24

Nur

Medeni 64 Ayet Cüz 18
النور

Nur Suresi (النور), Kur’an-ı Kerim’in 24. suresidir — Medeni, 64 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
24:1
سُورَةٌbir suredirsūratunأَنزَلْنَـٰهَاbu indirdiğimizanzalnāhāوَفَرَضْنَـٰهَاve farz kıldığımızwafaraḍnāhāوَأَنزَلْنَاve indirdikwa-anzalnāفِيهَآondafīhāءَايَـٰتٍۭayetlerāyātinبَيِّنَـٰتٍۢaçık açıkbayyinātinلَّعَلَّكُمْbelkilaʿallakumتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alırsınıztadhakkarūna١
Bu, indirip, hükümlerini kesinleştirdiğimiz suredir. Öğüt alasınız diye onda apaçık ayetler indirdik.
24:2
ٱلزَّانِيَةُzina eden kadınaal-zāniyatuوَٱلزَّانِىve zina eden erkeğewal-zānīفَٱجْلِدُوا۟vurunfa-ij'lidūكُلَّherkullaوَٰحِدٍۢbirinewāḥidinمِّنْهُمَاonlardanmin'humāمِا۟ئَةَyüzmi-ataجَلْدَةٍۢ ۖdeğnekjaldatinوَلَاve aslawalāتَأْخُذْكُمsizi tutmasıntakhudh'kumبِهِمَاonlara karşıbihimāرَأْفَةٌۭacıma duygusurafatunفِىdininde (cezasını uygulamada)دِينِ(the) religion of AllahdīniٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتُؤْمِنُونَinananlartu'minūnaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَٱلْيَوْمِve gününewal-yawmiٱلْـَٔاخِرِ ۖahiretl-ākhiriوَلْيَشْهَدْve şahid olsunwalyashhadعَذَابَهُمَاonlara yapılan azabaʿadhābahumāطَآئِفَةٌۭbir grupṭāifatunمِّنَmü'minlerdenminaٱلْمُؤْمِنِينَthe believersl-mu'minīna٢
Zina eden kadın ve erkeğin her birine yüzer değnek vurun. Allah'a ve ahiret gününe inanıyorsanız, Allah'ın dini konusunda o ikisine acımayın. Onların ceza görmesine, inananlardan bir topluluk da şahit olsun.
24:3
ٱلزَّانِىzina eden erkekal-zānīلَاevlenmezيَنكِحُmarryyankiḥuإِلَّاbaşkasıylaillāزَانِيَةًzina eden kadındanzāniyatanأَوْveyaawمُشْرِكَةًۭmüşrik kadındanmush'rikatanوَٱلزَّانِيَةُve zina eden kadınwal-zāniyatuلَاevlenmezيَنكِحُهَآmarry heryankiḥuhāإِلَّاbaşkasıylaillāزَانٍzina eden erkektenzāninأَوْveyaawمُشْرِكٌۭ ۚmüşrik erkektenmush'rikunوَحُرِّمَharam kılınmıştırwaḥurrimaذَٰلِكَbudhālikaعَلَىüzerineʿalāٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerl-mu'minīna٣
Zina eden erkek, ancak zina eden veya putperest bir kadınla evlenebilir. Zina eden kadınla da, ancak zina eden veya putperest olan bir erkek evlenebilir. Bu, müminlere yasak edilmiştir.
24:4
وَٱلَّذِينَzina ile suçlayanwa-alladhīnaيَرْمُونَaccuseyarmūnaٱلْمُحْصَنَـٰتِnamuslu kadınlarıl-muḥ'ṣanātiثُمَّsonrathummaلَمْgetirmeyenlerelamيَأْتُوا۟they bringyatūبِأَرْبَعَةِdörtbi-arbaʿatiشُهَدَآءَşahidshuhadāaفَٱجْلِدُوهُمْvurun onlarafa-ij'lidūhumثَمَـٰنِينَseksenthamānīnaجَلْدَةًۭdeğnekjaldatanوَلَاve artıkwalāتَقْبَلُوا۟kabul etmeyintaqbalūلَهُمْonlarınlahumشَهَـٰدَةًşahidliğinishahādatanأَبَدًۭا ۚaslaabadanوَأُو۟لَـٰٓئِكَve iştewa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْفَـٰسِقُونَyoldan çıkmış kimselerdirl-fāsiqūna٤
İffetli kadınlara zina isnat edip de, sonra dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun; ebediyen onların şahidliğini kabul etmeyin. İşte onlar yoldan çıkmış kimselerdir.
24:5
إِلَّاancak hariçtirillāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaتَابُوا۟tevbe eden(ler)tābūمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiذَٰلِكَbundandhālikaوَأَصْلَحُوا۟ve uslananlarwa-aṣlaḥūفَإِنَّçünküfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭçok bağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭçok esirgeyendirraḥīmun٥
Ama bundan sonra, tevbe edip düzelenler bunun dışındadır. Şüphesiz Allah bağışlar ve merhamet eder.
24:6
وَٱلَّذِينَkimselerwa-alladhīnaيَرْمُونَzina ile suçlayanyarmūnaأَزْوَٰجَهُمْeşleriniazwājahumوَلَمْvewalamيَكُنbulunmayanlaryakunلَّهُمْonlarınlahumشُهَدَآءُşahidlerishuhadāuإِلَّآbaşkaillāأَنفُسُهُمْkendilerindenanfusuhumفَشَهَـٰدَةُ(o halde) şahidliğifashahādatuأَحَدِهِمْonlardan her birininaḥadihimأَرْبَعُdört defaarbaʿuشَهَـٰدَٰتٍۭşahid tutmasıdırshahādātinبِٱللَّهِ ۙAllah'ıbil-lahiإِنَّهُۥkendisinin mutlakainnahuلَمِنَdoğru söyleyenlerden olduğunalaminaٱلصَّـٰدِقِينَthe truthfull-ṣādiqīna٦
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
24:7
وَٱلْخَـٰمِسَةُbeşinci defasındawal-khāmisatuأَنَّkuşkusuzannaلَعْنَتَla'netininlaʿnataٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهِkendi üzerine olmasını dilerʿalayhiإِنeğerinكَانَisekānaمِنَyalan söyleyenlerdenminaٱلْكَـٰذِبِينَthe liarsl-kādhibīna٧
Karılarına zina isnat edip de kendilerinden başka şahidleri olmayanların şahidliği, kendisinin doğru sözlülerden olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutmasıyla olur. Beşincisinde, eğer yalancılardan ise Allah'ın lanetinin kendisine olmasını diler.
24:8
وَيَدْرَؤُا۟ve kaldırırwayadra-uعَنْهَاkendisindenʿanhāٱلْعَذَابَazabıl-ʿadhābaأَنkadının şahidlik etmesianتَشْهَدَshe bears witnesstashhadaأَرْبَعَdört defaarbaʿaشَهَـٰدَٰتٍۭşahid tutupshahādātinبِٱللَّهِ ۙAllah'ıbil-lahiإِنَّهُۥonun (kocasının)innahuلَمِنَyalan söyleyenlerden olduğunalaminaٱلْكَـٰذِبِينَthe liarsl-kādhibīna٨
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
24:9
وَٱلْخَـٰمِسَةَbeşinci defa dawal-khāmisataأَنَّkuşkusuzannaغَضَبَgazabınınghaḍabaٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهَآkendi üzerine olmasını dilerʿalayhāإِنeğerinكَانَ(kocası) isekānaمِنَdoğrulardanminaٱلصَّـٰدِقِينَthe truthfull-ṣādiqīna٩
Kocasının yalancılardan olduğuna Allah'ı dört defa şahit tutması, cezayı kadından savar. Beşincisinde, kocası doğrulardan ise kendisinin Allah'ın gazabına uğramasını diler.
24:10
وَلَوْلَاya olmasaydıwalawlāفَضْلُlutfufaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَرَحْمَتُهُۥve rahmetiwaraḥmatuhuوَأَنَّve şüphesizwa-annaٱللَّهَAllahl-lahaتَوَّابٌtevbeleri çok kabul edendirtawwābunحَكِيمٌhikmet sahibidirḥakīmun١٠
Allah'ın size nimet ve rahmeti bulunmasa ve Allah tevbeleri kabul eden ve Hakim olmasaydı suçlunun hemen cezasını verirdi.
24:11
إِنَّkuşkusuzinnaٱلَّذِينَgetirenleralladhīnaجَآءُوbroughtjāūبِٱلْإِفْكِiftirayıbil-if'kiعُصْبَةٌۭbir toplulukturʿuṣ'batunمِّنكُمْ ۚiçinizdenminkumلَاonu sanmayınتَحْسَبُوهُthink ittaḥsabūhuشَرًّۭاşersharranلَّكُم ۖsizin içinlakumبَلْbilakisbalهُوَohuwaخَيْرٌۭhayırdırkhayrunلَّكُمْ ۚsizin içinlakumلِكُلِّher (karşılığını görecektir)likulliٱمْرِئٍۢkişiim'ri-inمِّنْهُمonlardanmin'humمَّاneٱكْتَسَبَişledi (ise)ik'tasabaمِنَgünahınınminaٱلْإِثْمِ ۚthe sinl-ith'miوَٱلَّذِىkimseyewa-alladhīتَوَلَّىٰyüklenentawallāكِبْرَهُۥen büyüğünükib'rahuمِنْهُمْonlardanmin'humلَهُۥonun (yalanın)lahuعَذَابٌbir azab (vardır)ʿadhābunعَظِيمٌۭbüyükʿaẓīmun١١
(Peygamber'in eşi hakkında) o yalanı uyduranlar içinizden bir güruhtur. Bunu kendiniz için kötü sanmayın, o sizin için hayırlı olmuştur. O kimselerden her birine kazandığı günah karşılığı ceza vardır; içlerinden elebaşılık yapana ise büyük azap vardır.
24:12
لَّوْلَآgerekmez miydi?lawlāإِذْzamanidhسَمِعْتُمُوهُonu işittiğinizsamiʿ'tumūhuظَنَّzanda bulunupẓannaٱلْمُؤْمِنُونَinanan erkeklerinl-mu'minūnaوَٱلْمُؤْمِنَـٰتُve inanan kadınlarınwal-mu'minātuبِأَنفُسِهِمْkendiliklerindenbi-anfusihimخَيْرًۭاgüzelkhayranوَقَالُوا۟ve demeleriwaqālūهَـٰذَآbuhādhāإِفْكٌۭbir iftiradırif'kunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun١٢
Onu işittiğiniz zaman, erkek kadın müminlerin, kendiliklerinden hüsnü zanda bulunup da: "Bu apaçık bir iftiradır" demeleri gerekmez miydi?
24:13
لَّوْلَاgerekmez miydi?lawlāجَآءُوgetirmelerijāūعَلَيْهِonaʿalayhiبِأَرْبَعَةِdörtbi-arbaʿatiشُهَدَآءَ ۚşahidshuhadāaفَإِذْmadem kifa-idhلَمْgetirmedilerlamيَأْتُوا۟they broughtyatūبِٱلشُّهَدَآءِşahidleribil-shuhadāiفَأُو۟لَـٰٓئِكَo halde onlarfa-ulāikaعِندَyanındaʿindaٱللَّهِAllahl-lahiهُمُonlarhumuٱلْكَـٰذِبُونَyalancılardırl-kādhibūna١٣
Dört şahit getirmeleri gerekmez miydi? İşte bunlar, şahit getirmedikçe Allah katında yalancı olanlardır.
24:14
وَلَوْلَاve eğer olmasaydıwalawlāفَضْلُlutfufaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَرَحْمَتُهُۥve rahmetiwaraḥmatuhuفِىdünyadaٱلدُّنْيَاthe worldl-dun'yāوَٱلْـَٔاخِرَةِve ahirettewal-ākhiratiلَمَسَّكُمْsize mutlaka dokunurdulamassakumفِىhakkındaمَآşey (iftira)أَفَضْتُمْdaldığınızafaḍtumفِيهِiçinefīhiعَذَابٌbir azabʿadhābunعَظِيمٌbüyükʿaẓīmun١٤
Allah'ın dünya ve ahirette size lütuf ve merhameti olmasaydı, o kötü sözü yaymanızdan ötürü büyük bir azaba uğrardınız.
24:15
إِذْçünküidhتَلَقَّوْنَهُۥsiz onu alıveriyorsunuztalaqqawnahuبِأَلْسِنَتِكُمْdillerinizlebi-alsinatikumوَتَقُولُونَve söylüyorsunuzwataqūlūnaبِأَفْوَاهِكُمağızlarınızlabi-afwāhikumمَّاbir şeyiلَيْسَhiç olmayanlaysaلَكُمsizinlakumبِهِۦhakkındabihiعِلْمٌۭbilgi(niz)ʿil'munوَتَحْسَبُونَهُۥve onu sanıyorsunuzwataḥsabūnahuهَيِّنًۭاönemsiz bir işhayyinanوَهُوَoysa owahuwaعِندَyanındaʿindaٱللَّهِAllahl-lahiعَظِيمٌۭbüyüktürʿaẓīmun١٥
Onu dilinize dolamıştınız. Bilmediğiniz şeyleri ağzınıza alıyordunuz. Onu önemsiz bir şey sanıyordunuz, oysa Allah katında önemi büyüktü.
24:16
وَلَوْلَآgerekmez miydi?walawlāإِذْzamanidhسَمِعْتُمُوهُonu işittiğinizsamiʿ'tumūhuقُلْتُمdemenizqul'tumمَّاyakışmazيَكُونُit isyakūnuلَنَآbizelanāأَنkonuşmamızanنَّتَكَلَّمَwe speaknatakallamaبِهَـٰذَاbunubihādhāسُبْحَـٰنَكَSeni tenzih ederizsub'ḥānakaهَـٰذَاbuhādhāبُهْتَـٰنٌbir iftiradırbuh'tānunعَظِيمٌۭbüyükʿaẓīmun١٦
O'nu işittiğinizde: "Bu konuda konuşmamız yakışık almaz; haşa, bu büyük bir iftiradır" demeniz gerekmez miydi?
24:17
يَعِظُكُمُsize öğüt veriyoryaʿiẓukumuٱللَّهُAllahl-lahuأَنdönmemeniz içinanتَعُودُوا۟you returntaʿūdūلِمِثْلِهِۦٓböyle bir şeyelimith'lihiأَبَدًاbir daha aslaabadanإِنeğerinكُنتُمisenizkuntumمُّؤْمِنِينَinananlarmu'minīna١٧
Eğer mümin kişilerdenseniz, Allah buna benzer bir şeye bir daha dönmemenizi tavsiye eder.
24:18
وَيُبَيِّنُve açıklıyorwayubayyinuٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمُsizelakumuٱلْـَٔايَـٰتِ ۚayetleri(ni)l-āyātiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَلِيمٌbilendirʿalīmunحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmun١٨
Allah size ayetleri açıkça bildirir. Allah bilendir, Hakim'dir.
24:19
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimselerealladhīnaيُحِبُّونَisteyenlereyuḥibbūnaأَنyayılmasınıanتَشِيعَ(should) spreadtashīʿaٱلْفَـٰحِشَةُedepsizliğinl-fāḥishatuفِىiçindeٱلَّذِينَinananlaralladhīnaءَامَنُوا۟believeāmanūلَهُمْvardırlahumعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmunفِىdünyadaٱلدُّنْيَاthe worldl-dun'yāوَٱلْـَٔاخِرَةِ ۚve ahirettewal-ākhiratiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَعْلَمُbiliryaʿlamuوَأَنتُمْancak sizwa-antumلَاbilmezsinizتَعْلَمُونَknowtaʿlamūna١٩
Müminler arasından hayasızlığın yayılmasını arzu edenlere, işte onlara, dünya ve ahirette can yakıcı azap vardır. Allah bilir, siz ise bilmezsiniz.
24:20
وَلَوْلَاve eğer olmasaydıwalawlāفَضْلُlutfufaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَرَحْمَتُهُۥve rahmetiwaraḥmatuhuوَأَنَّve kuşkusuzwa-annaٱللَّهَAllahl-lahaرَءُوفٌۭçok şefkatlidirraūfunرَّحِيمٌۭmerhametlidirraḥīmun٢٠
Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, Allah şefkatli ve merhametli olmasaydı hemen cezanızı verirdi.
24:21
۞ يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاizlemeyinتَتَّبِعُوا۟followtattabiʿūخُطُوَٰتِadımlarınıkhuṭuwātiٱلشَّيْطَـٰنِ ۚşeytanınl-shayṭāniوَمَنve kimwamanيَتَّبِعْizlerseyattabiʿخُطُوَٰتِadımlarınıkhuṭuwātiٱلشَّيْطَـٰنِşeytanınl-shayṭāniفَإِنَّهُۥmuhakkak ofa-innahuيَأْمُرُ(ona) emrederyamuruبِٱلْفَحْشَآءِedepsizliğibil-faḥshāiوَٱلْمُنكَرِ ۚve kötülüğüwal-munkariوَلَوْلَاve eğer olmasaydıwalawlāفَضْلُlutfufaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَرَحْمَتُهُۥve rahmetiwaraḥmatuhuمَاtemizlemezdiزَكَىٰ(would) have been purezakāمِنكُمsizdenminkumمِّنْhiçminأَحَدٍbiriniziaḥadinأَبَدًۭاaslaabadanوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُزَكِّىarındırıryuzakkīمَنkimseyimanيَشَآءُ ۗdilediğiyashāuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuسَمِيعٌişitendirsamīʿunعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun٢١
Ey İnananlar! Şeytana ayak uydurmayın. Kim şeytanın ardına takılırsa, bilsin ki, o, hayasızlığı ve fenalığı emreder. Allah'ın size lütuf ve merhameti bulunmasaydı, hiçbiriniz ebediyen temize çıkamazdı. Fakat Allah dilediğini temize çıkarır. Allah işitir ve bilir.
24:22
وَلَاvewalāيَأْتَلِyemin etmesinleryataliأُو۟لُوا۟sahipleriulūٱلْفَضْلِfaziletl-faḍliمِنكُمْsizdenminkumوَٱلسَّعَةِve servetwal-saʿatiأَن(bir şey) vermemeğeanيُؤْتُوٓا۟they giveyu'tūأُو۟لِىsahipleri (akrabalara)ulīٱلْقُرْبَىٰyakınlık (akrabalara)l-qur'bāوَٱلْمَسَـٰكِينَve yoksullarawal-masākīnaوَٱلْمُهَـٰجِرِينَve hicret edenlerewal-muhājirīnaفِىyolundaسَبِيلِ(the) waysabīliٱللَّهِ ۖAllahl-lahiوَلْيَعْفُوا۟ve affetsinlerwalyaʿfūوَلْيَصْفَحُوٓا۟ ۗve hoşgörsünlerwalyaṣfaḥūأَلَاsevmez misiniz?alāتُحِبُّونَyou liketuḥibbūnaأَنbağışlamasınıanيَغْفِرَAllah should forgiveyaghfiraٱللَّهُAllah'ınl-lahuلَكُمْ ۗsizilakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌesirgeyendirraḥīmun٢٢
İçinizde lütuf ve servet sahibi olanlar, yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere, vermemek için yemin etmesinler, affetsinler, geçsinler. Allah'ın sizi bağışlamasından hoşlanmaz mısınız? Allah bağışlayandır, merhametli olandır.
24:23
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَedenleralladhīnaيَرْمُونَzina iftirasıyarmūnaٱلْمُحْصَنَـٰتِnamuslu kadınlaral-muḥ'ṣanātiٱلْغَـٰفِلَـٰتِbir şeyden habersizl-ghāfilātiٱلْمُؤْمِنَـٰتِinanmış kadınlaral-mu'minātiلُعِنُوا۟la'netlenmişlerdirluʿinūفِىdünya'daٱلدُّنْيَاthe worldl-dun'yāوَٱلْـَٔاخِرَةِve ahirettewal-ākhiratiوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumعَذَابٌbir azabʿadhābunعَظِيمٌۭbüyükʿaẓīmun٢٣
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
24:24
يَوْمَo günyawmaتَشْهَدُşahidlik edecektirtashhaduعَلَيْهِمْkendilerineʿalayhimأَلْسِنَتُهُمْdillerialsinatuhumوَأَيْدِيهِمْve elleriwa-aydīhimوَأَرْجُلُهُمve ayaklarıwa-arjuluhumبِمَاşeylerebimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyapıyor(lar)yaʿmalūna٢٤
İffetli, habersiz, mümin kadınlara zina isnat edenler dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir. Kendi dilleri, elleri ve ayakları, yapmış olduklarına şahidlik ettikleri gün onlar büyük azaba uğrayacaklardır.
24:25
يَوْمَئِذٍۢo günyawma-idhinيُوَفِّيهِمُonlara tam veriryuwaffīhimuٱللَّهُAllahl-lahuدِينَهُمُcezalarınıdīnahumuٱلْحَقَّhak ettikleril-ḥaqaوَيَعْلَمُونَve onlar bilirlerwayaʿlamūnaأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllahl-lahaهُوَOhuwaٱلْحَقُّHak'tırl-ḥaquٱلْمُبِينُapaçıkl-mubīnu٢٥
O gün, Allah onlara kesinleşmiş cezalarını verecektir. Allah'ın apaçık hak olduğunu bileceklerdir.
24:26
ٱلْخَبِيثَـٰتُkötü kadınlaral-khabīthātuلِلْخَبِيثِينَkötü erkeklerelil'khabīthīnaوَٱلْخَبِيثُونَkötü erkeklerwal-khabīthūnaلِلْخَبِيثَـٰتِ ۖkötü kadınlaralil'khabīthātiوَٱلطَّيِّبَـٰتُiyi kadınlarwal-ṭayibātuلِلطَّيِّبِينَiyi erkeklerelilṭṭayyibīnaوَٱلطَّيِّبُونَiyi erkeklerwal-ṭayibūnaلِلطَّيِّبَـٰتِ ۚiyi kadınlaralilṭṭayyibātiأُو۟لَـٰٓئِكَbunlarulāikaمُبَرَّءُونَuzaktırlarmubarraūnaمِمَّاşeylerdenmimmāيَقُولُونَ ۖonların söyledikleriyaqūlūnaلَهُمbunlara vardırlahumمَّغْفِرَةٌۭbir bağışlamamaghfiratunوَرِزْقٌۭve bir rızıkwariz'qunكَرِيمٌۭcömertçekarīmun٢٦
Kötü kadınlar kötü erkeklere, kötü erkekler kötü kadınlara yakışırlar. İyi kadınlar iyi erkeklere, iyi erkekler de iyi kadınlara yakışırlar. Bunlar, onların söylediklerinden uzaktırlar. İşte bunlara mağfiret ve cömertçe verilmiş rızık vardır.
24:27
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاgirmeyinتَدْخُلُوا۟entertadkhulūبُيُوتًاevlerebuyūtanغَيْرَbaşkaghayraبُيُوتِكُمْkendi evlerinizdenbuyūtikumحَتَّىٰta kiḥattāتَسْتَأْنِسُوا۟izin almadantastanisūوَتُسَلِّمُوا۟ve selam vermedenwatusallimūعَلَىٰٓüzerineʿalāأَهْلِهَا ۚ(ev) halkıahlihāذَٰلِكُمْherhalde budhālikumخَيْرٌۭdaha hayırlıdırkhayrunلَّكُمْsizin içinlakumلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَذَكَّرُونَdüşünüp anlarsınıztadhakkarūna٢٧
Ey inananlar! Evlerinizden başka evlere, izin almadan, seslenip sahiplerine selam vermeden girmeyiniz. Eğer düşünürseniz bu sizin için daha iyidir.
24:28
فَإِنeğerfa-inلَّمْbulamazsanızlamتَجِدُوا۟you findtajidūفِيهَآoradafīhāأَحَدًۭاkimseyiaḥadanفَلَاoraya girmeyinfalāتَدْخُلُوهَاenter ittadkhulūhāحَتَّىٰkadarḥattāيُؤْذَنَizin verilinceyeyu'dhanaلَكُمْ ۖsizelakumوَإِنve eğerwa-inقِيلَdenirseqīlaلَكُمُsizelakumuٱرْجِعُوا۟dönün!ir'jiʿūفَٱرْجِعُوا۟ ۖo halde dönünfa-ir'jiʿūهُوَohuwaأَزْكَىٰdaha temizdirazkāلَكُمْ ۚsizin içinlakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun٢٨
Eğer evde kimseyi bulamazsanız, yine de size izin verilmedikçe içeriye girmeyiniz. Size "Dönün" denirse dönün. Bu, sizi daha çok temize çıkarır. Allah yaptıklarınızı bilir.
24:29
لَّيْسَyokturlaysaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumجُنَاحٌbir günahjunāḥunأَن(izinsiz) girmenizden dolayıanتَدْخُلُوا۟you entertadkhulūبُيُوتًاevlerebuyūtanغَيْرَoturulmayanghayraمَسْكُونَةٍۢinhabitedmaskūnatinفِيهَاiçindefīhāمَتَـٰعٌۭeşyanız bulunanmatāʿunلَّكُمْ ۚsizinlakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاşeyiتُبْدُونَaçığa vurduğunuztub'dūnaوَمَاve şeyiwamāتَكْتُمُونَgizlediğiniztaktumūna٢٩
İçinde malınız bulunan boş evlere girmenizde bir sorumluluk yoktur. Allah, açığa vurduğunuzu da, gizlediğinizi de bilir.
24:30
قُلsöylequlلِّلْمُؤْمِنِينَinanan erkeklerelil'mu'minīnaيَغُضُّوا۟sakınsınlaryaghuḍḍūمِنْbakışlarınıminأَبْصَـٰرِهِمْtheir gazeabṣārihimوَيَحْفَظُوا۟ve korusunlarwayaḥfaẓūفُرُوجَهُمْ ۚırzlarınıfurūjahumذَٰلِكَbudhālikaأَزْكَىٰdaha temizdirazkāلَهُمْ ۗonlar içinlahumإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaخَبِيرٌۢhaber almaktadırkhabīrunبِمَاşeyleribimāيَصْنَعُونَher yaptıklarıyaṣnaʿūna٣٠
Mümin erkeklere söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, mahrem yerlerini, korusunlar. Bu, onların arınmasını daha iyi sağlar. Allah yaptıklarından şüphesiz haberdardır.
24:31
وَقُلve söylewaqulلِّلْمُؤْمِنَـٰتِinanan kadınlaralil'mu'minātiيَغْضُضْنَsakınsınlaryaghḍuḍ'naمِنْbakışlarınıminأَبْصَـٰرِهِنَّtheir gazeabṣārihinnaوَيَحْفَظْنَve korusunlarwayaḥfaẓnaفُرُوجَهُنَّırzlarınıfurūjahunnaوَلَاvewalāيُبْدِينَgöstermesinleryub'dīnaزِينَتَهُنَّsüslerinizīnatahunnaإِلَّاancak hariçillāمَاgörünenlerظَهَرَis apparentẓaharaمِنْهَا ۖondanmin'hāوَلْيَضْرِبْنَve koysunlarwalyaḍrib'naبِخُمُرِهِنَّbaşörtülerinibikhumurihinnaعَلَىٰüstüneʿalāجُيُوبِهِنَّ ۖ(göğüs) yırtmaçlarınınjuyūbihinnaوَلَاvewalāيُبْدِينَgöstermesinleryub'dīnaزِينَتَهُنَّsüslerinizīnatahunnaإِلَّاdışındakilereillāلِبُعُولَتِهِنَّkocalarılibuʿūlatihinnaأَوْyahutawءَابَآئِهِنَّbabalarıābāihinnaأَوْyahutawءَابَآءِbabalarıābāiبُعُولَتِهِنَّkocalarınınbuʿūlatihinnaأَوْyahutawأَبْنَآئِهِنَّoğullarıabnāihinnaأَوْyahutawأَبْنَآءِoğullarıabnāiبُعُولَتِهِنَّkocalarınınbuʿūlatihinnaأَوْyahutawإِخْوَٰنِهِنَّkardeşleriikh'wānihinnaأَوْyahutawبَنِىٓoğullarıbanīإِخْوَٰنِهِنَّkardeşlerininikh'wānihinnaأَوْyahutawبَنِىٓoğullarıbanīأَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerininakhawātihinnaأَوْyahutawنِسَآئِهِنَّkadınlarınisāihinnaأَوْyahutawمَاsahip oldukları (köleleri)مَلَكَتْpossessmalakatأَيْمَـٰنُهُنَّellerininaymānuhunnaأَوِyahutawiٱلتَّـٰبِعِينَtabi'leri (hizmetlileri)l-tābiʿīnaغَيْرِbulunmayanghayriأُو۟لِىkadına ihtiyacıulīٱلْإِرْبَةِhaving no physical desirel-ir'batiمِنَerkeklerdenminaٱلرِّجَالِ[the] menl-rijāliأَوِyahutawiٱلطِّفْلِçocuklaral-ṭif'liٱلَّذِينَonlar kialladhīnaلَمْhenüz anlamazlarlamيَظْهَرُوا۟awareyaẓharūعَلَىٰmahrem yerlerini;ʿalāعَوْرَٰتِprivate aspectsʿawrātiٱلنِّسَآءِ ۖkadınlarınl-nisāiوَلَاvewalāيَضْرِبْنَvurmasınlaryaḍrib'naبِأَرْجُلِهِنَّayaklarınıbi-arjulihinnaلِيُعْلَمَbilinmesi içinliyuʿ'lamaمَاşeylerinيُخْفِينَgizledikleriyukh'fīnaمِنsüslerindenminزِينَتِهِنَّ ۚtheir adornmentzīnatihinnaوَتُوبُوٓا۟ve tevbe edinwatūbūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiجَمِيعًاtoplucajamīʿanأَيُّهَeyayyuhaٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūnaلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُفْلِحُونَfelaha erersiniztuf'liḥūna٣١
Mümin kadınlara da söyle: Gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffetlerini korusunlar. Süslerini, kendiliğinden görünen kısmı müstesna, açmasınlar. Baş örtülerini yakalarının üzerine salsınlar. Süslerini kocaları veya babaları ve kayınpederleri veya oğulları veya kocalarının oğulları veya kardeşleri veya erkek kardeşlerinin oğulları veya kızkardeşlerinin oğulları veya müslüman kadınları veya cariyeleri veya erkekliği kalmamış hizmetçiler, ya da kadınların mahrem yerlerini henüz anlamayan çocuklardan başkasına göstermesinler. Gizledikleri süslerin bilinmesi için ayaklarını yere vurmasınlar. Ey inananlar! Saadete ermeniz için hepiniz tevbe ederek Allah'ın hükmüne dönün.
24:32
وَأَنكِحُوا۟ve evlendirinwa-ankiḥūٱلْأَيَـٰمَىٰbekarlarıl-ayāmāمِنكُمْiçinizdenminkumوَٱلصَّـٰلِحِينَve iyileriwal-ṣāliḥīnaمِنْkölelerinizdenminعِبَادِكُمْyour male slavesʿibādikumوَإِمَآئِكُمْ ۚve cariyeleriniz(den)wa-imāikumإِنeğerinيَكُونُوا۟iseleryakūnūفُقَرَآءَyoksulfuqarāaيُغْنِهِمُonları zengin ederyugh'nihimuٱللَّهُAllahl-lahuمِنlutfundanminفَضْلِهِۦ ۗHis Bountyfaḍlihiوَٱللَّهُve Allahınwal-lahuوَٰسِعٌ(mülkü) geniştirwāsiʿunعَلِيمٌۭ(her şeyi) bilendirʿalīmun٣٢
İçinizdeki bekarları, kölelerinizden ve cariyelerinizden iyi olanları evlendirin. Eğer yoksul iseler, Allah onları lütfü ile zenginleştirir. Allah lütfü bol olandır, bilendir.
24:33
وَلْيَسْتَعْفِفِve iffetlerini korusunlarwalyastaʿfifiٱلَّذِينَkimseleralladhīnaلَاbulamayan(lar)يَجِدُونَfindyajidūnaنِكَاحًاevlenme (imkanı)nikāḥanحَتَّىٰkadarḥattāيُغْنِيَهُمُkendilerini zengin edinceyeyugh'niyahumuٱللَّهُAllahl-lahuمِنlutfundanminفَضْلِهِۦ ۗHis Bountyfaḍlihiوَٱلَّذِينَve kimselerlewa-alladhīnaيَبْتَغُونَisteyen(lerle)yabtaghūnaٱلْكِتَـٰبَmükatebe (sözleşme) yapmakl-kitābaمِمَّاsahip olduklarındanmimmāمَلَكَتْpossessmalakatأَيْمَـٰنُكُمْellerinizinaymānukumفَكَاتِبُوهُمْmükatebe yapınfakātibūhumإِنْeğerinعَلِمْتُمْbilirsenizʿalim'tumفِيهِمْonlar hakındafīhimخَيْرًۭا ۖhayırlı olduğunukhayranوَءَاتُوهُمve onlara verinwaātūhumمِّنmalındanminمَّالِthe wealth of AllahmāliٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلَّذِىٓsize verdiğialladhīءَاتَىٰكُمْ ۚHe has given youātākumوَلَاvewalāتُكْرِهُوا۟zorlamayıntuk'rihūفَتَيَـٰتِكُمْcariyelerinizifatayātikumعَلَىfuhşaʿalāٱلْبِغَآءِ[the] prostitutionl-bighāiإِنْeğerinأَرَدْنَistiyorlarsaaradnaتَحَصُّنًۭاnamuslu kalmayıtaḥaṣṣunanلِّتَبْتَغُوا۟elde etmek içinlitabtaghūعَرَضَgeçici menfaatiniʿaraḍaٱلْحَيَوٰةِhayatınınl-ḥayatiٱلدُّنْيَا ۚdünyal-dun'yāوَمَنve kimwamanيُكْرِههُّنَّonları zorlarsayuk'rihhunnaفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiإِكْرَٰهِهِنَّzorlanmalarındanik'rāhihinnaغَفُورٌۭbağışlayıcıghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyicidirraḥīmun٣٣
Evlenemeyenler, Allah kendilerini lütfü ile zenginleştirene kadar iffetli davransınlar. Kölelerinizden hür olmak için bedel vermek isteyenlerin, onlarda bir iyilik görürseniz, bedel vermelerini kabul edin. Onlara Allah'ın size verdiği maldan verin. Dünya hayatının geçici menfaatini elde etmek için, iffetli olmak isteyen cariyelerinizi fuhşa zorlamayın. Kim onları buna zorlarsa bilsin ki Allah hiç şüphesiz onu değil zorlanan kadınları bağışlar ve merhamet eder.
24:34
وَلَقَدْve andolsun kiwalaqadأَنزَلْنَآindirdikanzalnāإِلَيْكُمْsizeilaykumءَايَـٰتٍۢayetlerāyātinمُّبَيِّنَـٰتٍۢaçıklayıcımubayyinātinوَمَثَلًۭاve bir temsilwamathalanمِّنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaخَلَوْا۟gelip geçenkhalawمِنsizden önceminقَبْلِكُمْbefore youqablikumوَمَوْعِظَةًۭve bir öğütwamawʿiẓatanلِّلْمُتَّقِينَmuttakiler içinlil'muttaqīna٣٤
And olsun ki, size apaçık ayetler, sizden önce geçenlerden misal ve sakınanlara öğüt indirdik.
24:35
۞ ٱللَّهُAllahal-lahuنُورُnurudurnūruٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۚve yerinwal-arḍiمَثَلُbenzermathaluنُورِهِۦO'nun nurunūrihiكَمِشْكَوٰةٍۢbir kandilekamish'katinفِيهَاiçinde bulunanfīhāمِصْبَاحٌ ۖlambamiṣ'bāḥunٱلْمِصْبَاحُlambal-miṣ'bāḥuفِىiçerisindedirزُجَاجَةٍ ۖcamzujājatinٱلزُّجَاجَةُcaml-zujājatuكَأَنَّهَاsanki (gibidir)ka-annahāكَوْكَبٌۭbir yıldızkawkabunدُرِّىٌّۭincidendurriyyunيُوقَدُyakılıryūqaduمِنbir ağacı(nın yağı)ndanminشَجَرَةٍۢa treeshajaratinمُّبَـٰرَكَةٍۢmübarekmubārakatinزَيْتُونَةٍۢzeytinzaytūnatinلَّاneشَرْقِيَّةٍۢdoğudansharqiyyatinوَلَاve ne dewalāغَرْبِيَّةٍۢbatıdangharbiyyatinيَكَادُöyle ki neredeyseyakāduزَيْتُهَاonun yağızaytuhāيُضِىٓءُışık veriryuḍīuوَلَوْve eğerwalawلَمْdeğmese (bile)lamتَمْسَسْهُtouched ittamsashuنَارٌۭ ۚateşnārunنُّورٌnurnūrunعَلَىٰüstüneʿalāنُورٍۢ ۗnurnūrinيَهْدِىhidayet ederyahdīٱللَّهُAllahl-lahuلِنُورِهِۦnurunalinūrihiمَنkimseyimanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَيَضْرِبُmisaller verirwayaḍribuٱللَّهُAllahl-lahuٱلْأَمْثَـٰلَbenzetmelerlel-amthālaلِلنَّاسِ ۗinsanlaralilnnāsiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌۭbilirʿalīmun٣٥
Allah göklerin ve yerin Nur'udur. O'nun nuru, içinde ışık bulunan bir kandil yuvasına benzer. O ışık bir cam içindedir, cam ise, sanki inci gibi parlayan bir yıldızdır; bu ne yalnız doğuda ve ne de yalnız batıda bulunan bereketli zeytin ağacından yakılır. Ateş değmese bile, nerdeyse yağın kendisi aydınlatacak! Nur üstüne nurdur. Allah dilediğini nuruna kavuşturur. Allah insanlara misaller verir. O, herşeyi bilir.
24:36
فِىevlerdedirبُيُوتٍhousesbuyūtinأَذِنَizin verdiğiadhinaٱللَّهُAllah'ınl-lahuأَنyükseltilmesineanتُرْفَعَthey be raisedtur'faʿaوَيُذْكَرَve anılmasınawayudh'karaفِيهَاiçlerindefīhāٱسْمُهُۥadınınus'muhuيُسَبِّحُtesbih ederleryusabbiḥuلَهُۥO'nulahuفِيهَاonların içindefīhāبِٱلْغُدُوِّsabahbil-ghuduwiوَٱلْـَٔاصَالِve akşamwal-āṣāli٣٦
Allah'ın yüksek tutulmasına ve içlerinde adının anılmasına izin verdiği evlerde, insanlar sabah akşam O'nu tesbih ederler.
24:37
رِجَالٌۭerkekler (ki)rijālunلَّاkendilerini alıkoymazتُلْهِيهِمْdistracts themtul'hīhimتِجَـٰرَةٌۭticarettijāratunوَلَاve ne dewalāبَيْعٌalışverişbayʿunعَنanmaktanʿanذِكْرِ(the) remembrance of Allahdhik'riٱللَّهِAllah'ıl-lahiوَإِقَامِve kılmaktanwa-iqāmiٱلصَّلَوٰةِnamazl-ṣalatiوَإِيتَآءِve vermektenwaītāiٱلزَّكَوٰةِ ۙzekatl-zakatiيَخَافُونَonlar korkarlaryakhāfūnaيَوْمًۭاgündenyawmanتَتَقَلَّبُters döneceğitataqallabuفِيهِondafīhiٱلْقُلُوبُyüreklerinl-qulūbuوَٱلْأَبْصَـٰرُve gözlerinwal-abṣāru٣٧
Bunları ne ticaret ve ne de alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan, zekat vermekten alıkoyar. Bunlar, gönüllerin ve gözlerin döneceği günden korkarlar.
24:38
لِيَجْزِيَهُمُkarşılığını vermesi içinliyajziyahumuٱللَّهُAllahl-lahuأَحْسَنَen güzelaḥsanaمَاşeylerinعَمِلُوا۟yaptıklarıʿamilūوَيَزِيدَهُمve daha fazlası içinwayazīdahumمِّنlutfundanminفَضْلِهِۦ ۗHis Bountyfaḍlihiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَرْزُقُrızıklandırıryarzuquمَنkimseyimanيَشَآءُdilediğiyashāuبِغَيْرِhesapsız olarakbighayriحِسَابٍۢmeasureḥisābin٣٨
Allah, onları işlediklerinin en güzeliyle mükafatlandırır ve lütfundan onlara fazlasıyla verir. Allah dilediğini hesapsız şekilde rızıklandırır.
24:39
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)kafarūأَعْمَـٰلُهُمْonların işleriaʿmāluhumكَسَرَابٍۭserap gibidirkasarābinبِقِيعَةٍۢdüz arazidekibiqīʿatinيَحْسَبُهُonu sanıryaḥsabuhuٱلظَّمْـَٔانُsusayanl-ẓamānuمَآءًsumāanحَتَّىٰٓfakatḥattāإِذَاne zaman kiidhāجَآءَهُۥyanına gelincejāahuلَمْbulamazlamيَجِدْهُhe finds ityajid'huشَيْـًۭٔاhiçbir şeyshayanوَوَجَدَve bulurwawajadaٱللَّهَAllah'ıl-lahaعِندَهُۥyanındaʿindahuفَوَفَّىٰهُtam görürfawaffāhuحِسَابَهُۥ ۗonun hesabınıḥisābahuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuسَرِيعُçabuk görendirsarīʿuٱلْحِسَابِhesabıl-ḥisābi٣٩
İnkar edenlerin işleri engin çöllerdeki serap gibidir. Susayan kimse onu su zanneder, fakat oraya geldiğinde hiçbir şey bulamaz. Orada Allah'ı bulur ve O da hesabını görür. Allah hesabı çabuk görendir.
24:40
أَوْyahutawكَظُلُمَـٰتٍۢkaranlıklar gibidirkaẓulumātinفِىiçindekiبَحْرٍۢbir denizbaḥrinلُّجِّىٍّۢderinlujjiyyinيَغْشَىٰهُki üstünü örtenyaghshāhuمَوْجٌۭbir dalgamawjunمِّنonun üstündenminفَوْقِهِۦon itfawqihiمَوْجٌۭbir dalgamawjunمِّنonun üstündenminفَوْقِهِۦon itfawqihiسَحَابٌۭ ۚbir bulutsaḥābunظُلُمَـٰتٌۢkaranlıklarẓulumātunبَعْضُهَاonun biribaʿḍuhāفَوْقَüstünefawqaبَعْضٍdiğerininbaʿḍinإِذَآne zaman kiidhāأَخْرَجَçıkarsaakhrajaيَدَهُۥeliniyadahuلَمْneredeyselamيَكَدْhardlyyakadيَرَىٰهَا ۗonu dahi göremezyarāhāوَمَنbir kimseyewamanلَّمْvermemişselamيَجْعَلِAllah (has) madeyajʿaliٱللَّهُAllahl-lahuلَهُۥonalahuنُورًۭاbir nurnūranفَمَاartık olmazfamāلَهُۥonunlahuمِنhiçbirminنُّورٍnurunūrin٤٠
Veya derin denizin karanlıklarına benzer. Onu üstüste dalgalar ve dalgaların üstünde de bulutlar örter; karanlıklar üstünde karanlıklar; insan elini uzattığı zaman, nerdeyse onu bile göremez. Allah'ın nur vermediği kimsenin nuru olmaz.
24:41
أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllah'ıl-lahaيُسَبِّحُtesbih ederleryusabbiḥuلَهُۥonulahuمَنkimselermanفِىolanٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerdel-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerde olanwal-arḍiوَٱلطَّيْرُve kuşlarwal-ṭayruصَـٰٓفَّـٰتٍۢ ۖsaflar halinde uçanṣāffātinكُلٌّۭher birikullunقَدْandolsunqadعَلِمَbilirʿalimaصَلَاتَهُۥkendi du'asınıṣalātahuوَتَسْبِيحَهُۥ ۗve tesbihiniwatasbīḥahuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَلِيمٌۢbilmektedirʿalīmunبِمَاşeyleribimāيَفْعَلُونَonların yaptıklarıyafʿalūna٤١
Göklerde ve yerde olan kimselerin, sıra sıra uçan kuşların Allah'ı tesbih ettiğini görmez misin? Her biri kendi niyaz ve tesbihini bilir. Allah, onların yaptıklarını bilendir.
24:42
وَلِلَّهِve Allah'ındırwalillahiمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerinwal-arḍiوَإِلَىvewa-ilāٱللَّهِAllah'adırl-lahiٱلْمَصِيرُdönüşl-maṣīru٤٢
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş Allah'adır.
24:43
أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraأَنَّşüphesiz kiannaٱللَّهَAllahl-lahaيُزْجِىsüreryuz'jīسَحَابًۭاbulutlarısaḥābanثُمَّsonrathummaيُؤَلِّفُbirleştiriryu-allifuبَيْنَهُۥonların arasınıbaynahuثُمَّsonrathummaيَجْعَلُهُۥonları yığar (sıkıştırır)yajʿaluhuرُكَامًۭاbirbiri üstünerukāmanفَتَرَىsonra görürsünfatarāٱلْوَدْقَyağmurunl-wadqaيَخْرُجُçıktığınıyakhrujuمِنْarasındanminخِلَـٰلِهِۦtheir midstkhilālihiوَيُنَزِّلُve indirirwayunazziluمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِ(the) skyl-samāiمِنdağlardanminجِبَالٍۢmountainsjibālinفِيهَاoradafīhāمِنۢbir doluminبَرَدٍۢ(is) hailbaradinفَيُصِيبُvururfayuṣībuبِهِۦonunlabihiمَنdilediğinimanيَشَآءُHe willsyashāuوَيَصْرِفُهُۥve onu öteye çevirirwayaṣrifuhuعَنdilediğindenʿanمَّنwhommanيَشَآءُ ۖHe willsyashāuيَكَادُneredeyseyakāduسَنَاparıltısısanāبَرْقِهِۦşimşeğininbarqihiيَذْهَبُalıryadhhabuبِٱلْأَبْصَـٰرِgözleribil-abṣāri٤٣
Bilmez misiniz ki, Allah bulutları sürer, sonra onları bir araya getirir; üstüste yığar, sen de onların arasından yağmur yağdığını görürsün. Gökten içinde dolu bulunan dağlar gibi bulutlar indirir, dilediğini ona uğratır, dilediğinden de uzak tutar. Bu bulutların şimşeğinin parıltısı nerdeyse gözleri alır!
24:44
يُقَلِّبُçeviriryuqallibuٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّيْلَgeceal-laylaوَٱلنَّهَارَ ۚve gündüzüwal-nahāraإِنَّkuşkusuzinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَعِبْرَةًۭbir ibretlaʿib'ratanلِّأُو۟لِىolanlar içinli-ulīٱلْأَبْصَـٰرِgözleril-abṣāri٤٤
Allah geceyi gündüze, gündüzü geceye çevirir. Doğrusu, görebilenler için bunda ibretler vardır.
24:45
وَٱللَّهُve Allahwal-lahuخَلَقَyarattıkhalaqaكُلَّherkullaدَآبَّةٍۢcanlıyıdābbatinمِّنsudanminمَّآءٍۢ ۖwatermāinفَمِنْهُمonlardanfamin'humمَّنkimimanيَمْشِىyürüryamshīعَلَىٰüzerinde (sürünerek)ʿalāبَطْنِهِۦkarnıbaṭnihiوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنkimimanيَمْشِىyürüryamshīعَلَىٰüstündeʿalāرِجْلَيْنِiki ayakrij'layniوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنkimimanيَمْشِىyürüryamshīعَلَىٰٓüstündeʿalāأَرْبَعٍۢ ۚdört (ayak)arbaʿinيَخْلُقُyaratıryakhluquٱللَّهُAllahl-lahuمَاneيَشَآءُ ۚdilerseyashāuإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllahl-lahaعَلَىٰzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭkadirdirqadīrun٤٥
Allah bütün canlıları sudan yaratmıştır. Kimi karnı üzerinde sürünür, kimi iki ayakla yürür, kimi dört ayakla yürür. Allah dilediğini yaratır, Allah şüphesiz herşeye Kadir'dir.
24:46
لَّقَدْandolsunlaqadأَنزَلْنَآbiz indirdikanzalnāءَايَـٰتٍۢayetlerāyātinمُّبَيِّنَـٰتٍۢ ۚ(gerçekleri) açıklayanmubayyinātinوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَهْدِىiletiryahdīمَنkimseyimanيَشَآءُdilediğiyashāuإِلَىٰyolailāصِرَٰطٍۢa pathṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdoğrumus'taqīmin٤٦
And olsun ki, açıklayıcı ayetler indirmişizdir. Allah dilediğini doğru yola eriştirir.
24:47
وَيَقُولُونَve diyorlarwayaqūlūnaءَامَنَّاinandıkāmannāبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَبِٱلرَّسُولِve Rasulewabil-rasūliوَأَطَعْنَاve ita'at ettikwa-aṭaʿnāثُمَّsonrathummaيَتَوَلَّىٰdönüyoryatawallāفَرِيقٌۭbir grupfarīqunمِّنْهُمonladanmin'humمِّنۢardındanminبَعْدِafterbaʿdiذَٰلِكَ ۚbunundhālikaوَمَآve değillerdirwamāأُو۟لَـٰٓئِكَbunlarulāikaبِٱلْمُؤْمِنِينَinanmışbil-mu'minīna٤٧
Münafıklar: "Allah'a ve Peygamber'e inandık, itaat ettik" derler; sonra da bir takımı yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
24:48
وَإِذَاzamanwa-idhāدُعُوٓا۟çağırıldıklarıduʿūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiوَرَسُولِهِۦve Rasulünewarasūlihiلِيَحْكُمَhükmetmesi içinliyaḥkumaبَيْنَهُمْaralarındabaynahumإِذَاhemenidhāفَرِيقٌۭbir grupfarīqunمِّنْهُمonlardanmin'humمُّعْرِضُونَyüz çevirirlermuʿ'riḍūna٤٨
Aralarında hüküm vermek üzere Allah'a ve Peygamberine çağırıldıkları zaman, bir takımı hemen yüz çevirirler. İşte bunlar inanmış değillerdir.
24:49
وَإِنve eğerwa-inيَكُنolursayakunلَّهُمُkendi lehlerinelahumuٱلْحَقُّhüküml-ḥaquيَأْتُوٓا۟gelirleryatūإِلَيْهِonailayhiمُذْعِنِينَita'at ederekmudh'ʿinīna٤٩
Ama hak kendilerinden tarafa ise, itaatle koşa koşa gelirler.
24:50
أَفِىkalblerinde-mı var?afīقُلُوبِهِمkalblerindequlūbihimمَّرَضٌa diseasemaraḍunأَمِyoksaamiٱرْتَابُوٓا۟şüphe mi ettiler?ir'tābūأَمْyoksaamيَخَافُونَkorkuyorlar mı?yakhāfūnaأَنdiyeanيَحِيفَhaksızlık yapacakyaḥīfaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْهِمْkendilerineʿalayhimوَرَسُولُهُۥ ۚve Elçisininwarasūluhuبَلْhayırbalأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlarhumuٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerdirl-ẓālimūna٥٠
Kalplerinde hastalık mı var, yoksa şüphelenmişler midir, yahut Allah'ın ve Peygamberinin onlara haksızlık yapacağından mı korkmaktadırlar? Hayır; onlar sadece zalimdirler.
24:51
إِنَّمَاancakinnamāكَانَsözükānaقَوْلَ(the) statementqawlaٱلْمُؤْمِنِينَinananlarınl-mu'minīnaإِذَاzamanidhāدُعُوٓا۟çağırıldıklarıduʿūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiوَرَسُولِهِۦve Rasulünewarasūlihiلِيَحْكُمَhükmetmesi içinliyaḥkumaبَيْنَهُمْaralarındabaynahumأَنdemeleridiranيَقُولُوا۟they sayyaqūlūسَمِعْنَاişittiksamiʿ'nāوَأَطَعْنَا ۚve ita'at ettikwa-aṭaʿnāوَأُو۟لَـٰٓئِكَiştewa-ulāikaهُمُonlardırhumuٱلْمُفْلِحُونَkurtuluşa erenlerl-muf'liḥūna٥١
Aralarında hüküm verilmek üzere Allah'a ve Peygambere çağırıldıkları vakit: "İşittik, itaat ettik" demek, ancak müminlerin sözüdür, işte saadete erenler onlardır.
24:52
وَمَنve kim(ler)wamanيُطِعِita'at ederseyuṭiʿiٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥve Resulünewarasūlahuوَيَخْشَve korkarsawayakhshaٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَيَتَّقْهِve sakınırsawayattaqhiفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlardırhumuٱلْفَآئِزُونَkazananlarl-fāizūna٥٢
Allah'a ve Peygambere itaat eden, Allah'tan korkan ve O'ndan sakınan kimseler, işte onlar kurtulanlardır.
24:53
۞ وَأَقْسَمُوا۟ve yemin ettilerwa-aqsamūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiجَهْدَvar gücüylejahdaأَيْمَـٰنِهِمْyeminlerininaymānihimلَئِنْeğerla-inأَمَرْتَهُمْonlara emredersenamartahumلَيَخْرُجُنَّ ۖ(savaşa) çıkacaklarınalayakhrujunnaقُلde kiqulلَّاyemin etmeyinتُقْسِمُوا۟ ۖsweartuq'simūطَاعَةٌۭitaatinizṭāʿatunمَّعْرُوفَةٌ ۚmalumdurmaʿrūfatunإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaخَبِيرٌۢhaberdardırkhabīrunبِمَاşeylerdenbimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūna٥٣
Eğer kendilerine emredersen, o iki yüzlüler, savaşa çıkacaklarına bütün güçleriyle yemin ederler. De ki: "Yemin etmeyin; itaatiniz malumdur. Allah yaptıklarınızdan şüphesiz haberdardır."
24:54
قُلْde kiqulأَطِيعُوا۟ita'at edinaṭīʿūٱللَّهَAllah'al-lahaوَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinwa-aṭīʿūٱلرَّسُولَ ۖRasulel-rasūlaفَإِنeğerfa-inتَوَلَّوْا۟dönerseniztawallawفَإِنَّمَاartık ancakfa-innamāعَلَيْهِonun sorumluluğuʿalayhiمَاşeydirحُمِّلَkendisine yükletilenḥummilaوَعَلَيْكُمve sizin sorumluluğunuzwaʿalaykumمَّاşeydirحُمِّلْتُمْ ۖsize yükletilenḥummil'tumوَإِنve eğerwa-inتُطِيعُوهُona ita'at ederseniztuṭīʿūhuتَهْتَدُوا۟ ۚdoğru yolu bulursunuztahtadūوَمَاve değildirwamāعَلَىdüşenʿalāٱلرَّسُولِRasulel-rasūliإِلَّاbaşka bir şeyillāٱلْبَلَـٰغُduyurmaktanl-balāghuٱلْمُبِينُaçık bir şekildel-mubīnu٥٤
De ki: "Allah'a itaat edin; Peygambere itaat edin." Eğer yüz çevirirseniz, bilin ki o Peygamber, kendisine yükletilenden ve siz de kendinize yükletilenden sorumlusunuz. Eğer O'na itaat ederseniz doğru yolu bulursunuz, Peygambere düşen sadece, apaçık tebliğdir.
24:55
وَعَدَva'detmiştirwaʿadaٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerealladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūمِنكُمْsizdenminkumوَعَمِلُوا۟ve yapanlarawaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiلَيَسْتَخْلِفَنَّهُمْonları hükümran kılacaktırlayastakhlifannahumفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiكَمَاgibikamāٱسْتَخْلَفَhükümran kıldığıis'takhlafaٱلَّذِينَkimselerialladhīnaمِنonlardan öncekiminقَبْلِهِمْ(were) before themqablihimوَلَيُمَكِّنَنَّve sağlamlaştıracaktırwalayumakkinannaلَهُمْkendilerinelahumدِينَهُمُdinlerinidīnahumuٱلَّذِىrazı olduğualladhīٱرْتَضَىٰHe has approvedir'taḍāلَهُمْkendileri içinlahumوَلَيُبَدِّلَنَّهُمve onları erdirecektirwalayubaddilannahumمِّنۢardındanminبَعْدِafterbaʿdiخَوْفِهِمْkorkularınınkhawfihimأَمْنًۭا ۚ(tam) bir güveneamnanيَعْبُدُونَنِىbana kulluk edecekleryaʿbudūnanīلَاortak koşmayacaklarيُشْرِكُونَthey associateyush'rikūnaبِىbanaشَيْـًۭٔا ۚhiçbir şeyishayanوَمَنama kim(ler)wamanكَفَرَinkar edersekafaraبَعْدَsonrabaʿdaذَٰلِكَbundandhālikaفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْفَـٰسِقُونَyoldan çıkanlardırl-fāsiqūna٥٥
Allah, içinizden inanıp yararlı iş işleyenlere, onlardan öncekileri halef kıldığı gibi, onları da yeryüzüne halef kılacağına, onlar için beğendiği dini temelli yerleştireceğine, korkularını güvene çevireceğine dair söz vermiştir. Çünkü onlar Bana kulluk eder, hiçbir şeyi Bana ortak koşmazlar. Bundan sonra inkar eden kimseler, işte onlar artık yoldan çıkmış olanlardır.
24:56
وَأَقِيمُوا۟ve kılınwa-aqīmūٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَءَاتُوا۟ve verinwaātūٱلزَّكَوٰةَzekatıl-zakataوَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinwa-aṭīʿūٱلرَّسُولَElçiyel-rasūlaلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُرْحَمُونَmerhamet olunursunuztur'ḥamūna٥٦
Namaz kılın, zekat verin, Peygambere itaat edin ki size merhamet edilsin.
24:57
لَاsanmaتَحْسَبَنَّthinktaḥsabannaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(lerin)kafarūمُعْجِزِينَ(Allah'ı) aciz bırakacaklarınımuʿ'jizīnaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِ ۚthe earthl-arḍiوَمَأْوَىٰهُمُve onların varacağı yerwamawāhumuٱلنَّارُ ۖateştirl-nāruوَلَبِئْسَve ne kötüwalabi'saٱلْمَصِيرُbir varış yeridirl-maṣīru٥٧
İnkar edenlerin, Bizi yeryüzünde aciz bırakacaklarını sanmayasın. Varacakları yer ateştir. Ne kötü dönüştür!
24:58
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلِيَسْتَـْٔذِنكُمُizin istesinlerliyastadhinkumuٱلَّذِينَkimseleralladhīnaمَلَكَتْaltında bulunan (köle ve hizmetçi)malakatأَيْمَـٰنُكُمْellerinizinaymānukumوَٱلَّذِينَve olanlarwa-alladhīnaلَمْhenüz ermemişlamيَبْلُغُوا۟reachedyablughūٱلْحُلُمَerginliğel-ḥulumaمِنكُمْsizdenminkumثَلَـٰثَüçthalāthaمَرَّٰتٍۢ ۚvakittemarrātinمِّنönceminقَبْلِbeforeqabliصَلَوٰةِnamazındanṣalatiٱلْفَجْرِsabahl-fajriوَحِينَve zamanwaḥīnaتَضَعُونَçıkar(ıp yat)acağınıztaḍaʿūnaثِيَابَكُمelbisenizithiyābakumمِّنَöğle vaktiminaٱلظَّهِيرَةِnoonl-ẓahīratiوَمِنۢvewaminبَعْدِsonrabaʿdiصَلَوٰةِnamazındanṣalatiٱلْعِشَآءِ ۚyatsıl-ʿishāiثَلَـٰثُüç vakittirthalāthuعَوْرَٰتٍۢmahrem olanʿawrātinلَّكُمْ ۚsizin içinlakumلَيْسَyokturlaysaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumوَلَاve yokturwalāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimجُنَاحٌۢbir günahjunāḥunبَعْدَهُنَّ ۚbunların dışındabaʿdahunnaطَوَّٰفُونَgirip çıkarsınızṭawwāfūnaعَلَيْكُمyanınaʿalaykumبَعْضُكُمْbirinizbaʿḍukumعَلَىٰdiğerininʿalāبَعْضٍۢ ۚothersbaʿḍinكَذَٰلِكَböylekadhālikaيُبَيِّنُaçıklaryubayyinuٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمُsizelakumuٱلْـَٔايَـٰتِ ۗayetleril-āyātiوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَلِيمٌbilendirʿalīmunحَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmun٥٨
Ey inananlar! Ellerinizin altında olan köle ve cariyeler ve sizden henüz erginliğe ermemiş olanlar, sabah namazından önce, öğle sıcağında soyunduğunuzda ve yatsı namazından sonra yanınıza gireceklerinde üç defa izin istesinler. Bunlar, sizin açık bulunabileceğiniz üç vakittir. Bu vakitlerin dışında birbirinizin yanına girip çıkmakta size de, onlara da bir sorumluluk yoktur. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
24:59
وَإِذَاzamanwa-idhāبَلَغَerdikleribalaghaٱلْأَطْفَـٰلُçocuklarınızl-aṭfāluمِنكُمُsizinminkumuٱلْحُلُمَerginlik çağınal-ḥulumaفَلْيَسْتَـْٔذِنُوا۟izin istesinlerfalyastadhinūكَمَاgibikamāٱسْتَـْٔذَنَizin istedikleriis'tadhanaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaمِنkendilerinden öncekiminقَبْلِهِمْ ۚ(were) before themqablihimكَذَٰلِكَişte böylekadhālikaيُبَيِّنُaçıklıyoryubayyinuٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمْsizelakumءَايَـٰتِهِۦ ۗayetleriniāyātihiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَلِيمٌbilendirʿalīmunحَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmun٥٩
Çocuklarınız erginlik çağına gelince, büyüklerinin izin istediği gibi, onlar da her defasında izin istesinler. Allah size ayetlerini böylece açıklar. Allah bilendir, Hakim'dir.
24:60
وَٱلْقَوَٰعِدُve (ihtiyar) oturanwal-qawāʿiduمِنَkadınlardanminaٱلنِّسَآءِthe womenl-nisāiٱلَّـٰتِىkiallātīلَاümidi kalmamıştırيَرْجُونَhave desireyarjūnaنِكَاحًۭاevlenmeyenikāḥanفَلَيْسَyokturfalaysaعَلَيْهِنَّkendileri içinʿalayhinnaجُنَاحٌbir günahjunāḥunأَنbırakmalarındaanيَضَعْنَthey put asideyaḍaʿnaثِيَابَهُنَّdış örtülerinithiyābahunnaغَيْرَgöstermedenghayraمُتَبَرِّجَـٰتٍۭdisplayingmutabarrijātinبِزِينَةٍۢ ۖsüslerinibizīnatinوَأَنamawa-anيَسْتَعْفِفْنَsakınmalarıyastaʿfif'naخَيْرٌۭdaha hayırlıdırkhayrunلَّهُنَّ ۗkendileri içinlahunnaوَٱللَّهُve Allahwal-lahuسَمِيعٌişitendirsamīʿunعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun٦٠
Evlenme ümidi kalmayan, ihtiyarlayıp oturmuş kadınlara, süslerini açığa vurmamak şartiyle, dış esvaplarını çıkarmaktan ötürü sorumluluk yoktur; ama sakınmaları kendileri için daha iyi olur. Allah işitir ve bilir.
24:61
لَّيْسَyokturlaysaعَلَىüzerineʿalāٱلْأَعْمَىٰkörl-aʿmāحَرَجٌۭbir güçlükḥarajunوَلَاve yokturwalāعَلَىüzerineʿalāٱلْأَعْرَجِtopall-aʿrajiحَرَجٌۭbir güçlükḥarajunوَلَاve yokturwalāعَلَىüzerineʿalāٱلْمَرِيضِhastal-marīḍiحَرَجٌۭgüçlükḥarajunوَلَاve (bir güçlük) yokturwalāعَلَىٰٓüzerinizeʿalāأَنفُسِكُمْsizinanfusikumأَنyemenizdeanتَأْكُلُوا۟you eattakulūمِنۢkendi evlerinizdenminبُيُوتِكُمْyour housesbuyūtikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiءَابَآئِكُمْbabalarınızınābāikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiأُمَّهَـٰتِكُمْannelerinizinummahātikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiإِخْوَٰنِكُمْkardeşlerinizinikh'wānikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiأَخَوَٰتِكُمْkızkardeşlerinizinakhawātikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiأَعْمَـٰمِكُمْamcalarınızınaʿmāmikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiعَمَّـٰتِكُمْhalalarınızınʿammātikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiأَخْوَٰلِكُمْdayılarınızınakhwālikumأَوْyahutawبُيُوتِevlerindenbuyūtiخَـٰلَـٰتِكُمْteyzelerinizinkhālātikumأَوْyahutawمَاsahip olduğunuzunمَلَكْتُمyou possessmalaktumمَّفَاتِحَهُۥٓanahtarlarınamafātiḥahuأَوْyahutawصَدِيقِكُمْ ۚarkadaşınızınṣadīqikumلَيْسَyokturlaysaعَلَيْكُمْüzerinizeʿalaykumجُنَاحٌbir günahjunāḥunأَنyemenizdeanتَأْكُلُوا۟you eattakulūجَمِيعًاtoplu olarakjamīʿanأَوْyahutawأَشْتَاتًۭا ۚayrı ayrıashtātanفَإِذَاzamanfa-idhāدَخَلْتُمgirdiğinizdakhaltumبُيُوتًۭاevlerebuyūtanفَسَلِّمُوا۟selam verin;fasallimūعَلَىٰٓkendinizeʿalāأَنفُسِكُمْyourselvesanfusikumتَحِيَّةًۭ(bir yaşam) dileğiyletaḥiyyatanمِّنْtarafındanminعِندِfromʿindiٱللَّهِAllahl-lahiمُبَـٰرَكَةًۭbereketlimubārakatanطَيِّبَةًۭ ۚgüzelṭayyibatanكَذَٰلِكَişte böylekadhālikaيُبَيِّنُaçıklıyoryubayyinuٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمُsizelakumuٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَعْقِلُونَaklınızı kullanırsınıztaʿqilūna٦١
Kör için bir sorumluluk yoktur. Topal için bir sorumluluk yoktur. Hastaya da bir sorumluluk yoktur. Evlerinizde veya babalarınızın evlerinde veya annelerinizin evlerinde veya erkek kardeşlerinizin evlerinde veya kız kardeşlerinizin evlerinde veya amcalarınızın evlerinde veya halalarınızın evlerinde veya dayılarınızın evlerinde veya teyzelerinizin evlerinde veya kahyası olup anahtarları elinde olan evlerde, ya da dostlarınızın evlerinde izinsiz yemek yemenizde bir sorumluluk yoktur. Bir arada veya ayrı ayrı yemenizde de bir sorumluluk yoktur. Evlere girdiğiniz zaman, kendinize ehlinize Allah katından bereket, esenlik ve güzellik dileyerek selam verin. Allah size ayetleri, düşünesiniz diye böylece açıklar.
24:62
إِنَّمَاşüphesizinnamāٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūnaٱلَّذِينَinanırlaralladhīnaءَامَنُوا۟believeāmanūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرَسُولِهِۦve Elçisinewarasūlihiوَإِذَاve ne zaman kiwa-idhāكَانُوا۟olurlarkānūمَعَهُۥonunla berabermaʿahuعَلَىٰٓiçinʿalāأَمْرٍۢbir işamrinجَامِعٍۢtoplumsaljāmiʿinلَّمْgitmezlerlamيَذْهَبُوا۟they goyadhhabūحَتَّىٰkadarḥattāيَسْتَـْٔذِنُوهُ ۚondan izin alıncayayastadhinūhuإِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَsenden izin alanlaralladhīnaيَسْتَـْٔذِنُونَكَask your permissionyastadhinūnakaأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlardırulāikaٱلَّذِينَinananlaralladhīnaيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūnaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرَسُولِهِۦ ۚve Elçisinewarasūlihiفَإِذَاzamanfa-idhāٱسْتَـْٔذَنُوكَsenden izin istedikleriis'tadhanūkaلِبَعْضِbazılibaʿḍiشَأْنِهِمْişleri içinshanihimفَأْذَنizin verfadhanلِّمَنkimseyelimanشِئْتَdilediğinshi'taمِنْهُمْonlardanmin'humوَٱسْتَغْفِرْve mağfiret dilewa-is'taghfirلَهُمُonlar içinlahumuٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭçok bağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭçok esirgeyendirraḥīmun٦٢
Doğrusu Allah'a ve Peygamberine inanan Müminler, Peygamberle beraber bir işe karar vermek için toplandıklarında, ondan izin almaksızın gitmezler. Senden izin isteyenler, işte onlar, Allah'a ve Peygamberine inananlardır. Bazı işleri için senden izin isterlerse, içlerinden dilediğine izin ver, Allah'tan, onların bağışlanmalarını dile. Allah şüphesiz bağışlar, merhamet eder.
24:63
لَّاbir tutmayınتَجْعَلُوا۟maketajʿalūدُعَآءَdavetiniduʿāaٱلرَّسُولِRasulünl-rasūliبَيْنَكُمْaranızdabaynakumكَدُعَآءِdaveti gibikaduʿāiبَعْضِكُمherhangi birinizinbaʿḍikumبَعْضًۭا ۚdiğerinibaʿḍanقَدْandolsunqadيَعْلَمُbiliryaʿlamuٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَsıvışıp gidenlerialladhīnaيَتَسَلَّلُونَslip awayyatasallalūnaمِنكُمْiçinizdenminkumلِوَاذًۭا ۚbirbirinin arkasına gizlenerekliwādhanفَلْيَحْذَرِo halde sakınsınlarfalyaḥdhariٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُخَالِفُونَaykırı davranan(lar)yukhālifūnaعَنْonun emrineʿanأَمْرِهِۦٓhis ordersamrihiأَنkendilerine uğramasındananتُصِيبَهُمْbefalls themtuṣībahumفِتْنَةٌbir belanınfit'natunأَوْyahutawيُصِيبَهُمْonlara çarpmasındanyuṣībahumعَذَابٌbir azabınʿadhābunأَلِيمٌacıklıalīmun٦٣
Peygamberin çağrısını, kendi aranızda birbirinizi çağırmanız gibi tutmayın. Allah, içinizden sıvışıp gidenleri şüphesiz bilir. O'nun buyruğuna aykırı hareket edenler, başlarına bir belanın gelmesinden veya can yakıcı bir azaba uğramaktan sakınsınlar.
24:64
أَلَآiyi bilinkialāإِنَّşüphesizinnaلِلَّهِAllah'ındırlillahiمَاolanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiقَدْandolsunqadيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَآne işأَنتُمْsizinantumعَلَيْهِüzerinde olduğunuzuʿalayhiوَيَوْمَve günwayawmaيُرْجَعُونَdöndürül(üp götürül)dükleriyur'jaʿūnaإِلَيْهِO'nailayhiفَيُنَبِّئُهُمonlara haber verirfayunabbi-uhumبِمَاnebimāعَمِلُوا۟ ۗyaptıklarınıʿamilūوَٱللَّهُAllahwal-lahuبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌۢbilendirʿalīmun٦٤
Dikkat edin; göklerde ve yerde olanlar Allah'ındır. O, içinde bulunduğunuz durumu da, kendisine döndürüleceğiniz günü de gerçekten bilir. Onlara işlediklerini haber verir. Allah herşeyi bilir.