77
Mürselat
المرسلات
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
77:1
وَٱلْمُرْسَلَـٰتِ
andolsun gönderilenlere
wal-mur'salāti
andolsun gönderilenlere عُرْفًۭا birbiri ardınca ʿur'fan
birbiri ardınca ١ (1)
(1)
andolsun gönderilenlere عُرْفًۭا birbiri ardınca ʿur'fan
birbiri ardınca ١ (1)
(1)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:2
فَٱلْعَـٰصِفَـٰتِ
esip
fal-ʿāṣifāti
esip عَصْفًۭا savuranlara ʿaṣfan
savuranlara ٢ (2)
(2)
esip عَصْفًۭا savuranlara ʿaṣfan
savuranlara ٢ (2)
(2)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:3
وَٱلنَّـٰشِرَٰتِ
ve yayanlara
wal-nāshirāti
ve yayanlara نَشْرًۭا yaydıkça nashran
yaydıkça ٣ (3)
(3)
ve yayanlara نَشْرًۭا yaydıkça nashran
yaydıkça ٣ (3)
(3)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:4
فَٱلْفَـٰرِقَـٰتِ
ve ayıranlara
fal-fāriqāti
ve ayıranlara فَرْقًۭا ayırdıkça farqan
ayırdıkça ٤ (4)
(4)
ve ayıranlara فَرْقًۭا ayırdıkça farqan
ayırdıkça ٤ (4)
(4)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:5
فَٱلْمُلْقِيَـٰتِ
ve bırakanlara
fal-mul'qiyāti
ve bırakanlara ذِكْرًا öğüt dhik'ran
öğüt ٥ (5)
(5)
ve bırakanlara ذِكْرًا öğüt dhik'ran
öğüt ٥ (5)
(5)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:6
عُذْرًا
özür
ʿudh'ran
özür أَوْ yahut aw
yahut نُذْرًا uyarı nudh'ran
uyarı ٦ (6)
(6)
özür أَوْ yahut aw
yahut نُذْرًا uyarı nudh'ran
uyarı ٦ (6)
(6)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:7
إِنَّمَا
ki mutlaka
innamā
ki mutlaka تُوعَدُونَ size va'dedilen tūʿadūna
size va'dedilen لَوَٰقِعٌۭ elbette olacaktır lawāqiʿun
elbette olacaktır ٧ (7)
(7)
ki mutlaka تُوعَدُونَ size va'dedilen tūʿadūna
size va'dedilen لَوَٰقِعٌۭ elbette olacaktır lawāqiʿun
elbette olacaktır ٧ (7)
(7)
Birbiri ardından gönderilenlere ve görevlerine koştukça koşanlara, Allah'ın buyruklarını yaydıkça yayanlara ve hak ile batılın arasını ayırdıkça ayıranlara, kötülüğü önlemek veya uyarmak için vahiy getiren meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyamet şüphesiz kopacaktır.
77:8
فَإِذَا
zaman
fa-idhā
zaman ٱلنُّجُومُ yıldızların l-nujūmu
yıldızların طُمِسَتْ silindiği ṭumisat
silindiği ٨ (8)
(8)
zaman ٱلنُّجُومُ yıldızların l-nujūmu
yıldızların طُمِسَتْ silindiği ṭumisat
silindiği ٨ (8)
(8)
Yıldızların ışığı giderildiği zaman,
77:9
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök فُرِجَتْ yarıldığı furijat
yarıldığı ٩ (9)
(9)
ve zaman ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök فُرِجَتْ yarıldığı furijat
yarıldığı ٩ (9)
(9)
Gök yarıldığı zaman,
77:10
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar نُسِفَتْ ufalanıp savrulduğu nusifat
ufalanıp savrulduğu ١٠ (10)
(10)
ve zaman ٱلْجِبَالُ dağlar l-jibālu
dağlar نُسِفَتْ ufalanıp savrulduğu nusifat
ufalanıp savrulduğu ١٠ (10)
(10)
Dağlar pamuk gibi atıldığı zaman,
77:11
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman ٱلرُّسُلُ elçilere l-rusulu
elçilere أُقِّتَتْ vakit belirlendiği uqqitat
vakit belirlendiği ١١ (11)
(11)
ve zaman ٱلرُّسُلُ elçilere l-rusulu
elçilere أُقِّتَتْ vakit belirlendiği uqqitat
vakit belirlendiği ١١ (11)
(11)
Peygamberlere ümmetleri hakkında şahidlik vakitleri bildirildiği zaman;
77:12
لِأَىِّ
hangisi için?
li-ayyi
hangisi için? يَوْمٍ günün yawmin
günün أُجِّلَتْ ertelenmiştir ujjilat
ertelenmiştir ١٢ (12)
(12)
hangisi için? يَوْمٍ günün yawmin
günün أُجِّلَتْ ertelenmiştir ujjilat
ertelenmiştir ١٢ (12)
(12)
Bu, hangi güne bırakılmıştı?
77:13
لِيَوْمِ
günü için
liyawmi
günü için ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm ١٣ (13)
(13)
günü için ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm ١٣ (13)
(13)
Hüküm gününe bırakılmıştı.
77:14
وَمَآ
nereden?
wamā
nereden? أَدْرَىٰكَ bileceksin adrāka
bileceksin مَا nedir mā
nedir يَوْمُ günü yawmu
günü ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm ١٤ (14)
(14)
nereden? أَدْرَىٰكَ bileceksin adrāka
bileceksin مَا nedir mā
nedir يَوْمُ günü yawmu
günü ٱلْفَصْلِ hüküm l-faṣli
hüküm ١٤ (14)
(14)
Hüküm gününün ne olduğunu sen nerden bilirsin?
77:15
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٥ (15)
(15)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٥ (15)
(15)
O gün yalanlamış olanların vay haline!
77:16
أَلَمْ
helak etmedik mi?
alam
helak etmedik mi? نُهْلِكِ We destroy nuh'liki
We destroy ٱلْأَوَّلِينَ öncekileri l-awalīna
öncekileri ١٦ (16)
(16)
helak etmedik mi? نُهْلِكِ We destroy nuh'liki
We destroy ٱلْأَوَّلِينَ öncekileri l-awalīna
öncekileri ١٦ (16)
(16)
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
77:17
ثُمَّ
sonra
thumma
sonra نُتْبِعُهُمُ onların ardına takarız nut'biʿuhumu
onların ardına takarız ٱلْـَٔاخِرِينَ geridekileri l-ākhirīna
geridekileri ١٧ (17)
(17)
sonra نُتْبِعُهُمُ onların ardına takarız nut'biʿuhumu
onların ardına takarız ٱلْـَٔاخِرِينَ geridekileri l-ākhirīna
geridekileri ١٧ (17)
(17)
Öncekileri yok etmedik mi? Ardından, sonrakileri de onlara katarız.
77:18
كَذَٰلِكَ
böyle
kadhālika
böyle نَفْعَلُ yaparız nafʿalu
yaparız بِٱلْمُجْرِمِينَ suçlulara bil-muj'rimīna
suçlulara ١٨ (18)
(18)
böyle نَفْعَلُ yaparız nafʿalu
yaparız بِٱلْمُجْرِمِينَ suçlulara bil-muj'rimīna
suçlulara ١٨ (18)
(18)
Suçlulara böyle yaparız.
77:19
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٩ (19)
(19)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ١٩ (19)
(19)
O gün, yalanlamış olanların vay haline!.
77:20
أَلَمْ
sizi yaratmadık mı?
alam
sizi yaratmadık mı? نَخْلُقكُّم We create you nakhluqkkum
We create you مِّن bir sudan min
bir sudan مَّآءٍۢ a water māin
a water مَّهِينٍۢ âdi mahīnin
âdi ٢٠ (20)
(20)
sizi yaratmadık mı? نَخْلُقكُّم We create you nakhluqkkum
We create you مِّن bir sudan min
bir sudan مَّآءٍۢ a water māin
a water مَّهِينٍۢ âdi mahīnin
âdi ٢٠ (20)
(20)
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
77:21
فَجَعَلْنَـٰهُ
onu koyduk
fajaʿalnāhu
onu koyduk فِى bir karar yerine fī
bir karar yerine قَرَارٍۢ an abode qarārin
an abode مَّكِينٍ sağlam makīnin
sağlam ٢١ (21)
(21)
onu koyduk فِى bir karar yerine fī
bir karar yerine قَرَارٍۢ an abode qarārin
an abode مَّكِينٍ sağlam makīnin
sağlam ٢١ (21)
(21)
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
77:22
إِلَىٰ
kadar
ilā
kadar قَدَرٍۢ bir süreye qadarin
bir süreye مَّعْلُومٍۢ belirli maʿlūmin
belirli ٢٢ (22)
(22)
kadar قَدَرٍۢ bir süreye qadarin
bir süreye مَّعْلُومٍۢ belirli maʿlūmin
belirli ٢٢ (22)
(22)
Sizi bayağı bir sudan yaratıp onu belli bir süreye kadar sağlam bir yere yerleştirmedik mi?
77:23
فَقَدَرْنَا
ve biçimlendirdik
faqadarnā
ve biçimlendirdik فَنِعْمَ ne güzel faniʿ'ma
ne güzel ٱلْقَـٰدِرُونَ biçim vereniz biz l-qādirūna
biçim vereniz biz ٢٣ (23)
(23)
ve biçimlendirdik فَنِعْمَ ne güzel faniʿ'ma
ne güzel ٱلْقَـٰدِرُونَ biçim vereniz biz l-qādirūna
biçim vereniz biz ٢٣ (23)
(23)
Buna gücümüz yeter; Biz ne güzel güç yetireniz!
77:24
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٢٤ (24)
(24)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٢٤ (24)
(24)
O gün yalanlamış olanların vay haline!
77:25
أَلَمْ
yapmadık mı?
alam
yapmadık mı? نَجْعَلِ We made najʿali
We made ٱلْأَرْضَ arz'ı l-arḍa
arz'ı كِفَاتًا toplanma yeri kifātan
toplanma yeri ٢٥ (25)
(25)
yapmadık mı? نَجْعَلِ We made najʿali
We made ٱلْأَرْضَ arz'ı l-arḍa
arz'ı كِفَاتًا toplanma yeri kifātan
toplanma yeri ٢٥ (25)
(25)
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
77:26
أَحْيَآءًۭ
diriler (için)
aḥyāan
diriler (için) وَأَمْوَٰتًۭا ve ölüler (için) wa-amwātan
ve ölüler (için) ٢٦ (26)
(26)
diriler (için) وَأَمْوَٰتًۭا ve ölüler (için) wa-amwātan
ve ölüler (için) ٢٦ (26)
(26)
Biz yeryüzünü, dirilerin ve ölülerin toplantı yeri yapmadık mı?
77:27
وَجَعَلْنَا
ve meydana getirmedik mi?
wajaʿalnā
ve meydana getirmedik mi? فِيهَا orada fīhā
orada رَوَٰسِىَ dağlar rawāsiya
dağlar شَـٰمِخَـٰتٍۢ yüksek yüksek shāmikhātin
yüksek yüksek وَأَسْقَيْنَـٰكُم ve size içirmedik mi? wa-asqaynākum
ve size içirmedik mi? مَّآءًۭ su(lar) māan
su(lar) فُرَاتًۭا tatlı furātan
tatlı ٢٧ (27)
(27)
ve meydana getirmedik mi? فِيهَا orada fīhā
orada رَوَٰسِىَ dağlar rawāsiya
dağlar شَـٰمِخَـٰتٍۢ yüksek yüksek shāmikhātin
yüksek yüksek وَأَسْقَيْنَـٰكُم ve size içirmedik mi? wa-asqaynākum
ve size içirmedik mi? مَّآءًۭ su(lar) māan
su(lar) فُرَاتًۭا tatlı furātan
tatlı ٢٧ (27)
(27)
Orada yüksek yüksek sabit dağlar var edip size tatlı sular içirmedik mi?
77:28
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٢٨ (28)
(28)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٢٨ (28)
(28)
Yalanlamış olanların vay o gün haline!
77:29
ٱنطَلِقُوٓا۟
haydi gidin
inṭaliqū
haydi gidin إِلَىٰ şeye ilā
şeye مَا what mā
what كُنتُم olduğunuz kuntum
olduğunuz بِهِۦ onu bihi
onu تُكَذِّبُونَ yalanlamış tukadhibūna
yalanlamış ٢٩ (29)
(29)
haydi gidin إِلَىٰ şeye ilā
şeye مَا what mā
what كُنتُم olduğunuz kuntum
olduğunuz بِهِۦ onu bihi
onu تُكَذِّبُونَ yalanlamış tukadhibūna
yalanlamış ٢٩ (29)
(29)
İnkarcılara o gün şöyle denir: "yalanlayıp durduğunuz şeye gidin;"
77:30
ٱنطَلِقُوٓا۟
gidin
inṭaliqū
gidin إِلَىٰ bir gölgeye ilā
bir gölgeye ظِلٍّۢ a shadow ẓillin
a shadow ذِى olan dhī
olan ثَلَـٰثِ üç thalāthi
üç شُعَبٍۢ dalı shuʿabin
dalı ٣٠ (30)
(30)
gidin إِلَىٰ bir gölgeye ilā
bir gölgeye ظِلٍّۢ a shadow ẓillin
a shadow ذِى olan dhī
olan ثَلَـٰثِ üç thalāthi
üç شُعَبٍۢ dalı shuʿabin
dalı ٣٠ (30)
(30)
"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
77:31
لَّا
gölgelendirmez
lā
gölgelendirmez ظَلِيلٍۢ cool shade ẓalīlin
cool shade وَلَا ve ne de walā
ve ne de يُغْنِى korumaz yugh'nī
korumaz مِنَ alevden mina
alevden ٱللَّهَبِ the flame l-lahabi
the flame ٣١ (31)
(31)
gölgelendirmez ظَلِيلٍۢ cool shade ẓalīlin
cool shade وَلَا ve ne de walā
ve ne de يُغْنِى korumaz yugh'nī
korumaz مِنَ alevden mina
alevden ٱللَّهَبِ the flame l-lahabi
the flame ٣١ (31)
(31)
"gölge yapmayan ve ateşten de korumayan cehennem dumanının üç kollu gölgesine gidin."
77:32
إِنَّهَا
gerçekten o
innahā
gerçekten o تَرْمِى saçar tarmī
saçar بِشَرَرٍۢ kıvılcım(lar) bishararin
kıvılcım(lar) كَٱلْقَصْرِ kütük gibi kal-qaṣri
kütük gibi ٣٢ (32)
(32)
gerçekten o تَرْمِى saçar tarmī
saçar بِشَرَرٍۢ kıvılcım(lar) bishararin
kıvılcım(lar) كَٱلْقَصْرِ kütük gibi kal-qaṣri
kütük gibi ٣٢ (32)
(32)
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
77:33
كَأَنَّهُۥ
sanki o
ka-annahu
sanki o جِمَـٰلَتٌۭ bir halattır jimālatun
bir halattır صُفْرٌۭ sapsarı ṣuf'run
sapsarı ٣٣ (33)
(33)
sanki o جِمَـٰلَتٌۭ bir halattır jimālatun
bir halattır صُفْرٌۭ sapsarı ṣuf'run
sapsarı ٣٣ (33)
(33)
O gölgenin saçtığı her bir kıvılcım sanki birer sarı devedir, konak gibi de büyüktür.
77:34
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٣٤ (34)
(34)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٣٤ (34)
(34)
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
77:35
هَـٰذَا
bu
hādhā
bu يَوْمُ gündür yawmu
gündür لَا konuşamayacakları lā
konuşamayacakları يَنطِقُونَ they will speak yanṭiqūna
they will speak ٣٥ (35)
(35)
bu يَوْمُ gündür yawmu
gündür لَا konuşamayacakları lā
konuşamayacakları يَنطِقُونَ they will speak yanṭiqūna
they will speak ٣٥ (35)
(35)
Bu, onların konuşamayacakları gündür.
77:36
وَلَا
ve
walā
ve يُؤْذَنُ izin verilmez yu'dhanu
izin verilmez لَهُمْ kendilerine lahum
kendilerine فَيَعْتَذِرُونَ özür dilesinler fayaʿtadhirūna
özür dilesinler ٣٦ (36)
(36)
ve يُؤْذَنُ izin verilmez yu'dhanu
izin verilmez لَهُمْ kendilerine lahum
kendilerine فَيَعْتَذِرُونَ özür dilesinler fayaʿtadhirūna
özür dilesinler ٣٦ (36)
(36)
Onlara izin de verilmez ki özür beyan etsinler.
77:37
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٣٧ (37)
(37)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٣٧ (37)
(37)
Yalanlamış olanların o gün vay haline!
77:38
هَـٰذَا
işte bu
hādhā
işte bu يَوْمُ günüdür yawmu
günüdür ٱلْفَصْلِ ۖ hüküm; l-faṣli
hüküm; جَمَعْنَـٰكُمْ sizi bir araya topladık jamaʿnākum
sizi bir araya topladık وَٱلْأَوَّلِينَ ve öncekileri wal-awalīna
ve öncekileri ٣٨ (38)
(38)
işte bu يَوْمُ günüdür yawmu
günüdür ٱلْفَصْلِ ۖ hüküm; l-faṣli
hüküm; جَمَعْنَـٰكُمْ sizi bir araya topladık jamaʿnākum
sizi bir araya topladık وَٱلْأَوَّلِينَ ve öncekileri wal-awalīna
ve öncekileri ٣٨ (38)
(38)
"Bu, sizleri ve öncekileri topladığımız hüküm günüdür."
77:39
فَإِن
eğer
fa-in
eğer كَانَ varsa kāna
varsa لَكُمْ sizin lakum
sizin كَيْدٌۭ bir hileniz kaydun
bir hileniz فَكِيدُونِ haydi bana hile yapın fakīdūni
haydi bana hile yapın ٣٩ (39)
(39)
eğer كَانَ varsa kāna
varsa لَكُمْ sizin lakum
sizin كَيْدٌۭ bir hileniz kaydun
bir hileniz فَكِيدُونِ haydi bana hile yapın fakīdūni
haydi bana hile yapın ٣٩ (39)
(39)
"Eğer bir düzeniniz varsa Bana kurun."
77:40
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٠ (40)
(40)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٠ (40)
(40)
Yalanlamış olanların o gün vay haline!.
77:41
إِنَّ
şüphesiz
inna
şüphesiz ٱلْمُتَّقِينَ muttakiler ise l-mutaqīna
muttakiler ise فِى altındadır fī
altındadır ظِلَـٰلٍۢ gölgeler ẓilālin
gölgeler وَعُيُونٍۢ ve çeşme başındadırlar waʿuyūnin
ve çeşme başındadırlar ٤١ (41)
(41)
şüphesiz ٱلْمُتَّقِينَ muttakiler ise l-mutaqīna
muttakiler ise فِى altındadır fī
altındadır ظِلَـٰلٍۢ gölgeler ẓilālin
gölgeler وَعُيُونٍۢ ve çeşme başındadırlar waʿuyūnin
ve çeşme başındadırlar ٤١ (41)
(41)
Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlar, elbette gölgeliklerde ve pınar başlarındadırlar.
77:42
وَفَوَٰكِهَ
ve meyvalar (içindedirler)
wafawākiha
ve meyvalar (içindedirler) مِمَّا şeylerden mimmā
şeylerden يَشْتَهُونَ gönüllerinin çektiği yashtahūna
gönüllerinin çektiği ٤٢ (42)
(42)
ve meyvalar (içindedirler) مِمَّا şeylerden mimmā
şeylerden يَشْتَهُونَ gönüllerinin çektiği yashtahūna
gönüllerinin çektiği ٤٢ (42)
(42)
Canlarının istediği meyveler arasındadırlar.
77:43
كُلُوا۟
yeyin
kulū
yeyin وَٱشْرَبُوا۟ ve için wa-ish'rabū
ve için هَنِيٓـًٔۢا afiyetle hanīan
afiyetle بِمَا karşılık bimā
karşılık كُنتُمْ olduğunuza kuntum
olduğunuza تَعْمَلُونَ yapıyor(sunuz) taʿmalūna
yapıyor(sunuz) ٤٣ (43)
(43)
yeyin وَٱشْرَبُوا۟ ve için wa-ish'rabū
ve için هَنِيٓـًٔۢا afiyetle hanīan
afiyetle بِمَا karşılık bimā
karşılık كُنتُمْ olduğunuza kuntum
olduğunuza تَعْمَلُونَ yapıyor(sunuz) taʿmalūna
yapıyor(sunuz) ٤٣ (43)
(43)
Onlara denir ki: "İşlediklerinize karşılık afiyetle yiyiniz, içiniz."
77:44
إِنَّا
elbette biz
innā
elbette biz كَذَٰلِكَ böyle kadhālika
böyle نَجْزِى mükafatlandırırız najzī
mükafatlandırırız ٱلْمُحْسِنِينَ güzel davrananları l-muḥ'sinīna
güzel davrananları ٤٤ (44)
(44)
elbette biz كَذَٰلِكَ böyle kadhālika
böyle نَجْزِى mükafatlandırırız najzī
mükafatlandırırız ٱلْمُحْسِنِينَ güzel davrananları l-muḥ'sinīna
güzel davrananları ٤٤ (44)
(44)
Biz, iyi davrananlara işte böyle karşılık veririz.
77:45
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٥ (45)
(45)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٥ (45)
(45)
O gün yalanlamış olanların vay haline
77:46
كُلُوا۟
yiyin
kulū
yiyin وَتَمَتَّعُوا۟ ve sefa sürün watamattaʿū
ve sefa sürün قَلِيلًا azıcık qalīlan
azıcık إِنَّكُم siz innakum
siz مُّجْرِمُونَ suçlularsınız muj'rimūna
suçlularsınız ٤٦ (46)
(46)
yiyin وَتَمَتَّعُوا۟ ve sefa sürün watamattaʿū
ve sefa sürün قَلِيلًا azıcık qalīlan
azıcık إِنَّكُم siz innakum
siz مُّجْرِمُونَ suçlularsınız muj'rimūna
suçlularsınız ٤٦ (46)
(46)
Yiyiniz, biraz zevkleniniz bakalım, doğrusu sizler suçlularsınız.
77:47
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٧ (47)
(47)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٧ (47)
(47)
O gün yalanlamış olanların vay haline!
77:48
وَإِذَا
ve zaman
wa-idhā
ve zaman قِيلَ dendiği qīla
dendiği لَهُمُ onlara lahumu
onlara ٱرْكَعُوا۟ rüku' edin ir'kaʿū
rüku' edin لَا rüku' etmezler lā
rüku' etmezler يَرْكَعُونَ they bow yarkaʿūna
they bow ٤٨ (48)
(48)
ve zaman قِيلَ dendiği qīla
dendiği لَهُمُ onlara lahumu
onlara ٱرْكَعُوا۟ rüku' edin ir'kaʿū
rüku' edin لَا rüku' etmezler lā
rüku' etmezler يَرْكَعُونَ they bow yarkaʿūna
they bow ٤٨ (48)
(48)
Onlara "Rüku edin" denildiğinde rükua varmazlar.
77:49
وَيْلٌۭ
vay haline
waylun
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٩ (49)
(49)
vay haline يَوْمَئِذٍۢ o gün yawma-idhin
o gün لِّلْمُكَذِّبِينَ yalanlayanların lil'mukadhibīna
yalanlayanların ٤٩ (49)
(49)
O gün yalanlamış olanların vay haline!
77:50
فَبِأَىِّ
hangi?
fabi-ayyi
hangi? حَدِيثٍۭ söze ḥadīthin
söze بَعْدَهُۥ bundan sonra baʿdahu
bundan sonra يُؤْمِنُونَ inanacaklar yu'minūna
inanacaklar ٥٠ (50)
(50)
hangi? حَدِيثٍۭ söze ḥadīthin
söze بَعْدَهُۥ bundan sonra baʿdahu
bundan sonra يُؤْمِنُونَ inanacaklar yu'minūna
inanacaklar ٥٠ (50)
(50)
Kuran'dan başka hangi söze inanacaklar?