72

Cin

Mekki 28 Ayet Cüz 29
الجن
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
72:1
قُلْ de ki qul
de ki
أُوحِىَ vahyolundu ūḥiya
vahyolundu
إِلَىَّ bana ilayya
bana
أَنَّهُ gerçekten annahu
gerçekten
ٱسْتَمَعَ (Kur'an) dinledikleri is'tamaʿa
(Kur'an) dinledikleri
نَفَرٌۭ bir topluluğun nafarun
bir topluluğun
مِّنَ cin(ler)den mina
cin(ler)den
ٱلْجِنِّ the jinn l-jini
the jinn
فَقَالُوٓا۟ ve dedikleri faqālū
ve dedikleri
إِنَّا şüphesiz biz innā
şüphesiz biz
سَمِعْنَا dinledik samiʿ'nā
dinledik
قُرْءَانًا bir Kur'an qur'ānan
bir Kur'an
عَجَبًۭا harikulade güzel ʿajaban
harikulade güzel
١ (1)
(1)
De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
72:2
يَهْدِىٓ iletiyor yahdī
iletiyor
إِلَى doğru yola ilā
doğru yola
ٱلرُّشْدِ the right way l-rush'di
the right way
فَـَٔامَنَّا ve inandık faāmannā
ve inandık
بِهِۦ ۖ ona bihi
ona
وَلَن artık walan
artık
نُّشْرِكَ ortak koşmayacağız nush'rika
ortak koşmayacağız
بِرَبِّنَآ Rabbimize birabbinā
Rabbimize
أَحَدًۭا hiç kimseyi aḥadan
hiç kimseyi
٢ (2)
(2)
De ki: "Cinlerden bir topluluğun Kuran'ı dinlediği bana vahyolundu; onlar şöyle demişlerdir;" "Doğrusu biz, doğru yola götüren, hayrete düşüren bir Kuran dinledik de ona inandık; biz, Rabbimize hiçbir şeyi ortak koşmayacağız."
72:3
وَأَنَّهُۥ doğrusu O wa-annahu
doğrusu O
تَعَـٰلَىٰ yücedir taʿālā
yücedir
جَدُّ şanı jaddu
şanı
رَبِّنَا Rabbimizin rabbinā
Rabbimizin
مَا O edinmemiştir
O edinmemiştir
ٱتَّخَذَ He has taken ittakhadha
He has taken
صَـٰحِبَةًۭ ṣāḥibatan
وَلَا ve ne de walā
ve ne de
وَلَدًۭا çocuk waladan
çocuk
٣ (3)
(3)
"Doğrusu Rabbimizin yüceliği her yücelikten üstündür. O, zevce ve çocuk edinmemiştir."
72:4
وَأَنَّهُۥ gerçek şu ki wa-annahu
gerçek şu ki
كَانَ idi kāna
idi
يَقُولُ söylüyor yaqūlu
söylüyor
سَفِيهُنَا bizim beyinsiz safīhunā
bizim beyinsiz
عَلَى hakkında ʿalā
hakkında
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
شَطَطًۭا saçma şeyler shaṭaṭan
saçma şeyler
٤ (4)
(4)
"Doğrusu aramızdaki beyinsiz, Allah'a karşı yalanlar uyduruyordu."
72:5
وَأَنَّا ve elbette biz wa-annā
ve elbette biz
ظَنَنَّآ sanmıştık ẓanannā
sanmıştık
أَن asla an
asla
لَّن never lan
never
تَقُولَ söylemeyeceklerini taqūla
söylemeyeceklerini
ٱلْإِنسُ insanların l-insu
insanların
وَٱلْجِنُّ ve cinlerin wal-jinu
ve cinlerin
عَلَى karşı ʿalā
karşı
ٱللَّهِ Allah'a l-lahi
Allah'a
كَذِبًۭا yalan kadhiban
yalan
٥ (5)
(5)
"Doğrusu insanların ve cinlerin Allah'a karşı yalan uydurabileceklerini sanmazdık."
72:6
وَأَنَّهُۥ ve doğrusu wa-annahu
ve doğrusu
كَانَ idi kāna
idi
رِجَالٌۭ (bazı) erkekler rijālun
(bazı) erkekler
مِّنَ insanlardan mina
insanlardan
ٱلْإِنسِ mankind l-insi
mankind
يَعُوذُونَ sığınırlardı yaʿūdhūna
sığınırlardı
بِرِجَالٍۢ bazı erkeklere birijālin
bazı erkeklere
مِّنَ cinlerden mina
cinlerden
ٱلْجِنِّ the jinn l-jini
the jinn
فَزَادُوهُمْ ve onların artırırlardı fazādūhum
ve onların artırırlardı
رَهَقًۭا şımarıklığını rahaqan
şımarıklığını
٦ (6)
(6)
"Gerçekten, bir takım insanlar, cinlerin bir takımına sığınırlardı da onların azgınlıklarını artırırlardı."
72:7
وَأَنَّهُمْ ve onlar da wa-annahum
ve onlar da
ظَنُّوا۟ sanmışlardı ẓannū
sanmışlardı
كَمَا gibi kamā
gibi
ظَنَنتُمْ sizin sandığınız ẓanantum
sizin sandığınız
أَن asla an
asla
لَّن never lan
never
يَبْعَثَ diriltmeyeceğini yabʿatha
diriltmeyeceğini
ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın
أَحَدًۭا hiç kimseyi aḥadan
hiç kimseyi
٧ (7)
(7)
"Doğrusu, onlar da sizin, Allah'ın kimseyi yeniden diriltmeyeceğinizi sandığınız gibi sanıda bulunmuşlardı."
72:8
وَأَنَّا ve elbette biz wa-annā
ve elbette biz
لَمَسْنَا dokunduk lamasnā
dokunduk
ٱلسَّمَآءَ göğe l-samāa
göğe
فَوَجَدْنَـٰهَا ve onu bulduk fawajadnāhā
ve onu bulduk
مُلِئَتْ doldurulmuş muli-at
doldurulmuş
حَرَسًۭا bekçilerle ḥarasan
bekçilerle
شَدِيدًۭا kuvvetli shadīdan
kuvvetli
وَشُهُبًۭا ve ışınlarla washuhuban
ve ışınlarla
٨ (8)
(8)
"Doğrusu biz göğü yokladık; onu sert bekçiler ve kayan ateşlerle (ışınlarla) doldurulmuş bulduk."
72:9
وَأَنَّا ve elbette biz wa-annā
ve elbette biz
كُنَّا idik kunnā
idik
نَقْعُدُ oturur naqʿudu
oturur
مِنْهَا onun min'hā
onun
مَقَـٰعِدَ oturma yerlerinde maqāʿida
oturma yerlerinde
لِلسَّمْعِ ۖ dinlemeğe mahsus lilssamʿi
dinlemeğe mahsus
فَمَن artık kim faman
artık kim
يَسْتَمِعِ dinlemek istese yastamiʿi
dinlemek istese
ٱلْـَٔانَ şimdi l-āna
şimdi
يَجِدْ bulur yajid
bulur
لَهُۥ kendisini lahu
kendisini
شِهَابًۭا bir ışın shihāban
bir ışın
رَّصَدًۭا gözetleyen raṣadan
gözetleyen
٩ (9)
(9)
"Doğrusu biz, göğün dinleyebileceğimiz bir yerinde otururduk; ama şimdi kim dinleyecek olsa, kendisini gözleyen bir ateş (ışın) buluyor."
72:10
وَأَنَّا ve elbette biz wa-annā
ve elbette biz
لَا bilmiyoruz
bilmiyoruz
نَدْرِىٓ we know nadrī
we know
أَشَرٌّ kötülük mü asharrun
kötülük mü
أُرِيدَ istendi urīda
istendi
بِمَن olanlara biman
olanlara
فِى yeryüzünde
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
أَمْ yoksa am
yoksa
أَرَادَ diledi arāda
diledi
بِهِمْ onları bihim
onları
رَبُّهُمْ Rabbleri rabbuhum
Rabbleri
رَشَدًۭا doğruya iletmek (mi?) rashadan
doğruya iletmek (mi?)
١٠ (10)
(10)
"Yeryüzünde olanlara kötülük mü murad edildi, yahut Rableri onlara bir iyilik mi dilemiştir, doğrusu biz bilemeyiz."
72:11
وَأَنَّا bize gelince wa-annā
bize gelince
مِنَّا bizden vardır minnā
bizden vardır
ٱلصَّـٰلِحُونَ iyiler (de) l-ṣāliḥūna
iyiler (de)
وَمِنَّا ve bizden vardır waminnā
ve bizden vardır
دُونَ başkası (da) dūna
başkası (da)
ذَٰلِكَ ۖ bundan dhālika
bundan
كُنَّا biz kunnā
biz
طَرَآئِقَ yollardayız ṭarāiqa
yollardayız
قِدَدًۭا çeşitli qidadan
çeşitli
١١ (11)
(11)
"Doğrusu aramızda iyiler de vardır, bundan aşağı bulunanlar da vardır. Biz, türlü türlü yolda olan topluluklardık."
72:12
وَأَنَّا biz wa-annā
biz
ظَنَنَّآ anladık ẓanannā
anladık
أَن asla an
asla
لَّن never lan
never
نُّعْجِزَ aciz bırakamayacağımızı nuʿ'jiza
aciz bırakamayacağımızı
ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı
فِى yeryüzünde
yeryüzünde
ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth
وَلَن ve asla walan
ve asla
نُّعْجِزَهُۥ O'nu aciz bırakamayacağımızı nuʿ'jizahu
O'nu aciz bırakamayacağımızı
هَرَبًۭا kaçmakla haraban
kaçmakla
١٢ (12)
(12)
"Yeryüzünde kalsak da Allah'ı aciz bırakamayacağımız, başka yere kaçsak da, O'nu aciz kılamayacağımız gerçeğini şüphesiz anladık."
72:13
وَأَنَّا biz wa-annā
biz
لَمَّا ne zaman ki lammā
ne zaman ki
سَمِعْنَا işitince samiʿ'nā
işitince
ٱلْهُدَىٰٓ yol gösteren (Kur'an)ı l-hudā
yol gösteren (Kur'an)ı
ءَامَنَّا inandık āmannā
inandık
بِهِۦ ۖ ona bihi
ona
فَمَن artık kim faman
artık kim
يُؤْمِنۢ inanırsa yu'min
inanırsa
بِرَبِّهِۦ Rabbine birabbihi
Rabbine
فَلَا korkmaz falā
korkmaz
يَخَافُ he will fear yakhāfu
he will fear
بَخْسًۭا eksik verilmesinden bakhsan
eksik verilmesinden
وَلَا ve ne de walā
ve ne de
رَهَقًۭا kötülük edilmesinden rahaqan
kötülük edilmesinden
١٣ (13)
(13)
"Şüphesiz, doğruluk rehberi olan Kuran'ı dinlediğimizde ona inandık; kim Rabbine inanırsa, o, ecrinin eksiltileceğinden ve kendisine haksızlık edileceğinden korkmaz."
72:14
وَأَنَّا ve elbette biz wa-annā
ve elbette biz
مِنَّا bizden vardır minnā
bizden vardır
ٱلْمُسْلِمُونَ müslümanlar l-mus'limūna
müslümanlar
وَمِنَّا ve bizden vardır waminnā
ve bizden vardır
ٱلْقَـٰسِطُونَ ۖ doğru yoldan sapanlar l-qāsiṭūna
doğru yoldan sapanlar
فَمَنْ artık kimler faman
artık kimler
أَسْلَمَ müslüman olursa aslama
müslüman olursa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte onlar fa-ulāika
işte onlar
تَحَرَّوْا۟ aramışlardır taḥarraw
aramışlardır
رَشَدًۭا doğru yolu rashadan
doğru yolu
١٤ (14)
(14)
"İçimizde, kendini Allah'a vermiş olanlar da, yazık edenler de vardır. Kendini Allah'a veren kimseler, işte onlar, doğru yolu arayanlar, ona layık olanlardır."
72:15
وَأَمَّا ise wa-ammā
ise
ٱلْقَـٰسِطُونَ hak yoldan sapanlar l-qāsiṭūna
hak yoldan sapanlar
فَكَانُوا۟ olmuşlardır fakānū
olmuşlardır
لِجَهَنَّمَ cehenneme lijahannama
cehenneme
حَطَبًۭا odun ḥaṭaban
odun
١٥ (15)
(15)
"Kendilerine yazık edenlere gelince; onlar, cehennemin odunları oldular."
72:16
وَأَلَّوِ ve şayet wa-allawi
ve şayet
ٱسْتَقَـٰمُوا۟ doğru gitselerdi is'taqāmū
doğru gitselerdi
عَلَى yolda ʿalā
yolda
ٱلطَّرِيقَةِ the Way l-ṭarīqati
the Way
لَأَسْقَيْنَـٰهُم onları sulardık la-asqaynāhum
onları sulardık
مَّآءً su ile māan
su ile
غَدَقًۭا bol ghadaqan
bol
١٦ (16)
(16)
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
72:17
لِّنَفْتِنَهُمْ onları sınayalım diye linaftinahum
onları sınayalım diye
فِيهِ ۚ onunla fīhi
onunla
وَمَن ve kim waman
ve kim
يُعْرِضْ yüz çevirirse yuʿ'riḍ
yüz çevirirse
عَن anmaktan ʿan
anmaktan
ذِكْرِ the Remembrance dhik'ri
the Remembrance
رَبِّهِۦ Rabbini rabbihi
Rabbini
يَسْلُكْهُ onu sokar yasluk'hu
onu sokar
عَذَابًۭا bir azaba ʿadhāban
bir azaba
صَعَدًۭا alt eden ṣaʿadan
alt eden
١٧ (17)
(17)
Ama doğru yola girmiş olsalardı, onları bu hususta denememiz için onlara bol su içirirdik; kim Rabbini anmaktan yüz çevirirse, Rabbi onu gittikçe artan bir azaba uğratır.
72:18
وَأَنَّ ve şüphesiz wa-anna
ve şüphesiz
ٱلْمَسَـٰجِدَ mescidler l-masājida
mescidler
لِلَّهِ Allah'a mahsustur lillahi
Allah'a mahsustur
فَلَا artık falā
artık
تَدْعُوا۟ yalvarmayın tadʿū
yalvarmayın
مَعَ ile beraber maʿa
ile beraber
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
أَحَدًۭا hiç kimseye aḥadan
hiç kimseye
١٨ (18)
(18)
Mescidler şüphesiz Allah'ındır, öyleyse oralarda Allah'a yalvarırken başkasını katmayın.
72:19
وَأَنَّهُۥ ve şüphesiz wa-annahu
ve şüphesiz
لَمَّا ne zaman ki lammā
ne zaman ki
قَامَ kalktığında qāma
kalktığında
عَبْدُ kulu ʿabdu
kulu
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
يَدْعُوهُ O'na yalvarınca yadʿūhu
O'na yalvarınca
كَادُوا۟ nerdeyse kādū
nerdeyse
يَكُونُونَ oluyorlardı yakūnūna
oluyorlardı
عَلَيْهِ onun üzerine ʿalayhi
onun üzerine
لِبَدًۭا keçe gibi birbirlerine geçecek libadan
keçe gibi birbirlerine geçecek
١٩ (19)
(19)
Allah'ın kulu Muhammed, O'na yalvarmak, namaz kılmak için kalkınca, nerdeyse, çevresinde keçeleşirler, birbirlerine girerlerdi.
72:20
قُلْ de ki qul
de ki
إِنَّمَآ ancak innamā
ancak
أَدْعُوا۟ ben yalvarırım adʿū
ben yalvarırım
رَبِّى Rabbime rabbī
Rabbime
وَلَآ ve walā
ve
أُشْرِكُ ortak koşmam ush'riku
ortak koşmam
بِهِۦٓ O'na bihi
O'na
أَحَدًۭا hiç kimseyi aḥadan
hiç kimseyi
٢٠ (20)
(20)
De ki: "Ben sadece Rabbime yalvarırım ve O'na kimseyi ortak koşmam."
72:21
قُلْ de ki qul
de ki
إِنِّى elbette ben innī
elbette ben
لَآ sahip değilim
sahip değilim
أَمْلِكُ possess amliku
possess
لَكُمْ size (vermeye) lakum
size (vermeye)
ضَرًّۭا zarar ḍarran
zarar
وَلَا ve ne de walā
ve ne de
رَشَدًۭا akıl rashadan
akıl
٢١ (21)
(21)
De ki: "Ben size zarar vermeye de iyilik yapmaya da kadir değilim."
72:22
قُلْ de ki qul
de ki
إِنِّى elbette beni innī
elbette beni
لَن kurtaramaz lan
kurtaramaz
يُجِيرَنِى can protect me yujīranī
can protect me
مِنَ Allahtan mina
Allahtan
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
أَحَدٌۭ hiç kimse aḥadun
hiç kimse
وَلَنْ ve asla walan
ve asla
أَجِدَ bulamam ajida
bulamam
مِن ondan başka min
ondan başka
دُونِهِۦ besides Him dūnihi
besides Him
مُلْتَحَدًا sığınacak kimse mul'taḥadan
sığınacak kimse
٢٢ (22)
(22)
De ki: "Beni kimse Allah'a karşı savunamaz ve ben O'ndan başka bir sığınak bulamam."
72:23
إِلَّا sadece (yapabileceğim) illā
sadece (yapabileceğim)
بَلَـٰغًۭا duyurmaktır balāghan
duyurmaktır
مِّنَ Allahtan mina
Allahtan
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
وَرِسَـٰلَـٰتِهِۦ ۚ ve O'nun elçiliğidir warisālātihi
ve O'nun elçiliğidir
وَمَن artık kim waman
artık kim
يَعْصِ baş kaldırırsa yaʿṣi
baş kaldırırsa
ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a
وَرَسُولَهُۥ ve Elçisine warasūlahu
ve Elçisine
فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz
لَهُۥ ona vardır lahu
ona vardır
نَارَ ateşi nāra
ateşi
جَهَنَّمَ cehennem jahannama
cehennem
خَـٰلِدِينَ sürekli kalacağı khālidīna
sürekli kalacağı
فِيهَآ içinde fīhā
içinde
أَبَدًا ebedi abadan
ebedi
٢٣ (23)
(23)
"Benim yaptığım yalnız, Allah katından olanı, O'nun gönderdiklerini tebliğdir. Allah'a ve Peygamberine kim karşı gelirse ona, içinde sonsuz ve temelli kalınacak cehennem ateşi vardır."
72:24
حَتَّىٰٓ nihayet ḥattā
nihayet
إِذَا zaman idhā
zaman
رَأَوْا۟ gördükleri ra-aw
gördükleri
مَا şeyi
şeyi
يُوعَدُونَ kendilerine va'dedilen yūʿadūna
kendilerine va'dedilen
فَسَيَعْلَمُونَ bileceklerdir fasayaʿlamūna
bileceklerdir
مَنْ kimin man
kimin
أَضْعَفُ daha zayıftır aḍʿafu
daha zayıftır
نَاصِرًۭا yardım edeni nāṣiran
yardım edeni
وَأَقَلُّ ve daha azdır wa-aqallu
ve daha azdır
عَدَدًۭا sayıca ʿadadan
sayıca
٢٤ (24)
(24)
Sonunda, kendilerine söz verileni gördükleri zaman, kimin yardımcısının daha güçsüz ve sayısının daha az olduğunu bileceklerdir.
72:25
قُلْ de ki qul
de ki
إِنْ hayır in
hayır
أَدْرِىٓ bilmem adrī
bilmem
أَقَرِيبٌۭ yakın mıdır? aqarībun
yakın mıdır?
مَّا şey
şey
تُوعَدُونَ size söylenen tūʿadūna
size söylenen
أَمْ yoksa am
yoksa
يَجْعَلُ koyacak (mıdır?) yajʿalu
koyacak (mıdır?)
لَهُۥ onun için lahu
onun için
رَبِّىٓ Rabbim rabbī
Rabbim
أَمَدًا uzun bir süre amadan
uzun bir süre
٢٥ (25)
(25)
De ki: Size söz verilen yakın mıdır, yoksa Rabbim onu uzun süreli mi kılmıştır ben bilmem."
72:26
عَـٰلِمُ bilendir ʿālimu
bilendir
ٱلْغَيْبِ gaybı l-ghaybi
gaybı
فَلَا göstermez falā
göstermez
يُظْهِرُ He reveals yuẓ'hiru
He reveals
عَلَىٰ gizli bilgisini ʿalā
gizli bilgisini
غَيْبِهِۦٓ His unseen ghaybihi
His unseen
أَحَدًا kimseye aḥadan
kimseye
٢٦ (26)
(26)
Görülmeyeni bilen Allah, görülmeyene kimseyi muttali kılmaz.
72:27
إِلَّا ancak (gösterir) illā
ancak (gösterir)
مَنِ kimseye mani
kimseye
ٱرْتَضَىٰ razı olduğu ir'taḍā
razı olduğu
مِن elçiden min
elçiden
رَّسُولٍۢ a Messenger rasūlin
a Messenger
فَإِنَّهُۥ çünkü O fa-innahu
çünkü O
يَسْلُكُ sevk eder yasluku
sevk eder
مِنۢ önüne min
önüne
بَيْنِ before bayni
before
يَدَيْهِ önüne yadayhi
önüne
وَمِنْ ve wamin
ve
خَلْفِهِۦ arkasına khalfihi
arkasına
رَصَدًۭا gözetleyiciler raṣadan
gözetleyiciler
٢٧ (27)
(27)
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.
72:28
لِّيَعْلَمَ bilsin diye liyaʿlama
bilsin diye
أَن elbette an
elbette
قَدْ indeed qad
indeed
أَبْلَغُوا۟ duyurduklarını ablaghū
duyurduklarını
رِسَـٰلَـٰتِ risaletini risālāti
risaletini
رَبِّهِمْ Rablerinin rabbihim
Rablerinin
وَأَحَاطَ ve kuşatmıştır wa-aḥāṭa
ve kuşatmıştır
بِمَا herşeyi bimā
herşeyi
لَدَيْهِمْ onlarda bulunan ladayhim
onlarda bulunan
وَأَحْصَىٰ ve saymıştır wa-aḥṣā
ve saymıştır
كُلَّ her kulla
her
شَىْءٍ şeyi shayin
şeyi
عَدَدًۢا bir bir ʿadadan
bir bir
٢٨ (28)
(28)
Ancak peygamberlerden, bildirmek istediği bunun dışındadır. Rablerinin bildirilerini tebliğ etmelerini ortaya koymak için her peygamberin önünden ve ardından gözcüler salar; onların yaptıklarını ilmiyle kuşatır ve herşeyi bir bir sayar.