67
Mülk
الملك
Mülk Suresi (الملك), Kur’an-ı Kerim’in 67. suresidir — Mekki, 30 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
67:1
تَبَـٰرَكَne mübarektirtabārakaٱلَّذِىbulunanalladhīبِيَدِهِelindebiyadihiٱلْمُلْكُmülkl-mul'kuوَهُوَve O'nunwahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌgücü yeterqadīrun١
Hükümranlık elinde olan Allah yücedir ve O herşeye Kadir'dir.
67:2
ٱلَّذِىO kialladhīخَلَقَyarattıkhalaqaٱلْمَوْتَölümül-mawtaوَٱلْحَيَوٰةَve hayatıwal-ḥayataلِيَبْلُوَكُمْsizi denemek içinliyabluwakumأَيُّكُمْhanginizinayyukumأَحْسَنُdaha güzelaḥsanuعَمَلًۭا ۚiş yapacağınızıʿamalanوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُüstündürl-ʿazīzuٱلْغَفُورُbağışlayandırl-ghafūru٢
Hanginizin daha iyi iş işlediğini belirtmek için, ölümü ve dirimi (hayatı) yaratan O'dur. O, güçlüdür, bağışlayandır.
67:3
ٱلَّذِىki Oalladhīخَلَقَyarattıkhalaqaسَبْعَyedisabʿaسَمَـٰوَٰتٍۢgöğüsamāwātinطِبَاقًۭا ۖtabaka tabakaṭibāqanمَّاgörmezsinmāتَرَىٰyou seetarāفِىyaratmasındafīخَلْقِ(the) creationkhalqiٱلرَّحْمَـٰنِRahman'ınl-raḥmāniمِنhiçbirminتَفَـٰوُتٍۢ ۖaykırılık uygunsuzluk'tafāwutinفَٱرْجِعِdöndür de (bak)fa-ir'jiʿiٱلْبَصَرَgözü(nü)l-baṣaraهَلْgörüyormusun?halتَرَىٰyou seetarāمِنhiçbirminفُطُورٍۢbozuklukfuṭūrin٣
Gökleri yedi kat üzerine yaratan O'dur. Rahman'ın bu yaratmasında bir düzensizlik bulamazsın. Gözünü bir çevir bak, bir çatlak görebilir misin?
67:4
ثُمَّsonrathummaٱرْجِعِdöndür (bak)ir'jiʿiٱلْبَصَرَgözü(nü)l-baṣaraكَرَّتَيْنِiki kez dahakarratayniيَنقَلِبْdöneryanqalibإِلَيْكَsanailaykaٱلْبَصَرُgözl-baṣaruخَاسِئًۭاumudu keserekkhāsi-anوَهُوَve owahuwaحَسِيرٌۭhor ve bitkinḥasīrun٤
Bir aksaklık bulmak için gözünü tekrar tekrar çevir bak; ama göz umduğunu bulamayıp bitkin ve yorgun düşer.
67:5
وَلَقَدْve andolsunwalaqadزَيَّنَّاbiz donattıkzayyannāٱلسَّمَآءَgöğül-samāaٱلدُّنْيَاen yakınl-dun'yāبِمَصَـٰبِيحَlambalarlabimaṣābīḥaوَجَعَلْنَـٰهَاve onları yaptıkwajaʿalnāhāرُجُومًۭاtaşlamalarrujūmanلِّلشَّيَـٰطِينِ ۖşeytanlar içinlilshayāṭīniوَأَعْتَدْنَاve hazırladıkwa-aʿtadnāلَهُمْonlaralahumعَذَابَazabıʿadhābaٱلسَّعِيرِçılgın ateşl-saʿīri٥
And olsun ki, yakın göğü kandillerle donattık, onları şeytanlar için taşlamalar yaptık ve şeytanlara çılgın alev azabını hazırladık.
67:6
وَلِلَّذِينَiçin vardırwalilladhīnaكَفَرُوا۟inkar edenlerkafarūبِرَبِّهِمْRablerinibirabbihimعَذَابُazabıʿadhābuجَهَنَّمَ ۖcehennemjahannamaوَبِئْسَve ne kötüwabi'saٱلْمَصِيرُgidilecek sonuçturl-maṣīru٦
Rablerini inkar eden kimseler için cehennem azabı vardır. Ne kötü bir dönüştür!
67:7
إِذَآzamanidhāأُلْقُوا۟atıldıklarıul'qūفِيهَاorayafīhāسَمِعُوا۟işitirlersamiʿūلَهَاonunlahāشَهِيقًۭاhomurtusunushahīqanوَهِىَve owahiyaتَفُورُkaynıyortafūru٧
Oraya atıldıkları zaman, onun kaynarken çıkardığı uğultuyu işitirler.
67:8
تَكَادُneredeysetakāduتَمَيَّزُçatlayacaktamayyazuمِنَöfkedenminaٱلْغَيْظِ ۖragel-ghayẓiكُلَّمَآher birikullamāأُلْقِىَatıldıkçaul'qiyaفِيهَاonun içinefīhāفَوْجٌۭtoplulukfawjunسَأَلَهُمْonlara sordu(lar)sa-alahumخَزَنَتُهَآonun bekçilerikhazanatuhāأَلَمْsize gelmedi mi?alamيَأْتِكُمْcome to youyatikumنَذِيرٌۭbir uyarıcınadhīrun٨
Nerede ise öfkesinden paralanacak! İçine her bir topluluğun atılmasında, bekçileri onlara: "Size bir uyarıcı gelmemiş miydi?" diye sorarlar.
67:9
قَالُوا۟dedilerqālūبَلَىٰevetbalāقَدْandolsunqadجَآءَنَاbize geldijāanāنَذِيرٌۭuyarıcınadhīrunفَكَذَّبْنَاama biz yalanladıkfakadhabnāوَقُلْنَاve dedik kiwaqul'nāمَاindirmedimāنَزَّلَhas sent downnazzalaٱللَّهُAllahl-lahuمِنhiçbirminشَىْءٍşeyshayinإِنْhayırinأَنتُمْsizantumإِلَّاancakillāفِىiçindesinizfīضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinكَبِيرٍۢbüyükkabīrin٩
Onlar: "Evet; doğrusu bize bir uyarıcı geldi, fakat biz yalanladık ve Allah hiçbir şey indirmemiştir, siz büyük bir sapıklık içindesiniz demiştik" derler.
67:10
وَقَالُوا۟ve dediler kiwaqālūلَوْeğerlawكُنَّاbizkunnāنَسْمَعُsöz dinleseydiknasmaʿuأَوْyahutawنَعْقِلُdüşünseydiknaʿqiluمَاbulunmazdıkmāكُنَّاwe (would) have beenkunnāفِىٓarasındafīأَصْحَـٰبِhalkıaṣḥābiٱلسَّعِيرِçılgın ateşinl-saʿīri١٠
"Eğer kulak vermiş veya akletmiş olsaydık, çılgın alevli cehennemlikler içinde olmazdık" derler.
67:11
فَٱعْتَرَفُوا۟itiraf ettilerfa-iʿ'tarafūبِذَنۢبِهِمْgünahlarınıbidhanbihimفَسُحْقًۭاuzak olsunfasuḥ'qanلِّأَصْحَـٰبِhalkıli-aṣḥābiٱلسَّعِيرِçılgın ateşl-saʿīri١١
Böylece, günahlarını itiraf ederler. Çılgın alevli cehennemlikler yok olsunlar!
67:12
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَخْشَوْنَsaygılı olan(lar)yakhshawnaرَبَّهُمRablerinerabbahumبِٱلْغَيْبِgörmedikleri haldebil-ghaybiلَهُمonlar için vardırlahumمَّغْفِرَةٌۭbağış(lama)maghfiratunوَأَجْرٌۭve mükafatwa-ajrunكَبِيرٌۭbüyükkabīrun١٢
Doğrusu, görünmediği halde Rablerinden korkanlara, onlara, bağışlanma ve büyük ecir vardır.
67:13
وَأَسِرُّوا۟gizleyinwa-asirrūقَوْلَكُمْsözünüzüqawlakumأَوِyahutawiٱجْهَرُوا۟açığa vurunij'harūبِهِۦٓ ۖonubihiإِنَّهُۥçünkü Oinnahuعَلِيمٌۢbilirʿalīmunبِذَاتِözünübidhātiٱلصُّدُورِgöğüslerinl-ṣudūri١٣
Sizler, sözlerinizi gizleseniz de açıklasanız da birdir; O, kalblerde olanı bilir.
67:14
أَلَاbilmez mi?alāيَعْلَمُknowyaʿlamuمَنْkimsemanخَلَقَyaratankhalaqaوَهُوَve Owahuwaٱللَّطِيفُlatiftirl-laṭīfuٱلْخَبِيرُhaber alandırl-khabīru١٤
Yaratan bilmez olur mu? O, Latif'tir, haberdardır.
67:15
هُوَOhuwaٱلَّذِىyapandıralladhīجَعَلَmadejaʿalaلَكُمُsizelakumuٱلْأَرْضَyeril-arḍaذَلُولًۭاboynu eğikdhalūlanفَٱمْشُوا۟haydi yürüyünfa-im'shūفِىonun omuzlarında (yeryüzünde)fīمَنَاكِبِهَا(the) paths thereofmanākibihāوَكُلُوا۟ve yeyinwakulūمِنO'nun rızkındanminرِّزْقِهِۦ ۖHis provisionriz'qihiوَإِلَيْهِve O'nadırwa-ilayhiٱلنُّشُورُdönüşl-nushūru١٥
Yeryüzünü, size boyun eğdiren O'dur; öyleyse yerin sırtlarında dolaşın, Allah'ın verdiği rızıktan yiyin; sonunda dönüş O'nadır.
67:16
ءَأَمِنتُمemin misiniz?a-amintumمَّنolanınmanفِىgöktefīٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiأَنbatırmayacağındananيَخْسِفَHe will cause to swallowyakhsifaبِكُمُsizibikumuٱلْأَرْضَyerel-arḍaفَإِذَاO zamanfa-idhāهِىَo (yer)hiyaتَمُورُbirden sallanırtamūru١٦
Gökte olanın sizi yerin dibine geçirmesinden güvende misiniz? O zaman, yer, sarsıldıkça sarsılır.
67:17
أَمْyoksaamأَمِنتُمsiz emin misiniz?amintumمَّنolanınmanفِىgöktefīٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiأَنgöndermeyeceğindenanيُرْسِلَHe will sendyur'silaعَلَيْكُمْüzerineʿalaykumحَاصِبًۭا ۖtaş yağdıran (bir fırtına)ḥāṣibanفَسَتَعْلَمُونَbileceksinizfasataʿlamūnaكَيْفَnasıldırkayfaنَذِيرِtehdidimnadhīri١٧
Gökte olanın başınıza taş yağdırmasından güvende misiniz? Benim uyarmamın nasıl olduğunu yakında bileceksiniz.
67:18
وَلَقَدْve andolsunwalaqadكَذَّبَyalanladılarkadhabaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaمِنonlardan öncekiminقَبْلِهِمْbefore themqablihimفَكَيْفَama nasıl?fakayfaكَانَoldukānaنَكِيرِbenim inkarımnakīri١٨
And olsun ki, bunlardan öncekiler de yalanlamışlardı. Beni inkar etmek nasılmış?
67:19
أَوَلَمْgörmüyorlar mı?awalamيَرَوْا۟they seeyarawإِلَىuçan kuşlarıilāٱلطَّيْرِthe birdsl-ṭayriفَوْقَهُمْüstlerindefawqahumصَـٰٓفَّـٰتٍۢsıra sıraṣāffātinوَيَقْبِضْنَ ۚaçıp yumarakwayaqbiḍ'naمَاonları (havada) tutmuyormāيُمْسِكُهُنَّholds themyum'sikuhunnaإِلَّاbaşkasıillāٱلرَّحْمَـٰنُ ۚRahman'danl-raḥmānuإِنَّهُۥdoğrusu Oinnahuبِكُلِّherbikulliشَىْءٍۭşeyishayinبَصِيرٌgörmektedirbaṣīrun١٩
Üzerlerinde kanat çırpan dizi dizi kuşları görmezler mi? Onları havada Rahman olan Allah'tan başkası tutmuyor; doğrusu, O, herşeyi görendir.
67:20
أَمَّنْyahut kimdir?ammanهَـٰذَاşuhādhāٱلَّذِىolanalladhīهُوَohuwaجُندٌۭaskerinizjundunلَّكُمْsizinlakumيَنصُرُكُمsize yardım edecekyanṣurukumمِّنdışındaminدُونِbesidesdūniٱلرَّحْمَـٰنِ ۚRahman'nınl-raḥmāniإِنِhayıriniٱلْكَـٰفِرُونَkafirlerl-kāfirūnaإِلَّاancakillāفِىiçindedirlerfīغُرُورٍderin bir gaflet ve aldanmaghurūrin٢٠
Yahut, Rahman olan Allah'ın dışında size yardımda bulunabilecek taraftarlarınız kimdir? İnkarcılar sadece aldanmaktadırlar.
67:21
أَمَّنْyahut kimdir?ammanهَـٰذَاohādhāٱلَّذِىolanalladhīيَرْزُقُكُمْsize rızık verecekyarzuqukumإِنْeğerinأَمْسَكَtutacak olursaamsakaرِزْقَهُۥ ۚO rızkınıriz'qahuبَلdoğrusubalلَّجُّوا۟onlar direnmektedirlerlajjūفِىiçindefīعُتُوٍّۢazgınlıkʿutuwwinوَنُفُورٍve nefretwanufūrin٢١
Allah size verdiği rızkı kesiverirse, size rızık verecek başka kim vardır? Hayır; onlar, azgınlık ve nefrette direnmektedirler.
67:22
أَفَمَنkimse mi?afamanيَمْشِىyürüyenyamshīمُكِبًّاkapanarakmukibbanعَلَىٰyüzüstüʿalāوَجْهِهِۦٓhis facewajhihiأَهْدَىٰٓdoğru giderahdāأَمَّنyoksa kimse mi?ammanيَمْشِىyürüyenyamshīسَوِيًّاdüzgünsawiyyanعَلَىٰüzerindeʿalāصِرَٰطٍۢyolṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdosdoğrumus'taqīmin٢٢
Yüzükoyun sürünen mi, yoksa doğru yolda düpedüz yürüyen mi daha doğru yoldadır?
67:23
قُلْde kiqulهُوَO'durhuwaٱلَّذِىٓsizi yaratanalladhīأَنشَأَكُمْproduced youansha-akumوَجَعَلَve verenwajaʿalaلَكُمُsizelakumuٱلسَّمْعَişitme (duyusu)l-samʿaوَٱلْأَبْصَـٰرَve gözlerwal-abṣāraوَٱلْأَفْـِٔدَةَ ۖve gönüllerwal-afidataقَلِيلًۭاne kadar azqalīlanمَّاşükrediyorsunuzmāتَشْكُرُونَyou give thankstashkurūna٢٣
De ki: "Sizi yaratan sizin için kulaklar, gözler ve kalbler var eden O'dur. Ne az şükrediyorsunuz!"
67:24
قُلْde kiqulهُوَO'durhuwaٱلَّذِىsizi üretenalladhīذَرَأَكُمْmultiplied youdhara-akumفِىyerdefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَإِلَيْهِve O'nawa-ilayhiتُحْشَرُونَhuzuruna toplanacaksınıztuḥ'sharūna٢٤
Sizi yerde yaratıp yayan O'dur ve O'nun huzurunda toplanacaksınız.
67:25
وَيَقُولُونَve diyorlarwayaqūlūnaمَتَىٰne zaman?matāهَـٰذَاbuhādhāٱلْوَعْدُtehdid(ettiğiniz azab)l-waʿduإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumصَـٰدِقِينَdoğru (söylüyor)ṣādiqīna٢٥
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu azap sözü ne zamandır?" derler.
67:26
قُلْde kiqulإِنَّمَاşüphesizinnamāٱلْعِلْمُbilgil-ʿil'muعِندَyanındadırʿindaٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَإِنَّمَآve ancakwa-innamāأَنَا۠benanāنَذِيرٌۭbir uyarıcıyımnadhīrunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٢٦
De ki: "Onu bilmek ancak Allah'a mahsustur. Ben sadece apaçık bir uyarıcıyım."
67:27
فَلَمَّاne zaman kifalammāرَأَوْهُonu görüncera-awhuزُلْفَةًۭyakındanzul'fatanسِيٓـَٔتْkötüleştisīatوُجُوهُyüzleriwujūhuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(lerin)kafarūوَقِيلَve dendiwaqīlaهَـٰذَاişte budurhādhāٱلَّذِىolduğunuz şeyalladhīكُنتُمyou used tokuntumبِهِۦonubihiتَدَّعُونَçağırıyor(lar)taddaʿūna٢٧
Azabı yaklaşırken gördükleri zaman, inkar edenlerin yüzleri çirkinleşip kararır; onlara: "Sizin arayıp durduğunuz işte budur" denir.
67:28
قُلْde kiqulأَرَءَيْتُمْbaksanızaara-aytumإِنْeğerinأَهْلَكَنِىَbeni öldürseahlakaniyaٱللَّهُAllahl-lahuوَمَنve olanlarıwamanمَّعِىَbenimle berabermaʿiyaأَوْyahutawرَحِمَنَاbize acısa daraḥimanāفَمَنkim?famanيُجِيرُkurtarabiliryujīruٱلْكَـٰفِرِينَkafirleril-kāfirīnaمِنْazabdanminعَذَابٍa punishmentʿadhābinأَلِيمٍۢacıklıalīmin٢٨
De ki: "Allah, beni ve benimle beraber bulunanları isterse yok eder veya isterse merhamet eder; söyleyin, bu takdirde inkarcıları, can yakıcı azabdan kim alıkoyabilir?"
67:29
قُلْde kiqulهُوَOhuwaٱلرَّحْمَـٰنُçok merhametlidirl-raḥmānuءَامَنَّاinanmışşızdırāmannāبِهِۦO'nabihiوَعَلَيْهِve O'nawaʿalayhiتَوَكَّلْنَا ۖdayanmışızdırtawakkalnāفَسَتَعْلَمُونَyakında bileceksinizfasataʿlamūnaمَنْkimdirmanهُوَOhuwaفِىiçinde olanfīضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin٢٩
De ki: "Bizim inandığımız ve kendisine güvendiğimiz, Rahman olan Allah'tır. Kimin apaçık bir sapıklıkta olduğunu yakında bileceksiniz."
67:30
قُلْde kiqulأَرَءَيْتُمْbaksanızaara-aytumإِنْeğerinأَصْبَحَolsaaṣbaḥaمَآؤُكُمْsuyunuzmāukumغَوْرًۭاçekilmişghawranفَمَنkimfamanيَأْتِيكُمsize getirebilir?yatīkumبِمَآءٍۢbir subimāinمَّعِينٍۭakarmaʿīnin٣٠
De ki: "Suyunuz yere batarsa, söyleyin, size kim temiz bir su kaynağı getirebilir?"
—
—
—
—
Loading…