51

Zariyat

Mekki 60 Ayet Cüz 26
الذاريات

Zariyat Suresi (الذاريات), Kur’an-ı Kerim’in 51. suresidir — Mekki, 60 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
51:1
وَٱلذَّٰرِيَـٰتِkaldıran(rüzgar)lara andolsunwal-dhāriyātiذَرْوًۭاsavurupdharwan١
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:2
فَٱلْحَـٰمِلَـٰتِyüklü (bulut)lara andolsunfal-ḥāmilātiوِقْرًۭاağırwiq'ran٢
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:3
فَٱلْجَـٰرِيَـٰتِakıp gidenlere andolsunfal-jāriyātiيُسْرًۭاkolaycayus'ran٣
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:4
فَٱلْمُقَسِّمَـٰتِtaksim edenlere andolsunfal-muqasimātiأَمْرًاiş(ler)iamran٤
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:5
إِنَّمَاgerçekteninnamāتُوعَدُونَsize va'dedilentūʿadūnaلَصَادِقٌۭmutlaka doğrudurlaṣādiqun٥
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:6
وَإِنَّve muhakkakwa-innaٱلدِّينَcezal-dīnaلَوَٰقِعٌۭolacaktırlawāqiʿun٦
Esip savuran rüzgarlara, yağmur yüklü bulutlara, kolayca süzülen gemiler ve işleri yöneten meleklere and olsun ki, size söz verilen kıyametin kopması şüphesiz gerçektir. Ödeşme günü gelecektir.
51:7
وَٱلسَّمَآءِgöğe andolsun kiwal-samāiذَاتِbulunandhātiٱلْحُبُكِyolları (yörüngeleri)l-ḥubuki٧
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
51:8
إِنَّكُمْelbette sizinnakumلَفِىiçindesinizlafīقَوْلٍۢsöz(ler)qawlinمُّخْتَلِفٍۢçeşitlimukh'talifin٨
İçinde yörüngeler bulunan göğe and olsun ki, ey inkarcılar, siz, şüphesiz aykırı görüştesiniz.
51:9
يُؤْفَكُçevriliyoryu'fakuعَنْهُondanʿanhuمَنْkimsemanأُفِكَçevrilenufika٩
Bundan, dönebilecek kimseler döndürülür.
51:10
قُتِلَkahrolsunqutilaٱلْخَرَّٰصُونَyalancılarl-kharāṣūna١٠
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
51:11
ٱلَّذِينَkialladhīnaهُمْonlarhumفِىiçindeغَمْرَةٍۢaptallıkghamratinسَاهُونَyanılıp durmaktadırlarsāhūna١١
Yalancılığı itiyat edinenlerin, bilgisizliğe saplanıp kalanların canları çıksın!
51:12
يَسْـَٔلُونَsorarlaryasalūnaأَيَّانَne zaman?ayyānaيَوْمُgünüyawmuٱلدِّينِcezal-dīni١٢
İşlerin karşılık göreceği günün zamanını sorarlar.
51:13
يَوْمَo günyawmaهُمْonlarhumعَلَىüzerindeʿalāٱلنَّارِateşl-nāriيُفْتَنُونَyakılacaklardıryuf'tanūna١٣
O, kendilerinin ateşte azap görecekleri gündür.
51:14
ذُوقُوا۟tadındhūqūفِتْنَتَكُمْfitnenizifit'natakumهَـٰذَاbudur iştehādhāٱلَّذِىşeyalladhīكُنتُمolduğunuzkuntumبِهِۦonubihiتَسْتَعْجِلُونَacele istiyor(lar)tastaʿjilūna١٤
Onlara: "Azabınızı tadın; işte acele beklediğiniz bu idi" denir.
51:15
إِنَّşüphesizinnaٱلْمُتَّقِينَmuttakilerl-mutaqīnaفِىcennetlerdedirجَنَّـٰتٍۢGardensjannātinوَعُيُونٍve çeşme başlarındadırlarwaʿuyūnin١٥
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
51:16
ءَاخِذِينَalırlarākhidhīnaمَآşeyiءَاتَىٰهُمْkendilerine verdiğiātāhumرَبُّهُمْ ۚRablerininrabbuhumإِنَّهُمْçünkü onlarinnahumكَانُوا۟idilerkānūقَبْلَönceqablaذَٰلِكَbundandhālikaمُحْسِنِينَgüzel davrananmuḥ'sinīna١٦
Doğrusu, Allah'a karşı gelmekten sakınanlar, Rablerinin kendilerine verdiğini almış olarak bahçelerde ve pınar başlarındadırlar. Çünkü onlar, bundan önce iyi davrananlardı.
51:17
كَانُوا۟idilerkānūقَلِيلًۭاpek azqalīlanمِّنَgeceleriminaٱلَّيْلِthe nightal-layliمَاuyuyor(lar)يَهْجَعُونَsleepyahjaʿūna١٧
Onlar, geceleri az uyuyanlardı.
51:18
وَبِٱلْأَسْحَارِseherlerdewabil-asḥāriهُمْonlarhumيَسْتَغْفِرُونَistiğfar ederlerdiyastaghfirūna١٨
Seher vakitlerinde bağışlanma dilerlerdi.
51:19
وَفِىٓvardıwafīأَمْوَٰلِهِمْmallarındaamwālihimحَقٌّۭbir hakḥaqqunلِّلسَّآئِلِdilenci içinlilssāiliوَٱلْمَحْرُومِve yoksul içinwal-maḥrūmi١٩
Onların mallarında muhtaç ve yoksullar için bir hak vardı, onu verirlerdi.
51:20
وَفِىve vardırwafīٱلْأَرْضِyeryüzündel-arḍiءَايَـٰتٌۭnice ibretlerāyātunلِّلْمُوقِنِينَkesin inanacaklar içinlil'mūqinīna٢٠
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
51:21
وَفِىٓve vardırwafīأَنفُسِكُمْ ۚkendi canlarınızdaanfusikumأَفَلَاgörmüyor musunuz?afalāتُبْصِرُونَyou seetub'ṣirūna٢١
Kesin olarak inananlara, yeryüzünde ve kendi içinizde Allah'ın varlığına nice deliller vardır; görmez misiniz?
51:22
وَفِىve vardırwafīٱلسَّمَآءِgöktel-samāiرِزْقُكُمْrızkınızriz'qukumوَمَاve şeywamāتُوعَدُونَuyarıldığınıztūʿadūna٢٢
Rızkınız da, size söz verilen azap da yukarıdan gelir.
51:23
فَوَرَبِّRabbine andolsun kifawarabbiٱلسَّمَآءِgöğünl-samāiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiإِنَّهُۥşüphesiz Oinnahuلَحَقٌّۭgerçektirlaḥaqqunمِّثْلَgibimith'laمَآşeyأَنَّكُمْsizinannakumتَنطِقُونَkonuştuğunuztanṭiqūna٢٣
Göğün ve yerin Rabbine and olsun ki bu, sizin konuşmanız kadar kesin ve gerçektir.
51:24
هَلْsana geldimi?halأَتَىٰكَreached youatākaحَدِيثُhaberiḥadīthuضَيْفِmisafirlerininḍayfiإِبْرَٰهِيمَİbrahim'inib'rāhīmaٱلْمُكْرَمِينَağırlananl-muk'ramīna٢٤
İbrahim'in ikram edilmiş konuklarının haberi sana geldi mi?
51:25
إِذْbir zamanidhدَخَلُوا۟girmişlerdidakhalūعَلَيْهِonun yanınaʿalayhiفَقَالُوا۟ve demişlerdifaqālūسَلَـٰمًۭا ۖselamsalāmanقَالَdedi kiqālaسَلَـٰمٌۭselamsalāmunقَوْمٌۭbir topluluk(sunuz)qawmunمُّنكَرُونَtanınmamışmunkarūna٢٥
Onlar, İbrahim'in yanına girip: "Selam sana" demişlerdi, İbrahim de: "Selam size" demişti; içinden de, onların "tanınmamış bir topluluk" olduğunu geçirmişti.
51:26
فَرَاغَgizlice gittifarāghaإِلَىٰٓyanınailāأَهْلِهِۦailesininahlihiفَجَآءَve getirdifajāaبِعِجْلٍۢbir buzağıbiʿij'linسَمِينٍۢsemizsamīnin٢٦
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
51:27
فَقَرَّبَهُۥٓonu yaklaştırdıfaqarrabahuإِلَيْهِمْönlerineilayhimقَالَdediqālaأَلَاyemez misiniz?alāتَأْكُلُونَyou eattakulūna٢٧
Hemen ailesine giderek semiz bir buzağı getirmiş, onların önüne sürüp: "Yemez misiniz?" demişti.
51:28
فَأَوْجَسَiçine düşürdüfa-awjasaمِنْهُمْonlardanmin'humخِيفَةًۭ ۖbir korkukhīfatanقَالُوا۟dedilerqālūلَاkorkmaتَخَفْ ۖfeartakhafوَبَشَّرُوهُve ona müjdeledilerwabasharūhuبِغُلَـٰمٍbir oğlan çocuğubighulāminعَلِيمٍۢbilginʿalīmin٢٨
(Yemediklerini görünce) onlardan endişeye düştü; "Korkma" dediler ve ona bilgin bir oğul sahibi olacağını müjdelediler.
51:29
فَأَقْبَلَتِsonra geldifa-aqbalatiٱمْرَأَتُهُۥkarısı (Sare)im'ra-atuhuفِىiçindeصَرَّةٍۢçığlıkṣarratinفَصَكَّتْvurarakfaṣakkatوَجْهَهَاyüzünewajhahāوَقَالَتْve dediwaqālatعَجُوزٌbir koca karıʿajūzunعَقِيمٌۭkısırʿaqīmun٢٩
Bunun üzerine karısı hayretle seslenerek geldi, elleriyle yüzünü kapayarak: "kısır bir kocakarı!" dedi.
51:30
قَالُوا۟dediler kiqālūكَذَٰلِكِböylekadhālikiقَالَdediqālaرَبُّكِ ۖRabbinrabbukiإِنَّهُۥşüphesiz OinnahuهُوَOhuwaٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu٣٠
Melekler: "Bu böyledir, Rabbin söylemiştir; doğrusu O, Hakim olandır, bilendir" dediler.
51:31
۞ قَالَdediqālaفَمَاo halde nedir?famāخَطْبُكُمْgörevinizkhaṭbukumأَيُّهَاeyayyuhāٱلْمُرْسَلُونَelçilerl-mur'salūna٣١
İbrahim: "Ey Elçiler! Göreviniz nedir?" dedi.
51:32
قَالُوٓا۟dedilerqālūإِنَّآelbette bizinnāأُرْسِلْنَآgönderildikur'sil'nāإِلَىٰbir kavmeilāقَوْمٍۢa peopleqawminمُّجْرِمِينَsuçlumuj'rimīna٣٢
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
51:33
لِنُرْسِلَsalalım diyelinur'silaعَلَيْهِمْonların üzerineʿalayhimحِجَارَةًۭtaş(lar)ḥijāratanمِّنçamurdanminطِينٍۢclayṭīnin٣٣
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
51:34
مُّسَوَّمَةًişaretlenmiş (taşlar)musawwamatanعِندَkatındaʿindaرَبِّكَRabbininrabbikaلِلْمُسْرِفِينَhaddi aşanlar içinlil'mus'rifīna٣٤
Elçiler: "Suçlu bir milletin üzerine, Rabbinin katından işaretli olarak, aşırı gidenlere mahsus sert taşlar göndermekle görevlendirildik" dediler.
51:35
فَأَخْرَجْنَاsonra çıkardıkfa-akhrajnāمَنbulunanmanكَانَwerekānaفِيهَاoradafīhāمِنَmü'minlerdenminaٱلْمُؤْمِنِينَthe believersl-mu'minīna٣٥
Bunun üzerine, suçlu milletin arasında bulunan müminleri çıkardık.
51:36
فَمَاzatenfamāوَجَدْنَاbulmadıkwajadnāفِيهَاoradafīhāغَيْرَbaşkasınıghayraبَيْتٍۢbir ev(halkın)danbaytinمِّنَolanminaٱلْمُسْلِمِينَmüslümanl-mus'limīna٣٦
Zaten orada, kendini Allah'a vermiş sadece bir tek ev halkı bulduk.
51:37
وَتَرَكْنَاve bıraktıkwataraknāفِيهَآoradafīhāءَايَةًۭbir ibretāyatanلِّلَّذِينَiçinlilladhīnaيَخَافُونَkorkanlaryakhāfūnaٱلْعَذَابَazabdanl-ʿadhābaٱلْأَلِيمَacıklıl-alīma٣٧
Can yakıcı azabdan korkanlar için, o beldede bir işaret, bir kalıntı bıraktık.
51:38
وَفِىve (ibret) vardırwafīمُوسَىٰٓMusa'damūsāإِذْhaniidhأَرْسَلْنَـٰهُonu göndermiştikarsalnāhuإِلَىٰFir'avn'eilāفِرْعَوْنَFiraunfir'ʿawnaبِسُلْطَـٰنٍۢbir delil ilebisul'ṭāninمُّبِينٍۢaçıkmubīnin٣٨
Musa'nın başından geçenlerde de ibret vardır: Onu apaçık delille Firavun'a gönderdik.
51:39
فَتَوَلَّىٰçevirdifatawallāبِرُكْنِهِۦyanınıbiruk'nihiوَقَالَve dedi kiwaqālaسَـٰحِرٌbüyücüdürsāḥirunأَوْveyaawمَجْنُونٌۭcinlidirmajnūnun٣٩
Firavun, erkaniyle birlikte hakdan yüz çevirdi; "sihirbazdır veya delidir" dedi.
51:40
فَأَخَذْنَـٰهُbiz de onu yakaladıkfa-akhadhnāhuوَجُنُودَهُۥve askerleriniwajunūdahuفَنَبَذْنَـٰهُمْve onları attıkfanabadhnāhumفِىdenizeٱلْيَمِّthe seal-yamiوَهُوَve owahuwaمُلِيمٌۭkendi kendini kınıyordumulīmun٤٠
Sonunda onu ve ordularını yakalayıp denize attık. O, kınanmayı haketmişti.
51:41
وَفِىve (ibret) vardırwafīعَادٍAd'deʿādinإِذْhaniidhأَرْسَلْنَاgönderdikarsalnāعَلَيْهِمُonlaraʿalayhimuٱلرِّيحَbir rüzgarl-rīḥaٱلْعَقِيمَköklerini kesenl-ʿaqīma٤١
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
51:42
مَاbırakmıyorتَذَرُit lefttadharuمِنhiçbirminشَىْءٍşeyishayinأَتَتْgeçtiğiatatعَلَيْهِüzerindenʿalayhiإِلَّاancakillāجَعَلَتْهُonu ediyordujaʿalathuكَٱلرَّمِيمِkül gibikal-ramīmi٤٢
Ad milletinin başından geçende de ibret vardır: Onların üzerine, uğradığı her şeyi bırakmayıp toza çeviren kuru bir rüzgar gönderdik.
51:43
وَفِىve (ibret) vardırwafīثَمُودَSemud'dathamūdaإِذْhaniidhقِيلَdenmiştiqīlaلَهُمْonlaralahumتَمَتَّعُوا۟sefa sürüntamattaʿūحَتَّىٰkadarḥattāحِينٍۢbir süreyeḥīnin٤٣
Semud milletinin başına gelende de ibret vardır: Onlara, "Bir süreye kadar zevklenin" denmişti.
51:44
فَعَتَوْا۟başkaldırdılarfaʿatawعَنْkarşıʿanأَمْرِbuyruğunaamriرَبِّهِمْRablerininrabbihimفَأَخَذَتْهُمُbu yüzden onları yakaladıfa-akhadhathumuٱلصَّـٰعِقَةُyıldırıml-ṣāʿiqatuوَهُمْve onlarwahumيَنظُرُونَbakıp dururlardıyanẓurūna٤٤
Onlar Rablerinin buyruğundan çıkmışlardı; bunun üzerine kendilerini gözleri göre göre yıldırım çarptı.
51:45
فَمَاgüçleri yetmedifamāٱسْتَطَـٰعُوا۟they were able tois'taṭāʿūمِنayağa kalkmayaminقِيَامٍۢstandqiyāminوَمَاvewamāكَانُوا۟olmadılarkānūمُنتَصِرِينَyardım edilenmuntaṣirīna٤٥
Ayağa kalkacak güçleri kalmadı, yardım da görmediler.
51:46
وَقَوْمَve kavmini (helak etmiştik)waqawmaنُوحٍۢNuhnūḥinمِّنdaha önceminقَبْلُ ۖbeforeqabluإِنَّهُمْçünkü onlarinnahumكَانُوا۟idilerkānūقَوْمًۭاbir toplumqawmanفَـٰسِقِينَyoldan çıkmışfāsiqīna٤٦
Daha önce de Nuh milletini cezalandırmıştık. Çünkü onlar da yoldan çıkmış bir milletti.
51:47
وَٱلسَّمَآءَve göğüwal-samāaبَنَيْنَـٰهَاinşa ettikbanaynāhāبِأَيْي۟دٍۢsağlambi-aydinوَإِنَّاve elbette bizwa-innāلَمُوسِعُونَgenişleticiyizlamūsiʿūna٤٧
Göğü, gücümüzle Biz kurduk; şüphesiz biz onu genişleticiyiz.
51:48
وَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaفَرَشْنَـٰهَاbiz döşedikfarashnāhāفَنِعْمَne güzelfaniʿ'maٱلْمَـٰهِدُونَdöşeyiciyizl-māhidūna٤٨
Yeryüzünü biz yayıp döşedik: Ne güzel döşeyiciyiz!
51:49
وَمِنvewaminكُلِّherkulliشَىْءٍşeydenshayinخَلَقْنَاyarattıkkhalaqnāزَوْجَيْنِiki çift (erkek-dişi)zawjayniلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَذَكَّرُونَdüşünüp öğüt alasınıztadhakkarūna٤٩
İbret alasınız diye her şeyi çift çift yaratmışızdır.
51:50
فَفِرُّوٓا۟o halde kaçınfafirrūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِ ۖAllahl-lahiإِنِّىşüphesiz beninnīلَكُمsizelakumمِّنْهُO'nun tarafındanmin'huنَذِيرٌۭbir uyarıcıyımnadhīrunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٥٠
De ki: "Öyleyse Allah'a koşusun; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
51:51
وَلَاvewalāتَجْعَلُوا۟uydurmayıntajʿalūمَعَile berabermaʿaٱللَّهِAllahl-lahiإِلَـٰهًاtanrılarilāhanءَاخَرَ ۖbaşkaākharaإِنِّىşüphesiz beninnīلَكُمsizelakumمِّنْهُO'nun tarafındanmin'huنَذِيرٌۭbir uyarıcıyımnadhīrunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٥١
"Allah'ın yanında başkasını tanrı kılmayın; doğrusu ben sizi O'nun azabı ile açıkça uyaranım."
51:52
كَذَٰلِكَişte böylekadhālikaمَآgelmediأَتَىcameatāٱلَّذِينَonlara kialladhīnaمِنonlardan önceminقَبْلِهِمbefore themqablihimمِّنhiçbirminرَّسُولٍelçirasūlinإِلَّاmutlakaillāقَالُوا۟dedilerqālūسَاحِرٌbüyücüdürsāḥirunأَوْveyaawمَجْنُونٌcinlenmiştirmajnūnun٥٢
Onlardan öncekilere, herhangi bir peygamber gelince: "sihirbazdır" veya "Delidir" derlerdi.
51:53
أَتَوَاصَوْا۟tavsiye mi ettiler?atawāṣawبِهِۦ ۚbunubihiبَلْdoğrusubalهُمْonlarhumقَوْمٌۭbir toplulukturqawmunطَاغُونَazgınṭāghūna٥٣
Öncekiler sonrakilere böyle mi vasiyet ettiler? Hayır; bunlar azgın bir millettir.
51:54
فَتَوَلَّyüz çevirfatawallaعَنْهُمْonlardanʿanhumفَمَآdeğilsinfamāأَنتَsenantaبِمَلُومٍۢkınanacakbimalūmin٥٤
Onlardan yüz çevir; sen kınanacak değilsin.
51:55
وَذَكِّرْama yine de hatırlatwadhakkirفَإِنَّçünküfa-innaٱلذِّكْرَىٰhatırlatmakl-dhik'rāتَنفَعُyararlıdırtanfaʿuٱلْمُؤْمِنِينَinananlaral-mu'minīna٥٥
Öğüt ver; doğrusu öğüt inananlara fayda verir.
51:56
وَمَاvewamāخَلَقْتُben yaratmadımkhalaqtuٱلْجِنَّcinleril-jinaوَٱلْإِنسَve insanlarıwal-insaإِلَّاdışındaillāلِيَعْبُدُونِbana kulluk etmeleriliyaʿbudūni٥٦
Cinleri ve insanları ancak Bana kulluk etmeleri için yaratmışımdır.
51:57
مَآben istemiyorumأُرِيدُI wanturīduمِنْهُمonlardanmin'humمِّنhiçbirminرِّزْقٍۢrızıkriz'qinوَمَآvewamāأُرِيدُistemiyorumurīduأَنbeni beslemelerinianيُطْعِمُونِthey (should) feed Meyuṭ'ʿimūni٥٧
Onlardan bir rızık istemem; Beni doyurmalarını da istemem.
51:58
إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllah'tırl-lahaهُوَOhuwaٱلرَّزَّاقُrızık verenl-razāquذُوsahibidhūٱلْقُوَّةِkuvvetl-quwatiٱلْمَتِينُsağlaml-matīnu٥٨
Şüphesiz rızıklandıran da, güç ve kuvvet sahibi olan da Allah'tır.
51:59
فَإِنَّmuhakkakfa-innaلِلَّذِينَvardırlilladhīnaظَلَمُوا۟zulmedenlerinẓalamūذَنُوبًۭاbir (azab) payıdhanūbanمِّثْلَgibimith'laذَنُوبِpayıdhanūbiأَصْحَـٰبِهِمْarkadaşlarınınaṣḥābihimفَلَاo haldefalāيَسْتَعْجِلُونِacele etmesinleryastaʿjilūni٥٩
Zulmedenlerin, geçmiş arkadaşlarının suçlarına benzer suçları vardır; cezalarını Benden acele istemesinler.
51:60
فَوَيْلٌۭvay halinefawaylunلِّلَّذِينَkafirlerinlilladhīnaكَفَرُوا۟disbelievekafarūمِنdolayıminيَوْمِهِمُgünlerindenyawmihimuٱلَّذِىuyarıldıklarıalladhīيُوعَدُونَthey are promisedyūʿadūna٦٠
Söz verilen günün azabından vay o inkar edenlere!