23

Müminun

Mekki 118 Ayet Cüz 18
المؤمنون

Müminun Suresi (المؤمنون), Kur’an-ı Kerim’in 23. suresidir — Mekki, 118 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
23:1
قَدْandolsunqadأَفْلَحَfelaha ulaştıaflaḥaٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūna١
Müminler saadete ermişlerdir.
23:2
ٱلَّذِينَkialladhīnaهُمْonlarhumفِىnamazlarındaصَلَاتِهِمْtheir prayersṣalātihimخَـٰشِعُونَsaygılıdırlarkhāshiʿūna٢
Onlar namazda huşu içindedirler.
23:3
وَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaهُمْonlarhumعَنِboş şeylerdenʿaniٱللَّغْوِthe vain talkl-laghwiمُعْرِضُونَyüz çevirirlermuʿ'riḍūna٣
Onlar boş şeylerden yüz çevirirler.
23:4
وَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaهُمْonlarhumلِلزَّكَوٰةِzekatılilzzakatiفَـٰعِلُونَverirlerfāʿilūna٤
Onlar zekatlarını verirler.
23:5
وَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaهُمْonlarhumلِفُرُوجِهِمْırzlarınılifurūjihimحَـٰفِظُونَkorurlarḥāfiẓūna٥
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
23:6
إِلَّاancak hariçillāعَلَىٰٓeşleriʿalāأَزْوَٰجِهِمْtheir spousesazwājihimأَوْyahutawمَا(cariyeler)مَلَكَتْsahip olduklarımalakatأَيْمَـٰنُهُمْellerininaymānuhumفَإِنَّهُمْelbette onlarfa-innahumغَيْرُdeğildirghayruمَلُومِينَkınanacakmalūmīna٦
Onlar, eşleri ve cariyeleri dışında, mahrem yerlerini herkesten korurlar. Doğrusu bunlar yerilemezler.
23:7
فَمَنِo halde kimfamaniٱبْتَغَىٰgitmek isterseib'taghāوَرَآءَötesinewarāaذَٰلِكَbunundhālikaفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْعَادُونَhaddi aşanlardırl-ʿādūna٧
Bu sınırları aşmak isteyenler, işte bunlar aşırı gidenlerdir.
23:8
وَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaهُمْonlarhumلِأَمَـٰنَـٰتِهِمْemanetlerineli-amānātihimوَعَهْدِهِمْve ahidlerinewaʿahdihimرَٰعُونَözen gösterirlerrāʿūna٨
Onlar emanetlerini ve sözlerini yerine getirirler.
23:9
وَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaهُمْonlarhumعَلَىٰnamazlarınıʿalāصَلَوَٰتِهِمْtheir prayersṣalawātihimيُحَافِظُونَkorurlaryuḥāfiẓūna٩
Namazlarına riayet ederler.
23:10
أُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلْوَٰرِثُونَvaris olacaklarl-wārithūna١٠
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
23:11
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaيَرِثُونَvaris olacaklaryarithūnaٱلْفِرْدَوْسَFirdevs'el-fir'dawsaهُمْonlarhumفِيهَاoradafīhāخَـٰلِدُونَebedi kalacaklardırkhālidūna١١
İşte onlar, temelli kalacakları Firdevs cennetine varis olanlardır.
23:12
وَلَقَدْve andolsunwalaqadخَلَقْنَاbiz yarattıkkhalaqnāٱلْإِنسَـٰنَinsanıl-insānaمِنsüzmesindenminسُلَـٰلَةٍۢan essencesulālatinمِّنçamurunminطِينٍۢclayṭīnin١٢
And olsun ki, insanı süzme çamurdan yarattık.
23:13
ثُمَّsonrathummaجَعَلْنَـٰهُonu koydukjaʿalnāhuنُطْفَةًۭbir nutfe (sperm) olaraknuṭ'fatanفِىbir karar yerineقَرَارٍۢa resting placeqarārinمَّكِينٍۢsağlammakīnin١٣
Sonra onu nutfe halinde sağlam bir yere yerleştirdik.
23:14
ثُمَّsonrathummaخَلَقْنَاçevirdikkhalaqnāٱلنُّطْفَةَnutfeyil-nuṭ'fataعَلَقَةًۭalaka(embriyo)yaʿalaqatanفَخَلَقْنَاsonra çevirdikfakhalaqnāٱلْعَلَقَةَalaka(embriyo)yıl-ʿalaqataمُضْغَةًۭbir çiğnemlik etemuḍ'ghatanفَخَلَقْنَاsonre çevirdikfakhalaqnāٱلْمُضْغَةَbir çiğnemlik etil-muḍ'ghataعِظَـٰمًۭاkemiklereʿiẓāmanفَكَسَوْنَاsonre giydirdikfakasawnāٱلْعِظَـٰمَkemiklerel-ʿiẓāmaلَحْمًۭاetlaḥmanثُمَّsonrathummaأَنشَأْنَـٰهُonu yaptıkanshanāhuخَلْقًاbir yaratıkkhalqanءَاخَرَ ۚbambaşkaākharaفَتَبَارَكَne yücedirfatabārakaٱللَّهُAllahl-lahuأَحْسَنُen güzeliaḥsanuٱلْخَـٰلِقِينَyaratanlarınl-khāliqīna١٤
Sonra nutfeyi kan pıhtısına çevirdik, kan pıhtısını bir çiğnemlik et yaptık, bir çiğnemlik etten kemikler yarattık, kemiklere de et giydirdik. Sonra onu başka bir yaratık yaptık: Biçim verenlerin en güzeli olan Allah ne uludur!
23:15
ثُمَّsonrathummaإِنَّكُمşüphesiz sizinnakumبَعْدَardındanbaʿdaذَٰلِكَbunundhālikaلَمَيِّتُونَöleceksinizlamayyitūna١٥
Sizler, bütün bunlardan sonra ölürsünüz.
23:16
ثُمَّsonrathummaإِنَّكُمْmuhakkak sizinnakumيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiتُبْعَثُونَdiriltileceksiniztub'ʿathūna١٦
Şüphesiz kıyamet günü tekrar diriltilirsiniz.
23:17
وَلَقَدْve andolsunwalaqadخَلَقْنَاyarattıkkhalaqnāفَوْقَكُمْüstünüzdefawqakumسَبْعَyedisabʿaطَرَآئِقَtabaka (gök)ṭarāiqaوَمَاvewamāكُنَّاbiz değilizkunnāعَنِyaratmaktanʿaniٱلْخَلْقِthe creationl-khalqiغَـٰفِلِينَgafilghāfilīna١٧
And olsun ki, üstünüzde yedi tabaka yarattık. Biz, yarattığımızdan habersiz değiliz.
23:18
وَأَنزَلْنَاve indirdikwa-anzalnāمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۢsumāanبِقَدَرٍۢbelli ölçüdebiqadarinفَأَسْكَنَّـٰهُve onu durdurdukfa-askannāhuفِىyerdeٱلْأَرْضِ ۖthe earthl-arḍiوَإِنَّاelbette bizwa-innāعَلَىٰgidermeğe deʿalāذَهَابٍۭtaking it awaydhahābinبِهِۦonubihiلَقَـٰدِرُونَkadirizlaqādirūna١٨
Gökten suyu ölçülü indirdik de, onu yerde durdurduk. Şüphesiz onu gidermeye de kadiriz.
23:19
فَأَنشَأْنَاsonra yetiştirdikfa-anshanāلَكُمsizelakumبِهِۦonunla (suyla)bihiجَنَّـٰتٍۢbahçelerijannātinمِّنhurmaminنَّخِيلٍۢof date-palmsnakhīlinوَأَعْنَـٰبٍۢve üzümwa-aʿnābinلَّكُمْsizin içinlakumفِيهَاiçlerinde bulunanfīhāفَوَٰكِهُmeyvalarfawākihuكَثِيرَةٌۭbirçokkathīratunوَمِنْهَاve onlardanwamin'hāتَأْكُلُونَyiyorsunuztakulūna١٩
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
23:20
وَشَجَرَةًۭve bir ağaçwashajaratanتَخْرُجُçıkantakhrujuمِنTur-i-danminطُورِTur-iṭūriسَيْنَآءَMount Sinaisaynāaتَنۢبُتُbitentanbutuبِٱلدُّهْنِyağlı olarakbil-duh'niوَصِبْغٍۢ(ekmeklerini) batıracaklarıwaṣib'ghinلِّلْـَٔاكِلِينَyiyenlerinlil'ākilīna٢٠
Onunla, içinde, yediğiniz birçok meyvalar bulunan hurmalık ve üzüm bağları, Tur-i Sina'da yetişen, yiyenlere, yağ ve katık veren zeytin ağacını var ettik.
23:21
وَإِنَّve şüphesizwa-innaلَكُمْsizin için vardırlakumفِىhayvanlardaٱلْأَنْعَـٰمِthe cattlel-anʿāmiلَعِبْرَةًۭ ۖibretlaʿib'ratanنُّسْقِيكُمsize içiriyoruznus'qīkumمِّمَّاiçindekindenmimmāفِى(is) inبُطُونِهَاkarınlarınınbuṭūnihāوَلَكُمْve sizin içinwalakumفِيهَاonlarda vardırfīhāمَنَـٰفِعُfaydalarmanāfiʿuكَثِيرَةٌۭdaha birçokkathīratunوَمِنْهَاve onlardanwamin'hāتَأْكُلُونَyersiniztakulūna٢١
Ehli hayvanlarda size ders vardır; onlardan çıkan sütten size içiririz; onlarda daha birçok menfaatiniz vardır. Onlardan yersiniz.
23:22
وَعَلَيْهَاve onların üzerindewaʿalayhāوَعَلَىve üzerindewaʿalāٱلْفُلْكِgemilerl-ful'kiتُحْمَلُونَtaşınırsınıztuḥ'malūna٢٢
Hem onların ve hem de gemilerin üzerinde taşınırsınız.
23:23
وَلَقَدْve andolsunwalaqadأَرْسَلْنَاbiz gönderdikarsalnāنُوحًاNuh'unūḥanإِلَىٰkavmineilāقَوْمِهِۦhis peopleqawmihiفَقَالَdedifaqālaيَـٰقَوْمِey kavmimyāqawmiٱعْبُدُوا۟kulluk edinuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaمَاyokturلَكُمsizin içinlakumمِّنْhiçbirminإِلَـٰهٍilahilāhinغَيْرُهُۥٓ ۖO'ndan başkaghayruhuأَفَلَاkorunmaz mısınız?afalāتَتَّقُونَyou feartattaqūna٢٣
And olsun ki Nuh'u milletine gönderdik; onlara: "Ey milletim! Allah'a kulluk edin; O'ndan başka tanrınız yoktur; sakınmaz mısınız?" dedi.
23:24
فَقَالَ(şöyle) dedifaqālaٱلْمَلَؤُا۟ileri gelenlerl-mala-uٱلَّذِينَkimselerdenalladhīnaكَفَرُوا۟inkar edenkafarūمِنkavmindenminقَوْمِهِۦhis peopleqawmihiمَاdeğildirهَـٰذَآbuhādhāإِلَّاbaşka bir şeyillāبَشَرٌۭbir insandanbasharunمِّثْلُكُمْsizin gibimith'lukumيُرِيدُistiyoryurīduأَنüstün gelmekanيَتَفَضَّلَassert (his) superiorityyatafaḍḍalaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَلَوْve eğerwalawشَآءَdileseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuلَأَنزَلَelbette indirirdila-anzalaمَلَـٰٓئِكَةًۭmeleklerimalāikatanمَّاyokturسَمِعْنَاişitiğimizsamiʿ'nāبِهَـٰذَاböyle bir şeybihādhāفِىٓbabalarımızdanءَابَآئِنَاour forefathersābāināٱلْأَوَّلِينَgeçmiştekil-awalīna٢٤
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
23:25
إِنْdeğildirinهُوَOhuwaإِلَّاbaşka bir şeyillāرَجُلٌۢbir adam(dan)rajulunبِهِۦkendisindebihiجِنَّةٌۭdelilik bulunanjinnatunفَتَرَبَّصُوا۟hele gözetleyinfatarabbaṣūبِهِۦonubihiحَتَّىٰkadarḥattāحِينٍۢbir süreyeḥīnin٢٥
Milletinin inkarcı ileri gelenleri: "Bu, sizin gibi bir insandan başka birşey değildir. Sizden üstün olmak istiyor. Allah dilemiş olsaydı melekler indirirdi. İlk atalarımızdan beri böyle birşey işitmedik. Bu adamda nedense biraz delilik var, bir süreye kadar onu gözetleyin" dediler.
23:26
قَالَ(Nuh) dedi kiqālaرَبِّRabbimrabbiٱنصُرْنِىbana yardım etunṣur'nīبِمَاkarşısındabimāكَذَّبُونِyalanlamalarıkadhabūni٢٦
Nuh: "Rabbim! Beni yalanlamalarına karşılık bana yardım et" dedi.
23:27
فَأَوْحَيْنَآbiz de vahyettikfa-awḥaynāإِلَيْهِonailayhiأَنِkianiٱصْنَعِyapiṣ'naʿiٱلْفُلْكَgemiyil-ful'kaبِأَعْيُنِنَاgözlerimizin önündebi-aʿyunināوَوَحْيِنَاve vahyimizlewawaḥyināفَإِذَاne zaman kifa-idhāجَآءَgelincejāaأَمْرُنَاbizim buyruğumuzamrunāوَفَارَve kaynayıncawafāraٱلتَّنُّورُ ۙtandırl-tanūruفَٱسْلُكْsok (bindir)fa-us'lukفِيهَاonafīhāمِنher (cins)tenminكُلٍّۢevery (kind)kullinزَوْجَيْنِçiftzawjayniٱثْنَيْنِikiith'nayniوَأَهْلَكَve aileniwa-ahlakaإِلَّاhariçillāمَنkimselermanسَبَقَgeçmişsabaqaعَلَيْهِalehylerineʿalayhiٱلْقَوْلُsözl-qawluمِنْهُمْ ۖonlar içindemin'humوَلَاvewalāتُخَـٰطِبْنِىbana yalvarmatukhāṭib'nīفِىhakkındaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaظَلَمُوٓا۟ ۖzulmeden(ler)ẓalamūإِنَّهُمonlar mutlakainnahumمُّغْرَقُونَboğulacaklardırmugh'raqūna٢٧
Bunun üzerine ona şöyle vahyettik: "Nezaretimiz altında, sana bildirdiğimiz gibi gemiyi yap; buyruğumuz gelip tandırdan sular kaynayınca her cinsten birer çifti ve aleyhine hüküm verilmiş olanın dışında kalan çoluk çocuğunu alıp gemiye bindir. Haksızlık yapanlar için Bana baş vurma, çünkü onlar suda boğulacaklardır."
23:28
فَإِذَاzamanfa-idhāٱسْتَوَيْتَyerleştiğinizis'tawaytaأَنتَsenantaوَمَنve kimselerwamanمَّعَكَyanındakimaʿakaعَلَىüzerineʿalāٱلْفُلْكِgemil-ful'kiفَقُلِde kifaquliٱلْحَمْدُhamdolsunl-ḥamduلِلَّهِAllah'alillahiٱلَّذِىbizi kurtaranalladhīنَجَّىٰنَا(has) saved usnajjānāمِنَkavimdenminaٱلْقَوْمِthe people l-qawmiٱلظَّـٰلِمِينَzaliml-ẓālimīna٢٨
Ey Nuh! Sen ve beraberindekiler gemiye yerleşince: "Bizi zalim milletten kurtaran Allah'a hamdolsun" de.
23:29
وَقُلve de kiwaqulرَّبِّRabbimrabbiأَنزِلْنِىbeni indiranzil'nīمُنزَلًۭاbir inişlemunzalanمُّبَارَكًۭاmübarekmubārakanوَأَنتَve senwa-antaخَيْرُen hayırlısısınkhayruٱلْمُنزِلِينَkonuklayanlarınl-munzilīna٢٩
"Rabbim! Beni mübarek bir yere indir. Sen indirenlerin en iyisisin" de.
23:30
إِنَّşüphesizinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢnice ibretlerlaāyātinوَإِنgerçiwa-inكُنَّاbizkunnāلَمُبْتَلِينَ(onları) sınıyorduklamub'talīna٣٠
Doğrusu bunlarda dersler vardır. Biz şüphesiz insanları denemekteyiz.
23:31
ثُمَّsonrathummaأَنشَأْنَاyetiştirdikanshanāمِنۢonların ardındanminبَعْدِهِمْafter thembaʿdihimقَرْنًاbir nesilqarnanءَاخَرِينَbaşkaākharīna٣١
Bunların ardından başka nesiller varettik.
23:32
فَأَرْسَلْنَاve gönderdikfa-arsalnāفِيهِمْkendi içlerindenfīhimرَسُولًۭاbir elçirasūlanمِّنْهُمْonlaramin'humأَنِdiyeaniٱعْبُدُوا۟kulluk edinuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaمَاyokturلَكُمsizin içinlakumمِّنْhiçbirminإِلَـٰهٍilahilāhinغَيْرُهُۥٓ ۖO'ndan başkaghayruhuأَفَلَاkorunmaz mısınız?afalāتَتَّقُونَyou feartattaqūna٣٢
Onlara aralarından: "Allah"a kulluk edin, O'ndan başka tanrınız yoktur, sakınmaz mısınız?" diyen bir elçi gönderdik.
23:33
وَقَالَve dedi kiwaqālaٱلْمَلَأُileri gelenlerl-mala-uمِنkavmindenminقَوْمِهِhis peopleqawmihiٱلَّذِينَinkar edenleralladhīnaكَفَرُوا۟disbelievedkafarūوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlarwakadhabūبِلِقَآءِbuluşmasınıbiliqāiٱلْـَٔاخِرَةِahiretl-ākhiratiوَأَتْرَفْنَـٰهُمْve kendilerine refah verdiklerimizwa-atrafnāhumفِىhayatındaٱلْحَيَوٰةِthe lifel-ḥayatiٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāمَاdeğildirهَـٰذَآbuhādhāإِلَّاbaşka bir şeyillāبَشَرٌۭbir insandanbasharunمِّثْلُكُمْsizin gibimith'lukumيَأْكُلُyiyoryakuluمِمَّاsizin yediğinizdenmimmāتَأْكُلُونَyou eattakulūnaمِنْهُondanmin'huوَيَشْرَبُve içiyorwayashrabuمِمَّاsizin içtiğinizdenmimmāتَشْرَبُونَyou drinktashrabūna٣٣
Onun, inkarcı ve ahirete kavuşmayı yalanlayan milletinin ileri gelenleri ki Biz onlara bu dünya hayatında nimet vermiştik şöyle dediler: "Bu, yediğinizden yiyen, içtiğinizden içen sizin gibi bir insandan başka birşey değildir."
23:34
وَلَئِنْve eğerwala-inأَطَعْتُمita'at edersenizaṭaʿtumبَشَرًۭاbir insanabasharanمِّثْلَكُمْsizin gibimith'lakumإِنَّكُمْgerçekten sizinnakumإِذًۭاo takdirdeidhanلَّخَـٰسِرُونَmutlaka ziyana uğrayanlarsınızlakhāsirūna٣٤
"Kendiniz gibi bir insana itaat ederseniz hüsrana uğrayacağınızda hiç şüphe yoktur."
23:35
أَيَعِدُكُمْO size va'dediyor mu?ayaʿidukumأَنَّكُمْsizannakumإِذَاzamanidhāمِتُّمْöldüğünüzmittumوَكُنتُمْve olduğunuzwakuntumتُرَابًۭاtoprakturābanوَعِظَـٰمًاve kemikwaʿiẓāmanأَنَّكُمsizinannakumمُّخْرَجُونَ(yeniden hayata) çıkarılacağınızımukh'rajūna٣٥
"Öldüğünüz, toprak ve kemik yığını olduğunuz zaman tekrar dirilmenizle sizi tehdit mi ediyor?"
23:36
۞ هَيْهَاتَheyhat (ne kadar uzak)hayhātaهَيْهَاتَheyhat (ne kadar uzak)hayhātaلِمَاşeylimāتُوعَدُونَsize va'dedilentūʿadūna٣٦
"Oysa tehdit edildiğiniz şey ne kadar, hem de ne kadar uzak!"
23:37
إِنْdeğildirinهِىَbuhiyaإِلَّاbaşka bir şeyillāحَيَاتُنَاhayatımız(dan)ḥayātunāٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāنَمُوتُölürüznamūtuوَنَحْيَاve yaşarızwanaḥyāوَمَاve değilizwamāنَحْنُbiznaḥnuبِمَبْعُوثِينَtekrar diriltilecekbimabʿūthīna٣٧
"Hayat ancak bu dünyadakidir. Ölürüz ve yaşarız (kimimiz ölür kimimiz doğar); tekrar diriltilmeyiz."
23:38
إِنْdeğildirinهُوَOhuwaإِلَّاbaşka bir şeyillāرَجُلٌbir adam(dan)rajulunٱفْتَرَىٰuyduranif'tarāعَلَىhakkındaʿalāٱللَّهِAllahl-lahiكَذِبًۭاyalankadhibanوَمَاve değilizwamāنَحْنُbiznaḥnuلَهُۥonalahuبِمُؤْمِنِينَinanıcı(insan)larbimu'minīna٣٨
"Bu, sadece Allah'a karşı yalan uyduranın biridir. Biz ona inanmayız."
23:39
قَالَdediqālaرَبِّRabbimrabbiٱنصُرْنِىbana yardım etunṣur'nīبِمَاkarşısındabimāكَذَّبُونِbeni yalanlamalarıkadhabūni٣٩
O peygamber: "Rabbim! Beni yalancı saymalarına karşılık bana yardım et" dedi.
23:40
قَالَ(Allah) dedi kiqālaعَمَّاaz sonraʿammāقَلِيلٍۢAfter a little whileqalīlinلَّيُصْبِحُنَّonlar olacaklarlayuṣ'biḥunnaنَـٰدِمِينَpişmannādimīna٤٠
Allah da: "Az sonra pişman olacaklar" buyurdu.
23:41
فَأَخَذَتْهُمُderken onları yakaladıfa-akhadhathumuٱلصَّيْحَةُo korkunç sesl-ṣayḥatuبِٱلْحَقِّgerçektenbil-ḥaqiفَجَعَلْنَـٰهُمْve onları getirdikfajaʿalnāhumغُثَآءًۭ ۚsel süprüntüsü halineghuthāanفَبُعْدًۭاuzak olsunfabuʿ'danلِّلْقَوْمِkavimlil'qawmiٱلظَّـٰلِمِينَo zaliml-ẓālimīna٤١
Gerçekten, onları bir çığlık yakaladı ve onları süprüntü yığını haline getirdik. Haksızlık eden millet, rahmetden ırak olsun!
23:42
ثُمَّsonrathummaأَنشَأْنَاyetiştirdikanshanāمِنۢonların ardındanminبَعْدِهِمْafter thembaʿdihimقُرُونًاnesillerqurūnanءَاخَرِينَbaşkaākharīna٤٢
Ardlarından başka nesiller varettik.
23:43
مَاileri geçemezتَسْبِقُcan precedetasbiquمِنْhiçbirminأُمَّةٍümmetummatinأَجَلَهَاsüresindenajalahāوَمَاvewamāيَسْتَـْٔخِرُونَgeri kalamazyastakhirūna٤٣
Hiçbir ümmet, kendi süresini ne çabuklaştırabilir ve ne de geciktirebilir.
23:44
ثُمَّsonrathummaأَرْسَلْنَاgönderdikarsalnāرُسُلَنَاelçilerimizirusulanāتَتْرَا ۖardı ardınatatrāكُلَّne zamankullaمَاEvery timeجَآءَgeldiysejāaأُمَّةًۭbir ümmeteummatanرَّسُولُهَاelçilerirasūluhāكَذَّبُوهُ ۚonlar onu yalanladılarkadhabūhuفَأَتْبَعْنَاbiz de onları devirdikfa-atbaʿnāبَعْضَهُمbirbiri ardıncabaʿḍahumبَعْضًۭاbirbiri ardıncabaʿḍanوَجَعَلْنَـٰهُمْve hepsini yaptıkwajaʿalnāhumأَحَادِيثَ ۚbirer ibret hikayesiaḥādīthaفَبُعْدًۭاuzak olsunfabuʿ'danلِّقَوْمٍۢtoplumliqawminلَّاinanmayanيُؤْمِنُونَthey believeyu'minūna٤٤
Sonra birbiri peşinden peygamberlerimizi gönderdik. Her ümmete peygamberi geldikçe onu yalancı saydılar. Onları birbiri peşinden yok edip hepsini birer efsane yaptık. İnanmayan millet, rahmetden ırak olsun!
23:45
ثُمَّsonrathummaأَرْسَلْنَاgönderdikarsalnāمُوسَىٰMusa'yımūsāوَأَخَاهُve kardeşiwa-akhāhuهَـٰرُونَHarun'uhārūnaبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizlebiāyātināوَسُلْطَـٰنٍۢve bir delillewasul'ṭāninمُّبِينٍapaçıkmubīnin٤٥
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
23:46
إِلَىٰFir'avn'eilāفِرْعَوْنَFiraunfir'ʿawnaوَمَلَإِي۟هِۦve ileri gelen adamlarınawamala-ihiفَٱسْتَكْبَرُوا۟onlar büyüklük tasladılarfa-is'takbarūوَكَانُوا۟ve oldularwakānūقَوْمًاbir toplulukqawmanعَالِينَböbürlenenʿālīna٤٦
Sonra Musa ve kardeşi Harun'u, Firavun ve erkanına mucizelerimiz ve apaçık delille gönderdik. Büyüklük tasladılar. Zaten mağrur bir topluluktular.
23:47
فَقَالُوٓا۟dedilerfaqālūأَنُؤْمِنُinanacak mıyız?anu'minuلِبَشَرَيْنِşu iki insanalibasharayniمِثْلِنَاbizim gibimith'lināوَقَوْمُهُمَاiki adamın kavmiwaqawmuhumāلَنَاbizelanāعَـٰبِدُونَkölelik ederkenʿābidūna٤٧
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
23:48
فَكَذَّبُوهُمَاonları yalanladılarfakadhabūhumāفَكَانُوا۟ve oldularfakānūمِنَhelak edilenlerdenminaٱلْمُهْلَكِينَthose who were destroyedl-muh'lakīna٤٨
Bu yüzden: "Milletleri bize kul iken, bizim gibi iki insana mı inanacağız?" deyip onları yalancı saydılar. Bu yüzden yok edildiler.
23:49
وَلَقَدْve andolsunwalaqadءَاتَيْنَاbiz verdikātaynāمُوسَىMusa'yamūsāٱلْكِتَـٰبَKitabı (Tevrat'ı)l-kitābaلَعَلَّهُمْbelki onlarlaʿallahumيَهْتَدُونَdoğru yolu bulurlar diyeyahtadūna٤٩
And olsun ki Musa'ya, doğru yola girsinler diye Kitap verdik.
23:50
وَجَعَلْنَاve kıldıkwajaʿalnāٱبْنَoğlunuib'naمَرْيَمَMeryemmaryamaوَأُمَّهُۥٓve annesiniwa-ummahuءَايَةًۭbir mu'cizeāyatanوَءَاوَيْنَـٰهُمَآve onları yerleştirdikwaāwaynāhumāإِلَىٰbir tepeyeilāرَبْوَةٍۢa high groundrabwatinذَاتِoturmaya uygundhātiقَرَارٍۢof tranquilityqarārinوَمَعِينٍۢve suyu bulunanwamaʿīnin٥٠
Meryem oğlunu da, annesini de mucize kıldık. Her ikisini de, pınarı bulunan, oturmaya elverişli yüksek bir yere yerleştirdik.
23:51
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلرُّسُلُelçilerl-rusuluكُلُوا۟yeyinkulūمِنَgüzel şeylerdenminaٱلطَّيِّبَـٰتِthe good thingsl-ṭayibātiوَٱعْمَلُوا۟ve yapınwa-iʿ'malūصَـٰلِحًا ۖyararlı işṣāliḥanإِنِّىçünkü beninnīبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaعَلِيمٌۭbilmekteyimʿalīmun٥١
Ey Peygamberler! Temiz şeylerden yiyin, yararlı iş işleyin; doğrusu Ben, yaptığınızı bilirim.
23:52
وَإِنَّve şüphesizwa-innaهَـٰذِهِۦٓbuhādhihiأُمَّتُكُمْsizin ümmetinizummatukumأُمَّةًۭümmettirummatanوَٰحِدَةًۭbir tekwāḥidatanوَأَنَا۠ve ben dewa-anāرَبُّكُمْsizin Rabbinizimrabbukumفَٱتَّقُونِbenden korkunfa-ittaqūni٥٢
Şüphesiz bu Müslümanlık, bir tek din olarak sizin dininizdir ve Ben de Rabbinizim; öyleyse Benden sakının.
23:53
فَتَقَطَّعُوٓا۟fakat parçalayıp ayırdılarfataqaṭṭaʿūأَمْرَهُمişleriniamrahumبَيْنَهُمْaralarındabaynahumزُبُرًۭا ۖKitaplarazuburanكُلُّherkulluحِزْبٍۭgurupḥiz'binبِمَاbulunanlabimāلَدَيْهِمْkendi yanındaladayhimفَرِحُونَsevinmektedirfariḥūna٥٣
Ama insanlar din konusunda aralarında bölük bölük oldular. Her bölük kendi tuttuğu yoldan memnundur.
23:54
فَذَرْهُمْonları bırakfadharhumفِىiçindeغَمْرَتِهِمْgafletlerighamratihimحَتَّىٰkadarḥattāحِينٍbir süreyeḥīnin٥٤
Onları bir süreye kadar sapıklıklarıyla başbaşa bırak.
23:55
أَيَحْسَبُونَonlar sanıyorlar mı?ayaḥsabūnaأَنَّمَاileannamāنُمِدُّهُمkendilerine verdiğimiznumidduhumبِهِۦmalbihiمِنofminمَّالٍۢwealthmālinوَبَنِينَve oğullarwabanīna٥٥
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
23:56
نُسَارِعُkoşuyoruznusāriʿuلَهُمْonlarınlahumفِىiyiliklerineٱلْخَيْرَٰتِ ۚthe goodl-khayrātiبَلbilakisbalلَّاdeğillerيَشْعُرُونَonlar farkındayashʿurūna٥٦
Kendilerine mal ve oğullar vermekle, iyiliklerde onlar için acele ettiğimizi mi zannederler? Hayır; farkında değiller.
23:57
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَonlar kialladhīnaهُمonlarhumمِّنْsaygıdanminخَشْيَةِ(the) fearkhashyatiرَبِّهِمRablerinerabbihimمُّشْفِقُونَtitrerlermush'fiqūna٥٧
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
23:58
وَٱلَّذِينَve onlar kiwa-alladhīnaهُمonlarhumبِـَٔايَـٰتِayetlerinebiāyātiرَبِّهِمْRablerininrabbihimيُؤْمِنُونَinanırlaryu'minūna٥٨
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
23:59
وَٱلَّذِينَve onlar kiwa-alladhīnaهُمonlarhumبِرَبِّهِمْRablerinebirabbihimلَاortak koşmazlarيُشْرِكُونَassociate partnersyush'rikūna٥٩
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
23:60
وَٱلَّذِينَve onlar kiwa-alladhīnaيُؤْتُونَverirleryu'tūnaمَآşeyiءَاتَوا۟verdikleriātawوَّقُلُوبُهُمْkalbleriwaqulūbuhumوَجِلَةٌürpererekwajilatunأَنَّهُمْşüphesiz onlarannahumإِلَىٰRablerinin huzurunailāرَبِّهِمْtheir Lordrabbihimرَٰجِعُونَdöneceklerrājiʿūna٦٠
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
23:61
أُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaيُسَـٰرِعُونَkoşarlaryusāriʿūnaفِىhayır işlerineٱلْخَيْرَٰتِthe good (deeds)l-khayrātiوَهُمْve onlarwahumلَهَا(hayır) içinlahāسَـٰبِقُونَönde giderlersābiqūna٦١
Rablerinden korkarak titreyenler, Rablerinin ayetlerine inananlar, Rablerine eş koşmayanlar, Rablerine dönecekleri için kalbleri ürpererek vermeleri gerekeni verenler, işte onlar iyi işlerde yarış ederler, o uğurda ileri geçerler.
23:62
وَلَاvewalāنُكَلِّفُbiz teklif etmeyiznukallifuنَفْسًاhiç kimseyenafsanإِلَّاbaşkasınıillāوُسْعَهَا ۖgücünün yetiğindenwus'ʿahāوَلَدَيْنَاve katımızda vardırwaladaynāكِتَـٰبٌۭbir Kitapkitābunيَنطِقُsöyleyenyanṭiquبِٱلْحَقِّ ۚgerçeğibil-ḥaqiوَهُمْve onlarawahumلَاaslaيُظْلَمُونَhaksızlık edilmezyuẓ'lamūna٦٢
Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.
23:63
بَلْfakatbalقُلُوبُهُمْonların kalbleriqulūbuhumفِىiçindedirغَمْرَةٍۢgafletghamratinمِّنْbundanminهَـٰذَاthishādhāوَلَهُمْonların vardır kiwalahumأَعْمَـٰلٌۭişleriaʿmālunمِّنbaşkaminدُونِbesidesdūniذَٰلِكَbundandhālikaهُمْonlarhumلَهَا(hep) o (işler) içinlahāعَـٰمِلُونَçalışırlarʿāmilūna٦٣
Ama, kafirlerin kalbleri bundan habersizdir. Bundan başka da onların yapageldikleri işler de vardır.
23:64
حَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَآzamanidhāأَخَذْنَاyakaladığımızakhadhnāمُتْرَفِيهِمvarlıklılarınımut'rafīhimبِٱلْعَذَابِazab ilebil-ʿadhābiإِذَاhemenidhāهُمْonlarhumيَجْـَٔرُونَferyada başlarlaryajarūna٦٤
Sonunda şımarık varlıklılarını azabla yakaladığımız zaman feryat ederler.
23:65
لَاartık feryadetmeyinتَجْـَٔرُوا۟cry for helptajarūٱلْيَوْمَ ۖbugünl-yawmaإِنَّكُمşüphesiz sizeinnakumمِّنَّاbize karşıminnāلَاyardım olunmazتُنصَرُونَwill be helpedtunṣarūna٦٥
Onlara şöyle deriz: "Bugün feryat etmeyin, doğrusu katımızdan bir yardım görmezsiniz."
23:66
قَدْgerçektenqadكَانَتْidikānatءَايَـٰتِىayetlerimāyātīتُتْلَىٰokunuyortut'lāعَلَيْكُمْsizeʿalaykumفَكُنتُمْfakat sizfakuntumعَلَىٰٓüzereʿalāأَعْقَـٰبِكُمْarkanızaʿqābikumتَنكِصُونَdönüyordunuztankiṣūna٦٦
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
23:67
مُسْتَكْبِرِينَkibirlenerekmus'takbirīnaبِهِۦona (ayetlerime) karşıbihiسَـٰمِرًۭاgeceleyinsāmiranتَهْجُرُونَsaçmalıyordunuztahjurūna٦٧
"Ayetlerim size okunduğunda büyüklük taslayıp, gece ağzınıza geleni söyleyerek ardınıza dönüyordunuz."
23:68
أَفَلَمْonlar iyice düşünmediler mi?afalamيَدَّبَّرُوا۟they ponderyaddabbarūٱلْقَوْلَo sözü (Kur'an'ı)l-qawlaأَمْyoksaamجَآءَهُمonlara geldi (mi)?jāahumمَّاbir şeyلَمْgelmeyenlamيَأْتِ(had) comeyatiءَابَآءَهُمُatalarınaābāahumuٱلْأَوَّلِينَöncekil-awalīna٦٨
Söyleneni hiç düşünmezler mi? Yoksa onlara, ilk atalarına gelmeyen bir şey mi geldi?
23:69
أَمْyoksaamلَمْtanımadıkları (için mi?)lamيَعْرِفُوا۟they recognizeyaʿrifūرَسُولَهُمْelçilerinirasūlahumفَهُمْonlarfahumلَهُۥonulahuمُنكِرُونَinkar ediyorlarmunkirūna٦٩
Veya peygamberlerini tanımadılar da; bu yüzden mi onu inkar ediyorlar?
23:70
أَمْyoksaamيَقُولُونَ(-mı) diyorlar?yaqūlūnaبِهِۦondabihiجِنَّةٌۢ ۚbir delilik varjinnatunبَلْhayırbalجَآءَهُمo kendilerine getirdijāahumبِٱلْحَقِّhakkıbil-ḥaqiوَأَكْثَرُهُمْfakat çoklarıwa-aktharuhumلِلْحَقِّhaktanlil'ḥaqqiكَـٰرِهُونَhoşlanmıyorlarkārihūna٧٠
Ya da: "Onda delilik var" diyorlar öyle mi? Hayır; onlara gerçeği getirmiştir, ama çoğu ondan hoşlanmamaktadır.
23:71
وَلَوِve eğerwalawiٱتَّبَعَuysaydıittabaʿaٱلْحَقُّhakl-ḥaquأَهْوَآءَهُمْonların keyiflerineahwāahumلَفَسَدَتِbozulur giderdilafasadatiٱلسَّمَـٰوَٰتُgöklerl-samāwātuوَٱلْأَرْضُve yerwal-arḍuوَمَنve kimselerwamanفِيهِنَّ ۚbunların içinde bulunanfīhinnaبَلْbilakisbalأَتَيْنَـٰهُمbiz onlara getirdikataynāhumبِذِكْرِهِمْZikir'lerinibidhik'rihimفَهُمْfakat onlarfahumعَنZikirlerindenʿanذِكْرِهِمtheir reminderdhik'rihimمُّعْرِضُونَyüz çeviriyorlarmuʿ'riḍūna٧١
Eğer gerçek onların heveslerine uysaydı, gökler, yer ve onlarda bulananlar bozulup giderdi. Onlara, kendilerine öğüt veren bir şey getirdik; onlar ise öğütlerinden yüz çevirirler.
23:72
أَمْyoksaamتَسْـَٔلُهُمْonlardan istiyor musun?tasaluhumخَرْجًۭاbir vergikharjanفَخَرَاجُvergisifakharājuرَبِّكَRabbininrabbikaخَيْرٌۭ ۖdaha hayırlıdırkhayrunوَهُوَve Owahuwaخَيْرُen hayırlısıdırkhayruٱلرَّٰزِقِينَrızık verenlerinl-rāziqīna٧٢
Yoksa sen onlardan bir ücret mi istiyorsun? Rabbinin ecri daha iyidir. O, rızık verenlerin en hayırlısıdır.
23:73
وَإِنَّكَve şüphesiz senwa-innakaلَتَدْعُوهُمْonları çağırıyorsunlatadʿūhumإِلَىٰbir yolailāصِرَٰطٍۢ(the) Pathṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdoğrumus'taqīmin٧٣
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
23:74
وَإِنَّve kuşkusuzwa-innaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaلَاinanmayan(lar)يُؤْمِنُونَbelieveyu'minūnaبِٱلْـَٔاخِرَةِahiretebil-ākhiratiعَنِyoldanʿaniٱلصِّرَٰطِthe pathl-ṣirāṭiلَنَـٰكِبُونَsapıyorlarlanākibūna٧٤
Aslında sen onları doğru yola çağırıyorsun ama, ahirete inanmayanlar bu yoldan sapmaktadırlar.
23:75
۞ وَلَوْve eğerwalawرَحِمْنَـٰهُمْbiz onlara acısaydıkraḥim'nāhumوَكَشَفْنَاve kaldırsaydıkwakashafnāمَاolanıبِهِمkendilerindebihimمِّنsıkıntıdanminضُرٍّۢ(the) hardshipḍurrinلَّلَجُّوا۟yine devam ederlerdilalajjūفِىazgınlıklarındaطُغْيَـٰنِهِمْtheir transgressionṭugh'yānihimيَعْمَهُونَbocalamayayaʿmahūna٧٥
Biz onlara acısak ve başlarındaki sıkıntıyı gidersek bile, azgınlıkları içinde bocalayıp kalırlar.
23:76
وَلَقَدْandolsunwalaqadأَخَذْنَـٰهُمbiz onları yakaladıkakhadhnāhumبِٱلْعَذَابِazab ilebil-ʿadhābiفَمَاama yinefamāٱسْتَكَانُوا۟boyun eğmedileris'takānūلِرَبِّهِمْRabblerinelirabbihimوَمَاvewamāيَتَضَرَّعُونَO'na yalvarmıyorlaryataḍarraʿūna٧٦
And olsun ki, Biz onları azabla yakalamıştık, yine de Rablerine boyun eğmemiş ve yakarmamışlardı.
23:77
حَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāفَتَحْنَاaçtığımızfataḥnāعَلَيْهِمüzerlerineʿalayhimبَابًۭاkapısıbābanذَاbir azabdhāعَذَابٍۢof a punishmentʿadhābinشَدِيدٍşiddetlishadīdinإِذَاderhalidhāهُمْonlarhumفِيهِO'nun içindefīhiمُبْلِسُونَşaşkın ve umutsuz kalırlarmub'lisūna٧٧
Sonunda onlara şiddetli bir azap kapısı açtığımız zaman ümitsiz kalıverdiler.
23:78
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىٓinşa edenalladhīأَنشَأَproducedansha-aلَكُمُsizin içinlakumuٱلسَّمْعَkulağıl-samʿaوَٱلْأَبْصَـٰرَve gözleriwal-abṣāraوَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۚve gönülleriwal-afidataقَلِيلًۭاazqalīlanمَّاne kadarتَشْكُرُونَşükrediyorsunuztashkurūna٧٨
Oysa, sizin için kulaklar, gözler ve kalbler vareden O'dur. Pek az şükrediyorsunuz.
23:79
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىsizi yaratıp yayanalladhīذَرَأَكُمْmultiplied youdhara-akumفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَإِلَيْهِve O'nun (huzurunda)wa-ilayhiتُحْشَرُونَtoplanacaksınıztuḥ'sharūna٧٩
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
23:80
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىyaşatanalladhīيُحْىِۦgives lifeyuḥ'yīوَيُمِيتُve öldürenwayumītuوَلَهُve O'nun(eseri)dirwalahuٱخْتِلَـٰفُdeğişmesiikh'tilāfuٱلَّيْلِgeceninal-layliوَٱلنَّهَارِ ۚve gündüzünwal-nahāriأَفَلَاaklınızı kullanmıyor musunuz?afalāتَعْقِلُونَyou reasontaʿqilūna٨٠
Dirilten de, öldüren de O'dur. Gece ile gündüzün birbiri ardından gitmesi de O'nun emrine bağlıdır. Düşünmez misiniz?
23:81
بَلْhayırbalقَالُوا۟onlar da dedilerqālūمِثْلَgibimith'laمَاneقَالَdedi (ise)qālaٱلْأَوَّلُونَevvelkilerl-awalūna٨١
Hayır; yine de öncekilerin dediklerini derler.
23:82
قَالُوٓا۟dediler kiqālūأَءِذَاzaman mı?a-idhāمِتْنَاöldüğümüzmit'nāوَكُنَّاve olduğumuzwakunnāتُرَابًۭاtoprakturābanوَعِظَـٰمًاve kemikwaʿiẓāmanأَءِنَّاbiz mi?a-innāلَمَبْعُوثُونَdiriltileceğizlamabʿūthūna٨٢
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
23:83
لَقَدْandolsunlaqadوُعِدْنَاyapıldıwuʿid'nāنَحْنُbizenaḥnuوَءَابَآؤُنَاve atalarımızawaābāunāهَـٰذَاbu (tehdid)hādhāمِنbizden önceminقَبْلُbeforeqabluإِنْdeğildirinهَـٰذَآbuhādhāإِلَّآbaşka bir şeyillāأَسَـٰطِيرُmasallarındanasāṭīruٱلْأَوَّلِينَevvelkilerinl-awalīna٨٣
Öncekiler: "Ölüp toprak ve bir yığın kemik olduğumuzda mı diriltileceğiz? And olsun ki biz ve daha önce de babalarımız tehdit edilmişti; bu, öncekilerin masallarından başka birşey değildir" demişlerdi.
23:84
قُلde kiqulلِّمَنِkimindir?limaniٱلْأَرْضُdünyal-arḍuوَمَنve bulunanlarwamanفِيهَآiçindefīhāإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتَعْلَمُونَbiliyortaʿlamūna٨٤
De ki: "Biliyorsanız söyleyin, yer ve onda bulunanlar kimindir?"
23:85
سَيَقُولُونَdiyeceklersayaqūlūnaلِلَّهِ ۚAllah'ındırlillahiقُلْde kiqulأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?afalāتَذَكَّرُونَyou remembertadhakkarūna٨٥
"Allah'ındır" diyecekler, "Öyleyse ders almaz mısınız?" de.
23:86
قُلْde kiqulمَنkimdir?manرَّبُّRabbirabbuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöğünl-samāwātiٱلسَّبْعِyedil-sabʿiوَرَبُّve RabbiwarabbuٱلْعَرْشِArş'ınl-ʿarshiٱلْعَظِيمِbüyükl-ʿaẓīmi٨٦
"Yedi göğün de Rabbi, yüce arşın da Rabbi kimdir?" de.
23:87
سَيَقُولُونَdiyeceklersayaqūlūnaلِلَّهِ ۚAllah'ındırlillahiقُلْde kiqulأَفَلَاkorkmuyor musunuz?afalāتَتَّقُونَyou fear (Him)tattaqūna٨٧
"Allah'tır" diyecekler! "Öyleyse O'na karşı gelmekten sakınmaz mısınız?" de.
23:88
قُلْde kiqulمَنۢkimdir?manبِيَدِهِۦelinde olanbiyadihiمَلَكُوتُmelekutu (mülkü ve yönetimi)malakūtuكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyinshayinوَهُوَve Owahuwaيُجِيرُkoruyup kollayanyujīruوَلَاfakatwalāيُجَارُkorunup kollanmayanyujāruعَلَيْهِkendisiʿalayhiإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتَعْلَمُونَbiliyortaʿlamūna٨٨
"Biliyorsanız söyleyin her şeyin hükümranlığı elinde olan, barındıran fakat himayeye muhtaç olmayan kimdir?"
23:89
سَيَقُولُونَdiyeceklersayaqūlūnaلِلَّهِ ۚAllah'a aittirlillahiقُلْde kiqulفَأَنَّىٰnasıl?fa-annāتُسْحَرُونَbüyüleniyorsunuztus'ḥarūna٨٩
"Allah'tır" diyecekler; "Öyleyse nasıl aldanıyorsunuz" de.
23:90
بَلْdoğrusubalأَتَيْنَـٰهُمbiz onlara getirdikataynāhumبِٱلْحَقِّhakkıbil-ḥaqiوَإِنَّهُمْonlarsawa-innahumلَكَـٰذِبُونَyalancıdırlarlakādhibūna٩٠
Hayır; Biz onlara gerçeği getirdik ama, onlar yalancıdırlar.
23:91
مَاedinmemiştirٱتَّخَذَAllah has takenittakhadhaٱللَّهُAllahl-lahuمِنhiçbirminوَلَدٍۢçocukwaladinوَمَاvewamāكَانَyokturkānaمَعَهُۥO'nunla berabermaʿahuمِنْhiçbirminإِلَـٰهٍ ۚtanrıilāhinإِذًۭاöyle olsaydıidhanلَّذَهَبَgötürürdüladhahabaكُلُّherkulluإِلَـٰهٍۭtanrıilāhinبِمَاkendi yarattığınıbimāخَلَقَhe createdkhalaqaوَلَعَلَاve üstün gelmeğe çalışırdıwalaʿalāبَعْضُهُمْonlardan biribaʿḍuhumعَلَىٰüzerineʿalāبَعْضٍۢ ۚdiğeribaʿḍinسُبْحَـٰنَmünezehtir (uzaktır)sub'ḥānaٱللَّهِAllahl-lahiعَمَّاonların tanımlamalarındanʿammāيَصِفُونَthey attributeyaṣifūna٩١
Allah çocuk edinmemiştir; O'nun yanında hiçbir tanrı yoktur, olsaydı, her tanrı kendi yarattığı ile beraber gider ve birbirinden üstün olmağa çalışırlardı. Allah onların vasıflandırdıklarından münezzehtir.
23:92
عَـٰلِمِ(O) bilirʿālimiٱلْغَيْبِgörünmeyenil-ghaybiوَٱلشَّهَـٰدَةِve görüneniwal-shahādatiفَتَعَـٰلَىٰve yücedirfataʿālāعَمَّاşeylerdenʿammāيُشْرِكُونَonların ortak koştuklarıyush'rikūna٩٢
O, görülmeyeni de, görüleni de bilir. Koştukları ortaklardan yücedir.
23:93
قُلde kiqulرَّبِّRabbimrabbiإِمَّاeğerimmāتُرِيَنِّىmutlaka bana göstereceksenturiyannīمَاşeyiيُوعَدُونَonların tehdidedildikleriyūʿadūna٩٣
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
23:94
رَبِّRabbimrabbiفَلَاbeni bırakmafalāتَجْعَلْنِىplace metajʿalnīفِىiçindeٱلْقَوْمِkavminl-qawmiٱلظَّـٰلِمِينَzaliml-ẓālimīna٩٤
De ki: "Rabbim! Onların tehdit olundukları şeyi bana mutlaka göstereceksen, o zaman beni zalim milletin içinde bulundurma Yarabbi."
23:95
وَإِنَّاşüphesiz bizwa-innāعَلَىٰٓsana göstermeğeʿalāأَنthatanنُّرِيَكَWe show younuriyakaمَاşeyiنَعِدُهُمْonları tehdidettiğimiznaʿiduhumلَقَـٰدِرُونَelbette kadirizlaqādirūna٩٥
Biz onlara vadettiğimizi sana elbette gösterebiliriz.
23:96
ٱدْفَعْsavuşturid'faʿبِٱلَّتِىşeylebi-allatīهِىَohiyaأَحْسَنُen güzelaḥsanuٱلسَّيِّئَةَ ۚkötülüğül-sayi-ataنَحْنُbiznaḥnuأَعْلَمُbiliyoruzaʿlamuبِمَا(seni) nasıl vasıflandıracaklarınıbimāيَصِفُونَthey attributeyaṣifūna٩٦
Kötülüğü en iyi ile sav. Onların vasıflandırmalarını Biz daha iyi biliriz.
23:97
وَقُلve de kiwaqulرَّبِّRabbimrabbiأَعُوذُsığınırımaʿūdhuبِكَsanabikaمِنْkışkırtmalarındanminهَمَزَٰتِ(the) suggestionshamazātiٱلشَّيَـٰطِينِşeytanlarınl-shayāṭīni٩٧
De ki: "Rabbim! Şeytanların kışkırtmalarından Sana sığınırım."
23:98
وَأَعُوذُve sığınırımwa-aʿūdhuبِكَsanabikaرَبِّRabbimrabbiأَنyanıma uğramalarındananيَحْضُرُونِthey be present with meyaḥḍurūni٩٨
"Rabbim! Yanımda bulunmalarından da Sana sığınırım."
23:99
حَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāجَآءَgeldiğijāaأَحَدَهُمُonlardan birineaḥadahumuٱلْمَوْتُölüml-mawtuقَالَder kiqālaرَبِّRabbimrabbiٱرْجِعُونِbeni geri döndürir'jiʿūni٩٩
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
23:100
لَعَلِّىٓböyleliklelaʿallīأَعْمَلُyapayımaʿmaluصَـٰلِحًۭاyararlı bir işṣāliḥanفِيمَاyerde (dünyada)fīmāتَرَكْتُ ۚterk ettiğimtaraktuكَلَّآ ۚhayırkallāإِنَّهَاşüphesiz buinnahāكَلِمَةٌbir sözdürkalimatunهُوَohuwaقَآئِلُهَا ۖonun söylediğiqāiluhāوَمِنvewaminوَرَآئِهِمönlerinde vardırwarāihimبَرْزَخٌbir berzahbarzakhunإِلَىٰkadarilāيَوْمِgüneyawmiيُبْعَثُونَdiriltilecekleri;yub'ʿathūna١٠٠
Onlardan birine ölüm gelince: "Rabbim! Beni geri çevir, belki, yapmadan bıraktığımı tamamlar, iyi iş işlerim" der. Hayır; bu söylediği sadece kendi lafıdır. Tekrar diriltilecekleri güne kadar arkalarında geriye dönmekten onları alıkoyan bir engel vardır.
23:101
فَإِذَاzamanfa-idhāنُفِخَüflendiğinufikhaفِىSur'aٱلصُّورِthe trumpetl-ṣūriفَلَآartık yokturfalāأَنسَابَsoylaransābaبَيْنَهُمْaralarındabaynahumيَوْمَئِذٍۢo günyawma-idhinوَلَاvewalāيَتَسَآءَلُونَsormazlaryatasāalūna١٠١
Sura üflendiği zaman, o gün, aralarındaki soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de birşey soramazlar.
23:102
فَمَنkimlerinfamanثَقُلَتْağır gelirsethaqulatمَوَٰزِينُهُۥtartılarımawāzīnuhuفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenlerdirl-muf'liḥūna١٠٢
Tartıları ağır gelenler, işte onlar kurtuluşa ermiş olanlardır.
23:103
وَمَنْve kimlerinwamanخَفَّتْhafif gelirsekhaffatمَوَٰزِينُهُۥtartılarımawāzīnuhuفَأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarfa-ulāikaٱلَّذِينَkimselerdiralladhīnaخَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lar)khasirūأَنفُسَهُمْkendilerinianfusahumفِىcehennemdeجَهَنَّمَHelljahannamaخَـٰلِدُونَsürekli kalanlardırkhālidūna١٠٣
Tartıları hafif gelenler, işte onlar, kendilerine yazık edendir, cehennemde temellidirler.
23:104
تَلْفَحُyalartalfaḥuوُجُوهَهُمُyüzleriniwujūhahumuٱلنَّارُateşl-nāruوَهُمْve onlarınwahumفِيهَا(ateşin) içindefīhāكَـٰلِحُونَdişleri açıkta kalırkāliḥūna١٠٤
Ateş onların yüzlerini yalar, dişleri sırıtıp kalır.
23:105
أَلَمْdeğil mi?alamتَكُنْWere nottakunءَايَـٰتِىayetlerimāyātīتُتْلَىٰokunurdutut'lāعَلَيْكُمْsizeʿalaykumفَكُنتُمoysa sizfakuntumبِهَاonlarıbihāتُكَذِّبُونَyalanlardınıztukadhibūna١٠٥
Allah: "Ayetlerim size okunurken onları yalanlıyordunuz değil mi?" der.
23:106
قَالُوا۟dedilerqālūرَبَّنَاRabbimizrabbanāغَلَبَتْyendighalabatعَلَيْنَاbiziʿalaynāشِقْوَتُنَاbahtsızlığımızshiq'watunāوَكُنَّاve biz oldukwakunnāقَوْمًۭاbir toplulukqawmanضَآلِّينَsapıkḍāllīna١٠٦
Şöyle derler: "Rabbimiz! Bizi bedbahtlığımız yenmişti; sapık bir millet olmuştuk."
23:107
رَبَّنَآRabbimizrabbanāأَخْرِجْنَاbizi çıkarakhrij'nāمِنْهَاbundanmin'hāفَإِنْeğerfa-inعُدْنَاbir daha dönersekʿud'nāفَإِنَّاartık biz gerçektenfa-innāظَـٰلِمُونَzalimlerizẓālimūna١٠٧
"Rabbimiz! Bizi buradan çıkar, tekrar günaha dönersek, doğrusu zulmetmiş oluruz."
23:108
قَالَbuyurdu kiqālaٱخْسَـُٔوا۟sininikh'saūفِيهَاoradafīhāوَلَاvewalāتُكَلِّمُونِbana bir şey söylemeyintukallimūni١٠٨
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
23:109
إِنَّهُۥgerçek şu kiinnahuكَانَidikānaفَرِيقٌۭbir zümrefarīqunمِّنْkullarımdanminعِبَادِىMy slavesʿibādīيَقُولُونَdiyorlaryaqūlūnaرَبَّنَآRabbimizrabbanāءَامَنَّاinandıkāmannāفَٱغْفِرْbağışlafa-igh'firلَنَاbizilanāوَٱرْحَمْنَاve bize acıwa-ir'ḥamnāوَأَنتَve senwa-antaخَيْرُen hayırlısısınkhayruٱلرَّٰحِمِينَacıyanlarınl-rāḥimīna١٠٩
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
23:110
فَٱتَّخَذْتُمُوهُمْsiz onları aldınızfa-ittakhadhtumūhumسِخْرِيًّاalayasikh'riyyanحَتَّىٰٓnihayetḥattāأَنسَوْكُمْsize unutturdularansawkumذِكْرِىbeni anmayıdhik'rīوَكُنتُمve sizwakuntumمِّنْهُمْonlaramin'humتَضْحَكُونَdaima gülüyordunuztaḍḥakūna١١٠
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
23:111
إِنِّىşüphesiz beninnīجَزَيْتُهُمُonlara verdimjazaytuhumuٱلْيَوْمَbugünl-yawmaبِمَاkarşılığınıbimāصَبَرُوٓا۟sabretmelerininṣabarūأَنَّهُمْişte onlardırannahumهُمُonlarhumuٱلْفَآئِزُونَkurtulup murada erenlerl-fāizūna١١١
Allah: "Sinin orada! Benimle konuşmayın. Kullarımdan bir topluluk: "Rabbimiz! inandık, artık bizi bağışla, bize acı. Sen acıyanların en iyisisin" diyordu. Siz ise, onları alaya alıyordunuz. Bu yaptıklarınız size Beni anmayı unutturuyordu. Onlara hep gülüyordunuz. Sabretmelerine karşılık bugün onları mükafatlandırdım. Doğrusu onlar kurtulanlardır" der.
23:112
قَـٰلَve buyurduqālaكَمْne kadar?kamلَبِثْتُمْkaldınızlabith'tumفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiعَدَدَsayısıncaʿadadaسِنِينَyıllarsinīna١١٢
Allah onlara yine: "Yeryüzünde kaç yıl kaldınız" der.
23:113
قَالُوا۟dedilerqālūلَبِثْنَاkaldıklabith'nāيَوْمًاbir günyawmanأَوْyahutawبَعْضَbir kısmı kadarbaʿḍaيَوْمٍۢgününyawminفَسْـَٔلِsorfasaliٱلْعَآدِّينَsayanlaral-ʿādīna١١٣
"Bir gün veya daha az bir süre kaldık, sayanlara sor" derler.
23:114
قَـٰلَbuyurdu kiqālaإِنkalmadınızinلَّبِثْتُمْyou stayedlabith'tumإِلَّاbaşkaillāقَلِيلًۭا ۖaz bir (zamandan)qalīlanلَّوْkeşkelawأَنَّكُمْsizannakumكُنتُمْbilseydinizkuntumتَعْلَمُونَbizim-mi sandınız?taʿlamūna١١٤
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
23:115
أَفَحَسِبْتُمْbizimafaḥasib'tumأَنَّمَاsizi yarattığımızıannamāخَلَقْنَـٰكُمْWe created youkhalaqnākumعَبَثًۭاboş yereʿabathanوَأَنَّكُمْve sizinwa-annakumإِلَيْنَاbizeilaynāلَاaslaتُرْجَعُونَdöndürülmeyeceğinizitur'jaʿūna١١٥
Allah' "Pek az kaldınız, keşke bilseydiniz! Sizi boşuna yarattığımızı ve Bize döndürülmeyeceğinizi mi sandınız?" der.
23:116
فَتَعَـٰلَىpek yücedirfataʿālāٱللَّهُAllahl-lahuٱلْمَلِكُmutlak hakiml-malikuٱلْحَقُّ ۖhakl-ḥaquلَآyokturإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاbaşkaillāهُوَO'ndanhuwaرَبُّrabbidirrabbuٱلْعَرْشِArş'ınl-ʿarshiٱلْكَرِيمِKeriml-karīmi١١٦
Gerçek hükümdar olan Allah yücedir. O'ndan başka tanrı yoktur. O, yüce arşın Rabbidir.
23:117
وَمَنve kimwamanيَدْعُtaparsayadʿuمَعَile berabermaʿaٱللَّهِAllahl-lahiإِلَـٰهًاbir tanrıyailāhanءَاخَرَbaşkaākharaلَاbulunmayanبُرْهَـٰنَhiçbir delilbur'hānaلَهُۥhakkındalahuبِهِۦonunbihiفَإِنَّمَاşüphesizfa-innamāحِسَابُهُۥonun hesabıḥisābuhuعِندَyanındadırʿindaرَبِّهِۦٓ ۚRabbininrabbihiإِنَّهُۥçünkü (o)innahuلَاaslaيُفْلِحُiflah olmazlaryuf'liḥuٱلْكَـٰفِرُونَkafirlerl-kāfirūna١١٧
Allah'la beraber, varlığına hiçbir delili olmadığı halde başka tanrıya tapanın hesabını Rabbi görecektir. İnkarcılar elbette kurtulamazlar.
23:118
وَقُلve de kiwaqulرَّبِّRabbimrabbiٱغْفِرْbağışlaigh'firوَٱرْحَمْve acıwa-ir'ḥamوَأَنتَve senwa-antaخَيْرُen hayırlısısınkhayruٱلرَّٰحِمِينَacıyanlarınl-rāḥimīna١١٨
De ki: "Rabbim! Bağışla, merhamet et, Sen merhamet edenlerin en hayırlısısın."