100

Adiyat

Mekki 11 Ayet Cüz 1
العاديات
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
100:1
وَٱلْعَـٰدِيَـٰتِ andolsun koşanlara (atlara) wal-ʿādiyāti
andolsun koşanlara (atlara)
ضَبْحًۭا soluk soluğa ḍabḥan
soluk soluğa
١ (1)
(1)
And olsun Allah yolunda koştukça koşanlara;
100:2
فَٱلْمُورِيَـٰتِ (tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara fal-mūriyāti
(tırnaklarıyla) ateş çıkaranlara
قَدْحًۭا çarparak qadḥan
çarparak
٢ (2)
(2)
And olsun kıvılcımlar saçanlara;
100:3
فَٱلْمُغِيرَٰتِ akın edenlere fal-mughīrāti
akın edenlere
صُبْحًۭا sabahleyin ṣub'ḥan
sabahleyin
٣ (3)
(3)
Sabah sabah akına çıkanlara;
100:4
فَأَثَرْنَ toz koparanlara fa-atharna
toz koparanlara
بِهِۦ onunla (ayaklarıyla) bihi
onunla (ayaklarıyla)
نَقْعًۭا toz naqʿan
toz
٤ (4)
(4)
Ve tozu dumana katanlara;
100:5
فَوَسَطْنَ derken dalanlara fawasaṭna
derken dalanlara
بِهِۦ onunla bihi
onunla
جَمْعًا bir topluluğa jamʿan
bir topluluğa
٥ (5)
(5)
Düşman topluluğunun içine dalanlara ki:
100:6
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱلْإِنسَـٰنَ insan l-insāna
insan
لِرَبِّهِۦ Rabbine karşı lirabbihi
Rabbine karşı
لَكَنُودٌۭ çok nankördür lakanūdun
çok nankördür
٦ (6)
(6)
İnsan gerçekten Rabbine karşı pek nankördür.
100:7
وَإِنَّهُۥ ve elbette o da wa-innahu
ve elbette o da
عَلَىٰ buna ʿalā
buna
ذَٰلِكَ that dhālika
that
لَشَهِيدٌۭ şahiddir lashahīdun
şahiddir
٧ (7)
(7)
Doğrusu kendisi de bunların hepsine şahittir.
100:8
وَإِنَّهُۥ doğrusu o wa-innahu
doğrusu o
لِحُبِّ sevgisine liḥubbi
sevgisine
ٱلْخَيْرِ mal l-khayri
mal
لَشَدِيدٌ aşırı düşkündür lashadīdun
aşırı düşkündür
٨ (8)
(8)
Gerçekten mala da pek düşkündür.
100:9
۞ أَفَلَا bilmez mi? afalā
bilmez mi?
يَعْلَمُ he know yaʿlamu
he know
إِذَا zaman idhā
zaman
بُعْثِرَ dışarı atıldığı buʿ'thira
dışarı atıldığı
مَا olanlar
olanlar
فِى kabirlerde
kabirlerde
ٱلْقُبُورِ the graves l-qubūri
the graves
٩ (9)
(9)
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
100:10
وَحُصِّلَ ve devşirildiği (zaman) waḥuṣṣila
ve devşirildiği (zaman)
مَا bulunanlar
bulunanlar
فِى göğüslerde
göğüslerde
ٱلصُّدُورِ the breasts l-ṣudūri
the breasts
١٠ (10)
(10)
İnsan, kabirlerde bulunanların çıkarılacağı ve kalblerde olanların ortaya konulacağı bir zamanın geleceğini bilmez mi?
100:11
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
رَبَّهُم Rabbleri rabbahum
Rabbleri
بِهِمْ onları bihim
onları
يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün
لَّخَبِيرٌۢ mutlaka haber almıştır lakhabīrun
mutlaka haber almıştır
١١ (11)
(11)
Doğrusu Rableri o gün onların her şeyinden haberdardır.