala
yaptığını رَبُّكَ Rabbinin rabbuka
Rabbinin بِأَصْحَـٰبِ sahiplerine bi-aṣḥābi
sahiplerine ٱلْفِيلِ fil l-fīli
fil ١ (1)
(1)
Fil sahiplerine Rabbinin ne ettiğini görmedin mi?
105:2
أَلَمْ
çıkarmadı mı?
alam
çıkarmadı mı? يَجْعَلْ He make yajʿal
He make كَيْدَهُمْ onların tuzaklarını kaydahum
onların tuzaklarını فِى boşa fī
boşa تَضْلِيلٍۢ astray taḍlīlin
astray ٢ (2)
(2)
çıkarmadı mı? يَجْعَلْ He make yajʿal
He make كَيْدَهُمْ onların tuzaklarını kaydahum
onların tuzaklarını فِى boşa fī
boşa تَضْلِيلٍۢ astray taḍlīlin
astray ٢ (2)
(2)
Onların düzenlerini boşa çıkarmadı mı?
105:3
وَأَرْسَلَ
ve gönderdi
wa-arsala
ve gönderdi عَلَيْهِمْ üzerlerine ʿalayhim
üzerlerine طَيْرًا kuşlar ṭayran
kuşlar أَبَابِيلَ sürü sürü abābīla
sürü sürü ٣ (3)
(3)
ve gönderdi عَلَيْهِمْ üzerlerine ʿalayhim
üzerlerine طَيْرًا kuşlar ṭayran
kuşlar أَبَابِيلَ sürü sürü abābīla
sürü sürü ٣ (3)
(3)
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
105:4
تَرْمِيهِم
onlara atıyorlardı
tarmīhim
onlara atıyorlardı بِحِجَارَةٍۢ sertleşmiş taşlar biḥijāratin
sertleşmiş taşlar مِّن çamurdan min
çamurdan سِجِّيلٍۢ baked clay sijjīlin
baked clay ٤ (4)
(4)
onlara atıyorlardı بِحِجَارَةٍۢ sertleşmiş taşlar biḥijāratin
sertleşmiş taşlar مِّن çamurdan min
çamurdan سِجِّيلٍۢ baked clay sijjīlin
baked clay ٤ (4)
(4)
Onların üzerine, sert taşlar atan sürülerle kuşlar gönderdi.
105:5
فَجَعَلَهُمْ
nihayet onları yaptı
fajaʿalahum
nihayet onları yaptı كَعَصْفٍۢ ekin yaprağı gibi kaʿaṣfin
ekin yaprağı gibi مَّأْكُولٍۭ yenmiş makūlin
yenmiş ٥ (5)
(5)
nihayet onları yaptı كَعَصْفٍۢ ekin yaprağı gibi kaʿaṣfin
ekin yaprağı gibi مَّأْكُولٍۭ yenmiş makūlin
yenmiş ٥ (5)
(5)
Sonunda onları, yenilmiş ekin gibi yaptı.