29
Ankebut
العنكبوت
Ankebut Suresi (العنكبوت), Kur’an-ı Kerim’in 29. suresidir — Mekki, 69 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
29:1
الٓمٓElif lam mimalif-lam-meem١
Elif, Lam, Mim.
29:2
أَحَسِبَinsanlar-mı sandılar?aḥasibaٱلنَّاسُinsanlarl-nāsuأَنbırakılacaklarınıanيُتْرَكُوٓا۟they will be leftyut'rakūأَنdemekleanيَقُولُوٓا۟they sayyaqūlūءَامَنَّاinandıkāmannāوَهُمْonlarwahumلَاhiçlāيُفْتَنُونَsınanmadanyuf'tanūna٢
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
29:3
وَلَقَدْve andolsunwalaqadفَتَنَّاbiz sınadıkfatannāٱلَّذِينَkimselerialladhīnaمِنonlardan öncekilerdenminقَبْلِهِمْ ۖ(were) before themqablihimفَلَيَعْلَمَنَّelbette bilecektirfalayaʿlamannaٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaصَدَقُوا۟doğrularıṣadaqūوَلَيَعْلَمَنَّve bilecektirwalayaʿlamannaٱلْكَـٰذِبِينَyalancılarıl-kādhibīna٣
And olsun, biz kendilerinden öncekileri de denemişken, insanlar, "İnandık" deyince, denenmeden bırakılacaklarını mı sanırlar? Allah elbette doğruları ortaya koyacak ve elbette yalancıları da ortaya çıkaracaktır.
29:4
أَمْyoksaamحَسِبَkimseler-mı sandılar?ḥasibaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَعْمَلُونَyapan(lar)yaʿmalūnaٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleril-sayiātiأَنbizi geçeceklerinianيَسْبِقُونَا ۚthey can outrun Usyasbiqūnāسَآءَne kötüsāaمَاhüküm veriyorlarmāيَحْكُمُونَthey judgeyaḥkumūna٤
Yoksa, kötülük yapanlar Bizden kaçabileceklerini mi sanarlar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
29:5
مَنkimmanكَانَisekānaيَرْجُوا۟umuyoryarjūلِقَآءَile buluşmayıliqāaٱللَّهِAllahl-lahiفَإِنَّşüphesizfa-innaأَجَلَ(buluşma) vaktiajalaٱللَّهِAllah'ınl-lahiلَـَٔاتٍۢ ۚgelmektedirlaātinوَهُوَve Owahuwaٱلسَّمِيعُişitendirl-samīʿuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu٥
Allah'la karşılaşmayı uman bilsin ki, Allah'ın bunun için belirttiği vakit gelecektir. O, işitir ve bilir.
29:6
وَمَنve kimwamanجَـٰهَدَcihad edersejāhadaفَإِنَّمَاancakfa-innamāيُجَـٰهِدُcihad ederyujāhiduلِنَفْسِهِۦٓ ۚkendi yararınalinafsihiإِنَّelbetteinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَغَنِىٌّzengindirlaghaniyyunعَنِalemlerdenʿaniٱلْعَـٰلَمِينَthe worldsl-ʿālamīna٦
Hak uğrunda cihat eden, ancak kendisi için cihat etmiş olur. Doğrusu Allah, alemlerden müstağnidir.
29:7
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiلَنُكَفِّرَنَّmutlaka örteceğizlanukaffirannaعَنْهُمْonlarınʿanhumسَيِّـَٔاتِهِمْkötülüklerinisayyiātihimوَلَنَجْزِيَنَّهُمْve onları mükafatlandıracağızwalanajziyannahumأَحْسَنَen güzeliyleaḥsanaٱلَّذِىolduklarınınalladhīكَانُوا۟they usedkānūيَعْمَلُونَyapmışyaʿmalūna٧
İnanıp yararlı iş işleyenlerin kötülüklerini, and olsun ki, örteriz; onları, yaptıklarından daha güzeli ile mükafatlandırırız.
29:8
وَوَصَّيْنَاve biz tavsiye ettikwawaṣṣaynāٱلْإِنسَـٰنَinsanal-insānaبِوَٰلِدَيْهِana babasınabiwālidayhiحُسْنًۭا ۖiyilik etmeyiḥus'nanوَإِنve eğerwa-inجَـٰهَدَاكَonlar seni zorlarlarsajāhadākaلِتُشْرِكَortak koşman içinlitush'rikaبِىbanabīمَاbir şeyimāلَيْسَolmayanlaysaلَكَseninlakaبِهِۦhakkındabihiعِلْمٌۭbilginʿil'munفَلَاaslafalāتُطِعْهُمَآ ۚonlara ita'at etmetuṭiʿ'humāإِلَىَّbanadırilayyaمَرْجِعُكُمْdönüşünüzmarjiʿukumفَأُنَبِّئُكُمsize haber veririmfa-unabbi-ukumبِمَاşeyleribimāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapmıştaʿmalūna٨
Biz, insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Eğer ana baba, seni bir şeyi körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, o zaman onlara itaat etme. Dönüşünüz Banadır. Yaptıklarınızı size bildiririm.
29:9
وَٱلَّذِينَve kimseleriwa-alladhīnaءَامَنُوا۟inananlarıāmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarıwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiلَنُدْخِلَنَّهُمْsokarızlanud'khilannahumفِىarasınafīٱلصَّـٰلِحِينَsalihlerl-ṣāliḥīna٩
İnanıp, yararlı iş işleyenleri, and olsun, iyilerin arasına koyarız.
29:10
وَمِنَvewaminaٱلنَّاسِinsanlardanl-nāsiمَنkimisimanيَقُولُderyaqūluءَامَنَّاinandıkāmannāبِٱللَّهِAllah'abil-lahiفَإِذَآfakatfa-idhāأُوذِىَeziyet edilinceūdhiyaفِىuğrundafīٱللَّهِAllahl-lahiجَعَلَsayarjaʿalaفِتْنَةَişkencesinifit'nataٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiكَعَذَابِazabı gibikaʿadhābiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلَئِنamawala-inجَآءَgelsejāaنَصْرٌۭbir yardımnaṣrunمِّنRabbindenminرَّبِّكَyour Lordrabbikaلَيَقُولُنَّandolsun derler kilayaqūlunnaإِنَّاelbette biz deinnāكُنَّاsizinle beraberdikkunnāمَعَكُمْ ۚwith youmaʿakumأَوَلَيْسَdeğil midir?awalaysaٱللَّهُAllahl-lahuبِأَعْلَمَdaha iyi bilenbi-aʿlamaبِمَاbulunanıbimāفِىgöğüslerindefīصُدُورِ(the) breastsṣudūriٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna١٠
İnsanlardan: "Allah'a inandık" diyenler vardır; ama Allah uğrunda bir ezaya uğratılınca, insanların ezasını Allah'ın azabı gibi tutarlar. Rabbinizden bir yardım gelecek olursa, and olsun ki, "Doğrusu biz sizinle beraberdik" derler. Allah, herkesin kalbinde olanları en iyi bilen değil midir?
29:11
وَلَيَعْلَمَنَّve elbette bilirwalayaʿlamannaٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaءَامَنُوا۟inananlarıāmanūوَلَيَعْلَمَنَّve elbette bilirwalayaʿlamannaٱلْمُنَـٰفِقِينَiki yüzlüleril-munāfiqīna١١
Allah elbette inananları bilir ve elbette ikiyüzlüleri de bilir.
29:12
وَقَالَve dedi(ler)waqālaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar edenlerkafarūلِلَّذِينَkimselerelilladhīnaءَامَنُوا۟inananlaraāmanūٱتَّبِعُوا۟siz uyunittabiʿūسَبِيلَنَاbizim yolumuzasabīlanāوَلْنَحْمِلْve biz taşırızwalnaḥmilخَطَـٰيَـٰكُمْsizin hatalarınızıkhaṭāyākumوَمَاoysa değillerdirwamāهُمkendilerihumبِحَـٰمِلِينَtaşıyacakbiḥāmilīnaمِنْonların hatalarındanminخَطَـٰيَـٰهُمtheir sinskhaṭāyāhumمِّنhiçbirminشَىْءٍ ۖşeyshayinإِنَّهُمْelbette onlarinnahumلَكَـٰذِبُونَtamamen yalancıdırlarlakādhibūna١٢
İnkar edenler inananlara: "Bizim yolumuza uyun da sizin günahlarınızı biz taşıyalım" derler. Oysa onların günahlarından hiçbirini yüklenecek değillerdir. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
29:13
وَلَيَحْمِلُنَّve onlar taşıyacaklarwalayaḥmilunnaأَثْقَالَهُمْkendi yükleriniathqālahumوَأَثْقَالًۭاve (başka) yükleriwa-athqālanمَّعَberabermaʿaأَثْقَالِهِمْ ۖkendi yükleriyleathqālihimوَلَيُسْـَٔلُنَّve elbette sorguya çekileceklerdirwalayus'alunnaيَوْمَgünündeyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiعَمَّاşeylerdenʿammāكَانُوا۟olduklarıkānūيَفْتَرُونَuyduruyor(lar)yaftarūna١٣
Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıkları yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyamet günü sorguya çekileceklerdir.
29:14
وَلَقَدْve andolsunwalaqadأَرْسَلْنَاbiz gönderdikarsalnāنُوحًاNuh'unūḥanإِلَىٰkavmineilāقَوْمِهِۦhis peopleqawmihiفَلَبِثَkaldıfalabithaفِيهِمْonların arasındafīhimأَلْفَbinalfaسَنَةٍsenedensanatinإِلَّاeksikillāخَمْسِينَellikhamsīnaعَامًۭاyılʿāmanفَأَخَذَهُمُsonunda yakaladıfa-akhadhahumuٱلطُّوفَانُTufanl-ṭūfānuوَهُمْhaksızlık edenleriwahumظَـٰلِمُونَ(were) wrongdoersẓālimūna١٤
And olsun ki, Nuh'u milletine gönderdik; aralarında bin seneden elli yıl eksik kaldı. Sonunda onlar haksızlık yaparken, tufan onları yakalayıverdi.
29:15
فَأَنجَيْنَـٰهُfakat onu kurtardıkfa-anjaynāhuوَأَصْحَـٰبَve halkınıwa-aṣḥābaٱلسَّفِينَةِgemil-safīnatiوَجَعَلْنَـٰهَآve onu yaptıkwajaʿalnāhāءَايَةًۭbir ibretāyatanلِّلْعَـٰلَمِينَalemlerelil'ʿālamīna١٥
Ama Biz, Nuh'u ve gemide bulunanları kurtardık ve bunu dünyalara bir ibret kıldık.
29:16
وَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim(i gönderdik)wa-ib'rāhīmaإِذْhaniidhقَالَdedi kiqālaلِقَوْمِهِkavmineliqawmihiٱعْبُدُوا۟kulluk edinuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaوَٱتَّقُوهُ ۖve O'ndan korkunwa-ittaqūhuذَٰلِكُمْbudhālikumخَيْرٌۭdaha hayırlıdırkhayrunلَّكُمْsizin içinlakumإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتَعْلَمُونَbiliyor(lar)taʿlamūna١٦
İbrahim'i de gönderdik. Milletine: "Allah'a kulluk edin, O'ndan sakının; bilirseniz bu sizin için daha iyidir" dedi.
29:17
إِنَّمَاancakinnamāتَعْبُدُونَsiz tapıyorsunuztaʿbudūnaمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَوْثَـٰنًۭاbir takım putlaraawthānanوَتَخْلُقُونَve uyduruyorsunuzwatakhluqūnaإِفْكًا ۚyalan şeylerif'kanإِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَsizin taptıklarınızalladhīnaتَعْبُدُونَyou worshiptaʿbudūnaمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiلَاgüçleri yetmezlāيَمْلِكُونَpossessyamlikūnaلَكُمْsizelakumرِزْقًۭاrızık vermeyeriz'qanفَٱبْتَغُوا۟siz arayınfa-ib'taghūعِندَyanındaʿindaٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرِّزْقَrızkıl-riz'qaوَٱعْبُدُوهُve O'na tapınwa-uʿ'budūhuوَٱشْكُرُوا۟ve şükredinwa-ush'kurūلَهُۥٓ ۖO'nalahuإِلَيْهِO'nailayhiتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna١٧
Siz Allah'ı bırakıp sadece bir takım putlara tapıyor, aslı olmayan sözler uyduruyorsunuz. Doğrusu, Allah'tan başka taptıklarınızın size rızık vermeye güçleri yetmez. Artık rızkı Allah katında arayın. O'na kulluk edin. O'na şükredin. Siz O'na döneceksiniz.
29:18
وَإِنve eğerwa-inتُكَذِّبُوا۟yalanlarsanıztukadhibūفَقَدْelbettefaqadكَذَّبَyalanlamışlardıkadhabaأُمَمٌۭümmetler deumamunمِّنsizden öncekiminقَبْلِكُمْ ۖbefore youqablikumوَمَاve yokturwamāعَلَىdüşenʿalāٱلرَّسُولِelçiyel-rasūliإِلَّاbaşka bir şeyillāٱلْبَلَـٰغُtebliğ etmektenl-balāghuٱلْمُبِينُaçıkçal-mubīnu١٨
Eğer siz Peygamberi yalanlıyorsanız bilin ki, sizden önceki ümmetler de yalanlamışlardı. Peygambere düşen, sadece apaçık tebliğdir.
29:19
أَوَلَمْgörmediler mi?awalamيَرَوْا۟they seeyarawكَيْفَnasılkayfaيُبْدِئُbaşlatıyoryub'di-uٱللَّهُAllahl-lahuٱلْخَلْقَyaratmayıl-khalqaثُمَّsonrathummaيُعِيدُهُۥٓ ۚonu iade ediyoryuʿīduhuإِنَّşüphesizinnaذَٰلِكَbudhālikaعَلَىgöreʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiيَسِيرٌۭkolaydıryasīrun١٩
Allah'ın yaratmaya nasıl başlayıp, sonra onu nasıl tekrar edeceğini anlamazlar mı? Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
29:20
قُلْde kiqulسِيرُوا۟gezinsīrūفِىyeryüzündefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَٱنظُرُوا۟ve bakınfa-unẓurūكَيْفَnasılkayfaبَدَأَbaşladıbada-aٱلْخَلْقَ ۚyaratmağal-khalqaثُمَّsonrathummaٱللَّهُAllahl-lahuيُنشِئُyapacaktıryunshi-uٱلنَّشْأَةَyaratmayı dal-nashataٱلْـَٔاخِرَةَ ۚsonl-ākhirataإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllahl-lahaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭgücü yeterqadīrun٢٠
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
29:21
يُعَذِّبُazabederyuʿadhibuمَنkimseyemanيَشَآءُdilediğiyashāuوَيَرْحَمُve acırwayarḥamuمَنkimseyemanيَشَآءُ ۖdilediğiyashāuوَإِلَيْهِve hepiniz O'nawa-ilayhiتُقْلَبُونَçevrilirsiniztuq'labūna٢١
De ki: "Yeryüzünde dolaşın; Allah'ın yaratmaya nasıl başladığını bir görün. İşte Allah aynı şekilde ahiret yaratmasını da yapacaktır. Doğrusu Allah her şeye Kadir'dir. Dilediğine azabeder, dilediğine merhamet eder. O'na çevrileceksiniz.
29:22
وَمَآve değilsinizwamāأَنتُمsizantumبِمُعْجِزِينَaciz bırakacakbimuʿ'jizīnaفِىyerdefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَلَاve ne dewalāفِىgöktefīٱلسَّمَآءِ ۖthe heavenl-samāiوَمَاve yokturwamāلَكُمsizin içinlakumمِّنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiمِنhiçbirminوَلِىٍّۢkoruyucu(nuz)waliyyinوَلَاve ne dewalāنَصِيرٍۢbir yardımcı(nız)naṣīrin٢٢
Siz ne yeryüzünde ve ne de gökte Allah'ı aciz bırakabilirsiniz. Allah'tan başka bir dost ve yardımcınız da bulunmaz."
29:23
وَٱلَّذِينَkimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلِقَآئِهِۦٓve O'nunla buluşmayıwaliqāihiأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaيَئِسُوا۟ümidi kesmişlerdirya-isūمِنbenim rahmetimdenminرَّحْمَتِىMy Mercyraḥmatīوَأُو۟لَـٰٓئِكَve iştewa-ulāikaلَهُمْonlar için vardırlahumعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmun٢٣
Allah'ın ayetlerini ve O'na kavuşmayı inkar edenler, işte onlar Benim rahmetimden ümitlerini kesmiş olanlardır. İşte can yakıcı azap onlar içindir.
29:24
فَمَاvefamāكَانَolmadıkānaجَوَابَcevabıjawābaقَوْمِهِۦٓkavmininqawmihiإِلَّآbaşka bir şeyillāأَنdemelerindenanقَالُوا۟they saidqālūٱقْتُلُوهُonu öldürünuq'tulūhuأَوْyahutawحَرِّقُوهُonu yakınḥarriqūhuفَأَنجَىٰهُfakat onu kurtardıfa-anjāhuٱللَّهُAllahl-lahuمِنَateştenminaٱلنَّارِ ۚthe firel-nāriإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيُؤْمِنُونَinananyu'minūna٢٤
İbrahim'in sözlerine milletinin cevabı sadece: "Onu öldürün yahut yakın" demek oldu. Ama Allah onu ateşten kurtardı. Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
29:25
وَقَالَve dedi kiwaqālaإِنَّمَاşüphesizinnamāٱتَّخَذْتُمsiz edindinizittakhadhtumمِّنbırakıpminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'ıl-lahiأَوْثَـٰنًۭاbirtakım putlarawthānanمَّوَدَّةَsevmek içinmawaddataبَيْنِكُمْbirbirinizibaynikumفِىhayatındafīٱلْحَيَوٰةِthe lifel-ḥayatiٱلدُّنْيَا ۖdünyal-dun'yāثُمَّsonrathummaيَوْمَgünündeyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiيَكْفُرُinkar edersinizyakfuruبَعْضُكُمbir kısmınızbaʿḍukumبِبَعْضٍۢdiğerinibibaʿḍinوَيَلْعَنُve la'netlersinizwayalʿanuبَعْضُكُمbir kısmınızbaʿḍukumبَعْضًۭاdiğerinibaʿḍanوَمَأْوَىٰكُمُve varacağınız yerwamawākumuٱلنَّارُateştirl-nāruوَمَاve yokturwamāلَكُمsizin içinlakumمِّنhiçbirminنَّـٰصِرِينَyardımcınāṣirīna٢٥
İbrahim şöyle demişti: "Dünya hayatında, Allah'ı bırakıp aranızda putları muhabbet vesilesi kıldınız. Sonra kıyamet günü, birbirinize küfreder ve karşılıklı lanet okursunuz. Varacağınız yer ateştir; yardımcılarınız da yoktur."
29:26
۞ فَـَٔامَنَbunun üzerine inandıfaāmanaلَهُۥonalahuلُوطٌۭ ۘLutlūṭunوَقَالَve dedi kiwaqālaإِنِّىelbette beninnīمُهَاجِرٌhicret edeceğimmuhājirunإِلَىٰRabbimeilāرَبِّىٓ ۖmy Lordrabbīإِنَّهُۥkuşkusuz OinnahuهُوَOhuwaٱلْعَزِيزُAzizdirl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُHakimdirl-ḥakīmu٢٦
Bunun üzerine Lut ona inandı ve İbrahim "Doğrusu ben Rabbimin dilediği yere hicret ediyorum, O şüphesiz güçlüdür, Hakim'dir" dedi.
29:27
وَوَهَبْنَاve biz armağan ettikwawahabnāلَهُۥٓonalahuإِسْحَـٰقَİshak'ıis'ḥāqaوَيَعْقُوبَve Ya'kub'uwayaʿqūbaوَجَعَلْنَاve verdikwajaʿalnāفِىiçindekilerefīذُرِّيَّتِهِonun neslidhurriyyatihiٱلنُّبُوَّةَpeygamberlikl-nubuwataوَٱلْكِتَـٰبَve Kitapwal-kitābaوَءَاتَيْنَـٰهُve ona verdikwaātaynāhuأَجْرَهُۥkarşılığınıajrahuفِىdünyadafīٱلدُّنْيَا ۖthe worldl-dun'yāوَإِنَّهُۥve şüphesiz owa-innahuفِىahirettefīٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiلَمِنَelbettelaminaٱلصَّـٰلِحِينَiyilerdendirl-ṣāliḥīna٢٧
İbrahim'e İshak'ı ve Yakub'u bahşettik. Soyundan gelenlere Kitap ve peygamberlik verdik. Onu dünyada mükafatlandırdık; doğrusu o ahirette de iyilerdendir.
29:28
وَلُوطًاve Lutwalūṭanإِذْhaniidhقَالَdedi kiqālaلِقَوْمِهِۦٓkavmineliqawmihiإِنَّكُمْşüphesiz sizinnakumلَتَأْتُونَgidiyorsunuzlatatūnaٱلْفَـٰحِشَةَbir fuhşal-fāḥishataمَاyapmadığımāسَبَقَكُمsizden öncesabaqakumبِهَاonubihāمِنْhiçminأَحَدٍۢkimseninaḥadinمِّنَalemlerdenminaٱلْعَـٰلَمِينَthe worldsl-ʿālamīna٢٨
Lut da, milletine şöyle demişti: "Doğrusu siz dünyalarda hiç kimsenin sizden önce yapmadığı bir hayasızlığı yapıyorsunuz."
29:29
أَئِنَّكُمْsiz ha?a-innakumلَتَأْتُونَgidiyorsunuzlatatūnaٱلرِّجَالَerkeklerel-rijālaوَتَقْطَعُونَve kesiyorsunuzwataqṭaʿūnaٱلسَّبِيلَyoll-sabīlaوَتَأْتُونَve yapıyorsunuzwatatūnaفِىtoplantılarınızdafīنَادِيكُمُyour meetingsnādīkumuٱلْمُنكَرَ ۖedepsizce şeylerl-munkaraفَمَاfakatfamāكَانَolmadıkānaجَوَابَcevabıjawābaقَوْمِهِۦٓKavmi'ninqawmihiإِلَّآbaşkaillāأَنdemelerindenanقَالُوا۟they saidqālūٱئْتِنَاhaydi getiri'tināبِعَذَابِazabınıbiʿadhābiٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِنeğerinكُنتَisenkuntaمِنَdoğrulardanminaٱلصَّـٰدِقِينَthe truthfull-ṣādiqīna٢٩
"Erkeklere yaklaşıyor, yol kesiyor ve toplantılarınızda fena şeyler yapmıyor musunuz?" Milletinin cevabı: "Doğru sözlü isen bize Allah'ın azabını getir" demek oldu.
29:30
قَالَ(Lut) dediqālaرَبِّRabbimrabbiٱنصُرْنِىbana yardım etunṣur'nīعَلَىkarşıʿalāٱلْقَوْمِşu kavmel-qawmiٱلْمُفْسِدِينَbozguncul-muf'sidīna٣٠
Lut: "Rabbim! Bozgunculara karşı bana yardım et" dedi.
29:31
وَلَمَّاzamanwalammāجَآءَتْgeldiklerijāatرُسُلُنَآelçilerimizrusulunāإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eib'rāhīmaبِٱلْبُشْرَىٰbir müjde ilebil-bush'rāقَالُوٓا۟dediler kiqālūإِنَّاmuhakkak bizinnāمُهْلِكُوٓا۟helak edeceğizmuh'likūأَهْلِhalkınıahliهَـٰذِهِşuhādhihiٱلْقَرْيَةِ ۖ(Sodom) kentinl-qaryatiإِنَّçünküinnaأَهْلَهَاoranın halkıahlahāكَانُوا۟oldularkānūظَـٰلِمِينَzalimler(den)ẓālimīna٣١
Elçilerimiz İbrahim'e müjde ile geldiklerinde: "Biz şu kent halkını yok edeceğiz, çünkü oranın halkı zalim kimselerdir" dediler.
29:32
قَالَ(İbrahim) dedi kiqālaإِنَّamainnaفِيهَاorada vardırfīhāلُوطًۭا ۚLutlūṭanقَالُوا۟dediler kiqālūنَحْنُbiznaḥnuأَعْلَمُdaha iyi bilirizaʿlamuبِمَنkimin bulunduğunubimanفِيهَا ۖoradafīhāلَنُنَجِّيَنَّهُۥonu kurtaracağızlanunajjiyannahuوَأَهْلَهُۥٓve ailesiniwa-ahlahuإِلَّاyalnızillāٱمْرَأَتَهُۥkarısıim'ra-atahuكَانَتْolmuşturkānatمِنَkalacaklardanminaٱلْغَـٰبِرِينَthose who remain behindl-ghābirīna٣٢
İbrahim: "Ama Lut oradadır" dedi, elçiler: "Biz orada olanları daha iyi biliriz; onu ve geride kalanlardan olacak karısı dışında ailesini kurtaracağız" dediler.
29:33
وَلَمَّآne zaman kiwalammāأَنgeldianجَآءَتْcamejāatرُسُلُنَاelçilerimizrusulunāلُوطًۭاLut'alūṭanسِىٓءَfenalaştısīaبِهِمْonlar yüzündenbihimوَضَاقَve daraldıwaḍāqaبِهِمْonlar hakkındabihimذَرْعًۭاhuzursuzcadharʿanوَقَالُوا۟ve dedilerwaqālūلَاkorkmalāتَخَفْfeartakhafوَلَاve ne dewalāتَحْزَنْ ۖüzülmetaḥzanإِنَّاelbette bizinnāمُنَجُّوكَseni kurtaracağızmunajjūkaوَأَهْلَكَve aileniwa-ahlakaإِلَّاyalnızillāٱمْرَأَتَكَkarınim'ra-atakaكَانَتْolmuşturkānatمِنَkalacaklardanminaٱلْغَـٰبِرِينَthose who remain behindl-ghābirīna٣٣
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
29:34
إِنَّاşüphesiz bizinnāمُنزِلُونَindireceğizmunzilūnaعَلَىٰٓüstüneʿalāأَهْلِhalkınınahliهَـٰذِهِşuhādhihiٱلْقَرْيَةِülkel-qaryatiرِجْزًۭاbir azabrij'zanمِّنَgöktenminaٱلسَّمَآءِ(the) skyl-samāiبِمَاsebebiylebimāكَانُوا۟olmalarıkānūيَفْسُقُونَfasıklık yapıyor(lar)yafsuqūna٣٤
Elçilerimiz Lut'a gelince, onun fenasına gitti; çok sıkıldı. Ona, "Korkma ve üzülme, doğrusu biz seni ve geride kalacaklardan olan karının dışında, aileni kurtaracağız. Bu kent halkına yaptıkları yolsuzluklardan ötürü gökten, elbette bir azap indireceğiz" dediler.
29:35
وَلَقَدve andolsunwalaqadتَّرَكْنَاbiz bırakmışızdırtaraknāمِنْهَآondanmin'hāءَايَةًۢbir işaretāyatanبَيِّنَةًۭaçıkbayyinatanلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْقِلُونَaklını kullananyaʿqilūna٣٥
And olsun ki, Biz, düşünen kimseler için oradan apaçık bir belgeyi geride bırakmışızdır.
29:36
وَإِلَىٰvewa-ilāمَدْيَنَMedyen'emadyanaأَخَاهُمْkardeşleriakhāhumشُعَيْبًۭاŞuayb'i (gönderdik)shuʿaybanفَقَالَdedifaqālaيَـٰقَوْمِey kavmimyāqawmiٱعْبُدُوا۟kuluk edinuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaوَٱرْجُوا۟ve umunwa-ir'jūٱلْيَوْمَgününül-yawmaٱلْـَٔاخِرَahiretl-ākhiraوَلَاve aslawalāتَعْثَوْا۟karışıklık çıkarmayıntaʿthawفِىyeryüzündefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiمُفْسِدِينَbozgunculuklamuf'sidīna٣٦
Medyen halkına kardeşleri Şuayb'ı gönderdik. O, "Ey milletim! Allah'a kulluk edin, ahiret gününe umut besleyin. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın" dedi.
29:37
فَكَذَّبُوهُonu yalanladılarfakadhabūhuفَأَخَذَتْهُمُbu yüzden onları yakaladıfa-akhadhathumuٱلرَّجْفَةُdepreml-rajfatuفَأَصْبَحُوا۟ve kaldılarfa-aṣbaḥūفِىyurtlarındafīدَارِهِمْtheir homedārihimجَـٰثِمِينَdiz üstü çöküpjāthimīna٣٧
Ama onu yalanladılar. Bu yüzden onları bir titreme aldı ve oldukları yerde diz üstü çöküverdiler.
29:38
وَعَادًۭاve Ad'ıwaʿādanوَثَمُودَا۟ve Semud'uwathamūdāوَقَدve gerçektenwaqadتَّبَيَّنَbu belli olmaktadırtabayyanaلَكُمsizelakumمِّنoturdukları yerlerdenminمَّسَـٰكِنِهِمْ ۖtheir dwellingsmasākinihimوَزَيَّنَve süslediwazayyanaلَهُمُonlaralahumuٱلشَّيْطَـٰنُşeytanl-shayṭānuأَعْمَـٰلَهُمْyaptıkları işleriniaʿmālahumفَصَدَّهُمْve onları çıkardıfaṣaddahumعَنِyoldanʿaniٱلسَّبِيلِthe Wayl-sabīliوَكَانُوا۟ve oldularwakānūمُسْتَبْصِرِينَgörenlerdenmus'tabṣirīna٣٨
Ad ve Semud milletlerini de yok ettik. Bunu, oturdukları yerler göstermektedir. Şeytan kendilerine, işlediklerini güzel gösterdi; onları doğru yoldan alıkoydu. Oysa kendileri bunu anlayacak durumda idiler.
29:39
وَقَـٰرُونَve Kaarun'uwaqārūnaوَفِرْعَوْنَve Fir'avn'ıwafir'ʿawnaوَهَـٰمَـٰنَ ۖve Haman'ıwahāmānaوَلَقَدْve andolsunwalaqadجَآءَهُمonlara geldijāahumمُّوسَىٰMusamūsāبِٱلْبَيِّنَـٰتِaçık kanıtlarlabil-bayinātiفَٱسْتَكْبَرُوا۟fakat onlar büyüklük tasladılarfa-is'takbarūفِىo yerdefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَمَاamawamāكَانُوا۟değillerdikānūسَـٰبِقِينَgeçip gideceksābiqīna٣٩
Karun'u, Firavun'u ve Haman'ı da yok ettik. And olsun ki Musa kendilerine belgelerle gelmişti de onlar yeryüzünde büyüklük taslamışlardı. Oysa azabımızdan kurtulamazlardı.
29:40
فَكُلًّاnitekim hepsinifakullanأَخَذْنَاyakaladıkakhadhnāبِذَنۢبِهِۦ ۖgünahıylabidhanbihiفَمِنْهُمonlardanfamin'humمَّنْkimininmanأَرْسَلْنَاgönderdikarsalnāعَلَيْهِüstüneʿalayhiحَاصِبًۭاtaş yağdıran bir fırtınaḥāṣibanوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنْkiminimanأَخَذَتْهُyakaladıakhadhathuٱلصَّيْحَةُkorkunç bir sesl-ṣayḥatuوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنْkiminimanخَسَفْنَاbatırdıkkhasafnāبِهِonunlabihiٱلْأَرْضَyerel-arḍaوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنْkiminimanأَغْرَقْنَا ۚboğdukaghraqnāوَمَاvewamāكَانَdeğildikānaٱللَّهُAllahl-lahuلِيَظْلِمَهُمْonlara zulmedecekliyaẓlimahumوَلَـٰكِنfakatwalākinكَانُوٓا۟onlarkānūأَنفُسَهُمْkendi kendilerineanfusahumيَظْلِمُونَzulmediyorlardıyaẓlimūna٤٠
Her birini günahı sebebiyle yakaladık; kimine taşlar savuran rüzgarlar gönderdik, kimini bir çığlık yok etti, kimini yerin dibine geçirdik, kimini de suda boğduk. Onlara, Allah zulmetmiyordu, fakat onlar kendilerine yazık ediyorlardı.
29:41
مَثَلُmisalimathaluٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaٱتَّخَذُوا۟edinen(lerin)ittakhadhūمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَوْلِيَآءَdostlarawliyāaكَمَثَلِmisali gibidirkamathaliٱلْعَنكَبُوتِörümcekl-ʿankabūtiٱتَّخَذَتْedinenittakhadhatبَيْتًۭا ۖbir evbaytanوَإِنَّşüphesizwa-innaأَوْهَنَen gevşeğiawhanaٱلْبُيُوتِevlerinl-buyūtiلَبَيْتُelbette evidirlabaytuٱلْعَنكَبُوتِ ۖörümcekl-ʿankabūtiلَوْkeşkelawكَانُوا۟idikānūيَعْلَمُونَbilseleryaʿlamūna٤١
Allah'tan başka dostlar edinenlerin durumu, kendine yuva yapan dişi örümceğin durumu gibidir. Evlerin en dayanıksızı ise şüphesiz örümceğin yuvasıdır. Keşke bilseler.
29:42
إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاşeylerimāيَدْعُونَonların yalvardıklarınıyadʿūnaمِنkendisinden başkaminدُونِهِۦbesides Himdūnihiمِنne gibiminشَىْءٍۢ ۚşeylereshayinوَهُوَOwahuwaٱلْعَزِيزُüstündürl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmu٤٢
Doğrusu Allah, Kendini bırakıp da yalvardıkları şeyi bilir. O güçlüdür, Hakim'dir.
29:43
وَتِلْكَve buwatil'kaٱلْأَمْثَـٰلُmisalleril-amthāluنَضْرِبُهَاbiz anlatıyoruznaḍribuhāلِلنَّاسِ ۖinsanlaralilnnāsiوَمَاamawamāيَعْقِلُهَآonları düşünüp anlamazyaʿqiluhāإِلَّاbaşkasıillāٱلْعَـٰلِمُونَbilenlerdenl-ʿālimūna٤٣
Biz bu misalleri insanlara veriyoruz, onları ancak bilenler anlayabilir.
29:44
خَلَقَyarattıkhalaqaٱللَّهُAllahl-lahuٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaبِٱلْحَقِّ ۚhak ilebil-ḥaqiإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَةًۭbir ibretlaāyatanلِّلْمُؤْمِنِينَinananlar içinlil'mu'minīna٤٤
Allah gökleri ve yeri gerektiği gibi yaratmıştır. Doğrusu bunda inananlara bir ders vardır.
29:45
ٱتْلُokuut'luمَآşeyimāأُوحِىَvahyedileniūḥiyaإِلَيْكَsanailaykaمِنَkitaptanminaٱلْكِتَـٰبِthe Bookl-kitābiوَأَقِمِve kılwa-aqimiٱلصَّلَوٰةَ ۖnamazıl-ṣalataإِنَّelbetteinnaٱلصَّلَوٰةَnamazl-ṣalataتَنْهَىٰmen'edertanhāعَنِiğrenç şeylerden;ʿaniٱلْفَحْشَآءِthe immoralityl-faḥshāiوَٱلْمُنكَرِ ۗve kötülükler(den)wal-munkariوَلَذِكْرُelbette anmakwaladhik'ruٱللَّهِAllah'ıl-lahiأَكْبَرُ ۗen büyük(ibadet)tirakbaruوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاnemāتَصْنَعُونَyapıyorsunuztaṣnaʿūna٤٥
Kitap'tan sana vahyolunanı oku; namaz kıl; muhakkak ki namaz hayasızlıktan ve fenalıktan alıkor; Allah'ı anmak en büyük şeydir! Allah Yaptıklarınızı bilir.
29:46
۞ وَلَاve aslawalāتُجَـٰدِلُوٓا۟tartışmayıntujādilūأَهْلَehliyleahlaٱلْكِتَـٰبِkitapl-kitābiإِلَّاbaşka şekildeillāبِٱلَّتِى(tarzdan)bi-allatīهِىَohiyaأَحْسَنُen güzelaḥsanuإِلَّاdışındaillāٱلَّذِينَhaksızlık edenlerialladhīnaظَلَمُوا۟(do) wrongẓalamūمِنْهُمْ ۖonlarınmin'humوَقُولُوٓا۟ve deyin kiwaqūlūءَامَنَّاinandıkāmannāبِٱلَّذِىٓindirilenebi-alladhīأُنزِلَhas been revealedunzilaإِلَيْنَاbizeilaynāوَأُنزِلَve indirilenewa-unzilaإِلَيْكُمْsizeilaykumوَإِلَـٰهُنَاve tanrımızwa-ilāhunāوَإِلَـٰهُكُمْve tanrınızwa-ilāhukumوَٰحِدٌۭbirdirwāḥidunوَنَحْنُve biz dewanaḥnuلَهُۥO'nalahuمُسْلِمُونَteslim olanlarızmus'limūna٤٦
Kitap ehlinden zulmedenler bir yana, onlarla en güzel şekilde mücadele edin, şöyle deyin: "Bize indirilene de, size indirilene de inandık; bizim Tanrımız da, sizin Tanrınız da birdir, biz O'na teslim olmuşuzdur."
29:47
وَكَذَٰلِكَve işte böylecewakadhālikaأَنزَلْنَآindirdikanzalnāإِلَيْكَsanailaykaٱلْكِتَـٰبَ ۚKitabıl-kitābaفَٱلَّذِينَkimselerfa-alladhīnaءَاتَيْنَـٰهُمُkendilerine verdiklerimizātaynāhumuٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaيُؤْمِنُونَinanırlaryu'minūnaبِهِۦ ۖonabihiوَمِنْvewaminهَـٰٓؤُلَآءِşunlardan (Araplardan)hāulāiمَنkimselermanيُؤْمِنُinananırlaryu'minuبِهِۦ ۚonabihiوَمَاvewamāيَجْحَدُinkar etmezyajḥaduبِـَٔايَـٰتِنَآayetlerimizibiāyātināإِلَّاbaşkasıillāٱلْكَـٰفِرُونَkafirlerdenl-kāfirūna٤٧
Sana Kitap'ı böylece indirdik; işte, kendilerine Kitap verdiklerimiz ona inanırlar; bunlardan da ona inanan bulunur. Ayetlerimizi ancak inkarcılar bile bile tanımazlar.
29:48
وَمَاvewamāكُنتَsen değildinkuntaتَتْلُوا۟okuyantatlūمِنbundan önceminقَبْلِهِۦbefore itqablihiمِنKitaptanminكِتَـٰبٍۢBookkitābinوَلَاvewalāتَخُطُّهُۥonu yazmıyorduntakhuṭṭuhuبِيَمِينِكَ ۖelinlebiyamīnikaإِذًۭاöyle olsaydıidhanلَّٱرْتَابَkuşkulanırlardıla-ir'tābaٱلْمُبْطِلُونَbatılda olanlarl-mub'ṭilūna٤٨
Sen daha önce bir kitabtan okumuş ve elinle de onu yazmış değildin. Öyle olsaydı, batıl söze uyanlar şüpheye düşerlerdi.
29:49
بَلْhayırbalهُوَohuwaءَايَـٰتٌۢayetlerdirāyātunبَيِّنَـٰتٌۭaçık açıkbayyinātunفِىbulunanfīصُدُورِgöğüslerdeṣudūriٱلَّذِينَolanlarınalladhīnaأُوتُوا۟verilmişūtūٱلْعِلْمَ ۚbilgil-ʿil'maوَمَاvewamāيَجْحَدُinkar etmezyajḥaduبِـَٔايَـٰتِنَآbizim ayetlerimizibiāyātināإِلَّاbaşkasıillāٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerdenl-ẓālimūna٤٩
Hayır; Kuran, kendilerine ilim verilenlerin gönüllerinde yerleşen apaçık ayetlerdir. Ayetlerimizi, zalimlerden başka kimse, bile bile inkar etmez.
29:50
وَقَالُوا۟ve dediler kiwaqālūلَوْلَآdeğil miydi?lawlāأُنزِلَindirilmeliunzilaعَلَيْهِonaʿalayhiءَايَـٰتٌۭayetlerāyātunمِّنRabbindenminرَّبِّهِۦ ۖhis Lordrabbihiقُلْde kiqulإِنَّمَاşüphesizinnamāٱلْـَٔايَـٰتُayetler (mu'cizeler)l-āyātuعِندَyanındadırʿindaٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَإِنَّمَآve şüphesizwa-innamāأَنَا۠ben ancakanāنَذِيرٌۭbir uyarıcıyımnadhīrunمُّبِينٌapaçıkmubīnun٥٠
"Ona Rabbinden mucizeler indirilmesi gerekmez miydi?" derler. De ki: "Mucizeler ancak Rabbimin katındadır. Doğrusu ben, sadece apaçık bir uyarıcıyım."
29:51
أَوَلَمْonlara yetmedi mi?awalamيَكْفِهِمْsufficient for themyakfihimأَنَّآindirdik-ki bizannāأَنزَلْنَاindirdikanzalnāعَلَيْكَsanaʿalaykaٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaيُتْلَىٰokunanyut'lāعَلَيْهِمْ ۚkendilerineʿalayhimإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَرَحْمَةًۭbir rahmetlaraḥmatanوَذِكْرَىٰve öğütwadhik'rāلِقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيُؤْمِنُونَinananyu'minūna٥١
Kendilerine okunan bir Kitap'ı sana indirmiş olmamız onlara yetmiyor mu? Bunda, inanan topluluk için rahmet ve ibret vardır.
29:52
قُلْde kiqulكَفَىٰyeterkafāبِٱللَّهِAllahbil-lahiبَيْنِىbenimlebaynīوَبَيْنَكُمْsizin aranızdawabaynakumشَهِيدًۭا ۖşahid olarakshahīdanيَعْلَمُO biliryaʿlamuمَاolanlarımāفِىgöklerdefīٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۗve yerdewal-arḍiوَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūبِٱلْبَـٰطِلِbatılabil-bāṭiliوَكَفَرُوا۟ve inkar edenlerwakafarūبِٱللَّهِAllah'ıbil-lahiأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلْخَـٰسِرُونَziyana uğrayanlarl-khāsirūna٥٢
De ki: "Allah benimle sizin aranızda şahit olarak yeter. O, göklerde ve yerde olanı, batıla inananları ve Allah'ı inkar edenleri bilir." İşte kaybedenler bunlardır.
29:53
وَيَسْتَعْجِلُونَكَsenden çabuk istiyorlarwayastaʿjilūnakaبِٱلْعَذَابِ ۚazabıbil-ʿadhābiوَلَوْلَآeğer olmasaydıwalawlāأَجَلٌۭbir süreajalunمُّسَمًّۭىbelirtilmişmusammanلَّجَآءَهُمُonlara hemen gelirdilajāahumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuوَلَيَأْتِيَنَّهُمve o kendilerine gelecektirwalayatiyannahumبَغْتَةًۭansızınbaghtatanوَهُمْve onlarwahumلَاhiçlāيَشْعُرُونَfarkında değillerkenyashʿurūna٥٣
Senden azabı acele bekliyorlar. Eğer süre belirtilmiş olmasaydı azap onlara hemen gelirdi. Ama yine de onlar farkına varmadan başlarına ansızın gelecektir.
29:54
يَسْتَعْجِلُونَكَsenden çabucak istiyorlaryastaʿjilūnakaبِٱلْعَذَابِazabıbil-ʿadhābiوَإِنَّve şüphesizwa-innaجَهَنَّمَcehennemjahannamaلَمُحِيطَةٌۢkuşatmış ikenlamuḥīṭatunبِٱلْكَـٰفِرِينَinkarcılarıbil-kāfirīna٥٤
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
29:55
يَوْمَo günyawmaيَغْشَىٰهُمُonları örteryaghshāhumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuمِنüstlerindenminفَوْقِهِمْabove themfawqihimوَمِنvewaminتَحْتِaltındantaḥtiأَرْجُلِهِمْayaklarınınarjulihimوَيَقُولُve (Allah) der kiwayaqūluذُوقُوا۟tadındhūqūمَاnemāكُنتُمْidiysenizkuntumتَعْمَلُونَyapıyortaʿmalūna٥٥
Senden azabı acele bekliyorlar. Doğrusu azap tepelerinden, ayaklarının altından kendilerini içine aldığı gün, cehennem inkarcıları kuşatacaktır. O gün Allah: "Yaptıklarınızın karşılığını tadın" der.
29:56
يَـٰعِبَادِىَey kullarımyāʿibādiyaٱلَّذِينَinananalladhīnaءَامَنُوٓا۟believeāmanūإِنَّşüphesizinnaأَرْضِىbenim arzımarḍīوَٰسِعَةٌۭgeniştirwāsiʿatunفَإِيَّـٰىَo halde banafa-iyyāyaفَٱعْبُدُونِkulluk edinfa-uʿ'budūni٥٦
Ey inanmış kullarım! Benim yarattığım yeryüzü geniştir. O halde güven içinde olacağınız yere gidip yalnız Bana kulluk ediniz.
29:57
كُلُّherkulluنَفْسٍۢcannafsinذَآئِقَةُtadacaktırdhāiqatuٱلْمَوْتِ ۖölümül-mawtiثُمَّsonrathummaإِلَيْنَاbizeilaynāتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna٥٧
Her can ölümü tadacaktır. Sonunda Bize döneceksiniz.
29:58
وَٱلَّذِينَve kimseleriwa-alladhīnaءَامَنُوا۟inananlarıāmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarıwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiلَنُبَوِّئَنَّهُمyerleştiririzlanubawwi-annahumمِّنَcennettenminaٱلْجَنَّةِParadisel-janatiغُرَفًۭاyüksek odalaraghurafanتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruخَـٰلِدِينَebedi kalırlarkhālidīnaفِيهَا ۚoradafīhāنِعْمَne güzeldirniʿ'maأَجْرُücretiajruٱلْعَـٰمِلِينَçalışanlarınl-ʿāmilīna٥٨
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!
29:59
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaصَبَرُوا۟sabrettilerṣabarūوَعَلَىٰvewaʿalāرَبِّهِمْRabblerinerabbihimيَتَوَكَّلُونَdayanmaktadırlaryatawakkalūna٥٩
İnanıp yararlı iş işleyenleri, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetteki köşklere yerleştiririz. Sabredip, Rablerine güvenerek iş görenlerin ecri ne güzeldir!
29:60
وَكَأَيِّنnicesi var kiwaka-ayyinمِّنcanlı(lar)danminدَآبَّةٍۢa creaturedābbatinلَّاtaşıyamazlāتَحْمِلُcarrytaḥmiluرِزْقَهَاrızkınıriz'qahāٱللَّهُAllahl-lahuيَرْزُقُهَاonları da besleryarzuquhāوَإِيَّاكُمْ ۚsizi dewa-iyyākumوَهُوَve Owahuwaٱلسَّمِيعُişitendirl-samīʿuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu٦٠
Nice canlılar vardır ki, rızıklarını kendileri elde edemezler. Sizin de onların da rızkını Allah verir. O, işitir ve bilir.
29:61
وَلَئِنandolsun eğerwala-inسَأَلْتَهُمonlara desen kisa-altahumمَّنْkimmanخَلَقَyarattıkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaوَسَخَّرَve (kim) boyun eğdirdi?wasakharaٱلشَّمْسَgüneşil-shamsaوَٱلْقَمَرَve ayıwal-qamaraلَيَقُولُنَّelbette derlerlayaqūlunnaٱللَّهُ ۖAllahl-lahuفَأَنَّىٰnasıl?fa-annāيُؤْفَكُونَdöndürülüyorsunuzyu'fakūna٦١
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan, güneşi, ayı buyruğu altında tutan kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz "Allah'tır" derler. Öyleyse niçin döndürülüyorlar?
29:62
ٱللَّهُAllahal-lahuيَبْسُطُaçaryabsuṭuٱلرِّزْقَrızkıl-riz'qaلِمَنkimseyelimanيَشَآءُdilediğiyashāuمِنْkullarındanminعِبَادِهِۦHis slavesʿibādihiوَيَقْدِرُve kısarwayaqdiruلَهُۥٓ ۚonalahuإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun٦٢
Allah, kullarından dilediğine rızkı bol ve ölçüye göre verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
29:63
وَلَئِنve eğerwala-inسَأَلْتَهُمonlara sorsansa-altahumمَّنkimmanنَّزَّلَindirdinazzalaمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۭsuyumāanفَأَحْيَاve dirilttifa-aḥyāبِهِonunlabihiٱلْأَرْضَyeril-arḍaمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiمَوْتِهَاöldüktenmawtihāلَيَقُولُنَّelbette derlerlayaqūlunnaٱللَّهُ ۚAllahl-lahuقُلِde kiquliٱلْحَمْدُhamd (övgü)l-ḥamduلِلَّهِ ۚAllah'adırlillahiبَلْdoğrusubalأَكْثَرُهُمْçoklarıaktharuhumلَاdüşünmezlerlāيَعْقِلُونَuse reasonyaʿqilūna٦٣
And olsun ki onlara: "Gökten su indirip onunla, ölümünden sonra yeri dirilten kimdir?" diye sorarsan, şüphesiz, "Allah'tır" derler. De ki: "Övülmek Allah içindir", fakat çoğu bunu akletmezler.
29:64
وَمَاve değildirwamāهَـٰذِهِbuhādhihiٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَآdünyal-dun'yāإِلَّاbaşka bir şeyillāلَهْوٌۭeğlencedenlahwunوَلَعِبٌۭ ۚve oyundanwalaʿibunوَإِنَّve elbettewa-innaٱلدَّارَyurdul-dāraٱلْـَٔاخِرَةَahiretl-ākhirataلَهِىَişte odurlahiyaٱلْحَيَوَانُ ۚasıl hayatl-ḥayawānuلَوْkeşkelawكَانُوا۟olsalardıkānūيَعْلَمُونَbiliyor(lar)yaʿlamūna٦٤
Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler!
29:65
فَإِذَاzamanfa-idhāرَكِبُوا۟bindiklerirakibūفِىgemiyefīٱلْفُلْكِthe shipl-ful'kiدَعَوُا۟yalvarırlardaʿawūٱللَّهَAllah'al-lahaمُخْلِصِينَhalis kılarakmukh'liṣīnaلَهُyalnız O'nalahuٱلدِّينَdinil-dīnaفَلَمَّاfakatfalammāنَجَّىٰهُمْonları salimen çıkarıncanajjāhumإِلَىkarayailāٱلْبَرِّthe landl-bariإِذَاhemenidhāهُمْonlarhumيُشْرِكُونَortak koşarlaryush'rikūna٦٥
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
29:66
لِيَكْفُرُوا۟nankörlük etmek içinliyakfurūبِمَآşeyebimāءَاتَيْنَـٰهُمْkendilerine verdiğimizātaynāhumوَلِيَتَمَتَّعُوا۟ ۖve zevk içinde yaşasınlar diyewaliyatamattaʿūفَسَوْفَama yakındafasawfaيَعْلَمُونَbileceklerdiryaʿlamūna٦٦
Gemiye bindikleri zaman, dini yalnız Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; ama Allah onları karaya çıkararak kurtarınca, kendilerine verdiği nimete nankörlük ederek O'na hemen eş koşarlar. Zevklensinler bakalım, yakında bileceklerdir.
29:67
أَوَلَمْgörmediler mi?awalamيَرَوْا۟they seeyarawأَنَّاbizannāجَعَلْنَا(Mekke'yi) kıldıkjaʿalnāحَرَمًاdokunulmazḥaramanءَامِنًۭاgüvenliāminanوَيُتَخَطَّفُkaçırılırkenwayutakhaṭṭafuٱلنَّاسُinsanlarl-nāsuمِنْçevrelerindenminحَوْلِهِمْ ۚaround themḥawlihimأَفَبِٱلْبَـٰطِلِhâlâ batıla mı?afabil-bāṭiliيُؤْمِنُونَinanıyorlaryu'minūnaوَبِنِعْمَةِve ni'metinewabiniʿ'matiٱللَّهِAllah'ınl-lahiيَكْفُرُونَnankörlük ediyorlaryakfurūna٦٧
Çevrelerinde insanlar kapılıp götürülürken Bizim Mekke'yi güven içinde ve kutsal bir yer kıldığımızı görmediler mi? Batıla inanıp Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?
29:68
وَمَنْve kimdir?wamanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنِkimsedenmimmaniٱفْتَرَىٰiftira atanif'tarāعَلَىüzerineʿalāٱللَّهِAllah'ınl-lahiكَذِبًاyalanıkadhibanأَوْveyaawكَذَّبَyalanlayandankadhabaبِٱلْحَقِّgerçeğibil-ḥaqiلَمَّاkendisine gelenlammāجَآءَهُۥٓ ۚit has come to himjāahuأَلَيْسَyok mudur?alaysaفِىcehennemdefīجَهَنَّمَHelljahannamaمَثْوًۭىbir yermathwanلِّلْكَـٰفِرِينَkafirler içinlil'kāfirīna٦٨
Allah'a karşı yalan uydurandan veya hak kendisine gelmişken onu yalanlayandan daha zalim kimdir? Cehennemde inkarcılar için durak yok mudur?
29:69
وَٱلَّذِينَkimseleriwa-alladhīnaجَـٰهَدُوا۟cihad eden(leri)jāhadūفِينَاbiz(im uğrumuz)dafīnāلَنَهْدِيَنَّهُمْbiz elbette iletirizlanahdiyannahumسُبُلَنَا ۚyollarımızasubulanāوَإِنَّve muhakkak kiwa-innaٱللَّهَAllahl-lahaلَمَعَberaberdirlamaʿaٱلْمُحْسِنِينَiyilik edenlerlel-muḥ'sinīna٦٩
Ama Bizim uğrumuzda cihat edenleri elbette yollarımıza eriştireceğiz. Allah şüphesiz, iyi davrananlarla beraberdir.
—
—
—
—
Loading…