55

Rahman

Medeni 78 Ayet Cüz 27
الرحمن
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
55:1
ٱلرَّحْمَـٰنُ Çok merhametli (Allah) al-raḥmānu
Çok merhametli (Allah)
١ (1)
(1)
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
55:2
عَلَّمَ öğretti ʿallama
öğretti
ٱلْقُرْءَانَ Kur'an'ı l-qur'āna
Kur'an'ı
٢ (2)
(2)
Rahman olan Allah Kuran'ı öğretti;
55:3
خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı
ٱلْإِنسَـٰنَ insanı l-insāna
insanı
٣ (3)
(3)
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
55:4
عَلَّمَهُ ona öğretti ʿallamahu
ona öğretti
ٱلْبَيَانَ beyanı l-bayāna
beyanı
٤ (4)
(4)
İnsanı yarattı, ona konuşmayı öğretti.
55:5
ٱلشَّمْسُ güneş al-shamsu
güneş
وَٱلْقَمَرُ ve ay wal-qamaru
ve ay
بِحُسْبَانٍۢ bir hesap iledir biḥus'bānin
bir hesap iledir
٥ (5)
(5)
Güneş ve ayın hareketleri bir hesaba göredir.
55:6
وَٱلنَّجْمُ necm (bitkiler-yıldızlar) wal-najmu
necm (bitkiler-yıldızlar)
وَٱلشَّجَرُ ve ağaçlar wal-shajaru
ve ağaçlar
يَسْجُدَانِ secde etmektedirler yasjudāni
secde etmektedirler
٦ (6)
(6)
Bitkiler ve ağaçlar O'nun buyruğuna boyun eğerler.
55:7
وَٱلسَّمَآءَ ve göğü wal-samāa
ve göğü
رَفَعَهَا yükseltti rafaʿahā
yükseltti
وَوَضَعَ ve koydu wawaḍaʿa
ve koydu
ٱلْمِيزَانَ mizanı l-mīzāna
mizanı
٧ (7)
(7)
O, göğü yükseltmiştir; tartıyı koymuştur.
55:8
أَلَّا taşkınlık etmeyin allā
taşkınlık etmeyin
تَطْغَوْا۟ you may transgress taṭghaw
you may transgress
فِى tartıda
tartıda
ٱلْمِيزَانِ the balance l-mīzāni
the balance
٨ (8)
(8)
Artık tartıda tecavüz etmeyin.
55:9
وَأَقِيمُوا۟ ve yapın wa-aqīmū
ve yapın
ٱلْوَزْنَ tartıyı l-wazna
tartıyı
بِٱلْقِسْطِ adaletle bil-qis'ṭi
adaletle
وَلَا ve walā
ve
تُخْسِرُوا۟ eksiklik yapmayın tukh'sirū
eksiklik yapmayın
ٱلْمِيزَانَ terazide l-mīzāna
terazide
٩ (9)
(9)
Tartmayı doğru yapın, tartıyı eksik tutmayın.
55:10
وَٱلْأَرْضَ ve yeryüzünü wal-arḍa
ve yeryüzünü
وَضَعَهَا koydu waḍaʿahā
koydu
لِلْأَنَامِ canlılar için lil'anāmi
canlılar için
١٠ (10)
(10)
Allah, yeri yaratıkları için meydana getirmiştir.
55:11
فِيهَا onda vardır fīhā
onda vardır
فَـٰكِهَةٌۭ meyva(lar) fākihatun
meyva(lar)
وَٱلنَّخْلُ ve hurmalar wal-nakhlu
ve hurmalar
ذَاتُ salkımlı dhātu
salkımlı
ٱلْأَكْمَامِ sheaths l-akmāmi
sheaths
١١ (11)
(11)
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
55:12
وَٱلْحَبُّ ve dane(ler) wal-ḥabu
ve dane(ler)
ذُو saplı ve yapraklı dhū
saplı ve yapraklı
ٱلْعَصْفِ husk l-ʿaṣfi
husk
وَٱلرَّيْحَانُ ve hoş kokulu bitkiler wal-rayḥānu
ve hoş kokulu bitkiler
١٢ (12)
(12)
Orada meyveler, salkımlı hurma ağaçları, kabuklu taneler, güzel kokulu otlar vardır.
55:13
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
١٣ (13)
(13)
Ey insanlar ve cinler! Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:14
خَلَقَ yarattı khalaqa
yarattı
ٱلْإِنسَـٰنَ insanı l-insāna
insanı
مِن pişmiş çamurdan min
pişmiş çamurdan
صَلْصَـٰلٍۢ clay ṣalṣālin
clay
كَٱلْفَخَّارِ kiremit gibi kal-fakhāri
kiremit gibi
١٤ (14)
(14)
O, insanı pişmiş çamur gibi kuru balçıktan yaratmıştır.
55:15
وَخَلَقَ ve yarattı wakhalaqa
ve yarattı
ٱلْجَآنَّ cin'i l-jāna
cin'i
مِن dumanı olmayan alevden min
dumanı olmayan alevden
مَّارِجٍۢ a smokeless flame mārijin
a smokeless flame
مِّن ateşten min
ateşten
نَّارٍۢ fire nārin
fire
١٥ (15)
(15)
Cinleri de yalın bir alevden yaratmıştır.
55:16
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
١٦ (16)
(16)
Öyleyken; Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:17
رَبُّ Rabbidir rabbu
Rabbidir
ٱلْمَشْرِقَيْنِ iki doğunun l-mashriqayni
iki doğunun
وَرَبُّ ve Rabbidir warabbu
ve Rabbidir
ٱلْمَغْرِبَيْنِ iki batının l-maghribayni
iki batının
١٧ (17)
(17)
O, iki doğunun Rabbidir, iki batının Rabbidir.
55:18
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
١٨ (18)
(18)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:19
مَرَجَ salıverdi maraja
salıverdi
ٱلْبَحْرَيْنِ iki denizi l-baḥrayni
iki denizi
يَلْتَقِيَانِ birbirine kavuşuyorlar yaltaqiyāni
birbirine kavuşuyorlar
١٩ (19)
(19)
Acı ve tatlı sulu iki denizi birbirine kavuşmamak üzere salıvermiştir.
55:20
بَيْنَهُمَا aralarında vardır baynahumā
aralarında vardır
بَرْزَخٌۭ bir engel barzakhun
bir engel
لَّا (birbirine) geçip karışmıyorlar
(birbirine) geçip karışmıyorlar
يَبْغِيَانِ they transgress yabghiyāni
they transgress
٢٠ (20)
(20)
Aralarında bir engel vardır; birbirinin sınırını aşamazlar.
55:21
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٢١ (21)
(21)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:22
يَخْرُجُ çıkar yakhruju
çıkar
مِنْهُمَا ikisinden de min'humā
ikisinden de
ٱللُّؤْلُؤُ inci l-lu'lu-u
inci
وَٱلْمَرْجَانُ ve mercan wal-marjānu
ve mercan
٢٢ (22)
(22)
Bu iki denizden de inci ve mercan çıkar.
55:23
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٢٣ (23)
(23)
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:24
وَلَهُ ve O'nundur walahu
ve O'nundur
ٱلْجَوَارِ gemiler l-jawāri
gemiler
ٱلْمُنشَـَٔاتُ inşa edilmiş l-munshaātu
inşa edilmiş
فِى denizde
denizde
ٱلْبَحْرِ the sea l-baḥri
the sea
كَٱلْأَعْلَـٰمِ koca dağlar gibi kal-aʿlāmi
koca dağlar gibi
٢٤ (24)
(24)
Denizde yürüyen dağlar gibi gemiler O'nundur.
55:25
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٢٥ (25)
(25)
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:26
كُلُّ her şey kullu
her şey
مَنْ üzerinde bulunan man
üzerinde bulunan
عَلَيْهَا (is) on it ʿalayhā
(is) on it
فَانٍۢ yok olacaktır fānin
yok olacaktır
٢٦ (26)
(26)
Yeryüzünde bulunan her şey fanidir.
55:27
وَيَبْقَىٰ baki kalacaktır wayabqā
baki kalacaktır
وَجْهُ yüzü wajhu
yüzü
رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin
ذُو sahibi dhū
sahibi
ٱلْجَلَـٰلِ celal l-jalāli
celal
وَٱلْإِكْرَامِ ve ikram wal-ik'rāmi
ve ikram
٢٧ (27)
(27)
Ancak, yüce ve cömert olan Rabbinin varlığı bakidir.
55:28
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٢٨ (28)
(28)
Öyleyken Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:29
يَسْـَٔلُهُۥ O'ndan isterler yasaluhu
O'ndan isterler
مَن kimseler man
kimseler
فِى bulunan
bulunan
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerde l-samāwāti
göklerde
وَٱلْأَرْضِ ۚ ve yerde wal-arḍi
ve yerde
كُلَّ her kulla
her
يَوْمٍ gün yawmin
gün
هُوَ O huwa
O
فِى yeni bir iştedir
yeni bir iştedir
شَأْنٍۢ a matter shanin
a matter
٢٩ (29)
(29)
Göklerde ve yerde olan kimseler her şeyi O'ndan isterler; O her an kainata tasarruf etmektedir.
55:30
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٣٠ (30)
(30)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:31
سَنَفْرُغُ boş vaktimiz olacak sanafrughu
boş vaktimiz olacak
لَكُمْ sizin için lakum
sizin için
أَيُّهَ ey ayyuha
ey
ٱلثَّقَلَانِ iki yük sahibi (insan ve cin) l-thaqalāni
iki yük sahibi (insan ve cin)
٣١ (31)
(31)
Ey insan ve cin toplulukları! Sizin de hesabınızı ele alacağız.
55:32
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٣٢ (32)
(32)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:33
يَـٰمَعْشَرَ ey topluluğu yāmaʿshara
ey topluluğu
ٱلْجِنِّ cinler l-jini
cinler
وَٱلْإِنسِ ve insanlar wal-insi
ve insanlar
إِنِ eğer ini
eğer
ٱسْتَطَعْتُمْ gücünüz yeterse is'taṭaʿtum
gücünüz yeterse
أَن geçip gitmeğe an
geçip gitmeğe
تَنفُذُوا۟ pass beyond tanfudhū
pass beyond
مِنْ bucaklarından min
bucaklarından
أَقْطَارِ (the) regions aqṭāri
(the) regions
ٱلسَّمَـٰوَٰتِ göklerin l-samāwāti
göklerin
وَٱلْأَرْضِ ve yerin wal-arḍi
ve yerin
فَٱنفُذُوا۟ ۚ geçin gidin fa-unfudhū
geçin gidin
لَا geçemezsiniz
geçemezsiniz
تَنفُذُونَ you (can) pass tanfudhūna
you (can) pass
إِلَّا ancak (geçebilirsiniz) illā
ancak (geçebilirsiniz)
بِسُلْطَـٰنٍۢ kudretle bisul'ṭānin
kudretle
٣٣ (33)
(33)
Ey cin ve insan toplulukları! Göklerin ve yerin çevresini aşıp geçmeye gücünüz yetiyorsa geçin! Ama Allah'ın verdiği bir güç olmaksızın geçemezsiniz ki!
55:34
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٣٤ (34)
(34)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:35
يُرْسَلُ gönderilir yur'salu
gönderilir
عَلَيْكُمَا ikinizin üzerine ʿalaykumā
ikinizin üzerine
شُوَاظٌۭ yalın alev shuwāẓun
yalın alev
مِّن ateşten min
ateşten
نَّارٍۢ fire nārin
fire
وَنُحَاسٌۭ ve kıpkızıl bir duman wanuḥāsun
ve kıpkızıl bir duman
فَلَا başaramazsınız falā
başaramazsınız
تَنتَصِرَانِ you will (be able to) defend yourselves tantaṣirāni
you will (be able to) defend yourselves
٣٥ (35)
(35)
Ey insanlar ve cinler! Üzerinize dumansız bir alev ve ateşsiz bir duman gönderilir de kurtulamazsınız.
55:36
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٣٦ (36)
(36)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:37
فَإِذَا zaman fa-idhā
zaman
ٱنشَقَّتِ yarıldığı inshaqqati
yarıldığı
ٱلسَّمَآءُ gök l-samāu
gök
فَكَانَتْ ve olduğunda fakānat
ve olduğunda
وَرْدَةًۭ kıpkırmızı bir gül wardatan
kıpkırmızı bir gül
كَٱلدِّهَانِ erimiş yağ gibi kal-dihāni
erimiş yağ gibi
٣٧ (37)
(37)
Gök yarılıp da, gül gibi kızardığı, yağ gibi eridiği zaman haliniz nice olur?
55:38
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٣٨ (38)
(38)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:39
فَيَوْمَئِذٍۢ o gün fayawma-idhin
o gün
لَّا sorulmaz
sorulmaz
يُسْـَٔلُ will be asked yus'alu
will be asked
عَن günahından ʿan
günahından
ذَنۢبِهِۦٓ his sin dhanbihi
his sin
إِنسٌۭ insana insun
insana
وَلَا ne de walā
ne de
جَآنٌّۭ cin'e jānnun
cin'e
٣٩ (39)
(39)
O gün ne insana ve ne cine suçu sorulur.
55:40
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٤٠ (40)
(40)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:41
يُعْرَفُ tanınır yuʿ'rafu
tanınır
ٱلْمُجْرِمُونَ suçlular l-muj'rimūna
suçlular
بِسِيمَـٰهُمْ simalarından bisīmāhum
simalarından
فَيُؤْخَذُ ve tutulur fayu'khadhu
ve tutulur
بِٱلنَّوَٰصِى alınlar(ın)dan bil-nawāṣī
alınlar(ın)dan
وَٱلْأَقْدَامِ ve ayaklar(ın)dan wal-aqdāmi
ve ayaklar(ın)dan
٤١ (41)
(41)
Suçlular simalarından tanınırlar da, alın saçlarından ve ayaklarından yakalanırlar.
55:42
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٤٢ (42)
(42)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:43
هَـٰذِهِۦ işte bu hādhihi
işte bu
جَهَنَّمُ cehennemdir jahannamu
cehennemdir
ٱلَّتِى yalanladığı allatī
yalanladığı
يُكَذِّبُ deny yukadhibu
deny
بِهَا onunla bihā
onunla
ٱلْمُجْرِمُونَ suçluların l-muj'rimūna
suçluların
٤٣ (43)
(43)
İşte suçluların yalanladıkları cehennem budur.
55:44
يَطُوفُونَ dolaşırlar yaṭūfūna
dolaşırlar
بَيْنَهَا onunla baynahā
onunla
وَبَيْنَ arasında wabayna
arasında
حَمِيمٍ kaynar su ḥamīmin
kaynar su
ءَانٍۢ kızgın ānin
kızgın
٤٤ (44)
(44)
Onlar, cehennem ateşiyle kaynar su arasında dolaşır dururlar.
55:45
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٤٥ (45)
(45)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:46
وَلِمَنْ kimseler için vardır waliman
kimseler için vardır
خَافَ korkan khāfa
korkan
مَقَامَ (divanında) durmaktan maqāma
(divanında) durmaktan
رَبِّهِۦ Rabbinin rabbihi
Rabbinin
جَنَّتَانِ iki cennet jannatāni
iki cennet
٤٦ (46)
(46)
Rabbine karşı durmaktan korkan kimseye iki cennet vardır.
55:47
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٤٧ (47)
(47)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:48
ذَوَاتَآ ikisinin de vardır dhawātā
ikisinin de vardır
أَفْنَانٍۢ çeşitli ağaçları meyvaları afnānin
çeşitli ağaçları meyvaları
٤٨ (48)
(48)
Bu iki cennet türlü ağaçlarla doludur.
55:49
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٤٩ (49)
(49)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:50
فِيهِمَا ikisinde de vardır fīhimā
ikisinde de vardır
عَيْنَانِ iki kaynak ʿaynāni
iki kaynak
تَجْرِيَانِ akıp giden tajriyāni
akıp giden
٥٠ (50)
(50)
Bu cennetlerden akan iki kaynak vardır.
55:51
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٥١ (51)
(51)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:52
فِيهِمَا ikisinde de vardır fīhimā
ikisinde de vardır
مِن hepsinden min
hepsinden
كُلِّ (are) every kulli
(are) every
فَـٰكِهَةٍۢ meyvaların fākihatin
meyvaların
زَوْجَانِ iki çift zawjāni
iki çift
٥٢ (52)
(52)
Bu cennetlerde türlü meyveden çift çift vardır.
55:53
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٥٣ (53)
(53)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:54
مُتَّكِـِٔينَ yaslanırlar muttakiīna
yaslanırlar
عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine
فُرُشٍۭ yataklar furushin
yataklar
بَطَآئِنُهَا astarları baṭāinuhā
astarları
مِنْ kalın atlastan min
kalın atlastan
إِسْتَبْرَقٍۢ ۚ brocade is'tabraqin
brocade
وَجَنَى ve toplanması (meyvelerin) wajanā
ve toplanması (meyvelerin)
ٱلْجَنَّتَيْنِ iki cennetin l-janatayni
iki cennetin
دَانٍۢ yakındır (kolaydır) dānin
yakındır (kolaydır)
٥٤ (54)
(54)
Orada, örtüleri parlak atlastan yataklara yaslanırlar; iki cennetin meyvelerini de kolayca toplarlar.
55:55
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٥٥ (55)
(55)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:56
فِيهِنَّ orada vardır fīhinna
orada vardır
قَـٰصِرَٰتُ (eşlerine) diken (dilberler) qāṣirātu
(eşlerine) diken (dilberler)
ٱلطَّرْفِ bakışlarını l-ṭarfi
bakışlarını
لَمْ onlara temas etmemiştir lam
onlara temas etmemiştir
يَطْمِثْهُنَّ has touched them yaṭmith'hunna
has touched them
إِنسٌۭ insan insun
insan
قَبْلَهُمْ bunlardan önce qablahum
bunlardan önce
وَلَا ne de walā
ne de
جَآنٌّۭ cin jānnun
cin
٥٦ (56)
(56)
Orada, bakışlarını yalnız eşlerine çevirmiş, daha önce ne insan ve ne de cinlerin dokunmuş olduğu eşler vardır.
55:57
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٥٧ (57)
(57)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:58
كَأَنَّهُنَّ sanki onlar ka-annahunna
sanki onlar
ٱلْيَاقُوتُ yakut l-yāqūtu
yakut
وَٱلْمَرْجَانُ ve mercandırlar wal-marjānu
ve mercandırlar
٥٨ (58)
(58)
Onlar yakut ve mercan gibidirler.
55:59
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٥٩ (59)
(59)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:60
هَلْ değil midir? hal
değil midir?
جَزَآءُ karşılığı jazāu
karşılığı
ٱلْإِحْسَـٰنِ iyiliğin l-iḥ'sāni
iyiliğin
إِلَّا yalnız illā
yalnız
ٱلْإِحْسَـٰنُ iyilik l-iḥ'sānu
iyilik
٦٠ (60)
(60)
İyiliğin karşılığı ancak iyilik değil midir?
55:61
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٦١ (61)
(61)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:62
وَمِن ve vardır wamin
ve vardır
دُونِهِمَا ikisinden başka dūnihimā
ikisinden başka
جَنَّتَانِ iki cennet (daha) jannatāni
iki cennet (daha)
٦٢ (62)
(62)
Bu iki cennetten başka iki cennet daha vardır.
55:63
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٦٣ (63)
(63)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:64
مُدْهَآمَّتَانِ yemyeşildirler mud'hāmmatāni
yemyeşildirler
٦٤ (64)
(64)
Renkleri koyu yeşildir.
55:65
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٦٥ (65)
(65)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:66
فِيهِمَا ikisinde de vardır fīhimā
ikisinde de vardır
عَيْنَانِ iki kaynak ʿaynāni
iki kaynak
نَضَّاخَتَانِ fışkıran naḍḍākhatāni
fışkıran
٦٦ (66)
(66)
İkisinde de durmadan fışkıran iki kaynak vardır.
55:67
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٦٧ (67)
(67)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:68
فِيهِمَا ikisinde de vardır fīhimā
ikisinde de vardır
فَـٰكِهَةٌۭ meyvalar fākihatun
meyvalar
وَنَخْلٌۭ ve hurma wanakhlun
ve hurma
وَرُمَّانٌۭ ve nar warummānun
ve nar
٦٨ (68)
(68)
İkisinde de türlü türlü meyveler, hurmalıklar ve nar ağaçları vardır.
55:69
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٦٩ (69)
(69)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:70
فِيهِنَّ onlarda vardır fīhinna
onlarda vardır
خَيْرَٰتٌ iyi huylu (kadınlar) khayrātun
iyi huylu (kadınlar)
حِسَانٌۭ güzel ḥisānun
güzel
٧٠ (70)
(70)
Oralarda iyi huylu güzel kadınlar vardır.
55:71
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٧١ (71)
(71)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:72
حُورٌۭ huriler ḥūrun
huriler
مَّقْصُورَٰتٌۭ kapanmış maqṣūrātun
kapanmış
فِى içine
içine
ٱلْخِيَامِ çadırlar l-khiyāmi
çadırlar
٧٢ (72)
(72)
Çadırlar içinde ceylan gözlüler vardır.
55:73
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٧٣ (73)
(73)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:74
لَمْ onlara temas etmemiştir lam
onlara temas etmemiştir
يَطْمِثْهُنَّ has touched them yaṭmith'hunna
has touched them
إِنسٌۭ insan insun
insan
قَبْلَهُمْ bunlardan önce qablahum
bunlardan önce
وَلَا ne de walā
ne de
جَآنٌّۭ cin jānnun
cin
٧٤ (74)
(74)
Onlara daha önce insan da, cin de dokunmamıştır.
55:75
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٧٥ (75)
(75)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:76
مُتَّكِـِٔينَ yaslanırlar muttakiīna
yaslanırlar
عَلَىٰ üzerine ʿalā
üzerine
رَفْرَفٍ yastıklar rafrafin
yastıklar
خُضْرٍۢ yeşil khuḍ'rin
yeşil
وَعَبْقَرِىٍّ ve döşeklere waʿabqariyyin
ve döşeklere
حِسَانٍۢ harikulade güzel ḥisānin
harikulade güzel
٧٦ (76)
(76)
Cennetlikler orada yeşil yastıklara ve harikulade işlemeli döşeklere yaslanırlar.
55:77
فَبِأَىِّ şimdi hangi? fabi-ayyi
şimdi hangi?
ءَالَآءِ ni'metlerini ālāi
ni'metlerini
رَبِّكُمَا Rabbinizin rabbikumā
Rabbinizin
تُكَذِّبَانِ yalanlıyorsunuz tukadhibāni
yalanlıyorsunuz
٧٧ (77)
(77)
Öyleyken, Rabbinizin nimetlerinden hangisini yalanlarsınız?
55:78
تَبَـٰرَكَ ne yücedir tabāraka
ne yücedir
ٱسْمُ adı us'mu
adı
رَبِّكَ Rabbinin rabbika
Rabbinin
ذِى sahibi dhī
sahibi
ٱلْجَلَـٰلِ büyüklük l-jalāli
büyüklük
وَٱلْإِكْرَامِ ve ikram wal-ik'rāmi
ve ikram
٧٨ (78)
(78)
Büyük ve pek cömert olan Rabbinin adı ne yücedir!