79
Naziat
النازعات
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
79:1
وَٱلنَّـٰزِعَـٰتِ
andolsun söküp çıkaranlara
wal-nāziʿāti
andolsun söküp çıkaranlara غَرْقًۭا şiddetle gharqan
şiddetle ١ (1)
(1)
andolsun söküp çıkaranlara غَرْقًۭا şiddetle gharqan
şiddetle ١ (1)
(1)
Canları boğarcasına şiddetle çekip alanlara and olsun,
79:2
وَٱلنَّـٰشِطَـٰتِ
ve çekip alanlara
wal-nāshiṭāti
ve çekip alanlara نَشْطًۭا usulca nashṭan
usulca ٢ (2)
(2)
ve çekip alanlara نَشْطًۭا usulca nashṭan
usulca ٢ (2)
(2)
Canları kolaylıkla alanlara and olsun,
79:3
وَٱلسَّـٰبِحَـٰتِ
yüzüp gidenlere
wal-sābiḥāti
yüzüp gidenlere سَبْحًۭا yüzerek sabḥan
yüzerek ٣ (3)
(3)
yüzüp gidenlere سَبْحًۭا yüzerek sabḥan
yüzerek ٣ (3)
(3)
Yüzüp yüzüp gidenlere and olsun,
79:4
فَٱلسَّـٰبِقَـٰتِ
yarışıp geçenlere
fal-sābiqāti
yarışıp geçenlere سَبْقًۭا yarışarak sabqan
yarışarak ٤ (4)
(4)
yarışıp geçenlere سَبْقًۭا yarışarak sabqan
yarışarak ٤ (4)
(4)
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
79:5
فَٱلْمُدَبِّرَٰتِ
derken düzenleyenlere
fal-mudabirāti
derken düzenleyenlere أَمْرًۭا işi amran
işi ٥ (5)
(5)
derken düzenleyenlere أَمْرًۭا işi amran
işi ٥ (5)
(5)
Yarıştıkça yarışan ve işleri yöneten meleklere and olsun
79:6
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün تَرْجُفُ sarsar tarjufu
sarsar ٱلرَّاجِفَةُ o sarsıntı l-rājifatu
o sarsıntı ٦ (6)
(6)
o gün تَرْجُفُ sarsar tarjufu
sarsar ٱلرَّاجِفَةُ o sarsıntı l-rājifatu
o sarsıntı ٦ (6)
(6)
O gün bir sarsıntı sarsar.
79:7
تَتْبَعُهَا
takip eder
tatbaʿuhā
takip eder ٱلرَّادِفَةُ ardından (başka gürültü) l-rādifatu
ardından (başka gürültü) ٧ (7)
(7)
takip eder ٱلرَّادِفَةُ ardından (başka gürültü) l-rādifatu
ardından (başka gürültü) ٧ (7)
(7)
Peşinden bir diğeri gelir.
79:8
قُلُوبٌۭ
yürekler
qulūbun
yürekler يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün وَاجِفَةٌ çarpar wājifatun
çarpar ٨ (8)
(8)
yürekler يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün وَاجِفَةٌ çarpar wājifatun
çarpar ٨ (8)
(8)
O gün kalbler titrer.
79:9
أَبْصَـٰرُهَا
gözleri
abṣāruhā
gözleri خَـٰشِعَةٌۭ (korkudan) aşağı kayar khāshiʿatun
(korkudan) aşağı kayar ٩ (9)
(9)
gözleri خَـٰشِعَةٌۭ (korkudan) aşağı kayar khāshiʿatun
(korkudan) aşağı kayar ٩ (9)
(9)
İnsanların gözleri yere döner.
79:10
يَقُولُونَ
diyorlar ki
yaqūlūna
diyorlar ki أَءِنَّا biz yine a-innā
biz yine لَمَرْدُودُونَ döndürülecek (miyiz?) lamardūdūna
döndürülecek (miyiz?) فِى eski halimize fī
eski halimize ٱلْحَافِرَةِ the former state l-ḥāfirati
the former state ١٠ (10)
(10)
diyorlar ki أَءِنَّا biz yine a-innā
biz yine لَمَرْدُودُونَ döndürülecek (miyiz?) lamardūdūna
döndürülecek (miyiz?) فِى eski halimize fī
eski halimize ٱلْحَافِرَةِ the former state l-ḥāfirati
the former state ١٠ (10)
(10)
Derler ki: "Biz eski halimize mi döndürüleceğiz?"
79:11
أَءِذَا
sonra ha?
a-idhā
sonra ha? كُنَّا biz olduktan kunnā
biz olduktan عِظَـٰمًۭا kemikler ʿiẓāman
kemikler نَّخِرَةًۭ çürümüş nakhiratan
çürümüş ١١ (11)
(11)
sonra ha? كُنَّا biz olduktan kunnā
biz olduktan عِظَـٰمًۭا kemikler ʿiẓāman
kemikler نَّخِرَةًۭ çürümüş nakhiratan
çürümüş ١١ (11)
(11)
"Ufalanmış kemik olduğumuz zaman mı?"
79:12
قَالُوا۟
dediler
qālū
dediler تِلْكَ bu til'ka
bu إِذًۭا öyle ise idhan
öyle ise كَرَّةٌ bir dönüştür karratun
bir dönüştür خَاسِرَةٌۭ ziyanlı khāsiratun
ziyanlı ١٢ (12)
(12)
dediler تِلْكَ bu til'ka
bu إِذًۭا öyle ise idhan
öyle ise كَرَّةٌ bir dönüştür karratun
bir dönüştür خَاسِرَةٌۭ ziyanlı khāsiratun
ziyanlı ١٢ (12)
(12)
Derler ki: "O takdirde bu zararına bir dönüştür."
79:13
فَإِنَّمَا
halbuki
fa-innamā
halbuki هِىَ O hiya
O زَجْرَةٌۭ haykırıştır zajratun
haykırıştır وَٰحِدَةٌۭ bir tek wāḥidatun
bir tek ١٣ (13)
(13)
halbuki هِىَ O hiya
O زَجْرَةٌۭ haykırıştır zajratun
haykırıştır وَٰحِدَةٌۭ bir tek wāḥidatun
bir tek ١٣ (13)
(13)
Doğrusu bir tek çığlık yetecektir.
79:14
فَإِذَا
hemen
fa-idhā
hemen هُم onlar hum
onlar بِٱلسَّاهِرَةِ uyanıklık alanındadırlar bil-sāhirati
uyanıklık alanındadırlar ١٤ (14)
(14)
hemen هُم onlar hum
onlar بِٱلسَّاهِرَةِ uyanıklık alanındadırlar bil-sāhirati
uyanıklık alanındadırlar ١٤ (14)
(14)
Hepsi hemen bir düzlüğe dökülecektir.
79:15
هَلْ
sana geldimi?
hal
sana geldimi? أَتَىٰكَ (there) come to you atāka
(there) come to you حَدِيثُ haberi ḥadīthu
haberi مُوسَىٰٓ Musa'nın mūsā
Musa'nın ١٥ (15)
(15)
sana geldimi? أَتَىٰكَ (there) come to you atāka
(there) come to you حَدِيثُ haberi ḥadīthu
haberi مُوسَىٰٓ Musa'nın mūsā
Musa'nın ١٥ (15)
(15)
Musa'nın başından geçen olay sana geldi mi?
79:16
إِذْ
hani
idh
hani نَادَىٰهُ ona seslenmişti nādāhu
ona seslenmişti رَبُّهُۥ Rabbi rabbuhu
Rabbi بِٱلْوَادِ vadi'de bil-wādi
vadi'de ٱلْمُقَدَّسِ kutsal l-muqadasi
kutsal طُوًى Tuva'da ṭuwan
Tuva'da ١٦ (16)
(16)
hani نَادَىٰهُ ona seslenmişti nādāhu
ona seslenmişti رَبُّهُۥ Rabbi rabbuhu
Rabbi بِٱلْوَادِ vadi'de bil-wādi
vadi'de ٱلْمُقَدَّسِ kutsal l-muqadasi
kutsal طُوًى Tuva'da ṭuwan
Tuva'da ١٦ (16)
(16)
Tuva'da, kutsal bir vadide, Rabbi ona şöyle hitap etmişti:
79:17
ٱذْهَبْ
git
idh'hab
git إِلَىٰ Fir'avn'a ilā
Fir'avn'a فِرْعَوْنَ Firaun fir'ʿawna
Firaun إِنَّهُۥ çünkü o innahu
çünkü o طَغَىٰ azdı ṭaghā
azdı ١٧ (17)
(17)
git إِلَىٰ Fir'avn'a ilā
Fir'avn'a فِرْعَوْنَ Firaun fir'ʿawna
Firaun إِنَّهُۥ çünkü o innahu
çünkü o طَغَىٰ azdı ṭaghā
azdı ١٧ (17)
(17)
"Firavun'a git; doğrusu o azmıştır."
79:18
فَقُلْ
de ki
faqul
de ki هَل istermisin? hal
istermisin? لَّكَ [for] you laka
[for] you إِلَىٰٓ arınmayı ilā
arınmayı أَن [that] an
[that] تَزَكَّىٰ purify yourself tazakkā
purify yourself ١٨ (18)
(18)
de ki هَل istermisin? hal
istermisin? لَّكَ [for] you laka
[for] you إِلَىٰٓ arınmayı ilā
arınmayı أَن [that] an
[that] تَزَكَّىٰ purify yourself tazakkā
purify yourself ١٨ (18)
(18)
"Ona de ki: Arınmağa niyetin var mı?"
79:19
وَأَهْدِيَكَ
ve seni ileteyim
wa-ahdiyaka
ve seni ileteyim إِلَىٰ Rabbine ilā
Rabbine رَبِّكَ your Lord rabbika
your Lord فَتَخْشَىٰ O'ndan korkasın fatakhshā
O'ndan korkasın ١٩ (19)
(19)
ve seni ileteyim إِلَىٰ Rabbine ilā
Rabbine رَبِّكَ your Lord rabbika
your Lord فَتَخْشَىٰ O'ndan korkasın fatakhshā
O'ndan korkasın ١٩ (19)
(19)
"Rabbine giden yolu göstereyim ki O'na saygı duyup korkasın."
79:20
فَأَرَىٰهُ
sonra ona gösterdi
fa-arāhu
sonra ona gösterdi ٱلْـَٔايَةَ mu'cizeyi l-āyata
mu'cizeyi ٱلْكُبْرَىٰ büyük l-kub'rā
büyük ٢٠ (20)
(20)
sonra ona gösterdi ٱلْـَٔايَةَ mu'cizeyi l-āyata
mu'cizeyi ٱلْكُبْرَىٰ büyük l-kub'rā
büyük ٢٠ (20)
(20)
Bunun üzerine ona en büyük mucizeyi gösterdi.
79:21
فَكَذَّبَ
fakat o yalanladı
fakadhaba
fakat o yalanladı وَعَصَىٰ ve karşı geldi waʿaṣā
ve karşı geldi ٢١ (21)
(21)
fakat o yalanladı وَعَصَىٰ ve karşı geldi waʿaṣā
ve karşı geldi ٢١ (21)
(21)
Ama Firavun yalanladı ve baş kaldırdı.
79:22
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra أَدْبَرَ sırtını döndü adbara
sırtını döndü يَسْعَىٰ çalışmağa koyuldu yasʿā
çalışmağa koyuldu ٢٢ (22)
(22)
sonra أَدْبَرَ sırtını döndü adbara
sırtını döndü يَسْعَىٰ çalışmağa koyuldu yasʿā
çalışmağa koyuldu ٢٢ (22)
(22)
Geri dönüp yürüdü.
79:23
فَحَشَرَ
topladı
faḥashara
topladı فَنَادَىٰ ve bağırdı fanādā
ve bağırdı ٢٣ (23)
(23)
topladı فَنَادَىٰ ve bağırdı fanādā
ve bağırdı ٢٣ (23)
(23)
Adamlarını toplayıp seslendi:
79:24
فَقَالَ
ve dedi
faqāla
ve dedi أَنَا۠ ben anā
ben رَبُّكُمُ sizi Rabbinizim rabbukumu
sizi Rabbinizim ٱلْأَعْلَىٰ en yüce l-aʿlā
en yüce ٢٤ (24)
(24)
ve dedi أَنَا۠ ben anā
ben رَبُّكُمُ sizi Rabbinizim rabbukumu
sizi Rabbinizim ٱلْأَعْلَىٰ en yüce l-aʿlā
en yüce ٢٤ (24)
(24)
"Sizin en yüce rabbiniz benim" dedi.
79:25
فَأَخَذَهُ
onu cezalandırdı
fa-akhadhahu
onu cezalandırdı ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah نَكَالَ azabıyle nakāla
azabıyle ٱلْـَٔاخِرَةِ sonun l-ākhirati
sonun وَٱلْأُولَىٰٓ ve ilkin wal-ūlā
ve ilkin ٢٥ (25)
(25)
onu cezalandırdı ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah نَكَالَ azabıyle nakāla
azabıyle ٱلْـَٔاخِرَةِ sonun l-ākhirati
sonun وَٱلْأُولَىٰٓ ve ilkin wal-ūlā
ve ilkin ٢٥ (25)
(25)
Allah bunun üzerine onu dünya ve ahiret azabına uğrattı.
79:26
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz فِى vardır fī
vardır ذَٰلِكَ bunda dhālika
bunda لَعِبْرَةًۭ elbette ibret(ler) laʿib'ratan
elbette ibret(ler) لِّمَن kimseler için liman
kimseler için يَخْشَىٰٓ korkacak yakhshā
korkacak ٢٦ (26)
(26)
şüphesiz فِى vardır fī
vardır ذَٰلِكَ bunda dhālika
bunda لَعِبْرَةًۭ elbette ibret(ler) laʿib'ratan
elbette ibret(ler) لِّمَن kimseler için liman
kimseler için يَخْشَىٰٓ korkacak yakhshā
korkacak ٢٦ (26)
(26)
Doğrusu bunda Allah'tan korkan kimseye ders vardır.
79:27
ءَأَنتُمْ
siz mi?
a-antum
siz mi? أَشَدُّ daha çetinsiniz ashaddu
daha çetinsiniz خَلْقًا yaratılışça khalqan
yaratılışça أَمِ yoksa ami
yoksa ٱلسَّمَآءُ ۚ gök (mü?) l-samāu
gök (mü?) بَنَىٰهَا (Allah) onu yaptı banāhā
(Allah) onu yaptı ٢٧ (27)
(27)
siz mi? أَشَدُّ daha çetinsiniz ashaddu
daha çetinsiniz خَلْقًا yaratılışça khalqan
yaratılışça أَمِ yoksa ami
yoksa ٱلسَّمَآءُ ۚ gök (mü?) l-samāu
gök (mü?) بَنَىٰهَا (Allah) onu yaptı banāhā
(Allah) onu yaptı ٢٧ (27)
(27)
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
79:28
رَفَعَ
yükseltti
rafaʿa
yükseltti سَمْكَهَا kalınlığını samkahā
kalınlığını فَسَوَّىٰهَا onu düzenledi fasawwāhā
onu düzenledi ٢٨ (28)
(28)
yükseltti سَمْكَهَا kalınlığını samkahā
kalınlığını فَسَوَّىٰهَا onu düzenledi fasawwāhā
onu düzenledi ٢٨ (28)
(28)
Sizi yaratmak mı daha zordur, yoksa göğü yaratmak mı? Ki onu Allah bina edip yükseltmiş ve ona şekil vermiştir.
79:29
وَأَغْطَشَ
örtüp kararttı
wa-aghṭasha
örtüp kararttı لَيْلَهَا gecesini laylahā
gecesini وَأَخْرَجَ ve açığa çıkardı wa-akhraja
ve açığa çıkardı ضُحَىٰهَا kuşluğunu ḍuḥāhā
kuşluğunu ٢٩ (29)
(29)
örtüp kararttı لَيْلَهَا gecesini laylahā
gecesini وَأَخْرَجَ ve açığa çıkardı wa-akhraja
ve açığa çıkardı ضُحَىٰهَا kuşluğunu ḍuḥāhā
kuşluğunu ٢٩ (29)
(29)
Gecesini karanlık yapmış, gündüzünü aydınlatmıştır.
79:30
وَٱلْأَرْضَ
ve yeri
wal-arḍa
ve yeri بَعْدَ sonra da baʿda
sonra da ذَٰلِكَ bundan dhālika
bundan دَحَىٰهَآ yayıp yuvarlattı daḥāhā
yayıp yuvarlattı ٣٠ (30)
(30)
ve yeri بَعْدَ sonra da baʿda
sonra da ذَٰلِكَ bundan dhālika
bundan دَحَىٰهَآ yayıp yuvarlattı daḥāhā
yayıp yuvarlattı ٣٠ (30)
(30)
Ardından yeri düzenlemiştir.
79:31
أَخْرَجَ
çıkardı
akhraja
çıkardı مِنْهَا ondan min'hā
ondan مَآءَهَا suyunu māahā
suyunu وَمَرْعَىٰهَا ve otlağını wamarʿāhā
ve otlağını ٣١ (31)
(31)
çıkardı مِنْهَا ondan min'hā
ondan مَآءَهَا suyunu māahā
suyunu وَمَرْعَىٰهَا ve otlağını wamarʿāhā
ve otlağını ٣١ (31)
(31)
Suyunu ondan çıkarmış ve otlak yer meydana getirmiştir.
79:32
وَٱلْجِبَالَ
ve dağları
wal-jibāla
ve dağları أَرْسَىٰهَا oturttu arsāhā
oturttu ٣٢ (32)
(32)
ve dağları أَرْسَىٰهَا oturttu arsāhā
oturttu ٣٢ (32)
(32)
Dağları yerleştirmiştir.
79:33
مَتَـٰعًۭا
(bunlar) geçimidir
matāʿan
(bunlar) geçimidir لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için wali-anʿāmikum
ve hayvanlarınız için ٣٣ (33)
(33)
(bunlar) geçimidir لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için وَلِأَنْعَـٰمِكُمْ ve hayvanlarınız için wali-anʿāmikum
ve hayvanlarınız için ٣٣ (33)
(33)
Bunları sizin ve hayvanlarınızın geçinmesi için yapmıştır.
79:34
فَإِذَا
zaman
fa-idhā
zaman جَآءَتِ geldiği jāati
geldiği ٱلطَّآمَّةُ herşeyi bastıran o felaket l-ṭāmatu
herşeyi bastıran o felaket ٱلْكُبْرَىٰ büyük l-kub'rā
büyük ٣٤ (34)
(34)
zaman جَآءَتِ geldiği jāati
geldiği ٱلطَّآمَّةُ herşeyi bastıran o felaket l-ṭāmatu
herşeyi bastıran o felaket ٱلْكُبْرَىٰ büyük l-kub'rā
büyük ٣٤ (34)
(34)
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
79:35
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün يَتَذَكَّرُ hatırlar yatadhakkaru
hatırlar ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan مَا neye mā
neye سَعَىٰ çalıştığını saʿā
çalıştığını ٣٥ (35)
(35)
o gün يَتَذَكَّرُ hatırlar yatadhakkaru
hatırlar ٱلْإِنسَـٰنُ insan l-insānu
insan مَا neye mā
neye سَعَىٰ çalıştığını saʿā
çalıştığını ٣٥ (35)
(35)
Güç yetirilemeyen en büyük baskın geldiği zaman, o gün, insan ne uğurda çalıştığını anlar.
79:36
وَبُرِّزَتِ
ve ortaya çıkarılmıştır
waburrizati
ve ortaya çıkarılmıştır ٱلْجَحِيمُ cehennem l-jaḥīmu
cehennem لِمَن kimseler için liman
kimseler için يَرَىٰ gören yarā
gören ٣٦ (36)
(36)
ve ortaya çıkarılmıştır ٱلْجَحِيمُ cehennem l-jaḥīmu
cehennem لِمَن kimseler için liman
kimseler için يَرَىٰ gören yarā
gören ٣٦ (36)
(36)
Cehennem her bakanın göreceği şekilde gösterilir.
79:37
فَأَمَّا
artık
fa-ammā
artık مَن kim man
kim طَغَىٰ azmışsa ṭaghā
azmışsa ٣٧ (37)
(37)
artık مَن kim man
kim طَغَىٰ azmışsa ṭaghā
azmışsa ٣٧ (37)
(37)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
79:38
وَءَاثَرَ
ve yeğlemişse
waāthara
ve yeğlemişse ٱلْحَيَوٰةَ hayatını l-ḥayata
hayatını ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya ٣٨ (38)
(38)
ve yeğlemişse ٱلْحَيَوٰةَ hayatını l-ḥayata
hayatını ٱلدُّنْيَا dünya l-dun'yā
dünya ٣٨ (38)
(38)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
79:39
فَإِنَّ
elbette
fa-inna
elbette ٱلْجَحِيمَ cehennemdir l-jaḥīma
cehennemdir هِىَ onun hiya
onun ٱلْمَأْوَىٰ barınağı l-mawā
barınağı ٣٩ (39)
(39)
elbette ٱلْجَحِيمَ cehennemdir l-jaḥīma
cehennemdir هِىَ onun hiya
onun ٱلْمَأْوَىٰ barınağı l-mawā
barınağı ٣٩ (39)
(39)
İşte, azıp da dünya hayatını tercih edenin varacağı yer şüphesiz cehennemdir.
79:40
وَأَمَّا
ama
wa-ammā
ama مَنْ kim man
kim خَافَ korkmuşsa khāfa
korkmuşsa مَقَامَ divanında durmaktan maqāma
divanında durmaktan رَبِّهِۦ Rabbinin rabbihi
Rabbinin وَنَهَى ve men'etmişse wanahā
ve men'etmişse ٱلنَّفْسَ nefsi(ni) l-nafsa
nefsi(ni) عَنِ from ʿani
from ٱلْهَوَىٰ kötü heves(ler)- l-hawā
kötü heves(ler)- ٤٠ (40)
(40)
ama مَنْ kim man
kim خَافَ korkmuşsa khāfa
korkmuşsa مَقَامَ divanında durmaktan maqāma
divanında durmaktan رَبِّهِۦ Rabbinin rabbihi
Rabbinin وَنَهَى ve men'etmişse wanahā
ve men'etmişse ٱلنَّفْسَ nefsi(ni) l-nafsa
nefsi(ni) عَنِ from ʿani
from ٱلْهَوَىٰ kötü heves(ler)- l-hawā
kötü heves(ler)- ٤٠ (40)
(40)
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
79:41
فَإِنَّ
cennettir
fa-inna
cennettir ٱلْجَنَّةَ Paradise l-janata
Paradise هِىَ onun hiya
onun ٱلْمَأْوَىٰ barınağı l-mawā
barınağı ٤١ (41)
(41)
cennettir ٱلْجَنَّةَ Paradise l-janata
Paradise هِىَ onun hiya
onun ٱلْمَأْوَىٰ barınağı l-mawā
barınağı ٤١ (41)
(41)
Ama kim Rabbinin azametinden korkup da kendini kötülükten alıkoymuşsa, varacağı yer şüphesiz cennettir.
79:42
يَسْـَٔلُونَكَ
sana soruyorlar
yasalūnaka
sana soruyorlar عَنِ sa'atten ʿani
sa'atten ٱلسَّاعَةِ the Hour l-sāʿati
the Hour أَيَّانَ ne zaman? ayyāna
ne zaman? مُرْسَىٰهَا demir atacak mur'sāhā
demir atacak ٤٢ (42)
(42)
sana soruyorlar عَنِ sa'atten ʿani
sa'atten ٱلسَّاعَةِ the Hour l-sāʿati
the Hour أَيَّانَ ne zaman? ayyāna
ne zaman? مُرْسَىٰهَا demir atacak mur'sāhā
demir atacak ٤٢ (42)
(42)
Senden kıyametin ne zaman gelip çatacağını sorarlar.
79:43
فِيمَ
ne (bilirsin)?
fīma
ne (bilirsin)? أَنتَ sen anta
sen مِن onun söyleyesin min
onun söyleyesin ذِكْرَىٰهَآ (to) mention it dhik'rāhā
(to) mention it ٤٣ (43)
(43)
ne (bilirsin)? أَنتَ sen anta
sen مِن onun söyleyesin min
onun söyleyesin ذِكْرَىٰهَآ (to) mention it dhik'rāhā
(to) mention it ٤٣ (43)
(43)
Nerde senden onu anlatması?
79:44
إِلَىٰ
aittir
ilā
aittir رَبِّكَ Rabbine rabbika
Rabbine مُنتَهَىٰهَآ onun bilgisi muntahāhā
onun bilgisi ٤٤ (44)
(44)
aittir رَبِّكَ Rabbine rabbika
Rabbine مُنتَهَىٰهَآ onun bilgisi muntahāhā
onun bilgisi ٤٤ (44)
(44)
Onun bilgisi Rabbine aittir.
79:45
إِنَّمَآ
ancak
innamā
ancak أَنتَ sen anta
sen مُنذِرُ uyarıcısın mundhiru
uyarıcısın مَن olanları man
olanları يَخْشَىٰهَا ondan korkacak yakhshāhā
ondan korkacak ٤٥ (45)
(45)
ancak أَنتَ sen anta
sen مُنذِرُ uyarıcısın mundhiru
uyarıcısın مَن olanları man
olanları يَخْشَىٰهَا ondan korkacak yakhshāhā
ondan korkacak ٤٥ (45)
(45)
Sen sadece kıyametten korkanı uyaransın.
79:46
كَأَنَّهُمْ
onlar sanki gibidir
ka-annahum
onlar sanki gibidir يَوْمَ gün yawma
gün يَرَوْنَهَا onu gördükleri yarawnahā
onu gördükleri لَمْ (dünyada) kalmamışlar lam
(dünyada) kalmamışlar يَلْبَثُوٓا۟ they had remained yalbathū
they had remained إِلَّا başka illā
başka عَشِيَّةً bir akşamdan ʿashiyyatan
bir akşamdan أَوْ veya aw
veya ضُحَىٰهَا onun kuşluk vaktinden ḍuḥāhā
onun kuşluk vaktinden ٤٦ (46)
(46)
onlar sanki gibidir يَوْمَ gün yawma
gün يَرَوْنَهَا onu gördükleri yarawnahā
onu gördükleri لَمْ (dünyada) kalmamışlar lam
(dünyada) kalmamışlar يَلْبَثُوٓا۟ they had remained yalbathū
they had remained إِلَّا başka illā
başka عَشِيَّةً bir akşamdan ʿashiyyatan
bir akşamdan أَوْ veya aw
veya ضُحَىٰهَا onun kuşluk vaktinden ḍuḥāhā
onun kuşluk vaktinden ٤٦ (46)
(46)
Kıyameti gördükleri gün dünyada ancak bir akşam yahut bir kuşluk vakti kadar kalmış olduklarını sanırlar.