30

Rum

Mekki 60 Ayet Cüz 21
الروم

Rum Suresi (الروم), Kur’an-ı Kerim’in 30. suresidir — Mekki, 60 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
30:1
الٓمٓElif Lâm Mîmalif-lam-meem١
Elif, Lam, Mim.
30:2
غُلِبَتِyenildighulibatiٱلرُّومُRum(lar)l-rūmu٢
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.
30:3
فِىٓen yakınأَدْنَى(the) nearestadnāٱلْأَرْضِbir yerdel-arḍiوَهُمve onlarwahumمِّنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiغَلَبِهِمْyenilgilerindenghalabihimسَيَغْلِبُونَyeneceklerdirsayaghlibūna٣
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.
30:4
فِىiçindeبِضْعِbirkaçbiḍ'ʿiسِنِينَ ۗyılsinīnaلِلَّهِAllah'ındırlillahiٱلْأَمْرُemirl-amruمِن(bundan) önceminقَبْلُbeforeqabluوَمِنۢvewaminبَعْدُ ۚsonrabaʿduوَيَوْمَئِذٍۢve o günwayawma-idhinيَفْرَحُsevinir(ler)yafraḥuٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūna٤
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.
30:5
بِنَصْرِyardımıylebinaṣriٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiيَنصُرُyardım ederyanṣuruمَنkimseyemanيَشَآءُ ۖdilediğiyashāuوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُgaliptirl-ʿazīzuٱلرَّحِيمُesirgeyendirl-raḥīmu٥
Rumlar en yakın bir yerde yenildiler. Onlar bu yenilgilerinden bir kaç yıl sonra galip geleceklerdir. İş, eninde sonunda Allah'a aittir. İşte o gün, inananlar, istediğine yardım eden Allah'ın yardımına sevineceklerdir. O güçlüdür, merhametlidir.
30:6
وَعْدَva'didirwaʿdaٱللَّهِ ۖAllah'ınl-lahiلَاcaymazيُخْلِفُfailyukh'lifuٱللَّهُAllahl-lahuوَعْدَهُۥva'dindenwaʿdahuوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaأَكْثَرَçoğuaktharaٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiلَاbilmezlerيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٦
Bu, Allah'ın vaadidir; Allah verdiği sözden caymaz, fakat insanların çoğu bilmezler.
30:7
يَعْلَمُونَbilirleryaʿlamūnaظَـٰهِرًۭاdış yüzünüẓāhiranمِّنَhayatınınminaٱلْحَيَوٰةِthe lifel-ḥayatiٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāوَهُمْve onlarwahumعَنِahirettenʿaniٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiهُمْonlarhumغَـٰفِلُونَgafildirlerghāfilūna٧
Onlar, dünya hayatının görülen kısmını bilirler. Onlar, ahiretten habersizdirler.
30:8
أَوَلَمْhiç düşünmediler mi?awalamيَتَفَكَّرُوا۟they ponderyatafakkarūفِىٓiçlerindeأَنفُسِهِم ۗkendianfusihimمَّاyaratmamıştırخَلَقَAllah (has) createdkhalaqaٱللَّهُAllahl-lahuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerdel-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yerdewal-arḍaوَمَاve bulunanlarıwamāبَيْنَهُمَآbu ikisi arasındabaynahumāإِلَّاdışındaillāبِٱلْحَقِّhak olmasıbil-ḥaqiوَأَجَلٍۢve bir sürewa-ajalinمُّسَمًّۭى ۗbelirtilmiştirmusammanوَإِنَّve şüphesizwa-innaكَثِيرًۭاçoğukathīranمِّنَinsanlardanminaٱلنَّاسِthe peoplel-nāsiبِلِقَآئِkavuşmayıbiliqāiرَبِّهِمْRabblerinerabbihimلَكَـٰفِرُونَinkar etmektedirlerlakāfirūna٨
Kendi kendilerine, Allah'ın gökleri, yeri ve ikisinin arasında bulunanları, gerçek olarak ve belirli bir süre için yarattığını düşünmezler mi? Doğrusu insanların çoğu, Rablerine kavuşacaklarını inkar ederler.
30:9
أَوَلَمْgezmediler mi?awalamيَسِيرُوا۟they traveledyasīrūفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَيَنظُرُوا۟baksınlarfayanẓurūكَيْفَnasılkayfaكَانَolduğunakānaعَـٰقِبَةُsonununʿāqibatuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaمِنkendilerinden öncekiminقَبْلِهِمْ ۚbefore themqablihimكَانُوٓا۟idilerkānūأَشَدَّdaha güçlüashaddaمِنْهُمْkendilerindenmin'humقُوَّةًۭkuvvet bakımındanquwwatanوَأَثَارُوا۟alt-üst etmişlerdiwa-athārūٱلْأَرْضَtoprağıl-arḍaوَعَمَرُوهَآve onu imar etmişlerdiwaʿamarūhāأَكْثَرَdaha çokaktharaمِمَّاbunların imar ettiklerindenmimmāعَمَرُوهَاthey have built (on) itʿamarūhāوَجَآءَتْهُمْonlara gelmiştiwajāathumرُسُلُهُمelçilerrusuluhumبِٱلْبَيِّنَـٰتِ ۖdelillerlebil-bayinātiفَمَاfakatfamāكَانَdeğildikānaٱللَّهُAllahl-lahuلِيَظْلِمَهُمْonlara zulmedecekliyaẓlimahumوَلَـٰكِنfakatwalākinكَانُوٓا۟onlarkānūأَنفُسَهُمْkendi kendilerineanfusahumيَظْلِمُونَzulmediyorlardıyaẓlimūna٩
Yeryüzünde dolaşıp, kendilerinden önce geçmiş kimselerin sonlarının nasıl olduğuna bakmazlar mı? Ki onlar kendilerinden daha kuvvetli idiler, yeryüzünü kazıp alt üst ederek onlardan çok imar etmiş kimseydiler ve onlara belgelerle peygamberler gelmişti. Böylece Allah onlara zulmetmiyor, onlar kendilerine zulmediyorlardı.
30:10
ثُمَّsonrathummaكَانَoldukānaعَـٰقِبَةَsonuʿāqibataٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaأَسَـٰٓـُٔوا۟kötülük eden(lerin)asāūٱلسُّوٓأَىٰٓçok kötül-sūāأَنçünküanكَذَّبُوا۟yalanladılarkadhabūبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَكَانُوا۟ve -idilerwakānūبِهَاonlarlabihāيَسْتَهْزِءُونَmaking mockeryyastahziūna١٠
Sonra Allah'ın ayetlerini yalan sayıp, onları alaya alarak kötülük yapanların sonu pek kötü oldu.
30:11
ٱللَّهُAllahal-lahuيَبْدَؤُا۟başlaryabda-uٱلْخَلْقَyaratmağal-khalqaثُمَّsonrathummaيُعِيدُهُۥonu devam ettiriryuʿīduhuثُمَّsonrathummaإِلَيْهِO'nailayhiتُرْجَعُونَdöndürülürsünüztur'jaʿūna١١
Allah önce yaratır, ölümünden sonra tekrar diriltir. Sonunda O'na döneceksiniz.
30:12
وَيَوْمَve günwayawmaتَقُومُbaşladığıtaqūmuٱلسَّاعَةُsa'atl-sāʿatuيُبْلِسُsusarlaryub'lisuٱلْمُجْرِمُونَsuçlularl-muj'rimūna١٢
Kıyamet koptuğu gün suçlular umutsuz kalıverirler.
30:13
وَلَمْvewalamيَكُنolmazyakunلَّهُمkendilerinelahumمِّنortaklarındanminشُرَكَآئِهِمْtheirs partnersshurakāihimشُفَعَـٰٓؤُا۟hiçbir şefa'atçishufaʿāuوَكَانُوا۟o zaman oldularwakānūبِشُرَكَآئِهِمْortaklarınıbishurakāihimكَـٰفِرِينَinkar eder(ler)kāfirīna١٣
Koştukları ortakları artık şefaatçileri değildir; ortaklarını inkar ederler.
30:14
وَيَوْمَve günwayawmaتَقُومُbaşladığıtaqūmuٱلسَّاعَةُsa'atl-sāʿatuيَوْمَئِذٍۢo günyawma-idhinيَتَفَرَّقُونَayrılırlaryatafarraqūna١٤
Kıyamet koptuğu gün, işte o gün, darmadağın olurlar.
30:15
فَأَمَّاancakfa-ammāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiفَهُمْonlarfahumفِىiçindeرَوْضَةٍۢbir bahçerawḍatinيُحْبَرُونَneş'elendirilirleryuḥ'barūna١٥
Ama inanıp yararlı iş işleyenler, ağırlanacakları bir cennette bulunurlar.
30:16
وَأَمَّاfakatwa-ammāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlarwakadhabūبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizibiāyātināوَلِقَآئِve buluşmasınıwaliqāiٱلْـَٔاخِرَةِahiretl-ākhiratiفَأُو۟لَـٰٓئِكَonlar dafa-ulāikaفِىiçineٱلْعَذَابِazabınl-ʿadhābiمُحْضَرُونَgetirilirlermuḥ'ḍarūna١٦
İnkar edip, ayetlerimizi ve ahirette Bana kavuşmayı yalanlayanlara gelince, işte onlar azabla yüzyüze bırakılırlar.
30:17
فَسُبْحَـٰنَöyle ise tesbih edinfasub'ḥānaٱللَّهِAllah'ıl-lahiحِينَzamanḥīnaتُمْسُونَakşama girdiğiniztum'sūnaوَحِينَve zamanwaḥīnaتُصْبِحُونَsabaha erdiğiniztuṣ'biḥūna١٧
Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.
30:18
وَلَهُO'na mahsusturwalahuٱلْحَمْدُhamdl-ḥamduفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerdewal-arḍiوَعَشِيًّۭاve günün sonundawaʿashiyyanوَحِينَve zamanwaḥīnaتُظْهِرُونَöğleye erdiğiniztuẓ'hirūna١٨
Akşamlarken ve sabahlarken, öğle ve ikindi vaktinde Allah'ı -ki göklerde ve yerde hamd O'na mahsustur- tesbih edin, namaz kılın.
30:19
يُخْرِجُçıkarıryukh'rijuٱلْحَىَّdiril-ḥayaمِنَölüdenminaٱلْمَيِّتِthe deadl-mayitiوَيُخْرِجُve çıkarırwayukh'rijuٱلْمَيِّتَölül-mayitaمِنَdiridenminaٱلْحَىِّthe livingl-ḥayiوَيُحْىِve diriltirwayuḥ'yīٱلْأَرْضَyeril-arḍaبَعْدَsonrabaʿdaمَوْتِهَا ۚölümündenmawtihāوَكَذَٰلِكَişte siz de öylewakadhālikaتُخْرَجُونَçıkarılacaksınıztukh'rajūna١٩
O, ölüden diri çıkarır, diriden ölü çıkarır; yeryüzünü ölümünden sonra O canlandırır. Ey insanlar! İşte siz de böylece diriltileceksiniz.
30:20
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri)waminءَايَـٰتِهِۦٓHis Signsāyātihiأَنْsizi yaratmasıdıranخَلَقَكُمHe created youkhalaqakumمِّنtopraktanminتُرَابٍۢdustturābinثُمَّsonrathummaإِذَآbir de bakarsın kiidhāأَنتُمsizantumبَشَرٌۭinsan(lar)basharunتَنتَشِرُونَyayılıyorsunuztantashirūna٢٠
Sizi topraktan yaratması O'nun varlığının belgelerindendir. Sonra hemen birer insan olup yeryüzüne yayılırsınız.
30:21
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦٓHis SignsāyātihiأَنْyaratmasıdıranخَلَقَHe createdkhalaqaلَكُمsizin içinlakumمِّنْnefislerinizdenminأَنفُسِكُمْyourselvesanfusikumأَزْوَٰجًۭاeşlerazwājanلِّتَسْكُنُوٓا۟sakinleşeceğinizlitaskunūإِلَيْهَاonunlailayhāوَجَعَلَve koymasıdırwajaʿalaبَيْنَكُمaranızabaynakumمَّوَدَّةًۭsevgimawaddatanوَرَحْمَةً ۚve acımawaraḥmatanإِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَتَفَكَّرُونَdüşünenyatafakkarūna٢١
İçinizden, kendileriyle huzura kavuşacağınız eşler yaratıp; aranızda muhabbet ve rahmet var etmesi, O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.
30:22
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦHis Signsāyātihiخَلْقُyaratılmasıdırkhalquٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiوَٱخْتِلَـٰفُve değişik olmasıdırwa-ikh'tilāfuأَلْسِنَتِكُمْdillerinizinalsinatikumوَأَلْوَٰنِكُمْ ۚve renklerinizinwa-alwānikumإِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّلْعَـٰلِمِينَbilenler içinlil'ʿālimīna٢٢
Gökleri ve yeri yaratması, dillerinizin ve renklerinizin değişik olması, O'nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu bunlarda, bilenler için dersler vardır.
30:23
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦHis Signsāyātihiمَنَامُكُمuyumanızdırmanāmukumبِٱلَّيْلِgeceleyinbi-al-layliوَٱلنَّهَارِve gündüzünwal-nahāriوَٱبْتِغَآؤُكُمve aramanızdırwa-ib'tighāukumمِّنO'nun lutfundanminفَضْلِهِۦٓ ۚHis Bountyfaḍlihiإِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَسْمَعُونَişitenyasmaʿūna٢٣
Geceleyin uyumanız, gündüz de lütfundan rızık aramanız O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda kulak veren millet için dersler vardır.
30:24
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦHis Signsāyātihiيُرِيكُمُsize göstermesidiryurīkumuٱلْبَرْقَşimşeğil-barqaخَوْفًۭاkorkukhawfanوَطَمَعًۭاve umutwaṭamaʿanوَيُنَزِّلُve indirmesidirwayunazziluمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۭbir sumāanفَيُحْىِۦve diriltmesidirfayuḥ'yīبِهِonunlabihiٱلْأَرْضَyeril-arḍaبَعْدَsonrabaʿdaمَوْتِهَآ ۚölümündenmawtihāإِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْقِلُونَaklını kullananyaʿqilūna٢٤
Size korku ve ümit veren şimşeği göstermesi, gökten su indirip ölümünden sonra yeri onunla diriltmesi O'nun varlığının belgelerindendir. Bunlarda, düşünen millet için dersler vardır.
30:25
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦٓHis Signsāyātihiأَنdurmasıdıranتَقُومَstandstaqūmaٱلسَّمَآءُgöğünl-samāuوَٱلْأَرْضُve yerinwal-arḍuبِأَمْرِهِۦ ۚO'nun buyruğuylabi-amrihiثُمَّsonrathummaإِذَاzamanidhāدَعَاكُمْsizi çağırdığıdaʿākumدَعْوَةًۭbir tek da'vetledaʿwatanمِّنَyerdenminaٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiإِذَآbir de bakarsınız kiidhāأَنتُمْsizantumتَخْرُجُونَçıkıyorsunuztakhrujūna٢٥
Göğün ve yerin O'nun buyruğu ile ayakta durması O'nun varlığının belgelerindendir. Sonra sizi kabirlerinizden bir çağırmaya görsün, hemen çıkıverirsiniz.
30:26
وَلَهُۥve O'nundurwalahuمَنkimselermanفِىbulunanٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerdel-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiكُلٌّۭhepsikullunلَّهُۥO'nalahuقَـٰنِتُونَita'at etmektedirlerqānitūna٢٦
Göklerde ve yerde olanlar O'nundur; hepsi O'na boyun eğmiştir.
30:27
وَهُوَve Owahuwaٱلَّذِىkialladhīيَبْدَؤُا۟başlaryabda-uٱلْخَلْقَyaratmağal-khalqaثُمَّsonrathummaيُعِيدُهُۥonu tekrarlaryuʿīduhuوَهُوَve buwahuwaأَهْوَنُdaha kolaydırahwanuعَلَيْهِ ۚO'naʿalayhiوَلَهُve O'nundurwalahuٱلْمَثَلُduruml-mathaluٱلْأَعْلَىٰen yücel-aʿlāفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۚve yerdewal-arḍiوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُüstündürl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmu٢٧
Önce yaratan, ölümünden sonra tekrar dirilten O'dur. Bu, O'nun için daha kolaydır. Göklerde ve yerde olan en üstün sıfatlar O'nundur. O, güçlüdür, Hakim'dir.
30:28
ضَرَبَmisal verdiḍarabaلَكُمsizelakumمَّثَلًۭاbir benzetmeylemathalanمِّنْkendinizdenminأَنفُسِكُمْ ۖyourselvesanfusikumهَلsizin için varmı dır?halلَّكُمfor youlakumمِّنbulunanlar (köleler) danminمَّاwhatمَلَكَتْpossessmalakatأَيْمَـٰنُكُمsizin ellerindeaymānukumمِّنortaklardanminشُرَكَآءَpartnersshurakāaفِىşeylerdeمَاwhatرَزَقْنَـٰكُمْsizi rızıklandırdığımızrazaqnākumفَأَنتُمْsizinlefa-antumفِيهِondafīhiسَوَآءٌۭeşit olansawāonتَخَافُونَهُمْonlardan çekindiğiniztakhāfūnahumكَخِيفَتِكُمْçekindiğiniz gibikakhīfatikumأَنفُسَكُمْ ۚbirbirinizdenanfusakumكَذَٰلِكَişte böylekadhālikaنُفَصِّلُbiz açıklıyoruznufaṣṣiluٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلِقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْقِلُونَaklını kullananyaʿqilūna٢٨
Allah size kendinizden bir misal vermektedir: Size verdiğimiz rızıklarda, emrinizde bulunan kölelerinizin de eşit surette hak sahibi olmalarına razı olur ve birbirinizi saydığınız gibi bu ortaklarınızı sayar mısınız? Düşünen millete ayetleri böylece uzun uzadıya açıklarız.
30:29
بَلِhayırbaliٱتَّبَعَuydularittabaʿaٱلَّذِينَzulmedenleralladhīnaظَلَمُوٓا۟do wrongẓalamūأَهْوَآءَهُمkeyiflerineahwāahumبِغَيْرِolmaksızın;bighayriعِلْمٍۢ ۖbilgi(leri)ʿil'minفَمَنkim?famanيَهْدِىyola getirebiliryahdīمَنْkimseyimanأَضَلَّşaşırttığıaḍallaٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuوَمَاve yokturwamāلَهُمonlarınlahumمِّنhiçbirminنَّـٰصِرِينَyardımcılarınāṣirīna٢٩
Hayır; zulmedenler, körü körüne kendi heveslerine uymuşlardır. Allah'ın saptırdığı kimseleri kim doğru yola eriştirebilir? Onların yardımcıları da yoktur.
30:30
فَأَقِمْçevirfa-aqimوَجْهَكَyüzünüwajhakaلِلدِّينِdinelilddīniحَنِيفًۭا ۚHanif olarakḥanīfanفِطْرَتَyaratmasınafiṭ'rataٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلَّتِىkiallatīفَطَرَyaratmıştırfaṭaraٱلنَّاسَinsanlarıl-nāsaعَلَيْهَا ۚona göreʿalayhāلَاdeğiştirilemezتَبْدِيلَchangetabdīlaلِخَلْقِyaratmasılikhalqiٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiذَٰلِكَişte odurdhālikaٱلدِّينُdinl-dīnuٱلْقَيِّمُdoğrul-qayimuوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaأَكْثَرَçoğuaktharaٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiلَاbilmezlerيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٣٠
Hakka yönelerek kendini Allah'ın insanlara yaratılışta verdiği dine ver. Zira Allah'ın yaratışında değişme yoktur; işte dosdoğru din budur, fakat insanların çoğu bilmezler.
30:31
۞ مُنِيبِينَyönelinmunībīnaإِلَيْهِyalnız O'nailayhiوَٱتَّقُوهُve O'ndan korkunwa-ittaqūhuوَأَقِيمُوا۟ve kılınwa-aqīmūٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَلَاvewalāتَكُونُوا۟olmayıntakūnūمِنَortak koşanlardanminaٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna٣١
Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.
30:32
مِنَonlar kiminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaفَرَّقُوا۟parçaladılarfarraqūدِينَهُمْdinlerinidīnahumوَكَانُوا۟ve oldularwakānūشِيَعًۭا ۖbölük bölükshiyaʿanكُلُّherkulluحِزْبٍۭgurupḥiz'binبِمَاolanlabimāلَدَيْهِمْkendi yanındaladayhimفَرِحُونَsevinmektedirfariḥūna٣٢
Allah'a yönelerek O'na karşı gelmekten sakınınız, namaz kılınız, dinlerinde ayrılığa düşüp fırka fırka olan, her fırkasının da kendisinde bulunanla sevindiği müşriklerden olmayınız.
30:33
وَإِذَاve zamanwa-idhāمَسَّdokunduğumassaٱلنَّاسَinsanlaral-nāsaضُرٌّۭbir zararḍurrunدَعَوْا۟yalvarırlardaʿawرَبَّهُمRablerinerabbahumمُّنِيبِينَyönelerekmunībīnaإِلَيْهِO'nailayhiثُمَّsonrathummaإِذَآzamanidhāأَذَاقَهُمonlara taddırdığıadhāqahumمِّنْهُkendindenmin'huرَحْمَةًbir rahmetraḥmatanإِذَاhemenidhāفَرِيقٌۭbir grupfarīqunمِّنْهُمonlardanmin'humبِرَبِّهِمْRablerinebirabbihimيُشْرِكُونَortak koşarlaryush'rikūna٣٣
İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.
30:34
لِيَكْفُرُوا۟inkar etmeleri içinliyakfurūبِمَآşeyibimāءَاتَيْنَـٰهُمْ ۚkendilerine verdiğimizātaynāhumفَتَمَتَّعُوا۟şimdi zevk içinde yaşayınfatamattaʿūفَسَوْفَyakındafasawfaتَعْلَمُونَbileceksiniztaʿlamūna٣٤
İnsanlar bir darlığa uğrayınca Rablerine dönerek O'na yalvarırlar, sonra Allah katından onlara bir rahmet tattırınca içlerinden bir takımı kendilerine verdiklerimize nankörlük ederek Rablerine eş koşarlar. Safa sürün bakalım, yakında göreceksiniz.
30:35
أَمْyoksaamأَنزَلْنَاindirdik deanzalnāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimسُلْطَـٰنًۭاbir delilsul'ṭānanفَهُوَo (delil)fahuwaيَتَكَلَّمُsöylüyoryatakallamuبِمَاolmalarınıbimāكَانُوا۟they werekānūبِهِۦonunlabihiيُشْرِكُونَortak koşmalarınıyush'rikūna٣٥
Yoksa onlara ortak koşmalarını söyleyen bir delil mi indirdik.
30:36
وَإِذَآve zamanwa-idhāأَذَقْنَاbiz taddırdığımızadhaqnāٱلنَّاسَinsanlaral-nāsaرَحْمَةًۭbir rahmetraḥmatanفَرِحُوا۟sevinirlerfariḥūبِهَا ۖonunlabihāوَإِنve eğerwa-inتُصِبْهُمْonlara erişirsetuṣib'humسَيِّئَةٌۢbir kötülüksayyi-atunبِمَاdolayıbimāقَدَّمَتْöne sürdüklerindenqaddamatأَيْدِيهِمْelleriyle (yapıp)aydīhimإِذَاderhalidhāهُمْonlarhumيَقْنَطُونَumutsuzluğa düşerleryaqnaṭūna٣٦
İnsanlara bir rahmet tattırdığımız zaman ona sevinirler, ama yaptıklarından ötürü başlarına bir kötülük gelirse hemen ümitlerini kaybediverirler.
30:37
أَوَلَمْgörmediler mi?awalamيَرَوْا۟they seeyarawأَنَّgerçektenannaٱللَّهَAllahl-lahaيَبْسُطُgenişletiyoryabsuṭuٱلرِّزْقَrızkıl-riz'qaلِمَنkimseyelimanيَشَآءُdilediğiyashāuوَيَقْدِرُ ۚve daraltıyorwayaqdiruإِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيُؤْمِنُونَinananyu'minūna٣٧
Allah'ın, rızkı dilediğine yayıp bir ölçüye göre verdiğini görmezler mi? Doğrusu bunda, inananlar için dersler vardır.
30:38
فَـَٔاتِo halde verfaātiذَاakrabayadhāٱلْقُرْبَىٰthe relativel-qur'bāحَقَّهُۥhakkınıḥaqqahuوَٱلْمِسْكِينَve yoksulawal-mis'kīnaوَٱبْنَve yolcuyawa-ib'naٱلسَّبِيلِ ۚand the wayfarerl-sabīliذَٰلِكَbudhālikaخَيْرٌۭdaha hayırlıdırkhayrunلِّلَّذِينَiçinlilladhīnaيُرِيدُونَisteyenleryurīdūnaوَجْهَyüzünü (rızasını)wajhaٱللَّهِ ۖAllah'ınl-lahiوَأُو۟لَـٰٓئِكَve iştewa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْمُفْلِحُونَbaşarıya erenlerdirl-muf'liḥūna٣٨
Yakınlığı olana, yoksula, yolda kalmışa hakkını ver. Allah'ın rızasını dileyenler için bu daha hayırlıdır. İşte onlar saadete erenlerdir.
30:39
وَمَآne kiwamāءَاتَيْتُمverdinizātaytumمِّنriba (faiz)minرِّبًۭاusuryribanلِّيَرْبُوَا۟artması içinliyarbuwāفِىٓiçindeأَمْوَٰلِmallarıamwāliٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiفَلَاaslafalāيَرْبُوا۟artmazyarbūعِندَkatındaʿindaٱللَّهِ ۖAllahl-lahiوَمَآamawamāءَاتَيْتُمverdiğinizātaytumمِّنzekattanminزَكَوٰةٍۢzakahzakatinتُرِيدُونَisteyerekturīdūnaوَجْهَyüzünü (rızasını)wajhaٱللَّهِAllah'ınl-lahiفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْمُضْعِفُونَkat kat artıranlardırl-muḍ'ʿifūna٣٩
İnsanların malları içinde artsın diye verdiğiniz her hangi bir faiz Allah katında artmaz; fakat, Allah'ın rızasını dileyerek verdiğiniz herhangi bir sadaka (zekat) böyle değildir. İşte onlar sevablarını kat kat artıranlardır.
30:40
ٱللَّهُAllahal-lahuٱلَّذِىkialladhīخَلَقَكُمْsizi yarattıkhalaqakumثُمَّsonrathummaرَزَقَكُمْbesledirazaqakumثُمَّsonrathummaيُمِيتُكُمْöldürüyoryumītukumثُمَّsonrathummaيُحْيِيكُمْ ۖdiriltiyoryuḥ'yīkumهَلْvar mı?halمِنortaklarınızdanminشُرَكَآئِكُم(of) your partnersshurakāikumمَّنkimsemanيَفْعَلُyapanyafʿaluمِنbunlardanminذَٰلِكُمthatdhālikumمِّنhiçminشَىْءٍۢ ۚbirinishayinسُبْحَـٰنَهُۥO münezzehtirsub'ḥānahuوَتَعَـٰلَىٰve yücedirwataʿālāعَمَّاşeylerdenʿammāيُشْرِكُونَonların ortak koştuklarıyush'rikūna٤٠
Sizi yaratan, sonra rızıklandıran, sonra öldüren, daha sonra da dirilten Allah'tır. O'na koştuğunuz ortaklarınızdan böyle bir şey yapan var mıdır? Allah onların ortak koştukları şeylerden münezzehtir, yücedir.
30:41
ظَهَرَçıktıẓaharaٱلْفَسَادُfesatl-fasāduفِىkaradaٱلْبَرِّthe landl-bariوَٱلْبَحْرِve denizdewal-baḥriبِمَاyüzündenbimāكَسَبَتْkazandıklarıkasabatأَيْدِىelleriyleaydīٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiلِيُذِيقَهُمonlara taddırıyorliyudhīqahumبَعْضَbir kısmınıbaʿḍaٱلَّذِىyaptıklarınınalladhīعَمِلُوا۟they have doneʿamilūلَعَلَّهُمْbelki onlarlaʿallahumيَرْجِعُونَdönerler (diye)yarjiʿūna٤١
İnsanların elleriyle işledikleri yüzünden karada ve denizde fesat çıkar; Allah da belki dönerler diye yaptıklarının bir kısmını böylece kendilerine tattırır.
30:42
قُلْde kiqulسِيرُوا۟gezinsīrūفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَٱنظُرُوا۟ve bakınfa-unẓurūكَيْفَnasılkayfaكَانَolduğunakānaعَـٰقِبَةُsonununʿāqibatuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaمِنöncekiminقَبْلُ ۚ(were) beforeqabluكَانَidikānaأَكْثَرُهُمonların çoğuaktharuhumمُّشْرِكِينَortak koşanlardanmush'rikīna٤٢
De ki: "Yeryüzünde dolaşın da daha öncekilerden çoğu ortak koşan (müşrik) olanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
30:43
فَأَقِمْyöneltfa-aqimوَجْهَكَyüzünüwajhakaلِلدِّينِdinelilddīniٱلْقَيِّمِdosdoğrul-qayimiمِنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنgelmesindenanيَأْتِىَcomesyatiyaيَوْمٌۭgünyawmunلَّاgeri çevirilmeyenمَرَدَّ(can be) avertedmaraddaلَهُۥ-tanlahuمِنَAllahtanminaٱللَّهِ ۖAllahl-lahiيَوْمَئِذٍۢo günyawma-idhinيَصَّدَّعُونَbölük bölük ayrılırlaryaṣṣaddaʿūna٤٣
İnsanların fırka fırka olacağı, Allah katından kaçınılmaz o günün gelmesinden önce, kendini dosdoğru dine yönelt.
30:44
مَنkimmanكَفَرَinkar edersekafaraفَعَلَيْهِkendi aleyhinedirfaʿalayhiكُفْرُهُۥ ۖinkarıkuf'ruhuوَمَنْve kimwamanعَمِلَyapasaʿamilaصَـٰلِحًۭاiyi bir işṣāliḥanفَلِأَنفُسِهِمْkendileri içinfali-anfusihimيَمْهَدُونَhazırlamaktadırlaryamhadūna٤٤
Kim inkar ederse, inkarı kendi aleyhine olur. Yararlı iş işleyen kimseler, kendileri için rahat bir yer hazırlamış olurlar.
30:45
لِيَجْزِىَmükafatlandırması içinliyajziyaٱلَّذِينَkimselerialladhīnaءَامَنُوا۟inanan(ları)āmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarıwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiمِنlutfundanminفَضْلِهِۦٓ ۚHis Bountyfaḍlihiإِنَّهُۥdoğrusu Oinnahuلَاsevmezيُحِبُّlikeyuḥibbuٱلْكَـٰفِرِينَkafirleril-kāfirīna٤٥
Çünkü Allah inanıp yararlı iş işleyenlere lütfundan karşılık verecektir. Doğrusu O, inkarcıları sevmez.
30:46
وَمِنْO'nun ayetlerinden (biri de)waminءَايَـٰتِهِۦٓHis SignsāyātihiأَنgöndermesidiranيُرْسِلَHe sendsyur'silaٱلرِّيَاحَrüzgarlarıl-riyāḥaمُبَشِّرَٰتٍۢmüjdeler olarakmubashirātinوَلِيُذِيقَكُمsize tattırması içinwaliyudhīqakumمِّنrahmetindenminرَّحْمَتِهِۦHis Mercyraḥmatihiوَلِتَجْرِىَve yürümesi içinwalitajriyaٱلْفُلْكُgemilerinl-ful'kuبِأَمْرِهِۦbuyruğuylabi-amrihiوَلِتَبْتَغُوا۟ve aramanız içinwalitabtaghūمِنO'nun lutfundanminفَضْلِهِۦHis Bountyfaḍlihiوَلَعَلَّكُمْbelkiwalaʿallakumتَشْكُرُونَşükredersiniz (diye)tashkurūna٤٦
Rüzgarları müjdeciler olarak göndermesi, size rahmetini tattırması, buyruğu ile gemilerin yürümesi, lütfundan rızık istemeniz, O'nun varlığının belgelerindendir. Belki şükredersiniz.
30:47
وَلَقَدْandolsun kiwalaqadأَرْسَلْنَاbiz gönderdikarsalnāمِنsenden önceminقَبْلِكَbefore youqablikaرُسُلًاelçilerirusulanإِلَىٰkavimlerineilāقَوْمِهِمْtheir peopleqawmihimفَجَآءُوهُمonlara geldilerfajāūhumبِٱلْبَيِّنَـٰتِdelillerlebil-bayinātiفَٱنتَقَمْنَاve biz öc aldıkfa-intaqamnāمِنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaأَجْرَمُوا۟ ۖsuç işleyen(ler)ajramūوَكَانَve idiwakānaحَقًّاborçḥaqqanعَلَيْنَاüzerimizeʿalaynāنَصْرُyardım etmeknaṣruٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerel-mu'minīna٤٧
And olsun ki! Senden önce, birçok peygamberleri ümmetlerine gönderdik, onlara belgeler getirdiler; dinlemeyip suç işleyenlerden öç aldık, zira inananlara yardım etmek bize hak olmuştu.
30:48
ٱللَّهُAllahal-lahuٱلَّذِىkialladhīيُرْسِلُgönderiryur'siluٱلرِّيَـٰحَrüzgarlarıl-riyāḥaفَتُثِيرُkaldırırfatuthīruسَحَابًۭاbulutusaḥābanفَيَبْسُطُهُۥsonra onu yayarfayabsuṭuhuفِىgökteٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiكَيْفَnasılkayfaيَشَآءُdiliyorsayashāuوَيَجْعَلُهُۥve ederwayajʿaluhuكِسَفًۭاparça parçakisafanفَتَرَىve görürsünfatarāٱلْوَدْقَyağmurunl-wadqaيَخْرُجُçıktığınıyakhrujuمِنْarasındanminخِلَـٰلِهِۦ ۖtheir midstkhilālihiفَإِذَآderkenfa-idhāأَصَابَuğratıncaaṣābaبِهِۦonubihiمَنdilediğinemanيَشَآءُHe willsyashāuمِنْkullarındanminعِبَادِهِۦٓHis slavesʿibādihiإِذَاhemenidhāهُمْonlarhumيَسْتَبْشِرُونَsevinirleryastabshirūna٤٨
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.
30:49
وَإِنhalbukiwa-inكَانُوا۟onlar idilerkānūمِنdaha öncedenminقَبْلِbeforeqabliأَن(yağmurun) indirilmesindenanيُنَزَّلَit was sent downyunazzalaعَلَيْهِمkendilerineʿalayhimمِّنönceminقَبْلِهِۦ[before it]qablihiلَمُبْلِسِينَumutsuz(dular)lamub'lisīna٤٩
Rüzgarları gönderip bulutları yürüten, onları gökte dilediği gibi yayan ve küme küme yığan Allah'tır. Artık sen de aralarından yağmurun çıktığını görürsün. Allah'ın kullarından dilediğine verdiği yağmurla, daha önceden kendilerine yağmur indirilmesinden ümidlerini kesmiş oldukları için onlar seviniverirler.
30:50
فَٱنظُرْbir bakfa-unẓurإِلَىٰٓeserlerineilāءَاثَـٰرِ(the) effectsāthāriرَحْمَتِrahmetininraḥmatiٱللَّهِAllah'ınl-lahiكَيْفَnasılkayfaيُحْىِdiriltiyoryuḥ'yīٱلْأَرْضَyeril-arḍaبَعْدَölümünden sonrabaʿdaمَوْتِهَآ ۚits deathmawtihāإِنَّşüphe yok kiinnaذَٰلِكَböylecedhālikaلَمُحْىِdiriltecektirlamuḥ'yīٱلْمَوْتَىٰ ۖölüleril-mawtāوَهُوَve Owahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭkadirdirqadīrun٥٠
Allah'ın rahmetinin belirtilerine bir bak, yeryüzünü ölümünden sonra nasıl diriltiyor? Şüphesiz ölüleri O diriltir. O her şeye Kadir'dir.
30:51
وَلَئِنْandolsun eğerwala-inأَرْسَلْنَاgöndersekarsalnāرِيحًۭاbir rüzgarrīḥanفَرَأَوْهُve (ekini) görselerfara-awhuمُصْفَرًّۭاsararmışmuṣ'farranلَّظَلُّوا۟başlarlarlaẓallūمِنۢondan sonraminبَعْدِهِۦafter itbaʿdihiيَكْفُرُونَnankörlük etmeğeyakfurūna٥١
Bir rüzgar göndersek de yeşilliklerin sarardığını görseler hemen nankörlüğe başlarlar.
30:52
فَإِنَّكَşüphesiz senfa-innakaلَاaslaتُسْمِعُsöz dinletemezsintus'miʿuٱلْمَوْتَىٰölülerel-mawtāوَلَاve aslawalāتُسْمِعُişittiremezsintus'miʿuٱلصُّمَّsağırlaral-ṣumaٱلدُّعَآءَçağrıyıl-duʿāaإِذَاgiderlerkenidhāوَلَّوْا۟they turnwallawمُدْبِرِينَarkalarını dönüpmud'birīna٥٢
Tabiidir ki sen ölülere katiyyen işittiremezsin; dönüp giden sağırlara da çağrıyı duyuramazsın.
30:53
وَمَآve değilsinwamāأَنتَsenantaبِهَـٰدِyola getirecekbihādiٱلْعُمْىِkörleril-ʿum'yiعَنsapıklıklarındanʿanضَلَـٰلَتِهِمْ ۖtheir errorḍalālatihimإِنsen işittiremezsininتُسْمِعُyou can make heartus'miʿuإِلَّاbaşkasınaillāمَنkimseler(den)manيُؤْمِنُinanan(lar)yu'minuبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizebiāyātināفَهُمve onlarfahumمُّسْلِمُونَmüslüman olurlarmus'limūna٥٣
Körleri sapıklıklarından vazgeçirip doğru yola döndüremezsin; ancak ayetlerimize inananlara duyurabilirsin; işte onlar Müslümanlardır.
30:54
۞ ٱللَّهُAllahal-lahuٱلَّذِىkialladhīخَلَقَكُمsizi yarattıkhalaqakumمِّنzayıflıktanminضَعْفٍۢweaknessḍaʿfinثُمَّsonrathummaجَعَلَverdijaʿalaمِنۢardındanminبَعْدِafterbaʿdiضَعْفٍۢzayıflığınḍaʿfinقُوَّةًۭbir kuvvetquwwatanثُمَّsonrathummaجَعَلَverdijaʿalaمِنۢ(-ten) sonraminبَعْدِafterbaʿdiقُوَّةٍۢstrengthquwwatinضَعْفًۭاzayıflıkḍaʿfanوَشَيْبَةًۭ ۚve ihtiyarlıkwashaybatanيَخْلُقُyaratıryakhluquمَاdilediğiniيَشَآءُ ۖHe willsyashāuوَهُوَve Owahuwaٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmuٱلْقَدِيرُgücü yetendirl-qadīru٥٤
Sizi güçsüz olarak yaratan, güçsüzlükten sonra kuvvetli kılan, sonra da kuvvetliliğin ardından güçsüz ve ihtiyar yapan Allah'tır. O, dilediğini yaratır; bilendir, Kadir olandır.
30:55
وَيَوْمَve günwayawmaتَقُومُbaşladığıtaqūmuٱلسَّاعَةُsa'atl-sāʿatuيُقْسِمُyemin ederleryuq'simuٱلْمُجْرِمُونَsuçlularl-muj'rimūnaمَاkalmadıklarınaلَبِثُوا۟they remainedlabithūغَيْرَbir sa'atten başkaghayraسَاعَةٍۢ ۚan hoursāʿatinكَذَٰلِكَiştekadhālikaكَانُوا۟onlarkānūيُؤْفَكُونَ(böyle) çevriliyorlardıyu'fakūna٥٥
Kıyamet koptuğu gün suçlular sadece çok kısa bir müddet kalmış olduklarına yemin ederler. Böylece onlar dünyada da aldatılıp haktan döndürülüyorlardı.
30:56
وَقَالَve dedi(ler) kiwaqālaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaأُوتُوا۟verilen(ler)ūtūٱلْعِلْمَbilgil-ʿil'maوَٱلْإِيمَـٰنَve imanwal-īmānaلَقَدْandolsunlaqadلَبِثْتُمْsiz kaldınızlabith'tumفِىyazgısıncaكِتَـٰبِ(the) DecreekitābiٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِلَىٰkadarilāيَوْمِgününeyawmiٱلْبَعْثِ ۖyeniden dirilmel-baʿthiفَهَـٰذَاişte bufahādhāيَوْمُgünüdüryawmuٱلْبَعْثِdirilmel-baʿthiوَلَـٰكِنَّكُمْfakat sizwalākinnakumكُنتُمْidinizkuntumلَاbilmiyor(lar)تَعْلَمُونَknowingtaʿlamūna٥٦
Kendilerine ilim ve iman verilenler; "And olsun ki, siz Allah'ın yazısında mevcut yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür, fakat sizler anlamıyordunuz" derler.
30:57
فَيَوْمَئِذٍۢartık o günfayawma-idhinلَّاaslaيَنفَعُfayda vermezyanfaʿuٱلَّذِينَkimselerealladhīnaظَلَمُوا۟zulmetmiş olan(lara)ẓalamūمَعْذِرَتُهُمْmazeretlerimaʿdhiratuhumوَلَاve ne dewalāهُمْonlardanhumيُسْتَعْتَبُونَrıza talebetmeleri isteniryus'taʿtabūna٥٧
Zulmedenlerin, o gün mazeretleri fayda vermez; artık kendilerinden Allah'ı hoşnut edecek şeyleri yapmaları da istenmez.
30:58
وَلَقَدْve andolsunwalaqadضَرَبْنَاbiz anlattıkḍarabnāلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiفِىbuهَـٰذَاthis hādhāٱلْقُرْءَانِKur'an'dal-qur'āniمِنher çeşitminكُلِّeverykulliمَثَلٍۢ ۚmisali ilemathalinوَلَئِنve eğerwala-inجِئْتَهُمonlara getirsenji'tahumبِـَٔايَةٍۢbir ayetbiāyatinلَّيَقُولَنَّderlerlayaqūlannaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar edenlerkafarūإِنْdeğil(siniz)inأَنتُمْsizantumإِلَّاbaşkaillāمُبْطِلُونَiptal edenler(den)mub'ṭilūna٥٨
And olsun ki bu Kuran'da insanlar için her türlü misali vermişizdir. Bununla beraber, eğer sen onlara bir mucize getirmiş olsan, inkar edenler: "Siz ancak batıl şeyler ortaya atanlarsınız" derler.
30:59
كَذَٰلِكَişte böylekadhālikaيَطْبَعُmühürleryaṭbaʿuٱللَّهُAllahl-lahuعَلَىٰüzeriniʿalāقُلُوبِkalbleriqulūbiٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaلَاbilmeyen(lerin)يَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٥٩
Allah bilmeyenlerin kalblerini işte böylece kapatır.
30:60
فَٱصْبِرْsabretfa-iṣ'birإِنَّşüphe yok kiinnaوَعْدَva'diwaʿdaٱللَّهِAllah'ınl-lahiحَقٌّۭ ۖhaktırḥaqqunوَلَاvewalāيَسْتَخِفَّنَّكَseni telaşa düşürmesinyastakhiffannakaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaلَاinanmayan(lar)يُوقِنُونَcertain in faithyūqinūna٦٠
Sabret ki, Allah'ın sözü şüphesiz gerçektir. Kesin olarak inanmayanlar seni hafife almasınlar.