74

Müddessir

Mekki 56 Ayet Cüz 1
المدثر
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
74:1
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلْمُدَّثِّرُ örtüsüne bürünen l-mudathiru
örtüsüne bürünen
١ (1)
(1)
Ey örtüye bürünen!
74:2
قُمْ kalk qum
kalk
فَأَنذِرْ ve uyar fa-andhir
ve uyar
٢ (2)
(2)
Kalk da uyar.
74:3
وَرَبَّكَ ve Rabbini warabbaka
ve Rabbini
فَكَبِّرْ tekbir et fakabbir
tekbir et
٣ (3)
(3)
Rabbini yücelt.
74:4
وَثِيَابَكَ ve elbiseni wathiyābaka
ve elbiseni
فَطَهِّرْ temizle faṭahhir
temizle
٤ (4)
(4)
Giydiklerini temiz tut.
74:5
وَٱلرُّجْزَ ve pislikten wal-ruj'za
ve pislikten
فَٱهْجُرْ kaçın fa-uh'jur
kaçın
٥ (5)
(5)
Kötü şeyleri terke devam et.
74:6
وَلَا ve walā
ve
تَمْنُن başa kakma tamnun
başa kakma
تَسْتَكْثِرُ verdiğini çok bularak tastakthiru
verdiğini çok bularak
٦ (6)
(6)
Yaptığın iyiliği çok görerek başa kakma.
74:7
وَلِرَبِّكَ ve Rabbin için walirabbika
ve Rabbin için
فَٱصْبِرْ sabret fa-iṣ'bir
sabret
٧ (7)
(7)
Rabbin için sabret.
74:8
فَإِذَا zaman fa-idhā
zaman
نُقِرَ üflendiği nuqira
üflendiği
فِى Sur'a (boruya)
Sur'a (boruya)
ٱلنَّاقُورِ the trumpet l-nāqūri
the trumpet
٨ (8)
(8)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:9
فَذَٰلِكَ işte fadhālika
işte
يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün
يَوْمٌ bir gündür yawmun
bir gündür
عَسِيرٌ çetin ʿasīrun
çetin
٩ (9)
(9)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:10
عَلَى için ʿalā
için
ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirler l-kāfirīna
kafirler
غَيْرُ değildir ghayru
değildir
يَسِيرٍۢ kolay yasīrin
kolay
١٠ (10)
(10)
Sura üflendiği vakit, işte o gün, inkarcılara kolay olmayan zorlu bir gündür.
74:11
ذَرْنِى beni yalnız bırak dharnī
beni yalnız bırak
وَمَنْ ve adamı waman
ve adamı
خَلَقْتُ yarattığım khalaqtu
yarattığım
وَحِيدًۭا tek olarak waḥīdan
tek olarak
١١ (11)
(11)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:12
وَجَعَلْتُ ve verdim wajaʿaltu
ve verdim
لَهُۥ ona lahu
ona
مَالًۭا mal mālan
mal
مَّمْدُودًۭا uzun boylu mamdūdan
uzun boylu
١٢ (12)
(12)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:13
وَبَنِينَ ve oğullar wabanīna
ve oğullar
شُهُودًۭا göz önünde shuhūdan
göz önünde
١٣ (13)
(13)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:14
وَمَهَّدتُّ ve döşedim wamahhadttu
ve döşedim
لَهُۥ kendisine lahu
kendisine
تَمْهِيدًۭا bir döşeyişle tamhīdan
bir döşeyişle
١٤ (14)
(14)
Tek olarak yaratıp kendisine bol bol mal, çevresinde bulunan oğullar verdiğim ve nimetleri yaydıkça yaydığım o kimseyi Bana bırak.
74:15
ثُمَّ sonra thumma
sonra
يَطْمَعُ hırsla ister yaṭmaʿu
hırsla ister
أَنْ daha da artırmamı an
daha da artırmamı
أَزِيدَ I (should) add more azīda
I (should) add more
١٥ (15)
(15)
Bir de verdiğim nimetten artırmamı umar;
74:16
كَلَّآ ۖ hayır kallā
hayır
إِنَّهُۥ çünkü o innahu
çünkü o
كَانَ oldu kāna
oldu
لِـَٔايَـٰتِنَا bizim ayetlerimize karşı liāyātinā
bizim ayetlerimize karşı
عَنِيدًۭا bir inatçı ʿanīdan
bir inatçı
١٦ (16)
(16)
Hayır; hayır; çünkü o, Bizim ayetlerimize karşı son derece inatçıdır.
74:17
سَأُرْهِقُهُۥ onu sardıracağım sa-ur'hiquhu
onu sardıracağım
صَعُودًا dimdik bir yokuşa ṣaʿūdan
dimdik bir yokuşa
١٧ (17)
(17)
Onu sarp bir yokuşa sardıracağım.
74:18
إِنَّهُۥ zira o innahu
zira o
فَكَّرَ düşündü fakkara
düşündü
وَقَدَّرَ ölçtü biçti waqaddara
ölçtü biçti
١٨ (18)
(18)
Çünkü o, düşündü, ölçtü biçti;
74:19
فَقُتِلَ kahrolası faqutila
kahrolası
كَيْفَ nasıl da kayfa
nasıl da
قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti
١٩ (19)
(19)
Canı çıkası, ne biçim ölçüp biçti!
74:20
ثُمَّ sonra thumma
sonra
قُتِلَ kahrolası qutila
kahrolası
كَيْفَ nasıl kayfa
nasıl
قَدَّرَ ölçtü biçti qaddara
ölçtü biçti
٢٠ (20)
(20)
Canı çıkası; sonra yine ne biçim ölçüp biçti!
74:21
ثُمَّ sonra thumma
sonra
نَظَرَ baktı naẓara
baktı
٢١ (21)
(21)
Sonra baktı;
74:22
ثُمَّ sonra thumma
sonra
عَبَسَ surat astı ʿabasa
surat astı
وَبَسَرَ kaşlarını çattı wabasara
kaşlarını çattı
٢٢ (22)
(22)
Sonra kaşlarını çattı, suratını aştı;
74:23
ثُمَّ sonra thumma
sonra
أَدْبَرَ arkasını döndü adbara
arkasını döndü
وَٱسْتَكْبَرَ ve böbürlendi wa-is'takbara
ve böbürlendi
٢٣ (23)
(23)
Sonra da sırt çevirip büyüklük tasladı.
74:24
فَقَالَ sonra dedi faqāla
sonra dedi
إِنْ değildir in
değildir
هَـٰذَآ bu hādhā
bu
إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey
سِحْرٌۭ bir büyü(den) siḥ'run
bir büyü(den)
يُؤْثَرُ rivayet edilip öğretilen yu'tharu
rivayet edilip öğretilen
٢٤ (24)
(24)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
74:25
إِنْ değildir in
değildir
هَـٰذَآ bu hādhā
bu
إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey
قَوْلُ sözü(nden) qawlu
sözü(nden)
ٱلْبَشَرِ bir insan l-bashari
bir insan
٢٥ (25)
(25)
"Bu sadece öğretilegelen bir sihirdir. Bu Kuran yalnızca bir insan sözüdür" dedi.
74:26
سَأُصْلِيهِ onu sokacağım sa-uṣ'līhi
onu sokacağım
سَقَرَ Sekar'a saqara
Sekar'a
٢٦ (26)
(26)
İşte bu adamı yakıcı bir ateşe yaslayacağım.
74:27
وَمَآ ve wamā
ve
أَدْرَىٰكَ sen nereden bileceksin? adrāka
sen nereden bileceksin?
مَا ne olduğunu
ne olduğunu
سَقَرُ Sekar'ın saqaru
Sekar'ın
٢٧ (27)
(27)
Yakıcı ateşin ne olduğunu sen nerden bilirsin?
74:28
لَا geriye bir şey komaz
geriye bir şey komaz
تُبْقِى it lets remain tub'qī
it lets remain
وَلَا ve ne de walā
ve ne de
تَذَرُ bırakmaz tadharu
bırakmaz
٢٨ (28)
(28)
O, ne geri bırakır ne de azabdan vazgeçer.
74:29
لَوَّاحَةٌۭ yakar kavurur lawwāḥatun
yakar kavurur
لِّلْبَشَرِ insanı lil'bashari
insanı
٢٩ (29)
(29)
İnsanın derisini kavurur;
74:30
عَلَيْهَا üzerinde vardır ʿalayhā
üzerinde vardır
تِسْعَةَ (on)dokuz tis'ʿata
(on)dokuz
عَشَرَ on(dokuz) ʿashara
on(dokuz)
٣٠ (30)
(30)
Orada ondokuz bekçi vardır.
74:31
وَمَا ve wamā
ve
جَعَلْنَآ biz yapmadık jaʿalnā
biz yapmadık
أَصْحَـٰبَ muhafızları aṣḥāba
muhafızları
ٱلنَّارِ cehennemin l-nāri
cehennemin
إِلَّا başkasını illā
başkasını
مَلَـٰٓئِكَةًۭ ۙ meleklerden malāikatan
meleklerden
وَمَا ve wamā
ve
جَعَلْنَا yapmadık jaʿalnā
yapmadık
عِدَّتَهُمْ onların sayısını ʿiddatahum
onların sayısını
إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey
فِتْنَةًۭ bir sınavdan fit'natan
bir sınavdan
لِّلَّذِينَ için lilladhīna
için
كَفَرُوا۟ inkar edenler; kafarū
inkar edenler;
لِيَسْتَيْقِنَ iyice inansın diye liyastayqina
iyice inansın diye
ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar
أُوتُوا۟ kendilerine verilmiş ūtū
kendilerine verilmiş
ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap
وَيَزْدَادَ ve artsın diye wayazdāda
ve artsın diye
ٱلَّذِينَ inananların alladhīna
inananların
ءَامَنُوٓا۟ believe āmanū
believe
إِيمَـٰنًۭا ۙ imanı īmānan
imanı
وَلَا ve walā
ve
يَرْتَابَ kuşkulanmasınlar yartāba
kuşkulanmasınlar
ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar
أُوتُوا۟ verilmiş ūtū
verilmiş
ٱلْكِتَـٰبَ Kitap l-kitāba
Kitap
وَٱلْمُؤْمِنُونَ ۙ ve inananlar wal-mu'minūna
ve inananlar
وَلِيَقُولَ ve desinler diye waliyaqūla
ve desinler diye
ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler
فِى bulunan
bulunan
قُلُوبِهِم kalblerinde qulūbihim
kalblerinde
مَّرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık
وَٱلْكَـٰفِرُونَ ve kafirler wal-kāfirūna
ve kafirler
مَاذَآ ne? mādhā
ne?
أَرَادَ demek istedi arāda
demek istedi
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
بِهَـٰذَا bu bihādhā
bu
مَثَلًۭا ۚ misalle mathalan
misalle
كَذَٰلِكَ böylece kadhālika
böylece
يُضِلُّ şaşırtır yuḍillu
şaşırtır
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
مَن kimseyi man
kimseyi
يَشَآءُ dilediği yashāu
dilediği
وَيَهْدِى ve doğru yola iletir wayahdī
ve doğru yola iletir
مَن kimseyi man
kimseyi
يَشَآءُ ۚ dilediği yashāu
dilediği
وَمَا ve wamā
ve
يَعْلَمُ bilmez yaʿlamu
bilmez
جُنُودَ ordularını junūda
ordularını
رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin
إِلَّا başkası illā
başkası
هُوَ ۚ O'ndan huwa
O'ndan
وَمَا ve değildir wamā
ve değildir
هِىَ bu hiya
bu
إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey
ذِكْرَىٰ bir uyarı(dan) dhik'rā
bir uyarı(dan)
لِلْبَشَرِ insanlara lil'bashari
insanlara
٣١ (31)
(31)
Cehennemin bekçilerini yalnız meleklerden kılmışızdır. Sayılarını bildirmekle de, ancak inkar edenlerin denenmesini ve kendilerine kitap verilenlerin kesin bilgi edinmesini ve inananların da imanlarının artmasını sağladık. Kendilerine kitap verilenler ve inananlar şüpheye düşmesinler. Kalblerinde hastalık bulunanlar ve inkarcılar: "Allah bu misalle neyi muradetti?" desinler. İşte Allah, böylece, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola eriştirir. Rabbinin ordularını kendisinden başkası bilmez. Bu, insanoğluna bir öğütten ibarettir.
74:32
كَلَّا hayır kallā
hayır
وَٱلْقَمَرِ andolsun Aya wal-qamari
andolsun Aya
٣٢ (32)
(32)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:33
وَٱلَّيْلِ ve geceye wa-al-layli
ve geceye
إِذْ dönüp gitmekte olan idh
dönüp gitmekte olan
أَدْبَرَ it departs adbara
it departs
٣٣ (33)
(33)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:34
وَٱلصُّبْحِ ve sabaha wal-ṣub'ḥi
ve sabaha
إِذَآ ağardığında idhā
ağardığında
أَسْفَرَ it brightens asfara
it brightens
٣٤ (34)
(34)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:35
إِنَّهَا şüphesiz ki o innahā
şüphesiz ki o
لَإِحْدَى biridir la-iḥ'dā
biridir
ٱلْكُبَرِ büyüklerden l-kubari
büyüklerden
٣٥ (35)
(35)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:36
نَذِيرًۭا uyarıcıdır nadhīran
uyarıcıdır
لِّلْبَشَرِ insanlar için lil'bashari
insanlar için
٣٦ (36)
(36)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:37
لِمَن kimseler için liman
kimseler için
شَآءَ dileyen shāa
dileyen
مِنكُمْ sizden minkum
sizden
أَن ileri gitmek an
ileri gitmek
يَتَقَدَّمَ proceed yataqaddama
proceed
أَوْ veya aw
veya
يَتَأَخَّرَ geri kalmak yata-akhara
geri kalmak
٣٧ (37)
(37)
Hayır, hayır öğüt almazlar. Aya, dönüp gelen geceye, ağarmakta olan sabaha and olsun ki, içinizden öne geçmek veya geri kalmak isteyen kimseye, insanoğlunu uyarıcı olarak anlatılan cehennem büyük olaylardan biridir.
74:38
كُلُّ her kullu
her
نَفْسٍۭ can nafsin
can
بِمَا kazandığıyle bimā
kazandığıyle
كَسَبَتْ it has earned kasabat
it has earned
رَهِينَةٌ rehin alınmıştır rahīnatun
rehin alınmıştır
٣٨ (38)
(38)
Herkes kazancına bağlı bir rehindir;
74:39
إِلَّآ yalnız hariçtir illā
yalnız hariçtir
أَصْحَـٰبَ adamları aṣḥāba
adamları
ٱلْيَمِينِ sağın l-yamīni
sağın
٣٩ (39)
(39)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:40
فِى içinde
içinde
جَنَّـٰتٍۢ cennetler jannātin
cennetler
يَتَسَآءَلُونَ soruyorlar yatasāalūna
soruyorlar
٤٠ (40)
(40)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:41
عَنِ suçluların ʿani
suçluların
ٱلْمُجْرِمِينَ the criminals l-muj'rimīna
the criminals
٤١ (41)
(41)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:42
مَا nedir?
nedir?
سَلَكَكُمْ sizi sürükleyen salakakum
sizi sürükleyen
فِى içine
içine
سَقَرَ yakıcı ateş saqara
yakıcı ateş
٤٢ (42)
(42)
Ancak, defteri sağdan verilenler böyle değildir; onlar cennettedirler. Suçlulara: "Sizi bu yakıcı ateşe sürükleyen nedir?" diye sorarlar.
74:43
قَالُوا۟ dediler ki qālū
dediler ki
لَمْ biz olmadık lam
biz olmadık
نَكُ we were naku
we were
مِنَ namaz kılanlardan mina
namaz kılanlardan
ٱلْمُصَلِّينَ those who prayed l-muṣalīna
those who prayed
٤٣ (43)
(43)
Onlar derler ki: "Namaz kılanlardan değildik."
74:44
وَلَمْ ve walam
ve
نَكُ değildik naku
değildik
نُطْعِمُ yediren nuṭ'ʿimu
yediren
ٱلْمِسْكِينَ yoksula l-mis'kīna
yoksula
٤٤ (44)
(44)
"Düşkün kimseyi doyurmuyorduk."
74:45
وَكُنَّا ve biz wakunnā
ve biz
نَخُوضُ dalardık nakhūḍu
dalardık
مَعَ ile birlikte maʿa
ile birlikte
ٱلْخَآئِضِينَ boş şeylere dalanlar l-khāiḍīna
boş şeylere dalanlar
٤٥ (45)
(45)
"Batıla dalanlarla biz de dalardık."
74:46
وَكُنَّا ve biz wakunnā
ve biz
نُكَذِّبُ yalanlardık nukadhibu
yalanlardık
بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü
ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza
٤٦ (46)
(46)
"Ceza gününü yalanlardık."
74:47
حَتَّىٰٓ nihayet ḥattā
nihayet
أَتَىٰنَا bize gelip çattı atānā
bize gelip çattı
ٱلْيَقِينُ ölüm l-yaqīnu
ölüm
٤٧ (47)
(47)
"Ölüm bize o haldeyken geldi."
74:48
فَمَا artık famā
artık
تَنفَعُهُمْ onlara fayda vermez tanfaʿuhum
onlara fayda vermez
شَفَـٰعَةُ şefa'ati shafāʿatu
şefa'ati
ٱلشَّـٰفِعِينَ şefa'atçilerin l-shāfiʿīna
şefa'atçilerin
٤٨ (48)
(48)
Artık onlara, şefaatçilerin şefaati fayda vermez.
74:49
فَمَا ne oluyor ki? famā
ne oluyor ki?
لَهُمْ onlara lahum
onlara
عَنِ öğütten ʿani
öğütten
ٱلتَّذْكِرَةِ the Reminder l-tadhkirati
the Reminder
مُعْرِضِينَ yüz çeviriyorlar muʿ'riḍīna
yüz çeviriyorlar
٤٩ (49)
(49)
Öyleyken, bunlara ne oluyor ki öğütten yüz çeviriyorlar?
74:50
كَأَنَّهُمْ sanki onlar gibidir ka-annahum
sanki onlar gibidir
حُمُرٌۭ yaban eşekleri ḥumurun
yaban eşekleri
مُّسْتَنفِرَةٌۭ kaçan mus'tanfiratun
kaçan
٥٠ (50)
(50)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
74:51
فَرَّتْ ürkmüş farrat
ürkmüş
مِن aslandan min
aslandan
قَسْوَرَةٍۭ a lion qaswaratin
a lion
٥١ (51)
(51)
Aslandan ürkerek kaçan yabani merkeplere benzerler.
74:52
بَلْ hayır bal
hayır
يُرِيدُ istiyor yurīdu
istiyor
كُلُّ her kullu
her
ٱمْرِئٍۢ kişi im'ri-in
kişi
مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan
أَن kendisine verilmesini an
kendisine verilmesini
يُؤْتَىٰ he may be given yu'tā
he may be given
صُحُفًۭا sahifeler ṣuḥufan
sahifeler
مُّنَشَّرَةًۭ açılan munasharatan
açılan
٥٢ (52)
(52)
Hayır; her biri önüne açılıvermiş sahifeler verilmesini ister.
74:53
كَلَّا ۖ hayır kallā
hayır
بَل bilakis bal
bilakis
لَّا onlar korkmuyorlar
onlar korkmuyorlar
يَخَافُونَ they fear yakhāfūna
they fear
ٱلْـَٔاخِرَةَ ahiretten l-ākhirata
ahiretten
٥٣ (53)
(53)
Hayır; daha doğrusu ahiretten korkmazlar.
74:54
كَلَّآ hayır kallā
hayır
إِنَّهُۥ muhakkak o innahu
muhakkak o
تَذْكِرَةٌۭ bir ikazdır tadhkiratun
bir ikazdır
٥٤ (54)
(54)
Hayır; şüphesiz bu Kuran bir öğüttür.
74:55
فَمَن kimse faman
kimse
شَآءَ dileyen shāa
dileyen
ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır' dhakarahu
onu düşünür öğüt alır'
٥٥ (55)
(55)
Dileyen kimse öğüt alır.
74:56
وَمَا ve wamā
ve
يَذْكُرُونَ onlar öğüt almazlar yadhkurūna
onlar öğüt almazlar
إِلَّآ dışında illā
dışında
أَن dilemesi an
dilemesi
يَشَآءَ wills yashāa
wills
ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah
هُوَ O'dur huwa
O'dur
أَهْلُ ehli ahlu
ehli
ٱلتَّقْوَىٰ takva l-taqwā
takva
وَأَهْلُ ve ehli wa-ahlu
ve ehli
ٱلْمَغْفِرَةِ mağfiret l-maghfirati
mağfiret
٥٦ (56)
(56)
Allah dilemeksizin öğüt alamazlar. O, kendisinden korkulmaya daha layıktır ve bağışlamaya daha ehildir.