33
Ahzab
الأحزاب
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
33:1
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber ٱتَّقِ kork ittaqi
kork ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَلَا ve asla walā
ve asla تُطِعِ ita'at etme tuṭiʿi
ita'at etme ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗ ve münafıklara wal-munāfiqīna
ve münafıklara إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ bilendir kāna
bilendir عَلِيمًا All-Knower ʿalīman
All-Knower حَكِيمًۭا hüküm ve hikmet sahibidir ḥakīman
hüküm ve hikmet sahibidir ١ (1)
(1)
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber ٱتَّقِ kork ittaqi
kork ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَلَا ve asla walā
ve asla تُطِعِ ita'at etme tuṭiʿi
ita'at etme ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗ ve münafıklara wal-munāfiqīna
ve münafıklara إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ bilendir kāna
bilendir عَلِيمًا All-Knower ʿalīman
All-Knower حَكِيمًۭا hüküm ve hikmet sahibidir ḥakīman
hüküm ve hikmet sahibidir ١ (1)
(1)
Ey peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim'dir.
33:2
وَٱتَّبِعْ
ve uy
wa-ittabiʿ
ve uy مَا şeye mā
şeye يُوحَىٰٓ vahyedilen yūḥā
vahyedilen إِلَيْكَ sana ilayka
sana مِن Rabbinden min
Rabbinden رَّبِّكَ ۚ your Lord rabbika
your Lord إِنَّ muhakkak ki inna
muhakkak ki ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ şeyleri kāna
şeyleri بِمَا of what bimā
of what تَعْمَلُونَ yaptıklarınız taʿmalūna
yaptıklarınız خَبِيرًۭا haber almaktadır; khabīran
haber almaktadır; ٢ (2)
(2)
ve uy مَا şeye mā
şeye يُوحَىٰٓ vahyedilen yūḥā
vahyedilen إِلَيْكَ sana ilayka
sana مِن Rabbinden min
Rabbinden رَّبِّكَ ۚ your Lord rabbika
your Lord إِنَّ muhakkak ki inna
muhakkak ki ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ şeyleri kāna
şeyleri بِمَا of what bimā
of what تَعْمَلُونَ yaptıklarınız taʿmalūna
yaptıklarınız خَبِيرًۭا haber almaktadır; khabīran
haber almaktadır; ٢ (2)
(2)
Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
33:3
وَتَوَكَّلْ
ve dayan
watawakkal
ve dayan عَلَى Allah'a ʿalā
Allah'a ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah وَكَفَىٰ yeter wakafā
yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah وَكِيلًۭا vekil olarak wakīlan
vekil olarak ٣ (3)
(3)
ve dayan عَلَى Allah'a ʿalā
Allah'a ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah وَكَفَىٰ yeter wakafā
yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah وَكِيلًۭا vekil olarak wakīlan
vekil olarak ٣ (3)
(3)
Allah'a güven, Allah, vekil olarak yeter.
33:4
مَّا
yaratmadı
mā
yaratmadı جَعَلَ Allah (has) made jaʿala
Allah (has) made ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لِرَجُلٍۢ bir adama lirajulin
bir adama مِّن iki kalb min
iki kalb قَلْبَيْنِ two hearts qalbayni
two hearts فِى (göğüs) boşluğunda fī
(göğüs) boşluğunda جَوْفِهِۦ ۚ his interior jawfihi
his interior وَمَا ve wamā
ve جَعَلَ yapmadı jaʿala
yapmadı أَزْوَٰجَكُمُ eşlerinizi azwājakumu
eşlerinizi ٱلَّـٰٓـِٔى zıhar yaptığınız allāī
zıhar yaptığınız تُظَـٰهِرُونَ you declare unlawful tuẓāhirūna
you declare unlawful مِنْهُنَّ onlarla min'hunna
onlarla أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ sizin anneleriniz ummahātikum
sizin anneleriniz وَمَا ve wamā
ve جَعَلَ kılmadı jaʿala
kılmadı أَدْعِيَآءَكُمْ evlatlıklarınızı adʿiyāakum
evlatlıklarınızı أَبْنَآءَكُمْ ۚ sizin öz oğullarınız abnāakum
sizin öz oğullarınız ذَٰلِكُمْ bunlar dhālikum
bunlar قَوْلُكُم sizin sözlerinizdir qawlukum
sizin sözlerinizdir بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ ağızlarınıza gelen bi-afwāhikum
ağızlarınıza gelen وَٱللَّهُ Allah wal-lahu
Allah يَقُولُ söyler yaqūlu
söyler ٱلْحَقَّ gerçeği l-ḥaqa
gerçeği وَهُوَ ve O wahuwa
ve O يَهْدِى iletir yahdī
iletir ٱلسَّبِيلَ doğru yola l-sabīla
doğru yola ٤ (4)
(4)
yaratmadı جَعَلَ Allah (has) made jaʿala
Allah (has) made ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لِرَجُلٍۢ bir adama lirajulin
bir adama مِّن iki kalb min
iki kalb قَلْبَيْنِ two hearts qalbayni
two hearts فِى (göğüs) boşluğunda fī
(göğüs) boşluğunda جَوْفِهِۦ ۚ his interior jawfihi
his interior وَمَا ve wamā
ve جَعَلَ yapmadı jaʿala
yapmadı أَزْوَٰجَكُمُ eşlerinizi azwājakumu
eşlerinizi ٱلَّـٰٓـِٔى zıhar yaptığınız allāī
zıhar yaptığınız تُظَـٰهِرُونَ you declare unlawful tuẓāhirūna
you declare unlawful مِنْهُنَّ onlarla min'hunna
onlarla أُمَّهَـٰتِكُمْ ۚ sizin anneleriniz ummahātikum
sizin anneleriniz وَمَا ve wamā
ve جَعَلَ kılmadı jaʿala
kılmadı أَدْعِيَآءَكُمْ evlatlıklarınızı adʿiyāakum
evlatlıklarınızı أَبْنَآءَكُمْ ۚ sizin öz oğullarınız abnāakum
sizin öz oğullarınız ذَٰلِكُمْ bunlar dhālikum
bunlar قَوْلُكُم sizin sözlerinizdir qawlukum
sizin sözlerinizdir بِأَفْوَٰهِكُمْ ۖ ağızlarınıza gelen bi-afwāhikum
ağızlarınıza gelen وَٱللَّهُ Allah wal-lahu
Allah يَقُولُ söyler yaqūlu
söyler ٱلْحَقَّ gerçeği l-ḥaqa
gerçeği وَهُوَ ve O wahuwa
ve O يَهْدِى iletir yahdī
iletir ٱلسَّبِيلَ doğru yola l-sabīla
doğru yola ٤ (4)
(4)
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
33:5
ٱدْعُوهُمْ
onları çağırın
id'ʿūhum
onları çağırın لِـَٔابَآئِهِمْ babalarına nisbetle liābāihim
babalarına nisbetle هُوَ bu huwa
bu أَقْسَطُ daha adaletlidir aqsaṭu
daha adaletlidir عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah فَإِن eğer fa-in
eğer لَّمْ bilmiyorsanız lam
bilmiyorsanız تَعْلَمُوٓا۟ you know taʿlamū
you know ءَابَآءَهُمْ babalarını ābāahum
babalarını فَإِخْوَٰنُكُمْ onlar sizin kardeşlerinizdir fa-ikh'wānukum
onlar sizin kardeşlerinizdir فِى dinde fī
dinde ٱلدِّينِ [the] religion l-dīni
[the] religion وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ ve dostlarınızdır wamawālīkum
ve dostlarınızdır وَلَيْسَ ve yoktur walaysa
ve yoktur عَلَيْكُمْ size ʿalaykum
size جُنَاحٌۭ bir günah junāḥun
bir günah فِيمَآ yaptığınızda fīmā
yaptığınızda أَخْطَأْتُم yanılarak akhṭatum
yanılarak بِهِۦ bu konuda bihi
bu konuda وَلَـٰكِن fakat vardır walākin
fakat vardır مَّا bile bile yaptığında mā
bile bile yaptığında تَعَمَّدَتْ intended taʿammadat
intended قُلُوبُكُمْ ۚ kalblerinizin qulūbukum
kalblerinizin وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥ (5)
(5)
onları çağırın لِـَٔابَآئِهِمْ babalarına nisbetle liābāihim
babalarına nisbetle هُوَ bu huwa
bu أَقْسَطُ daha adaletlidir aqsaṭu
daha adaletlidir عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah فَإِن eğer fa-in
eğer لَّمْ bilmiyorsanız lam
bilmiyorsanız تَعْلَمُوٓا۟ you know taʿlamū
you know ءَابَآءَهُمْ babalarını ābāahum
babalarını فَإِخْوَٰنُكُمْ onlar sizin kardeşlerinizdir fa-ikh'wānukum
onlar sizin kardeşlerinizdir فِى dinde fī
dinde ٱلدِّينِ [the] religion l-dīni
[the] religion وَمَوَٰلِيكُمْ ۚ ve dostlarınızdır wamawālīkum
ve dostlarınızdır وَلَيْسَ ve yoktur walaysa
ve yoktur عَلَيْكُمْ size ʿalaykum
size جُنَاحٌۭ bir günah junāḥun
bir günah فِيمَآ yaptığınızda fīmā
yaptığınızda أَخْطَأْتُم yanılarak akhṭatum
yanılarak بِهِۦ bu konuda bihi
bu konuda وَلَـٰكِن fakat vardır walākin
fakat vardır مَّا bile bile yaptığında mā
bile bile yaptığında تَعَمَّدَتْ intended taʿammadat
intended قُلُوبُكُمْ ۚ kalblerinizin qulūbukum
kalblerinizin وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥ (5)
(5)
Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.
33:6
ٱلنَّبِىُّ
peygamber
al-nabiyu
peygamber أَوْلَىٰ daha yakındır awlā
daha yakındır بِٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere bil-mu'minīna
mü'minlere مِنْ canlarından min
canlarından أَنفُسِهِمْ ۖ their own selves anfusihim
their own selves وَأَزْوَٰجُهُۥٓ ve onun eşleri wa-azwājuhu
ve onun eşleri أُمَّهَـٰتُهُمْ ۗ onların anneleridir ummahātuhum
onların anneleridir وَأُو۟لُوا۟ (anne tarafından akrabalar) wa-ulū
(anne tarafından akrabalar) ٱلْأَرْحَامِ (anne tarafından akrabalar) l-arḥāmi
(anne tarafından akrabalar) بَعْضُهُمْ bir kısmı baʿḍuhum
bir kısmı أَوْلَىٰ daha yakındırlar awlā
daha yakındırlar بِبَعْضٍۢ diğerine bibaʿḍin
diğerine فِى kitabında fī
kitabında كِتَـٰبِ (the) Decree kitābi
(the) Decree ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın مِنَ öteki mina
öteki ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlerden l-mu'minīna
mü'minlerden وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ ve muhacirlerden wal-muhājirīna
ve muhacirlerden إِلَّآ ancak hariç illā
ancak hariç أَن yapmanız an
yapmanız تَفْعَلُوٓا۟ you do tafʿalū
you do إِلَىٰٓ dostlarınıza ilā
dostlarınıza أَوْلِيَآئِكُم your friends awliyāikum
your friends مَّعْرُوفًۭا ۚ bir iyilik maʿrūfan
bir iyilik كَانَ bunlar kāna
bunlar ذَٰلِكَ That is dhālika
That is فِى Kitapta fī
Kitapta ٱلْكِتَـٰبِ the Book l-kitābi
the Book مَسْطُورًۭا yazılmıştır masṭūran
yazılmıştır ٦ (6)
(6)
peygamber أَوْلَىٰ daha yakındır awlā
daha yakındır بِٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere bil-mu'minīna
mü'minlere مِنْ canlarından min
canlarından أَنفُسِهِمْ ۖ their own selves anfusihim
their own selves وَأَزْوَٰجُهُۥٓ ve onun eşleri wa-azwājuhu
ve onun eşleri أُمَّهَـٰتُهُمْ ۗ onların anneleridir ummahātuhum
onların anneleridir وَأُو۟لُوا۟ (anne tarafından akrabalar) wa-ulū
(anne tarafından akrabalar) ٱلْأَرْحَامِ (anne tarafından akrabalar) l-arḥāmi
(anne tarafından akrabalar) بَعْضُهُمْ bir kısmı baʿḍuhum
bir kısmı أَوْلَىٰ daha yakındırlar awlā
daha yakındırlar بِبَعْضٍۢ diğerine bibaʿḍin
diğerine فِى kitabında fī
kitabında كِتَـٰبِ (the) Decree kitābi
(the) Decree ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın مِنَ öteki mina
öteki ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlerden l-mu'minīna
mü'minlerden وَٱلْمُهَـٰجِرِينَ ve muhacirlerden wal-muhājirīna
ve muhacirlerden إِلَّآ ancak hariç illā
ancak hariç أَن yapmanız an
yapmanız تَفْعَلُوٓا۟ you do tafʿalū
you do إِلَىٰٓ dostlarınıza ilā
dostlarınıza أَوْلِيَآئِكُم your friends awliyāikum
your friends مَّعْرُوفًۭا ۚ bir iyilik maʿrūfan
bir iyilik كَانَ bunlar kāna
bunlar ذَٰلِكَ That is dhālika
That is فِى Kitapta fī
Kitapta ٱلْكِتَـٰبِ the Book l-kitābi
the Book مَسْطُورًۭا yazılmıştır masṭūran
yazılmıştır ٦ (6)
(6)
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
33:7
وَإِذْ
ve hani
wa-idh
ve hani أَخَذْنَا biz almıştık akhadhnā
biz almıştık مِنَ peygamberlerden mina
peygamberlerden ٱلنَّبِيِّـۧنَ the Prophets l-nabiyīna
the Prophets مِيثَـٰقَهُمْ ahidlerini mīthāqahum
ahidlerini وَمِنكَ ve senden waminka
ve senden وَمِن ve wamin
ve نُّوحٍۢ Nuh'dan nūḥin
Nuh'dan وَإِبْرَٰهِيمَ ve İbrahim'den wa-ib'rāhīma
ve İbrahim'den وَمُوسَىٰ ve Musa'dan wamūsā
ve Musa'dan وَعِيسَى ve Îsa'dan waʿīsā
ve Îsa'dan ٱبْنِ oğlu ib'ni
oğlu مَرْيَمَ ۖ Meryem maryama
Meryem وَأَخَذْنَا ve almıştık wa-akhadhnā
ve almıştık مِنْهُم onlardan min'hum
onlardan مِّيثَـٰقًا söz mīthāqan
söz غَلِيظًۭا sapasağlam ghalīẓan
sapasağlam ٧ (7)
(7)
ve hani أَخَذْنَا biz almıştık akhadhnā
biz almıştık مِنَ peygamberlerden mina
peygamberlerden ٱلنَّبِيِّـۧنَ the Prophets l-nabiyīna
the Prophets مِيثَـٰقَهُمْ ahidlerini mīthāqahum
ahidlerini وَمِنكَ ve senden waminka
ve senden وَمِن ve wamin
ve نُّوحٍۢ Nuh'dan nūḥin
Nuh'dan وَإِبْرَٰهِيمَ ve İbrahim'den wa-ib'rāhīma
ve İbrahim'den وَمُوسَىٰ ve Musa'dan wamūsā
ve Musa'dan وَعِيسَى ve Îsa'dan waʿīsā
ve Îsa'dan ٱبْنِ oğlu ib'ni
oğlu مَرْيَمَ ۖ Meryem maryama
Meryem وَأَخَذْنَا ve almıştık wa-akhadhnā
ve almıştık مِنْهُم onlardan min'hum
onlardan مِّيثَـٰقًا söz mīthāqan
söz غَلِيظًۭا sapasağlam ghalīẓan
sapasağlam ٧ (7)
(7)
Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır.
33:8
لِّيَسْـَٔلَ
sorması için
liyasala
sorması için ٱلصَّـٰدِقِينَ doğrulara l-ṣādiqīna
doğrulara عَن doğruluklarından ʿan
doğruluklarından صِدْقِهِمْ ۚ their truth ṣid'qihim
their truth وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لِلْكَـٰفِرِينَ kafirler için lil'kāfirīna
kafirler için عَذَابًا bir azab ʿadhāban
bir azab أَلِيمًۭا acıklı alīman
acıklı ٨ (8)
(8)
sorması için ٱلصَّـٰدِقِينَ doğrulara l-ṣādiqīna
doğrulara عَن doğruluklarından ʿan
doğruluklarından صِدْقِهِمْ ۚ their truth ṣid'qihim
their truth وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لِلْكَـٰفِرِينَ kafirler için lil'kāfirīna
kafirler için عَذَابًا bir azab ʿadhāban
bir azab أَلِيمًۭا acıklı alīman
acıklı ٨ (8)
(8)
Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.
33:9
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱذْكُرُوا۟ hatırlayın udh'kurū
hatırlayın نِعْمَةَ ni'metini niʿ'mata
ni'metini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın عَلَيْكُمْ size olan ʿalaykum
size olan إِذْ hani bir zaman idh
hani bir zaman جَآءَتْكُمْ size gelmişti jāatkum
size gelmişti جُنُودٌۭ ordular junūdun
ordular فَأَرْسَلْنَا ve biz göndermiştik fa-arsalnā
ve biz göndermiştik عَلَيْهِمْ onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine رِيحًۭا bir rüzgar rīḥan
bir rüzgar وَجُنُودًۭا ve ordular wajunūdan
ve ordular لَّمْ sizin görmediğiniz lam
sizin görmediğiniz تَرَوْهَا ۚ you (could) see them tarawhā
you (could) see them وَكَانَ ve idi wakāna
ve idi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِمَا şeyleri bimā
şeyleri تَعْمَلُونَ yaptıklarınız taʿmalūna
yaptıklarınız بَصِيرًا görmekte baṣīran
görmekte ٩ (9)
(9)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱذْكُرُوا۟ hatırlayın udh'kurū
hatırlayın نِعْمَةَ ni'metini niʿ'mata
ni'metini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın عَلَيْكُمْ size olan ʿalaykum
size olan إِذْ hani bir zaman idh
hani bir zaman جَآءَتْكُمْ size gelmişti jāatkum
size gelmişti جُنُودٌۭ ordular junūdun
ordular فَأَرْسَلْنَا ve biz göndermiştik fa-arsalnā
ve biz göndermiştik عَلَيْهِمْ onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine رِيحًۭا bir rüzgar rīḥan
bir rüzgar وَجُنُودًۭا ve ordular wajunūdan
ve ordular لَّمْ sizin görmediğiniz lam
sizin görmediğiniz تَرَوْهَا ۚ you (could) see them tarawhā
you (could) see them وَكَانَ ve idi wakāna
ve idi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِمَا şeyleri bimā
şeyleri تَعْمَلُونَ yaptıklarınız taʿmalūna
yaptıklarınız بَصِيرًا görmekte baṣīran
görmekte ٩ (9)
(9)
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.
33:10
إِذْ
hani
idh
hani جَآءُوكُم onlar gelmişlerdi jāūkum
onlar gelmişlerdi مِّن üstünüzden min
üstünüzden فَوْقِكُمْ above you fawqikum
above you وَمِنْ ve wamin
ve أَسْفَلَ alt tarafınızdan asfala
alt tarafınızdan مِنكُمْ sizin minkum
sizin وَإِذْ ve hani wa-idh
ve hani زَاغَتِ kaymıştı zāghati
kaymıştı ٱلْأَبْصَـٰرُ gözler l-abṣāru
gözler وَبَلَغَتِ ve dayanmıştı wabalaghati
ve dayanmıştı ٱلْقُلُوبُ yürekler l-qulūbu
yürekler ٱلْحَنَاجِرَ hançerelere l-ḥanājira
hançerelere وَتَظُنُّونَ ve zanda bulunuyordunuz wataẓunnūna
ve zanda bulunuyordunuz بِٱللَّهِ Allah hakında bil-lahi
Allah hakında ٱلظُّنُونَا۠ türlü düşüncelerle l-ẓunūnā
türlü düşüncelerle ١٠ (10)
(10)
hani جَآءُوكُم onlar gelmişlerdi jāūkum
onlar gelmişlerdi مِّن üstünüzden min
üstünüzden فَوْقِكُمْ above you fawqikum
above you وَمِنْ ve wamin
ve أَسْفَلَ alt tarafınızdan asfala
alt tarafınızdan مِنكُمْ sizin minkum
sizin وَإِذْ ve hani wa-idh
ve hani زَاغَتِ kaymıştı zāghati
kaymıştı ٱلْأَبْصَـٰرُ gözler l-abṣāru
gözler وَبَلَغَتِ ve dayanmıştı wabalaghati
ve dayanmıştı ٱلْقُلُوبُ yürekler l-qulūbu
yürekler ٱلْحَنَاجِرَ hançerelere l-ḥanājira
hançerelere وَتَظُنُّونَ ve zanda bulunuyordunuz wataẓunnūna
ve zanda bulunuyordunuz بِٱللَّهِ Allah hakında bil-lahi
Allah hakında ٱلظُّنُونَا۠ türlü düşüncelerle l-ẓunūnā
türlü düşüncelerle ١٠ (10)
(10)
Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.
33:11
هُنَالِكَ
işte orada
hunālika
işte orada ٱبْتُلِىَ denenmişti ub'tuliya
denenmişti ٱلْمُؤْمِنُونَ mü'minler l-mu'minūna
mü'minler وَزُلْزِلُوا۟ ve sarsılmışlardı wazul'zilū
ve sarsılmışlardı زِلْزَالًۭا bir sarsıntı ile zil'zālan
bir sarsıntı ile شَدِيدًۭا şiddetli shadīdan
şiddetli ١١ (11)
(11)
işte orada ٱبْتُلِىَ denenmişti ub'tuliya
denenmişti ٱلْمُؤْمِنُونَ mü'minler l-mu'minūna
mü'minler وَزُلْزِلُوا۟ ve sarsılmışlardı wazul'zilū
ve sarsılmışlardı زِلْزَالًۭا bir sarsıntı ile zil'zālan
bir sarsıntı ile شَدِيدًۭا şiddetli shadīdan
şiddetli ١١ (11)
(11)
İşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.
33:12
وَإِذْ
ve hani
wa-idh
ve hani يَقُولُ diyordu yaqūlu
diyordu ٱلْمُنَـٰفِقُونَ münafıklar l-munāfiqūna
münafıklar وَٱلَّذِينَ ve bulunanlar wa-alladhīna
ve bulunanlar فِى kalblerinde fī
kalblerinde قُلُوبِهِم their hearts qulūbihim
their hearts مَّرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık مَّا bize vaadde bulunmadı mā
bize vaadde bulunmadı وَعَدَنَا Allah promised us waʿadanā
Allah promised us ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥٓ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü إِلَّا dışında illā
dışında غُرُورًۭا boş vaatler ghurūran
boş vaatler ١٢ (12)
(12)
ve hani يَقُولُ diyordu yaqūlu
diyordu ٱلْمُنَـٰفِقُونَ münafıklar l-munāfiqūna
münafıklar وَٱلَّذِينَ ve bulunanlar wa-alladhīna
ve bulunanlar فِى kalblerinde fī
kalblerinde قُلُوبِهِم their hearts qulūbihim
their hearts مَّرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık مَّا bize vaadde bulunmadı mā
bize vaadde bulunmadı وَعَدَنَا Allah promised us waʿadanā
Allah promised us ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥٓ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü إِلَّا dışında illā
dışında غُرُورًۭا boş vaatler ghurūran
boş vaatler ١٢ (12)
(12)
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı.
33:13
وَإِذْ
ve hani
wa-idh
ve hani قَالَت demişti ki qālat
demişti ki طَّآئِفَةٌۭ bir grup ṭāifatun
bir grup مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan يَـٰٓأَهْلَ ey halkı yāahla
ey halkı يَثْرِبَ Yesrib (Medine) yathriba
Yesrib (Medine) لَا artık yoktur lā
artık yoktur مُقَامَ duracak yer muqāma
duracak yer لَكُمْ size lakum
size فَٱرْجِعُوا۟ ۚ dönün fa-ir'jiʿū
dönün وَيَسْتَـْٔذِنُ ve izin istiyordu wayastadhinu
ve izin istiyordu فَرِيقٌۭ bir topluluk farīqun
bir topluluk مِّنْهُمُ onlardan min'humu
onlardan ٱلنَّبِىَّ peygamberden l-nabiya
peygamberden يَقُولُونَ diyerek yaqūlūna
diyerek إِنَّ gerçekten inna
gerçekten بُيُوتَنَا evlerimiz buyūtanā
evlerimiz عَوْرَةٌۭ (sağlam değil) açıktır ʿawratun
(sağlam değil) açıktır وَمَا oysa değildi wamā
oysa değildi هِىَ onlar(ın evleri) hiya
onlar(ın evleri) بِعَوْرَةٍ ۖ açık biʿawratin
açık إِن istemiyorlardı in
istemiyorlardı يُرِيدُونَ they wished yurīdūna
they wished إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey فِرَارًۭا kaçmak(tan) firāran
kaçmak(tan) ١٣ (13)
(13)
ve hani قَالَت demişti ki qālat
demişti ki طَّآئِفَةٌۭ bir grup ṭāifatun
bir grup مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan يَـٰٓأَهْلَ ey halkı yāahla
ey halkı يَثْرِبَ Yesrib (Medine) yathriba
Yesrib (Medine) لَا artık yoktur lā
artık yoktur مُقَامَ duracak yer muqāma
duracak yer لَكُمْ size lakum
size فَٱرْجِعُوا۟ ۚ dönün fa-ir'jiʿū
dönün وَيَسْتَـْٔذِنُ ve izin istiyordu wayastadhinu
ve izin istiyordu فَرِيقٌۭ bir topluluk farīqun
bir topluluk مِّنْهُمُ onlardan min'humu
onlardan ٱلنَّبِىَّ peygamberden l-nabiya
peygamberden يَقُولُونَ diyerek yaqūlūna
diyerek إِنَّ gerçekten inna
gerçekten بُيُوتَنَا evlerimiz buyūtanā
evlerimiz عَوْرَةٌۭ (sağlam değil) açıktır ʿawratun
(sağlam değil) açıktır وَمَا oysa değildi wamā
oysa değildi هِىَ onlar(ın evleri) hiya
onlar(ın evleri) بِعَوْرَةٍ ۖ açık biʿawratin
açık إِن istemiyorlardı in
istemiyorlardı يُرِيدُونَ they wished yurīdūna
they wished إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey فِرَارًۭا kaçmak(tan) firāran
kaçmak(tan) ١٣ (13)
(13)
İçlerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün" demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz düşmana açıktır" diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı.
33:14
وَلَوْ
ve eğer
walaw
ve eğer دُخِلَتْ girilseydi dukhilat
girilseydi عَلَيْهِم onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine مِّنْ her yandan min
her yandan أَقْطَارِهَا all its sides aqṭārihā
all its sides ثُمَّ sonra thumma
sonra سُئِلُوا۟ istenseydi su-ilū
istenseydi ٱلْفِتْنَةَ baskı ve işkence yapmaları l-fit'nata
baskı ve işkence yapmaları لَـَٔاتَوْهَا elbette yaparlardı laātawhā
elbette yaparlardı وَمَا ve wamā
ve تَلَبَّثُوا۟ gecikmezlerdi talabbathū
gecikmezlerdi بِهَآ bunda bihā
bunda إِلَّا dışında illā
dışında يَسِيرًۭا azıcık yasīran
azıcık ١٤ (14)
(14)
ve eğer دُخِلَتْ girilseydi dukhilat
girilseydi عَلَيْهِم onların üzerine ʿalayhim
onların üzerine مِّنْ her yandan min
her yandan أَقْطَارِهَا all its sides aqṭārihā
all its sides ثُمَّ sonra thumma
sonra سُئِلُوا۟ istenseydi su-ilū
istenseydi ٱلْفِتْنَةَ baskı ve işkence yapmaları l-fit'nata
baskı ve işkence yapmaları لَـَٔاتَوْهَا elbette yaparlardı laātawhā
elbette yaparlardı وَمَا ve wamā
ve تَلَبَّثُوا۟ gecikmezlerdi talabbathū
gecikmezlerdi بِهَآ bunda bihā
bunda إِلَّا dışında illā
dışında يَسِيرًۭا azıcık yasīran
azıcık ١٤ (14)
(14)
Eğer Medine'nin etrafından üzerlerine varılmış olsa, sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları istense hemen buna girişip derhal yapmaktan geri kalmazlardı.
33:15
وَلَقَدْ
oysa
walaqad
oysa كَانُوا۟ idiler kānū
idiler عَـٰهَدُوا۟ söz vermişler ʿāhadū
söz vermişler ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a مِن daha önce min
daha önce قَبْلُ before qablu
before لَا dön(üp kaç)mayacaklarına lā
dön(üp kaç)mayacaklarına يُوَلُّونَ they would turn yuwallūna
they would turn ٱلْأَدْبَـٰرَ ۚ arkalarına l-adbāra
arkalarına وَكَانَ ve idiler wakāna
ve idiler عَهْدُ verilen sözden ʿahdu
verilen sözden ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a مَسْـُٔولًۭا sorumlu masūlan
sorumlu ١٥ (15)
(15)
oysa كَانُوا۟ idiler kānū
idiler عَـٰهَدُوا۟ söz vermişler ʿāhadū
söz vermişler ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a مِن daha önce min
daha önce قَبْلُ before qablu
before لَا dön(üp kaç)mayacaklarına lā
dön(üp kaç)mayacaklarına يُوَلُّونَ they would turn yuwallūna
they would turn ٱلْأَدْبَـٰرَ ۚ arkalarına l-adbāra
arkalarına وَكَانَ ve idiler wakāna
ve idiler عَهْدُ verilen sözden ʿahdu
verilen sözden ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a مَسْـُٔولًۭا sorumlu masūlan
sorumlu ١٥ (15)
(15)
And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.
33:16
قُل
de ki
qul
de ki لَّن size fayda vermez lan
size fayda vermez يَنفَعَكُمُ will benefit you yanfaʿakumu
will benefit you ٱلْفِرَارُ kaçmak l-firāru
kaçmak إِن eğer in
eğer فَرَرْتُم kaçıyorsanız farartum
kaçıyorsanız مِّنَ ölümden mina
ölümden ٱلْمَوْتِ death l-mawti
death أَوِ veya awi
veya ٱلْقَتْلِ öldürülmekten l-qatli
öldürülmekten وَإِذًۭا o zaman bile wa-idhan
o zaman bile لَّا yaşatılmazsınız lā
yaşatılmazsınız تُمَتَّعُونَ you will be allowed to enjoy tumattaʿūna
you will be allowed to enjoy إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا pek az qalīlan
pek az ١٦ (16)
(16)
de ki لَّن size fayda vermez lan
size fayda vermez يَنفَعَكُمُ will benefit you yanfaʿakumu
will benefit you ٱلْفِرَارُ kaçmak l-firāru
kaçmak إِن eğer in
eğer فَرَرْتُم kaçıyorsanız farartum
kaçıyorsanız مِّنَ ölümden mina
ölümden ٱلْمَوْتِ death l-mawti
death أَوِ veya awi
veya ٱلْقَتْلِ öldürülmekten l-qatli
öldürülmekten وَإِذًۭا o zaman bile wa-idhan
o zaman bile لَّا yaşatılmazsınız lā
yaşatılmazsınız تُمَتَّعُونَ you will be allowed to enjoy tumattaʿūna
you will be allowed to enjoy إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا pek az qalīlan
pek az ١٦ (16)
(16)
De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız."
33:17
قُلْ
de ki
qul
de ki مَن kimdir? man
kimdir? ذَا şu dhā
şu ٱلَّذِى kimse ki alladhī
kimse ki يَعْصِمُكُم sizi koruyacak yaʿṣimukum
sizi koruyacak مِّنَ Allahdan mina
Allahdan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah إِنْ eğer in
eğer أَرَادَ istese arāda
istese بِكُمْ size bikum
size سُوٓءًا bir kötülük sūan
bir kötülük أَوْ veya aw
veya أَرَادَ dilese arāda
dilese بِكُمْ size bikum
size رَحْمَةًۭ ۚ rahmet raḥmatan
rahmet وَلَا bulamazlar walā
bulamazlar يَجِدُونَ they will find yajidūna
they will find لَهُم kendilerine lahum
kendilerine مِّن başka min
başka دُونِ besides dūni
besides ٱللَّهِ Allah'tan l-lahi
Allah'tan وَلِيًّۭا bir dost waliyyan
bir dost وَلَا ne de walā
ne de نَصِيرًۭا bir yardımcı naṣīran
bir yardımcı ١٧ (17)
(17)
de ki مَن kimdir? man
kimdir? ذَا şu dhā
şu ٱلَّذِى kimse ki alladhī
kimse ki يَعْصِمُكُم sizi koruyacak yaʿṣimukum
sizi koruyacak مِّنَ Allahdan mina
Allahdan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah إِنْ eğer in
eğer أَرَادَ istese arāda
istese بِكُمْ size bikum
size سُوٓءًا bir kötülük sūan
bir kötülük أَوْ veya aw
veya أَرَادَ dilese arāda
dilese بِكُمْ size bikum
size رَحْمَةًۭ ۚ rahmet raḥmatan
rahmet وَلَا bulamazlar walā
bulamazlar يَجِدُونَ they will find yajidūna
they will find لَهُم kendilerine lahum
kendilerine مِّن başka min
başka دُونِ besides dūni
besides ٱللَّهِ Allah'tan l-lahi
Allah'tan وَلِيًّۭا bir dost waliyyan
bir dost وَلَا ne de walā
ne de نَصِيرًۭا bir yardımcı naṣīran
bir yardımcı ١٧ (17)
(17)
De ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız."
33:18
۞ قَدْ
elbette
qad
elbette يَعْلَمُ biliyor yaʿlamu
biliyor ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُعَوِّقِينَ alıkoyanları l-muʿawiqīna
alıkoyanları مِنكُمْ içinizden minkum
içinizden وَٱلْقَآئِلِينَ ve diyenleri wal-qāilīna
ve diyenleri لِإِخْوَٰنِهِمْ kardeşlerine li-ikh'wānihim
kardeşlerine هَلُمَّ gelin halumma
gelin إِلَيْنَا ۖ bize ilaynā
bize وَلَا onlar gelmezler walā
onlar gelmezler يَأْتُونَ they come yatūna
they come ٱلْبَأْسَ savaşa l-basa
savaşa إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًا pek azı qalīlan
pek azı ١٨ (18)
(18)
elbette يَعْلَمُ biliyor yaʿlamu
biliyor ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُعَوِّقِينَ alıkoyanları l-muʿawiqīna
alıkoyanları مِنكُمْ içinizden minkum
içinizden وَٱلْقَآئِلِينَ ve diyenleri wal-qāilīna
ve diyenleri لِإِخْوَٰنِهِمْ kardeşlerine li-ikh'wānihim
kardeşlerine هَلُمَّ gelin halumma
gelin إِلَيْنَا ۖ bize ilaynā
bize وَلَا onlar gelmezler walā
onlar gelmezler يَأْتُونَ they come yatūna
they come ٱلْبَأْسَ savaşa l-basa
savaşa إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًا pek azı qalīlan
pek azı ١٨ (18)
(18)
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
33:19
أَشِحَّةً
cimriler olarak
ashiḥḥatan
cimriler olarak عَلَيْكُمْ ۖ size karşı ʿalaykum
size karşı فَإِذَا ne zaman ki fa-idhā
ne zaman ki جَآءَ gelince jāa
gelince ٱلْخَوْفُ korku l-khawfu
korku رَأَيْتَهُمْ görürsün ra-aytahum
görürsün يَنظُرُونَ baktıklarını yanẓurūna
baktıklarını إِلَيْكَ sana ilayka
sana تَدُورُ dönerek tadūru
dönerek أَعْيُنُهُمْ gözleri aʿyunuhum
gözleri كَٱلَّذِى gibi ka-alladhī
gibi يُغْشَىٰ baygınlığı yugh'shā
baygınlığı عَلَيْهِ onların üstüne ʿalayhi
onların üstüne مِنَ ölüm mina
ölüm ٱلْمَوْتِ ۖ [the] death l-mawti
[the] death فَإِذَا ne zaman ki fa-idhā
ne zaman ki ذَهَبَ gidince dhahaba
gidince ٱلْخَوْفُ korku l-khawfu
korku سَلَقُوكُم sizi incitirler salaqūkum
sizi incitirler بِأَلْسِنَةٍ dillerle bi-alsinatin
dillerle حِدَادٍ sivri ḥidādin
sivri أَشِحَّةً düşkünlük göstererek ashiḥḥatan
düşkünlük göstererek عَلَى karşı ʿalā
karşı ٱلْخَيْرِ ۚ hayra l-khayri
hayra أُو۟لَـٰٓئِكَ onlar ulāika
onlar لَمْ inanmamışlar lam
inanmamışlar يُؤْمِنُوا۟ they have believed yu'minū
they have believed فَأَحْبَطَ bu yüzden boşa çıkarmıştır fa-aḥbaṭa
bu yüzden boşa çıkarmıştır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ onların işlerini aʿmālahum
onların işlerini وَكَانَ ve wakāna
ve ذَٰلِكَ bu dhālika
bu عَلَى göre ʿalā
göre ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a يَسِيرًۭا kolaydır yasīran
kolaydır ١٩ (19)
(19)
cimriler olarak عَلَيْكُمْ ۖ size karşı ʿalaykum
size karşı فَإِذَا ne zaman ki fa-idhā
ne zaman ki جَآءَ gelince jāa
gelince ٱلْخَوْفُ korku l-khawfu
korku رَأَيْتَهُمْ görürsün ra-aytahum
görürsün يَنظُرُونَ baktıklarını yanẓurūna
baktıklarını إِلَيْكَ sana ilayka
sana تَدُورُ dönerek tadūru
dönerek أَعْيُنُهُمْ gözleri aʿyunuhum
gözleri كَٱلَّذِى gibi ka-alladhī
gibi يُغْشَىٰ baygınlığı yugh'shā
baygınlığı عَلَيْهِ onların üstüne ʿalayhi
onların üstüne مِنَ ölüm mina
ölüm ٱلْمَوْتِ ۖ [the] death l-mawti
[the] death فَإِذَا ne zaman ki fa-idhā
ne zaman ki ذَهَبَ gidince dhahaba
gidince ٱلْخَوْفُ korku l-khawfu
korku سَلَقُوكُم sizi incitirler salaqūkum
sizi incitirler بِأَلْسِنَةٍ dillerle bi-alsinatin
dillerle حِدَادٍ sivri ḥidādin
sivri أَشِحَّةً düşkünlük göstererek ashiḥḥatan
düşkünlük göstererek عَلَى karşı ʿalā
karşı ٱلْخَيْرِ ۚ hayra l-khayri
hayra أُو۟لَـٰٓئِكَ onlar ulāika
onlar لَمْ inanmamışlar lam
inanmamışlar يُؤْمِنُوا۟ they have believed yu'minū
they have believed فَأَحْبَطَ bu yüzden boşa çıkarmıştır fa-aḥbaṭa
bu yüzden boşa çıkarmıştır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah أَعْمَـٰلَهُمْ ۚ onların işlerini aʿmālahum
onların işlerini وَكَانَ ve wakāna
ve ذَٰلِكَ bu dhālika
bu عَلَى göre ʿalā
göre ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a يَسِيرًۭا kolaydır yasīran
kolaydır ١٩ (19)
(19)
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
33:20
يَحْسَبُونَ
sanıyorlardı
yaḥsabūna
sanıyorlardı ٱلْأَحْزَابَ orduların l-aḥzāba
orduların لَمْ gitmediklerini lam
gitmediklerini يَذْهَبُوا۟ ۖ withdrawn yadhhabū
withdrawn وَإِن eğer wa-in
eğer يَأْتِ gelseler yati
gelseler ٱلْأَحْزَابُ ordular l-aḥzābu
ordular يَوَدُّوا۟ arzu ederlerdi yawaddū
arzu ederlerdi لَوْ keşke law
keşke أَنَّهُم kendileri annahum
kendileri بَادُونَ çölde bulunmayı bādūna
çölde bulunmayı فِى arasında fī
arasında ٱلْأَعْرَابِ Araplar l-aʿrābi
Araplar يَسْـَٔلُونَ sorup öğrenmeyi yasalūna
sorup öğrenmeyi عَنْ sizin haberleriniz-den ʿan
sizin haberleriniz-den أَنۢبَآئِكُمْ ۖ your news anbāikum
your news وَلَوْ ve şayet walaw
ve şayet كَانُوا۟ bulunsalardı kānū
bulunsalardı فِيكُم içinizde fīkum
içinizde مَّا dövüşmezlerdi mā
dövüşmezlerdi قَـٰتَلُوٓا۟ they would fight qātalū
they would fight إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا pek azı qalīlan
pek azı ٢٠ (20)
(20)
sanıyorlardı ٱلْأَحْزَابَ orduların l-aḥzāba
orduların لَمْ gitmediklerini lam
gitmediklerini يَذْهَبُوا۟ ۖ withdrawn yadhhabū
withdrawn وَإِن eğer wa-in
eğer يَأْتِ gelseler yati
gelseler ٱلْأَحْزَابُ ordular l-aḥzābu
ordular يَوَدُّوا۟ arzu ederlerdi yawaddū
arzu ederlerdi لَوْ keşke law
keşke أَنَّهُم kendileri annahum
kendileri بَادُونَ çölde bulunmayı bādūna
çölde bulunmayı فِى arasında fī
arasında ٱلْأَعْرَابِ Araplar l-aʿrābi
Araplar يَسْـَٔلُونَ sorup öğrenmeyi yasalūna
sorup öğrenmeyi عَنْ sizin haberleriniz-den ʿan
sizin haberleriniz-den أَنۢبَآئِكُمْ ۖ your news anbāikum
your news وَلَوْ ve şayet walaw
ve şayet كَانُوا۟ bulunsalardı kānū
bulunsalardı فِيكُم içinizde fīkum
içinizde مَّا dövüşmezlerdi mā
dövüşmezlerdi قَـٰتَلُوٓا۟ they would fight qātalū
they would fight إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا pek azı qalīlan
pek azı ٢٠ (20)
(20)
Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.
33:21
لَّقَدْ
andolsun
laqad
andolsun كَانَ vardır kāna
vardır لَكُمْ sizin için lakum
sizin için فِى Elçisinde fī
Elçisinde رَسُولِ (the) Messenger rasūli
(the) Messenger ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın أُسْوَةٌ bir örnek us'watun
bir örnek حَسَنَةٌۭ en güzel ḥasanatun
en güzel لِّمَن kimseler için liman
kimseler için كَانَ kavuşmaya inanan kāna
kavuşmaya inanan يَرْجُوا۟ hope yarjū
hope ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَٱلْيَوْمَ ve gününe wal-yawma
ve gününe ٱلْـَٔاخِرَ ahiret l-ākhira
ahiret وَذَكَرَ ve anan wadhakara
ve anan ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çokça kathīran
çokça ٢١ (21)
(21)
andolsun كَانَ vardır kāna
vardır لَكُمْ sizin için lakum
sizin için فِى Elçisinde fī
Elçisinde رَسُولِ (the) Messenger rasūli
(the) Messenger ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın أُسْوَةٌ bir örnek us'watun
bir örnek حَسَنَةٌۭ en güzel ḥasanatun
en güzel لِّمَن kimseler için liman
kimseler için كَانَ kavuşmaya inanan kāna
kavuşmaya inanan يَرْجُوا۟ hope yarjū
hope ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَٱلْيَوْمَ ve gününe wal-yawma
ve gününe ٱلْـَٔاخِرَ ahiret l-ākhira
ahiret وَذَكَرَ ve anan wadhakara
ve anan ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çokça kathīran
çokça ٢١ (21)
(21)
Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir.
33:22
وَلَمَّا
zaman
walammā
zaman رَءَا gördükleri raā
gördükleri ٱلْمُؤْمِنُونَ mü'minler l-mu'minūna
mü'minler ٱلْأَحْزَابَ (düşman) orduları l-aḥzāba
(düşman) orduları قَالُوا۟ dediler qālū
dediler هَـٰذَا bu hādhā
bu مَا bize va'dettiğidir mā
bize va'dettiğidir وَعَدَنَا Allah promised us waʿadanā
Allah promised us ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın وَرَسُولُهُۥ ve Resulünün warasūluhu
ve Resulünün وَصَدَقَ ve doğrudur waṣadaqa
ve doğrudur ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥ ۚ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü وَمَا ve wamā
ve زَادَهُمْ artırmadı zādahum
artırmadı إِلَّآ başka bir şey illā
başka bir şey إِيمَـٰنًۭا imanlarını īmānan
imanlarını وَتَسْلِيمًۭا ve teslimiyetlerini wataslīman
ve teslimiyetlerini ٢٢ (22)
(22)
zaman رَءَا gördükleri raā
gördükleri ٱلْمُؤْمِنُونَ mü'minler l-mu'minūna
mü'minler ٱلْأَحْزَابَ (düşman) orduları l-aḥzāba
(düşman) orduları قَالُوا۟ dediler qālū
dediler هَـٰذَا bu hādhā
bu مَا bize va'dettiğidir mā
bize va'dettiğidir وَعَدَنَا Allah promised us waʿadanā
Allah promised us ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın وَرَسُولُهُۥ ve Resulünün warasūluhu
ve Resulünün وَصَدَقَ ve doğrudur waṣadaqa
ve doğrudur ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥ ۚ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü وَمَا ve wamā
ve زَادَهُمْ artırmadı zādahum
artırmadı إِلَّآ başka bir şey illā
başka bir şey إِيمَـٰنًۭا imanlarını īmānan
imanlarını وَتَسْلِيمًۭا ve teslimiyetlerini wataslīman
ve teslimiyetlerini ٢٢ (22)
(22)
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.
33:23
مِّنَ
mü'minlerden
mina
mü'minlerden ٱلْمُؤْمِنِينَ the believers l-mu'minīna
the believers رِجَالٌۭ erkekler rijālun
erkekler صَدَقُوا۟ durdular ṣadaqū
durdular مَا verdikleri sözde mā
verdikleri sözde عَـٰهَدُوا۟ they promised Allah ʿāhadū
they promised Allah ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلَيْهِ ۖ üzerine ʿalayhi
üzerine فَمِنْهُم onlardan famin'hum
onlardan مَّن kimi man
kimi قَضَىٰ yerine getirdi qaḍā
yerine getirdi نَحْبَهُۥ adağını naḥbahu
adağını وَمِنْهُم ve onlardan wamin'hum
ve onlardan مَّن kimi man
kimi يَنتَظِرُ ۖ (şehidlik) beklemektedir yantaẓiru
(şehidlik) beklemektedir وَمَا ve asla wamā
ve asla بَدَّلُوا۟ (sözlerini) değiştirmemişlerdir baddalū
(sözlerini) değiştirmemişlerdir تَبْدِيلًۭا değişiklikle tabdīlan
değişiklikle ٢٣ (23)
(23)
mü'minlerden ٱلْمُؤْمِنِينَ the believers l-mu'minīna
the believers رِجَالٌۭ erkekler rijālun
erkekler صَدَقُوا۟ durdular ṣadaqū
durdular مَا verdikleri sözde mā
verdikleri sözde عَـٰهَدُوا۟ they promised Allah ʿāhadū
they promised Allah ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah عَلَيْهِ ۖ üzerine ʿalayhi
üzerine فَمِنْهُم onlardan famin'hum
onlardan مَّن kimi man
kimi قَضَىٰ yerine getirdi qaḍā
yerine getirdi نَحْبَهُۥ adağını naḥbahu
adağını وَمِنْهُم ve onlardan wamin'hum
ve onlardan مَّن kimi man
kimi يَنتَظِرُ ۖ (şehidlik) beklemektedir yantaẓiru
(şehidlik) beklemektedir وَمَا ve asla wamā
ve asla بَدَّلُوا۟ (sözlerini) değiştirmemişlerdir baddalū
(sözlerini) değiştirmemişlerdir تَبْدِيلًۭا değişiklikle tabdīlan
değişiklikle ٢٣ (23)
(23)
İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.
33:24
لِّيَجْزِىَ
mükafatladırsın
liyajziya
mükafatladırsın ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلصَّـٰدِقِينَ doğruları l-ṣādiqīna
doğruları بِصِدْقِهِمْ doğruluklarıyle biṣid'qihim
doğruluklarıyle وَيُعَذِّبَ ve azabetsin wayuʿadhiba
ve azabetsin ٱلْمُنَـٰفِقِينَ iki yüzlülere l-munāfiqīna
iki yüzlülere إِن şayet in
şayet شَآءَ dilerse shāa
dilerse أَوْ yahut aw
yahut يَتُوبَ tevbelerini kabul buyursun yatūba
tevbelerini kabul buyursun عَلَيْهِمْ ۚ onlardan ʿalayhim
onlardan إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ çok bağışlayandır kāna
çok bağışlayandır غَفُورًۭا Oft-Forgiving ghafūran
Oft-Forgiving رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٢٤ (24)
(24)
mükafatladırsın ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلصَّـٰدِقِينَ doğruları l-ṣādiqīna
doğruları بِصِدْقِهِمْ doğruluklarıyle biṣid'qihim
doğruluklarıyle وَيُعَذِّبَ ve azabetsin wayuʿadhiba
ve azabetsin ٱلْمُنَـٰفِقِينَ iki yüzlülere l-munāfiqīna
iki yüzlülere إِن şayet in
şayet شَآءَ dilerse shāa
dilerse أَوْ yahut aw
yahut يَتُوبَ tevbelerini kabul buyursun yatūba
tevbelerini kabul buyursun عَلَيْهِمْ ۚ onlardan ʿalayhim
onlardan إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ çok bağışlayandır kāna
çok bağışlayandır غَفُورًۭا Oft-Forgiving ghafūran
Oft-Forgiving رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٢٤ (24)
(24)
Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
33:25
وَرَدَّ
geri çevirdi
waradda
geri çevirdi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلَّذِينَ kimseleri alladhīna
kimseleri كَفَرُوا۟ inkar edenleri kafarū
inkar edenleri بِغَيْظِهِمْ öfkeleriyle bighayẓihim
öfkeleriyle لَمْ eremediler lam
eremediler يَنَالُوا۟ they obtained yanālū
they obtained خَيْرًۭا ۚ hayra khayran
hayra وَكَفَى ve yeter wakafā
ve yeter ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere l-mu'minīna
mü'minlere ٱلْقِتَالَ ۚ savaşta l-qitāla
savaşta وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah قَوِيًّا güçlüdür qawiyyan
güçlüdür عَزِيزًۭا üstündür ʿazīzan
üstündür ٢٥ (25)
(25)
geri çevirdi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلَّذِينَ kimseleri alladhīna
kimseleri كَفَرُوا۟ inkar edenleri kafarū
inkar edenleri بِغَيْظِهِمْ öfkeleriyle bighayẓihim
öfkeleriyle لَمْ eremediler lam
eremediler يَنَالُوا۟ they obtained yanālū
they obtained خَيْرًۭا ۚ hayra khayran
hayra وَكَفَى ve yeter wakafā
ve yeter ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere l-mu'minīna
mü'minlere ٱلْقِتَالَ ۚ savaşta l-qitāla
savaşta وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah قَوِيًّا güçlüdür qawiyyan
güçlüdür عَزِيزًۭا üstündür ʿazīzan
üstündür ٢٥ (25)
(25)
Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.
33:26
وَأَنزَلَ
ve indirdi
wa-anzala
ve indirdi ٱلَّذِينَ kimseleri alladhīna
kimseleri ظَـٰهَرُوهُم onlara yardım eden ẓāharūhum
onlara yardım eden مِّنْ ehlinden min
ehlinden أَهْلِ (the) People ahli
(the) People ٱلْكِتَـٰبِ Kitap l-kitābi
Kitap مِن kalelerinden min
kalelerinden صَيَاصِيهِمْ their fortresses ṣayāṣīhim
their fortresses وَقَذَفَ ve düşürdü waqadhafa
ve düşürdü فِى içine fī
içine قُلُوبِهِمُ kalbleri qulūbihimu
kalbleri ٱلرُّعْبَ korku l-ruʿ'ba
korku فَرِيقًۭا bir kısmını farīqan
bir kısmını تَقْتُلُونَ öldürüyordunuz taqtulūna
öldürüyordunuz وَتَأْسِرُونَ ve esir alıyordunuz watasirūna
ve esir alıyordunuz فَرِيقًۭا bir kısmını da farīqan
bir kısmını da ٢٦ (26)
(26)
ve indirdi ٱلَّذِينَ kimseleri alladhīna
kimseleri ظَـٰهَرُوهُم onlara yardım eden ẓāharūhum
onlara yardım eden مِّنْ ehlinden min
ehlinden أَهْلِ (the) People ahli
(the) People ٱلْكِتَـٰبِ Kitap l-kitābi
Kitap مِن kalelerinden min
kalelerinden صَيَاصِيهِمْ their fortresses ṣayāṣīhim
their fortresses وَقَذَفَ ve düşürdü waqadhafa
ve düşürdü فِى içine fī
içine قُلُوبِهِمُ kalbleri qulūbihimu
kalbleri ٱلرُّعْبَ korku l-ruʿ'ba
korku فَرِيقًۭا bir kısmını farīqan
bir kısmını تَقْتُلُونَ öldürüyordunuz taqtulūna
öldürüyordunuz وَتَأْسِرُونَ ve esir alıyordunuz watasirūna
ve esir alıyordunuz فَرِيقًۭا bir kısmını da farīqan
bir kısmını da ٢٦ (26)
(26)
Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.
33:27
وَأَوْرَثَكُمْ
ve size miras verdi
wa-awrathakum
ve size miras verdi أَرْضَهُمْ topraklarını arḍahum
topraklarını وَدِيَـٰرَهُمْ ve yurtlarını wadiyārahum
ve yurtlarını وَأَمْوَٰلَهُمْ ve mallarını wa-amwālahum
ve mallarını وَأَرْضًۭا ve bir toprağı wa-arḍan
ve bir toprağı لَّمْ henüz ayak basmadığınız lam
henüz ayak basmadığınız تَطَـُٔوهَا ۚ you (had) trodden taṭaūhā
you (had) trodden وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey قَدِيرًۭا kadirdir qadīran
kadirdir ٢٧ (27)
(27)
ve size miras verdi أَرْضَهُمْ topraklarını arḍahum
topraklarını وَدِيَـٰرَهُمْ ve yurtlarını wadiyārahum
ve yurtlarını وَأَمْوَٰلَهُمْ ve mallarını wa-amwālahum
ve mallarını وَأَرْضًۭا ve bir toprağı wa-arḍan
ve bir toprağı لَّمْ henüz ayak basmadığınız lam
henüz ayak basmadığınız تَطَـُٔوهَا ۚ you (had) trodden taṭaūhā
you (had) trodden وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey قَدِيرًۭا kadirdir qadīran
kadirdir ٢٧ (27)
(27)
Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye Kadir olandır.
33:28
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber قُل söyle qul
söyle لِّأَزْوَٰجِكَ eşlerine li-azwājika
eşlerine إِن eğer in
eğer كُنتُنَّ siz kuntunna
siz تُرِدْنَ istiyorsanız turid'na
istiyorsanız ٱلْحَيَوٰةَ hayatını l-ḥayata
hayatını ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya وَزِينَتَهَا ve süsünü wazīnatahā
ve süsünü فَتَعَالَيْنَ gelin fataʿālayna
gelin أُمَتِّعْكُنَّ size (boşanma bedeli) vereyim umattiʿ'kunna
size (boşanma bedeli) vereyim وَأُسَرِّحْكُنَّ ve sizi salayım wa-usarriḥ'kunna
ve sizi salayım سَرَاحًۭا bir salışla sarāḥan
bir salışla جَمِيلًۭا güzel jamīlan
güzel ٢٨ (28)
(28)
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber قُل söyle qul
söyle لِّأَزْوَٰجِكَ eşlerine li-azwājika
eşlerine إِن eğer in
eğer كُنتُنَّ siz kuntunna
siz تُرِدْنَ istiyorsanız turid'na
istiyorsanız ٱلْحَيَوٰةَ hayatını l-ḥayata
hayatını ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya وَزِينَتَهَا ve süsünü wazīnatahā
ve süsünü فَتَعَالَيْنَ gelin fataʿālayna
gelin أُمَتِّعْكُنَّ size (boşanma bedeli) vereyim umattiʿ'kunna
size (boşanma bedeli) vereyim وَأُسَرِّحْكُنَّ ve sizi salayım wa-usarriḥ'kunna
ve sizi salayım سَرَاحًۭا bir salışla sarāḥan
bir salışla جَمِيلًۭا güzel jamīlan
güzel ٢٨ (28)
(28)
Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim."
33:29
وَإِن
ve eğer
wa-in
ve eğer كُنتُنَّ siz kuntunna
siz تُرِدْنَ istiyorsanız turid'na
istiyorsanız ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı وَرَسُولَهُۥ ve Eçisini warasūlahu
ve Eçisini وَٱلدَّارَ ve yurdunu wal-dāra
ve yurdunu ٱلْـَٔاخِرَةَ ahiret l-ākhirata
ahiret فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah أَعَدَّ hazırlamıştır aʿadda
hazırlamıştır لِلْمُحْسِنَـٰتِ güzel hareket edenlere lil'muḥ'sināti
güzel hareket edenlere مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden أَجْرًا bir mükafat ajran
bir mükafat عَظِيمًۭا büyük ʿaẓīman
büyük ٢٩ (29)
(29)
ve eğer كُنتُنَّ siz kuntunna
siz تُرِدْنَ istiyorsanız turid'na
istiyorsanız ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı وَرَسُولَهُۥ ve Eçisini warasūlahu
ve Eçisini وَٱلدَّارَ ve yurdunu wal-dāra
ve yurdunu ٱلْـَٔاخِرَةَ ahiret l-ākhirata
ahiret فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah أَعَدَّ hazırlamıştır aʿadda
hazırlamıştır لِلْمُحْسِنَـٰتِ güzel hareket edenlere lil'muḥ'sināti
güzel hareket edenlere مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden أَجْرًا bir mükafat ajran
bir mükafat عَظِيمًۭا büyük ʿaẓīman
büyük ٢٩ (29)
(29)
"Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır."
33:30
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
yānisāa
ey kadınları ٱلنَّبِىِّ peygamber l-nabiyi
peygamber مَن kim man
kim يَأْتِ yaparsa yati
yaparsa مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden بِفَـٰحِشَةٍۢ bir fuhuş (edepsizlik) bifāḥishatin
bir fuhuş (edepsizlik) مُّبَيِّنَةٍۢ açık mubayyinatin
açık يُضَـٰعَفْ artırılır yuḍāʿaf
artırılır لَهَا onun için lahā
onun için ٱلْعَذَابُ azab l-ʿadhābu
azab ضِعْفَيْنِ ۚ iki kat ḍiʿ'fayni
iki kat وَكَانَ ve wakāna
ve ذَٰلِكَ bu dhālika
bu عَلَى göre ʿalā
göre ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a يَسِيرًۭا kolaydır yasīran
kolaydır ٣٠ (30)
(30)
ey kadınları ٱلنَّبِىِّ peygamber l-nabiyi
peygamber مَن kim man
kim يَأْتِ yaparsa yati
yaparsa مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden بِفَـٰحِشَةٍۢ bir fuhuş (edepsizlik) bifāḥishatin
bir fuhuş (edepsizlik) مُّبَيِّنَةٍۢ açık mubayyinatin
açık يُضَـٰعَفْ artırılır yuḍāʿaf
artırılır لَهَا onun için lahā
onun için ٱلْعَذَابُ azab l-ʿadhābu
azab ضِعْفَيْنِ ۚ iki kat ḍiʿ'fayni
iki kat وَكَانَ ve wakāna
ve ذَٰلِكَ bu dhālika
bu عَلَى göre ʿalā
göre ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a يَسِيرًۭا kolaydır yasīran
kolaydır ٣٠ (30)
(30)
Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
33:31
۞ وَمَن
fakat kim
waman
fakat kim يَقْنُتْ ita'ate devam ederse yaqnut
ita'ate devam ederse مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden لِلَّهِ Allah'a lillahi
Allah'a وَرَسُولِهِۦ ve Resulüne warasūlihi
ve Resulüne وَتَعْمَلْ ve yaparsa wataʿmal
ve yaparsa صَـٰلِحًۭا yararlı iş ṣāliḥan
yararlı iş نُّؤْتِهَآ ona veririz nu'tihā
ona veririz أَجْرَهَا mükafatını ajrahā
mükafatını مَرَّتَيْنِ iki kez marratayni
iki kez وَأَعْتَدْنَا ve hazırlamışızdır wa-aʿtadnā
ve hazırlamışızdır لَهَا onun için lahā
onun için رِزْقًۭا bir rızık riz'qan
bir rızık كَرِيمًۭا bol karīman
bol ٣١ (31)
(31)
fakat kim يَقْنُتْ ita'ate devam ederse yaqnut
ita'ate devam ederse مِنكُنَّ sizden minkunna
sizden لِلَّهِ Allah'a lillahi
Allah'a وَرَسُولِهِۦ ve Resulüne warasūlihi
ve Resulüne وَتَعْمَلْ ve yaparsa wataʿmal
ve yaparsa صَـٰلِحًۭا yararlı iş ṣāliḥan
yararlı iş نُّؤْتِهَآ ona veririz nu'tihā
ona veririz أَجْرَهَا mükafatını ajrahā
mükafatını مَرَّتَيْنِ iki kez marratayni
iki kez وَأَعْتَدْنَا ve hazırlamışızdır wa-aʿtadnā
ve hazırlamışızdır لَهَا onun için lahā
onun için رِزْقًۭا bir rızık riz'qan
bir rızık كَرِيمًۭا bol karīman
bol ٣١ (31)
(31)
Sizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.
33:32
يَـٰنِسَآءَ
ey kadınları
yānisāa
ey kadınları ٱلنَّبِىِّ peygamber l-nabiyi
peygamber لَسْتُنَّ siz değilsiniz lastunna
siz değilsiniz كَأَحَدٍۢ herhangi biri gibi ka-aḥadin
herhangi biri gibi مِّنَ kadınlardan mina
kadınlardan ٱلنِّسَآءِ ۚ the women l-nisāi
the women إِنِ eğer ini
eğer ٱتَّقَيْتُنَّ (Allah'tan) sakınıyorsanız ittaqaytunna
(Allah'tan) sakınıyorsanız فَلَا yumuşak bir eda yapmayın falā
yumuşak bir eda yapmayın تَخْضَعْنَ be soft takhḍaʿna
be soft بِٱلْقَوْلِ sözlerinizde bil-qawli
sözlerinizde فَيَطْمَعَ böylece tamah etmesin fayaṭmaʿa
böylece tamah etmesin ٱلَّذِى bulunan alladhī
bulunan فِى kalbinde fī
kalbinde قَلْبِهِۦ his heart qalbihi
his heart مَرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık وَقُلْنَ ve söyleyin waqul'na
ve söyleyin قَوْلًۭا bir söz qawlan
bir söz مَّعْرُوفًۭا güzel maʿrūfan
güzel ٣٢ (32)
(32)
ey kadınları ٱلنَّبِىِّ peygamber l-nabiyi
peygamber لَسْتُنَّ siz değilsiniz lastunna
siz değilsiniz كَأَحَدٍۢ herhangi biri gibi ka-aḥadin
herhangi biri gibi مِّنَ kadınlardan mina
kadınlardan ٱلنِّسَآءِ ۚ the women l-nisāi
the women إِنِ eğer ini
eğer ٱتَّقَيْتُنَّ (Allah'tan) sakınıyorsanız ittaqaytunna
(Allah'tan) sakınıyorsanız فَلَا yumuşak bir eda yapmayın falā
yumuşak bir eda yapmayın تَخْضَعْنَ be soft takhḍaʿna
be soft بِٱلْقَوْلِ sözlerinizde bil-qawli
sözlerinizde فَيَطْمَعَ böylece tamah etmesin fayaṭmaʿa
böylece tamah etmesin ٱلَّذِى bulunan alladhī
bulunan فِى kalbinde fī
kalbinde قَلْبِهِۦ his heart qalbihi
his heart مَرَضٌۭ hastalık maraḍun
hastalık وَقُلْنَ ve söyleyin waqul'na
ve söyleyin قَوْلًۭا bir söz qawlan
bir söz مَّعْرُوفًۭا güzel maʿrūfan
güzel ٣٢ (32)
(32)
Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.
33:33
وَقَرْنَ
ve vakarla oturun
waqarna
ve vakarla oturun فِى evlerinizde fī
evlerinizde بُيُوتِكُنَّ your houses buyūtikunna
your houses وَلَا asla walā
asla تَبَرَّجْنَ açılıp kırıtmayın tabarrajna
açılıp kırıtmayın تَبَرُّجَ açılıp kırıtması gibi tabarruja
açılıp kırıtması gibi ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ cahiliyenin l-jāhiliyati
cahiliyenin ٱلْأُولَىٰ ۖ ilk l-ūlā
ilk وَأَقِمْنَ ve kılın wa-aqim'na
ve kılın ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَءَاتِينَ ve verin waātīna
ve verin ٱلزَّكَوٰةَ zekatı l-zakata
zekatı وَأَطِعْنَ ve ita'at edin wa-aṭiʿ'na
ve ita'at edin ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥٓ ۚ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne إِنَّمَا şüphesiz innamā
şüphesiz يُرِيدُ istiyor yurīdu
istiyor ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لِيُذْهِبَ gidermek liyudh'hiba
gidermek عَنكُمُ sizden ʿankumu
sizden ٱلرِّجْسَ kiri l-rij'sa
kiri أَهْلَ (ey) Ehl-i ahla
(ey) Ehl-i ٱلْبَيْتِ Beyt l-bayti
Beyt وَيُطَهِّرَكُمْ ve sizi temizlemek wayuṭahhirakum
ve sizi temizlemek تَطْهِيرًۭا tertemiz taṭhīran
tertemiz ٣٣ (33)
(33)
ve vakarla oturun فِى evlerinizde fī
evlerinizde بُيُوتِكُنَّ your houses buyūtikunna
your houses وَلَا asla walā
asla تَبَرَّجْنَ açılıp kırıtmayın tabarrajna
açılıp kırıtmayın تَبَرُّجَ açılıp kırıtması gibi tabarruja
açılıp kırıtması gibi ٱلْجَـٰهِلِيَّةِ cahiliyenin l-jāhiliyati
cahiliyenin ٱلْأُولَىٰ ۖ ilk l-ūlā
ilk وَأَقِمْنَ ve kılın wa-aqim'na
ve kılın ٱلصَّلَوٰةَ namazı l-ṣalata
namazı وَءَاتِينَ ve verin waātīna
ve verin ٱلزَّكَوٰةَ zekatı l-zakata
zekatı وَأَطِعْنَ ve ita'at edin wa-aṭiʿ'na
ve ita'at edin ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥٓ ۚ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne إِنَّمَا şüphesiz innamā
şüphesiz يُرِيدُ istiyor yurīdu
istiyor ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لِيُذْهِبَ gidermek liyudh'hiba
gidermek عَنكُمُ sizden ʿankumu
sizden ٱلرِّجْسَ kiri l-rij'sa
kiri أَهْلَ (ey) Ehl-i ahla
(ey) Ehl-i ٱلْبَيْتِ Beyt l-bayti
Beyt وَيُطَهِّرَكُمْ ve sizi temizlemek wayuṭahhirakum
ve sizi temizlemek تَطْهِيرًۭا tertemiz taṭhīran
tertemiz ٣٣ (33)
(33)
Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.
33:34
وَٱذْكُرْنَ
ve hatırlayın
wa-udh'kur'na
ve hatırlayın مَا okunanı mā
okunanı يُتْلَىٰ is recited yut'lā
is recited فِى evlerinizde fī
evlerinizde بُيُوتِكُنَّ your houses buyūtikunna
your houses مِنْ ayetlerinden min
ayetlerinden ءَايَـٰتِ (the) Verses āyāti
(the) Verses ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱلْحِكْمَةِ ۚ ve hikmeti wal-ḥik'mati
ve hikmeti إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ latiftir kāna
latiftir لَطِيفًا All-Subtle laṭīfan
All-Subtle خَبِيرًا haber alandır khabīran
haber alandır ٣٤ (34)
(34)
ve hatırlayın مَا okunanı mā
okunanı يُتْلَىٰ is recited yut'lā
is recited فِى evlerinizde fī
evlerinizde بُيُوتِكُنَّ your houses buyūtikunna
your houses مِنْ ayetlerinden min
ayetlerinden ءَايَـٰتِ (the) Verses āyāti
(the) Verses ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱلْحِكْمَةِ ۚ ve hikmeti wal-ḥik'mati
ve hikmeti إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ latiftir kāna
latiftir لَطِيفًا All-Subtle laṭīfan
All-Subtle خَبِيرًا haber alandır khabīran
haber alandır ٣٤ (34)
(34)
Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.
33:35
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱلْمُسْلِمِينَ müslüman erkekler l-mus'limīna
müslüman erkekler وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ ve müslüman kadınlar wal-mus'limāti
ve müslüman kadınlar وَٱلْمُؤْمِنِينَ mü'min erkekler wal-mu'minīna
mü'min erkekler وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ve mü'min kadınlar wal-mu'mināti
ve mü'min kadınlar وَٱلْقَـٰنِتِينَ ta'ate devam eden erkekler wal-qānitīna
ta'ate devam eden erkekler وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ ve ta'ate devam eden kadınlar wal-qānitāti
ve ta'ate devam eden kadınlar وَٱلصَّـٰدِقِينَ doğru erkekler wal-ṣādiqīna
doğru erkekler وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ ve doğru kadınlar wal-ṣādiqāti
ve doğru kadınlar وَٱلصَّـٰبِرِينَ sabreden erkekler wal-ṣābirīna
sabreden erkekler وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ ve sabreden kadınlar wal-ṣābirāti
ve sabreden kadınlar وَٱلْخَـٰشِعِينَ saygılı erkekler wal-khāshiʿīna
saygılı erkekler وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ ve saygılı kadınlar wal-khāshiʿāti
ve saygılı kadınlar وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ sadaka veren erkekler wal-mutaṣadiqīna
sadaka veren erkekler وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ ve sadaka veren kadınlar wal-mutaṣadiqāti
ve sadaka veren kadınlar وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ oruç tutan erkekler wal-ṣāimīna
oruç tutan erkekler وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ ve oruç tutan kadınlar wal-ṣāimāti
ve oruç tutan kadınlar وَٱلْحَـٰفِظِينَ koruyan erkekler wal-ḥāfiẓīna
koruyan erkekler فُرُوجَهُمْ ırzlarını furūjahum
ırzlarını وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ ve koruyan kadınlar wal-ḥāfiẓāti
ve koruyan kadınlar وَٱلذَّٰكِرِينَ zikreden erkekler wal-dhākirīna
zikreden erkekler ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çok kathīran
çok وَٱلذَّٰكِرَٰتِ ve zikreden kadınlar wal-dhākirāti
ve zikreden kadınlar أَعَدَّ hazırlamıştır aʿadda
hazırlamıştır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لَهُم bunlar için lahum
bunlar için مَّغْفِرَةًۭ bağışlanma maghfiratan
bağışlanma وَأَجْرًا ve bir mükafat wa-ajran
ve bir mükafat عَظِيمًۭا büyük ʿaẓīman
büyük ٣٥ (35)
(35)
şüphesiz ٱلْمُسْلِمِينَ müslüman erkekler l-mus'limīna
müslüman erkekler وَٱلْمُسْلِمَـٰتِ ve müslüman kadınlar wal-mus'limāti
ve müslüman kadınlar وَٱلْمُؤْمِنِينَ mü'min erkekler wal-mu'minīna
mü'min erkekler وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ve mü'min kadınlar wal-mu'mināti
ve mü'min kadınlar وَٱلْقَـٰنِتِينَ ta'ate devam eden erkekler wal-qānitīna
ta'ate devam eden erkekler وَٱلْقَـٰنِتَـٰتِ ve ta'ate devam eden kadınlar wal-qānitāti
ve ta'ate devam eden kadınlar وَٱلصَّـٰدِقِينَ doğru erkekler wal-ṣādiqīna
doğru erkekler وَٱلصَّـٰدِقَـٰتِ ve doğru kadınlar wal-ṣādiqāti
ve doğru kadınlar وَٱلصَّـٰبِرِينَ sabreden erkekler wal-ṣābirīna
sabreden erkekler وَٱلصَّـٰبِرَٰتِ ve sabreden kadınlar wal-ṣābirāti
ve sabreden kadınlar وَٱلْخَـٰشِعِينَ saygılı erkekler wal-khāshiʿīna
saygılı erkekler وَٱلْخَـٰشِعَـٰتِ ve saygılı kadınlar wal-khāshiʿāti
ve saygılı kadınlar وَٱلْمُتَصَدِّقِينَ sadaka veren erkekler wal-mutaṣadiqīna
sadaka veren erkekler وَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِ ve sadaka veren kadınlar wal-mutaṣadiqāti
ve sadaka veren kadınlar وَٱلصَّـٰٓئِمِينَ oruç tutan erkekler wal-ṣāimīna
oruç tutan erkekler وَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِ ve oruç tutan kadınlar wal-ṣāimāti
ve oruç tutan kadınlar وَٱلْحَـٰفِظِينَ koruyan erkekler wal-ḥāfiẓīna
koruyan erkekler فُرُوجَهُمْ ırzlarını furūjahum
ırzlarını وَٱلْحَـٰفِظَـٰتِ ve koruyan kadınlar wal-ḥāfiẓāti
ve koruyan kadınlar وَٱلذَّٰكِرِينَ zikreden erkekler wal-dhākirīna
zikreden erkekler ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çok kathīran
çok وَٱلذَّٰكِرَٰتِ ve zikreden kadınlar wal-dhākirāti
ve zikreden kadınlar أَعَدَّ hazırlamıştır aʿadda
hazırlamıştır ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah لَهُم bunlar için lahum
bunlar için مَّغْفِرَةًۭ bağışlanma maghfiratan
bağışlanma وَأَجْرًا ve bir mükafat wa-ajran
ve bir mükafat عَظِيمًۭا büyük ʿaẓīman
büyük ٣٥ (35)
(35)
Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.
33:36
وَمَا
artık yoktur
wamā
artık yoktur كَانَ inanmış bir erkek için kāna
inanmış bir erkek için لِمُؤْمِنٍۢ for a believing man limu'minin
for a believing man وَلَا ve walā
ve مُؤْمِنَةٍ inanmış kadın (için) mu'minatin
inanmış kadın (için) إِذَا zaman idhā
zaman قَضَى hüküm verdiği qaḍā
hüküm verdiği ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥٓ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü أَمْرًا bir işte amran
bir işte أَن olması an
olması يَكُونَ (there) should be yakūna
(there) should be لَهُمُ onlar için lahumu
onlar için ٱلْخِيَرَةُ seçme hakkı l-khiyaratu
seçme hakkı مِنْ o işi min
o işi أَمْرِهِمْ ۗ their affair amrihim
their affair وَمَن ve kim waman
ve kim يَعْصِ karşı gelirse yaʿṣi
karşı gelirse ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne فَقَدْ elbette faqad
elbette ضَلَّ sapıklığa düşer ḍalla
sapıklığa düşer ضَلَـٰلًۭا bir sapkınlıkla ḍalālan
bir sapkınlıkla مُّبِينًۭا apaçık mubīnan
apaçık ٣٦ (36)
(36)
artık yoktur كَانَ inanmış bir erkek için kāna
inanmış bir erkek için لِمُؤْمِنٍۢ for a believing man limu'minin
for a believing man وَلَا ve walā
ve مُؤْمِنَةٍ inanmış kadın (için) mu'minatin
inanmış kadın (için) إِذَا zaman idhā
zaman قَضَى hüküm verdiği qaḍā
hüküm verdiği ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah وَرَسُولُهُۥٓ ve Resulü warasūluhu
ve Resulü أَمْرًا bir işte amran
bir işte أَن olması an
olması يَكُونَ (there) should be yakūna
(there) should be لَهُمُ onlar için lahumu
onlar için ٱلْخِيَرَةُ seçme hakkı l-khiyaratu
seçme hakkı مِنْ o işi min
o işi أَمْرِهِمْ ۗ their affair amrihim
their affair وَمَن ve kim waman
ve kim يَعْصِ karşı gelirse yaʿṣi
karşı gelirse ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne فَقَدْ elbette faqad
elbette ضَلَّ sapıklığa düşer ḍalla
sapıklığa düşer ضَلَـٰلًۭا bir sapkınlıkla ḍalālan
bir sapkınlıkla مُّبِينًۭا apaçık mubīnan
apaçık ٣٦ (36)
(36)
Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.
33:37
وَإِذْ
ve hani
wa-idh
ve hani تَقُولُ diyordun taqūlu
diyordun لِلَّذِىٓ kimseye lilladhī
kimseye أَنْعَمَ ni'met verdiği anʿama
ni'met verdiği ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona وَأَنْعَمْتَ ve senin ni'met verdiğin wa-anʿamta
ve senin ni'met verdiğin عَلَيْهِ kendisine ʿalayhi
kendisine أَمْسِكْ tut amsik
tut عَلَيْكَ yanında ʿalayka
yanında زَوْجَكَ eşini zawjaka
eşini وَٱتَّقِ ve kork wa-ittaqi
ve kork ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَتُخْفِى fakat gizliyordun watukh'fī
fakat gizliyordun فِى içinde fī
içinde نَفْسِكَ yourself nafsika
yourself مَا şeyi mā
şeyi ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın مُبْدِيهِ açığa vuracağı mub'dīhi
açığa vuracağı وَتَخْشَى ve çekiniyordun watakhshā
ve çekiniyordun ٱلنَّاسَ insanlardan l-nāsa
insanlardan وَٱللَّهُ Allah'tır wal-lahu
Allah'tır أَحَقُّ layık olan aḥaqqu
layık olan أَن çekinmene an
çekinmene تَخْشَىٰهُ ۖ you (should) fear Him takhshāhu
you (should) fear Him فَلَمَّا ne zaman ki falammā
ne zaman ki قَضَىٰ kesince qaḍā
kesince زَيْدٌۭ Zeyd zaydun
Zeyd مِّنْهَا o kadından min'hā
o kadından وَطَرًۭا ilişiğini waṭaran
ilişiğini زَوَّجْنَـٰكَهَا biz onu sana nikahladık zawwajnākahā
biz onu sana nikahladık لِكَىْ için likay
için لَا olmaması lā
olmaması يَكُونَ there be yakūna
there be عَلَى üzerine ʿalā
üzerine ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minler l-mu'minīna
mü'minler حَرَجٌۭ bir güçlük ḥarajun
bir güçlük فِىٓ hususunda fī
hususunda أَزْوَٰجِ evlenmek azwāji
evlenmek أَدْعِيَآئِهِمْ evlatlıkları adʿiyāihim
evlatlıkları إِذَا zaman idhā
zaman قَضَوْا۟ kestikleri qaḍaw
kestikleri مِنْهُنَّ kadınlarıyle min'hunna
kadınlarıyle وَطَرًۭا ۚ ilişkilerini waṭaran
ilişkilerini وَكَانَ ve wakāna
ve أَمْرُ buyruğu amru
buyruğu ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın مَفْعُولًۭا yerine getirilmiştir mafʿūlan
yerine getirilmiştir ٣٧ (37)
(37)
ve hani تَقُولُ diyordun taqūlu
diyordun لِلَّذِىٓ kimseye lilladhī
kimseye أَنْعَمَ ni'met verdiği anʿama
ni'met verdiği ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona وَأَنْعَمْتَ ve senin ni'met verdiğin wa-anʿamta
ve senin ni'met verdiğin عَلَيْهِ kendisine ʿalayhi
kendisine أَمْسِكْ tut amsik
tut عَلَيْكَ yanında ʿalayka
yanında زَوْجَكَ eşini zawjaka
eşini وَٱتَّقِ ve kork wa-ittaqi
ve kork ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَتُخْفِى fakat gizliyordun watukh'fī
fakat gizliyordun فِى içinde fī
içinde نَفْسِكَ yourself nafsika
yourself مَا şeyi mā
şeyi ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın مُبْدِيهِ açığa vuracağı mub'dīhi
açığa vuracağı وَتَخْشَى ve çekiniyordun watakhshā
ve çekiniyordun ٱلنَّاسَ insanlardan l-nāsa
insanlardan وَٱللَّهُ Allah'tır wal-lahu
Allah'tır أَحَقُّ layık olan aḥaqqu
layık olan أَن çekinmene an
çekinmene تَخْشَىٰهُ ۖ you (should) fear Him takhshāhu
you (should) fear Him فَلَمَّا ne zaman ki falammā
ne zaman ki قَضَىٰ kesince qaḍā
kesince زَيْدٌۭ Zeyd zaydun
Zeyd مِّنْهَا o kadından min'hā
o kadından وَطَرًۭا ilişiğini waṭaran
ilişiğini زَوَّجْنَـٰكَهَا biz onu sana nikahladık zawwajnākahā
biz onu sana nikahladık لِكَىْ için likay
için لَا olmaması lā
olmaması يَكُونَ there be yakūna
there be عَلَى üzerine ʿalā
üzerine ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minler l-mu'minīna
mü'minler حَرَجٌۭ bir güçlük ḥarajun
bir güçlük فِىٓ hususunda fī
hususunda أَزْوَٰجِ evlenmek azwāji
evlenmek أَدْعِيَآئِهِمْ evlatlıkları adʿiyāihim
evlatlıkları إِذَا zaman idhā
zaman قَضَوْا۟ kestikleri qaḍaw
kestikleri مِنْهُنَّ kadınlarıyle min'hunna
kadınlarıyle وَطَرًۭا ۚ ilişkilerini waṭaran
ilişkilerini وَكَانَ ve wakāna
ve أَمْرُ buyruğu amru
buyruğu ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın مَفْعُولًۭا yerine getirilmiştir mafʿūlan
yerine getirilmiştir ٣٧ (37)
(37)
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.
33:38
مَّا
yoktur
mā
yoktur كَانَ üzerine kāna
üzerine عَلَى upon ʿalā
upon ٱلنَّبِىِّ Peygamber l-nabiyi
Peygamber مِنْ herhangi min
herhangi حَرَجٍۢ bir güçlük ḥarajin
bir güçlük فِيمَا bir şeyde fīmā
bir şeyde فَرَضَ takdir ettiği; faraḍa
takdir ettiği; ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın لَهُۥ ۖ kendisine lahu
kendisine سُنَّةَ yasasıdır sunnata
yasasıdır ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فِى arasında fī
arasında ٱلَّذِينَ geçenler alladhīna
geçenler خَلَوْا۟ passed away khalaw
passed away مِن sizden önce min
sizden önce قَبْلُ ۚ before qablu
before وَكَانَ ve wakāna
ve أَمْرُ emri amru
emri ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın قَدَرًۭا bir kaderdir qadaran
bir kaderdir مَّقْدُورًا takdir edilmiş maqdūran
takdir edilmiş ٣٨ (38)
(38)
yoktur كَانَ üzerine kāna
üzerine عَلَى upon ʿalā
upon ٱلنَّبِىِّ Peygamber l-nabiyi
Peygamber مِنْ herhangi min
herhangi حَرَجٍۢ bir güçlük ḥarajin
bir güçlük فِيمَا bir şeyde fīmā
bir şeyde فَرَضَ takdir ettiği; faraḍa
takdir ettiği; ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın لَهُۥ ۖ kendisine lahu
kendisine سُنَّةَ yasasıdır sunnata
yasasıdır ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فِى arasında fī
arasında ٱلَّذِينَ geçenler alladhīna
geçenler خَلَوْا۟ passed away khalaw
passed away مِن sizden önce min
sizden önce قَبْلُ ۚ before qablu
before وَكَانَ ve wakāna
ve أَمْرُ emri amru
emri ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın قَدَرًۭا bir kaderdir qadaran
bir kaderdir مَّقْدُورًا takdir edilmiş maqdūran
takdir edilmiş ٣٨ (38)
(38)
Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.
33:39
ٱلَّذِينَ
onlar ki
alladhīna
onlar ki يُبَلِّغُونَ duyururlar yuballighūna
duyururlar رِسَـٰلَـٰتِ elçiliğini risālāti
elçiliğini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَيَخْشَوْنَهُۥ ve O'ndan korkarlar wayakhshawnahu
ve O'ndan korkarlar وَلَا ve walā
ve يَخْشَوْنَ korkmazlar yakhshawna
korkmazlar أَحَدًا kimseden aḥadan
kimseden إِلَّا başka illā
başka ٱللَّهَ ۗ Allah'dan l-laha
Allah'dan وَكَفَىٰ ve yeter wakafā
ve yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah حَسِيبًۭا hesap görücü olarak ḥasīban
hesap görücü olarak ٣٩ (39)
(39)
onlar ki يُبَلِّغُونَ duyururlar yuballighūna
duyururlar رِسَـٰلَـٰتِ elçiliğini risālāti
elçiliğini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَيَخْشَوْنَهُۥ ve O'ndan korkarlar wayakhshawnahu
ve O'ndan korkarlar وَلَا ve walā
ve يَخْشَوْنَ korkmazlar yakhshawna
korkmazlar أَحَدًا kimseden aḥadan
kimseden إِلَّا başka illā
başka ٱللَّهَ ۗ Allah'dan l-laha
Allah'dan وَكَفَىٰ ve yeter wakafā
ve yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah حَسِيبًۭا hesap görücü olarak ḥasīban
hesap görücü olarak ٣٩ (39)
(39)
Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.
33:40
مَّا
değildir
mā
değildir كَانَ Muhammed kāna
Muhammed مُحَمَّدٌ Muhammad muḥammadun
Muhammad أَبَآ babası abā
babası أَحَدٍۢ birinin aḥadin
birinin مِّن sizin erkeklerinizden min
sizin erkeklerinizden رِّجَالِكُمْ your men rijālikum
your men وَلَـٰكِن fakat walākin
fakat رَّسُولَ Elçisidir rasūla
Elçisidir ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَخَاتَمَ ve sonuncusudur wakhātama
ve sonuncusudur ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ peygamberlerin l-nabiyīna
peygamberlerin وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِكُلِّ her bikulli
her شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi عَلِيمًۭا bilendir ʿalīman
bilendir ٤٠ (40)
(40)
değildir كَانَ Muhammed kāna
Muhammed مُحَمَّدٌ Muhammad muḥammadun
Muhammad أَبَآ babası abā
babası أَحَدٍۢ birinin aḥadin
birinin مِّن sizin erkeklerinizden min
sizin erkeklerinizden رِّجَالِكُمْ your men rijālikum
your men وَلَـٰكِن fakat walākin
fakat رَّسُولَ Elçisidir rasūla
Elçisidir ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَخَاتَمَ ve sonuncusudur wakhātama
ve sonuncusudur ٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗ peygamberlerin l-nabiyīna
peygamberlerin وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah بِكُلِّ her bikulli
her شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi عَلِيمًۭا bilendir ʿalīman
bilendir ٤٠ (40)
(40)
Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.
33:41
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱذْكُرُوا۟ anın udh'kurū
anın ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı ذِكْرًۭا anışla dhik'ran
anışla كَثِيرًۭا çok kathīran
çok ٤١ (41)
(41)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱذْكُرُوا۟ anın udh'kurū
anın ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı ذِكْرًۭا anışla dhik'ran
anışla كَثِيرًۭا çok kathīran
çok ٤١ (41)
(41)
Ey inananlar! Allah'ı çok anın.
33:42
وَسَبِّحُوهُ
ve O'nu tesbih edin
wasabbiḥūhu
ve O'nu tesbih edin بُكْرَةًۭ sabah buk'ratan
sabah وَأَصِيلًا akşam wa-aṣīlan
akşam ٤٢ (42)
(42)
ve O'nu tesbih edin بُكْرَةًۭ sabah buk'ratan
sabah وَأَصِيلًا akşam wa-aṣīlan
akşam ٤٢ (42)
(42)
O'nu sabah akşam tesbih edin.
33:43
هُوَ
O
huwa
O ٱلَّذِى (Allah) ki alladhī
(Allah) ki يُصَلِّى rahmet eder yuṣallī
rahmet eder عَلَيْكُمْ üzerinize ʿalaykum
üzerinize وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ ve melekleri wamalāikatuhu
ve melekleri لِيُخْرِجَكُم sizi çıkarmak için liyukh'rijakum
sizi çıkarmak için مِّنَ karanlıklardan mina
karanlıklardan ٱلظُّلُمَـٰتِ the darkness[es] l-ẓulumāti
the darkness[es] إِلَى aydınlığa ilā
aydınlığa ٱلنُّورِ ۚ the light l-nūri
the light وَكَانَ ve wakāna
ve بِٱلْمُؤْمِنِينَ inananlara karşı bil-mu'minīna
inananlara karşı رَحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٤٣ (43)
(43)
O ٱلَّذِى (Allah) ki alladhī
(Allah) ki يُصَلِّى rahmet eder yuṣallī
rahmet eder عَلَيْكُمْ üzerinize ʿalaykum
üzerinize وَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥ ve melekleri wamalāikatuhu
ve melekleri لِيُخْرِجَكُم sizi çıkarmak için liyukh'rijakum
sizi çıkarmak için مِّنَ karanlıklardan mina
karanlıklardan ٱلظُّلُمَـٰتِ the darkness[es] l-ẓulumāti
the darkness[es] إِلَى aydınlığa ilā
aydınlığa ٱلنُّورِ ۚ the light l-nūri
the light وَكَانَ ve wakāna
ve بِٱلْمُؤْمِنِينَ inananlara karşı bil-mu'minīna
inananlara karşı رَحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٤٣ (43)
(43)
Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O'dur.
33:44
تَحِيَّتُهُمْ
karşılanırlar
taḥiyyatuhum
karşılanırlar يَوْمَ gün yawma
gün يَلْقَوْنَهُۥ kendisine kavuştukları yalqawnahu
kendisine kavuştukları سَلَـٰمٌۭ ۚ selam ile salāmun
selam ile وَأَعَدَّ ve hazırlanmıştır wa-aʿadda
ve hazırlanmıştır لَهُمْ onlara lahum
onlara أَجْرًۭا bir mükafat ajran
bir mükafat كَرِيمًۭا güzel karīman
güzel ٤٤ (44)
(44)
karşılanırlar يَوْمَ gün yawma
gün يَلْقَوْنَهُۥ kendisine kavuştukları yalqawnahu
kendisine kavuştukları سَلَـٰمٌۭ ۚ selam ile salāmun
selam ile وَأَعَدَّ ve hazırlanmıştır wa-aʿadda
ve hazırlanmıştır لَهُمْ onlara lahum
onlara أَجْرًۭا bir mükafat ajran
bir mükafat كَرِيمًۭا güzel karīman
güzel ٤٤ (44)
(44)
O'na kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara cömertçe verilecek ecir hazırlamıştır.
33:45
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber إِنَّآ elbette biz innā
elbette biz أَرْسَلْنَـٰكَ seni gönderdik arsalnāka
seni gönderdik شَـٰهِدًۭا şahid shāhidan
şahid وَمُبَشِّرًۭا ve müjdeci wamubashiran
ve müjdeci وَنَذِيرًۭا ve uyarıcı wanadhīran
ve uyarıcı ٤٥ (45)
(45)
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber إِنَّآ elbette biz innā
elbette biz أَرْسَلْنَـٰكَ seni gönderdik arsalnāka
seni gönderdik شَـٰهِدًۭا şahid shāhidan
şahid وَمُبَشِّرًۭا ve müjdeci wamubashiran
ve müjdeci وَنَذِيرًۭا ve uyarıcı wanadhīran
ve uyarıcı ٤٥ (45)
(45)
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
33:46
وَدَاعِيًا
ve da'vetçi
wadāʿiyan
ve da'vetçi إِلَى Allah'a ilā
Allah'a ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah بِإِذْنِهِۦ izniyle bi-idh'nihi
izniyle وَسِرَاجًۭا ve bir lamba wasirājan
ve bir lamba مُّنِيرًۭا aydınlatıcı munīran
aydınlatıcı ٤٦ (46)
(46)
ve da'vetçi إِلَى Allah'a ilā
Allah'a ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah بِإِذْنِهِۦ izniyle bi-idh'nihi
izniyle وَسِرَاجًۭا ve bir lamba wasirājan
ve bir lamba مُّنِيرًۭا aydınlatıcı munīran
aydınlatıcı ٤٦ (46)
(46)
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
33:47
وَبَشِّرِ
ve müjdele
wabashiri
ve müjdele ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere l-mu'minīna
mü'minlere بِأَنَّ ki gerçekten bi-anna
ki gerçekten لَهُم onlara vardır lahum
onlara vardır مِّنَ Allahtan mina
Allahtan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah فَضْلًۭا bir lutuf faḍlan
bir lutuf كَبِيرًۭا büyük kabīran
büyük ٤٧ (47)
(47)
ve müjdele ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'minlere l-mu'minīna
mü'minlere بِأَنَّ ki gerçekten bi-anna
ki gerçekten لَهُم onlara vardır lahum
onlara vardır مِّنَ Allahtan mina
Allahtan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah فَضْلًۭا bir lutuf faḍlan
bir lutuf كَبِيرًۭا büyük kabīran
büyük ٤٧ (47)
(47)
İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
33:48
وَلَا
ve asla
walā
ve asla تُطِعِ ita'at etme tuṭiʿi
ita'at etme ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ve münafıklara wal-munāfiqīna
ve münafıklara وَدَعْ ve aldırma wadaʿ
ve aldırma أَذَىٰهُمْ onların eziyetlerine adhāhum
onların eziyetlerine وَتَوَكَّلْ ve dayan watawakkal
ve dayan عَلَى Allah'a ʿalā
Allah'a ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah وَكَفَىٰ ve yeter wakafā
ve yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah وَكِيلًۭا vekil olarak wakīlan
vekil olarak ٤٨ (48)
(48)
ve asla تُطِعِ ita'at etme tuṭiʿi
ita'at etme ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ve münafıklara wal-munāfiqīna
ve münafıklara وَدَعْ ve aldırma wadaʿ
ve aldırma أَذَىٰهُمْ onların eziyetlerine adhāhum
onların eziyetlerine وَتَوَكَّلْ ve dayan watawakkal
ve dayan عَلَى Allah'a ʿalā
Allah'a ٱللَّهِ ۚ Allah l-lahi
Allah وَكَفَىٰ ve yeter wakafā
ve yeter بِٱللَّهِ Allah bil-lahi
Allah وَكِيلًۭا vekil olarak wakīlan
vekil olarak ٤٨ (48)
(48)
İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter.
33:49
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوٓا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) إِذَا zaman idhā
zaman نَكَحْتُمُ nikahladığınız nakaḥtumu
nikahladığınız ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ inanan kadınları l-mu'mināti
inanan kadınları ثُمَّ sonra thumma
sonra طَلَّقْتُمُوهُنَّ boşarsanız ṭallaqtumūhunna
boşarsanız مِن önce min
önce قَبْلِ before qabli
before أَن onlara dokunmadan an
onlara dokunmadan تَمَسُّوهُنَّ you have touched them tamassūhunna
you have touched them فَمَا yoktur famā
yoktur لَكُمْ size lakum
size عَلَيْهِنَّ onların üzerinde ʿalayhinna
onların üzerinde مِنْ bir iddet (hakkınız) min
bir iddet (hakkınız) عِدَّةٍۢ waiting period ʿiddatin
waiting period تَعْتَدُّونَهَا ۖ sayacağınız taʿtaddūnahā
sayacağınız فَمَتِّعُوهُنَّ hemen geçimliklerini verin famattiʿūhunna
hemen geçimliklerini verin وَسَرِّحُوهُنَّ ve onları serbest bırakın wasarriḥūhunna
ve onları serbest bırakın سَرَاحًۭا bir bırakışla sarāḥan
bir bırakışla جَمِيلًۭا güzel jamīlan
güzel ٤٩ (49)
(49)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوٓا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) إِذَا zaman idhā
zaman نَكَحْتُمُ nikahladığınız nakaḥtumu
nikahladığınız ٱلْمُؤْمِنَـٰتِ inanan kadınları l-mu'mināti
inanan kadınları ثُمَّ sonra thumma
sonra طَلَّقْتُمُوهُنَّ boşarsanız ṭallaqtumūhunna
boşarsanız مِن önce min
önce قَبْلِ before qabli
before أَن onlara dokunmadan an
onlara dokunmadan تَمَسُّوهُنَّ you have touched them tamassūhunna
you have touched them فَمَا yoktur famā
yoktur لَكُمْ size lakum
size عَلَيْهِنَّ onların üzerinde ʿalayhinna
onların üzerinde مِنْ bir iddet (hakkınız) min
bir iddet (hakkınız) عِدَّةٍۢ waiting period ʿiddatin
waiting period تَعْتَدُّونَهَا ۖ sayacağınız taʿtaddūnahā
sayacağınız فَمَتِّعُوهُنَّ hemen geçimliklerini verin famattiʿūhunna
hemen geçimliklerini verin وَسَرِّحُوهُنَّ ve onları serbest bırakın wasarriḥūhunna
ve onları serbest bırakın سَرَاحًۭا bir bırakışla sarāḥan
bir bırakışla جَمِيلًۭا güzel jamīlan
güzel ٤٩ (49)
(49)
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
33:50
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber إِنَّآ şüphesiz biz innā
şüphesiz biz أَحْلَلْنَا helal kıldık aḥlalnā
helal kıldık لَكَ sana laka
sana أَزْوَٰجَكَ eşlerini azwājaka
eşlerini ٱلَّـٰتِىٓ verdiğin allātī
verdiğin ءَاتَيْتَ you have given ātayta
you have given أُجُورَهُنَّ ücretlerini (mehirlerini) ujūrahunna
ücretlerini (mehirlerini) وَمَا ve wamā
ve مَلَكَتْ bulunanları malakat
bulunanları يَمِينُكَ elinde yamīnuka
elinde مِمَّآ ganimet verdiğinden mimmā
ganimet verdiğinden أَفَآءَ Allah has given afāa
Allah has given ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını عَمِّكَ amcanın ʿammika
amcanın وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını عَمَّـٰتِكَ halalarının ʿammātika
halalarının وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını خَالِكَ dayının khālika
dayının وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını خَـٰلَـٰتِكَ teyzelerinin khālātika
teyzelerinin ٱلَّـٰتِى hicret eden allātī
hicret eden هَاجَرْنَ emigrated hājarna
emigrated مَعَكَ seninle beraber maʿaka
seninle beraber وَٱمْرَأَةًۭ ve kadını wa-im'ra-atan
ve kadını مُّؤْمِنَةً inanmış mu'minatan
inanmış إِن eğer in
eğer وَهَبَتْ hibe ederse wahabat
hibe ederse نَفْسَهَا kendisini nafsahā
kendisini لِلنَّبِىِّ peygambere lilnnabiyyi
peygambere إِنْ eğer in
eğer أَرَادَ dilediyse arāda
dilediyse ٱلنَّبِىُّ peygamberi l-nabiyu
peygamberi أَن kendisini nikahlamayı an
kendisini nikahlamayı يَسْتَنكِحَهَا marry her yastankiḥahā
marry her خَالِصَةًۭ mahsus olarak khāliṣatan
mahsus olarak لَّكَ sana laka
sana مِن dışında min
dışında دُونِ excluding dūni
excluding ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ mü'minlerin l-mu'minīna
mü'minlerin قَدْ elbette qad
elbette عَلِمْنَا biz biliyoruz ʿalim'nā
biz biliyoruz مَا şeyi mā
şeyi فَرَضْنَا gerekli kıldığımız faraḍnā
gerekli kıldığımız عَلَيْهِمْ onlara ʿalayhim
onlara فِىٓ hakkında fī
hakkında أَزْوَٰجِهِمْ eşleri azwājihim
eşleri وَمَا ve wamā
ve مَلَكَتْ bulunanlar malakat
bulunanlar أَيْمَـٰنُهُمْ ellerinin aymānuhum
ellerinin لِكَيْلَا için likaylā
için يَكُونَ olmaması yakūna
olmaması عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana حَرَجٌۭ ۗ bir zorluk ḥarajun
bir zorluk وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayan ghafūran
çok bağışlayan رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥٠ (50)
(50)
ey ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber إِنَّآ şüphesiz biz innā
şüphesiz biz أَحْلَلْنَا helal kıldık aḥlalnā
helal kıldık لَكَ sana laka
sana أَزْوَٰجَكَ eşlerini azwājaka
eşlerini ٱلَّـٰتِىٓ verdiğin allātī
verdiğin ءَاتَيْتَ you have given ātayta
you have given أُجُورَهُنَّ ücretlerini (mehirlerini) ujūrahunna
ücretlerini (mehirlerini) وَمَا ve wamā
ve مَلَكَتْ bulunanları malakat
bulunanları يَمِينُكَ elinde yamīnuka
elinde مِمَّآ ganimet verdiğinden mimmā
ganimet verdiğinden أَفَآءَ Allah has given afāa
Allah has given ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını عَمِّكَ amcanın ʿammika
amcanın وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını عَمَّـٰتِكَ halalarının ʿammātika
halalarının وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını خَالِكَ dayının khālika
dayının وَبَنَاتِ ve kızlarını wabanāti
ve kızlarını خَـٰلَـٰتِكَ teyzelerinin khālātika
teyzelerinin ٱلَّـٰتِى hicret eden allātī
hicret eden هَاجَرْنَ emigrated hājarna
emigrated مَعَكَ seninle beraber maʿaka
seninle beraber وَٱمْرَأَةًۭ ve kadını wa-im'ra-atan
ve kadını مُّؤْمِنَةً inanmış mu'minatan
inanmış إِن eğer in
eğer وَهَبَتْ hibe ederse wahabat
hibe ederse نَفْسَهَا kendisini nafsahā
kendisini لِلنَّبِىِّ peygambere lilnnabiyyi
peygambere إِنْ eğer in
eğer أَرَادَ dilediyse arāda
dilediyse ٱلنَّبِىُّ peygamberi l-nabiyu
peygamberi أَن kendisini nikahlamayı an
kendisini nikahlamayı يَسْتَنكِحَهَا marry her yastankiḥahā
marry her خَالِصَةًۭ mahsus olarak khāliṣatan
mahsus olarak لَّكَ sana laka
sana مِن dışında min
dışında دُونِ excluding dūni
excluding ٱلْمُؤْمِنِينَ ۗ mü'minlerin l-mu'minīna
mü'minlerin قَدْ elbette qad
elbette عَلِمْنَا biz biliyoruz ʿalim'nā
biz biliyoruz مَا şeyi mā
şeyi فَرَضْنَا gerekli kıldığımız faraḍnā
gerekli kıldığımız عَلَيْهِمْ onlara ʿalayhim
onlara فِىٓ hakkında fī
hakkında أَزْوَٰجِهِمْ eşleri azwājihim
eşleri وَمَا ve wamā
ve مَلَكَتْ bulunanlar malakat
bulunanlar أَيْمَـٰنُهُمْ ellerinin aymānuhum
ellerinin لِكَيْلَا için likaylā
için يَكُونَ olmaması yakūna
olmaması عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana حَرَجٌۭ ۗ bir zorluk ḥarajun
bir zorluk وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayan ghafūran
çok bağışlayan رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥٠ (50)
(50)
Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
33:51
۞ تُرْجِى
geri bırakır
tur'jī
geri bırakır مَن kimseyi man
kimseyi تَشَآءُ dilediği tashāu
dilediği مِنْهُنَّ onlardan min'hunna
onlardan وَتُـْٔوِىٓ ve alırsın watu'wī
ve alırsın إِلَيْكَ yanına ilayka
yanına مَن kimseyi man
kimseyi تَشَآءُ ۖ dilediğin tashāu
dilediğin وَمَنِ ve kimseye wamani
ve kimseye ٱبْتَغَيْتَ arzu ettiği(ne dönmekte) ib'taghayta
arzu ettiği(ne dönmekte) مِمَّنْ ayrıldıklarından mimman
ayrıldıklarından عَزَلْتَ you (had) set aside ʿazalta
you (had) set aside فَلَا yoktur falā
yoktur جُنَاحَ bir günah junāḥa
bir günah عَلَيْكَ ۚ senin üzerine ʿalayka
senin üzerine ذَٰلِكَ budur dhālika
budur أَدْنَىٰٓ en elverişli olan adnā
en elverişli olan أَن aydınlanmasına an
aydınlanmasına تَقَرَّ may be cooled taqarra
may be cooled أَعْيُنُهُنَّ onların gözlerinin aʿyunuhunna
onların gözlerinin وَلَا ve walā
ve يَحْزَنَّ tasalanmamalarına yaḥzanna
tasalanmamalarına وَيَرْضَيْنَ ve razı olmalarına wayarḍayna
ve razı olmalarına بِمَآ senin verdiklerine bimā
senin verdiklerine ءَاتَيْتَهُنَّ you have given them ātaytahunna
you have given them كُلُّهُنَّ ۚ hepsinin kulluhunna
hepsinin وَٱللَّهُ Allah wal-lahu
Allah يَعْلَمُ bilir yaʿlamu
bilir مَا olanı mā
olanı فِى sizin kalblerinizde fī
sizin kalblerinizde قُلُوبِكُمْ ۚ your hearts qulūbikum
your hearts وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلِيمًا bilendir ʿalīman
bilendir حَلِيمًۭا halimdir ḥalīman
halimdir ٥١ (51)
(51)
geri bırakır مَن kimseyi man
kimseyi تَشَآءُ dilediği tashāu
dilediği مِنْهُنَّ onlardan min'hunna
onlardan وَتُـْٔوِىٓ ve alırsın watu'wī
ve alırsın إِلَيْكَ yanına ilayka
yanına مَن kimseyi man
kimseyi تَشَآءُ ۖ dilediğin tashāu
dilediğin وَمَنِ ve kimseye wamani
ve kimseye ٱبْتَغَيْتَ arzu ettiği(ne dönmekte) ib'taghayta
arzu ettiği(ne dönmekte) مِمَّنْ ayrıldıklarından mimman
ayrıldıklarından عَزَلْتَ you (had) set aside ʿazalta
you (had) set aside فَلَا yoktur falā
yoktur جُنَاحَ bir günah junāḥa
bir günah عَلَيْكَ ۚ senin üzerine ʿalayka
senin üzerine ذَٰلِكَ budur dhālika
budur أَدْنَىٰٓ en elverişli olan adnā
en elverişli olan أَن aydınlanmasına an
aydınlanmasına تَقَرَّ may be cooled taqarra
may be cooled أَعْيُنُهُنَّ onların gözlerinin aʿyunuhunna
onların gözlerinin وَلَا ve walā
ve يَحْزَنَّ tasalanmamalarına yaḥzanna
tasalanmamalarına وَيَرْضَيْنَ ve razı olmalarına wayarḍayna
ve razı olmalarına بِمَآ senin verdiklerine bimā
senin verdiklerine ءَاتَيْتَهُنَّ you have given them ātaytahunna
you have given them كُلُّهُنَّ ۚ hepsinin kulluhunna
hepsinin وَٱللَّهُ Allah wal-lahu
Allah يَعْلَمُ bilir yaʿlamu
bilir مَا olanı mā
olanı فِى sizin kalblerinizde fī
sizin kalblerinizde قُلُوبِكُمْ ۚ your hearts qulūbikum
your hearts وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلِيمًا bilendir ʿalīman
bilendir حَلِيمًۭا halimdir ḥalīman
halimdir ٥١ (51)
(51)
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.
33:52
لَّا
değildir
lā
değildir يَحِلُّ helal yaḥillu
helal لَكَ sana laka
sana ٱلنِّسَآءُ (başka) kadınlar l-nisāu
(başka) kadınlar مِنۢ bundan sonra min
bundan sonra بَعْدُ after (this) baʿdu
after (this) وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَن değiştirmen an
değiştirmen تَبَدَّلَ exchange tabaddala
exchange بِهِنَّ bunları bihinna
bunları مِنْ başka eşlerle min
başka eşlerle أَزْوَٰجٍۢ (other) wives azwājin
(other) wives وَلَوْ şayet walaw
şayet أَعْجَبَكَ çok hoşuna gitse de aʿjabaka
çok hoşuna gitse de حُسْنُهُنَّ güzellikleri ḥus'nuhunna
güzellikleri إِلَّا bunun dışındadır illā
bunun dışındadır مَا bulunanlar (cariyeler) mā
bulunanlar (cariyeler) مَلَكَتْ you rightfully possess malakat
you rightfully possess يَمِينُكَ ۗ elinde yamīnuka
elinde وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey رَّقِيبًۭا gözetleyicidir raqīban
gözetleyicidir ٥٢ (52)
(52)
değildir يَحِلُّ helal yaḥillu
helal لَكَ sana laka
sana ٱلنِّسَآءُ (başka) kadınlar l-nisāu
(başka) kadınlar مِنۢ bundan sonra min
bundan sonra بَعْدُ after (this) baʿdu
after (this) وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَن değiştirmen an
değiştirmen تَبَدَّلَ exchange tabaddala
exchange بِهِنَّ bunları bihinna
bunları مِنْ başka eşlerle min
başka eşlerle أَزْوَٰجٍۢ (other) wives azwājin
(other) wives وَلَوْ şayet walaw
şayet أَعْجَبَكَ çok hoşuna gitse de aʿjabaka
çok hoşuna gitse de حُسْنُهُنَّ güzellikleri ḥus'nuhunna
güzellikleri إِلَّا bunun dışındadır illā
bunun dışındadır مَا bulunanlar (cariyeler) mā
bulunanlar (cariyeler) مَلَكَتْ you rightfully possess malakat
you rightfully possess يَمِينُكَ ۗ elinde yamīnuka
elinde وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey رَّقِيبًۭا gözetleyicidir raqīban
gözetleyicidir ٥٢ (52)
(52)
Bundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir.
33:53
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) لَا girmeyin lā
girmeyin تَدْخُلُوا۟ enter tadkhulū
enter بُيُوتَ evlerine buyūta
evlerine ٱلنَّبِىِّ Peygamber'in l-nabiyi
Peygamber'in إِلَّآ ancak hariçtir illā
ancak hariçtir أَن izin verilmesi an
izin verilmesi يُؤْذَنَ permission is given yu'dhana
permission is given لَكُمْ size lakum
size إِلَىٰ yemeğe ilā
yemeğe طَعَامٍ a meal ṭaʿāmin
a meal غَيْرَ olmadan ghayra
olmadan نَـٰظِرِينَ gözetleyiciler nāẓirīna
gözetleyiciler إِنَىٰهُ vaktini ināhu
vaktini وَلَـٰكِنْ fakat walākin
fakat إِذَا zaman idhā
zaman دُعِيتُمْ çağrıldığınız duʿītum
çağrıldığınız فَٱدْخُلُوا۟ girin fa-ud'khulū
girin فَإِذَا yemeği yeyince fa-idhā
yemeği yeyince طَعِمْتُمْ you have eaten ṭaʿim'tum
you have eaten فَٱنتَشِرُوا۟ dağılın fa-intashirū
dağılın وَلَا dalmayın walā
dalmayın مُسْتَـْٔنِسِينَ seeking to remain mus'tanisīna
seeking to remain لِحَدِيثٍ ۚ söze liḥadīthin
söze إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu كَانَ incitiyordu kāna
incitiyordu يُؤْذِى troubling yu'dhī
troubling ٱلنَّبِىَّ Peygamberi l-nabiya
Peygamberi فَيَسْتَحْىِۦ fakat o utanıyordu fayastaḥyī
fakat o utanıyordu مِنكُمْ ۖ sizden minkum
sizden وَٱللَّهُ fakat Allah wal-lahu
fakat Allah لَا utanmaz lā
utanmaz يَسْتَحْىِۦ is not shy yastaḥyī
is not shy مِنَ gerçek(i söylemek)ten mina
gerçek(i söylemek)ten ٱلْحَقِّ ۚ the truth l-ḥaqi
the truth وَإِذَا zaman wa-idhā
zaman سَأَلْتُمُوهُنَّ onlarda istediğiniz sa-altumūhunna
onlarda istediğiniz مَتَـٰعًۭا bir şey matāʿan
bir şey فَسْـَٔلُوهُنَّ isteyin fasalūhunna
isteyin مِن arkasından min
arkasından وَرَآءِ behind warāi
behind حِجَابٍۢ ۚ perde ḥijābin
perde ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu أَطْهَرُ daha temizdir aṭharu
daha temizdir لِقُلُوبِكُمْ sizin kalbleriniz için liqulūbikum
sizin kalbleriniz için وَقُلُوبِهِنَّ ۚ ve onların kalbleri için waqulūbihinna
ve onların kalbleri için وَمَا ve olamaz wamā
ve olamaz كَانَ sizin kāna
sizin لَكُمْ for you lakum
for you أَن incitmeniz an
incitmeniz تُؤْذُوا۟ you trouble tu'dhū
you trouble رَسُولَ Elçisini rasūla
Elçisini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَلَآ ve olamaz walā
ve olamaz أَن nikahlamanız an
nikahlamanız تَنكِحُوٓا۟ you should marry tankiḥū
you should marry أَزْوَٰجَهُۥ onun eşlerini azwājahu
onun eşlerini مِنۢ kendisinden sonra min
kendisinden sonra بَعْدِهِۦٓ after him baʿdihi
after him أَبَدًا ۚ asla abadan
asla إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu كَانَ katında kāna
katında عِندَ near ʿinda
near ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah عَظِيمًا büyük(bir günah)tır ʿaẓīman
büyük(bir günah)tır ٥٣ (53)
(53)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) لَا girmeyin lā
girmeyin تَدْخُلُوا۟ enter tadkhulū
enter بُيُوتَ evlerine buyūta
evlerine ٱلنَّبِىِّ Peygamber'in l-nabiyi
Peygamber'in إِلَّآ ancak hariçtir illā
ancak hariçtir أَن izin verilmesi an
izin verilmesi يُؤْذَنَ permission is given yu'dhana
permission is given لَكُمْ size lakum
size إِلَىٰ yemeğe ilā
yemeğe طَعَامٍ a meal ṭaʿāmin
a meal غَيْرَ olmadan ghayra
olmadan نَـٰظِرِينَ gözetleyiciler nāẓirīna
gözetleyiciler إِنَىٰهُ vaktini ināhu
vaktini وَلَـٰكِنْ fakat walākin
fakat إِذَا zaman idhā
zaman دُعِيتُمْ çağrıldığınız duʿītum
çağrıldığınız فَٱدْخُلُوا۟ girin fa-ud'khulū
girin فَإِذَا yemeği yeyince fa-idhā
yemeği yeyince طَعِمْتُمْ you have eaten ṭaʿim'tum
you have eaten فَٱنتَشِرُوا۟ dağılın fa-intashirū
dağılın وَلَا dalmayın walā
dalmayın مُسْتَـْٔنِسِينَ seeking to remain mus'tanisīna
seeking to remain لِحَدِيثٍ ۚ söze liḥadīthin
söze إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu كَانَ incitiyordu kāna
incitiyordu يُؤْذِى troubling yu'dhī
troubling ٱلنَّبِىَّ Peygamberi l-nabiya
Peygamberi فَيَسْتَحْىِۦ fakat o utanıyordu fayastaḥyī
fakat o utanıyordu مِنكُمْ ۖ sizden minkum
sizden وَٱللَّهُ fakat Allah wal-lahu
fakat Allah لَا utanmaz lā
utanmaz يَسْتَحْىِۦ is not shy yastaḥyī
is not shy مِنَ gerçek(i söylemek)ten mina
gerçek(i söylemek)ten ٱلْحَقِّ ۚ the truth l-ḥaqi
the truth وَإِذَا zaman wa-idhā
zaman سَأَلْتُمُوهُنَّ onlarda istediğiniz sa-altumūhunna
onlarda istediğiniz مَتَـٰعًۭا bir şey matāʿan
bir şey فَسْـَٔلُوهُنَّ isteyin fasalūhunna
isteyin مِن arkasından min
arkasından وَرَآءِ behind warāi
behind حِجَابٍۢ ۚ perde ḥijābin
perde ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu أَطْهَرُ daha temizdir aṭharu
daha temizdir لِقُلُوبِكُمْ sizin kalbleriniz için liqulūbikum
sizin kalbleriniz için وَقُلُوبِهِنَّ ۚ ve onların kalbleri için waqulūbihinna
ve onların kalbleri için وَمَا ve olamaz wamā
ve olamaz كَانَ sizin kāna
sizin لَكُمْ for you lakum
for you أَن incitmeniz an
incitmeniz تُؤْذُوا۟ you trouble tu'dhū
you trouble رَسُولَ Elçisini rasūla
Elçisini ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَلَآ ve olamaz walā
ve olamaz أَن nikahlamanız an
nikahlamanız تَنكِحُوٓا۟ you should marry tankiḥū
you should marry أَزْوَٰجَهُۥ onun eşlerini azwājahu
onun eşlerini مِنۢ kendisinden sonra min
kendisinden sonra بَعْدِهِۦٓ after him baʿdihi
after him أَبَدًا ۚ asla abadan
asla إِنَّ çünkü inna
çünkü ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu كَانَ katında kāna
katında عِندَ near ʿinda
near ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah عَظِيمًا büyük(bir günah)tır ʿaẓīman
büyük(bir günah)tır ٥٣ (53)
(53)
Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nuneşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.
33:54
إِن
eğer
in
eğer تُبْدُوا۟ açığa vursanız tub'dū
açığa vursanız شَيْـًٔا bir şeyi shayan
bir şeyi أَوْ yahut aw
yahut تُخْفُوهُ onu gizleseniz tukh'fūhu
onu gizleseniz فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ her kāna
her بِكُلِّ of all bikulli
of all شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi عَلِيمًۭا bilmektedir ʿalīman
bilmektedir ٥٤ (54)
(54)
eğer تُبْدُوا۟ açığa vursanız tub'dū
açığa vursanız شَيْـًٔا bir şeyi shayan
bir şeyi أَوْ yahut aw
yahut تُخْفُوهُ onu gizleseniz tukh'fūhu
onu gizleseniz فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ her kāna
her بِكُلِّ of all bikulli
of all شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi عَلِيمًۭا bilmektedir ʿalīman
bilmektedir ٥٤ (54)
(54)
Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir.
33:55
لَّا
yoktur
lā
yoktur جُنَاحَ bir günah junāḥa
bir günah عَلَيْهِنَّ onlara ʿalayhinna
onlara فِىٓ hakkında fī
hakkında ءَابَآئِهِنَّ babaları ābāihinna
babaları وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآئِهِنَّ oğulları abnāihinna
oğulları وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur إِخْوَٰنِهِنَّ kardeşleri ikh'wānihinna
kardeşleri وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآءِ oğulları abnāi
oğulları إِخْوَٰنِهِنَّ kardeşlerinin ikh'wānihinna
kardeşlerinin وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآءِ oğulları abnāi
oğulları أَخَوَٰتِهِنَّ kızkardeşlerinin akhawātihinna
kızkardeşlerinin وَلَا ve yoktur walā
ve yoktur نِسَآئِهِنَّ kadınları nisāihinna
kadınları وَلَا ve yoktur walā
ve yoktur مَا bulunan(köle)leri mā
bulunan(köle)leri مَلَكَتْ they rightfully possess malakat
they rightfully possess أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ ellerinde aymānuhunna
ellerinde وَٱتَّقِينَ ve korkun wa-ittaqīna
ve korkun ٱللَّهَ ۚ Allah'tan l-laha
Allah'tan إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ üzerine kāna
üzerine عَلَىٰ over ʿalā
over كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey شَهِيدًا şahittir shahīdan
şahittir ٥٥ (55)
(55)
yoktur جُنَاحَ bir günah junāḥa
bir günah عَلَيْهِنَّ onlara ʿalayhinna
onlara فِىٓ hakkında fī
hakkında ءَابَآئِهِنَّ babaları ābāihinna
babaları وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآئِهِنَّ oğulları abnāihinna
oğulları وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur إِخْوَٰنِهِنَّ kardeşleri ikh'wānihinna
kardeşleri وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآءِ oğulları abnāi
oğulları إِخْوَٰنِهِنَّ kardeşlerinin ikh'wānihinna
kardeşlerinin وَلَآ ve yoktur walā
ve yoktur أَبْنَآءِ oğulları abnāi
oğulları أَخَوَٰتِهِنَّ kızkardeşlerinin akhawātihinna
kızkardeşlerinin وَلَا ve yoktur walā
ve yoktur نِسَآئِهِنَّ kadınları nisāihinna
kadınları وَلَا ve yoktur walā
ve yoktur مَا bulunan(köle)leri mā
bulunan(köle)leri مَلَكَتْ they rightfully possess malakat
they rightfully possess أَيْمَـٰنُهُنَّ ۗ ellerinde aymānuhunna
ellerinde وَٱتَّقِينَ ve korkun wa-ittaqīna
ve korkun ٱللَّهَ ۚ Allah'tan l-laha
Allah'tan إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah كَانَ üzerine kāna
üzerine عَلَىٰ over ʿalā
over كُلِّ her kulli
her شَىْءٍۢ şey shayin
şey شَهِيدًا şahittir shahīdan
şahittir ٥٥ (55)
(55)
Onların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah'tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir.
33:56
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ ve melekleri wamalāikatahu
ve melekleri يُصَلُّونَ salat etmektedir yuṣallūna
salat etmektedir عَلَى üzerine ʿalā
üzerine ٱلنَّبِىِّ ۚ Peygamber l-nabiyi
Peygamber يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) صَلُّوا۟ siz de salat edin ṣallū
siz de salat edin عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona وَسَلِّمُوا۟ ve selam edin wasallimū
ve selam edin تَسْلِيمًا içtenlikle taslīman
içtenlikle ٥٦ (56)
(56)
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah وَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥ ve melekleri wamalāikatahu
ve melekleri يُصَلُّونَ salat etmektedir yuṣallūna
salat etmektedir عَلَى üzerine ʿalā
üzerine ٱلنَّبِىِّ ۚ Peygamber l-nabiyi
Peygamber يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) صَلُّوا۟ siz de salat edin ṣallū
siz de salat edin عَلَيْهِ ona ʿalayhi
ona وَسَلِّمُوا۟ ve selam edin wasallimū
ve selam edin تَسْلِيمًا içtenlikle taslīman
içtenlikle ٥٦ (56)
(56)
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.
33:57
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱلَّذِينَ incitenler alladhīna
incitenler يُؤْذُونَ annoy yu'dhūna
annoy ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı وَرَسُولَهُۥ ve Elçisini warasūlahu
ve Elçisini لَعَنَهُمُ onlara la'net etmiştir laʿanahumu
onlara la'net etmiştir ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah فِى dünyada fī
dünyada ٱلدُّنْيَا the world l-dun'yā
the world وَٱلْـَٔاخِرَةِ ve ahirette wal-ākhirati
ve ahirette وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لَهُمْ onlar için lahum
onlar için عَذَابًۭا bir azab ʿadhāban
bir azab مُّهِينًۭا alçaltıcı muhīnan
alçaltıcı ٥٧ (57)
(57)
şüphesiz ٱلَّذِينَ incitenler alladhīna
incitenler يُؤْذُونَ annoy yu'dhūna
annoy ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı وَرَسُولَهُۥ ve Elçisini warasūlahu
ve Elçisini لَعَنَهُمُ onlara la'net etmiştir laʿanahumu
onlara la'net etmiştir ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah فِى dünyada fī
dünyada ٱلدُّنْيَا the world l-dun'yā
the world وَٱلْـَٔاخِرَةِ ve ahirette wal-ākhirati
ve ahirette وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لَهُمْ onlar için lahum
onlar için عَذَابًۭا bir azab ʿadhāban
bir azab مُّهِينًۭا alçaltıcı muhīnan
alçaltıcı ٥٧ (57)
(57)
Allah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.
33:58
وَٱلَّذِينَ
incitenler
wa-alladhīna
incitenler يُؤْذُونَ harm yu'dhūna
harm ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'min erkekleri l-mu'minīna
mü'min erkekleri وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ve mü'min kadınları wal-mu'mināti
ve mü'min kadınları بِغَيْرِ dışındaki bighayri
dışındaki مَا bir şeyle mā
bir şeyle ٱكْتَسَبُوا۟ yaptıklarının ik'tasabū
yaptıklarının فَقَدِ elbette faqadi
elbette ٱحْتَمَلُوا۟ yüklenmişlerdir iḥ'tamalū
yüklenmişlerdir بُهْتَـٰنًۭا bir iftira buh'tānan
bir iftira وَإِثْمًۭا ve bir günah wa-ith'man
ve bir günah مُّبِينًۭا açık mubīnan
açık ٥٨ (58)
(58)
incitenler يُؤْذُونَ harm yu'dhūna
harm ٱلْمُؤْمِنِينَ mü'min erkekleri l-mu'minīna
mü'min erkekleri وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ve mü'min kadınları wal-mu'mināti
ve mü'min kadınları بِغَيْرِ dışındaki bighayri
dışındaki مَا bir şeyle mā
bir şeyle ٱكْتَسَبُوا۟ yaptıklarının ik'tasabū
yaptıklarının فَقَدِ elbette faqadi
elbette ٱحْتَمَلُوا۟ yüklenmişlerdir iḥ'tamalū
yüklenmişlerdir بُهْتَـٰنًۭا bir iftira buh'tānan
bir iftira وَإِثْمًۭا ve bir günah wa-ith'man
ve bir günah مُّبِينًۭا açık mubīnan
açık ٥٨ (58)
(58)
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.
33:59
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلنَّبِىُّ Peygamber l-nabiyu
Peygamber قُل söyle qul
söyle لِّأَزْوَٰجِكَ eşlerine li-azwājika
eşlerine وَبَنَاتِكَ ve kızlarına wabanātika
ve kızlarına وَنِسَآءِ ve kadınlarına wanisāi
ve kadınlarına ٱلْمُؤْمِنِينَ inananların l-mu'minīna
inananların يُدْنِينَ salsınlar yud'nīna
salsınlar عَلَيْهِنَّ üstlerine ʿalayhinna
üstlerine مِن örtülerini min
örtülerini جَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚ their outer garments jalābībihinna
their outer garments ذَٰلِكَ budur dhālika
budur أَدْنَىٰٓ en elverişli olan adnā
en elverişli olan أَن onların tanınması için an
onların tanınması için يُعْرَفْنَ they should be known yuʿ'rafna
they should be known فَلَا incitilmemesi için falā
incitilmemesi için يُؤْذَيْنَ ۗ harmed yu'dhayna
harmed وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥٩ (59)
(59)
ey ٱلنَّبِىُّ Peygamber l-nabiyu
Peygamber قُل söyle qul
söyle لِّأَزْوَٰجِكَ eşlerine li-azwājika
eşlerine وَبَنَاتِكَ ve kızlarına wabanātika
ve kızlarına وَنِسَآءِ ve kadınlarına wanisāi
ve kadınlarına ٱلْمُؤْمِنِينَ inananların l-mu'minīna
inananların يُدْنِينَ salsınlar yud'nīna
salsınlar عَلَيْهِنَّ üstlerine ʿalayhinna
üstlerine مِن örtülerini min
örtülerini جَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚ their outer garments jalābībihinna
their outer garments ذَٰلِكَ budur dhālika
budur أَدْنَىٰٓ en elverişli olan adnā
en elverişli olan أَن onların tanınması için an
onların tanınması için يُعْرَفْنَ they should be known yuʿ'rafna
they should be known فَلَا incitilmemesi için falā
incitilmemesi için يُؤْذَيْنَ ۗ harmed yu'dhayna
harmed وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًۭا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٥٩ (59)
(59)
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
33:60
۞ لَّئِن
andolsun eğer
la-in
andolsun eğer لَّمْ vazgeçmezlerse lam
vazgeçmezlerse يَنتَهِ cease yantahi
cease ٱلْمُنَـٰفِقُونَ iki yüzlüler l-munāfiqūna
iki yüzlüler وَٱلَّذِينَ ve wa-alladhīna
ve فِى bulunanlar fī
bulunanlar قُلُوبِهِم kalblerinde qulūbihim
kalblerinde مَّرَضٌۭ bir hastalık maraḍun
bir hastalık وَٱلْمُرْجِفُونَ kötü haberler yayanlar wal-mur'jifūna
kötü haberler yayanlar فِى şehirde fī
şehirde ٱلْمَدِينَةِ the city l-madīnati
the city لَنُغْرِيَنَّكَ seni üstüne süreriz lanugh'riyannaka
seni üstüne süreriz بِهِمْ onların bihim
onların ثُمَّ sonra thumma
sonra لَا senin yanında kalamazlar lā
senin yanında kalamazlar يُجَاوِرُونَكَ they will remain your neighbors yujāwirūnaka
they will remain your neighbors فِيهَآ orada fīhā
orada إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا az bir zaman qalīlan
az bir zaman ٦٠ (60)
(60)
andolsun eğer لَّمْ vazgeçmezlerse lam
vazgeçmezlerse يَنتَهِ cease yantahi
cease ٱلْمُنَـٰفِقُونَ iki yüzlüler l-munāfiqūna
iki yüzlüler وَٱلَّذِينَ ve wa-alladhīna
ve فِى bulunanlar fī
bulunanlar قُلُوبِهِم kalblerinde qulūbihim
kalblerinde مَّرَضٌۭ bir hastalık maraḍun
bir hastalık وَٱلْمُرْجِفُونَ kötü haberler yayanlar wal-mur'jifūna
kötü haberler yayanlar فِى şehirde fī
şehirde ٱلْمَدِينَةِ the city l-madīnati
the city لَنُغْرِيَنَّكَ seni üstüne süreriz lanugh'riyannaka
seni üstüne süreriz بِهِمْ onların bihim
onların ثُمَّ sonra thumma
sonra لَا senin yanında kalamazlar lā
senin yanında kalamazlar يُجَاوِرُونَكَ they will remain your neighbors yujāwirūnaka
they will remain your neighbors فِيهَآ orada fīhā
orada إِلَّا dışında illā
dışında قَلِيلًۭا az bir zaman qalīlan
az bir zaman ٦٠ (60)
(60)
İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
33:61
مَّلْعُونِينَ ۖ
la'netlenirler
malʿūnīna
la'netlenirler أَيْنَمَا nerede aynamā
nerede ثُقِفُوٓا۟ rastlansalar thuqifū
rastlansalar أُخِذُوا۟ yakalanırlar ukhidhū
yakalanırlar وَقُتِّلُوا۟ ve öldürülürler waquttilū
ve öldürülürler تَقْتِيلًۭا şiddetle taqtīlan
şiddetle ٦١ (61)
(61)
la'netlenirler أَيْنَمَا nerede aynamā
nerede ثُقِفُوٓا۟ rastlansalar thuqifū
rastlansalar أُخِذُوا۟ yakalanırlar ukhidhū
yakalanırlar وَقُتِّلُوا۟ ve öldürülürler waquttilū
ve öldürülürler تَقْتِيلًۭا şiddetle taqtīlan
şiddetle ٦١ (61)
(61)
Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.
33:62
سُنَّةَ
sünneti (yasası) budur
sunnata
sünneti (yasası) budur ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فِى arasındaki fī
arasındaki ٱلَّذِينَ geçen(millet)ler alladhīna
geçen(millet)ler خَلَوْا۟ passed away khalaw
passed away مِن önceden min
önceden قَبْلُ ۖ before qablu
before وَلَن ve walan
ve تَجِدَ (imkan) bulamazsın tajida
(imkan) bulamazsın لِسُنَّةِ sünnetini (yasasını) lisunnati
sünnetini (yasasını) ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın تَبْدِيلًۭا değiştirmeğe tabdīlan
değiştirmeğe ٦٢ (62)
(62)
sünneti (yasası) budur ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın فِى arasındaki fī
arasındaki ٱلَّذِينَ geçen(millet)ler alladhīna
geçen(millet)ler خَلَوْا۟ passed away khalaw
passed away مِن önceden min
önceden قَبْلُ ۖ before qablu
before وَلَن ve walan
ve تَجِدَ (imkan) bulamazsın tajida
(imkan) bulamazsın لِسُنَّةِ sünnetini (yasasını) lisunnati
sünnetini (yasasını) ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın تَبْدِيلًۭا değiştirmeğe tabdīlan
değiştirmeğe ٦٢ (62)
(62)
Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın.
33:63
يَسْـَٔلُكَ
sana soruyorlar
yasaluka
sana soruyorlar ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar عَنِ sa'atten ʿani
sa'atten ٱلسَّاعَةِ ۖ the Hour l-sāʿati
the Hour قُلْ de ki qul
de ki إِنَّمَا şüphesiz innamā
şüphesiz عِلْمُهَا onun bilgisi ʿil'muhā
onun bilgisi عِندَ yanındadır ʿinda
yanındadır ٱللَّهِ ۚ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَمَا ve ne? wamā
ve ne? يُدْرِيكَ bilirsin yud'rīka
bilirsin لَعَلَّ belki laʿalla
belki ٱلسَّاعَةَ sa'at l-sāʿata
sa'at تَكُونُ olur takūnu
olur قَرِيبًا yakın qarīban
yakın ٦٣ (63)
(63)
sana soruyorlar ٱلنَّاسُ insanlar l-nāsu
insanlar عَنِ sa'atten ʿani
sa'atten ٱلسَّاعَةِ ۖ the Hour l-sāʿati
the Hour قُلْ de ki qul
de ki إِنَّمَا şüphesiz innamā
şüphesiz عِلْمُهَا onun bilgisi ʿil'muhā
onun bilgisi عِندَ yanındadır ʿinda
yanındadır ٱللَّهِ ۚ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَمَا ve ne? wamā
ve ne? يُدْرِيكَ bilirsin yud'rīka
bilirsin لَعَلَّ belki laʿalla
belki ٱلسَّاعَةَ sa'at l-sāʿata
sa'at تَكُونُ olur takūnu
olur قَرِيبًا yakın qarīban
yakın ٦٣ (63)
(63)
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır."
33:64
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَعَنَ la'net etmiştir laʿana
la'net etmiştir ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لَهُمْ onlar için lahum
onlar için سَعِيرًا çılgın bir ateş saʿīran
çılgın bir ateş ٦٤ (64)
(64)
şüphesiz ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah لَعَنَ la'net etmiştir laʿana
la'net etmiştir ٱلْكَـٰفِرِينَ kafirlere l-kāfirīna
kafirlere وَأَعَدَّ ve hazırlamıştır wa-aʿadda
ve hazırlamıştır لَهُمْ onlar için lahum
onlar için سَعِيرًا çılgın bir ateş saʿīran
çılgın bir ateş ٦٤ (64)
(64)
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
33:65
خَـٰلِدِينَ
kalacaklardır
khālidīna
kalacaklardır فِيهَآ orada fīhā
orada أَبَدًۭا ۖ ebediyyen abadan
ebediyyen لَّا bulamayacaklardır lā
bulamayacaklardır يَجِدُونَ they will find yajidūna
they will find وَلِيًّۭا bir dost waliyyan
bir dost وَلَا ve ne de walā
ve ne de نَصِيرًۭا yardımcı naṣīran
yardımcı ٦٥ (65)
(65)
kalacaklardır فِيهَآ orada fīhā
orada أَبَدًۭا ۖ ebediyyen abadan
ebediyyen لَّا bulamayacaklardır lā
bulamayacaklardır يَجِدُونَ they will find yajidūna
they will find وَلِيًّۭا bir dost waliyyan
bir dost وَلَا ve ne de walā
ve ne de نَصِيرًۭا yardımcı naṣīran
yardımcı ٦٥ (65)
(65)
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
33:66
يَوْمَ
gün
yawma
gün تُقَلَّبُ çevrildiği tuqallabu
çevrildiği وُجُوهُهُمْ yüzleri wujūhuhum
yüzleri فِى içinde fī
içinde ٱلنَّارِ ateşin l-nāri
ateşin يَقُولُونَ derler ki yaqūlūna
derler ki يَـٰلَيْتَنَآ ey(vah) keşke biz yālaytanā
ey(vah) keşke biz أَطَعْنَا ita'at etseydik aṭaʿnā
ita'at etseydik ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَأَطَعْنَا ve ita'at etseydik wa-aṭaʿnā
ve ita'at etseydik ٱلرَّسُولَا۠ elçiye l-rasūlā
elçiye ٦٦ (66)
(66)
gün تُقَلَّبُ çevrildiği tuqallabu
çevrildiği وُجُوهُهُمْ yüzleri wujūhuhum
yüzleri فِى içinde fī
içinde ٱلنَّارِ ateşin l-nāri
ateşin يَقُولُونَ derler ki yaqūlūna
derler ki يَـٰلَيْتَنَآ ey(vah) keşke biz yālaytanā
ey(vah) keşke biz أَطَعْنَا ita'at etseydik aṭaʿnā
ita'at etseydik ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَأَطَعْنَا ve ita'at etseydik wa-aṭaʿnā
ve ita'at etseydik ٱلرَّسُولَا۠ elçiye l-rasūlā
elçiye ٦٦ (66)
(66)
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: "Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygamber'e itaat etseydik!" derler.
33:67
وَقَالُوا۟
ve dediler ki
waqālū
ve dediler ki رَبَّنَآ rabbimiz rabbanā
rabbimiz إِنَّآ şüphesiz biz innā
şüphesiz biz أَطَعْنَا uyduk aṭaʿnā
uyduk سَادَتَنَا beylerimize sādatanā
beylerimize وَكُبَرَآءَنَا ve büyüklerimize wakubarāanā
ve büyüklerimize فَأَضَلُّونَا bizi saptırdılar fa-aḍallūnā
bizi saptırdılar ٱلسَّبِيلَا۠ yoldan l-sabīlā
yoldan ٦٧ (67)
(67)
ve dediler ki رَبَّنَآ rabbimiz rabbanā
rabbimiz إِنَّآ şüphesiz biz innā
şüphesiz biz أَطَعْنَا uyduk aṭaʿnā
uyduk سَادَتَنَا beylerimize sādatanā
beylerimize وَكُبَرَآءَنَا ve büyüklerimize wakubarāanā
ve büyüklerimize فَأَضَلُّونَا bizi saptırdılar fa-aḍallūnā
bizi saptırdılar ٱلسَّبِيلَا۠ yoldan l-sabīlā
yoldan ٦٧ (67)
(67)
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
33:68
رَبَّنَآ
rabbimiz
rabbanā
rabbimiz ءَاتِهِمْ onlara ver ātihim
onlara ver ضِعْفَيْنِ iki kat ḍiʿ'fayni
iki kat مِنَ azabdan mina
azabdan ٱلْعَذَابِ punishment l-ʿadhābi
punishment وَٱلْعَنْهُمْ ve onlara la'net eyle wal-ʿanhum
ve onlara la'net eyle لَعْنًۭا bir la'netle laʿnan
bir la'netle كَبِيرًۭا büyük kabīran
büyük ٦٨ (68)
(68)
rabbimiz ءَاتِهِمْ onlara ver ātihim
onlara ver ضِعْفَيْنِ iki kat ḍiʿ'fayni
iki kat مِنَ azabdan mina
azabdan ٱلْعَذَابِ punishment l-ʿadhābi
punishment وَٱلْعَنْهُمْ ve onlara la'net eyle wal-ʿanhum
ve onlara la'net eyle لَعْنًۭا bir la'netle laʿnan
bir la'netle كَبِيرًۭا büyük kabīran
büyük ٦٨ (68)
(68)
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
33:69
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) لَا olmayın lā
olmayın تَكُونُوا۟ be takūnū
be كَٱلَّذِينَ kimseler gibi ka-alladhīna
kimseler gibi ءَاذَوْا۟ eziyet eden ādhaw
eziyet eden مُوسَىٰ Musa'ya mūsā
Musa'ya فَبَرَّأَهُ onu beraat ettirdi fabarra-ahu
onu beraat ettirdi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah مِمَّا onların dediklerinden mimmā
onların dediklerinden قَالُوا۟ ۚ they said qālū
they said وَكَانَ ve idi wakāna
ve idi عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah وَجِيهًۭا itibarlı wajīhan
itibarlı ٦٩ (69)
(69)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) لَا olmayın lā
olmayın تَكُونُوا۟ be takūnū
be كَٱلَّذِينَ kimseler gibi ka-alladhīna
kimseler gibi ءَاذَوْا۟ eziyet eden ādhaw
eziyet eden مُوسَىٰ Musa'ya mūsā
Musa'ya فَبَرَّأَهُ onu beraat ettirdi fabarra-ahu
onu beraat ettirdi ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah مِمَّا onların dediklerinden mimmā
onların dediklerinden قَالُوا۟ ۚ they said qālū
they said وَكَانَ ve idi wakāna
ve idi عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah وَجِيهًۭا itibarlı wajīhan
itibarlı ٦٩ (69)
(69)
Ey inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah'ın katında değerli bir kişiydi.
33:70
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱتَّقُوا۟ korkun ittaqū
korkun ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَقُولُوا۟ ve söyleyin waqūlū
ve söyleyin قَوْلًۭا söz qawlan
söz سَدِيدًۭا doğru sadīdan
doğru ٧٠ (70)
(70)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) ٱتَّقُوا۟ korkun ittaqū
korkun ٱللَّهَ Allah'tan l-laha
Allah'tan وَقُولُوا۟ ve söyleyin waqūlū
ve söyleyin قَوْلًۭا söz qawlan
söz سَدِيدًۭا doğru sadīdan
doğru ٧٠ (70)
(70)
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
33:71
يُصْلِحْ
düzeltsin
yuṣ'liḥ
düzeltsin لَكُمْ sizin lakum
sizin أَعْمَـٰلَكُمْ işlerinizi aʿmālakum
işlerinizi وَيَغْفِرْ ve bağışlasın wayaghfir
ve bağışlasın لَكُمْ sizin lakum
sizin ذُنُوبَكُمْ ۗ günahlarınızı dhunūbakum
günahlarınızı وَمَن ve kim waman
ve kim يُطِعِ ita'at ederse yuṭiʿi
ita'at ederse ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne فَقَدْ elbette faqad
elbette فَازَ ermiş olur fāza
ermiş olur فَوْزًا bir başarıya fawzan
bir başarıya عَظِيمًا büyük ʿaẓīman
büyük ٧١ (71)
(71)
düzeltsin لَكُمْ sizin lakum
sizin أَعْمَـٰلَكُمْ işlerinizi aʿmālakum
işlerinizi وَيَغْفِرْ ve bağışlasın wayaghfir
ve bağışlasın لَكُمْ sizin lakum
sizin ذُنُوبَكُمْ ۗ günahlarınızı dhunūbakum
günahlarınızı وَمَن ve kim waman
ve kim يُطِعِ ita'at ederse yuṭiʿi
ita'at ederse ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a وَرَسُولَهُۥ ve Resulüne warasūlahu
ve Resulüne فَقَدْ elbette faqad
elbette فَازَ ermiş olur fāza
ermiş olur فَوْزًا bir başarıya fawzan
bir başarıya عَظِيمًا büyük ʿaẓīman
büyük ٧١ (71)
(71)
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
33:72
إِنَّا
şüphesiz biz
innā
şüphesiz biz عَرَضْنَا sunduk ʿaraḍnā
sunduk ٱلْأَمَانَةَ emaneti l-amānata
emaneti عَلَى göklere ʿalā
göklere ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَٱلْأَرْضِ ve yere wal-arḍi
ve yere وَٱلْجِبَالِ ve dağlara wal-jibāli
ve dağlara فَأَبَيْنَ fakat kaçındılar fa-abayna
fakat kaçındılar أَن onu yüklenmekten an
onu yüklenmekten يَحْمِلْنَهَا bear it yaḥmil'nahā
bear it وَأَشْفَقْنَ ve korktular wa-ashfaqna
ve korktular مِنْهَا ondan min'hā
ondan وَحَمَلَهَا ve onu yüklendi waḥamalahā
ve onu yüklendi ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ insan l-insānu
insan إِنَّهُۥ doğrusu o innahu
doğrusu o كَانَ çok zalimdir kāna
çok zalimdir ظَلُومًۭا unjust ẓalūman
unjust جَهُولًۭا çok cahildir jahūlan
çok cahildir ٧٢ (72)
(72)
şüphesiz biz عَرَضْنَا sunduk ʿaraḍnā
sunduk ٱلْأَمَانَةَ emaneti l-amānata
emaneti عَلَى göklere ʿalā
göklere ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَٱلْأَرْضِ ve yere wal-arḍi
ve yere وَٱلْجِبَالِ ve dağlara wal-jibāli
ve dağlara فَأَبَيْنَ fakat kaçındılar fa-abayna
fakat kaçındılar أَن onu yüklenmekten an
onu yüklenmekten يَحْمِلْنَهَا bear it yaḥmil'nahā
bear it وَأَشْفَقْنَ ve korktular wa-ashfaqna
ve korktular مِنْهَا ondan min'hā
ondan وَحَمَلَهَا ve onu yüklendi waḥamalahā
ve onu yüklendi ٱلْإِنسَـٰنُ ۖ insan l-insānu
insan إِنَّهُۥ doğrusu o innahu
doğrusu o كَانَ çok zalimdir kāna
çok zalimdir ظَلُومًۭا unjust ẓalūman
unjust جَهُولًۭا çok cahildir jahūlan
çok cahildir ٧٢ (72)
(72)
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)
33:73
لِّيُعَذِّبَ
azab etsin diye
liyuʿadhiba
azab etsin diye ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُنَـٰفِقِينَ iki yüzlü erkeklere l-munāfiqīna
iki yüzlü erkeklere وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ ve iki yüzlü kadınlara wal-munāfiqāti
ve iki yüzlü kadınlara وَٱلْمُشْرِكِينَ ve ortak koşan erkeklere wal-mush'rikīna
ve ortak koşan erkeklere وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ ve ortak koşan kadınlara wal-mush'rikāti
ve ortak koşan kadınlara وَيَتُوبَ ve bağışlasın diye wayatūba
ve bağışlasın diye ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَى inanan erkekleri ʿalā
inanan erkekleri ٱلْمُؤْمِنِينَ the believing men l-mu'minīna
the believing men وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ ve inanan kadınları wal-mu'mināti
ve inanan kadınları وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًۢا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٧٣ (73)
(73)
azab etsin diye ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah ٱلْمُنَـٰفِقِينَ iki yüzlü erkeklere l-munāfiqīna
iki yüzlü erkeklere وَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِ ve iki yüzlü kadınlara wal-munāfiqāti
ve iki yüzlü kadınlara وَٱلْمُشْرِكِينَ ve ortak koşan erkeklere wal-mush'rikīna
ve ortak koşan erkeklere وَٱلْمُشْرِكَـٰتِ ve ortak koşan kadınlara wal-mush'rikāti
ve ortak koşan kadınlara وَيَتُوبَ ve bağışlasın diye wayatūba
ve bağışlasın diye ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah عَلَى inanan erkekleri ʿalā
inanan erkekleri ٱلْمُؤْمِنِينَ the believing men l-mu'minīna
the believing men وَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗ ve inanan kadınları wal-mu'mināti
ve inanan kadınları وَكَانَ ve wakāna
ve ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah غَفُورًۭا çok bağışlayandır ghafūran
çok bağışlayandır رَّحِيمًۢا çok esirgeyendir raḥīman
çok esirgeyendir ٧٣ (73)
(73)
Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder.