31

Lokman

Mekki 34 Ayet Cüz 21
لقمان
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
31:1
الٓمٓ Elif Lâm Mîm alif-lam-meem
Elif Lâm Mîm
١ (1)
(1)
Elif, Lam, Mim.
31:2
تِلْكَ şunlar til'ka
şunlar
ءَايَـٰتُ ayetleridir āyātu
ayetleridir
ٱلْكِتَـٰبِ Kitabın l-kitābi
Kitabın
ٱلْحَكِيمِ hikmetli l-ḥakīmi
hikmetli
٢ (2)
(2)
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
31:3
هُدًۭى yol göstericidir hudan
yol göstericidir
وَرَحْمَةًۭ ve rahmettir waraḥmatan
ve rahmettir
لِّلْمُحْسِنِينَ güzel davrananlara lil'muḥ'sinīna
güzel davrananlara
٣ (3)
(3)
Bunlar, iyi davranan kimseler için rahmet ve doğru yol rehberi olan hikmetli Kitap'ın ayetleridir.
31:4
ٱلَّذِينَ onlar ki alladhīna
onlar ki
يُقِيمُونَ kılarlar yuqīmūna
kılarlar
ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı
وَيُؤْتُونَ ve verirler wayu'tūna
ve verirler
ٱلزَّكَوٰةَ zekatı l-zakata
zekatı
وَهُم ve onlar wahum
ve onlar
بِٱلْـَٔاخِرَةِ ahirete bil-ākhirati
ahirete
هُمْ onlar hum
onlar
يُوقِنُونَ kesin olarak inanırlar yūqinūna
kesin olarak inanırlar
٤ (4)
(4)
O kimseler namazı kılarlar, zekatı verirler; ahirete de yakinen inanırlar.
31:5
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar ulāika
işte onlar
عَلَىٰ üzerindedirler ʿalā
üzerindedirler
هُدًۭى doğru bir yol hudan
doğru bir yol
مِّن tarafından min
tarafından
رَّبِّهِمْ ۖ Rableri rabbihim
Rableri
وَأُو۟لَـٰٓئِكَ ve işte wa-ulāika
ve işte
هُمُ onlar humu
onlar
ٱلْمُفْلِحُونَ umduklarına ereceklerdir l-muf'liḥūna
umduklarına ereceklerdir
٥ (5)
(5)
İşte onlar Rablerinin yolunda olanlardır, işte onlar saadete erenlerdir.
31:6
وَمِنَ ve wamina
ve
ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan
مَن kimi man
kimi
يَشْتَرِى satın alır yashtarī
satın alır
لَهْوَ boş lahwa
boş
ٱلْحَدِيثِ hadisi (sözü) l-ḥadīthi
hadisi (sözü)
لِيُضِلَّ saptırmak için liyuḍilla
saptırmak için
عَن yolundan ʿan
yolundan
سَبِيلِ (the) path sabīli
(the) path
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
بِغَيْرِ olmaksızın bighayri
olmaksızın
عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi
وَيَتَّخِذَهَا ve onu edinmek için wayattakhidhahā
ve onu edinmek için
هُزُوًا ۚ alay konusu huzuwan
alay konusu
أُو۟لَـٰٓئِكَ işte ulāika
işte
لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır
عَذَابٌۭ bir azab ʿadhābun
bir azab
مُّهِينٌۭ küçük düşürücü muhīnun
küçük düşürücü
٦ (6)
(6)
İnsanlar arasında, bir bilgisi olmadığı halde Allah yolundan saptırmak için gerçeği boş sözlerle değişenler ve Allah yolunu alaya alanlar vardır. İşte alçaltıcı azap bunlar içindir.
31:7
وَإِذَا ve zaman wa-idhā
ve zaman
تُتْلَىٰ okunduğu tut'lā
okunduğu
عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona
ءَايَـٰتُنَا ayetlerimiz āyātunā
ayetlerimiz
وَلَّىٰ sırtını döner wallā
sırtını döner
مُسْتَكْبِرًۭا büyüklük taslayarak mus'takbiran
büyüklük taslayarak
كَأَن sanki ka-an
sanki
لَّمْ onları hiç işitmemiş lam
onları hiç işitmemiş
يَسْمَعْهَا he (had) heard them yasmaʿhā
he (had) heard them
كَأَنَّ sanki ka-anna
sanki
فِىٓ kulaklarında
kulaklarında
أُذُنَيْهِ his ears udhunayhi
his ears
وَقْرًۭا ۖ ağırlık varmış waqran
ağırlık varmış
فَبَشِّرْهُ ona müjdele fabashir'hu
ona müjdele
بِعَذَابٍ bir azabı biʿadhābin
bir azabı
أَلِيمٍ acıklı alīmin
acıklı
٧ (7)
(7)
Ayetlerimiz sapık kimseye okunduğu zaman sanki kulaklarında ağırlık var da işitmiyormuş gibi büyüklenerek sırt çevirir. İşte ona can yakıcı azabı müjde et.
31:8
إِنَّ elbette inna
elbette
ٱلَّذِينَ kimselere alladhīna
kimselere
ءَامَنُوا۟ inanan(lara) āmanū
inanan(lara)
وَعَمِلُوا۟ ve yapanlara waʿamilū
ve yapanlara
ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ iyi işler l-ṣāliḥāti
iyi işler
لَهُمْ onlara vardır lahum
onlara vardır
جَنَّـٰتُ cennetler jannātu
cennetler
ٱلنَّعِيمِ ni'meti bol l-naʿīmi
ni'meti bol
٨ (8)
(8)
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
31:9
خَـٰلِدِينَ ebedi kalacaklardır khālidīna
ebedi kalacaklardır
فِيهَا ۖ orada fīhā
orada
وَعْدَ va'didir waʿda
va'didir
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
حَقًّۭا ۚ gerçek ḥaqqan
gerçek
وَهُوَ ve O wahuwa
ve O
ٱلْعَزِيزُ üstündür l-ʿazīzu
üstündür
ٱلْحَكِيمُ hüküm ve hikmet sahibidir l-ḥakīmu
hüküm ve hikmet sahibidir
٩ (9)
(9)
İnanıp yararlı iş işleyenler için, Allah'ın vadi gereğince temelli kalacakları nimet cennetleri vardır. O; güçlüdür, hakim'dir.
31:10
خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri
بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan
عَمَدٍۢ bir direk ʿamadin
bir direk
تَرَوْنَهَا ۖ görebildiğiniz tarawnahā
görebildiğiniz
وَأَلْقَىٰ ve attı wa-alqā
ve attı
فِى yere
yere
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
رَوَٰسِىَ sağlam ve yüksek dağlar rawāsiya
sağlam ve yüksek dağlar
أَن diye an
diye
تَمِيدَ sarsar tamīda
sarsar
بِكُمْ sizi bikum
sizi
وَبَثَّ ve yaydı wabatha
ve yaydı
فِيهَا orada fīhā
orada
مِن her çeşit min
her çeşit
كُلِّ every kulli
every
دَآبَّةٍۢ ۚ canlıyı dābbatin
canlıyı
وَأَنزَلْنَا ve indirdik wa-anzalnā
ve indirdik
مِنَ gökten mina
gökten
ٱلسَّمَآءِ the sky l-samāi
the sky
مَآءًۭ bir su māan
bir su
فَأَنۢبَتْنَا ve bitirdik fa-anbatnā
ve bitirdik
فِيهَا orada fīhā
orada
مِن her-ten min
her-ten
كُلِّ her kulli
her
زَوْجٍۢ kind zawjin
kind
كَرِيمٍ güzel (bitkiler) karīmin
güzel (bitkiler)
١٠ (10)
(10)
Allah gökleri gördüğünüz gibi direksiz yaratmış, sizi sallar diye yeryüzüne sabit dağlar koymuş; orada her türlü canlıyı yaymıştır. Gökten su indirip orada her hoş çiftten yetiştirmişizdir.
31:11
هَـٰذَا işte bunlar hādhā
işte bunlar
خَلْقُ yarattıklarıdır khalqu
yarattıklarıdır
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
فَأَرُونِى gösterin bana fa-arūnī
gösterin bana
مَاذَا ne? mādhā
ne?
خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı
ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler
مِن O'ndan başka min
O'ndan başka
دُونِهِۦ ۚ besides Him dūnihi
besides Him
بَلِ doğrusu bali
doğrusu
ٱلظَّـٰلِمُونَ o zalimler l-ẓālimūna
o zalimler
فِى içindedirler
içindedirler
ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık ḍalālin
bir sapıklık
مُّبِينٍۢ açık mubīnin
açık
١١ (11)
(11)
İşte bu Allah'ın yaratışıdır. Ondan başkasının ne yarattığını Bana gösterin. Hayır; gösteremezler, zalimler apaçık sapıklık içindedir.
31:12
وَلَقَدْ ve andolsun walaqad
ve andolsun
ءَاتَيْنَا biz verdik ātaynā
biz verdik
لُقْمَـٰنَ Lokman'a luq'māna
Lokman'a
ٱلْحِكْمَةَ hikmet l-ḥik'mata
hikmet
أَنِ için ani
için
ٱشْكُرْ şükretmesi ush'kur
şükretmesi
لِلَّهِ ۚ Allah'a lillahi
Allah'a
وَمَن ve kim waman
ve kim
يَشْكُرْ şükrederse yashkur
şükrederse
فَإِنَّمَا şüphesiz fa-innamā
şüphesiz
يَشْكُرُ şükreder yashkuru
şükreder
لِنَفْسِهِۦ ۖ kendisi için linafsihi
kendisi için
وَمَن ve kim waman
ve kim
كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse
فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
غَنِىٌّ zengindir ghaniyyun
zengindir
حَمِيدٌۭ övülmüştür ḥamīdun
övülmüştür
١٢ (12)
(12)
And olsun ki, Lokman'a, Allah'a şükretmesi için hikmet verdik. Şükreden kimse ancak kendisi için şükretmiş olur. Nankörlük eden ise, bilsin ki, Allah her şeyden müstağnidir, övülmeğe layık olandır.
31:13
وَإِذْ ve hani wa-idh
ve hani
قَالَ demişti ki qāla
demişti ki
لُقْمَـٰنُ Lokman luq'mānu
Lokman
لِٱبْنِهِۦ oğluna li-ib'nihi
oğluna
وَهُوَ O wahuwa
O
يَعِظُهُۥ öğüt vererek yaʿiẓuhu
öğüt vererek
يَـٰبُنَىَّ ey yavrum yābunayya
ey yavrum
لَا asla
asla
تُشْرِكْ ortak koşma tush'rik
ortak koşma
بِٱللَّهِ ۖ Allah'a bil-lahi
Allah'a
إِنَّ çünkü inna
çünkü
ٱلشِّرْكَ ortak koşmak l-shir'ka
ortak koşmak
لَظُلْمٌ bir zulümdür laẓul'mun
bir zulümdür
عَظِيمٌۭ büyük ʿaẓīmun
büyük
١٣ (13)
(13)
Lokman, oğluna öğüt vererek: "Ey oğulcuğum! Allah'a eş koşma, doğrusu eş koşmak büyük zulümdür" demişti.
31:14
وَوَصَّيْنَا ve biz tavsiye ettik wawaṣṣaynā
ve biz tavsiye ettik
ٱلْإِنسَـٰنَ insana l-insāna
insana
بِوَٰلِدَيْهِ ana babasını biwālidayhi
ana babasını
حَمَلَتْهُ onu taşımıştır ḥamalathu
onu taşımıştır
أُمُّهُۥ anası ummuhu
anası
وَهْنًا zayıflık wahnan
zayıflık
عَلَىٰ üstüne ʿalā
üstüne
وَهْنٍۢ zayıflıkla wahnin
zayıflıkla
وَفِصَـٰلُهُۥ ve onun sütten kesilmesi wafiṣāluhu
ve onun sütten kesilmesi
فِى içindedir
içindedir
عَامَيْنِ iki yıl ʿāmayni
iki yıl
أَنِ ki ani
ki
ٱشْكُرْ şükret ush'kur
şükret
لِى bana
bana
وَلِوَٰلِدَيْكَ ve anana-babana waliwālidayka
ve anana-babana
إِلَىَّ banadır ilayya
banadır
ٱلْمَصِيرُ dönüş l-maṣīru
dönüş
١٤ (14)
(14)
Biz insana, ana ve babasına karşı iyi davranmasını tavsiye etmişizdir. Annesi onu, güçsüzlükten güçsüzlüğe uğrayarak karnında taşımıştı. Çocuğun sütten kesilmesi iki yıl içinde olur. Bana ve ana babana şükret diye tavsiyede bulunmuşuzdur. Dönüş Bana'dır.
31:15
وَإِن ve eğer wa-in
ve eğer
جَـٰهَدَاكَ seni zorlarlarsa jāhadāka
seni zorlarlarsa
عَلَىٰٓ için ʿalā
için
أَن ortak koşman an
ortak koşman
تُشْرِكَ you associate partners tush'rika
you associate partners
بِى bana
bana
مَا bir şeyi
bir şeyi
لَيْسَ olmayan laysa
olmayan
لَكَ senin laka
senin
بِهِۦ hakkında bihi
hakkında
عِلْمٌۭ bilgin ʿil'mun
bilgin
فَلَا asla falā
asla
تُطِعْهُمَا ۖ onlara ita'at etme tuṭiʿ'humā
onlara ita'at etme
وَصَاحِبْهُمَا ve onlarla geçin waṣāḥib'humā
ve onlarla geçin
فِى dünyada
dünyada
ٱلدُّنْيَا the world l-dun'yā
the world
مَعْرُوفًۭا ۖ iyilikle maʿrūfan
iyilikle
وَٱتَّبِعْ ve uy wa-ittabiʿ
ve uy
سَبِيلَ yoluna sabīla
yoluna
مَنْ kimsenin man
kimsenin
أَنَابَ yönelen anāba
yönelen
إِلَىَّ ۚ bana ilayya
bana
ثُمَّ sonra thumma
sonra
إِلَىَّ banadır ilayya
banadır
مَرْجِعُكُمْ dönüşünüz marjiʿukum
dönüşünüz
فَأُنَبِّئُكُم size haber vereceğim fa-unabbi-ukum
size haber vereceğim
بِمَا şeyleri bimā
şeyleri
كُنتُمْ olduklarnız kuntum
olduklarnız
تَعْمَلُونَ yapıyor(lar) taʿmalūna
yapıyor(lar)
١٥ (15)
(15)
Ey insanoğlu! Ana baba, seni, körü körüne Bana ortak koşman için zorlarlarsa, onlara itaat etme; dünya işlerinde onlarla güzel geçin; Bana yönelen kimsenin yoluna uy; sonunda dönüşünüz Bana'dır. O zaman, yaptıklarınızı size bildiririm.
31:16
يَـٰبُنَىَّ ey yavrum yābunayya
ey yavrum
إِنَّهَآ onlar innahā
onlar
إِن eğer in
eğer
تَكُ bir şey olsa taku
bir şey olsa
مِثْقَالَ ağırlığınca mith'qāla
ağırlığınca
حَبَّةٍۢ danesi ḥabbatin
danesi
مِّنْ hardal min
hardal
خَرْدَلٍۢ a mustard seed khardalin
a mustard seed
فَتَكُن ve bulunsa fatakun
ve bulunsa
فِى bir kayanın içinde
bir kayanın içinde
صَخْرَةٍ a rock ṣakhratin
a rock
أَوْ veya aw
veya
فِى göklerde
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens
أَوْ veya aw
veya
فِى yerde
yerde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
يَأْتِ mutlaka getirir yati
mutlaka getirir
بِهَا onu bihā
onu
ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah
إِنَّ çünkü inna
çünkü
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
لَطِيفٌ latiftir laṭīfun
latiftir
خَبِيرٌۭ haber alır khabīrun
haber alır
١٦ (16)
(16)
Lokman: "Ey oğulcuğum! İşlediğin şey, bir hardal tanesi ağırlığınca olsa da, bir kayanın içinde veya göklerde yahut yerin derinliklerinde bulunsa, Allah onu getirip meydana kor. Doğrusu Allah Latif'tir, haberdardır".
31:17
يَـٰبُنَىَّ ey yavrum yābunayya
ey yavrum
أَقِمِ kıl aqimi
kıl
ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı
وَأْمُرْ ve emret wamur
ve emret
بِٱلْمَعْرُوفِ iyiliği bil-maʿrūfi
iyiliği
وَٱنْهَ ve vazgeçir wa-in'ha
ve vazgeçir
عَنِ kötülükten ʿani
kötülükten
ٱلْمُنكَرِ the wrong l-munkari
the wrong
وَٱصْبِرْ ve sabret wa-iṣ'bir
ve sabret
عَلَىٰ başına ʿalā
başına
مَآ ne
ne
أَصَابَكَ ۖ geldiyse aṣābaka
geldiyse
إِنَّ çünkü inna
çünkü
ذَٰلِكَ bunlar dhālika
bunlar
مِنْ yapılması gereken min
yapılması gereken
عَزْمِ the matters requiring determination ʿazmi
the matters requiring determination
ٱلْأُمُورِ işlerdendir l-umūri
işlerdendir
١٧ (17)
(17)
"Ey oğulcuğum! Namazı kıl, uygun olanı buyurup fenalığı önle, başına gelene sabret; doğrusu bunlar, azmedilmeğe değer işlerdir."
31:18
وَلَا asla walā
asla
تُصَعِّرْ çevirne tuṣaʿʿir
çevirne
خَدَّكَ yüzünü khaddaka
yüzünü
لِلنَّاسِ insanlardan lilnnāsi
insanlardan
وَلَا ve walā
ve
تَمْشِ yürüme tamshi
yürüme
فِى yeryüzünde
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
مَرَحًا ۖ böbürlenerek maraḥan
böbürlenerek
إِنَّ zira inna
zira
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
لَا sevmez
sevmez
يُحِبُّ like yuḥibbu
like
كُلَّ hepsini kulla
hepsini
مُخْتَالٍۢ kendini beğenenleri mukh'tālin
kendini beğenenleri
فَخُورٍۢ övünenleri fakhūrin
övünenleri
١٨ (18)
(18)
"İnsanları küçümseyip yüz çevirme, yeryüzünde böbürlenerek yürüme; Allah, kendini beğenip övünen hiç kimseyi şüphesiz ki sevmez."
31:19
وَٱقْصِدْ ve tutumlu ol wa-iq'ṣid
ve tutumlu ol
فِى yürüyüşünde
yürüyüşünde
مَشْيِكَ your pace mashyika
your pace
وَٱغْضُضْ ve kıs wa-ugh'ḍuḍ
ve kıs
مِن sesini min
sesini
صَوْتِكَ ۚ your voice ṣawtika
your voice
إِنَّ çünkü inna
çünkü
أَنكَرَ en çirkini ankara
en çirkini
ٱلْأَصْوَٰتِ seslerin l-aṣwāti
seslerin
لَصَوْتُ sesidir laṣawtu
sesidir
ٱلْحَمِيرِ eşeklerin l-ḥamīri
eşeklerin
١٩ (19)
(19)
"Yürüyüşünde tabii ol; sesini kıs. Seslerin en çirkini şüphesiz merkeblerin sesidir."
31:20
أَلَمْ görmediniz mi? alam
görmediniz mi?
تَرَوْا۟ you see taraw
you see
أَنَّ elbette anna
elbette
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
سَخَّرَ boyun eğdirdi sakhara
boyun eğdirdi
لَكُم size lakum
size
مَّا bulunanları
bulunanları
فِى göklerde
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens
وَمَا ve bulunanları wamā
ve bulunanları
فِى ve yerde
ve yerde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
وَأَسْبَغَ ve bol bol verdi wa-asbagha
ve bol bol verdi
عَلَيْكُمْ size ʿalaykum
size
نِعَمَهُۥ ni'metlerini niʿamahu
ni'metlerini
ظَـٰهِرَةًۭ görünür ẓāhiratan
görünür
وَبَاطِنَةًۭ ۗ ve gizli wabāṭinatan
ve gizli
وَمِنَ ve wamina
ve
ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan
مَن kimi var ki man
kimi var ki
يُجَـٰدِلُ tartışır (durur) yujādilu
tartışır (durur)
فِى hakkında
hakkında
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
بِغَيْرِ olmadan bighayri
olmadan
عِلْمٍۢ bilgisi ʿil'min
bilgisi
وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan
هُدًۭى yol göstereni hudan
yol göstereni
وَلَا ve olmadan walā
ve olmadan
كِتَـٰبٍۢ bir Kitabı kitābin
bir Kitabı
مُّنِيرٍۢ aydınlatıcı munīrin
aydınlatıcı
٢٠ (20)
(20)
Allah'ın göklerde olanları da, yerde olanları da buyruğunuz altına verdiğini, nimetlerini açık ve gizli olarak size bolca ihsan ettiğini görmez misiniz? İnsanlardan, Allah hakkında hiçbir bilgisi olmadan, doğruluk rehberi ve aydınlatıcı bir Kitap bulunmadan tartışanlar vardır.
31:21
وَإِذَا ne zaman ki wa-idhā
ne zaman ki
قِيلَ dense qīla
dense
لَهُمُ onlara lahumu
onlara
ٱتَّبِعُوا۟ uyun ittabiʿū
uyun
مَآ indirdiğine
indirdiğine
أَنزَلَ Allah (has) revealed anzala
Allah (has) revealed
ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın
قَالُوا۟ derler qālū
derler
بَلْ hayır bal
hayır
نَتَّبِعُ biz uyarız nattabiʿu
biz uyarız
مَا şeye
şeye
وَجَدْنَا bulduğumuz wajadnā
bulduğumuz
عَلَيْهِ üzerinde ʿalayhi
üzerinde
ءَابَآءَنَآ ۚ babalarımızı ābāanā
babalarımızı
أَوَلَوْ şayet awalaw
şayet
كَانَ olsa da mı? kāna
olsa da mı?
ٱلشَّيْطَـٰنُ şeytan l-shayṭānu
şeytan
يَدْعُوهُمْ onları çağırmış yadʿūhum
onları çağırmış
إِلَىٰ azabına ilā
azabına
عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment
ٱلسَّعِيرِ alevli ateşin l-saʿīri
alevli ateşin
٢١ (21)
(21)
Onlara, "Allah'ın indirdiğine uyun" denince: "Babalarımızı üzerinde bulduğumuz yola uyarız" derler. Ya şeytan, babalarını alevli ateşin azabına çağırmışsa?
31:22
۞ وَمَن ve kim waman
ve kim
يُسْلِمْ teslim ederse yus'lim
teslim ederse
وَجْهَهُۥٓ yüzünü wajhahu
yüzünü
إِلَى Allah'a ilā
Allah'a
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
وَهُوَ ve o wahuwa
ve o
مُحْسِنٌۭ güzel davranarak muḥ'sinun
güzel davranarak
فَقَدِ elbette faqadi
elbette
ٱسْتَمْسَكَ o yapışmıştır is'tamsaka
o yapışmıştır
بِٱلْعُرْوَةِ kulpa bil-ʿur'wati
kulpa
ٱلْوُثْقَىٰ ۗ en sağlam l-wuth'qā
en sağlam
وَإِلَى ve döner wa-ilā
ve döner
ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a
عَـٰقِبَةُ sonu ʿāqibatu
sonu
ٱلْأُمُورِ işlerin l-umūri
işlerin
٢٢ (22)
(22)
İyilik yaparak kendini Allah'a veren kimse, şüphesiz en sağlam kulpa sarılmış olur. İşlerin sonucu Allah'a aittir.
31:23
وَمَن ve kim waman
ve kim
كَفَرَ inkar ederse kafara
inkar ederse
فَلَا seni üzmesin falā
seni üzmesin
يَحْزُنكَ grieve you yaḥzunka
grieve you
كُفْرُهُۥٓ ۚ onun inkarı kuf'ruhu
onun inkarı
إِلَيْنَا sonunda bizedir ilaynā
sonunda bizedir
مَرْجِعُهُمْ onların dönüşleri marjiʿuhum
onların dönüşleri
فَنُنَبِّئُهُم ve kendilerine haber veririz fanunabbi-uhum
ve kendilerine haber veririz
بِمَا şeyleri bimā
şeyleri
عَمِلُوٓا۟ ۚ yaptıkları ʿamilū
yaptıkları
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
عَلِيمٌۢ bilir ʿalīmun
bilir
بِذَاتِ özünü bidhāti
özünü
ٱلصُّدُورِ göğüslerin l-ṣudūri
göğüslerin
٢٣ (23)
(23)
İnkar edenin inkarcılığı seni üzmesin; onların dönüşü Bize'dir; o zaman, yaptıklarını kendilerine haber veririz. Allah, kalblerde olanı şüphesiz bilir.
31:24
نُمَتِّعُهُمْ onları yaşatırız numattiʿuhum
onları yaşatırız
قَلِيلًۭا biraz qalīlan
biraz
ثُمَّ sonra thumma
sonra
نَضْطَرُّهُمْ süreriz naḍṭarruhum
süreriz
إِلَىٰ bir azaba ilā
bir azaba
عَذَابٍ a punishment ʿadhābin
a punishment
غَلِيظٍۢ kaba ghalīẓin
kaba
٢٤ (24)
(24)
Onları az bir süre geçindiririz, sonra da ağır bir azaba sürükleriz.
31:25
وَلَئِن ve andolsun wala-in
ve andolsun
سَأَلْتَهُم onlara sorsan sa-altahum
onlara sorsan
مَّنْ kim? man
kim?
خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ gökleri l-samāwāti
gökleri
وَٱلْأَرْضَ ve yeri wal-arḍa
ve yeri
لَيَقُولُنَّ mutlaka derler layaqūlunna
mutlaka derler
ٱللَّهُ ۚ Allah l-lahu
Allah
قُلِ de ki quli
de ki
ٱلْحَمْدُ hamd l-ḥamdu
hamd
لِلَّهِ ۚ Allah'a layıktır lillahi
Allah'a layıktır
بَلْ hayır bal
hayır
أَكْثَرُهُمْ çokları aktharuhum
çokları
لَا bilmezler
bilmezler
يَعْلَمُونَ know yaʿlamūna
know
٢٥ (25)
(25)
And olsun ki onlara: "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan, "Allah'tır" derler. De ki: "Hamd Allah'a mahsustur", ama çoğu bilmezler.
31:26
لِلَّهِ Allah'ındır lillahi
Allah'ındır
مَا ne varsa
ne varsa
فِى göklerde
göklerde
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens
وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerde wal-arḍi
ve yerde
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
هُوَ işte O'dur huwa
işte O'dur
ٱلْغَنِىُّ zengin l-ghaniyu
zengin
ٱلْحَمِيدُ övülen l-ḥamīdu
övülen
٢٦ (26)
(26)
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. Şüphesiz Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
31:27
وَلَوْ şayet olsa walaw
şayet olsa
أَنَّمَا bulunan annamā
bulunan
فِى yeryüzünde
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
مِن ağaçlar min
ağaçlar
شَجَرَةٍ (the) trees shajaratin
(the) trees
أَقْلَـٰمٌۭ kalem aqlāmun
kalem
وَٱلْبَحْرُ ve deniz (mürekkep) wal-baḥru
ve deniz (mürekkep)
يَمُدُّهُۥ ona katılsa yamudduhu
ona katılsa
مِنۢ arkasından min
arkasından
بَعْدِهِۦ after it baʿdihi
after it
سَبْعَةُ yedi sabʿatu
yedi
أَبْحُرٍۢ deniz (daha) abḥurin
deniz (daha)
مَّا yine tükenmez
yine tükenmez
نَفِدَتْ would be exhausted nafidat
would be exhausted
كَلِمَـٰتُ kelimeleri kalimātu
kelimeleri
ٱللَّهِ ۗ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
عَزِيزٌ üstündür ʿazīzun
üstündür
حَكِيمٌۭ hikmet sahibidir ḥakīmun
hikmet sahibidir
٢٧ (27)
(27)
Eğer yeryüzündeki ağaçlar kalem olsa, denizler mürekkep olsa ve yedi misli deniz de yedekte bulunup yazılsa yine de Allah'ın sözleri bitmezdi. Doğrusu Allah güçlüdür, hakim'dir.
31:28
مَّا değildir
değildir
خَلْقُكُمْ sizin yaratılmanız khalqukum
sizin yaratılmanız
وَلَا ve değildir walā
ve değildir
بَعْثُكُمْ diriltilmeniz baʿthukum
diriltilmeniz
إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey
كَنَفْسٍۢ kişi(nin yaratılmasından) kanafsin
kişi(nin yaratılmasından)
وَٰحِدَةٍ ۗ bir tek wāḥidatin
bir tek
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
سَمِيعٌۢ işitendir samīʿun
işitendir
بَصِيرٌ görendir baṣīrun
görendir
٢٨ (28)
(28)
Ey insanlar! Sizin yaratılmanız ve tekrar dirilmeniz tek bir nefsin yaratılması ve tekrar diriltilmesi gibidir. Şüphesiz Allah işitendir, görendir.
31:29
أَلَمْ görmedin mi alam
görmedin mi
تَرَ you see tara
you see
أَنَّ şüphesiz anna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
يُولِجُ sokuyor yūliju
sokuyor
ٱلَّيْلَ geceyi al-layla
geceyi
فِى içine
içine
ٱلنَّهَارِ gündüzün l-nahāri
gündüzün
وَيُولِجُ ve sokuyor wayūliju
ve sokuyor
ٱلنَّهَارَ gündüzü l-nahāra
gündüzü
فِى içine
içine
ٱلَّيْلِ gecenin al-layli
gecenin
وَسَخَّرَ ve emrine boyun eğdirmiştir wasakhara
ve emrine boyun eğdirmiştir
ٱلشَّمْسَ güneşi l-shamsa
güneşi
وَٱلْقَمَرَ ve ayı wal-qamara
ve ayı
كُلٌّۭ her biri kullun
her biri
يَجْرِىٓ akıp gider yajrī
akıp gider
إِلَىٰٓ kadar ilā
kadar
أَجَلٍۢ bir süreye ajalin
bir süreye
مُّسَمًّۭى belli musamman
belli
وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
بِمَا yaptıklarınızı bimā
yaptıklarınızı
تَعْمَلُونَ you do taʿmalūna
you do
خَبِيرٌۭ haber almaktadır khabīrun
haber almaktadır
٢٩ (29)
(29)
Allah'ın geceyi gündüze ve gündüzü geceye kattığını, her biri belirli bir süreye kadar hareket edecek olan güneşi ve ayı buyruk altında tuttuğunu; Allah'ın, yaptıklarınızdan haberdar olduğunu bilmez misin?
31:30
ذَٰلِكَ böyledir dhālika
böyledir
بِأَنَّ çünkü bi-anna
çünkü
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
هُوَ O huwa
O
ٱلْحَقُّ haktır l-ḥaqu
haktır
وَأَنَّ ve elbette wa-anna
ve elbette
مَا yalvardıkları
yalvardıkları
يَدْعُونَ they call yadʿūna
they call
مِن O'ndan başka min
O'ndan başka
دُونِهِ besides Him dūnihi
besides Him
ٱلْبَـٰطِلُ batıldır l-bāṭilu
batıldır
وَأَنَّ ve gerçekten wa-anna
ve gerçekten
ٱللَّهَ Allah'tır l-laha
Allah'tır
هُوَ O huwa
O
ٱلْعَلِىُّ ulu l-ʿaliyu
ulu
ٱلْكَبِيرُ ve büyük l-kabīru
ve büyük
٣٠ (30)
(30)
Bu, Allah'ın hak olmasından ve O'ndan başka taptıkları şeylerin batıl olmasındandır. Doğrusu Allah yücedir, büyüktür.
31:31
أَلَمْ görmedin mi? alam
görmedin mi?
تَرَ you see tara
you see
أَنَّ ki anna
ki
ٱلْفُلْكَ gemiler l-ful'ka
gemiler
تَجْرِى gidiyor tajrī
gidiyor
فِى denizde
denizde
ٱلْبَحْرِ the sea l-baḥri
the sea
بِنِعْمَتِ ni'metiyle biniʿ'mati
ni'metiyle
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
لِيُرِيَكُم size göstersin diye liyuriyakum
size göstersin diye
مِّنْ bir kısım min
bir kısım
ءَايَـٰتِهِۦٓ ۚ ayetlerini āyātihi
ayetlerini
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
فِى vardır
vardır
ذَٰلِكَ bunda dhālika
bunda
لَـَٔايَـٰتٍۢ ibretler laāyātin
ibretler
لِّكُلِّ herkes için likulli
herkes için
صَبَّارٍۢ sabreden ṣabbārin
sabreden
شَكُورٍۢ şükreden shakūrin
şükreden
٣١ (31)
(31)
Gemilerin denizde Allah'ın lütfuyla yürüdüğünü görmez misin? Allah böylece size varlığının delillerini gösterir. Bunlarda, pek sabırlı ve çok şükreden kimselerin hepsine dersler vardır.
31:32
وَإِذَا ve zaman wa-idhā
ve zaman
غَشِيَهُم onları sardığı ghashiyahum
onları sardığı
مَّوْجٌۭ dalga(lar) mawjun
dalga(lar)
كَٱلظُّلَلِ gölgeler gibi kal-ẓulali
gölgeler gibi
دَعَوُا۟ yalvarırlar daʿawū
yalvarırlar
ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a
مُخْلِصِينَ yalnız has kılarak mukh'liṣīna
yalnız has kılarak
لَهُ O'na lahu
O'na
ٱلدِّينَ dini l-dīna
dini
فَلَمَّا fakat o zaman falammā
fakat o zaman
نَجَّىٰهُمْ onları kurtarınca najjāhum
onları kurtarınca
إِلَى karaya çıkarıp ilā
karaya çıkarıp
ٱلْبَرِّ the land l-bari
the land
فَمِنْهُم içlerinden bir kısmı famin'hum
içlerinden bir kısmı
مُّقْتَصِدٌۭ ۚ orta yolu tutar muq'taṣidun
orta yolu tutar
وَمَا zaten wamā
zaten
يَجْحَدُ inkar etmez yajḥadu
inkar etmez
بِـَٔايَـٰتِنَآ bizim ayetlerimizi biāyātinā
bizim ayetlerimizi
إِلَّا başkası illā
başkası
كُلُّ her kullu
her
خَتَّارٍۢ gaddarlardan khattārin
gaddarlardan
كَفُورٍۢ inkarcıdan kafūrin
inkarcıdan
٣٢ (32)
(32)
Dağlar gibi dalgalar insanları kuşattığı zaman, dini tamamen Allah'a has kılarak O'na yalvarırlar; onları karaya çıkararak kurtardığında, içlerinden bir kısmı doğru yolda kalır. Zaten ayetlerimizi bilerek ancak hain nankörler inkar eder.
31:33
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar
ٱتَّقُوا۟ korkun ittaqū
korkun
رَبَّكُمْ Rabbinizden rabbakum
Rabbinizden
وَٱخْشَوْا۟ ve çekinin wa-ikh'shaw
ve çekinin
يَوْمًۭا günden (ki) yawman
günden (ki)
لَّا ödeyemez
ödeyemez
يَجْزِى can avail yajzī
can avail
وَالِدٌ baba wālidun
baba
عَن çocuğunun ʿan
çocuğunun
وَلَدِهِۦ his son waladihi
his son
وَلَا değildir walā
değildir
مَوْلُودٌ çocuk da mawlūdun
çocuk da
هُوَ o huwa
o
جَازٍ ödeyecek jāzin
ödeyecek
عَن için ʿan
için
وَالِدِهِۦ babası wālidihi
babası
شَيْـًٔا ۚ bir şey shayan
bir şey
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
وَعْدَ va'di waʿda
va'di
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
حَقٌّۭ ۖ gerçektir ḥaqqun
gerçektir
فَلَا asla falā
asla
تَغُرَّنَّكُمُ sizi aldatmasın taghurrannakumu
sizi aldatmasın
ٱلْحَيَوٰةُ hayatı l-ḥayatu
hayatı
ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya
وَلَا ve asla walā
ve asla
يَغُرَّنَّكُم sizi aldatmasın yaghurrannakum
sizi aldatmasın
بِٱللَّهِ Allah hakkında bil-lahi
Allah hakkında
ٱلْغَرُورُ aldatıcı (şeytan) l-gharūru
aldatıcı (şeytan)
٣٣ (33)
(33)
Ey insanlar! Rabbinize karşı gelmekten sakının. Babanın oğlu, oğulun da babası için bir şey ödeyemeyeceği günden korkun. Allah'ın verdiği söz şüphesiz gerçektir. Dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Allah'ın affına güvendirerek şeytan sizi ayartmasın.
31:34
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
عِندَهُۥ O'nun yanındadır ʿindahu
O'nun yanındadır
عِلْمُ bilgisi ʿil'mu
bilgisi
ٱلسَّاعَةِ sa'atin l-sāʿati
sa'atin
وَيُنَزِّلُ ve O yağdırır wayunazzilu
ve O yağdırır
ٱلْغَيْثَ yağmuru l-ghaytha
yağmuru
وَيَعْلَمُ ve bilir wayaʿlamu
ve bilir
مَا olanı
olanı
فِى rahimlerde
rahimlerde
ٱلْأَرْحَامِ ۖ the wombs l-arḥāmi
the wombs
وَمَا ve wamā
ve
تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez
نَفْسٌۭ hiç kimse nafsun
hiç kimse
مَّاذَا ne mādhā
ne
تَكْسِبُ kazanacağını taksibu
kazanacağını
غَدًۭا ۖ yarın ghadan
yarın
وَمَا ve wamā
ve
تَدْرِى bilmez tadrī
bilmez
نَفْسٌۢ hiç kimse nafsun
hiç kimse
بِأَىِّ hangi bi-ayyi
hangi
أَرْضٍۢ yerde arḍin
yerde
تَمُوتُ ۚ öleceğini tamūtu
öleceğini
إِنَّ şüphesiz yalnız inna
şüphesiz yalnız
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
عَلِيمٌ bilendir ʿalīmun
bilendir
خَبِيرٌۢ haberi olandır khabīrun
haberi olandır
٣٤ (34)
(34)
Kıyamet saatini bilmek ancak Allah'a mahsustur. Yağmuru O indirir, rahimlerde bulunanı O bilir, kimse yarın ne kazanacağını bilmez ve hiç kimse nerede öleceğini bilemez. Allah şüphesiz bilendir, her şeyden haberdardır.