80
Abese
عبس
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
80:1
عَبَسَ
surat astı
ʿabasa
surat astı وَتَوَلَّىٰٓ ve döndü watawallā
ve döndü ١ (1)
(1)
surat astı وَتَوَلَّىٰٓ ve döndü watawallā
ve döndü ١ (1)
(1)
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
80:2
أَن
diye
an
diye جَآءَهُ ona geldi jāahu
ona geldi ٱلْأَعْمَىٰ kör l-aʿmā
kör ٢ (2)
(2)
diye جَآءَهُ ona geldi jāahu
ona geldi ٱلْأَعْمَىٰ kör l-aʿmā
kör ٢ (2)
(2)
Yanına kör bir kimse geldi diye (Peygamber) yüzünü asıp çevirdi.
80:3
وَمَا
ve ne?
wamā
ve ne? يُدْرِيكَ bilirsin yud'rīka
bilirsin لَعَلَّهُۥ belki o laʿallahu
belki o يَزَّكَّىٰٓ arınacaktır yazzakkā
arınacaktır ٣ (3)
(3)
ve ne? يُدْرِيكَ bilirsin yud'rīka
bilirsin لَعَلَّهُۥ belki o laʿallahu
belki o يَزَّكَّىٰٓ arınacaktır yazzakkā
arınacaktır ٣ (3)
(3)
Ne bilirsin, belki de o arınacak;
80:4
أَوْ
yahut
aw
yahut يَذَّكَّرُ öğüt dinleyecektir yadhakkaru
öğüt dinleyecektir فَتَنفَعَهُ ve kendisine yarayacaktır fatanfaʿahu
ve kendisine yarayacaktır ٱلذِّكْرَىٰٓ öğüt l-dhik'rā
öğüt ٤ (4)
(4)
yahut يَذَّكَّرُ öğüt dinleyecektir yadhakkaru
öğüt dinleyecektir فَتَنفَعَهُ ve kendisine yarayacaktır fatanfaʿahu
ve kendisine yarayacaktır ٱلذِّكْرَىٰٓ öğüt l-dhik'rā
öğüt ٤ (4)
(4)
Yahut öğüt alacaktı da bu öğüt kendisine fayda verecekti.
80:5
أَمَّا
ama
ammā
ama مَنِ kimse ise mani
kimse ise ٱسْتَغْنَىٰ kendisini muhtaç hissetmeyen is'taghnā
kendisini muhtaç hissetmeyen ٥ (5)
(5)
ama مَنِ kimse ise mani
kimse ise ٱسْتَغْنَىٰ kendisini muhtaç hissetmeyen is'taghnā
kendisini muhtaç hissetmeyen ٥ (5)
(5)
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
80:6
فَأَنتَ
sen
fa-anta
sen لَهُۥ ona lahu
ona تَصَدَّىٰ yöneliyorsun taṣaddā
yöneliyorsun ٦ (6)
(6)
sen لَهُۥ ona lahu
ona تَصَدَّىٰ yöneliyorsun taṣaddā
yöneliyorsun ٦ (6)
(6)
Ama sen, kendisini öğütten müstağni gören kimseyi karşına alıp ilgileniyorsun.
80:7
وَمَا
nedir?
wamā
nedir? عَلَيْكَ sana düşen ʿalayka
sana düşen أَلَّا onun arınmamasından allā
onun arınmamasından يَزَّكَّىٰ he purifies himself yazzakkā
he purifies himself ٧ (7)
(7)
nedir? عَلَيْكَ sana düşen ʿalayka
sana düşen أَلَّا onun arınmamasından allā
onun arınmamasından يَزَّكَّىٰ he purifies himself yazzakkā
he purifies himself ٧ (7)
(7)
Arınmak istememesinden sana ne?
80:8
وَأَمَّا
fakat
wa-ammā
fakat مَن kimse ise man
kimse ise جَآءَكَ sana gelen jāaka
sana gelen يَسْعَىٰ koşarak yasʿā
koşarak ٨ (8)
(8)
fakat مَن kimse ise man
kimse ise جَآءَكَ sana gelen jāaka
sana gelen يَسْعَىٰ koşarak yasʿā
koşarak ٨ (8)
(8)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
80:9
وَهُوَ
ve o
wahuwa
ve o يَخْشَىٰ saygı duyarak yakhshā
saygı duyarak ٩ (9)
(9)
ve o يَخْشَىٰ saygı duyarak yakhshā
saygı duyarak ٩ (9)
(9)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
80:10
فَأَنتَ
sen
fa-anta
sen عَنْهُ onunla ʿanhu
onunla تَلَهَّىٰ ilgilenmiyorsun talahhā
ilgilenmiyorsun ١٠ (10)
(10)
sen عَنْهُ onunla ʿanhu
onunla تَلَهَّىٰ ilgilenmiyorsun talahhā
ilgilenmiyorsun ١٠ (10)
(10)
Sen, Allah'tan korkup sana koşarak gelen kimseye aldırmıyorsun.
80:11
كَلَّآ
hayır
kallā
hayır إِنَّهَا elbette o innahā
elbette o تَذْكِرَةٌۭ bir hatırlatmadır tadhkiratun
bir hatırlatmadır ١١ (11)
(11)
hayır إِنَّهَا elbette o innahā
elbette o تَذْكِرَةٌۭ bir hatırlatmadır tadhkiratun
bir hatırlatmadır ١١ (11)
(11)
Dikkat et; bu Kuran bir öğüttür.
80:12
فَمَن
kimse
faman
kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır dhakarahu
onu düşünür öğüt alır ١٢ (12)
(12)
kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ذَكَرَهُۥ onu düşünür öğüt alır dhakarahu
onu düşünür öğüt alır ١٢ (12)
(12)
Dileyen onu öğüt kabul eder.
80:13
فِى
içindedir
fī
içindedir صُحُفٍۢ sahifeler ṣuḥufin
sahifeler مُّكَرَّمَةٍۢ değer verilen mukarramatin
değer verilen ١٣ (13)
(13)
içindedir صُحُفٍۢ sahifeler ṣuḥufin
sahifeler مُّكَرَّمَةٍۢ değer verilen mukarramatin
değer verilen ١٣ (13)
(13)
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
80:14
مَّرْفُوعَةٍۢ
(saygı ile) yükseltilen
marfūʿatin
(saygı ile) yükseltilen مُّطَهَّرَةٍۭ tertemiz muṭahharatin
tertemiz ١٤ (14)
(14)
(saygı ile) yükseltilen مُّطَهَّرَةٍۭ tertemiz muṭahharatin
tertemiz ١٤ (14)
(14)
O, kutsal kılınmış, yüceltilmiş, arınmış sahifeler üzerindedir.
80:15
بِأَيْدِى
ellerinde
bi-aydī
ellerinde سَفَرَةٍۢ yazıcıların safaratin
yazıcıların ١٥ (15)
(15)
ellerinde سَفَرَةٍۢ yazıcıların safaratin
yazıcıların ١٥ (15)
(15)
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
80:16
كِرَامٍۭ
değerli
kirāmin
değerli بَرَرَةٍۢ iyilik sahibi bararatin
iyilik sahibi ١٦ (16)
(16)
değerli بَرَرَةٍۢ iyilik sahibi bararatin
iyilik sahibi ١٦ (16)
(16)
İyi kimseler, saygıdeğer elçilerin eliyle yazılmıştır.
80:17
قُتِلَ
kahrolası
qutila
kahrolası ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan مَآ ne kadar mā
ne kadar أَكْفَرَهُۥ nankördür akfarahu
nankördür ١٧ (17)
(17)
kahrolası ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan مَآ ne kadar mā
ne kadar أَكْفَرَهُۥ nankördür akfarahu
nankördür ١٧ (17)
(17)
Canı çıksın o insanın, o ne nankördür!
80:18
مِنْ
hangi-den?
min
hangi-den? أَىِّ hangi ayyi
hangi شَىْءٍ thing shayin
thing خَلَقَهُۥ onu yarattı khalaqahu
onu yarattı ١٨ (18)
(18)
hangi-den? أَىِّ hangi ayyi
hangi شَىْءٍ thing shayin
thing خَلَقَهُۥ onu yarattı khalaqahu
onu yarattı ١٨ (18)
(18)
Allah onu hangi şeyden yaratmış?
80:19
مِن
nutfe (sperm)den
min
nutfe (sperm)den نُّطْفَةٍ a semen-drop nuṭ'fatin
a semen-drop خَلَقَهُۥ onu yarattı khalaqahu
onu yarattı فَقَدَّرَهُۥ sonra ona biçim verdi faqaddarahu
sonra ona biçim verdi ١٩ (19)
(19)
nutfe (sperm)den نُّطْفَةٍ a semen-drop nuṭ'fatin
a semen-drop خَلَقَهُۥ onu yarattı khalaqahu
onu yarattı فَقَدَّرَهُۥ sonra ona biçim verdi faqaddarahu
sonra ona biçim verdi ١٩ (19)
(19)
Onu meniden yaratıp merhalelerden geçirerek ona şekil vermiş;
80:20
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra ٱلسَّبِيلَ yolu l-sabīla
yolu يَسَّرَهُۥ ona kolaylaştırdı yassarahu
ona kolaylaştırdı ٢٠ (20)
(20)
sonra ٱلسَّبِيلَ yolu l-sabīla
yolu يَسَّرَهُۥ ona kolaylaştırdı yassarahu
ona kolaylaştırdı ٢٠ (20)
(20)
Sonra, yolu ona kolaylaştırmıştır.
80:21
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra أَمَاتَهُۥ onu öldürdü amātahu
onu öldürdü فَأَقْبَرَهُۥ kabre koydurdu fa-aqbarahu
kabre koydurdu ٢١ (21)
(21)
sonra أَمَاتَهُۥ onu öldürdü amātahu
onu öldürdü فَأَقْبَرَهُۥ kabre koydurdu fa-aqbarahu
kabre koydurdu ٢١ (21)
(21)
Sonra onu öldürür ve kabre koyar.
80:22
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra إِذَا zaman idhā
zaman شَآءَ dilediği shāa
dilediği أَنشَرَهُۥ onu diriltip kaldırdı ansharahu
onu diriltip kaldırdı ٢٢ (22)
(22)
sonra إِذَا zaman idhā
zaman شَآءَ dilediği shāa
dilediği أَنشَرَهُۥ onu diriltip kaldırdı ansharahu
onu diriltip kaldırdı ٢٢ (22)
(22)
Sonra, dilediği zaman onu tekrar diriltir.
80:23
كَلَّا
hayır
kallā
hayır لَمَّا yerine getirmedi lammā
yerine getirmedi يَقْضِ he has accomplished yaqḍi
he has accomplished مَآ şeyi mā
şeyi أَمَرَهُۥ O'nun kendisine emrettiği amarahu
O'nun kendisine emrettiği ٢٣ (23)
(23)
hayır لَمَّا yerine getirmedi lammā
yerine getirmedi يَقْضِ he has accomplished yaqḍi
he has accomplished مَآ şeyi mā
şeyi أَمَرَهُۥ O'nun kendisine emrettiği amarahu
O'nun kendisine emrettiği ٢٣ (23)
(23)
Hayır; Allah'ın kendisine buyurduğunu hala yerine getirmemiştir.
80:24
فَلْيَنظُرِ
o halde baksın
falyanẓuri
o halde baksın ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan إِلَىٰ şu yiyeceğine ilā
şu yiyeceğine طَعَامِهِۦٓ his food ṭaʿāmihi
his food ٢٤ (24)
(24)
o halde baksın ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan إِلَىٰ şu yiyeceğine ilā
şu yiyeceğine طَعَامِهِۦٓ his food ṭaʿāmihi
his food ٢٤ (24)
(24)
İnsan, yiyeceğine bir baksın;
80:25
اَنَّا
biz
annā
biz صَبَبْنَا döktük ṣababnā
döktük ٱلْمَآءَ suyu l-māa
suyu صَبًّۭا iyice döküşle ṣabban
iyice döküşle ٢٥ (25)
(25)
biz صَبَبْنَا döktük ṣababnā
döktük ٱلْمَآءَ suyu l-māa
suyu صَبًّۭا iyice döküşle ṣabban
iyice döküşle ٢٥ (25)
(25)
Doğrusu suyu bol bol indirmekteyiz.
80:26
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra شَقَقْنَا yardık shaqaqnā
yardık ٱلْأَرْضَ toprağı l-arḍa
toprağı شَقًّۭا güzel bir yarışla shaqqan
güzel bir yarışla ٢٦ (26)
(26)
sonra شَقَقْنَا yardık shaqaqnā
yardık ٱلْأَرْضَ toprağı l-arḍa
toprağı شَقًّۭا güzel bir yarışla shaqqan
güzel bir yarışla ٢٦ (26)
(26)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:27
فَأَنۢبَتْنَا
ve bitirdik
fa-anbatnā
ve bitirdik فِيهَا orada fīhā
orada حَبًّۭا dane ḥabban
dane ٢٧ (27)
(27)
ve bitirdik فِيهَا orada fīhā
orada حَبًّۭا dane ḥabban
dane ٢٧ (27)
(27)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:28
وَعِنَبًۭا
ve üzüm
waʿinaban
ve üzüm وَقَضْبًۭا ve yonca waqaḍban
ve yonca ٢٨ (28)
(28)
ve üzüm وَقَضْبًۭا ve yonca waqaḍban
ve yonca ٢٨ (28)
(28)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:29
وَزَيْتُونًۭا
ve zeytin
wazaytūnan
ve zeytin وَنَخْلًۭا ve hurma wanakhlan
ve hurma ٢٩ (29)
(29)
ve zeytin وَنَخْلًۭا ve hurma wanakhlan
ve hurma ٢٩ (29)
(29)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:30
وَحَدَآئِقَ
ve bahçeler
waḥadāiqa
ve bahçeler غُلْبًۭا iri ve gür ghul'ban
iri ve gür ٣٠ (30)
(30)
ve bahçeler غُلْبًۭا iri ve gür ghul'ban
iri ve gür ٣٠ (30)
(30)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:31
وَفَـٰكِهَةًۭ
ve meyva
wafākihatan
ve meyva وَأَبًّۭا ve çayır wa-abban
ve çayır ٣١ (31)
(31)
ve meyva وَأَبًّۭا ve çayır wa-abban
ve çayır ٣١ (31)
(31)
Sonra yeryüzünü iyice yarmakta ve orada taneli ekinler, üzümler, sebzeler, zeytin, hurma ağaçları ve bahçelerde koca koca ağaçlı meyveler ve çayırlar bitirmekteyiz.
80:32
مَّتَـٰعًۭا
geçim olarak
matāʿan
geçim olarak لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için wali-anʿāmikum
ve hayvanlarınız için ٣٢ (32)
(32)
geçim olarak لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için wali-anʿāmikum
ve hayvanlarınız için ٣٢ (32)
(32)
Bunlar sizin ve hayvanlarınız için geçimliktir.
80:33
فَإِذَا
zaman
fa-idhā
zaman جَآءَتِ geldiği jāati
geldiği ٱلصَّآخَّةُ kulakları sağır eden o ses l-ṣākhatu
kulakları sağır eden o ses ٣٣ (33)
(33)
zaman جَآءَتِ geldiği jāati
geldiği ٱلصَّآخَّةُ kulakları sağır eden o ses l-ṣākhatu
kulakları sağır eden o ses ٣٣ (33)
(33)
O muazzam gürültü, kıyamet kopup geldiği zaman;
80:34
يَوْمَ
işte o gün
yawma
işte o gün يَفِرُّ kaçar yafirru
kaçar ٱلْمَرْءُ kişi l-maru
kişi مِنْ kardeşinden min
kardeşinden أَخِيهِ his brother akhīhi
his brother ٣٤ (34)
(34)
işte o gün يَفِرُّ kaçar yafirru
kaçar ٱلْمَرْءُ kişi l-maru
kişi مِنْ kardeşinden min
kardeşinden أَخِيهِ his brother akhīhi
his brother ٣٤ (34)
(34)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
80:35
وَأُمِّهِۦ
ve anasından
wa-ummihi
ve anasından وَأَبِيهِ ve babası(ndan) wa-abīhi
ve babası(ndan) ٣٥ (35)
(35)
ve anasından وَأَبِيهِ ve babası(ndan) wa-abīhi
ve babası(ndan) ٣٥ (35)
(35)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
80:36
وَصَـٰحِبَتِهِۦ
ve eşi(nden)
waṣāḥibatihi
ve eşi(nden) وَبَنِيهِ ve oğulları(ndan) wabanīhi
ve oğulları(ndan) ٣٦ (36)
(36)
ve eşi(nden) وَبَنِيهِ ve oğulları(ndan) wabanīhi
ve oğulları(ndan) ٣٦ (36)
(36)
O gün, kişi kardeşinden, annesinden, babasından, karısından ve oğullarından, kaçar.
80:37
لِكُلِّ
hepsinin vardır
likulli
hepsinin vardır ٱمْرِئٍۢ her kişinin im'ri-in
her kişinin مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün شَأْنٌۭ bir derdi shanun
bir derdi يُغْنِيهِ kendisine yeter yugh'nīhi
kendisine yeter ٣٧ (37)
(37)
hepsinin vardır ٱمْرِئٍۢ her kişinin im'ri-in
her kişinin مِّنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün شَأْنٌۭ bir derdi shanun
bir derdi يُغْنِيهِ kendisine yeter yugh'nīhi
kendisine yeter ٣٧ (37)
(37)
O gün, herkesin kendine yeter derdi vardır.
80:38
وُجُوهٌۭ
yüzler (var ki)
wujūhun
yüzler (var ki) يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün مُّسْفِرَةٌۭ parıl parıl mus'firatun
parıl parıl ٣٨ (38)
(38)
yüzler (var ki) يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün مُّسْفِرَةٌۭ parıl parıl mus'firatun
parıl parıl ٣٨ (38)
(38)
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
80:39
ضَاحِكَةٌۭ
güleçtir
ḍāḥikatun
güleçtir مُّسْتَبْشِرَةٌۭ sevinçlidir mus'tabshiratun
sevinçlidir ٣٩ (39)
(39)
güleçtir مُّسْتَبْشِرَةٌۭ sevinçlidir mus'tabshiratun
sevinçlidir ٣٩ (39)
(39)
O gün bir takım yüzler aydınlıktır, gülmekte ve sevinmektedir.
80:40
وَوُجُوهٌۭ
ve yüzler (vardır)
wawujūhun
ve yüzler (vardır) يَوْمَئِذٍ o gün yawma-idhin
o gün عَلَيْهَا üzeri ʿalayhā
üzeri غَبَرَةٌۭ tozlanmış ghabaratun
tozlanmış ٤٠ (40)
(40)
ve yüzler (vardır) يَوْمَئِذٍ o gün yawma-idhin
o gün عَلَيْهَا üzeri ʿalayhā
üzeri غَبَرَةٌۭ tozlanmış ghabaratun
tozlanmış ٤٠ (40)
(40)
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
80:41
تَرْهَقُهَا
onları bürümüş
tarhaquhā
onları bürümüş قَتَرَةٌ karanlık qataratun
karanlık ٤١ (41)
(41)
onları bürümüş قَتَرَةٌ karanlık qataratun
karanlık ٤١ (41)
(41)
O gün birtakım yüzler de tozlanmış ve onları karanlık bürümüştür.
80:42
أُو۟لَـٰٓئِكَ
işte
ulāika
işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْكَفَرَةُ kafirlerdir l-kafaratu
kafirlerdir ٱلْفَجَرَةُ Hak'tan sapanlardır l-fajaratu
Hak'tan sapanlardır ٤٢ (42)
(42)
işte هُمُ onlar humu
onlar ٱلْكَفَرَةُ kafirlerdir l-kafaratu
kafirlerdir ٱلْفَجَرَةُ Hak'tan sapanlardır l-fajaratu
Hak'tan sapanlardır ٤٢ (42)
(42)
İşte bunlar inkarcı olanlar, Allah'ın buyruğundan çıkanlardır.