66
Tahrim
التحريم
Tahrim Suresi (التحريم), Kur’an-ı Kerim’in 66. suresidir — Medeni, 12 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
66:1
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuلِمَniçin?limaتُحَرِّمُharam kılıyorsuntuḥarrimuمَآşeyimāأَحَلَّhelal kıldığıaḥallaٱللَّهُAllah'ınl-lahuلَكَ ۖsanalakaتَبْتَغِىisteyerektabtaghīمَرْضَاتَhatırınımarḍātaأَزْوَٰجِكَ ۚeşlerininazwājikaوَٱللَّهُAllahwal-lahuغَفُورٌۭbağışlayadırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun١
Eşlerinin rızasını gözeterek, Allah'ın sana helal kıldığı şeyi niçin kendine yasak ediyorsun? Allah bağışlayandır, acıyandır.
66:2
قَدْandolsunqadفَرَضَmeşru' kılmıştırfaraḍaٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمْsizelakumتَحِلَّةَçözmeyitaḥillataأَيْمَـٰنِكُمْ ۚyeminleriniziaymānikumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuمَوْلَىٰكُمْ ۖsizin sahibinizdirmawlākumوَهُوَve Owahuwaٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmu٢
Allah şüphesiz size, yeminlerinizi keffaretle geri almanızı meşru kılmıştır. Allah sizin dostunuzdur. O, bilendir, Hakim'dir.
66:3
وَإِذْve haniwa-idhأَسَرَّgizlice söylemiştiasarraٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuإِلَىٰbirineilāبَعْضِonebaʿḍiأَزْوَٰجِهِۦeşlerindenazwājihiحَدِيثًۭاbir sözḥadīthanفَلَمَّاne zaman kifalammāنَبَّأَتْ(eşi) haber verdinabba-atبِهِۦonu (sözü)bihiوَأَظْهَرَهُve onu muttali kıldıwa-aẓharahuٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِona (peypambere)ʿalayhiعَرَّفَbildirmiştiʿarrafaبَعْضَهُۥonun bir kısmınıbaʿḍahuوَأَعْرَضَve vazgeçmiştiwa-aʿraḍaعَنۢbir kısmından daʿanبَعْضٍۢ ۖa partbaʿḍinفَلَمَّاne zaman kifalammāنَبَّأَهَاeşine haber verincenabba-ahāبِهِۦbunubihiقَالَتْ(eşi) dediqālatمَنْkim?manأَنۢبَأَكَsana söyledianba-akaهَـٰذَا ۖbunuhādhāقَالَdedi kiqālaنَبَّأَنِىَbana söyledinabba-aniyaٱلْعَلِيمُbilenl-ʿalīmuٱلْخَبِيرُhaber alanl-khabīru٣
Peygamber, eşlerinden birine gizlice bir söz söylemişti. O, bunu Peygamberin diğer bir eşine haber verince, Allah da Peygambere durumu bildirmiş, o da bir kısmını yüzüne vurmuş bir kısmını yüzüne vurmaktan geri durmuştu. Eşine, gizlice söylediği şeyibaşkasına nakletmiş olduğunu bildirince, eşi: "Bunu sana kim haber verdi?" demiş, o da: "Bana, herşeyi bilen ve herşeyden haberdar olan Allah haber verdi" demişti.
66:4
إِنeğerinتَتُوبَآikiniz tevbe ederseniztatūbāإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiفَقَدْdolayıfaqadصَغَتْsapmış olmasındanṣaghatقُلُوبُكُمَا ۖkalblerinizinqulūbukumāوَإِنve eğerwa-inتَظَـٰهَرَاbirbirinize arka olursanıztaẓāharāعَلَيْهِona karşıʿalayhiفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllah'tırl-lahaهُوَOhuwaمَوْلَىٰهُonun koruyucusumawlāhuوَجِبْرِيلُve Cibril'dirwajib'rīluوَصَـٰلِحُve iyileridirwaṣāliḥuٱلْمُؤْمِنِينَ ۖmü'minlerinl-mu'minīnaوَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُve meleklerwal-malāikatuبَعْدَsonrabaʿdaذَٰلِكَbundandhālikaظَهِيرٌona arkadırẓahīrun٤
Ey Peygamber'in eşleri! Eğer ikiniz de Allah'a tevbe ederseniz, kaymış olan kalpleriniz düzelmiş olur. Eğer eşinizin aleyhinde yardımlaşarak bir şey yapmağa kalkarsanız, bilin ki Allah onun dostu, bundan başka Cebrail, iyi müminler ve melekler de yardımcısıdır.
66:5
عَسَىٰbelki deʿasāرَبُّهُۥٓonun Rabbirabbuhuإِنeğerinطَلَّقَكُنَّo sizi boşarsaṭallaqakunnaأَنonu değiştiriranيُبْدِلَهُۥٓHe will substitute for himyub'dilahuأَزْوَٰجًاeşlerleazwājanخَيْرًۭاdaha hayırlıkhayranمِّنكُنَّsizdenminkunnaمُسْلِمَـٰتٍۢ(kendisini Allah'a) teslim edenmus'limātinمُّؤْمِنَـٰتٍۢinananmu'minātinقَـٰنِتَـٰتٍۢgönülden ita'at edenqānitātinتَـٰٓئِبَـٰتٍtevbe edentāibātinعَـٰبِدَٰتٍۢibadet edenʿābidātinسَـٰٓئِحَـٰتٍۢseyahat edensāiḥātinثَيِّبَـٰتٍۢdulthayyibātinوَأَبْكَارًۭاve bakirewa-abkāran٥
Ey Peygamber'in eşleri! Eğer o sizi boşarsa, Rabbi ona; sizden daha iyi olan, kendini Allah'a veren, inanan, boyun eğen, tevbe eden, kulluk eden, oruç tutan, dul ve bakire eşler verebilir.
66:6
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūقُوٓا۟koruyunqūأَنفُسَكُمْkendinizianfusakumوَأَهْلِيكُمْve aileniziwa-ahlīkumنَارًۭاbir ateştennāranوَقُودُهَاonun yakıtı isewaqūduhāٱلنَّاسُinsanlardırl-nāsuوَٱلْحِجَارَةُve taşlardırwal-ḥijāratuعَلَيْهَاonun başındaʿalayhāمَلَـٰٓئِكَةٌmelekler vardırmalāikatunغِلَاظٌۭgayet katı;ghilāẓunشِدَادٌۭşiddetlishidādunلَّاkarşı gelmeyenlāيَعْصُونَthey disobeyyaʿṣūnaٱللَّهَAllah'ınl-lahaمَآşeyemāأَمَرَهُمْkendilerine buyurduğuamarahumوَيَفْعَلُونَve yapanwayafʿalūnaمَاşeyimāيُؤْمَرُونَemredildikleriyu'marūna٦
Ey inananlar! Kendinizi ve çoluk çocuğunuzu cehennem ateşinden koruyun; onun yakıtı, insanlar ve taşlardır; görevlileri, Allah'ın kendilerine verdiği emirlere baş kaldırmayan, kendilerine buyrulanları yerine getiren pek haşin meleklerdir.
66:7
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūلَاözür dilemeyinlāتَعْتَذِرُوا۟make excusestaʿtadhirūٱلْيَوْمَ ۖbugünl-yawmaإِنَّمَاçünkü ancakinnamāتُجْزَوْنَsiz cezalandırılıyorsunuztuj'zawnaمَاşeylerlemāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapıyor(lar)taʿmalūna٧
"Ey inkar edenler! Bugün özür beyan etmeyin, ancak işlediklerinizin karşılığını görmektesiniz" denir.
66:8
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūتُوبُوٓا۟tevbe edintūbūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiتَوْبَةًۭtevbe iletawbatanنَّصُوحًاyürektennaṣūḥanعَسَىٰumulur kiʿasāرَبُّكُمْRabbinizrabbukumأَنörteranيُكَفِّرَremoveyukaffiraعَنكُمْsizdenʿankumسَيِّـَٔاتِكُمْkötülüklerinizisayyiātikumوَيُدْخِلَكُمْsizi sokarwayud'khilakumجَنَّـٰتٍۢcennetlerejannātinتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruيَوْمَgündeyawmaلَاutandırmayacağılāيُخْزِىwill be disgracedyukh'zīٱللَّهُAllah'ınl-lahuٱلنَّبِىَّpeygamberil-nabiyaوَٱلَّذِينَve olanlarıwa-alladhīnaءَامَنُوا۟inanmışāmanūمَعَهُۥ ۖonunla berabermaʿahuنُورُهُمْonların nurunūruhumيَسْعَىٰkoşaryasʿāبَيْنَönleridenbaynaأَيْدِيهِمْönleridenaydīhimوَبِأَيْمَـٰنِهِمْve sağ yanlarındanwabi-aymānihimيَقُولُونَderler kiyaqūlūnaرَبَّنَآRabbimizrabbanāأَتْمِمْtamamlaatmimلَنَاbizelanāنُورَنَاnurumuzunūranāوَٱغْفِرْve bağışlawa-igh'firلَنَآ ۖbizilanāإِنَّكَdoğrusu senininnakaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭgücün yeterqadīrun٨
Ey inananlar! Yürekten tevbe ederek Allah'a dönün ki, Rabbiniz kötülüklerinizi örtsün, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koysun. Allah'ın Peygamberini ve onunla beraber olan müminleri utandırmayacağı o gün, ışıkları önlerinde ve defterleri sağlarından verilmiş olarak yürürler ve: "Rabbimiz! Işığımızı tamamla, bizi bağışla, doğrusu Sen herşeye Kadir'sin" derler.
66:9
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّPeygamberl-nabiyuجَـٰهِدِcihad etjāhidiٱلْكُفَّارَkafirlerlel-kufāraوَٱلْمُنَـٰفِقِينَve münafıklarlawal-munāfiqīnaوَٱغْلُظْve katı davranwa-ugh'luẓعَلَيْهِمْ ۚonlara karşıʿalayhimوَمَأْوَىٰهُمْonların varacağı yerwamawāhumجَهَنَّمُ ۖcehennemdirjahannamuوَبِئْسَne kötüwabi'saٱلْمَصِيرُvarılacak yerdirl-maṣīru٩
Ey Peygamber! İnkarcılarla ve ikiyüzlülerle savaş; onlara karşı sert davran. Onların varacakları yer cehennemdir, ne kötü dönüştür!...
66:10
ضَرَبَanlattıḍarabaٱللَّهُAllahl-lahuمَثَلًۭاmisal ilemathalanلِّلَّذِينَkimseler içinlilladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūٱمْرَأَتَkarısınıim'ra-ataنُوحٍۢNuh'unnūḥinوَٱمْرَأَتَve karısınıwa-im'ra-ataلُوطٍۢ ۖLut'unlūṭinكَانَتَاbu ikisi idilerkānatāتَحْتَ(nikahı) altındataḥtaعَبْدَيْنِiki kulunʿabdayniمِنْkullarımızdanminعِبَادِنَاOur slavesʿibādināصَـٰلِحَيْنِsalihṣāliḥayniفَخَانَتَاهُمَاfakat ihanet ettilerfakhānatāhumāفَلَمْ(kocaları) savamadıfalamيُغْنِيَاthey availedyugh'niyāعَنْهُمَاonlardanʿanhumāمِنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiشَيْـًۭٔا(hiçbir) şeyishayanوَقِيلَve denildiwaqīlaٱدْخُلَاhaydi girinud'khulāٱلنَّارَateşel-nāraمَعَberabermaʿaٱلدَّٰخِلِينَgirenlerlel-dākhilīna١٠
Allah, inkar edenlere, Nuh'un karısıyla Lut'un karısını misal gösterir: Onlar, kullarımızdan iki iyi kulun nikahı altında iken onlara karşı hainlik edip inkarlarını gizlemişlerdi de iki peygamber Allah'tan gelen azabı onlardan savamamışlardı. O iki kadına: "Cehenneme girenlerle beraber siz de girin" dendi.
66:11
وَضَرَبَve anlattıwaḍarabaٱللَّهُAllahl-lahuمَثَلًۭاmisal ilemathalanلِّلَّذِينَhakkındalilladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūٱمْرَأَتَkarısınıim'ra-ataفِرْعَوْنَFir'avn'ınfir'ʿawnaإِذْhaniidhقَالَتْdemiştiqālatرَبِّRabbimrabbiٱبْنِyapib'niلِىbanalīعِندَكَkatındaʿindakaبَيْتًۭاbir evbaytanفِىiçindefīٱلْجَنَّةِcennetinl-janatiوَنَجِّنِىve beni kurtarwanajjinīمِنFir'avndanminفِرْعَوْنَFiraunfir'ʿawnaوَعَمَلِهِۦve onun (kötü) işindenwaʿamalihiوَنَجِّنِىve beni kurtarwanajjinīمِنَtopluluğundanminaٱلْقَوْمِthe peoplel-qawmiٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerl-ẓālimīna١١
Allah, inanlara Firavun'un karısını misal gösterir: O: "Rabbim! Katından bana cennette bir ev yap; beni Firavun'dan ve onun işlediklerinden kurtar; beni zalim milletten kurtar" demişti.
66:12
وَمَرْيَمَve Meryem'iwamaryamaٱبْنَتَkızıib'nataعِمْرَٰنَİmran'ınʿim'rānaٱلَّتِىٓOallatīأَحْصَنَتْkorumuştuaḥṣanatفَرْجَهَاırzınıfarjahāفَنَفَخْنَاbiz de üflemiştikfanafakhnāفِيهِonafīhiمِنruhumuzdanminرُّوحِنَاOur Spiritrūḥināوَصَدَّقَتْve doğrulamıştıwaṣaddaqatبِكَلِمَـٰتِkelimelerinibikalimātiرَبِّهَاRabbininrabbihāوَكُتُبِهِۦve Kitaplarınıwakutubihiوَكَانَتْve olmuştuwakānatمِنَgönülden ita'at edenlerdenminaٱلْقَـٰنِتِينَthe devoutly obedientl-qānitīna١٢
Mahrem yerini korumuş olan İmran kızı Meryem de bir misaldir. Ona ruhumuzdan üflemiştik; Rabbinin sözlerini ve kitablarını tasdik etmişti; o, Bize gönülden itaat edenlerdendi.
—
—
—
—
Loading…