83
Mutaffifin
المطففين
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
83:1
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline لِّلْمُطَفِّفِينَ ölçü ve tartıda hile yapanların lil'muṭaffifīna
ölçü ve tartıda hile yapanların ١ (1)
(1)
vay haline لِّلْمُطَفِّفِينَ ölçü ve tartıda hile yapanların lil'muṭaffifīna
ölçü ve tartıda hile yapanların ١ (1)
(1)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
83:2
ٱلَّذِينَ
onlar
alladhīna
onlar إِذَا zaman idhā
zaman ٱكْتَالُوا۟ bir şey ölçüp aldıkları ik'tālū
bir şey ölçüp aldıkları عَلَى insanlardan ʿalā
insanlardan ٱلنَّاسِ the people l-nāsi
the people يَسْتَوْفُونَ ölçüyü tam yaparlar yastawfūna
ölçüyü tam yaparlar ٢ (2)
(2)
onlar إِذَا zaman idhā
zaman ٱكْتَالُوا۟ bir şey ölçüp aldıkları ik'tālū
bir şey ölçüp aldıkları عَلَى insanlardan ʿalā
insanlardan ٱلنَّاسِ the people l-nāsi
the people يَسْتَوْفُونَ ölçüyü tam yaparlar yastawfūna
ölçüyü tam yaparlar ٢ (2)
(2)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
83:3
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman كَالُوهُمْ kendileri onlara bir şey ölçtükleri kālūhum
kendileri onlara bir şey ölçtükleri أَو veya aw
veya وَّزَنُوهُمْ tarttıkları wazanūhum
tarttıkları يُخْسِرُونَ eksik yaparlar yukh'sirūna
eksik yaparlar ٣ (3)
(3)
ve zaman كَالُوهُمْ kendileri onlara bir şey ölçtükleri kālūhum
kendileri onlara bir şey ölçtükleri أَو veya aw
veya وَّزَنُوهُمْ tarttıkları wazanūhum
tarttıkları يُخْسِرُونَ eksik yaparlar yukh'sirūna
eksik yaparlar ٣ (3)
(3)
İnsanlardan, kendileri bir şeyi ölçerek aldıkları zaman tam alan; ama onlara bir şeyi ölçüp tartarak verdiklerinde eksik tutan kimselerin, vay haline!
83:4
أَلَا
sanmıyorlar mı?
alā
sanmıyorlar mı? يَظُنُّ think yaẓunnu
think أُو۟لَـٰٓئِكَ işte ulāika
işte أَنَّهُم onlar annahum
onlar مَّبْعُوثُونَ tekrar diriltileceklerini mabʿūthūna
tekrar diriltileceklerini ٤ (4)
(4)
sanmıyorlar mı? يَظُنُّ think yaẓunnu
think أُو۟لَـٰٓئِكَ işte ulāika
işte أَنَّهُم onlar annahum
onlar مَّبْعُوثُونَ tekrar diriltileceklerini mabʿūthūna
tekrar diriltileceklerini ٤ (4)
(4)
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
83:5
لِيَوْمٍ
bir gün için
liyawmin
bir gün için عَظِيمٍۢ büyük ʿaẓīmin
büyük ٥ (5)
(5)
bir gün için عَظِيمٍۢ büyük ʿaẓīmin
büyük ٥ (5)
(5)
Bunlar, büyük bir günde tekrar dirileceklerini sanmıyorlar mı?
83:6
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün يَقُومُ dururlar yaqūmu
dururlar ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar لِرَبِّ Rabbinin divanında lirabbi
Rabbinin divanında ٱلْعَـٰلَمِينَ alemlerin l-ʿālamīna
alemlerin ٦ (6)
(6)
o gün يَقُومُ dururlar yaqūmu
dururlar ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar لِرَبِّ Rabbinin divanında lirabbi
Rabbinin divanında ٱلْعَـٰلَمِينَ alemlerin l-ʿālamīna
alemlerin ٦ (6)
(6)
O gün insanlar Alemlerin Rabbinin huzurunda dururlar.
83:7
كَلَّآ
hayır
kallā
hayır إِنَّ doğrusu inna
doğrusu كِتَـٰبَ yazıcısı kitāba
yazıcısı ٱلْفُجَّارِ sapanların l-fujāri
sapanların لَفِى elbette lafī
elbette سِجِّينٍۢ Siccin'dedir sijjīnin
Siccin'dedir ٧ (7)
(7)
hayır إِنَّ doğrusu inna
doğrusu كِتَـٰبَ yazıcısı kitāba
yazıcısı ٱلْفُجَّارِ sapanların l-fujāri
sapanların لَفِى elbette lafī
elbette سِجِّينٍۢ Siccin'dedir sijjīnin
Siccin'dedir ٧ (7)
(7)
Sakının; Allah'ın buyruğundan dışarı çıkanlar, muhakkak "Siccin" adlı defterde yazılıdır.
83:8
وَمَآ
nedir?
wamā
nedir? أَدْرَىٰكَ sana bildiren adrāka
sana bildiren مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu سِجِّينٌۭ Siccin('in) sijjīnun
Siccin('in) ٨ (8)
(8)
nedir? أَدْرَىٰكَ sana bildiren adrāka
sana bildiren مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu سِجِّينٌۭ Siccin('in) sijjīnun
Siccin('in) ٨ (8)
(8)
Siccin'in ne olduğunu sen nerden bilirsin?
83:9
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitaptır
kitābun
bir Kitaptır مَّرْقُومٌۭ yazılmış marqūmun
yazılmış ٩ (9)
(9)
bir Kitaptır مَّرْقُومٌۭ yazılmış marqūmun
yazılmış ٩ (9)
(9)
O, yazılmış bir kitaptır.
83:10
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٠ (10)
(10)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٠ (10)
(10)
Yalanlayanların o gün vay haline!
83:11
ٱلَّذِينَ
onlar
alladhīna
onlar يُكَذِّبُونَ yalanlamaktadırlar yukadhibūna
yalanlamaktadırlar بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ١١ (11)
(11)
onlar يُكَذِّبُونَ yalanlamaktadırlar yukadhibūna
yalanlamaktadırlar بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ١١ (11)
(11)
Onlar, kıyamet gününü yalanlamış olanlardır.
83:12
وَمَا
yalanlamaz
wamā
yalanlamaz يُكَذِّبُ can deny yukadhibu
can deny بِهِۦٓ onu bihi
onu إِلَّا başkası illā
başkası كُلُّ her kullu
her مُعْتَدٍ saldırgan muʿ'tadin
saldırgan أَثِيمٍ günahkardan athīmin
günahkardan ١٢ (12)
(12)
yalanlamaz يُكَذِّبُ can deny yukadhibu
can deny بِهِۦٓ onu bihi
onu إِلَّا başkası illā
başkası كُلُّ her kullu
her مُعْتَدٍ saldırgan muʿ'tadin
saldırgan أَثِيمٍ günahkardan athīmin
günahkardan ١٢ (12)
(12)
Oysa onu mütecaviz günahkardan başka kimse yalanlamaz.
83:13
إِذَا
zaman
idhā
zaman تُتْلَىٰ okunduğu tut'lā
okunduğu عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz āyātunā
ayetlerimiz قَالَ der qāla
der أَسَـٰطِيرُ masalları asāṭīru
masalları ٱلْأَوَّلِينَ eskilerin l-awalīna
eskilerin ١٣ (13)
(13)
zaman تُتْلَىٰ okunduğu tut'lā
okunduğu عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz āyātunā
ayetlerimiz قَالَ der qāla
der أَسَـٰطِيرُ masalları asāṭīru
masalları ٱلْأَوَّلِينَ eskilerin l-awalīna
eskilerin ١٣ (13)
(13)
Ona ayetlerimiz okunduğu zaman "Öncekilerin masalları" der.
83:14
كَلَّا ۖ
hayır
kallā
hayır بَلْ ۜ doğrusu bal
doğrusu رَانَ paslanmıştır rāna
paslanmıştır عَلَىٰ üzeri ʿalā
üzeri قُلُوبِهِم kalblerinin qulūbihim
kalblerinin مَّا şeyler mā
şeyler كَانُوا۟ oldukları kānū
oldukları يَكْسِبُونَ kazanıyor(lar) yaksibūna
kazanıyor(lar) ١٤ (14)
(14)
hayır بَلْ ۜ doğrusu bal
doğrusu رَانَ paslanmıştır rāna
paslanmıştır عَلَىٰ üzeri ʿalā
üzeri قُلُوبِهِم kalblerinin qulūbihim
kalblerinin مَّا şeyler mā
şeyler كَانُوا۟ oldukları kānū
oldukları يَكْسِبُونَ kazanıyor(lar) yaksibūna
kazanıyor(lar) ١٤ (14)
(14)
Hayır, hayır; onların kazandıkları kalblerini paslandırıp körletmiştir.
83:15
كَلَّآ
hayır
kallā
hayır إِنَّهُمْ doğrusu onlar innahum
doğrusu onlar عَن Rablerinden ʿan
Rablerinden رَّبِّهِمْ their Lord rabbihim
their Lord يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لَّمَحْجُوبُونَ perdelenmişlerdir lamaḥjūbūna
perdelenmişlerdir ١٥ (15)
(15)
hayır إِنَّهُمْ doğrusu onlar innahum
doğrusu onlar عَن Rablerinden ʿan
Rablerinden رَّبِّهِمْ their Lord rabbihim
their Lord يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لَّمَحْجُوبُونَ perdelenmişlerdir lamaḥjūbūna
perdelenmişlerdir ١٥ (15)
(15)
Hayır; doğrusu onlar o gün, Rablerinden yoksun kalacaklardır.
83:16
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra إِنَّهُمْ onlar innahum
onlar لَصَالُوا۟ elbette gireceklerdir laṣālū
elbette gireceklerdir ٱلْجَحِيمِ cehenneme l-jaḥīmi
cehenneme ١٦ (16)
(16)
sonra إِنَّهُمْ onlar innahum
onlar لَصَالُوا۟ elbette gireceklerdir laṣālū
elbette gireceklerdir ٱلْجَحِيمِ cehenneme l-jaḥīmi
cehenneme ١٦ (16)
(16)
Sonra onlar, şüphesiz, cehenneme gireceklerdir.
83:17
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra يُقَالُ denilecektir yuqālu
denilecektir هَـٰذَا işte budur hādhā
işte budur ٱلَّذِى şey alladhī
şey كُنتُم olduğunuz kuntum
olduğunuz بِهِۦ onu bihi
onu تُكَذِّبُونَ yalanlıyor(lar) tukadhibūna
yalanlıyor(lar) ١٧ (17)
(17)
sonra يُقَالُ denilecektir yuqālu
denilecektir هَـٰذَا işte budur hādhā
işte budur ٱلَّذِى şey alladhī
şey كُنتُم olduğunuz kuntum
olduğunuz بِهِۦ onu bihi
onu تُكَذِّبُونَ yalanlıyor(lar) tukadhibūna
yalanlıyor(lar) ١٧ (17)
(17)
Sonra da: "yalanlayıp durduğunuz işte budur" denecektir.
83:18
كَلَّآ
hayır
kallā
hayır إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz كِتَـٰبَ yazısı kitāba
yazısı ٱلْأَبْرَارِ iyilerin l-abrāri
iyilerin لَفِى elbette lafī
elbette عِلِّيِّينَ İlliyyindedir ʿilliyyīna
İlliyyindedir ١٨ (18)
(18)
hayır إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz كِتَـٰبَ yazısı kitāba
yazısı ٱلْأَبْرَارِ iyilerin l-abrāri
iyilerin لَفِى elbette lafī
elbette عِلِّيِّينَ İlliyyindedir ʿilliyyīna
İlliyyindedir ١٨ (18)
(18)
Ama iyilerin defteri yüksek katlardadır.
83:19
وَمَآ
nedir?
wamā
nedir? أَدْرَىٰكَ sana bildiren adrāka
sana bildiren مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu عِلِّيُّونَ İlliyyin('in) ʿilliyyūna
İlliyyin('in) ١٩ (19)
(19)
nedir? أَدْرَىٰكَ sana bildiren adrāka
sana bildiren مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu عِلِّيُّونَ İlliyyin('in) ʿilliyyūna
İlliyyin('in) ١٩ (19)
(19)
O yüksek katların ne olduğunu sen bilir misin?
83:20
كِتَـٰبٌۭ
bir Kitaptır
kitābun
bir Kitaptır مَّرْقُومٌۭ yazılmış marqūmun
yazılmış ٢٠ (20)
(20)
bir Kitaptır مَّرْقُومٌۭ yazılmış marqūmun
yazılmış ٢٠ (20)
(20)
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
83:21
يَشْهَدُهُ
ona tanık olurlar
yashhaduhu
ona tanık olurlar ٱلْمُقَرَّبُونَ yaklaştırılmış olanlar l-muqarabūna
yaklaştırılmış olanlar ٢١ (21)
(21)
ona tanık olurlar ٱلْمُقَرَّبُونَ yaklaştırılmış olanlar l-muqarabūna
yaklaştırılmış olanlar ٢١ (21)
(21)
O, gözde meleklerin gördüğü, yazılı bir kitapdır.
83:22
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱلْأَبْرَارَ iyiler l-abrāra
iyiler لَفِى elbette içindedirler lafī
elbette içindedirler نَعِيمٍ ni'met naʿīmin
ni'met ٢٢ (22)
(22)
şüphesiz ٱلْأَبْرَارَ iyiler l-abrāra
iyiler لَفِى elbette içindedirler lafī
elbette içindedirler نَعِيمٍ ni'met naʿīmin
ni'met ٢٢ (22)
(22)
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
83:23
عَلَى
üzerinde
ʿalā
üzerinde ٱلْأَرَآئِكِ divanlar l-arāiki
divanlar يَنظُرُونَ oturup bakarlar yanẓurūna
oturup bakarlar ٢٣ (23)
(23)
üzerinde ٱلْأَرَآئِكِ divanlar l-arāiki
divanlar يَنظُرُونَ oturup bakarlar yanẓurūna
oturup bakarlar ٢٣ (23)
(23)
İyiler, şüphesiz, nimet içinde ve tahtlar üzerinde etrafı seyrederler.
83:24
تَعْرِفُ
sezersin
taʿrifu
sezersin فِى yüzlerinde fī
yüzlerinde وُجُوهِهِمْ their faces wujūhihim
their faces نَضْرَةَ sevinç ve parıltısını naḍrata
sevinç ve parıltısını ٱلنَّعِيمِ ni'metin l-naʿīmi
ni'metin ٢٤ (24)
(24)
sezersin فِى yüzlerinde fī
yüzlerinde وُجُوهِهِمْ their faces wujūhihim
their faces نَضْرَةَ sevinç ve parıltısını naḍrata
sevinç ve parıltısını ٱلنَّعِيمِ ni'metin l-naʿīmi
ni'metin ٢٤ (24)
(24)
Onları, yüzlerindeki nimet pırıltısından tanırsın.
83:25
يُسْقَوْنَ
onlara içirilir
yus'qawna
onlara içirilir مِن halis bir şaraptan min
halis bir şaraptan رَّحِيقٍۢ a pure wine raḥīqin
a pure wine مَّخْتُومٍ mühürlü makhtūmin
mühürlü ٢٥ (25)
(25)
onlara içirilir مِن halis bir şaraptan min
halis bir şaraptan رَّحِيقٍۢ a pure wine raḥīqin
a pure wine مَّخْتُومٍ mühürlü makhtūmin
mühürlü ٢٥ (25)
(25)
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
83:26
خِتَـٰمُهُۥ
ki onun sonu
khitāmuhu
ki onun sonu مِسْكٌۭ ۚ misktir mis'kun
misktir وَفِى ve wafī
ve ذَٰلِكَ işte bunun için dhālika
işte bunun için فَلْيَتَنَافَسِ yarışsınlar falyatanāfasi
yarışsınlar ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ yarışanlar l-mutanāfisūna
yarışanlar ٢٦ (26)
(26)
ki onun sonu مِسْكٌۭ ۚ misktir mis'kun
misktir وَفِى ve wafī
ve ذَٰلِكَ işte bunun için dhālika
işte bunun için فَلْيَتَنَافَسِ yarışsınlar falyatanāfasi
yarışsınlar ٱلْمُتَنَـٰفِسُونَ yarışanlar l-mutanāfisūna
yarışanlar ٢٦ (26)
(26)
Sonunda misk kokusu bırakan, ağzı kapalı saf bir içecekten içerler. İyi şeyler için yarışanlar, bunun için yarışsınlar.
83:27
وَمِزَاجُهُۥ
karışımı
wamizājuhu
karışımı مِن tesnimdendir min
tesnimdendir تَسْنِيمٍ Tasneem tasnīmin
Tasneem ٢٧ (27)
(27)
karışımı مِن tesnimdendir min
tesnimdendir تَسْنِيمٍ Tasneem tasnīmin
Tasneem ٢٧ (27)
(27)
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
83:28
عَيْنًۭا
bir çeşme (ki)
ʿaynan
bir çeşme (ki) يَشْرَبُ içerler yashrabu
içerler بِهَا ondan bihā
ondan ٱلْمُقَرَّبُونَ yaklaştırılanlar l-muqarabūna
yaklaştırılanlar ٢٨ (28)
(28)
bir çeşme (ki) يَشْرَبُ içerler yashrabu
içerler بِهَا ondan bihā
ondan ٱلْمُقَرَّبُونَ yaklaştırılanlar l-muqarabūna
yaklaştırılanlar ٢٨ (28)
(28)
Onun katkısı gözdelerin içtiği yüce kaynaktandır.
83:29
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler أَجْرَمُوا۟ suç işleyen(ler) ajramū
suç işleyen(ler) كَانُوا۟ idiler kānū
idiler مِنَ kimselere mina
kimselere ٱلَّذِينَ those who alladhīna
those who ءَامَنُوا۟ inanan(lara) āmanū
inanan(lara) يَضْحَكُونَ gülüyor(lar) yaḍḥakūna
gülüyor(lar) ٢٩ (29)
(29)
şüphesiz ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler أَجْرَمُوا۟ suç işleyen(ler) ajramū
suç işleyen(ler) كَانُوا۟ idiler kānū
idiler مِنَ kimselere mina
kimselere ٱلَّذِينَ those who alladhīna
those who ءَامَنُوا۟ inanan(lara) āmanū
inanan(lara) يَضْحَكُونَ gülüyor(lar) yaḍḥakūna
gülüyor(lar) ٢٩ (29)
(29)
Suçlular, şüphesiz, inanmış olanlara gülerlerdi.
83:30
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman مَرُّوا۟ yanından geçtikleri marrū
yanından geçtikleri بِهِمْ onların bihim
onların يَتَغَامَزُونَ birbirlerine kaş göz ederlerdi yataghāmazūna
birbirlerine kaş göz ederlerdi ٣٠ (30)
(30)
ve zaman مَرُّوا۟ yanından geçtikleri marrū
yanından geçtikleri بِهِمْ onların bihim
onların يَتَغَامَزُونَ birbirlerine kaş göz ederlerdi yataghāmazūna
birbirlerine kaş göz ederlerdi ٣٠ (30)
(30)
Yanlarından geçtikleri zaman da birbirlerine göz kırparlardı.
83:31
وَإِذَا
zaman da
wa-idhā
zaman da ٱنقَلَبُوٓا۟ döndükleri inqalabū
döndükleri إِلَىٰٓ ailelerine ilā
ailelerine أَهْلِهِمُ their people ahlihimu
their people ٱنقَلَبُوا۟ dönerlerdi inqalabū
dönerlerdi فَكِهِينَ eğlenerek fakihīna
eğlenerek ٣١ (31)
(31)
zaman da ٱنقَلَبُوٓا۟ döndükleri inqalabū
döndükleri إِلَىٰٓ ailelerine ilā
ailelerine أَهْلِهِمُ their people ahlihimu
their people ٱنقَلَبُوا۟ dönerlerdi inqalabū
dönerlerdi فَكِهِينَ eğlenerek fakihīna
eğlenerek ٣١ (31)
(31)
Taraftarlarına vardıklarında bununla eğlenirlerdi.
83:32
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman رَأَوْهُمْ onları gördükleri ra-awhum
onları gördükleri قَالُوٓا۟ derlerdi qālū
derlerdi إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz هَـٰٓؤُلَآءِ şunlar hāulāi
şunlar لَضَآلُّونَ sapıklardır laḍāllūna
sapıklardır ٣٢ (32)
(32)
ve zaman رَأَوْهُمْ onları gördükleri ra-awhum
onları gördükleri قَالُوٓا۟ derlerdi qālū
derlerdi إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz هَـٰٓؤُلَآءِ şunlar hāulāi
şunlar لَضَآلُّونَ sapıklardır laḍāllūna
sapıklardır ٣٢ (32)
(32)
İnananları gördükleri zaman: "Doğrusu bunlar sapık olanlardır" derlerdi.
83:33
وَمَآ
ve
wamā
ve أُرْسِلُوا۟ kendileri gönderilmemişlerdi ur'silū
kendileri gönderilmemişlerdi عَلَيْهِمْ onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine حَـٰفِظِينَ bekçi olarak ḥāfiẓīna
bekçi olarak ٣٣ (33)
(33)
ve أُرْسِلُوا۟ kendileri gönderilmemişlerdi ur'silū
kendileri gönderilmemişlerdi عَلَيْهِمْ onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine حَـٰفِظِينَ bekçi olarak ḥāfiẓīna
bekçi olarak ٣٣ (33)
(33)
Oysa kendileri, inananlara gözcü olarak gönderilmemişlerdi.
83:34
فَٱلْيَوْمَ
işte bugün
fal-yawma
işte bugün ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) مِنَ kafirlere mina
kafirlere ٱلْكُفَّارِ the disbelievers l-kufāri
the disbelievers يَضْحَكُونَ gülerler yaḍḥakūna
gülerler ٣٤ (34)
(34)
işte bugün ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) مِنَ kafirlere mina
kafirlere ٱلْكُفَّارِ the disbelievers l-kufāri
the disbelievers يَضْحَكُونَ gülerler yaḍḥakūna
gülerler ٣٤ (34)
(34)
Bugün de, inananlar inkarcılara gülerler.
83:35
عَلَى
üzerinde
ʿalā
üzerinde ٱلْأَرَآئِكِ divanlar l-arāiki
divanlar يَنظُرُونَ (oturup) bakarlar yanẓurūna
(oturup) bakarlar ٣٥ (35)
(35)
üzerinde ٱلْأَرَآئِكِ divanlar l-arāiki
divanlar يَنظُرُونَ (oturup) bakarlar yanẓurūna
(oturup) bakarlar ٣٥ (35)
(35)
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.
83:36
هَلْ
cezalandılarmı?
hal
cezalandılarmı? ثُوِّبَ been rewarded thuwwiba
been rewarded ٱلْكُفَّارُ kafirler l-kufāru
kafirler مَا şeylerle mā
şeylerle كَانُوا۟ oldukları kānū
oldukları يَفْعَلُونَ yapıyor(lar) yafʿalūna
yapıyor(lar) ٣٦ (36)
(36)
cezalandılarmı? ثُوِّبَ been rewarded thuwwiba
been rewarded ٱلْكُفَّارُ kafirler l-kufāru
kafirler مَا şeylerle mā
şeylerle كَانُوا۟ oldukları kānū
oldukları يَفْعَلُونَ yapıyor(lar) yafʿalūna
yapıyor(lar) ٣٦ (36)
(36)
Tahtlar üzerinde, inkarcıların yaptıkları şeylerin karşılığının nasıl verildiğini seyrederler.