76

İnsan

Medeni 31 Ayet Cüz 1
الانسان
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
76:1
هَلْ geçmedi mi? hal
geçmedi mi?
أَتَىٰ (there) come atā
(there) come
عَلَى üzerinden ʿalā
üzerinden
ٱلْإِنسَـٰنِ insanın l-insāni
insanın
حِينٌۭ bir süre ḥīnun
bir süre
مِّنَ uzun devirden mina
uzun devirden
ٱلدَّهْرِ time l-dahri
time
لَمْ olmadığı lam
olmadığı
يَكُن he was yakun
he was
شَيْـًۭٔا bir şey shayan
bir şey
مَّذْكُورًا anılan madhkūran
anılan
١ (1)
(1)
İnsanoğlu, var edilip bahse değer bir şey olana kadar, şüphesiz, uzun bir zaman geçmemiş midir?
76:2
إِنَّا doğrusu biz innā
doğrusu biz
خَلَقْنَا yarattık khalaqnā
yarattık
ٱلْإِنسَـٰنَ insanı l-insāna
insanı
مِن bir nutfeden min
bir nutfeden
نُّطْفَةٍ a semen-drop nuṭ'fatin
a semen-drop
أَمْشَاجٍۢ karışık amshājin
karışık
نَّبْتَلِيهِ imtihan etmek için nabtalīhi
imtihan etmek için
فَجَعَلْنَـٰهُ ve onu yaptık fajaʿalnāhu
ve onu yaptık
سَمِيعًۢا işitici samīʿan
işitici
بَصِيرًا görücü baṣīran
görücü
٢ (2)
(2)
Biz insanı katışık bir nutfeden yaratmışızdır; onu deneriz; bu yüzden, onun işitmesini ve görmesini sağlamışızdır.
76:3
إِنَّا elbette biz innā
elbette biz
هَدَيْنَـٰهُ ona gösterdik hadaynāhu
ona gösterdik
ٱلسَّبِيلَ yolu l-sabīla
yolu
إِمَّا ya immā
ya
شَاكِرًۭا şükreder shākiran
şükreder
وَإِمَّا veya wa-immā
veya
كَفُورًا nankör olur kafūran
nankör olur
٣ (3)
(3)
Şüphesiz ona yol gösterdik; buna kimi şükreder, kimi de nankörlük.
76:4
إِنَّآ elbette biz innā
elbette biz
أَعْتَدْنَا hazırlamışızdır aʿtadnā
hazırlamışızdır
لِلْكَـٰفِرِينَ kafirler için lil'kāfirīna
kafirler için
سَلَـٰسِلَا۟ zincirler salāsilā
zincirler
وَأَغْلَـٰلًۭا ve demir halkalar wa-aghlālan
ve demir halkalar
وَسَعِيرًا ve alevli bir ateş wasaʿīran
ve alevli bir ateş
٤ (4)
(4)
Doğrusu, inkarcılar için zincirler, demir halkalar ve çılgın alevli cehennem hazırladık.
76:5
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱلْأَبْرَارَ iyiler l-abrāra
iyiler
يَشْرَبُونَ içerler yashrabūna
içerler
مِن bir kadehten min
bir kadehten
كَأْسٍۢ a cup kasin
a cup
كَانَ olan kāna
olan
مِزَاجُهَا karışımı mizājuhā
karışımı
كَافُورًا kâfûr kāfūran
kâfûr
٥ (5)
(5)
Şüphesiz iyiler kafur katılmış bir tastan içerler.
76:6
عَيْنًۭا bir kaynak ʿaynan
bir kaynak
يَشْرَبُ içerler yashrabu
içerler
بِهَا ondan bihā
ondan
عِبَادُ kulları ʿibādu
kulları
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
يُفَجِّرُونَهَا akıtırlar yufajjirūnahā
akıtırlar
تَفْجِيرًۭا fışkırtarak tafjīran
fışkırtarak
٦ (6)
(6)
Bu ancak Allah'ın kullarının taşıra taşıra içebileceği bir pınardır.
76:7
يُوفُونَ yerine getirirler yūfūna
yerine getirirler
بِٱلنَّذْرِ adaklarını bil-nadhri
adaklarını
وَيَخَافُونَ ve korkarlar wayakhāfūna
ve korkarlar
يَوْمًۭا bir günden yawman
bir günden
كَانَ olan kāna
olan
شَرُّهُۥ şerri sharruhu
şerri
مُسْتَطِيرًۭا salgın mus'taṭīran
salgın
٧ (7)
(7)
Onlar verdikleri sözleri yerine getirirler, fenalığı yaygın olan bir günden korkarlar.
76:8
وَيُطْعِمُونَ ve yedirirler wayuṭ'ʿimūna
ve yedirirler
ٱلطَّعَامَ yemeği l-ṭaʿāma
yemeği
عَلَىٰ sevdikleri ʿalā
sevdikleri
حُبِّهِۦ love (for) it ḥubbihi
love (for) it
مِسْكِينًۭا yoksula mis'kīnan
yoksula
وَيَتِيمًۭا ve yetime wayatīman
ve yetime
وَأَسِيرًا ve esire wa-asīran
ve esire
٨ (8)
(8)
Onlar içleri çektiği halde, yiyeceği yoksula, öksüze ve esire yedirirler.
76:9
إِنَّمَا biz innamā
biz
نُطْعِمُكُمْ size yediriyoruz nuṭ'ʿimukum
size yediriyoruz
لِوَجْهِ rızası için liwajhi
rızası için
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
لَا beklemiyoruz
beklemiyoruz
نُرِيدُ we desire nurīdu
we desire
مِنكُمْ sizden minkum
sizden
جَزَآءًۭ bir karşılık jazāan
bir karşılık
وَلَا ne de walā
ne de
شُكُورًا teşekkür shukūran
teşekkür
٩ (9)
(9)
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
76:10
إِنَّا çünkü biz innā
çünkü biz
نَخَافُ korkarız nakhāfu
korkarız
مِن Rabbimizden min
Rabbimizden
رَّبِّنَا our Lord rabbinā
our Lord
يَوْمًا bir günde yawman
bir günde
عَبُوسًۭا suratsız ʿabūsan
suratsız
قَمْطَرِيرًۭا çok katı qamṭarīran
çok katı
١٠ (10)
(10)
"Biz sizi ancak Allah rızası için doyuruyoruz, bir karşılık ve teşekkür beklemiyoruz. Doğrusu biz çok asık suratların bulunacağı bir günde Rabbimizden korkarız" derler.
76:11
فَوَقَىٰهُمُ onları korumuştur fawaqāhumu
onları korumuştur
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
شَرَّ şerrinden sharra
şerrinden
ذَٰلِكَ o dhālika
o
ٱلْيَوْمِ günün l-yawmi
günün
وَلَقَّىٰهُمْ ve onlara vermiştir walaqqāhum
ve onlara vermiştir
نَضْرَةًۭ parlaklık naḍratan
parlaklık
وَسُرُورًۭا ve sevinç wasurūran
ve sevinç
١١ (11)
(11)
Allah da onları bu yüzden o günün fenalığından korur; onların yüzüne parlaklık ve neşe verir.
76:12
وَجَزَىٰهُم onların ödülleri wajazāhum
onların ödülleri
بِمَا dolayı bimā
dolayı
صَبَرُوا۟ sabrettiklerinden ṣabarū
sabrettiklerinden
جَنَّةًۭ cennettir jannatan
cennettir
وَحَرِيرًۭا ve ipektir waḥarīran
ve ipektir
١٢ (12)
(12)
Sabırlarının karşılığı, cennet ve oradaki ipeklerdir.
76:13
مُّتَّكِـِٔينَ yaslanırlar muttakiīna
yaslanırlar
فِيهَا orada fīhā
orada
عَلَى üzerinde ʿalā
üzerinde
ٱلْأَرَآئِكِ ۖ divanlar l-arāiki
divanlar
لَا görmezler
görmezler
يَرَوْنَ they will see yarawna
they will see
فِيهَا orada fīhā
orada
شَمْسًۭا (yakıcı) güneş shamsan
(yakıcı) güneş
وَلَا ve ne de walā
ve ne de
زَمْهَرِيرًۭا dondurucu soğuk zamharīran
dondurucu soğuk
١٣ (13)
(13)
Orada tahtlara yaslanırlar; orada yakıcı sıcak ve dondurucu soğuk görmezler.
76:14
وَدَانِيَةً ve yaklaşmıştır wadāniyatan
ve yaklaşmıştır
عَلَيْهِمْ üzerlerine ʿalayhim
üzerlerine
ظِلَـٰلُهَا onun gölgeleri ẓilāluhā
onun gölgeleri
وَذُلِّلَتْ ve eğdirilmiştir wadhullilat
ve eğdirilmiştir
قُطُوفُهَا meyvaları quṭūfuhā
meyvaları
تَذْلِيلًۭا aşağı eğdirilerek tadhlīlan
aşağı eğdirilerek
١٤ (14)
(14)
Meyve ağaçlarının gölgeleri üzerlerine sarkmış ve onların koparılması kolaylaştırılmıştır.
76:15
وَيُطَافُ ve dolaştırılır wayuṭāfu
ve dolaştırılır
عَلَيْهِم yanlarında ʿalayhim
yanlarında
بِـَٔانِيَةٍۢ kablar biāniyatin
kablar
مِّن gümüşten min
gümüşten
فِضَّةٍۢ silver fiḍḍatin
silver
وَأَكْوَابٍۢ ve kupalar wa-akwābin
ve kupalar
كَانَتْ olan kānat
olan
قَوَارِيرَا۠ billur qawārīrā
billur
١٥ (15)
(15)
Çevrelerinde gümüş kaplar ve billur kaseler dolaştırılır.
76:16
قَوَارِيرَا۟ billurlar ki qawārīrā
billurlar ki
مِن gümüşten min
gümüşten
فِضَّةٍۢ silver fiḍḍatin
silver
قَدَّرُوهَا onları takdir etmişlerdir qaddarūhā
onları takdir etmişlerdir
تَقْدِيرًۭا istedikleri ölçüde taqdīran
istedikleri ölçüde
١٦ (16)
(16)
Billurları gümüş gibi parlaktır, onları ölçüp ölçüp dağıtırlar.
76:17
وَيُسْقَوْنَ ve onlara içirilir wayus'qawna
ve onlara içirilir
فِيهَا orada fīhā
orada
كَأْسًۭا kadehten kasan
kadehten
كَانَ olan kāna
olan
مِزَاجُهَا karışımı mizājuhā
karışımı
زَنجَبِيلًا zencefil zanjabīlan
zencefil
١٧ (17)
(17)
Orada, zencefil karışık bir tasla içirilirler.
76:18
عَيْنًۭا bir çeşme ʿaynan
bir çeşme
فِيهَا orada fīhā
orada
تُسَمَّىٰ adına denir tusammā
adına denir
سَلْسَبِيلًۭا Selsebil salsabīlan
Selsebil
١٨ (18)
(18)
O pınara "Selsebil" denir.
76:19
۞ وَيَطُوفُ dolaşır wayaṭūfu
dolaşır
عَلَيْهِمْ çevrelerinde ʿalayhim
çevrelerinde
وِلْدَٰنٌۭ gençler wil'dānun
gençler
مُّخَلَّدُونَ ölümsüz mukhalladūna
ölümsüz
إِذَا onları görsen idhā
onları görsen
رَأَيْتَهُمْ you see them ra-aytahum
you see them
حَسِبْتَهُمْ kendilerini sanırsın ḥasib'tahum
kendilerini sanırsın
لُؤْلُؤًۭا inci lu'lu-an
inci
مَّنثُورًۭا saçılmış manthūran
saçılmış
١٩ (19)
(19)
Yanlarında ölümsüz gençler dolaşır; onları gördüğünde saçılmış birer inci sanırsın.
76:20
وَإِذَا ve zaman wa-idhā
ve zaman
رَأَيْتَ baktığın ra-ayta
baktığın
ثَمَّ sonra thamma
sonra
رَأَيْتَ görürsün ra-ayta
görürsün
نَعِيمًۭا bir ni'met naʿīman
bir ni'met
وَمُلْكًۭا ve bir mülk wamul'kan
ve bir mülk
كَبِيرًا büyük kabīran
büyük
٢٠ (20)
(20)
Oranın neresine baksan, nimet ve büyük bir saltanat görürsün.
76:21
عَـٰلِيَهُمْ üstlerinde vardır ʿāliyahum
üstlerinde vardır
ثِيَابُ giysiler thiyābu
giysiler
سُندُسٍ ince ipekten sundusin
ince ipekten
خُضْرٌۭ yeşil khuḍ'run
yeşil
وَإِسْتَبْرَقٌۭ ۖ ve kalın ipekten wa-is'tabraqun
ve kalın ipekten
وَحُلُّوٓا۟ ve takınmışlardır waḥullū
ve takınmışlardır
أَسَاوِرَ bilezikler asāwira
bilezikler
مِن gümüşten min
gümüşten
فِضَّةٍۢ silver fiḍḍatin
silver
وَسَقَىٰهُمْ ve onlara içirmiştir wasaqāhum
ve onlara içirmiştir
رَبُّهُمْ Rableri rabbuhum
Rableri
شَرَابًۭا bir içki sharāban
bir içki
طَهُورًا tertemiz ṭahūran
tertemiz
٢١ (21)
(21)
Üzerlerinde ince yeşil ipekli, parlak atlastan elbiseler vardır; gümüş bileziklerle süslenmişlerdir Rableri onlara tertemiz içecekler içirir.
76:22
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
هَـٰذَا bu hādhā
bu
كَانَ oldu kāna
oldu
لَكُمْ sizin lakum
sizin
جَزَآءًۭ ödülünüz jazāan
ödülünüz
وَكَانَ ve olmuştur wakāna
ve olmuştur
سَعْيُكُم çalışmanız saʿyukum
çalışmanız
مَّشْكُورًا teşekküre layık mashkūran
teşekküre layık
٢٢ (22)
(22)
"İşte bu sizin işlediklerinizin karşılığıdır, çalışmalarınız şükre değer" denir.
76:23
إِنَّا muhakkak Biziz innā
muhakkak Biziz
نَحْنُ biz naḥnu
biz
نَزَّلْنَا indirdik nazzalnā
indirdik
عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana
ٱلْقُرْءَانَ Kur'an'ı l-qur'āna
Kur'an'ı
تَنزِيلًۭا parça parça tanzīlan
parça parça
٢٣ (23)
(23)
Kuran'ı sana indiren şüphesiz Biziz.
76:24
فَٱصْبِرْ o halde sabret fa-iṣ'bir
o halde sabret
لِحُكْمِ hükmüne liḥuk'mi
hükmüne
رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin
وَلَا ve walā
ve
تُطِعْ ita'at etme tuṭiʿ
ita'at etme
مِنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan
ءَاثِمًا günahkara āthiman
günahkara
أَوْ yahut aw
yahut
كَفُورًۭا inkarcıya kafūran
inkarcıya
٢٤ (24)
(24)
Rabbinin hükmüne kadar sabret; onların günah işleyen ve inkarcı olanlarına uyma.
76:25
وَٱذْكُرِ ve an wa-udh'kuri
ve an
ٱسْمَ adını is'ma
adını
رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin
بُكْرَةًۭ sabah buk'ratan
sabah
وَأَصِيلًۭا ve akşam wa-aṣīlan
ve akşam
٢٥ (25)
(25)
Rabbinin adını sabah akşam an.
76:26
وَمِنَ bir bölümünde wamina
bir bölümünde
ٱلَّيْلِ gecenin al-layli
gecenin
فَٱسْجُدْ secde et fa-us'jud
secde et
لَهُۥ O'na lahu
O'na
وَسَبِّحْهُ ve O'nu tesbih eyle wasabbiḥ'hu
ve O'nu tesbih eyle
لَيْلًۭا geceleyin laylan
geceleyin
طَوِيلًا uzun zaman ṭawīlan
uzun zaman
٢٦ (26)
(26)
Geceleyin O'na secde et; O'nu geceleri uzun uzun tesbih et.
76:27
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
هَـٰٓؤُلَآءِ bunlar hāulāi
bunlar
يُحِبُّونَ seviyorlar yuḥibbūna
seviyorlar
ٱلْعَاجِلَةَ çabuk geçeni (dünyayı) l-ʿājilata
çabuk geçeni (dünyayı)
وَيَذَرُونَ ve bırakıyorlar wayadharūna
ve bırakıyorlar
وَرَآءَهُمْ ötelerindeki warāahum
ötelerindeki
يَوْمًۭا bir günü yawman
bir günü
ثَقِيلًۭا ağır thaqīlan
ağır
٢٧ (27)
(27)
Doğrusu insanlar, çabuk elde edilen dünya nimetlerini severler de ağırlığı çekilmez günü arkalarında bırakırlar.
76:28
نَّحْنُ biz naḥnu
biz
خَلَقْنَـٰهُمْ onları yarattık khalaqnāhum
onları yarattık
وَشَدَدْنَآ ve sıkıca bağladık washadadnā
ve sıkıca bağladık
أَسْرَهُمْ ۖ yapılarını asrahum
yapılarını
وَإِذَا ve zaman wa-idhā
ve zaman
شِئْنَا dilediğimiz shi'nā
dilediğimiz
بَدَّلْنَآ değiştiririz baddalnā
değiştiririz
أَمْثَـٰلَهُمْ onların benzerleriyle amthālahum
onların benzerleriyle
تَبْدِيلًا tam bir değişiklikle tabdīlan
tam bir değişiklikle
٢٨ (28)
(28)
Onları yaratan, mafsallarını pekiştiren Biziz; dilersek onları benzerleri ile değiştiriveririz.
76:29
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
هَـٰذِهِۦ bu hādhihi
bu
تَذْكِرَةٌۭ ۖ bir öğüttür tadhkiratun
bir öğüttür
فَمَن kimse faman
kimse
شَآءَ dileyen shāa
dileyen
ٱتَّخَذَ tutar ittakhadha
tutar
إِلَىٰ varan ilā
varan
رَبِّهِۦ Rabbine rabbihi
Rabbine
سَبِيلًۭا yolu sabīlan
yolu
٢٩ (29)
(29)
Bu sadece bir öğüttür; dileyen, Rabbine giden yolu tutar.
76:30
وَمَا ve wamā
ve
تَشَآءُونَ siz dileyemezsiniz tashāūna
siz dileyemezsiniz
إِلَّآ dışında illā
dışında
أَن dilemesi an
dilemesi
يَشَآءَ wills yashāa
wills
ٱللَّهُ ۚ Allah'ın l-lahu
Allah'ın
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
كَانَ bilendir kāna
bilendir
عَلِيمًا All-Knower ʿalīman
All-Knower
حَكِيمًۭا hüküm ve hikmet sahibidir ḥakīman
hüküm ve hikmet sahibidir
٣٠ (30)
(30)
Allah dilemedikçe siz dileyemezsiniz. Doğrusu Allah, bilendir, Hakim'dir.
76:31
يُدْخِلُ sokar yud'khilu
sokar
مَن kimseyi man
kimseyi
يَشَآءُ dilediği yashāu
dilediği
فِى rahmetine
rahmetine
رَحْمَتِهِۦ ۚ His mercy raḥmatihi
His mercy
وَٱلظَّـٰلِمِينَ ve zalimler wal-ẓālimīna
ve zalimler
أَعَدَّ hazırlamıştır aʿadda
hazırlamıştır
لَهُمْ onlar için lahum
onlar için
عَذَابًا bir azab ʿadhāban
bir azab
أَلِيمًۢا acıklı alīman
acıklı
٣١ (31)
(31)
Dilediğine rahmet eder. Zalimlere, işte onlara, can yakıcı bir azap hazırlamıştır.