74
Müddessir
المدثر
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
74:1
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلْمُدَّثِّرُ örtüsüne bürünen l-mudathiru
örtüsüne bürünen ١ (1)
(1)
ey ٱلْمُدَّثِّرُ örtüsüne bürünen l-mudathiru
örtüsüne bürünen ١ (1)
(1)
Ey örtüye bürünen!
74:2
قُمْ
kalk
qum
kalk فَأَنذِرْ ve uyar fa-andhir
ve uyar ٢ (2)
(2)
kalk فَأَنذِرْ ve uyar fa-andhir
ve uyar ٢ (2)
(2)
Kalk da uyar.
74:3
وَرَبَّكَ
ve Rabbini
warabbaka
ve Rabbini فَكَبِّرْ tekbir et fakabbir
tekbir et ٣ (3)
(3)
ve Rabbini فَكَبِّرْ tekbir et fakabbir
tekbir et ٣ (3)
(3)
Rabbini yücelt.
74:4
وَثِيَابَكَ
ve elbiseni
wathiyābaka
ve elbiseni فَطَهِّرْ temizle faṭahhir
temizle ٤ (4)
(4)
ve elbiseni فَطَهِّرْ temizle faṭahhir
temizle ٤ (4)
(4)
Giydiklerini temiz tut.
74:5
وَٱلرُّجْزَ
ve pislikten
wal-ruj'za
ve pislikten فَٱهْجُرْ kaçın fa-uh'jur
kaçın ٥ (5)
(5)
ve pislikten فَٱهْجُرْ kaçın fa-uh'jur
kaçın ٥ (5)
(5)
Kötü şeyleri terke devam et.
74:6
وَلَا
ve
walā
ve تَمْنُن başa kakma tamnun
başa kakma تَسْتَكْثِرُ verdiğini çok bularak tastakthiru
verdiğini çok bularak ٦ (6)
(6)
ve تَمْنُن başa kakma tamnun
başa kakma تَسْتَكْثِرُ verdiğini çok bularak tastakthiru
verdiğini çok bularak ٦ (6)
(6)
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
74:7
وَلِرَبِّكَ
ve Rabbin için
walirabbika
ve Rabbin için فَٱصْبِرْ sabret fa-iṣ'bir
sabret ٧ (7)
(7)
ve Rabbin için فَٱصْبِرْ sabret fa-iṣ'bir
sabret ٧ (7)
(7)
Rabbin için sabret.
74:8
فَإِذَا
zaman
fa-idhā
zaman نُقِرَ üflendiği nuqira
üflendiği فِى Sur'a (boruya) fī
Sur'a (boruya) ٱلنَّاقُورِ the trumpet l-nāqūri
the trumpet ٨ (8)
(8)
zaman نُقِرَ üflendiği nuqira
üflendiği فِى Sur'a (boruya) fī
Sur'a (boruya) ٱلنَّاقُورِ the trumpet l-nāqūri
the trumpet ٨ (8)
(8)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:9
فَذَٰلِكَ
işte
fadhālika
işte يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün يَوْمٌ bir gündür yawmun
bir gündür عَسِيرٌ çetin ʿasīrun
çetin ٩ (9)
(9)
işte يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün يَوْمٌ bir gündür yawmun
bir gündür عَسِيرٌ çetin ʿasīrun
çetin ٩ (9)
(9)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:10
عَلَى
için
ʿalā
için ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirler l-kāfirīna
kafirler غَيْرُ değildir ghayru
değildir يَسِيرٍۢ kolay yasīrin
kolay ١٠ (10)
(10)
için ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirler l-kāfirīna
kafirler غَيْرُ değildir ghayru
değildir يَسِيرٍۢ kolay yasīrin
kolay ١٠ (10)
(10)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:11
ذَرْنِى
beni yalnız bırak
dharnī
beni yalnız bırak وَمَنْ ve adamı waman
ve adamı خَلَقْتُ yarattığım khalaqtu
yarattığım وَحِيدًۭا tek olarak waḥīdan
tek olarak ١١ (11)
(11)
beni yalnız bırak وَمَنْ ve adamı waman
ve adamı خَلَقْتُ yarattığım khalaqtu
yarattığım وَحِيدًۭا tek olarak waḥīdan
tek olarak ١١ (11)
(11)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:12
وَجَعَلْتُ
ve verdim
wajaʿaltu
ve verdim لَهُۥ ona lahu
ona مَالًۭا mal mālan
mal مَّمْدُودًۭا uzun boylu mamdūdan
uzun boylu ١٢ (12)
(12)
ve verdim لَهُۥ ona lahu
ona مَالًۭا mal mālan
mal مَّمْدُودًۭا uzun boylu mamdūdan
uzun boylu ١٢ (12)
(12)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:13
وَبَنِينَ
ve oğullar
wabanīna
ve oğullar شُهُودًۭا göz önünde shuhūdan
göz önünde ١٣ (13)
(13)
ve oğullar شُهُودًۭا göz önünde shuhūdan
göz önünde ١٣ (13)
(13)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:14
وَمَهَّدتُّ
ve döşedim
wamahhadttu
ve döşedim لَهُۥ kendisine lahu
kendisine تَمْهِيدًۭا bir döşeyişle tamhīdan
bir döşeyişle ١٤ (14)
(14)
ve döşedim لَهُۥ kendisine lahu
kendisine تَمْهِيدًۭا bir döşeyişle tamhīdan
bir döşeyişle ١٤ (14)
(14)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:15
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra يَطْمَعُ hırsla ister yaṭmaʿu
hırsla ister أَنْ daha da artırmamı an
daha da artırmamı أَزِيدَ I (should) add more azīda
I (should) add more ١٥ (15)
(15)
sonra يَطْمَعُ hırsla ister yaṭmaʿu
hırsla ister أَنْ daha da artırmamı an
daha da artırmamı أَزِيدَ I (should) add more azīda
I (should) add more ١٥ (15)
(15)
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
74:16
كَلَّآ ۖ
hayır
kallā
hayır إِنَّهُۥ çünkü o innahu
çünkü o كَانَ oldu kāna
oldu لِـَٔايَـٰتِنَا bizim ayetlerimize karşı liāyātinā
bizim ayetlerimize karşı عَنِيدًۭا bir inatçı ʿanīdan
bir inatçı ١٦ (16)
(16)
hayır إِنَّهُۥ çünkü o innahu
çünkü o كَانَ oldu kāna
oldu لِـَٔايَـٰتِنَا bizim ayetlerimize karşı liāyātinā
bizim ayetlerimize karşı عَنِيدًۭا bir inatçı ʿanīdan
bir inatçı ١٦ (16)
(16)
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
74:17
سَأُرْهِقُهُۥ
onu sardıracağım
sa-ur'hiquhu
onu sardıracağım صَعُودًا dimdik bir yokuşa ṣaʿūdan
dimdik bir yokuşa ١٧ (17)
(17)
onu sardıracağım صَعُودًا dimdik bir yokuşa ṣaʿūdan
dimdik bir yokuşa ١٧ (17)
(17)
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
74:18
إِنَّهُۥ
zira o
innahu
zira o فَكَّرَ düşündü fakkara
düşündü وَقَدَّرَ ölçtü biçti waqaddara
ölçtü biçti ١٨ (18)
(18)
zira o فَكَّرَ düşündü fakkara
düşündü وَقَدَّرَ ölçtü biçti waqaddara
ölçtü biçti ١٨ (18)
(18)
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
74:19
فَقُتِلَ
kahrolası
faqutila
kahrolası كَيْفَ nasıl da kayfa
nasıl da قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti ١٩ (19)
(19)
kahrolası كَيْفَ nasıl da kayfa
nasıl da قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti ١٩ (19)
(19)
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
74:20
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra قُتِلَ kahrolası qutila
kahrolası كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti ٢٠ (20)
(20)
sonra قُتِلَ kahrolası qutila
kahrolası كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti ٢٠ (20)
(20)
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
74:21
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra نَظَرَ baktı naẓara
baktı ٢١ (21)
(21)
sonra نَظَرَ baktı naẓara
baktı ٢١ (21)
(21)
Sonra baktı;
74:22
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra عَبَسَ surat astı ʿabasa
surat astı وَبَسَرَ kaşlarını çattı wabasara
kaşlarını çattı ٢٢ (22)
(22)
sonra عَبَسَ surat astı ʿabasa
surat astı وَبَسَرَ kaşlarını çattı wabasara
kaşlarını çattı ٢٢ (22)
(22)
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
74:23
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra أَدْبَرَ arkasını döndü adbara
arkasını döndü وَٱسْتَكْبَرَ ve böbürlendi wa-is'takbara
ve böbürlendi ٢٣ (23)
(23)
sonra أَدْبَرَ arkasını döndü adbara
arkasını döndü وَٱسْتَكْبَرَ ve böbürlendi wa-is'takbara
ve böbürlendi ٢٣ (23)
(23)
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
74:24
فَقَالَ
sonra dedi
faqāla
sonra dedi إِنْ değildir in
değildir هَـٰذَآ bu hādhā
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey سِحْرٌۭ bir büyü(den) siḥ'run
bir büyü(den) يُؤْثَرُ rivayet edilip öğretilen yu'tharu
rivayet edilip öğretilen ٢٤ (24)
(24)
sonra dedi إِنْ değildir in
değildir هَـٰذَآ bu hādhā
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey سِحْرٌۭ bir büyü(den) siḥ'run
bir büyü(den) يُؤْثَرُ rivayet edilip öğretilen yu'tharu
rivayet edilip öğretilen ٢٤ (24)
(24)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
74:25
إِنْ
değildir
in
değildir هَـٰذَآ bu hādhā
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey قَوْلُ sözü(nden) qawlu
sözü(nden) ٱلْبَشَرِ bir insan l-bashari
bir insan ٢٥ (25)
(25)
değildir هَـٰذَآ bu hādhā
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey قَوْلُ sözü(nden) qawlu
sözü(nden) ٱلْبَشَرِ bir insan l-bashari
bir insan ٢٥ (25)
(25)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
74:26
سَأُصْلِيهِ
onu sokacağım
sa-uṣ'līhi
onu sokacağım سَقَرَ Sekar'a saqara
Sekar'a ٢٦ (26)
(26)
onu sokacağım سَقَرَ Sekar'a saqara
Sekar'a ٢٦ (26)
(26)
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
74:27
وَمَآ
ve
wamā
ve أَدْرَىٰكَ sen nereden bileceksin? adrāka
sen nereden bileceksin? مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu سَقَرُ Sekar'ın saqaru
Sekar'ın ٢٧ (27)
(27)
ve أَدْرَىٰكَ sen nereden bileceksin? adrāka
sen nereden bileceksin? مَا ne olduğunu mā
ne olduğunu سَقَرُ Sekar'ın saqaru
Sekar'ın ٢٧ (27)
(27)
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
74:28
لَا
geriye bir şey komaz
lā
geriye bir şey komaz تُبْقِى it lets remain tub'qī
it lets remain وَلَا ve ne de walā
ve ne de تَذَرُ bırakmaz tadharu
bırakmaz ٢٨ (28)
(28)
geriye bir şey komaz تُبْقِى it lets remain tub'qī
it lets remain وَلَا ve ne de walā
ve ne de تَذَرُ bırakmaz tadharu
bırakmaz ٢٨ (28)
(28)
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
74:29
لَوَّاحَةٌۭ
yakar kavurur
lawwāḥatun
yakar kavurur لِّلْبَشَرِ insanı lil'bashari
insanı ٢٩ (29)
(29)
yakar kavurur لِّلْبَشَرِ insanı lil'bashari
insanı ٢٩ (29)
(29)
İnsanın derisini kavurur;
74:30
عَلَيْهَا
üzerinde vardır
ʿalayhā
üzerinde vardır تِسْعَةَ (on)dokuz tis'ʿata
(on)dokuz عَشَرَ on(dokuz) ʿashara
on(dokuz) ٣٠ (30)
(30)
üzerinde vardır تِسْعَةَ (on)dokuz tis'ʿata
(on)dokuz عَشَرَ on(dokuz) ʿashara
on(dokuz) ٣٠ (30)
(30)
Orada ondokuz bekçi vardır.
74:31
وَمَا
ve
wamā
ve جَعَلْنَآ biz yapmadık jaʿalnā
biz yapmadık أَصْحَـٰبَ muhafızları aṣḥāba
muhafızları ٱلنَّارِ cehennemin l-nāri
cehennemin إِلَّا başkasını illā
başkasını مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ meleklerden malāikatan
meleklerden وَمَا ve wamā
ve جَعَلْنَا yapmadık jaʿalnā
yapmadık عِدَّتَهُمْ onların sayısını ʿiddatahum
onların sayısını إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey فِتْنَةًۭ bir sınavdan fit'natan
bir sınavdan لِّلَّذِينَ için lilladhīna
için كَفَرُوا۟ inkar edenler; kafarū
inkar edenler; لِيَسْتَيْقِنَ iyice inansın diye liyastayqina
iyice inansın diye ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar أُوتُوا۟ kendilerine verilmiş ūtū
kendilerine verilmiş ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap وَيَزْدَادَ ve artsın diye wayazdāda
ve artsın diye ٱلَّذِينَ inananların alladhīna
inananların ءَامَنُوٓا۟ believe āmanū
believe إِيمَـٰنًۭا ۙ imanı īmānan
imanı وَلَا ve walā
ve يَرْتَابَ kuşkulanmasınlar yartāba
kuşkulanmasınlar ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar أُوتُوا۟ verilmiş ūtū
verilmiş ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ ve inananlar wal-mu'minūna
ve inananlar وَلِيَقُولَ ve desinler diye waliyaqūla
ve desinler diye ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler فِى bulunan fī
bulunan قُلُوبِهِم kalblerinde qulūbihim
kalblerinde مَّرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık وَٱلْكَـٰفِرُونَ ve kafirler wal-kāfirūna
ve kafirler مَاذَآ ne? mādhā
ne? أَرَادَ demek istedi arāda
demek istedi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِهَـٰذَا bu bihādhā
bu مَثَلًۭا ۚ misalle mathalan
misalle كَذَٰلِكَ böylece kadhālika
böylece يُضِلُّ şaşırtır yuḍillu
şaşırtır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah مَن kimseyi man
kimseyi يَشَآءُ dilediği yashāu
dilediği وَيَهْدِى ve doğru yola iletir wayahdī
ve doğru yola iletir مَن kimseyi man
kimseyi يَشَآءُ ۚ dilediği yashāu
dilediği وَمَا ve wamā
ve يَعْلَمُ bilmez yaʿlamu
bilmez جُنُودَ ordularını junūda
ordularını رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin إِلَّا başkası illā
başkası هُوَ ۚ O'ndan huwa
O'ndan وَمَا ve değildir wamā
ve değildir هِىَ bu hiya
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey ذِكْرَىٰ bir uyarı(dan) dhik'rā
bir uyarı(dan) لِلْبَشَرِ insanlara lil'bashari
insanlara ٣١ (31)
(31)
ve جَعَلْنَآ biz yapmadık jaʿalnā
biz yapmadık أَصْحَـٰبَ muhafızları aṣḥāba
muhafızları ٱلنَّارِ cehennemin l-nāri
cehennemin إِلَّا başkasını illā
başkasını مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ meleklerden malāikatan
meleklerden وَمَا ve wamā
ve جَعَلْنَا yapmadık jaʿalnā
yapmadık عِدَّتَهُمْ onların sayısını ʿiddatahum
onların sayısını إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey فِتْنَةًۭ bir sınavdan fit'natan
bir sınavdan لِّلَّذِينَ için lilladhīna
için كَفَرُوا۟ inkar edenler; kafarū
inkar edenler; لِيَسْتَيْقِنَ iyice inansın diye liyastayqina
iyice inansın diye ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar أُوتُوا۟ kendilerine verilmiş ūtū
kendilerine verilmiş ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap وَيَزْدَادَ ve artsın diye wayazdāda
ve artsın diye ٱلَّذِينَ inananların alladhīna
inananların ءَامَنُوٓا۟ believe āmanū
believe إِيمَـٰنًۭا ۙ imanı īmānan
imanı وَلَا ve walā
ve يَرْتَابَ kuşkulanmasınlar yartāba
kuşkulanmasınlar ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar أُوتُوا۟ verilmiş ūtū
verilmiş ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ ve inananlar wal-mu'minūna
ve inananlar وَلِيَقُولَ ve desinler diye waliyaqūla
ve desinler diye ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler فِى bulunan fī
bulunan قُلُوبِهِم kalblerinde qulūbihim
kalblerinde مَّرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık وَٱلْكَـٰفِرُونَ ve kafirler wal-kāfirūna
ve kafirler مَاذَآ ne? mādhā
ne? أَرَادَ demek istedi arāda
demek istedi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِهَـٰذَا bu bihādhā
bu مَثَلًۭا ۚ misalle mathalan
misalle كَذَٰلِكَ böylece kadhālika
böylece يُضِلُّ şaşırtır yuḍillu
şaşırtır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah مَن kimseyi man
kimseyi يَشَآءُ dilediği yashāu
dilediği وَيَهْدِى ve doğru yola iletir wayahdī
ve doğru yola iletir مَن kimseyi man
kimseyi يَشَآءُ ۚ dilediği yashāu
dilediği وَمَا ve wamā
ve يَعْلَمُ bilmez yaʿlamu
bilmez جُنُودَ ordularını junūda
ordularını رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin إِلَّا başkası illā
başkası هُوَ ۚ O'ndan huwa
O'ndan وَمَا ve değildir wamā
ve değildir هِىَ bu hiya
bu إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey ذِكْرَىٰ bir uyarı(dan) dhik'rā
bir uyarı(dan) لِلْبَشَرِ insanlara lil'bashari
insanlara ٣١ (31)
(31)
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
74:32
كَلَّا
hayır
kallā
hayır وَٱلْقَمَرِ andolsun Aya wal-qamari
andolsun Aya ٣٢ (32)
(32)
hayır وَٱلْقَمَرِ andolsun Aya wal-qamari
andolsun Aya ٣٢ (32)
(32)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:33
وَٱلَّيْلِ
ve geceye
wa-al-layli
ve geceye إِذْ dönüp gitmekte olan idh
dönüp gitmekte olan أَدْبَرَ it departs adbara
it departs ٣٣ (33)
(33)
ve geceye إِذْ dönüp gitmekte olan idh
dönüp gitmekte olan أَدْبَرَ it departs adbara
it departs ٣٣ (33)
(33)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:34
وَٱلصُّبْحِ
ve sabaha
wal-ṣub'ḥi
ve sabaha إِذَآ ağardığında idhā
ağardığında أَسْفَرَ it brightens asfara
it brightens ٣٤ (34)
(34)
ve sabaha إِذَآ ağardığında idhā
ağardığında أَسْفَرَ it brightens asfara
it brightens ٣٤ (34)
(34)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:35
إِنَّهَا
şüphesiz ki o
innahā
şüphesiz ki o لَإِحْدَى biridir la-iḥ'dā
biridir ٱلْكُبَرِ büyüklerden l-kubari
büyüklerden ٣٥ (35)
(35)
şüphesiz ki o لَإِحْدَى biridir la-iḥ'dā
biridir ٱلْكُبَرِ büyüklerden l-kubari
büyüklerden ٣٥ (35)
(35)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:36
نَذِيرًۭا
uyarıcıdır
nadhīran
uyarıcıdır لِّلْبَشَرِ insanlar için lil'bashari
insanlar için ٣٦ (36)
(36)
uyarıcıdır لِّلْبَشَرِ insanlar için lil'bashari
insanlar için ٣٦ (36)
(36)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:37
لِمَن
kimseler için
liman
kimseler için شَآءَ dileyen shāa
dileyen مِنكُمْ sizden minkum
sizden أَن ileri gitmek an
ileri gitmek يَتَقَدَّمَ proceed yataqaddama
proceed أَوْ veya aw
veya يَتَأَخَّرَ geri kalmak yata-akhara
geri kalmak ٣٧ (37)
(37)
kimseler için شَآءَ dileyen shāa
dileyen مِنكُمْ sizden minkum
sizden أَن ileri gitmek an
ileri gitmek يَتَقَدَّمَ proceed yataqaddama
proceed أَوْ veya aw
veya يَتَأَخَّرَ geri kalmak yata-akhara
geri kalmak ٣٧ (37)
(37)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:38
كُلُّ
her
kullu
her نَفْسٍۭ can nafsin
can بِمَا kazandığıyle bimā
kazandığıyle كَسَبَتْ it has earned kasabat
it has earned رَهِينَةٌ rehin alınmıştır rahīnatun
rehin alınmıştır ٣٨ (38)
(38)
her نَفْسٍۭ can nafsin
can بِمَا kazandığıyle bimā
kazandığıyle كَسَبَتْ it has earned kasabat
it has earned رَهِينَةٌ rehin alınmıştır rahīnatun
rehin alınmıştır ٣٨ (38)
(38)
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
74:39
إِلَّآ
yalnız hariçtir
illā
yalnız hariçtir أَصْحَـٰبَ adamları aṣḥāba
adamları ٱلْيَمِينِ sağın l-yamīni
sağın ٣٩ (39)
(39)
yalnız hariçtir أَصْحَـٰبَ adamları aṣḥāba
adamları ٱلْيَمِينِ sağın l-yamīni
sağın ٣٩ (39)
(39)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:40
فِى
içinde
fī
içinde جَنَّـٰتٍۢ cennetler jannātin
cennetler يَتَسَآءَلُونَ soruyorlar yatasāalūna
soruyorlar ٤٠ (40)
(40)
içinde جَنَّـٰتٍۢ cennetler jannātin
cennetler يَتَسَآءَلُونَ soruyorlar yatasāalūna
soruyorlar ٤٠ (40)
(40)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:41
عَنِ
suçluların
ʿani
suçluların ٱلْمُجْرِمِينَ the criminals l-muj'rimīna
the criminals ٤١ (41)
(41)
suçluların ٱلْمُجْرِمِينَ the criminals l-muj'rimīna
the criminals ٤١ (41)
(41)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:42
مَا
nedir?
mā
nedir? سَلَكَكُمْ sizi sürükleyen salakakum
sizi sürükleyen فِى içine fī
içine سَقَرَ yakıcı ateş saqara
yakıcı ateş ٤٢ (42)
(42)
nedir? سَلَكَكُمْ sizi sürükleyen salakakum
sizi sürükleyen فِى içine fī
içine سَقَرَ yakıcı ateş saqara
yakıcı ateş ٤٢ (42)
(42)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:43
قَالُوا۟
dediler ki
qālū
dediler ki لَمْ biz olmadık lam
biz olmadık نَكُ we were naku
we were مِنَ namaz kılanlardan mina
namaz kılanlardan ٱلْمُصَلِّينَ those who prayed l-muṣalīna
those who prayed ٤٣ (43)
(43)
dediler ki لَمْ biz olmadık lam
biz olmadık نَكُ we were naku
we were مِنَ namaz kılanlardan mina
namaz kılanlardan ٱلْمُصَلِّينَ those who prayed l-muṣalīna
those who prayed ٤٣ (43)
(43)
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
74:44
وَلَمْ
ve
walam
ve نَكُ değildik naku
değildik نُطْعِمُ yediren nuṭ'ʿimu
yediren ٱلْمِسْكِينَ yoksula l-mis'kīna
yoksula ٤٤ (44)
(44)
ve نَكُ değildik naku
değildik نُطْعِمُ yediren nuṭ'ʿimu
yediren ٱلْمِسْكِينَ yoksula l-mis'kīna
yoksula ٤٤ (44)
(44)
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
74:45
وَكُنَّا
ve biz
wakunnā
ve biz نَخُوضُ dalardık nakhūḍu
dalardık مَعَ ile birlikte maʿa
ile birlikte ٱلْخَآئِضِينَ boş şeylere dalanlar l-khāiḍīna
boş şeylere dalanlar ٤٥ (45)
(45)
ve biz نَخُوضُ dalardık nakhūḍu
dalardık مَعَ ile birlikte maʿa
ile birlikte ٱلْخَآئِضِينَ boş şeylere dalanlar l-khāiḍīna
boş şeylere dalanlar ٤٥ (45)
(45)
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
74:46
وَكُنَّا
ve biz
wakunnā
ve biz نُكَذِّبُ yalanlardık nukadhibu
yalanlardık بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ٤٦ (46)
(46)
ve biz نُكَذِّبُ yalanlardık nukadhibu
yalanlardık بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ٤٦ (46)
(46)
"Ceza gününü yalanlardık."
74:47
حَتَّىٰٓ
nihayet
ḥattā
nihayet أَتَىٰنَا bize gelip çattı atānā
bize gelip çattı ٱلْيَقِينُ ölüm l-yaqīnu
ölüm ٤٧ (47)
(47)
nihayet أَتَىٰنَا bize gelip çattı atānā
bize gelip çattı ٱلْيَقِينُ ölüm l-yaqīnu
ölüm ٤٧ (47)
(47)
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
74:48
فَمَا
artık
famā
artık تَنفَعُهُمْ onlara fayda vermez tanfaʿuhum
onlara fayda vermez شَفَـٰعَةُ şefa'ati shafāʿatu
şefa'ati ٱلشَّـٰفِعِينَ şefa'atçilerin l-shāfiʿīna
şefa'atçilerin ٤٨ (48)
(48)
artık تَنفَعُهُمْ onlara fayda vermez tanfaʿuhum
onlara fayda vermez شَفَـٰعَةُ şefa'ati shafāʿatu
şefa'ati ٱلشَّـٰفِعِينَ şefa'atçilerin l-shāfiʿīna
şefa'atçilerin ٤٨ (48)
(48)
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
74:49
فَمَا
ne oluyor ki?
famā
ne oluyor ki? لَهُمْ onlara lahum
onlara عَنِ öğütten ʿani
öğütten ٱلتَّذْكِرَةِ the Reminder l-tadhkirati
the Reminder مُعْرِضِينَ yüz çeviriyorlar muʿ'riḍīna
yüz çeviriyorlar ٤٩ (49)
(49)
ne oluyor ki? لَهُمْ onlara lahum
onlara عَنِ öğütten ʿani
öğütten ٱلتَّذْكِرَةِ the Reminder l-tadhkirati
the Reminder مُعْرِضِينَ yüz çeviriyorlar muʿ'riḍīna
yüz çeviriyorlar ٤٩ (49)
(49)
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
74:50
كَأَنَّهُمْ
sanki onlar gibidir
ka-annahum
sanki onlar gibidir حُمُرٌۭ yaban eşekleri ḥumurun
yaban eşekleri مُّسْتَنفِرَةٌۭ kaçan mus'tanfiratun
kaçan ٥٠ (50)
(50)
sanki onlar gibidir حُمُرٌۭ yaban eşekleri ḥumurun
yaban eşekleri مُّسْتَنفِرَةٌۭ kaçan mus'tanfiratun
kaçan ٥٠ (50)
(50)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
74:51
فَرَّتْ
ürkmüş
farrat
ürkmüş مِن aslandan min
aslandan قَسْوَرَةٍۭ a lion qaswaratin
a lion ٥١ (51)
(51)
ürkmüş مِن aslandan min
aslandan قَسْوَرَةٍۭ a lion qaswaratin
a lion ٥١ (51)
(51)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
74:52
بَلْ
hayır
bal
hayır يُرِيدُ istiyor yurīdu
istiyor كُلُّ her kullu
her ٱمْرِئٍۢ kişi im'ri-in
kişi مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan أَن kendisine verilmesini an
kendisine verilmesini يُؤْتَىٰ he may be given yu'tā
he may be given صُحُفًۭا sahifeler ṣuḥufan
sahifeler مُّنَشَّرَةًۭ açılan munasharatan
açılan ٥٢ (52)
(52)
hayır يُرِيدُ istiyor yurīdu
istiyor كُلُّ her kullu
her ٱمْرِئٍۢ kişi im'ri-in
kişi مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan أَن kendisine verilmesini an
kendisine verilmesini يُؤْتَىٰ he may be given yu'tā
he may be given صُحُفًۭا sahifeler ṣuḥufan
sahifeler مُّنَشَّرَةًۭ açılan munasharatan
açılan ٥٢ (52)
(52)
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
74:53
كَلَّا ۖ
hayır
kallā
hayır بَل bilakis bal
bilakis لَّا onlar korkmuyorlar lā
onlar korkmuyorlar يَخَافُونَ they fear yakhāfūna
they fear ٱلْـَٔاخِرَةَ ahiretten l-ākhirata
ahiretten ٥٣ (53)
(53)
hayır بَل bilakis bal
bilakis لَّا onlar korkmuyorlar lā
onlar korkmuyorlar يَخَافُونَ they fear yakhāfūna
they fear ٱلْـَٔاخِرَةَ ahiretten l-ākhirata
ahiretten ٥٣ (53)
(53)
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
74:54
كَلَّآ
hayır
kallā
hayır إِنَّهُۥ muhakkak o innahu
muhakkak o تَذْكِرَةٌۭ bir ikazdır tadhkiratun
bir ikazdır ٥٤ (54)
(54)
hayır إِنَّهُۥ muhakkak o innahu
muhakkak o تَذْكِرَةٌۭ bir ikazdır tadhkiratun
bir ikazdır ٥٤ (54)
(54)
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
74:55
فَمَن
kimse
faman
kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır' dhakarahu
onu düşünür öğüt alır' ٥٥ (55)
(55)
kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır' dhakarahu
onu düşünür öğüt alır' ٥٥ (55)
(55)
Dileyen kimse öğüt alır.
74:56
وَمَا
ve
wamā
ve يَذْكُرُونَ onlar öğüt almazlar yadhkurūna
onlar öğüt almazlar إِلَّآ dışında illā
dışında أَن dilemesi an
dilemesi يَشَآءَ wills yashāa
wills ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah هُوَ O'dur huwa
O'dur أَهْلُ ehli ahlu
ehli ٱلتَّقْوَىٰ takva l-taqwā
takva وَأَهْلُ ve ehli wa-ahlu
ve ehli ٱلْمَغْفِرَةِ mağfiret l-maghfirati
mağfiret ٥٦ (56)
(56)
ve يَذْكُرُونَ onlar öğüt almazlar yadhkurūna
onlar öğüt almazlar إِلَّآ dışında illā
dışında أَن dilemesi an
dilemesi يَشَآءَ wills yashāa
wills ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah هُوَ O'dur huwa
O'dur أَهْلُ ehli ahlu
ehli ٱلتَّقْوَىٰ takva l-taqwā
takva وَأَهْلُ ve ehli wa-ahlu
ve ehli ٱلْمَغْفِرَةِ mağfiret l-maghfirati
mağfiret ٥٦ (56)
(56)
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.