88
Gaşiye
الغاشية
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
88:1
هَلْ
sana geldimi?
hal
sana geldimi? أَتَىٰكَ (there) come to you atāka
(there) come to you حَدِيثُ haberi ḥadīthu
haberi ٱلْغَـٰشِيَةِ sarıp kaplayacak olanın l-ghāshiyati
sarıp kaplayacak olanın ١ (1)
(1)
sana geldimi? أَتَىٰكَ (there) come to you atāka
(there) come to you حَدِيثُ haberi ḥadīthu
haberi ٱلْغَـٰشِيَةِ sarıp kaplayacak olanın l-ghāshiyati
sarıp kaplayacak olanın ١ (1)
(1)
Her şeyi kaplayacak kıyametin haberi sana gelmedi mi?
88:2
وُجُوهٌۭ
yüzler var ki
wujūhun
yüzler var ki يَوْمَئِذٍ o gün yawma-idhin
o gün خَـٰشِعَةٌ öne düşüktür khāshiʿatun
öne düşüktür ٢ (2)
(2)
yüzler var ki يَوْمَئِذٍ o gün yawma-idhin
o gün خَـٰشِعَةٌ öne düşüktür khāshiʿatun
öne düşüktür ٢ (2)
(2)
O gün bir takım yüzler zillete bürünmüştür.
88:3
عَامِلَةٌۭ
çalışır
ʿāmilatun
çalışır نَّاصِبَةٌۭ yorulur nāṣibatun
yorulur ٣ (3)
(3)
çalışır نَّاصِبَةٌۭ yorulur nāṣibatun
yorulur ٣ (3)
(3)
Zor işler altında bitkin düşmüştür.
88:4
تَصْلَىٰ
girerler
taṣlā
girerler نَارًا ateşe nāran
ateşe حَامِيَةًۭ kızgın ḥāmiyatan
kızgın ٤ (4)
(4)
girerler نَارًا ateşe nāran
ateşe حَامِيَةًۭ kızgın ḥāmiyatan
kızgın ٤ (4)
(4)
Yakıcı ateşe yaslanırlar.
88:5
تُسْقَىٰ
kendilerine içirilir
tus'qā
kendilerine içirilir مِنْ bir gözeden min
bir gözeden عَيْنٍ a spring ʿaynin
a spring ءَانِيَةٍۢ kaynamış āniyatin
kaynamış ٥ (5)
(5)
kendilerine içirilir مِنْ bir gözeden min
bir gözeden عَيْنٍ a spring ʿaynin
a spring ءَانِيَةٍۢ kaynamış āniyatin
kaynamış ٥ (5)
(5)
Kızgın bir kaynaktan içirilirler.
88:6
لَّيْسَ
yoktur
laysa
yoktur لَهُمْ onlar için lahum
onlar için طَعَامٌ yiyecek ṭaʿāmun
yiyecek إِلَّا başka illā
başka مِن kuru dikenden min
kuru dikenden ضَرِيعٍۢ a bitter thorny plant ḍarīʿin
a bitter thorny plant ٦ (6)
(6)
yoktur لَهُمْ onlar için lahum
onlar için طَعَامٌ yiyecek ṭaʿāmun
yiyecek إِلَّا başka illā
başka مِن kuru dikenden min
kuru dikenden ضَرِيعٍۢ a bitter thorny plant ḍarīʿin
a bitter thorny plant ٦ (6)
(6)
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
88:7
لَّا
o beslemez
lā
o beslemez يُسْمِنُ it nourishes yus'minu
it nourishes وَلَا ve walā
ve يُغْنِى gidermez yugh'nī
gidermez مِن açlığından bir şey min
açlığından bir şey جُوعٍۢ hunger jūʿin
hunger ٧ (7)
(7)
o beslemez يُسْمِنُ it nourishes yus'minu
it nourishes وَلَا ve walā
ve يُغْنِى gidermez yugh'nī
gidermez مِن açlığından bir şey min
açlığından bir şey جُوعٍۢ hunger jūʿin
hunger ٧ (7)
(7)
Semirtmeyen, açlığı gidermeyen kötü kokulu (kuru) bir dikenden başka yiyecekleri yoktur.
88:8
وُجُوهٌۭ
yüzler de var ki
wujūhun
yüzler de var ki يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün نَّاعِمَةٌۭ ni'met içinde mutludur nāʿimatun
ni'met içinde mutludur ٨ (8)
(8)
yüzler de var ki يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün نَّاعِمَةٌۭ ni'met içinde mutludur nāʿimatun
ni'met içinde mutludur ٨ (8)
(8)
İnanmış olanların yüzleri, o gün, pırıl pırıldır.
88:9
لِّسَعْيِهَا
işinden
lisaʿyihā
işinden رَاضِيَةٌۭ memnun rāḍiyatun
memnun ٩ (9)
(9)
işinden رَاضِيَةٌۭ memnun rāḍiyatun
memnun ٩ (9)
(9)
Yaptıklarından hoşnuddurlar.
88:10
فِى
bir bahçededir
fī
bir bahçededir جَنَّةٍ a garden jannatin
a garden عَالِيَةٍۢ yüksek ʿāliyatin
yüksek ١٠ (10)
(10)
bir bahçededir جَنَّةٍ a garden jannatin
a garden عَالِيَةٍۢ yüksek ʿāliyatin
yüksek ١٠ (10)
(10)
Yüksek bir cennettedirler.
88:11
لَّا
işitmezler
lā
işitmezler تَسْمَعُ they will hear tasmaʿu
they will hear فِيهَا orada fīhā
orada لَـٰغِيَةًۭ boş söz lāghiyatan
boş söz ١١ (11)
(11)
işitmezler تَسْمَعُ they will hear tasmaʿu
they will hear فِيهَا orada fīhā
orada لَـٰغِيَةًۭ boş söz lāghiyatan
boş söz ١١ (11)
(11)
Orada boş söz işitmezler.
88:12
فِيهَا
orada vardır
fīhā
orada vardır عَيْنٌۭ bir kaynak ʿaynun
bir kaynak جَارِيَةٌۭ akan jāriyatun
akan ١٢ (12)
(12)
orada vardır عَيْنٌۭ bir kaynak ʿaynun
bir kaynak جَارِيَةٌۭ akan jāriyatun
akan ١٢ (12)
(12)
Orada akan kaynak vardır.
88:13
فِيهَا
orada
fīhā
orada سُرُرٌۭ tahtlar sururun
tahtlar مَّرْفُوعَةٌۭ yükseltilmiş marfūʿatun
yükseltilmiş ١٣ (13)
(13)
orada سُرُرٌۭ tahtlar sururun
tahtlar مَّرْفُوعَةٌۭ yükseltilmiş marfūʿatun
yükseltilmiş ١٣ (13)
(13)
Orada, yükseltilmiş tahtlar vardır.
88:14
وَأَكْوَابٌۭ
ve kadehler
wa-akwābun
ve kadehler مَّوْضُوعَةٌۭ konulmuş mawḍūʿatun
konulmuş ١٤ (14)
(14)
ve kadehler مَّوْضُوعَةٌۭ konulmuş mawḍūʿatun
konulmuş ١٤ (14)
(14)
Yerleştirilmiş kaseler,
88:15
وَنَمَارِقُ
ve yastıklar
wanamāriqu
ve yastıklar مَصْفُوفَةٌۭ dizilmiş maṣfūfatun
dizilmiş ١٥ (15)
(15)
ve yastıklar مَصْفُوفَةٌۭ dizilmiş maṣfūfatun
dizilmiş ١٥ (15)
(15)
Sıra sıra yastıklar,
88:16
وَزَرَابِىُّ
ve halılar
wazarābiyyu
ve halılar مَبْثُوثَةٌ serilmiş mabthūthatun
serilmiş ١٦ (16)
(16)
ve halılar مَبْثُوثَةٌ serilmiş mabthūthatun
serilmiş ١٦ (16)
(16)
Serilmiş, yumuşak tüylü halılar vardır.
88:17
أَفَلَا
bakmıyorlar mı?
afalā
bakmıyorlar mı? يَنظُرُونَ they look yanẓurūna
they look إِلَى develere ilā
develere ٱلْإِبِلِ the camels l-ibili
the camels كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl خُلِقَتْ yaratılmış khuliqat
yaratılmış ١٧ (17)
(17)
bakmıyorlar mı? يَنظُرُونَ they look yanẓurūna
they look إِلَى develere ilā
develere ٱلْإِبِلِ the camels l-ibili
the camels كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl خُلِقَتْ yaratılmış khuliqat
yaratılmış ١٧ (17)
(17)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
88:18
وَإِلَى
ve
wa-ilā
ve ٱلسَّمَآءِ göğe l-samāi
göğe كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? رُفِعَتْ yükseltilmiş rufiʿat
yükseltilmiş ١٨ (18)
(18)
ve ٱلسَّمَآءِ göğe l-samāi
göğe كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? رُفِعَتْ yükseltilmiş rufiʿat
yükseltilmiş ١٨ (18)
(18)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
88:19
وَإِلَى
ve
wa-ilā
ve ٱلْجِبَالِ dağlara l-jibāli
dağlara كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? نُصِبَتْ dikilmiş nuṣibat
dikilmiş ١٩ (19)
(19)
ve ٱلْجِبَالِ dağlara l-jibāli
dağlara كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? نُصِبَتْ dikilmiş nuṣibat
dikilmiş ١٩ (19)
(19)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
88:20
وَإِلَى
ve
wa-ilā
ve ٱلْأَرْضِ yere l-arḍi
yere كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? سُطِحَتْ yayılıp döşenmiş suṭiḥat
yayılıp döşenmiş ٢٠ (20)
(20)
ve ٱلْأَرْضِ yere l-arḍi
yere كَيْفَ nasıl? kayfa
nasıl? سُطِحَتْ yayılıp döşenmiş suṭiḥat
yayılıp döşenmiş ٢٠ (20)
(20)
Bu insanlar, devenin nasıl yaratıldığına, göğün nasıl yükseltildiğine, dağların nasıl dikildiğine, yerin nasıl yayıldığına bir bakmazlar mı?
88:21
فَذَكِّرْ
öğüt ver
fadhakkir
öğüt ver إِنَّمَآ çünkü ancak innamā
çünkü ancak أَنتَ sen anta
sen مُذَكِّرٌۭ öğüt verensin mudhakkirun
öğüt verensin ٢١ (21)
(21)
öğüt ver إِنَّمَآ çünkü ancak innamā
çünkü ancak أَنتَ sen anta
sen مُذَكِّرٌۭ öğüt verensin mudhakkirun
öğüt verensin ٢١ (21)
(21)
Sen öğüt ver! Esasen sen sadece bir öğütçüsün.
88:22
لَّسْتَ
değilsin
lasta
değilsin عَلَيْهِم onların üzerinde ʿalayhim
onların üzerinde بِمُصَيْطِرٍ zorlayıcı bimuṣayṭirin
zorlayıcı ٢٢ (22)
(22)
değilsin عَلَيْهِم onların üzerinde ʿalayhim
onların üzerinde بِمُصَيْطِرٍ zorlayıcı bimuṣayṭirin
zorlayıcı ٢٢ (22)
(22)
Sen, onlara zor kullanacak değilsin.
88:23
إِلَّا
ancak
illā
ancak مَن kim man
kim تَوَلَّىٰ yüz çevirirse tawallā
yüz çevirirse وَكَفَرَ ve inanmazsa wakafara
ve inanmazsa ٢٣ (23)
(23)
ancak مَن kim man
kim تَوَلَّىٰ yüz çevirirse tawallā
yüz çevirirse وَكَفَرَ ve inanmazsa wakafara
ve inanmazsa ٢٣ (23)
(23)
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
88:24
فَيُعَذِّبُهُ
ona azab eder
fayuʿadhibuhu
ona azab eder ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْعَذَابَ azabla l-ʿadhāba
azabla ٱلْأَكْبَرَ en büyük l-akbara
en büyük ٢٤ (24)
(24)
ona azab eder ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْعَذَابَ azabla l-ʿadhāba
azabla ٱلْأَكْبَرَ en büyük l-akbara
en büyük ٢٤ (24)
(24)
Ama kim yüz çevirir, inkar ederse, Allah onu en büyük azaba uğratır.
88:25
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz إِلَيْنَآ bizedir ilaynā
bizedir إِيَابَهُمْ dönüşleri iyābahum
dönüşleri ٢٥ (25)
(25)
şüphesiz إِلَيْنَآ bizedir ilaynā
bizedir إِيَابَهُمْ dönüşleri iyābahum
dönüşleri ٢٥ (25)
(25)
Doğrusu onların dönüşü Bize'dir.
88:26
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz عَلَيْنَا bize düşer ʿalaynā
bize düşer حِسَابَهُم onların hesabı ḥisābahum
onların hesabı ٢٦ (26)
(26)
sonra إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz عَلَيْنَا bize düşer ʿalaynā
bize düşer حِسَابَهُم onların hesabı ḥisābahum
onların hesabı ٢٦ (26)
(26)
Şüphesiz sonra hesaplarını görmek de Bize düşmektedir.