31
Lokman
لقمان
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
31:1
الٓمٓ
Elif Lâm Mîm
alif-lam-meem
Elif Lâm Mîm ١ (1)
(1)
Elif Lâm Mîm ١ (1)
(1)
Elif, Lam, Mim.
31:2
تِلْكَ
şunlar
til'ka
şunlar ءَايَـٰتُ ayetleridir āyātu
ayetleridir ٱلْكِتَـٰبِ Kitabın l-kitābi
Kitabın ٱلْحَكِيمِ hikmetli l-ḥakīmi
hikmetli ٢ (2)
(2)
şunlar ءَايَـٰتُ ayetleridir āyātu
ayetleridir ٱلْكِتَـٰبِ Kitabın l-kitābi
Kitabın ٱلْحَكِيمِ hikmetli l-ḥakīmi
hikmetli ٢ (2)
(2)
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
31:3
هُدًۭى
yol göstericidir
hudan
yol göstericidir وَرَحْمَةًۭ ve rahmettir waraḥmatan
ve rahmettir لِّلْمُحْسِنِينَ güzel davrananlara lil'muḥ'sinīna
güzel davrananlara ٣ (3)
(3)
yol göstericidir وَرَحْمَةًۭ ve rahmettir waraḥmatan
ve rahmettir لِّلْمُحْسِنِينَ güzel davrananlara lil'muḥ'sinīna
güzel davrananlara ٣ (3)
(3)
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
31:4
ٱلَّذِينَ
onlar ki
alladhīna
onlar ki يُقِيمُونَ kılarlar yuqīmūna
kılarlar ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَيُؤْتُونَ ve verirler wayu'tūna
ve verirler ٱلزَّكَوٰةَ zekatı l-zakata
zekatı وَهُم ve onlar wahum
ve onlar بِٱلْـَٔاخِرَةِ ahirete bil-ākhirati
ahirete هُمْ onlar hum
onlar يُوقِنُونَ kesin olarak inanırlar yūqinūna
kesin olarak inanırlar ٤ (4)
(4)
onlar ki يُقِيمُونَ kılarlar yuqīmūna
kılarlar ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَيُؤْتُونَ ve verirler wayu'tūna
ve verirler ٱلزَّكَوٰةَ zekatı l-zakata
zekatı وَهُم ve onlar wahum
ve onlar بِٱلْـَٔاخِرَةِ ahirete bil-ākhirati
ahirete هُمْ onlar hum
onlar يُوقِنُونَ kesin olarak inanırlar yūqinūna
kesin olarak inanırlar ٤ (4)
(4)
O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.
31:5
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ulāika
işte onlar عَلَىٰ üzerindedirler ʿalā
üzerindedirler هُدًۭى doğru bir yol hudan
doğru bir yol مِّن tarafından min
tarafından رَّبِّهِمْ ۖ Rableri rabbihim
Rableri وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve işte wa-ulāika
ve işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْمُفْلِحُونَ umduklarına ereceklerdir l-muf'liḥūna
umduklarına ereceklerdir ٥ (5)
(5)
işte onlar عَلَىٰ üzerindedirler ʿalā
üzerindedirler هُدًۭى doğru bir yol hudan
doğru bir yol مِّن tarafından min
tarafından رَّبِّهِمْ ۖ Rableri rabbihim
Rableri وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve işte wa-ulāika
ve işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْمُفْلِحُونَ umduklarına ereceklerdir l-muf'liḥūna
umduklarına ereceklerdir ٥ (5)
(5)
İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.
31:6
وَمِنَ
ve
wamina
ve ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan مَن kimi man
kimi يَشْتَرِى satın alır yashtarī
satın alır لَهْوَ boş lahwa
boş ٱلْحَدِيثِ hadisi (sözü) l-ḥadīthi
hadisi (sözü) لِيُضِلَّ saptırmak için liyuḍilla
saptırmak için عَن yolundan ʿan
yolundan سَبِيلِ (the) path sabīli
(the) path ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın بِغَيْرِ olmaksızın bighayri
olmaksızın عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi وَيَتَّخِذَهَا ve onu edinmek için wayattakhidhahā
ve onu edinmek için هُزُوًا ۚ alay konusu huzuwan
alay konusu أُو۟لَـٰٓئِكَ işte ulāika
işte لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır عَذَابٌۭ bir azab ʿadhābun
bir azab مُّهِينٌۭ küçük düşürücü muhīnun
küçük düşürücü ٦ (6)
(6)
ve ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan مَن kimi man
kimi يَشْتَرِى satın alır yashtarī
satın alır لَهْوَ boş lahwa
boş ٱلْحَدِيثِ hadisi (sözü) l-ḥadīthi
hadisi (sözü) لِيُضِلَّ saptırmak için liyuḍilla
saptırmak için عَن yolundan ʿan
yolundan سَبِيلِ (the) path sabīli
(the) path ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın بِغَيْرِ olmaksızın bighayri
olmaksızın عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi وَيَتَّخِذَهَا ve onu edinmek için wayattakhidhahā
ve onu edinmek için هُزُوًا ۚ alay konusu huzuwan
alay konusu أُو۟لَـٰٓئِكَ işte ulāika
işte لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır عَذَابٌۭ bir azab ʿadhābun
bir azab مُّهِينٌۭ küçük düşürücü muhīnun
küçük düşürücü ٦ (6)
(6)
İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
31:7
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman تُتْلَىٰ okunduğu tut'lā
okunduğu عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz āyātunā
ayetlerimiz وَلَّىٰ sırtını döner wallā
sırtını döner مُسْتَكْبِرًۭا büyüklük taslayarak mus'takbiran
büyüklük taslayarak كَأَن sanki ka-an
sanki لَّمْ onları hiç işitmemiş lam
onları hiç işitmemiş يَسْمَعْهَا he (had) heard them yasmaʿhā
he (had) heard them كَأَنَّ sanki ka-anna
sanki فِىٓ kulaklarında fī
kulaklarında أُذُنَيْهِ his ears udhunayhi
his ears وَقْرًۭا ۖ ağırlık varmış waqran
ağırlık varmış فَبَشِّرْهُ ona müjdele fabashir'hu
ona müjdele بِعَذَابٍ bir azabı biʿadhābin
bir azabı أَلِيمٍ acıklı alīmin
acıklı ٧ (7)
(7)
ve zaman تُتْلَىٰ okunduğu tut'lā
okunduğu عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz āyātunā
ayetlerimiz وَلَّىٰ sırtını döner wallā
sırtını döner مُسْتَكْبِرًۭا büyüklük taslayarak mus'takbiran
büyüklük taslayarak كَأَن sanki ka-an
sanki لَّمْ onları hiç işitmemiş lam
onları hiç işitmemiş يَسْمَعْهَا he (had) heard them yasmaʿhā
he (had) heard them كَأَنَّ sanki ka-anna
sanki فِىٓ kulaklarında fī
kulaklarında أُذُنَيْهِ his ears udhunayhi
his ears وَقْرًۭا ۖ ağırlık varmış waqran
ağırlık varmış فَبَشِّرْهُ ona müjdele fabashir'hu
ona müjdele بِعَذَابٍ bir azabı biʿadhābin
bir azabı أَلِيمٍ acıklı alīmin
acıklı ٧ (7)
(7)
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
31:8
إِنَّ
elbette
inna
elbette ٱلَّذِينَ kimselere alladhīna
kimselere ءَامَنُوا۟ inanan(lara) āmanū
inanan(lara) وَعَمِلُوا۟ ve yapanlara waʿamilū
ve yapanlara ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler l-ṣāliḥāti
iyi işler لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır جَنَّـٰتُ cennetler jannātu
cennetler ٱلنَّعِيمِ ni'meti bol l-naʿīmi
ni'meti bol ٨ (8)
(8)
elbette ٱلَّذِينَ kimselere alladhīna
kimselere ءَامَنُوا۟ inanan(lara) āmanū
inanan(lara) وَعَمِلُوا۟ ve yapanlara waʿamilū
ve yapanlara ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler l-ṣāliḥāti
iyi işler لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır جَنَّـٰتُ cennetler jannātu
cennetler ٱلنَّعِيمِ ni'meti bol l-naʿīmi
ni'meti bol ٨ (8)
(8)
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
31:9
خَـٰلِدِينَ
ebedi kalacaklardır
khālidīna
ebedi kalacaklardır فِيهَا ۖ orada fīhā
orada وَعْدَ va'didir waʿda
va'didir ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın حَقًّۭا ۚ gerçek ḥaqqan
gerçek وَهُوَ ve O wahuwa
ve O ٱلْعَزِيزُ üstündür l-ʿazīzu
üstündür ٱلْحَكِيمُ hüküm ve hikmet sahibidir l-ḥakīmu
hüküm ve hikmet sahibidir ٩ (9)
(9)
ebedi kalacaklardır فِيهَا ۖ orada fīhā
orada وَعْدَ va'didir waʿda
va'didir ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın حَقًّۭا ۚ gerçek ḥaqqan
gerçek وَهُوَ ve O wahuwa
ve O ٱلْعَزِيزُ üstündür l-ʿazīzu
üstündür ٱلْحَكِيمُ hüküm ve hikmet sahibidir l-ḥakīmu
hüküm ve hikmet sahibidir ٩ (9)
(9)
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
31:10
خَلَقَ
yarattı
khalaqa
yarattı ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan عَمَدٍۢ bir direk ʿamadin
bir direk تَرَوْنَهَا ۖ görebildiğiniz tarawnahā
görebildiğiniz وَأَلْقَىٰ ve attı wa-alqā
ve attı فِى yere fī
yere ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth رَوَٰسِىَ sağlam ve yüksek dağlar rawāsiya
sağlam ve yüksek dağlar أَن diye an
diye تَمِيدَ sarsar tamīda
sarsar بِكُمْ sizi bikum
sizi وَبَثَّ ve yaydı wabatha
ve yaydı فِيهَا orada fīhā
orada مِن her çeşit min
her çeşit كُلِّ every kulli
every دَآبَّةٍۢ ۚ canlıyı dābbatin
canlıyı وَأَنزَلْنَا ve indirdik wa-anzalnā
ve indirdik مِنَ gökten mina
gökten ٱلسَّمَآءِ the sky l-samāi
the sky مَآءًۭ bir su māan
bir su فَأَنۢبَتْنَا ve bitirdik fa-anbatnā
ve bitirdik فِيهَا orada fīhā
orada مِن her-ten min
her-ten كُلِّ her kulli
her زَوْجٍۢ kind zawjin
kind كَرِيمٍ güzel (bitkiler) karīmin
güzel (bitkiler) ١٠ (10)
(10)
yarattı ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan عَمَدٍۢ bir direk ʿamadin
bir direk تَرَوْنَهَا ۖ görebildiğiniz tarawnahā
görebildiğiniz وَأَلْقَىٰ ve attı wa-alqā
ve attı فِى yere fī
yere ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth رَوَٰسِىَ sağlam ve yüksek dağlar rawāsiya
sağlam ve yüksek dağlar أَن diye an
diye تَمِيدَ sarsar tamīda
sarsar بِكُمْ sizi bikum
sizi وَبَثَّ ve yaydı wabatha
ve yaydı فِيهَا orada fīhā
orada مِن her çeşit min
her çeşit كُلِّ every kulli
every دَآبَّةٍۢ ۚ canlıyı dābbatin
canlıyı وَأَنزَلْنَا ve indirdik wa-anzalnā
ve indirdik مِنَ gökten mina
gökten ٱلسَّمَآءِ the sky l-samāi
the sky مَآءًۭ bir su māan
bir su فَأَنۢبَتْنَا ve bitirdik fa-anbatnā
ve bitirdik فِيهَا orada fīhā
orada مِن her-ten min
her-ten كُلِّ her kulli
her زَوْجٍۢ kind zawjin
kind كَرِيمٍ güzel (bitkiler) karīmin
güzel (bitkiler) ١٠ (10)
(10)
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
31:11
هَـٰذَا
işte bunlar
hādhā
işte bunlar خَلْقُ yarattıklarıdır khalqu
yarattıklarıdır ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فَأَرُونِى gösterin bana fa-arūnī
gösterin bana مَاذَا ne? mādhā
ne? خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler مِن O'ndan başka min
O'ndan başka دُونِهِۦ ۚ besides Him dūnihi
besides Him بَلِ doğrusu bali
doğrusu ٱلظَّـٰلِمُونَ o zalimler l-ẓālimūna
o zalimler فِى içindedirler fī
içindedirler ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık ḍalālin
bir sapıklık مُّبِينٍۢ açık mubīnin
açık ١١ (11)
(11)
işte bunlar خَلْقُ yarattıklarıdır khalqu
yarattıklarıdır ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فَأَرُونِى gösterin bana fa-arūnī
gösterin bana مَاذَا ne? mādhā
ne? خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler مِن O'ndan başka min
O'ndan başka دُونِهِۦ ۚ besides Him dūnihi
besides Him بَلِ doğrusu bali
doğrusu ٱلظَّـٰلِمُونَ o zalimler l-ẓālimūna
o zalimler فِى içindedirler fī
içindedirler ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık ḍalālin
bir sapıklık مُّبِينٍۢ açık mubīnin
açık ١١ (11)
(11)
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.
31:12
وَلَقَدْ
ve andolsun
walaqad
ve andolsun ءَاتَيْنَا biz verdik ātaynā
biz verdik لُقْمَـٰنَ Lokman'a luq'māna
Lokman'a ٱلْحِكْمَةَ hikmet l-ḥik'mata
hikmet أَنِ için ani
için ٱشْكُرْ şükretmesi ush'kur
şükretmesi لِلَّهِ ۚ Allah'a lillahi
Allah'a وَمَن ve kim waman
ve kim يَشْكُرْ şükrederse yashkur
şükrederse فَإِنَّمَا şüphesiz fa-innamā
şüphesiz يَشْكُرُ şükreder yashkuru
şükreder لِنَفْسِهِۦ ۖ kendisi için linafsihi
kendisi için وَمَن ve kim waman
ve kim كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah غَنِىٌّ zengindir ghaniyyun
zengindir حَمِيدٌۭ övülmüştür ḥamīdun
övülmüştür ١٢ (12)
(12)
ve andolsun ءَاتَيْنَا biz verdik ātaynā
biz verdik لُقْمَـٰنَ Lokman'a luq'māna
Lokman'a ٱلْحِكْمَةَ hikmet l-ḥik'mata
hikmet أَنِ için ani
için ٱشْكُرْ şükretmesi ush'kur
şükretmesi لِلَّهِ ۚ Allah'a lillahi
Allah'a وَمَن ve kim waman
ve kim يَشْكُرْ şükrederse yashkur
şükrederse فَإِنَّمَا şüphesiz fa-innamā
şüphesiz يَشْكُرُ şükreder yashkuru
şükreder لِنَفْسِهِۦ ۖ kendisi için linafsihi
kendisi için وَمَن ve kim waman
ve kim كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah غَنِىٌّ zengindir ghaniyyun
zengindir حَمِيدٌۭ övülmüştür ḥamīdun
övülmüştür ١٢ (12)
(12)
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
31:13
وَإِذْ
ve hani
wa-idh
ve hani قَالَ demişti ki qāla
demişti ki لُقْمَـٰنُ Lokman luq'mānu
Lokman لِٱبْنِهِۦ oğluna li-ib'nihi
oğluna وَهُوَ O wahuwa
O يَعِظُهُۥ öğüt vererek yaʿiẓuhu
öğüt vererek يَـٰبُنَىَّ ey yavrum yābunayya
ey yavrum لَا asla lā
asla تُشْرِكْ ortak koşma tush'rik
ortak koşma بِٱللَّهِ ۖ Allah'a bil-lahi
Allah'a إِنَّ çünkü inna
çünkü ٱلشِّرْكَ ortak koşmak l-shir'ka
ortak koşmak لَظُلْمٌ bir zulümdür laẓul'mun
bir zulümdür عَظِيمٌۭ büyük ʿaẓīmun
büyük ١٣ (13)
(13)
ve hani قَالَ demişti ki qāla
demişti ki لُقْمَـٰنُ Lokman luq'mānu
Lokman لِٱبْنِهِۦ oğluna li-ib'nihi
oğluna وَهُوَ O wahuwa
O يَعِظُهُۥ öğüt vererek yaʿiẓuhu
öğüt vererek يَـٰبُنَىَّ ey yavrum yābunayya
ey yavrum لَا asla lā
asla تُشْرِكْ ortak koşma tush'rik
ortak koşma بِٱللَّهِ ۖ Allah'a bil-lahi
Allah'a إِنَّ çünkü inna
çünkü ٱلشِّرْكَ ortak koşmak l-shir'ka
ortak koşmak لَظُلْمٌ bir zulümdür laẓul'mun
bir zulümdür عَظِيمٌۭ büyük ʿaẓīmun
büyük ١٣ (13)
(13)
Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
31:14
وَوَصَّيْنَا
ve biz tavsiye ettik
wawaṣṣaynā
ve biz tavsiye ettik ٱلْإِنسَـٰنَ insana l-insāna
insana بِوَٰلِدَيْهِ ana babasını biwālidayhi
ana babasını حَمَلَتْهُ onu taşımıştır ḥamalathu
onu taşımıştır أُمُّهُۥ anası ummuhu
anası وَهْنًا zayıflık wahnan
zayıflık عَلَىٰ üstüne ʿalā
üstüne وَهْنٍۢ zayıflıkla wahnin
zayıflıkla وَفِصَـٰلُهُۥ ve onun sütten kesilmesi wafiṣāluhu
ve onun sütten kesilmesi فِى içindedir fī
içindedir عَامَيْنِ iki yıl ʿāmayni
iki yıl أَنِ ki ani
ki ٱشْكُرْ şükret ush'kur
şükret لِى bana lī
bana وَلِوَٰلِدَيْكَ ve anana-babana waliwālidayka
ve anana-babana إِلَىَّ banadır ilayya
banadır ٱلْمَصِيرُ dönüş l-maṣīru
dönüş ١٤ (14)
(14)
ve biz tavsiye ettik ٱلْإِنسَـٰنَ insana l-insāna
insana بِوَٰلِدَيْهِ ana babasını biwālidayhi
ana babasını حَمَلَتْهُ onu taşımıştır ḥamalathu
onu taşımıştır أُمُّهُۥ anası ummuhu
anası وَهْنًا zayıflık wahnan
zayıflık عَلَىٰ üstüne ʿalā
üstüne وَهْنٍۢ zayıflıkla wahnin
zayıflıkla وَفِصَـٰلُهُۥ ve onun sütten kesilmesi wafiṣāluhu
ve onun sütten kesilmesi فِى içindedir fī
içindedir عَامَيْنِ iki yıl ʿāmayni
iki yıl أَنِ ki ani
ki ٱشْكُرْ şükret ush'kur
şükret لِى bana lī
bana وَلِوَٰلِدَيْكَ ve anana-babana waliwālidayka
ve anana-babana إِلَىَّ banadır ilayya
banadır ٱلْمَصِيرُ dönüş l-maṣīru
dönüş ١٤ (14)
(14)
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.
31:15
وَإِن
ve eğer
wa-in
ve eğer جَـٰهَدَاكَ seni zorlarlarsa jāhadāka
seni zorlarlarsa عَلَىٰٓ için ʿalā
için أَن ortak koşman an
ortak koşman تُشْرِكَ you associate partners tush'rika
you associate partners بِى bana bī
bana مَا bir şeyi mā
bir şeyi لَيْسَ olmayan laysa
olmayan لَكَ senin laka
senin بِهِۦ hakkında bihi
hakkında عِلْمٌۭ bilgin ʿil'mun
bilgin فَلَا asla falā
asla تُطِعْهُمَا ۖ onlara ita'at etme tuṭiʿ'humā
onlara ita'at etme وَصَاحِبْهُمَا ve onlarla geçin waṣāḥib'humā
ve onlarla geçin فِى dünyada fī
dünyada ٱلدُّنْيَا the world l-dun'yā
the world مَعْرُوفًۭا ۖ iyilikle maʿrūfan
iyilikle وَٱتَّبِعْ ve uy wa-ittabiʿ
ve uy سَبِيلَ yoluna sabīla
yoluna مَنْ kimsenin man
kimsenin أَنَابَ yönelen anāba
yönelen إِلَىَّ ۚ bana ilayya
bana ثُمَّ sonra thumma
sonra إِلَىَّ banadır ilayya
banadır مَرْجِعُكُمْ dönüşünüz marjiʿukum
dönüşünüz فَأُنَبِّئُكُم size haber vereceğim fa-unabbi-ukum
size haber vereceğim بِمَا şeyleri bimā
şeyleri كُنتُمْ olduklarnız kuntum
olduklarnız تَعْمَلُونَ yapıyor(lar) taʿmalūna
yapıyor(lar) ١٥ (15)
(15)
ve eğer جَـٰهَدَاكَ seni zorlarlarsa jāhadāka
seni zorlarlarsa عَلَىٰٓ için ʿalā
için أَن ortak koşman an
ortak koşman تُشْرِكَ you associate partners tush'rika
you associate partners بِى bana bī
bana مَا bir şeyi mā
bir şeyi لَيْسَ olmayan laysa
olmayan لَكَ senin laka
senin بِهِۦ hakkında bihi
hakkında عِلْمٌۭ bilgin ʿil'mun
bilgin فَلَا asla falā
asla تُطِعْهُمَا ۖ onlara ita'at etme tuṭiʿ'humā
onlara ita'at etme وَصَاحِبْهُمَا ve onlarla geçin waṣāḥib'humā
ve onlarla geçin فِى dünyada fī
dünyada ٱلدُّنْيَا the world l-dun'yā
the world مَعْرُوفًۭا ۖ iyilikle maʿrūfan
iyilikle وَٱتَّبِعْ ve uy wa-ittabiʿ
ve uy سَبِيلَ yoluna sabīla
yoluna مَنْ kimsenin man
kimsenin أَنَابَ yönelen anāba
yönelen إِلَىَّ ۚ bana ilayya
bana ثُمَّ sonra thumma
sonra إِلَىَّ banadır ilayya
banadır مَرْجِعُكُمْ dönüşünüz marjiʿukum
dönüşünüz فَأُنَبِّئُكُم size haber vereceğim fa-unabbi-ukum
size haber vereceğim بِمَا şeyleri bimā
şeyleri كُنتُمْ olduklarnız kuntum
olduklarnız تَعْمَلُونَ yapıyor(lar) taʿmalūna
yapıyor(lar) ١٥ (15)
(15)
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.
31:16
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
yābunayya
ey yavrum إِنَّهَآ onlar innahā
onlar إِن eğer in
eğer تَكُ bir şey olsa taku
bir şey olsa مِثْقَالَ ağırlığınca mith'qāla
ağırlığınca حَبَّةٍۢ danesi ḥabbatin
danesi مِّنْ hardal min
hardal خَرْدَلٍۢ a mustard seed khardalin
a mustard seed فَتَكُن ve bulunsa fatakun
ve bulunsa فِى bir kayanın içinde fī
bir kayanın içinde صَخْرَةٍ a rock ṣakhratin
a rock أَوْ veya aw
veya فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens أَوْ veya aw
veya فِى yerde fī
yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth يَأْتِ mutlaka getirir yati
mutlaka getirir بِهَا onu bihā
onu ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah إِنَّ çünkü inna
çünkü ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَطِيفٌ latiftir laṭīfun
latiftir خَبِيرٌۭ haber alır khabīrun
haber alır ١٦ (16)
(16)
ey yavrum إِنَّهَآ onlar innahā
onlar إِن eğer in
eğer تَكُ bir şey olsa taku
bir şey olsa مِثْقَالَ ağırlığınca mith'qāla
ağırlığınca حَبَّةٍۢ danesi ḥabbatin
danesi مِّنْ hardal min
hardal خَرْدَلٍۢ a mustard seed khardalin
a mustard seed فَتَكُن ve bulunsa fatakun
ve bulunsa فِى bir kayanın içinde fī
bir kayanın içinde صَخْرَةٍ a rock ṣakhratin
a rock أَوْ veya aw
veya فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens أَوْ veya aw
veya فِى yerde fī
yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth يَأْتِ mutlaka getirir yati
mutlaka getirir بِهَا onu bihā
onu ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah إِنَّ çünkü inna
çünkü ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَطِيفٌ latiftir laṭīfun
latiftir خَبِيرٌۭ haber alır khabīrun
haber alır ١٦ (16)
(16)
Lokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır".
31:17
يَـٰبُنَىَّ
ey yavrum
yābunayya
ey yavrum أَقِمِ kıl aqimi
kıl ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَأْمُرْ ve emret wamur
ve emret بِٱلْمَعْرُوفِ iyiliği bil-maʿrūfi
iyiliği وَٱنْهَ ve vazgeçir wa-in'ha
ve vazgeçir عَنِ kötülükten ʿani
kötülükten ٱلْمُنكَرِ the wrong l-munkari
the wrong وَٱصْبِرْ ve sabret wa-iṣ'bir
ve sabret عَلَىٰ başına ʿalā
başına مَآ ne mā
ne أَصَابَكَ ۖ geldiyse aṣābaka
geldiyse إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكَ bunlar dhālika
bunlar مِنْ yapılması gereken min
yapılması gereken عَزْمِ the matters requiring determination ʿazmi
the matters requiring determination ٱلْأُمُورِ işlerdendir l-umūri
işlerdendir ١٧ (17)
(17)
ey yavrum أَقِمِ kıl aqimi
kıl ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَأْمُرْ ve emret wamur
ve emret بِٱلْمَعْرُوفِ iyiliği bil-maʿrūfi
iyiliği وَٱنْهَ ve vazgeçir wa-in'ha
ve vazgeçir عَنِ kötülükten ʿani
kötülükten ٱلْمُنكَرِ the wrong l-munkari
the wrong وَٱصْبِرْ ve sabret wa-iṣ'bir
ve sabret عَلَىٰ başına ʿalā
başına مَآ ne mā
ne أَصَابَكَ ۖ geldiyse aṣābaka
geldiyse إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكَ bunlar dhālika
bunlar مِنْ yapılması gereken min
yapılması gereken عَزْمِ the matters requiring determination ʿazmi
the matters requiring determination ٱلْأُمُورِ işlerdendir l-umūri
işlerdendir ١٧ (17)
(17)
"Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir."
31:18
وَلَا
asla
walā
asla تُصَعِّرْ çevirne tuṣaʿʿir
çevirne خَدَّكَ yüzünü khaddaka
yüzünü لِلنَّاسِ insanlardan lilnnāsi
insanlardan وَلَا ve walā
ve تَمْشِ yürüme tamshi
yürüme فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth مَرَحًا ۖ böbürlenerek maraḥan
böbürlenerek إِنَّ zira inna
zira ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَا sevmez lā
sevmez يُحِبُّ like yuḥibbu
like كُلَّ hepsini kulla
hepsini مُخْتَالٍۢ kendini beğenenleri mukh'tālin
kendini beğenenleri فَخُورٍۢ övünenleri fakhūrin
övünenleri ١٨ (18)
(18)
asla تُصَعِّرْ çevirne tuṣaʿʿir
çevirne خَدَّكَ yüzünü khaddaka
yüzünü لِلنَّاسِ insanlardan lilnnāsi
insanlardan وَلَا ve walā
ve تَمْشِ yürüme tamshi
yürüme فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth مَرَحًا ۖ böbürlenerek maraḥan
böbürlenerek إِنَّ zira inna
zira ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَا sevmez lā
sevmez يُحِبُّ like yuḥibbu
like كُلَّ hepsini kulla
hepsini مُخْتَالٍۢ kendini beğenenleri mukh'tālin
kendini beğenenleri فَخُورٍۢ övünenleri fakhūrin
övünenleri ١٨ (18)
(18)
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
31:19
وَٱقْصِدْ
ve tutumlu ol
wa-iq'ṣid
ve tutumlu ol فِى yürüyüşünde fī
yürüyüşünde مَشْيِكَ your pace mashyika
your pace وَٱغْضُضْ ve kıs wa-ugh'ḍuḍ
ve kıs مِن sesini min
sesini صَوْتِكَ ۚ your voice ṣawtika
your voice إِنَّ çünkü inna
çünkü أَنكَرَ en çirkini ankara
en çirkini ٱلْأَصْوَٰتِ seslerin l-aṣwāti
seslerin لَصَوْتُ sesidir laṣawtu
sesidir ٱلْحَمِيرِ eşeklerin l-ḥamīri
eşeklerin ١٩ (19)
(19)
ve tutumlu ol فِى yürüyüşünde fī
yürüyüşünde مَشْيِكَ your pace mashyika
your pace وَٱغْضُضْ ve kıs wa-ugh'ḍuḍ
ve kıs مِن sesini min
sesini صَوْتِكَ ۚ your voice ṣawtika
your voice إِنَّ çünkü inna
çünkü أَنكَرَ en çirkini ankara
en çirkini ٱلْأَصْوَٰتِ seslerin l-aṣwāti
seslerin لَصَوْتُ sesidir laṣawtu
sesidir ٱلْحَمِيرِ eşeklerin l-ḥamīri
eşeklerin ١٩ (19)
(19)
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeblerin sesidir."
31:20
أَلَمْ
görmediniz mi?
alam
görmediniz mi? تَرَوْا۟ you see taraw
you see أَنَّ elbette anna
elbette ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah سَخَّرَ boyun eğdirdi sakhara
boyun eğdirdi لَكُم size lakum
size مَّا bulunanları mā
bulunanları فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَمَا ve bulunanları wamā
ve bulunanları فِى ve yerde fī
ve yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth وَأَسْبَغَ ve bol bol verdi wa-asbagha
ve bol bol verdi عَلَيْكُمْ size ʿalaykum
size نِعَمَهُۥ ni'metlerini niʿamahu
ni'metlerini ظَـٰهِرَةًۭ görünür ẓāhiratan
görünür وَبَاطِنَةًۭ ۗ ve gizli wabāṭinatan
ve gizli وَمِنَ ve wamina
ve ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan مَن kimi var ki man
kimi var ki يُجَـٰدِلُ tartışır (durur) yujādilu
tartışır (durur) فِى hakkında fī
hakkında ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan هُدًۭى yol göstereni hudan
yol göstereni وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan كِتَـٰبٍۢ bir Kitabı kitābin
bir Kitabı مُّنِيرٍۢ aydınlatıcı munīrin
aydınlatıcı ٢٠ (20)
(20)
görmediniz mi? تَرَوْا۟ you see taraw
you see أَنَّ elbette anna
elbette ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah سَخَّرَ boyun eğdirdi sakhara
boyun eğdirdi لَكُم size lakum
size مَّا bulunanları mā
bulunanları فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَمَا ve bulunanları wamā
ve bulunanları فِى ve yerde fī
ve yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth وَأَسْبَغَ ve bol bol verdi wa-asbagha
ve bol bol verdi عَلَيْكُمْ size ʿalaykum
size نِعَمَهُۥ ni'metlerini niʿamahu
ni'metlerini ظَـٰهِرَةًۭ görünür ẓāhiratan
görünür وَبَاطِنَةًۭ ۗ ve gizli wabāṭinatan
ve gizli وَمِنَ ve wamina
ve ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan مَن kimi var ki man
kimi var ki يُجَـٰدِلُ tartışır (durur) yujādilu
tartışır (durur) فِى hakkında fī
hakkında ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan هُدًۭى yol göstereni hudan
yol göstereni وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan كِتَـٰبٍۢ bir Kitabı kitābin
bir Kitabı مُّنِيرٍۢ aydınlatıcı munīrin
aydınlatıcı ٢٠ (20)
(20)
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.
31:21
وَإِذَا
ne zaman ki
wa-idhā
ne zaman ki قِيلَ dense qīla
dense لَهُمُ onlara lahumu
onlara ٱتَّبِعُوا۟ uyun ittabiʿū
uyun مَآ indirdiğine mā
indirdiğine أَنزَلَ Allah (has) revealed anzala
Allah (has) revealed ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın قَالُوا۟ derler qālū
derler بَلْ hayır bal
hayır نَتَّبِعُ biz uyarız nattabiʿu
biz uyarız مَا şeye mā
şeye وَجَدْنَا bulduğumuz wajadnā
bulduğumuz عَلَيْهِ üzerinde ʿalayhi
üzerinde ءَابَآءَنَآ ۚ babalarımızı ābāanā
babalarımızı أَوَلَوْ şayet awalaw
şayet كَانَ olsa da mı? kāna
olsa da mı? ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytan l-shayṭānu
şeytan يَدْعُوهُمْ onları çağırmış yadʿūhum
onları çağırmış إِلَىٰ azabına ilā
azabına عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment ٱلسَّعِيرِ alevli ateşin l-saʿīri
alevli ateşin ٢١ (21)
(21)
ne zaman ki قِيلَ dense qīla
dense لَهُمُ onlara lahumu
onlara ٱتَّبِعُوا۟ uyun ittabiʿū
uyun مَآ indirdiğine mā
indirdiğine أَنزَلَ Allah (has) revealed anzala
Allah (has) revealed ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın قَالُوا۟ derler qālū
derler بَلْ hayır bal
hayır نَتَّبِعُ biz uyarız nattabiʿu
biz uyarız مَا şeye mā
şeye وَجَدْنَا bulduğumuz wajadnā
bulduğumuz عَلَيْهِ üzerinde ʿalayhi
üzerinde ءَابَآءَنَآ ۚ babalarımızı ābāanā
babalarımızı أَوَلَوْ şayet awalaw
şayet كَانَ olsa da mı? kāna
olsa da mı? ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytan l-shayṭānu
şeytan يَدْعُوهُمْ onları çağırmış yadʿūhum
onları çağırmış إِلَىٰ azabına ilā
azabına عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment ٱلسَّعِيرِ alevli ateşin l-saʿīri
alevli ateşin ٢١ (21)
(21)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?
31:22
۞ وَمَن
ve kim
waman
ve kim يُسْلِمْ teslim ederse yus'lim
teslim ederse وَجْهَهُۥٓ yüzünü wajhahu
yüzünü إِلَى Allah'a ilā
Allah'a ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah وَهُوَ ve o wahuwa
ve o مُحْسِنٌۭ güzel davranarak muḥ'sinun
güzel davranarak فَقَدِ elbette faqadi
elbette ٱسْتَمْسَكَ o yapışmıştır is'tamsaka
o yapışmıştır بِٱلْعُرْوَةِ kulpa bil-ʿur'wati
kulpa ٱلْوُثْقَىٰ ۗ en sağlam l-wuth'qā
en sağlam وَإِلَى ve döner wa-ilā
ve döner ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a عَـٰقِبَةُ sonu ʿāqibatu
sonu ٱلْأُمُورِ işlerin l-umūri
işlerin ٢٢ (22)
(22)
ve kim يُسْلِمْ teslim ederse yus'lim
teslim ederse وَجْهَهُۥٓ yüzünü wajhahu
yüzünü إِلَى Allah'a ilā
Allah'a ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah وَهُوَ ve o wahuwa
ve o مُحْسِنٌۭ güzel davranarak muḥ'sinun
güzel davranarak فَقَدِ elbette faqadi
elbette ٱسْتَمْسَكَ o yapışmıştır is'tamsaka
o yapışmıştır بِٱلْعُرْوَةِ kulpa bil-ʿur'wati
kulpa ٱلْوُثْقَىٰ ۗ en sağlam l-wuth'qā
en sağlam وَإِلَى ve döner wa-ilā
ve döner ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a عَـٰقِبَةُ sonu ʿāqibatu
sonu ٱلْأُمُورِ işlerin l-umūri
işlerin ٢٢ (22)
(22)
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
31:23
وَمَن
ve kim
waman
ve kim كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse فَلَا seni üzmesin falā
seni üzmesin يَحْزُنكَ grieve you yaḥzunka
grieve you كُفْرُهُۥٓ ۚ onun inkarı kuf'ruhu
onun inkarı إِلَيْنَا sonunda bizedir ilaynā
sonunda bizedir مَرْجِعُهُمْ onların dönüşleri marjiʿuhum
onların dönüşleri فَنُنَبِّئُهُم ve kendilerine haber veririz fanunabbi-uhum
ve kendilerine haber veririz بِمَا şeyleri bimā
şeyleri عَمِلُوٓا۟ ۚ yaptıkları ʿamilū
yaptıkları إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلِيمٌۢ bilir ʿalīmun
bilir بِذَاتِ özünü bidhāti
özünü ٱلصُّدُورِ göğüslerin l-ṣudūri
göğüslerin ٢٣ (23)
(23)
ve kim كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse فَلَا seni üzmesin falā
seni üzmesin يَحْزُنكَ grieve you yaḥzunka
grieve you كُفْرُهُۥٓ ۚ onun inkarı kuf'ruhu
onun inkarı إِلَيْنَا sonunda bizedir ilaynā
sonunda bizedir مَرْجِعُهُمْ onların dönüşleri marjiʿuhum
onların dönüşleri فَنُنَبِّئُهُم ve kendilerine haber veririz fanunabbi-uhum
ve kendilerine haber veririz بِمَا şeyleri bimā
şeyleri عَمِلُوٓا۟ ۚ yaptıkları ʿamilū
yaptıkları إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلِيمٌۢ bilir ʿalīmun
bilir بِذَاتِ özünü bidhāti
özünü ٱلصُّدُورِ göğüslerin l-ṣudūri
göğüslerin ٢٣ (23)
(23)
İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir.
31:24
نُمَتِّعُهُمْ
onları yaşatırız
numattiʿuhum
onları yaşatırız قَلِيلًۭا biraz qalīlan
biraz ثُمَّ sonra thumma
sonra نَضْطَرُّهُمْ süreriz naḍṭarruhum
süreriz إِلَىٰ bir azaba ilā
bir azaba عَذَابٍ a punishment ʿadhābin
a punishment غَلِيظٍۢ kaba ghalīẓin
kaba ٢٤ (24)
(24)
onları yaşatırız قَلِيلًۭا biraz qalīlan
biraz ثُمَّ sonra thumma
sonra نَضْطَرُّهُمْ süreriz naḍṭarruhum
süreriz إِلَىٰ bir azaba ilā
bir azaba عَذَابٍ a punishment ʿadhābin
a punishment غَلِيظٍۢ kaba ghalīẓin
kaba ٢٤ (24)
(24)
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.
31:25
وَلَئِن
ve andolsun
wala-in
ve andolsun سَأَلْتَهُم onlara sorsan sa-altahum
onlara sorsan مَّنْ kim? man
kim? خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri وَٱلْأَرْضَ ve yeri wal-arḍa
ve yeri لَيَقُولُنَّ mutlaka derler layaqūlunna
mutlaka derler ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah قُلِ de ki quli
de ki ٱلْحَمْدُ hamd l-ḥamdu
hamd لِلَّهِ ۚ Allah'a layıktır lillahi
Allah'a layıktır بَلْ hayır bal
hayır أَكْثَرُهُمْ çokları aktharuhum
çokları لَا bilmezler lā
bilmezler يَعْلَمُونَ know yaʿlamūna
know ٢٥ (25)
(25)
ve andolsun سَأَلْتَهُم onlara sorsan sa-altahum
onlara sorsan مَّنْ kim? man
kim? خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri وَٱلْأَرْضَ ve yeri wal-arḍa
ve yeri لَيَقُولُنَّ mutlaka derler layaqūlunna
mutlaka derler ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah قُلِ de ki quli
de ki ٱلْحَمْدُ hamd l-ḥamdu
hamd لِلَّهِ ۚ Allah'a layıktır lillahi
Allah'a layıktır بَلْ hayır bal
hayır أَكْثَرُهُمْ çokları aktharuhum
çokları لَا bilmezler lā
bilmezler يَعْلَمُونَ know yaʿlamūna
know ٢٥ (25)
(25)
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler.
31:26
لِلَّهِ
Allah'ındır
lillahi
Allah'ındır مَا ne varsa mā
ne varsa فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerde wal-arḍi
ve yerde إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah هُوَ işte O'dur huwa
işte O'dur ٱلْغَنِىُّ zengin l-ghaniyu
zengin ٱلْحَمِيدُ övülen l-ḥamīdu
övülen ٢٦ (26)
(26)
Allah'ındır مَا ne varsa mā
ne varsa فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerde wal-arḍi
ve yerde إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah هُوَ işte O'dur huwa
işte O'dur ٱلْغَنِىُّ zengin l-ghaniyu
zengin ٱلْحَمِيدُ övülen l-ḥamīdu
övülen ٢٦ (26)
(26)
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
31:27
وَلَوْ
şayet olsa
walaw
şayet olsa أَنَّمَا bulunan annamā
bulunan فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth مِن ağaçlar min
ağaçlar شَجَرَةٍ (the) trees shajaratin
(the) trees أَقْلَـٰمٌۭ kalem aqlāmun
kalem وَٱلْبَحْرُ ve deniz (mürekkep) wal-baḥru
ve deniz (mürekkep) يَمُدُّهُۥ ona katılsa yamudduhu
ona katılsa مِنۢ arkasından min
arkasından بَعْدِهِۦ after it baʿdihi
after it سَبْعَةُ yedi sabʿatu
yedi أَبْحُرٍۢ deniz (daha) abḥurin
deniz (daha) مَّا yine tükenmez mā
yine tükenmez نَفِدَتْ would be exhausted nafidat
would be exhausted كَلِمَـٰتُ kelimeleri kalimātu
kelimeleri ٱللَّهِ ۗ Allah'ın l-lahi
Allah'ın إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَزِيزٌ üstündür ʿazīzun
üstündür حَكِيمٌۭ hikmet sahibidir ḥakīmun
hikmet sahibidir ٢٧ (27)
(27)
şayet olsa أَنَّمَا bulunan annamā
bulunan فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth مِن ağaçlar min
ağaçlar شَجَرَةٍ (the) trees shajaratin
(the) trees أَقْلَـٰمٌۭ kalem aqlāmun
kalem وَٱلْبَحْرُ ve deniz (mürekkep) wal-baḥru
ve deniz (mürekkep) يَمُدُّهُۥ ona katılsa yamudduhu
ona katılsa مِنۢ arkasından min
arkasından بَعْدِهِۦ after it baʿdihi
after it سَبْعَةُ yedi sabʿatu
yedi أَبْحُرٍۢ deniz (daha) abḥurin
deniz (daha) مَّا yine tükenmez mā
yine tükenmez نَفِدَتْ would be exhausted nafidat
would be exhausted كَلِمَـٰتُ kelimeleri kalimātu
kelimeleri ٱللَّهِ ۗ Allah'ın l-lahi
Allah'ın إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَزِيزٌ üstündür ʿazīzun
üstündür حَكِيمٌۭ hikmet sahibidir ḥakīmun
hikmet sahibidir ٢٧ (27)
(27)
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir.
31:28
مَّا
değildir
mā
değildir خَلْقُكُمْ sizin yaratılmanız khalqukum
sizin yaratılmanız وَلَا ve değildir walā
ve değildir بَعْثُكُمْ diriltilmeniz baʿthukum
diriltilmeniz إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey كَنَفْسٍۢ kişi(nin yaratılmasından) kanafsin
kişi(nin yaratılmasından) وَٰحِدَةٍ ۗ bir tek wāḥidatin
bir tek إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah سَمِيعٌۢ işitendir samīʿun
işitendir بَصِيرٌ görendir baṣīrun
görendir ٢٨ (28)
(28)
değildir خَلْقُكُمْ sizin yaratılmanız khalqukum
sizin yaratılmanız وَلَا ve değildir walā
ve değildir بَعْثُكُمْ diriltilmeniz baʿthukum
diriltilmeniz إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey كَنَفْسٍۢ kişi(nin yaratılmasından) kanafsin
kişi(nin yaratılmasından) وَٰحِدَةٍ ۗ bir tek wāḥidatin
bir tek إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah سَمِيعٌۢ işitendir samīʿun
işitendir بَصِيرٌ görendir baṣīrun
görendir ٢٨ (28)
(28)
Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
31:29
أَلَمْ
görmedin mi
alam
görmedin mi تَرَ you see tara
you see أَنَّ şüphesiz anna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah يُولِجُ sokuyor yūliju
sokuyor ٱلَّيْلَ geceyi al-layla
geceyi فِى içine fī
içine ٱلنَّهَارِ gündüzün l-nahāri
gündüzün وَيُولِجُ ve sokuyor wayūliju
ve sokuyor ٱلنَّهَارَ gündüzü l-nahāra
gündüzü فِى içine fī
içine ٱلَّيْلِ gecenin al-layli
gecenin وَسَخَّرَ ve emrine boyun eğdirmiştir wasakhara
ve emrine boyun eğdirmiştir ٱلشَّمْسَ güneşi l-shamsa
güneşi وَٱلْقَمَرَ ve ayı wal-qamara
ve ayı كُلٌّۭ her biri kullun
her biri يَجْرِىٓ akıp gider yajrī
akıp gider إِلَىٰٓ kadar ilā
kadar أَجَلٍۢ bir süreye ajalin
bir süreye مُّسَمًّۭى belli musamman
belli وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah بِمَا yaptıklarınızı bimā
yaptıklarınızı تَعْمَلُونَ you do taʿmalūna
you do خَبِيرٌۭ haber almaktadır khabīrun
haber almaktadır ٢٩ (29)
(29)
görmedin mi تَرَ you see tara
you see أَنَّ şüphesiz anna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah يُولِجُ sokuyor yūliju
sokuyor ٱلَّيْلَ geceyi al-layla
geceyi فِى içine fī
içine ٱلنَّهَارِ gündüzün l-nahāri
gündüzün وَيُولِجُ ve sokuyor wayūliju
ve sokuyor ٱلنَّهَارَ gündüzü l-nahāra
gündüzü فِى içine fī
içine ٱلَّيْلِ gecenin al-layli
gecenin وَسَخَّرَ ve emrine boyun eğdirmiştir wasakhara
ve emrine boyun eğdirmiştir ٱلشَّمْسَ güneşi l-shamsa
güneşi وَٱلْقَمَرَ ve ayı wal-qamara
ve ayı كُلٌّۭ her biri kullun
her biri يَجْرِىٓ akıp gider yajrī
akıp gider إِلَىٰٓ kadar ilā
kadar أَجَلٍۢ bir süreye ajalin
bir süreye مُّسَمًّۭى belli musamman
belli وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah بِمَا yaptıklarınızı bimā
yaptıklarınızı تَعْمَلُونَ you do taʿmalūna
you do خَبِيرٌۭ haber almaktadır khabīrun
haber almaktadır ٢٩ (29)
(29)
Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?
31:30
ذَٰلِكَ
böyledir
dhālika
böyledir بِأَنَّ çünkü bi-anna
çünkü ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah هُوَ O huwa
O ٱلْحَقُّ haktır l-ḥaqu
haktır وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette مَا yalvardıkları mā
yalvardıkları يَدْعُونَ they call yadʿūna
they call مِن O'ndan başka min
O'ndan başka دُونِهِ besides Him dūnihi
besides Him ٱلْبَـٰطِلُ batıldır l-bāṭilu
batıldır وَأَنَّ ve gerçekten wa-anna
ve gerçekten ٱللَّهَ Allah'tır l-laha
Allah'tır هُوَ O huwa
O ٱلْعَلِىُّ ulu l-ʿaliyu
ulu ٱلْكَبِيرُ ve büyük l-kabīru
ve büyük ٣٠ (30)
(30)
böyledir بِأَنَّ çünkü bi-anna
çünkü ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah هُوَ O huwa
O ٱلْحَقُّ haktır l-ḥaqu
haktır وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette مَا yalvardıkları mā
yalvardıkları يَدْعُونَ they call yadʿūna
they call مِن O'ndan başka min
O'ndan başka دُونِهِ besides Him dūnihi
besides Him ٱلْبَـٰطِلُ batıldır l-bāṭilu
batıldır وَأَنَّ ve gerçekten wa-anna
ve gerçekten ٱللَّهَ Allah'tır l-laha
Allah'tır هُوَ O huwa
O ٱلْعَلِىُّ ulu l-ʿaliyu
ulu ٱلْكَبِيرُ ve büyük l-kabīru
ve büyük ٣٠ (30)
(30)
Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
31:31
أَلَمْ
görmedin mi?
alam
görmedin mi? تَرَ you see tara
you see أَنَّ ki anna
ki ٱلْفُلْكَ gemiler l-ful'ka
gemiler تَجْرِى gidiyor tajrī
gidiyor فِى denizde fī
denizde ٱلْبَحْرِ the sea l-baḥri
the sea بِنِعْمَتِ ni'metiyle biniʿ'mati
ni'metiyle ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın لِيُرِيَكُم size göstersin diye liyuriyakum
size göstersin diye مِّنْ bir kısım min
bir kısım ءَايَـٰتِهِۦٓ ۚ ayetlerini āyātihi
ayetlerini إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz فِى vardır fī
vardır ذَٰلِكَ bunda dhālika
bunda لَـَٔايَـٰتٍۢ ibretler laāyātin
ibretler لِّكُلِّ herkes için likulli
herkes için صَبَّارٍۢ sabreden ṣabbārin
sabreden شَكُورٍۢ şükreden shakūrin
şükreden ٣١ (31)
(31)
görmedin mi? تَرَ you see tara
you see أَنَّ ki anna
ki ٱلْفُلْكَ gemiler l-ful'ka
gemiler تَجْرِى gidiyor tajrī
gidiyor فِى denizde fī
denizde ٱلْبَحْرِ the sea l-baḥri
the sea بِنِعْمَتِ ni'metiyle biniʿ'mati
ni'metiyle ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın لِيُرِيَكُم size göstersin diye liyuriyakum
size göstersin diye مِّنْ bir kısım min
bir kısım ءَايَـٰتِهِۦٓ ۚ ayetlerini āyātihi
ayetlerini إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz فِى vardır fī
vardır ذَٰلِكَ bunda dhālika
bunda لَـَٔايَـٰتٍۢ ibretler laāyātin
ibretler لِّكُلِّ herkes için likulli
herkes için صَبَّارٍۢ sabreden ṣabbārin
sabreden شَكُورٍۢ şükreden shakūrin
şükreden ٣١ (31)
(31)
Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
31:32
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman غَشِيَهُم onları sardığı ghashiyahum
onları sardığı مَّوْجٌۭ dalga(lar) mawjun
dalga(lar) كَٱلظُّلَلِ gölgeler gibi kal-ẓulali
gölgeler gibi دَعَوُا۟ yalvarırlar daʿawū
yalvarırlar ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a مُخْلِصِينَ yalnız has kılarak mukh'liṣīna
yalnız has kılarak لَهُ O'na lahu
O'na ٱلدِّينَ dini l-dīna
dini فَلَمَّا fakat o zaman falammā
fakat o zaman نَجَّىٰهُمْ onları kurtarınca najjāhum
onları kurtarınca إِلَى karaya çıkarıp ilā
karaya çıkarıp ٱلْبَرِّ the land l-bari
the land فَمِنْهُم içlerinden bir kısmı famin'hum
içlerinden bir kısmı مُّقْتَصِدٌۭ ۚ orta yolu tutar muq'taṣidun
orta yolu tutar وَمَا zaten wamā
zaten يَجْحَدُ inkar etmez yajḥadu
inkar etmez بِـَٔايَـٰتِنَآ bizim ayetlerimizi biāyātinā
bizim ayetlerimizi إِلَّا başkası illā
başkası كُلُّ her kullu
her خَتَّارٍۢ gaddarlardan khattārin
gaddarlardan كَفُورٍۢ inkarcıdan kafūrin
inkarcıdan ٣٢ (32)
(32)
ve zaman غَشِيَهُم onları sardığı ghashiyahum
onları sardığı مَّوْجٌۭ dalga(lar) mawjun
dalga(lar) كَٱلظُّلَلِ gölgeler gibi kal-ẓulali
gölgeler gibi دَعَوُا۟ yalvarırlar daʿawū
yalvarırlar ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a مُخْلِصِينَ yalnız has kılarak mukh'liṣīna
yalnız has kılarak لَهُ O'na lahu
O'na ٱلدِّينَ dini l-dīna
dini فَلَمَّا fakat o zaman falammā
fakat o zaman نَجَّىٰهُمْ onları kurtarınca najjāhum
onları kurtarınca إِلَى karaya çıkarıp ilā
karaya çıkarıp ٱلْبَرِّ the land l-bari
the land فَمِنْهُم içlerinden bir kısmı famin'hum
içlerinden bir kısmı مُّقْتَصِدٌۭ ۚ orta yolu tutar muq'taṣidun
orta yolu tutar وَمَا zaten wamā
zaten يَجْحَدُ inkar etmez yajḥadu
inkar etmez بِـَٔايَـٰتِنَآ bizim ayetlerimizi biāyātinā
bizim ayetlerimizi إِلَّا başkası illā
başkası كُلُّ her kullu
her خَتَّارٍۢ gaddarlardan khattārin
gaddarlardan كَفُورٍۢ inkarcıdan kafūrin
inkarcıdan ٣٢ (32)
(32)
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.
31:33
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar ٱتَّقُوا۟ korkun ittaqū
korkun رَبَّكُمْ Rabbinizden rabbakum
Rabbinizden وَٱخْشَوْا۟ ve çekinin wa-ikh'shaw
ve çekinin يَوْمًۭا günden (ki) yawman
günden (ki) لَّا ödeyemez lā
ödeyemez يَجْزِى can avail yajzī
can avail وَالِدٌ baba wālidun
baba عَن çocuğunun ʿan
çocuğunun وَلَدِهِۦ his son waladihi
his son وَلَا değildir walā
değildir مَوْلُودٌ çocuk da mawlūdun
çocuk da هُوَ o huwa
o جَازٍ ödeyecek jāzin
ödeyecek عَن için ʿan
için وَالِدِهِۦ babası wālidihi
babası شَيْـًٔا ۚ bir şey shayan
bir şey إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz وَعْدَ va'di waʿda
va'di ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın حَقٌّۭ ۖ gerçektir ḥaqqun
gerçektir فَلَا asla falā
asla تَغُرَّنَّكُمُ sizi aldatmasın taghurrannakumu
sizi aldatmasın ٱلْحَيَوٰةُ hayatı l-ḥayatu
hayatı ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya وَلَا ve asla walā
ve asla يَغُرَّنَّكُم sizi aldatmasın yaghurrannakum
sizi aldatmasın بِٱللَّهِ Allah hakkında bil-lahi
Allah hakkında ٱلْغَرُورُ aldatıcı (şeytan) l-gharūru
aldatıcı (şeytan) ٣٣ (33)
(33)
ey ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar ٱتَّقُوا۟ korkun ittaqū
korkun رَبَّكُمْ Rabbinizden rabbakum
Rabbinizden وَٱخْشَوْا۟ ve çekinin wa-ikh'shaw
ve çekinin يَوْمًۭا günden (ki) yawman
günden (ki) لَّا ödeyemez lā
ödeyemez يَجْزِى can avail yajzī
can avail وَالِدٌ baba wālidun
baba عَن çocuğunun ʿan
çocuğunun وَلَدِهِۦ his son waladihi
his son وَلَا değildir walā
değildir مَوْلُودٌ çocuk da mawlūdun
çocuk da هُوَ o huwa
o جَازٍ ödeyecek jāzin
ödeyecek عَن için ʿan
için وَالِدِهِۦ babası wālidihi
babası شَيْـًٔا ۚ bir şey shayan
bir şey إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz وَعْدَ va'di waʿda
va'di ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın حَقٌّۭ ۖ gerçektir ḥaqqun
gerçektir فَلَا asla falā
asla تَغُرَّنَّكُمُ sizi aldatmasın taghurrannakumu
sizi aldatmasın ٱلْحَيَوٰةُ hayatı l-ḥayatu
hayatı ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya وَلَا ve asla walā
ve asla يَغُرَّنَّكُم sizi aldatmasın yaghurrannakum
sizi aldatmasın بِٱللَّهِ Allah hakkında bil-lahi
Allah hakkında ٱلْغَرُورُ aldatıcı (şeytan) l-gharūru
aldatıcı (şeytan) ٣٣ (33)
(33)
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
31:34
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عِندَهُۥ O'nun yanındadır ʿindahu
O'nun yanındadır عِلْمُ bilgisi ʿil'mu
bilgisi ٱلسَّاعَةِ sa'atin l-sāʿati
sa'atin وَيُنَزِّلُ ve O yağdırır wayunazzilu
ve O yağdırır ٱلْغَيْثَ yağmuru l-ghaytha
yağmuru وَيَعْلَمُ ve bilir wayaʿlamu
ve bilir مَا olanı mā
olanı فِى rahimlerde fī
rahimlerde ٱلْأَرْحَامِ ۖ the wombs l-arḥāmi
the wombs وَمَا ve wamā
ve تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez نَفْسٌۭ hiç kimse nafsun
hiç kimse مَّاذَا ne mādhā
ne تَكْسِبُ kazanacağını taksibu
kazanacağını غَدًۭا ۖ yarın ghadan
yarın وَمَا ve wamā
ve تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez نَفْسٌۢ hiç kimse nafsun
hiç kimse بِأَىِّ hangi bi-ayyi
hangi أَرْضٍۢ yerde arḍin
yerde تَمُوتُ ۚ öleceğini tamūtu
öleceğini إِنَّ şüphesiz yalnız inna
şüphesiz yalnız ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلِيمٌ bilendir ʿalīmun
bilendir خَبِيرٌۢ haberi olandır khabīrun
haberi olandır ٣٤ (34)
(34)
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عِندَهُۥ O'nun yanındadır ʿindahu
O'nun yanındadır عِلْمُ bilgisi ʿil'mu
bilgisi ٱلسَّاعَةِ sa'atin l-sāʿati
sa'atin وَيُنَزِّلُ ve O yağdırır wayunazzilu
ve O yağdırır ٱلْغَيْثَ yağmuru l-ghaytha
yağmuru وَيَعْلَمُ ve bilir wayaʿlamu
ve bilir مَا olanı mā
olanı فِى rahimlerde fī
rahimlerde ٱلْأَرْحَامِ ۖ the wombs l-arḥāmi
the wombs وَمَا ve wamā
ve تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez نَفْسٌۭ hiç kimse nafsun
hiç kimse مَّاذَا ne mādhā
ne تَكْسِبُ kazanacağını taksibu
kazanacağını غَدًۭا ۖ yarın ghadan
yarın وَمَا ve wamā
ve تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez نَفْسٌۢ hiç kimse nafsun
hiç kimse بِأَىِّ hangi bi-ayyi
hangi أَرْضٍۢ yerde arḍin
yerde تَمُوتُ ۚ öleceğini tamūtu
öleceğini إِنَّ şüphesiz yalnız inna
şüphesiz yalnız ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلِيمٌ bilendir ʿalīmun
bilendir خَبِيرٌۢ haberi olandır khabīrun
haberi olandır ٣٤ (34)
(34)
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.