78
Nebe
النبإ
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
78:1
عَمَّ
hangi şeyden?
ʿamma
hangi şeyden? يَتَسَآءَلُونَ birbirlerine soruyorlar yatasāalūna
birbirlerine soruyorlar ١ (1)
(1)
hangi şeyden? يَتَسَآءَلُونَ birbirlerine soruyorlar yatasāalūna
birbirlerine soruyorlar ١ (1)
(1)
Neyi soruşturuyorlar?
78:2
عَنِ
haberden (mi?)
ʿani
haberden (mi?) ٱلنَّبَإِ the News l-naba-i
the News ٱلْعَظِيمِ büyük l-ʿaẓīmi
büyük ٢ (2)
(2)
haberden (mi?) ٱلنَّبَإِ the News l-naba-i
the News ٱلْعَظِيمِ büyük l-ʿaẓīmi
büyük ٢ (2)
(2)
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
78:3
ٱلَّذِى
ki
alladhī
ki هُمْ onlar hum
onlar فِيهِ onda fīhi
onda مُخْتَلِفُونَ ayrılığa düşmektedirler mukh'talifūna
ayrılığa düşmektedirler ٣ (3)
(3)
ki هُمْ onlar hum
onlar فِيهِ onda fīhi
onda مُخْتَلِفُونَ ayrılığa düşmektedirler mukh'talifūna
ayrılığa düşmektedirler ٣ (3)
(3)
Üzerinde anlaşmazlığa düştükleri, büyük bir olay olan tekrar dirilme haberini mi?
78:4
كَلَّا
hayır
kallā
hayır سَيَعْلَمُونَ yakında bilecekler sayaʿlamūna
yakında bilecekler ٤ (4)
(4)
hayır سَيَعْلَمُونَ yakında bilecekler sayaʿlamūna
yakında bilecekler ٤ (4)
(4)
Hayır; şüphesiz görüp bileceklerdir.
78:5
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra كَلَّا hayır kallā
hayır سَيَعْلَمُونَ yakında bilecekler sayaʿlamūna
yakında bilecekler ٥ (5)
(5)
sonra كَلَّا hayır kallā
hayır سَيَعْلَمُونَ yakında bilecekler sayaʿlamūna
yakında bilecekler ٥ (5)
(5)
Yine hayır; elbette görüp bileceklerdir.
78:6
أَلَمْ
yapmadık mı?
alam
yapmadık mı? نَجْعَلِ We made najʿali
We made ٱلْأَرْضَ arzı l-arḍa
arzı مِهَـٰدًۭا bir beşik mihādan
bir beşik ٦ (6)
(6)
yapmadık mı? نَجْعَلِ We made najʿali
We made ٱلْأَرْضَ arzı l-arḍa
arzı مِهَـٰدًۭا bir beşik mihādan
bir beşik ٦ (6)
(6)
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
78:7
وَٱلْجِبَالَ
ve dağları
wal-jibāla
ve dağları أَوْتَادًۭا birer kazık awtādan
birer kazık ٧ (7)
(7)
ve dağları أَوْتَادًۭا birer kazık awtādan
birer kazık ٧ (7)
(7)
Biz yeryüzünü bir beşik, dağları da onun için birer direk kılmadık mı?
78:8
وَخَلَقْنَـٰكُمْ
ve sizi yarattık
wakhalaqnākum
ve sizi yarattık أَزْوَٰجًۭا çift çift azwājan
çift çift ٨ (8)
(8)
ve sizi yarattık أَزْوَٰجًۭا çift çift azwājan
çift çift ٨ (8)
(8)
Sizi çift çift yarattık;
78:9
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
wajaʿalnā
ve yaptık نَوْمَكُمْ uykunuzu nawmakum
uykunuzu سُبَاتًۭا dinlenme subātan
dinlenme ٩ (9)
(9)
ve yaptık نَوْمَكُمْ uykunuzu nawmakum
uykunuzu سُبَاتًۭا dinlenme subātan
dinlenme ٩ (9)
(9)
Uykunuzu dinlenme vakti kıldık;
78:10
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
wajaʿalnā
ve yaptık ٱلَّيْلَ geceyi al-layla
geceyi لِبَاسًۭا bir giysi libāsan
bir giysi ١٠ (10)
(10)
ve yaptık ٱلَّيْلَ geceyi al-layla
geceyi لِبَاسًۭا bir giysi libāsan
bir giysi ١٠ (10)
(10)
Geceyi bir örtü yaptık;
78:11
وَجَعَلْنَا
ve yaptık
wajaʿalnā
ve yaptık ٱلنَّهَارَ gündüzü l-nahāra
gündüzü مَعَاشًۭا geçim zamanı maʿāshan
geçim zamanı ١١ (11)
(11)
ve yaptık ٱلنَّهَارَ gündüzü l-nahāra
gündüzü مَعَاشًۭا geçim zamanı maʿāshan
geçim zamanı ١١ (11)
(11)
Gündüzü geçimi sağlama vakti kıldık;
78:12
وَبَنَيْنَا
ve bina ettik
wabanaynā
ve bina ettik فَوْقَكُمْ üstünüzde fawqakum
üstünüzde سَبْعًۭا yedi (gök) sabʿan
yedi (gök) شِدَادًۭا sağlam shidādan
sağlam ١٢ (12)
(12)
ve bina ettik فَوْقَكُمْ üstünüzde fawqakum
üstünüzde سَبْعًۭا yedi (gök) sabʿan
yedi (gök) شِدَادًۭا sağlam shidādan
sağlam ١٢ (12)
(12)
Üstünüze yedi kat sağlam gök bina ettik;
78:13
وَجَعَلْنَا
ve yarattık
wajaʿalnā
ve yarattık سِرَاجًۭا bir lamba sirājan
bir lamba وَهَّاجًۭا parıl parıl parlayan wahhājan
parıl parıl parlayan ١٣ (13)
(13)
ve yarattık سِرَاجًۭا bir lamba sirājan
bir lamba وَهَّاجًۭا parıl parıl parlayan wahhājan
parıl parıl parlayan ١٣ (13)
(13)
Parlak ışık veren güneşi varettik;
78:14
وَأَنزَلْنَا
ve indirdik
wa-anzalnā
ve indirdik مِنَ sıkışan(bulut)lardan mina
sıkışan(bulut)lardan ٱلْمُعْصِرَٰتِ the rain clouds l-muʿ'ṣirāti
the rain clouds مَآءًۭ su māan
su ثَجَّاجًۭا şarıl şarıl thajjājan
şarıl şarıl ١٤ (14)
(14)
ve indirdik مِنَ sıkışan(bulut)lardan mina
sıkışan(bulut)lardan ٱلْمُعْصِرَٰتِ the rain clouds l-muʿ'ṣirāti
the rain clouds مَآءًۭ su māan
su ثَجَّاجًۭا şarıl şarıl thajjājan
şarıl şarıl ١٤ (14)
(14)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
78:15
لِّنُخْرِجَ
çıkaralım diye
linukh'rija
çıkaralım diye بِهِۦ onunla bihi
onunla حَبًّۭا dane(ler) ḥabban
dane(ler) وَنَبَاتًۭا ve bitki(ler) wanabātan
ve bitki(ler) ١٥ (15)
(15)
çıkaralım diye بِهِۦ onunla bihi
onunla حَبًّۭا dane(ler) ḥabban
dane(ler) وَنَبَاتًۭا ve bitki(ler) wanabātan
ve bitki(ler) ١٥ (15)
(15)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
78:16
وَجَنَّـٰتٍ
ve bahçeler
wajannātin
ve bahçeler أَلْفَافًا birbirine sarmaş dolaş alfāfan
birbirine sarmaş dolaş ١٦ (16)
(16)
ve bahçeler أَلْفَافًا birbirine sarmaş dolaş alfāfan
birbirine sarmaş dolaş ١٦ (16)
(16)
Taneler, bitkiler, ağaçları sarmaş dolaş bahçeler yetiştirmek için, yoğunlaşmış bulutlardan bol yağmur yağdırdık.
78:17
إِنَّ
muhakkak ki
inna
muhakkak ki يَوْمَ günü yawma
günü ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm كَانَ belirlenmiş bir vakittir kāna
belirlenmiş bir vakittir مِيقَـٰتًۭا an appointed time mīqātan
an appointed time ١٧ (17)
(17)
muhakkak ki يَوْمَ günü yawma
günü ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm كَانَ belirlenmiş bir vakittir kāna
belirlenmiş bir vakittir مِيقَـٰتًۭا an appointed time mīqātan
an appointed time ١٧ (17)
(17)
Doğrusu, hüküm gününün vakti elbette tesbit edilmiştir.
78:18
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün يُنفَخُ üflenir yunfakhu
üflenir فِى Sur'a fī
Sur'a ٱلصُّورِ the trumpet l-ṣūri
the trumpet فَتَأْتُونَ gelirsiniz fatatūna
gelirsiniz أَفْوَاجًۭا bölük bölük afwājan
bölük bölük ١٨ (18)
(18)
o gün يُنفَخُ üflenir yunfakhu
üflenir فِى Sur'a fī
Sur'a ٱلصُّورِ the trumpet l-ṣūri
the trumpet فَتَأْتُونَ gelirsiniz fatatūna
gelirsiniz أَفْوَاجًۭا bölük bölük afwājan
bölük bölük ١٨ (18)
(18)
Sura üfürüldüğü gün hepiniz bölük bölük gelirsiniz.
78:19
وَفُتِحَتِ
ve açılmıştır
wafutiḥati
ve açılmıştır ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök فَكَانَتْ ve olmuştur fakānat
ve olmuştur أَبْوَٰبًۭا kapı kapı abwāban
kapı kapı ١٩ (19)
(19)
ve açılmıştır ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök فَكَانَتْ ve olmuştur fakānat
ve olmuştur أَبْوَٰبًۭا kapı kapı abwāban
kapı kapı ١٩ (19)
(19)
Gökler kapı kapı açılacaktır.
78:20
وَسُيِّرَتِ
ve yürütülmüştür
wasuyyirati
ve yürütülmüştür ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar فَكَانَتْ olmuştur fakānat
olmuştur سَرَابًا bir serab sarāban
bir serab ٢٠ (20)
(20)
ve yürütülmüştür ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar فَكَانَتْ olmuştur fakānat
olmuştur سَرَابًا bir serab sarāban
bir serab ٢٠ (20)
(20)
Dağlar yürütülüp serap olacaktır.
78:21
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz جَهَنَّمَ cehennem jahannama
cehennem كَانَتْ olmuştur kānat
olmuştur مِرْصَادًۭا gözetleme yeri mir'ṣādan
gözetleme yeri ٢١ (21)
(21)
şüphesiz جَهَنَّمَ cehennem jahannama
cehennem كَانَتْ olmuştur kānat
olmuştur مِرْصَادًۭا gözetleme yeri mir'ṣādan
gözetleme yeri ٢١ (21)
(21)
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
78:22
لِّلطَّـٰغِينَ
azgınların
lilṭṭāghīna
azgınların مَـَٔابًۭا varacağı yerdir maāban
varacağı yerdir ٢٢ (22)
(22)
azgınların مَـَٔابًۭا varacağı yerdir maāban
varacağı yerdir ٢٢ (22)
(22)
Cehennem, yalnız azgınları bekleyen yerdir. Dönecekleri yer orasıdır.
78:23
لَّـٰبِثِينَ
kalacaklardır
lābithīna
kalacaklardır فِيهَآ orada fīhā
orada أَحْقَابًۭا çağlar boyu aḥqāban
çağlar boyu ٢٣ (23)
(23)
kalacaklardır فِيهَآ orada fīhā
orada أَحْقَابًۭا çağlar boyu aḥqāban
çağlar boyu ٢٣ (23)
(23)
Orada çağlar boyunca (nice devirler) kalacaklardır.
78:24
لَّا
tadmazlar
lā
tadmazlar يَذُوقُونَ they will taste yadhūqūna
they will taste فِيهَا orada fīhā
orada بَرْدًۭا bir serinlik bardan
bir serinlik وَلَا ve ne de walā
ve ne de شَرَابًا içilecek bir şey sharāban
içilecek bir şey ٢٤ (24)
(24)
tadmazlar يَذُوقُونَ they will taste yadhūqūna
they will taste فِيهَا orada fīhā
orada بَرْدًۭا bir serinlik bardan
bir serinlik وَلَا ve ne de walā
ve ne de شَرَابًا içilecek bir şey sharāban
içilecek bir şey ٢٤ (24)
(24)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
78:25
إِلَّا
yalnız (içerler)
illā
yalnız (içerler) حَمِيمًۭا kaynar su ḥamīman
kaynar su وَغَسَّاقًۭا ve irin waghassāqan
ve irin ٢٥ (25)
(25)
yalnız (içerler) حَمِيمًۭا kaynar su ḥamīman
kaynar su وَغَسَّاقًۭا ve irin waghassāqan
ve irin ٢٥ (25)
(25)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
78:26
جَزَآءًۭ
bir ceza olarak
jazāan
bir ceza olarak وِفَاقًا uygun wifāqan
uygun ٢٦ (26)
(26)
bir ceza olarak وِفَاقًا uygun wifāqan
uygun ٢٦ (26)
(26)
Orada ne serinlik ne de içilecek bir şey tatmazlar; sadece kaynar su ve irin....
78:27
إِنَّهُمْ
çünkü onlar
innahum
çünkü onlar كَانُوا۟ idiler kānū
idiler لَا ummuyor(lar) lā
ummuyor(lar) يَرْجُونَ expecting yarjūna
expecting حِسَابًۭا bir hesap ḥisāban
bir hesap ٢٧ (27)
(27)
çünkü onlar كَانُوا۟ idiler kānū
idiler لَا ummuyor(lar) lā
ummuyor(lar) يَرْجُونَ expecting yarjūna
expecting حِسَابًۭا bir hesap ḥisāban
bir hesap ٢٧ (27)
(27)
Çünkü onlar, hesaba çekileceklerini sanmazlardı.
78:28
وَكَذَّبُوا۟
ve yalanlamışlardı
wakadhabū
ve yalanlamışlardı بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizi biāyātinā
ayetlerimizi كِذَّابًۭا tekzib ile kidhāban
tekzib ile ٢٨ (28)
(28)
ve yalanlamışlardı بِـَٔايَـٰتِنَا ayetlerimizi biāyātinā
ayetlerimizi كِذَّابًۭا tekzib ile kidhāban
tekzib ile ٢٨ (28)
(28)
Ayetlerimizi hep yalan sayıp dururlardı.
78:29
وَكُلَّ
ve her
wakulla
ve her شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi أَحْصَيْنَـٰهُ saymıştık aḥṣaynāhu
saymıştık كِتَـٰبًۭا yazmıştık kitāban
yazmıştık ٢٩ (29)
(29)
ve her شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi أَحْصَيْنَـٰهُ saymıştık aḥṣaynāhu
saymıştık كِتَـٰبًۭا yazmıştık kitāban
yazmıştık ٢٩ (29)
(29)
Biz de herşeyi yazıp saymışızdır.
78:30
فَذُوقُوا۟
şimdi tadın
fadhūqū
şimdi tadın فَلَن artık asla falan
artık asla نَّزِيدَكُمْ size artırmayacağız nazīdakum
size artırmayacağız إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey عَذَابًا azabdan ʿadhāban
azabdan ٣٠ (30)
(30)
şimdi tadın فَلَن artık asla falan
artık asla نَّزِيدَكُمْ size artırmayacağız nazīdakum
size artırmayacağız إِلَّا başka bir şey illā
başka bir şey عَذَابًا azabdan ʿadhāban
azabdan ٣٠ (30)
(30)
Şöyle deriz: "Artık tadınız, bundan böyle size azabdan başka bir şey artırmayız."
78:31
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz لِلْمُتَّقِينَ muttakiler için vardır lil'muttaqīna
muttakiler için vardır مَفَازًا başarı ödülü mafāzan
başarı ödülü ٣١ (31)
(31)
şüphesiz لِلْمُتَّقِينَ muttakiler için vardır lil'muttaqīna
muttakiler için vardır مَفَازًا başarı ödülü mafāzan
başarı ödülü ٣١ (31)
(31)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
78:32
حَدَآئِقَ
bahçeler
ḥadāiqa
bahçeler وَأَعْنَـٰبًۭا ve bağlar wa-aʿnāban
ve bağlar ٣٢ (32)
(32)
bahçeler وَأَعْنَـٰبًۭا ve bağlar wa-aʿnāban
ve bağlar ٣٢ (32)
(32)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
78:33
وَكَوَاعِبَ
ve göğüsleri tomurcuklanmış
wakawāʿiba
ve göğüsleri tomurcuklanmış أَتْرَابًۭا yaşıt kızlar atrāban
yaşıt kızlar ٣٣ (33)
(33)
ve göğüsleri tomurcuklanmış أَتْرَابًۭا yaşıt kızlar atrāban
yaşıt kızlar ٣٣ (33)
(33)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
78:34
وَكَأْسًۭا
ve kadeh(ler)
wakasan
ve kadeh(ler) دِهَاقًۭا dolu dihāqan
dolu ٣٤ (34)
(34)
ve kadeh(ler) دِهَاقًۭا dolu dihāqan
dolu ٣٤ (34)
(34)
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlara kurtuluş, bahçeler, bağlar, yaşıtlar ve dolu kadehler vardır.
78:35
لَّا
işitmezler
lā
işitmezler يَسْمَعُونَ they will hear yasmaʿūna
they will hear فِيهَا orada fīhā
orada لَغْوًۭا boş söz laghwan
boş söz وَلَا ve ne de walā
ve ne de كِذَّٰبًۭا yalan kidhāban
yalan ٣٥ (35)
(35)
işitmezler يَسْمَعُونَ they will hear yasmaʿūna
they will hear فِيهَا orada fīhā
orada لَغْوًۭا boş söz laghwan
boş söz وَلَا ve ne de walā
ve ne de كِذَّٰبًۭا yalan kidhāban
yalan ٣٥ (35)
(35)
Orada boş ve yalan söz işitmezler.
78:36
جَزَآءًۭ
bir karşılık
jazāan
bir karşılık مِّن Rabbinden min
Rabbinden رَّبِّكَ your Lord rabbika
your Lord عَطَآءً bir bağış olarak ʿaṭāan
bir bağış olarak حِسَابًۭا yeterli ḥisāban
yeterli ٣٦ (36)
(36)
bir karşılık مِّن Rabbinden min
Rabbinden رَّبِّكَ your Lord rabbika
your Lord عَطَآءً bir bağış olarak ʿaṭāan
bir bağış olarak حِسَابًۭا yeterli ḥisāban
yeterli ٣٦ (36)
(36)
Bunlar Rabbinin katından, hesabları karşılığı verilenlerdir.
78:37
رَّبِّ
Rabbi
rabbi
Rabbi ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin l-samāwāti
göklerin وَٱلْأَرْضِ ve yerin wal-arḍi
ve yerin وَمَا ve bulunanların wamā
ve bulunanların بَيْنَهُمَا ikisi arasında baynahumā
ikisi arasında ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ çok merhametli l-raḥmāni
çok merhametli لَا güçleri yetmez lā
güçleri yetmez يَمْلِكُونَ they have power yamlikūna
they have power مِنْهُ O'nun huzurunda min'hu
O'nun huzurunda خِطَابًۭا konuşmaya khiṭāban
konuşmaya ٣٧ (37)
(37)
Rabbi ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin l-samāwāti
göklerin وَٱلْأَرْضِ ve yerin wal-arḍi
ve yerin وَمَا ve bulunanların wamā
ve bulunanların بَيْنَهُمَا ikisi arasında baynahumā
ikisi arasında ٱلرَّحْمَـٰنِ ۖ çok merhametli l-raḥmāni
çok merhametli لَا güçleri yetmez lā
güçleri yetmez يَمْلِكُونَ they have power yamlikūna
they have power مِنْهُ O'nun huzurunda min'hu
O'nun huzurunda خِطَابًۭا konuşmaya khiṭāban
konuşmaya ٣٧ (37)
(37)
O, göklerin, yerin ve ikisi arasında olanların Rabbidir. O, önünde kimsenin konuşmayacağı Rahman olan Allah'tır.
78:38
يَوْمَ
o gün
yawma
o gün يَقُومُ dururlar yaqūmu
dururlar ٱلرُّوحُ Ruh l-rūḥu
Ruh وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ve melekler wal-malāikatu
ve melekler صَفًّۭا ۖ sıra sıra ṣaffan
sıra sıra لَّا konuşamaz lā
konuşamaz يَتَكَلَّمُونَ they will speak yatakallamūna
they will speak إِلَّا dışındakiler illā
dışındakiler مَنْ kimseler man
kimseler أَذِنَ izin verdiği adhina
izin verdiği لَهُ kendisine lahu
kendisine ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahman'ın l-raḥmānu
Rahman'ın وَقَالَ ve o da söyler waqāla
ve o da söyler صَوَابًۭا doğruyu ṣawāban
doğruyu ٣٨ (38)
(38)
o gün يَقُومُ dururlar yaqūmu
dururlar ٱلرُّوحُ Ruh l-rūḥu
Ruh وَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُ ve melekler wal-malāikatu
ve melekler صَفًّۭا ۖ sıra sıra ṣaffan
sıra sıra لَّا konuşamaz lā
konuşamaz يَتَكَلَّمُونَ they will speak yatakallamūna
they will speak إِلَّا dışındakiler illā
dışındakiler مَنْ kimseler man
kimseler أَذِنَ izin verdiği adhina
izin verdiği لَهُ kendisine lahu
kendisine ٱلرَّحْمَـٰنُ Rahman'ın l-raḥmānu
Rahman'ın وَقَالَ ve o da söyler waqāla
ve o da söyler صَوَابًۭا doğruyu ṣawāban
doğruyu ٣٨ (38)
(38)
Cebrail ve meleklerin dizi dizi durdukları gün, Rahman olan Allah'ın izni olmadan kimse konuşamayacaktır. Konuştuğu zaman da doğruyu söyleyecektir.
78:39
ذَٰلِكَ
işte bu
dhālika
işte bu ٱلْيَوْمُ günüdür l-yawmu
günüdür ٱلْحَقُّ ۖ hak l-ḥaqu
hak فَمَن artık kimse faman
artık kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ٱتَّخَذَ tutar ittakhadha
tutar إِلَىٰ varan ilā
varan رَبِّهِۦ Rabbine rabbihi
Rabbine مَـَٔابًا bir yol maāban
bir yol ٣٩ (39)
(39)
işte bu ٱلْيَوْمُ günüdür l-yawmu
günüdür ٱلْحَقُّ ۖ hak l-ḥaqu
hak فَمَن artık kimse faman
artık kimse شَآءَ dileyen shāa
dileyen ٱتَّخَذَ tutar ittakhadha
tutar إِلَىٰ varan ilā
varan رَبِّهِۦ Rabbine rabbihi
Rabbine مَـَٔابًا bir yol maāban
bir yol ٣٩ (39)
(39)
İşte gerçek gün budur. Dileyen kimse, Rabbine götürecek bir yol benimser.
78:40
إِنَّآ
elbette biz
innā
elbette biz أَنذَرْنَـٰكُمْ siz uyardık andharnākum
siz uyardık عَذَابًۭا bir azab ile ʿadhāban
bir azab ile قَرِيبًۭا yakın qarīban
yakın يَوْمَ o gün yawma
o gün يَنظُرُ bakar yanẓuru
bakar ٱلْمَرْءُ kişi l-maru
kişi مَا işlere mā
işlere قَدَّمَتْ öne sürdüğü qaddamat
öne sürdüğü يَدَاهُ ellerinin yadāhu
ellerinin وَيَقُولُ ve der wayaqūlu
ve der ٱلْكَافِرُ kafir l-kāfiru
kafir يَـٰلَيْتَنِى ey keşke yālaytanī
ey keşke كُنتُ ben olsaydım kuntu
ben olsaydım تُرَٰبًۢا toprak turāban
toprak ٤٠ (40)
(40)
elbette biz أَنذَرْنَـٰكُمْ siz uyardık andharnākum
siz uyardık عَذَابًۭا bir azab ile ʿadhāban
bir azab ile قَرِيبًۭا yakın qarīban
yakın يَوْمَ o gün yawma
o gün يَنظُرُ bakar yanẓuru
bakar ٱلْمَرْءُ kişi l-maru
kişi مَا işlere mā
işlere قَدَّمَتْ öne sürdüğü qaddamat
öne sürdüğü يَدَاهُ ellerinin yadāhu
ellerinin وَيَقُولُ ve der wayaqūlu
ve der ٱلْكَافِرُ kafir l-kāfiru
kafir يَـٰلَيْتَنِى ey keşke yālaytanī
ey keşke كُنتُ ben olsaydım kuntu
ben olsaydım تُرَٰبًۢا toprak turāban
toprak ٤٠ (40)
(40)
Sizi, yakın gelecekteki bir azabla uyardık; o gün kişi elleriyle sunduğuna bakar ve inkarcı da: "Keşke toprak olaydım" der.