70
Mearic
المعارج
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
70:1
سَأَلَ
sordu
sa-ala
sordu سَآئِلٌۢ bir soran sāilun
bir soran بِعَذَابٍۢ azabı biʿadhābin
azabı وَاقِعٍۢ vuku bulacak wāqiʿin
vuku bulacak ١ (1)
(1)
sordu سَآئِلٌۢ bir soran sāilun
bir soran بِعَذَابٍۢ azabı biʿadhābin
azabı وَاقِعٍۢ vuku bulacak wāqiʿin
vuku bulacak ١ (1)
(1)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
70:2
لِّلْكَـٰفِرِينَ
kafirler için
lil'kāfirīna
kafirler için لَيْسَ yoktur laysa
yoktur لَهُۥ onu lahu
onu دَافِعٌۭ def edecek dāfiʿun
def edecek ٢ (2)
(2)
kafirler için لَيْسَ yoktur laysa
yoktur لَهُۥ onu lahu
onu دَافِعٌۭ def edecek dāfiʿun
def edecek ٢ (2)
(2)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
70:3
مِّنَ
Allahtan
mina
Allahtan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah ذِى sahibi dhī
sahibi ٱلْمَعَارِجِ yüksek makamların l-maʿāriji
yüksek makamların ٣ (3)
(3)
Allahtan ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah ذِى sahibi dhī
sahibi ٱلْمَعَارِجِ yüksek makamların l-maʿāriji
yüksek makamların ٣ (3)
(3)
Birisi, yüksek derecelere sahip olan Allah katından, inkarcılara gelecek ve savunulması imkansız olacak azabı soruyor.
70:4
تَعْرُجُ
çıkar
taʿruju
çıkar ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ melekler l-malāikatu
melekler وَٱلرُّوحُ ve ruh wal-rūḥu
ve ruh إِلَيْهِ O'na ilayhi
O'na فِى içinde fī
içinde يَوْمٍۢ bir gün yawmin
bir gün كَانَ olan kāna
olan مِقْدَارُهُۥ miktarı miq'dāruhu
miktarı خَمْسِينَ elli khamsīna
elli أَلْفَ bin alfa
bin سَنَةٍۢ yıl sanatin
yıl ٤ (4)
(4)
çıkar ٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ melekler l-malāikatu
melekler وَٱلرُّوحُ ve ruh wal-rūḥu
ve ruh إِلَيْهِ O'na ilayhi
O'na فِى içinde fī
içinde يَوْمٍۢ bir gün yawmin
bir gün كَانَ olan kāna
olan مِقْدَارُهُۥ miktarı miq'dāruhu
miktarı خَمْسِينَ elli khamsīna
elli أَلْفَ bin alfa
bin سَنَةٍۢ yıl sanatin
yıl ٤ (4)
(4)
Melekler ve Cebrail o derecelere, miktarı elli bin yıl olan bir günde yükselirler.
70:5
فَٱصْبِرْ
şimdi sen sabret
fa-iṣ'bir
şimdi sen sabret صَبْرًۭا bir sabırla ṣabran
bir sabırla جَمِيلًا güzel jamīlan
güzel ٥ (5)
(5)
şimdi sen sabret صَبْرًۭا bir sabırla ṣabran
bir sabırla جَمِيلًا güzel jamīlan
güzel ٥ (5)
(5)
Güzel güzel sabret;
70:6
إِنَّهُمْ
onlar
innahum
onlar يَرَوْنَهُۥ onu görüyor(lar) yarawnahu
onu görüyor(lar) بَعِيدًۭا uzak baʿīdan
uzak ٦ (6)
(6)
onlar يَرَوْنَهُۥ onu görüyor(lar) yarawnahu
onu görüyor(lar) بَعِيدًۭا uzak baʿīdan
uzak ٦ (6)
(6)
Doğrusu inkarcılar azabı uzak görüyorlar.
70:7
وَنَرَىٰهُ
biz ise onu görüyoruz
wanarāhu
biz ise onu görüyoruz قَرِيبًۭا yakın qarīban
yakın ٧ (7)
(7)
biz ise onu görüyoruz قَرِيبًۭا yakın qarīban
yakın ٧ (7)
(7)
Ama biz onu yakın görmekteyiz.
70:8
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün تَكُونُ olur takūnu
olur ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök كَٱلْمُهْلِ erimiş maden gibi kal-muh'li
erimiş maden gibi ٨ (8)
(8)
o gün تَكُونُ olur takūnu
olur ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök كَٱلْمُهْلِ erimiş maden gibi kal-muh'li
erimiş maden gibi ٨ (8)
(8)
Gök, o gün, erimiş maden gibi olur.
70:9
وَتَكُونُ
ve olur
watakūnu
ve olur ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar كَٱلْعِهْنِ renkli yün gibi kal-ʿih'ni
renkli yün gibi ٩ (9)
(9)
ve olur ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar كَٱلْعِهْنِ renkli yün gibi kal-ʿih'ni
renkli yün gibi ٩ (9)
(9)
Dağlar da atılmış pamuğa döner.
70:10
وَلَا
ve
walā
ve يَسْـَٔلُ sormaz yasalu
sormaz حَمِيمٌ dost ḥamīmun
dost حَمِيمًۭا dostun halini ḥamīman
dostun halini ١٠ (10)
(10)
ve يَسْـَٔلُ sormaz yasalu
sormaz حَمِيمٌ dost ḥamīmun
dost حَمِيمًۭا dostun halini ḥamīman
dostun halini ١٠ (10)
(10)
Hiç bir dost diğer bir dostunu sormaz.
70:11
يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ
birbirlerine gösterilirler
yubaṣṣarūnahum
birbirlerine gösterilirler يَوَدُّ ister yawaddu
ister ٱلْمُجْرِمُ suçlu olan l-muj'rimu
suçlu olan لَوْ keşke law
keşke يَفْتَدِى fidye versin yaftadī
fidye versin مِنْ azabından (kurtarmak için) min
azabından (kurtarmak için) عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment يَوْمِئِذٍۭ o günün yawmi-idhin
o günün بِبَنِيهِ oğullarını bibanīhi
oğullarını ١١ (11)
(11)
birbirlerine gösterilirler يَوَدُّ ister yawaddu
ister ٱلْمُجْرِمُ suçlu olan l-muj'rimu
suçlu olan لَوْ keşke law
keşke يَفْتَدِى fidye versin yaftadī
fidye versin مِنْ azabından (kurtarmak için) min
azabından (kurtarmak için) عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment يَوْمِئِذٍۭ o günün yawmi-idhin
o günün بِبَنِيهِ oğullarını bibanīhi
oğullarını ١١ (11)
(11)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
70:12
وَصَـٰحِبَتِهِۦ
ve eşini
waṣāḥibatihi
ve eşini وَأَخِيهِ ve kardeşini wa-akhīhi
ve kardeşini ١٢ (12)
(12)
ve eşini وَأَخِيهِ ve kardeşini wa-akhīhi
ve kardeşini ١٢ (12)
(12)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
70:13
وَفَصِيلَتِهِ
ve tüm ailesini
wafaṣīlatihi
ve tüm ailesini ٱلَّتِى kendisini barındıran allatī
kendisini barındıran تُـْٔوِيهِ sheltered him tu'wīhi
sheltered him ١٣ (13)
(13)
ve tüm ailesini ٱلَّتِى kendisini barındıran allatī
kendisini barındıran تُـْٔوِيهِ sheltered him tu'wīhi
sheltered him ١٣ (13)
(13)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
70:14
وَمَن
ve bulunanları
waman
ve bulunanları فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth جَمِيعًۭا hepsini jamīʿan
hepsini ثُمَّ sonra thumma
sonra يُنجِيهِ kendisini kurtarsın yunjīhi
kendisini kurtarsın ١٤ (14)
(14)
ve bulunanları فِى yeryüzünde fī
yeryüzünde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth جَمِيعًۭا hepsini jamīʿan
hepsini ثُمَّ sonra thumma
sonra يُنجِيهِ kendisini kurtarsın yunjīhi
kendisini kurtarsın ١٤ (14)
(14)
Onlar birbirlerine yalnız gösterilirler. Suçlu kimse o günün azabından kurtulmak için oğullarını, ailesini, kardeşini, kendisini barındırmış olan sülalesini ve yeryüzünde bulunan herkesi feda etmek ve böylece kendisini kurtarmak ister.
70:15
كَلَّآ ۖ
hayır
kallā
hayır إِنَّهَا şüphesiz O innahā
şüphesiz O لَظَىٰ alevlenen bir ateştir laẓā
alevlenen bir ateştir ١٥ (15)
(15)
hayır إِنَّهَا şüphesiz O innahā
şüphesiz O لَظَىٰ alevlenen bir ateştir laẓā
alevlenen bir ateştir ١٥ (15)
(15)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
70:16
نَزَّاعَةًۭ
kavurur soyar
nazzāʿatan
kavurur soyar لِّلشَّوَىٰ derileri lilshawā
derileri ١٦ (16)
(16)
kavurur soyar لِّلشَّوَىٰ derileri lilshawā
derileri ١٦ (16)
(16)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
70:17
تَدْعُوا۟
çağırır
tadʿū
çağırır مَنْ kimseyi man
kimseyi أَدْبَرَ sırtını dönen adbara
sırtını dönen وَتَوَلَّىٰ ve yüz çevireni watawallā
ve yüz çevireni ١٧ (17)
(17)
çağırır مَنْ kimseyi man
kimseyi أَدْبَرَ sırtını dönen adbara
sırtını dönen وَتَوَلَّىٰ ve yüz çevireni watawallā
ve yüz çevireni ١٧ (17)
(17)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
70:18
وَجَمَعَ
toplayıp
wajamaʿa
toplayıp فَأَوْعَىٰٓ biriktireni fa-awʿā
biriktireni ١٨ (18)
(18)
toplayıp فَأَوْعَىٰٓ biriktireni fa-awʿā
biriktireni ١٨ (18)
(18)
Hayır, olmaz... Orada sırtını çevirip yüzgeri edeni, malını toplayıp kimseye hakkını vermeden saklayanı çağıran, deriyi soyup kavuran, alevli ateş vardır.
70:19
۞ إِنَّ
doğrusu
inna
doğrusu ٱلْإِنسَـٰنَ insan l-insāna
insan خُلِقَ yaratılmıştır khuliqa
yaratılmıştır هَلُوعًا hırslı (ve huysuz) halūʿan
hırslı (ve huysuz) ١٩ (19)
(19)
doğrusu ٱلْإِنسَـٰنَ insan l-insāna
insan خُلِقَ yaratılmıştır khuliqa
yaratılmıştır هَلُوعًا hırslı (ve huysuz) halūʿan
hırslı (ve huysuz) ١٩ (19)
(19)
İnsan gerçekten pek huysuz yaratılmıştır:
70:20
إِذَا
zaman
idhā
zaman مَسَّهُ kendisine dokunduğu massahu
kendisine dokunduğu ٱلشَّرُّ kötülük l-sharu
kötülük جَزُوعًۭا sızlanır jazūʿan
sızlanır ٢٠ (20)
(20)
zaman مَسَّهُ kendisine dokunduğu massahu
kendisine dokunduğu ٱلشَّرُّ kötülük l-sharu
kötülük جَزُوعًۭا sızlanır jazūʿan
sızlanır ٢٠ (20)
(20)
Başına bir fenalık gelince feryat eder,
70:21
وَإِذَا
zaman
wa-idhā
zaman مَسَّهُ dokunduğu massahu
dokunduğu ٱلْخَيْرُ hayır l-khayru
hayır مَنُوعًا eli sıkıdır manūʿan
eli sıkıdır ٢١ (21)
(21)
zaman مَسَّهُ dokunduğu massahu
dokunduğu ٱلْخَيْرُ hayır l-khayru
hayır مَنُوعًا eli sıkıdır manūʿan
eli sıkıdır ٢١ (21)
(21)
Bir iyiliğe uğrarsa onu herkesten meneder;
70:22
إِلَّا
ancak bunun dışındadır
illā
ancak bunun dışındadır ٱلْمُصَلِّينَ namaz kılanlar l-muṣalīna
namaz kılanlar ٢٢ (22)
(22)
ancak bunun dışındadır ٱلْمُصَلِّينَ namaz kılanlar l-muṣalīna
namaz kılanlar ٢٢ (22)
(22)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:23
ٱلَّذِينَ
ki
alladhīna
ki هُمْ onlar hum
onlar عَلَىٰ namazlarında ʿalā
namazlarında صَلَاتِهِمْ their prayer ṣalātihim
their prayer دَآئِمُونَ daimdirler dāimūna
daimdirler ٢٣ (23)
(23)
ki هُمْ onlar hum
onlar عَلَىٰ namazlarında ʿalā
namazlarında صَلَاتِهِمْ their prayer ṣalātihim
their prayer دَآئِمُونَ daimdirler dāimūna
daimdirler ٢٣ (23)
(23)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:24
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve فِىٓ vardır fī
vardır أَمْوَٰلِهِمْ onların mallarında amwālihim
onların mallarında حَقٌّۭ bir hak (hisse) ḥaqqun
bir hak (hisse) مَّعْلُومٌۭ belli maʿlūmun
belli ٢٤ (24)
(24)
ve فِىٓ vardır fī
vardır أَمْوَٰلِهِمْ onların mallarında amwālihim
onların mallarında حَقٌّۭ bir hak (hisse) ḥaqqun
bir hak (hisse) مَّعْلُومٌۭ belli maʿlūmun
belli ٢٤ (24)
(24)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:25
لِّلسَّآئِلِ
isteyenler için
lilssāili
isteyenler için وَٱلْمَحْرُومِ ve mahrumlar için wal-maḥrūmi
ve mahrumlar için ٢٥ (25)
(25)
isteyenler için وَٱلْمَحْرُومِ ve mahrumlar için wal-maḥrūmi
ve mahrumlar için ٢٥ (25)
(25)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:26
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve يُصَدِّقُونَ tasdik ederler yuṣaddiqūna
tasdik ederler بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ٢٦ (26)
(26)
ve يُصَدِّقُونَ tasdik ederler yuṣaddiqūna
tasdik ederler بِيَوْمِ gününü biyawmi
gününü ٱلدِّينِ ceza l-dīni
ceza ٢٦ (26)
(26)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:27
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve هُم onlar hum
onlar مِّنْ azabından min
azabından عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment رَبِّهِم Rablerinin rabbihim
Rablerinin مُّشْفِقُونَ korkarlar mush'fiqūna
korkarlar ٢٧ (27)
(27)
ve هُم onlar hum
onlar مِّنْ azabından min
azabından عَذَابِ (the) punishment ʿadhābi
(the) punishment رَبِّهِم Rablerinin rabbihim
Rablerinin مُّشْفِقُونَ korkarlar mush'fiqūna
korkarlar ٢٧ (27)
(27)
Ancak namaz kılıp namazlarında yoksul ve yoksuna belirli bir hak tanıyanlar, ceza gününü doğrulayanlar, Rablerinin azabından korkanlar böyle değildir.
70:28
إِنَّ
çünkü
inna
çünkü عَذَابَ azabına ʿadhāba
azabına رَبِّهِمْ Rablerinin rabbihim
Rablerinin غَيْرُ olmaz ghayru
olmaz مَأْمُونٍۢ güven mamūnin
güven ٢٨ (28)
(28)
çünkü عَذَابَ azabına ʿadhāba
azabına رَبِّهِمْ Rablerinin rabbihim
Rablerinin غَيْرُ olmaz ghayru
olmaz مَأْمُونٍۢ güven mamūnin
güven ٢٨ (28)
(28)
Doğrusu Rablerinin azabından kimse güvende değildir.
70:29
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve هُمْ onlar hum
onlar لِفُرُوجِهِمْ ırzlarını lifurūjihim
ırzlarını حَـٰفِظُونَ korurlar ḥāfiẓūna
korurlar ٢٩ (29)
(29)
ve هُمْ onlar hum
onlar لِفُرُوجِهِمْ ırzlarını lifurūjihim
ırzlarını حَـٰفِظُونَ korurlar ḥāfiẓūna
korurlar ٢٩ (29)
(29)
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
70:30
إِلَّا
dışındadır
illā
dışındadır عَلَىٰٓ eşleri ʿalā
eşleri أَزْوَٰجِهِمْ their spouses azwājihim
their spouses أَوْ ya da aw
ya da مَا altında bulunanlar mā
altında bulunanlar مَلَكَتْ they possess malakat
they possess أَيْمَـٰنُهُمْ ellerinin aymānuhum
ellerinin فَإِنَّهُمْ şüphesiz onlar fa-innahum
şüphesiz onlar غَيْرُ kınanmazlar ghayru
kınanmazlar مَلُومِينَ blameworthy malūmīna
blameworthy ٣٠ (30)
(30)
dışındadır عَلَىٰٓ eşleri ʿalā
eşleri أَزْوَٰجِهِمْ their spouses azwājihim
their spouses أَوْ ya da aw
ya da مَا altında bulunanlar mā
altında bulunanlar مَلَكَتْ they possess malakat
they possess أَيْمَـٰنُهُمْ ellerinin aymānuhum
ellerinin فَإِنَّهُمْ şüphesiz onlar fa-innahum
şüphesiz onlar غَيْرُ kınanmazlar ghayru
kınanmazlar مَلُومِينَ blameworthy malūmīna
blameworthy ٣٠ (30)
(30)
Eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten koruyanlar, doğrusu bunlar yerilmezler.
70:31
فَمَنِ
ama kim
famani
ama kim ٱبْتَغَىٰ ararsa ib'taghā
ararsa وَرَآءَ ötesini warāa
ötesini ذَٰلِكَ bundan dhālika
bundan فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte fa-ulāika
işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْعَادُونَ (sınırı) aşanlardır l-ʿādūna
(sınırı) aşanlardır ٣١ (31)
(31)
ama kim ٱبْتَغَىٰ ararsa ib'taghā
ararsa وَرَآءَ ötesini warāa
ötesini ذَٰلِكَ bundan dhālika
bundan فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte fa-ulāika
işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْعَادُونَ (sınırı) aşanlardır l-ʿādūna
(sınırı) aşanlardır ٣١ (31)
(31)
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte onlar, aşırı gidenlerdir.
70:32
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve هُمْ onlar hum
onlar لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ emanetlerini li-amānātihim
emanetlerini وَعَهْدِهِمْ ve ahidlerini waʿahdihim
ve ahidlerini رَٰعُونَ gözetirler rāʿūna
gözetirler ٣٢ (32)
(32)
ve هُمْ onlar hum
onlar لِأَمَـٰنَـٰتِهِمْ emanetlerini li-amānātihim
emanetlerini وَعَهْدِهِمْ ve ahidlerini waʿahdihim
ve ahidlerini رَٰعُونَ gözetirler rāʿūna
gözetirler ٣٢ (32)
(32)
Emanetlerini ve sözlerini yerine getirenler,
70:33
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve هُم onlar hum
onlar بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ şahidliklerini bishahādātihim
şahidliklerini قَآئِمُونَ yaparlar qāimūna
yaparlar ٣٣ (33)
(33)
ve هُم onlar hum
onlar بِشَهَـٰدَٰتِهِمْ şahidliklerini bishahādātihim
şahidliklerini قَآئِمُونَ yaparlar qāimūna
yaparlar ٣٣ (33)
(33)
Şahidliklerini gereği gibi yapanlar,
70:34
وَٱلَّذِينَ
ve
wa-alladhīna
ve هُمْ onlar hum
onlar عَلَىٰ namazlarını ʿalā
namazlarını صَلَاتِهِمْ their prayer ṣalātihim
their prayer يُحَافِظُونَ korurlar yuḥāfiẓūna
korurlar ٣٤ (34)
(34)
ve هُمْ onlar hum
onlar عَلَىٰ namazlarını ʿalā
namazlarını صَلَاتِهِمْ their prayer ṣalātihim
their prayer يُحَافِظُونَ korurlar yuḥāfiẓūna
korurlar ٣٤ (34)
(34)
Namazlarına riayet edenler,
70:35
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte onlar
ulāika
işte onlar فِى cennetlerde fī
cennetlerde جَنَّـٰتٍۢ Gardens jannātin
Gardens مُّكْرَمُونَ ağırlanırlar muk'ramūna
ağırlanırlar ٣٥ (35)
(35)
işte onlar فِى cennetlerde fī
cennetlerde جَنَّـٰتٍۢ Gardens jannātin
Gardens مُّكْرَمُونَ ağırlanırlar muk'ramūna
ağırlanırlar ٣٥ (35)
(35)
İşte onlar, cennetlerde ikram olunacak kimselerdir.
70:36
فَمَالِ
ne oluyor?
famāli
ne oluyor? ٱلَّذِينَ kimselere alladhīna
kimselere كَفَرُوا۟ inkar eden(lere) kafarū
inkar eden(lere) قِبَلَكَ sana doğru qibalaka
sana doğru مُهْطِعِينَ koşuyorlar muh'ṭiʿīna
koşuyorlar ٣٦ (36)
(36)
ne oluyor? ٱلَّذِينَ kimselere alladhīna
kimselere كَفَرُوا۟ inkar eden(lere) kafarū
inkar eden(lere) قِبَلَكَ sana doğru qibalaka
sana doğru مُهْطِعِينَ koşuyorlar muh'ṭiʿīna
koşuyorlar ٣٦ (36)
(36)
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
70:37
عَنِ
sağdan
ʿani
sağdan ٱلْيَمِينِ the right l-yamīni
the right وَعَنِ ve waʿani
ve ٱلشِّمَالِ soldan l-shimāli
soldan عِزِينَ ayrı ayrı gruplar halinde ʿizīna
ayrı ayrı gruplar halinde ٣٧ (37)
(37)
sağdan ٱلْيَمِينِ the right l-yamīni
the right وَعَنِ ve waʿani
ve ٱلشِّمَالِ soldan l-shimāli
soldan عِزِينَ ayrı ayrı gruplar halinde ʿizīna
ayrı ayrı gruplar halinde ٣٧ (37)
(37)
İnkar edenlere ne oluyor, sana doğru sağdan soldan topluluklar halinde koşuşuyorlar?
70:38
أَيَطْمَعُ
umuyor mu?
ayaṭmaʿu
umuyor mu? كُلُّ her kullu
her ٱمْرِئٍۢ biri im'ri-in
biri مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan أَن sokulacağını an
sokulacağını يُدْخَلَ he enters yud'khala
he enters جَنَّةَ cennetine jannata
cennetine نَعِيمٍۢ ni'met naʿīmin
ni'met ٣٨ (38)
(38)
umuyor mu? كُلُّ her kullu
her ٱمْرِئٍۢ biri im'ri-in
biri مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan أَن sokulacağını an
sokulacağını يُدْخَلَ he enters yud'khala
he enters جَنَّةَ cennetine jannata
cennetine نَعِيمٍۢ ni'met naʿīmin
ni'met ٣٨ (38)
(38)
Onlardan herbiri nimet bahçesine konulacağını mı umuyor?
70:39
كَلَّآ ۖ
hayır
kallā
hayır إِنَّا elbette biz innā
elbette biz خَلَقْنَـٰهُم onları yarattık khalaqnāhum
onları yarattık مِّمَّا şeyden mimmā
şeyden يَعْلَمُونَ bildikleri yaʿlamūna
bildikleri ٣٩ (39)
(39)
hayır إِنَّا elbette biz innā
elbette biz خَلَقْنَـٰهُم onları yarattık khalaqnāhum
onları yarattık مِّمَّا şeyden mimmā
şeyden يَعْلَمُونَ bildikleri yaʿlamūna
bildikleri ٣٩ (39)
(39)
Hayır; doğrusu onları kendilerinin de bildikleri şeyden yaratmışızdır.
70:40
فَلَآ
hayır
falā
hayır أُقْسِمُ yemin ederim ki uq'simu
yemin ederim ki بِرَبِّ Rabbine birabbi
Rabbine ٱلْمَشَـٰرِقِ doğuların l-mashāriqi
doğuların وَٱلْمَغَـٰرِبِ ve batıların wal-maghāribi
ve batıların إِنَّا elbette bizim innā
elbette bizim لَقَـٰدِرُونَ gücümüz yeter laqādirūna
gücümüz yeter ٤٠ (40)
(40)
hayır أُقْسِمُ yemin ederim ki uq'simu
yemin ederim ki بِرَبِّ Rabbine birabbi
Rabbine ٱلْمَشَـٰرِقِ doğuların l-mashāriqi
doğuların وَٱلْمَغَـٰرِبِ ve batıların wal-maghāribi
ve batıların إِنَّا elbette bizim innā
elbette bizim لَقَـٰدِرُونَ gücümüz yeter laqādirūna
gücümüz yeter ٤٠ (40)
(40)
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
70:41
عَلَىٰٓ
onları değiştirmeğe
ʿalā
onları değiştirmeğe أَن to an
to نُّبَدِّلَ [We] replace nubaddila
[We] replace خَيْرًۭا daha hayırlısıyla khayran
daha hayırlısıyla مِّنْهُمْ kendilerinden min'hum
kendilerinden وَمَا ve değil(iz) wamā
ve değil(iz) نَحْنُ biz naḥnu
biz بِمَسْبُوقِينَ önüne geçilecek bimasbūqīna
önüne geçilecek ٤١ (41)
(41)
onları değiştirmeğe أَن to an
to نُّبَدِّلَ [We] replace nubaddila
[We] replace خَيْرًۭا daha hayırlısıyla khayran
daha hayırlısıyla مِّنْهُمْ kendilerinden min'hum
kendilerinden وَمَا ve değil(iz) wamā
ve değil(iz) نَحْنُ biz naḥnu
biz بِمَسْبُوقِينَ önüne geçilecek bimasbūqīna
önüne geçilecek ٤١ (41)
(41)
Doğuların ve batıların Rabbine yemin ederim ki, onların yerine daha iyilerini getirmeğe Bizim gücümüz yeter ve kimse de önümüze geçemez.
70:42
فَذَرْهُمْ
bırak onları
fadharhum
bırak onları يَخُوضُوا۟ dalsınlar yakhūḍū
dalsınlar وَيَلْعَبُوا۟ ve oynasınlar wayalʿabū
ve oynasınlar حَتَّىٰ kadar ḥattā
kadar يُلَـٰقُوا۟ kavuşuncaya yulāqū
kavuşuncaya يَوْمَهُمُ günlerine yawmahumu
günlerine ٱلَّذِى kendilerine va'dedilen alladhī
kendilerine va'dedilen يُوعَدُونَ they are promised yūʿadūna
they are promised ٤٢ (42)
(42)
bırak onları يَخُوضُوا۟ dalsınlar yakhūḍū
dalsınlar وَيَلْعَبُوا۟ ve oynasınlar wayalʿabū
ve oynasınlar حَتَّىٰ kadar ḥattā
kadar يُلَـٰقُوا۟ kavuşuncaya yulāqū
kavuşuncaya يَوْمَهُمُ günlerine yawmahumu
günlerine ٱلَّذِى kendilerine va'dedilen alladhī
kendilerine va'dedilen يُوعَدُونَ they are promised yūʿadūna
they are promised ٤٢ (42)
(42)
Onları bırak; kendilerine söz verilen güne kavuşmalarına kadar dalıp oynasınlar.
70:43
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün يَخْرُجُونَ çıkarlar yakhrujūna
çıkarlar مِنَ kabirlerden mina
kabirlerden ٱلْأَجْدَاثِ the graves l-ajdāthi
the graves سِرَاعًۭا hızlı hızlı sirāʿan
hızlı hızlı كَأَنَّهُمْ onlar gibidirler ka-annahum
onlar gibidirler إِلَىٰ doğru ilā
doğru نُصُبٍۢ dikilenlere (putlara) nuṣubin
dikilenlere (putlara) يُوفِضُونَ koşuyorlar yūfiḍūna
koşuyorlar ٤٣ (43)
(43)
o gün يَخْرُجُونَ çıkarlar yakhrujūna
çıkarlar مِنَ kabirlerden mina
kabirlerden ٱلْأَجْدَاثِ the graves l-ajdāthi
the graves سِرَاعًۭا hızlı hızlı sirāʿan
hızlı hızlı كَأَنَّهُمْ onlar gibidirler ka-annahum
onlar gibidirler إِلَىٰ doğru ilā
doğru نُصُبٍۢ dikilenlere (putlara) nuṣubin
dikilenlere (putlara) يُوفِضُونَ koşuyorlar yūfiḍūna
koşuyorlar ٤٣ (43)
(43)
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.
70:44
خَـٰشِعَةً
korkulu
khāshiʿatan
korkulu أَبْصَـٰرُهُمْ gözleri abṣāruhum
gözleri تَرْهَقُهُمْ onları bürümüş tarhaquhum
onları bürümüş ذِلَّةٌۭ ۚ alçaklık dhillatun
alçaklık ذَٰلِكَ işte budur dhālika
işte budur ٱلْيَوْمُ gün l-yawmu
gün ٱلَّذِى olan alladhī
olan كَانُوا۟ they were kānū
they were يُوعَدُونَ onlara va'dedilmiş yūʿadūna
onlara va'dedilmiş ٤٤ (44)
(44)
korkulu أَبْصَـٰرُهُمْ gözleri abṣāruhum
gözleri تَرْهَقُهُمْ onları bürümüş tarhaquhum
onları bürümüş ذِلَّةٌۭ ۚ alçaklık dhillatun
alçaklık ذَٰلِكَ işte budur dhālika
işte budur ٱلْيَوْمُ gün l-yawmu
gün ٱلَّذِى olan alladhī
olan كَانُوا۟ they were kānū
they were يُوعَدُونَ onlara va'dedilmiş yūʿadūna
onlara va'dedilmiş ٤٤ (44)
(44)
Kabirlerden çabuk çabuk çıkacakları gün, gözleri dönmüş, yüzlerini zillet bürümüş olarak sanki dikili taşlara doğru koşarlar. İşte bu, onlara söz verilmiş olan gündür.