6

En'am

Mekki 165 Ayet Cüz 7
الأنعام

En'am Suresi (الأنعام), Kur’an-ı Kerim’in 6. suresidir — Mekki, 165 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
6:1
ٱلْحَمْدُhamdolsunal-ḥamduلِلَّهِo Allah'alillahiٱلَّذِىkialladhīخَلَقَyarattıkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaوَجَعَلَve var ettiwajaʿalaٱلظُّلُمَـٰتِkaranlıklarıl-ẓulumātiوَٱلنُّورَ ۖve aydınlığıwal-nūraثُمَّyine dethummaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūبِرَبِّهِمْRablerinebirabbihimيَعْدِلُونَeşler tutuyorlaryaʿdilūna١
Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı vareden Allah'a mahsustur. Öyle iken, inkar edenler Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
6:2
هُوَOhuwaٱلَّذِىkialladhīخَلَقَكُمsizi yaratıpkhalaqakumمِّنçamurdanminطِينٍۢclayṭīninثُمَّsonrathummaقَضَىٰٓkoymuşturqaḍāأَجَلًۭا ۖbir süreajalanوَأَجَلٌۭve bir sürewa-ajalunمُّسَمًّىbelirlimusammanعِندَهُۥ ۖkendi katındanʿindahuثُمَّböyle ikenthummaأَنتُمْsiz halaantumتَمْتَرُونَkuşkulanıyorsunuztamtarūna٢
O, sizi çamurdan yaratan, sonra size bir ecel tayin edendir. Belirli bir ecel O'nun katındadır; sonra bir de şüphe edersiniz.
6:3
وَهُوَve Owahuwaٱللَّهُ(tek) Allah'tırl-lahuفِىgöklerde deٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَفِىvewafīٱلْأَرْضِ ۖyerdel-arḍiيَعْلَمُbiliryaʿlamuسِرَّكُمْsizin gizlinizisirrakumوَجَهْرَكُمْve açığınızıwajahrakumوَيَعْلَمُve bilirwayaʿlamuمَاneتَكْسِبُونَkazandığınızıtaksibūna٣
O, göklerin ve yerin Allah'ı, içinizi dışınızı bilir, kazandıklarınızı da bilir.
6:4
وَمَاonlara gelmezwamāتَأْتِيهِمcomes to themtatīhimمِّنْhiçbirminءَايَةٍۢayetāyatinمِّنْayetlerindenminءَايَـٰتِ(the) SignsāyātiرَبِّهِمْRablerininrabbihimإِلَّاaslaillāكَانُوا۟olmasınlarkānūعَنْهَاondanʿanhāمُعْرِضِينَyüz çeviriyormuʿ'riḍīna٤
Onlara Rablerinin ayetlerinden bir ayet geldikçe ondan yüz çevirirlerdi.
6:5
فَقَدْişte elbettefaqadكَذَّبُوا۟yalanladılarkadhabūبِٱلْحَقِّhakkıbil-ḥaqiلَمَّاne zaman kilammāجَآءَهُمْ ۖkendilerine geldijāahumفَسَوْفَfakat yakındafasawfaيَأْتِيهِمْkendilerine gelecektiryatīhimأَنۢبَـٰٓؤُا۟haberlerianbāuمَاşeyinكَانُوا۟onunlakānūبِهِۦ[at it]bihiيَسْتَهْزِءُونَalay ettikleriyastahziūna٥
Gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Alaya aldıkları şeyin haberleri kendilerine gelecektir.
6:6
أَلَمْgörmediler mialamيَرَوْا۟they seeyarawكَمْnicesinikamأَهْلَكْنَاyok ettikahlaknāمِنonlardan önceminقَبْلِهِمbefore themqablihimمِّنnesillerdenminقَرْنٍۢgenerationsqarninمَّكَّنَّـٰهُمْonlara imkanlar vermiştikmakkannāhumفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiمَاne varsaلَمْvermediğimiz imkanlarılamنُمَكِّنWe (have) establishednumakkinلَّكُمْsizelakumوَأَرْسَلْنَاve boşaltmıştıkwa-arsalnāٱلسَّمَآءَgöğü del-samāaعَلَيْهِمüzerlerineʿalayhimمِّدْرَارًۭاbol bolmid'rāranوَجَعَلْنَاve kılmıştıkwajaʿalnāٱلْأَنْهَـٰرَırmaklarıl-anhāraتَجْرِىakartajrīمِن(ayaklarının) altındanminتَحْتِهِمْunderneath themtaḥtihimفَأَهْلَكْنَـٰهُمfakat onları helak ettikfa-ahlaknāhumبِذُنُوبِهِمْgünahlarından ötürübidhunūbihimوَأَنشَأْنَاve yarattıkwa-anshanāمِنۢonların ardındanminبَعْدِهِمْafter thembaʿdihimقَرْنًاbir nesilqarnanءَاخَرِينَbaşkaākharīna٦
Onlardan önce nice nesilleri yok ettiğimizi görmediler mi? Onları, sizi yerleştirmediğimiz bir şekilde yeryüzüne yerleştirmiş, gökten bol yağmur yağdırmış, altlarından ırmaklar akıtmıştık. Fakat onları günahlarından ötürü yok ettik ve ardlarından başka bir nesil yetiştirdik.
6:7
وَلَوْve eğerwalawنَزَّلْنَاindirmiş olsaydıknazzalnāعَلَيْكَsanaʿalaykaكِتَـٰبًۭاbir Kitapkitābanفِىkağıt üzerine yazılıقِرْطَاسٍۢa parchmentqir'ṭāsinفَلَمَسُوهُonu tutsalardıfalamasūhuبِأَيْدِيهِمْelleriylebi-aydīhimلَقَالَyine derlerdilaqālaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)kafarūإِنْbuinهَـٰذَآ(is) thishādhāإِلَّاancakillāسِحْرٌۭbir büyüdürsiḥ'runمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٧
Sana Kitap'ı kağıtta yazılı olarak indirmiş olsak da, elleriyle ona dokunsalar, inkar edenler yine de, "Bu apaçık bir büyüdür" derlerdi.
6:8
وَقَالُوا۟ve dedilerwaqālūلَوْلَآdeğil miydi?lawlāأُنزِلَindirilmeliunzilaعَلَيْهِO'naʿalayhiمَلَكٌۭ ۖbir melekmalakunوَلَوْve eğerwalawأَنزَلْنَاindirseydikanzalnāمَلَكًۭاbir melekmalakanلَّقُضِىَbitirilmiş olurdulaquḍiyaٱلْأَمْرُl-amruثُمَّartıkthummaلَاhiç göz açtırılmazdıيُنظَرُونَrespite would have been granted to themyunẓarūna٨
"Ona bir melek indirilmeli değil miydi?" dediler. Bir melek indirmiş olsaydık iş bitmiş olurdu da onlara göz bile açtırılmazdı.
6:9
وَلَوْve eğerwalawجَعَلْنَـٰهُonu yapsaydıkjaʿalnāhuمَلَكًۭاmelekmalakanلَّجَعَلْنَـٰهُyine yapardıklajaʿalnāhuرَجُلًۭاbir adam (şeklinde)rajulanوَلَلَبَسْنَاve yine düşürürdükwalalabasnāعَلَيْهِمonlarıʿalayhimمَّاdüştükleri kuşkuyaيَلْبِسُونَthey are obscuringyalbisūna٩
Biz onu melek kılsaydık, bir insan şeklinde yapardık da, düştükleri şüpheye onları yine düşürmüş olurduk.
6:10
وَلَقَدِve muhakkakwalaqadiٱسْتُهْزِئَalay edilmiştius'tuh'zi-aبِرُسُلٍۢpeygamberlerlebirusulinمِّنsenden önce deminقَبْلِكَbefore youqablikaفَحَاقَfakat kuşatıverdifaḥāqaبِٱلَّذِينَkimseleribi-alladhīnaسَخِرُوا۟alay edenlerisakhirūمِنْهُمonlarlamin'humمَّاşeyكَانُوا۟onunlakānūبِهِۦ[at it]bihiيَسْتَهْزِءُونَalay ettikleriyastahziūna١٠
And olsun ki, senden önce birçok peygamberler alaya alınmıştı, onlarla eğlenenleri, alaya aldıkları şey mahvetti.
6:11
قُلْde kiqulسِيرُوا۟dolaşınsīrūفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiثُمَّsonrathummaٱنظُرُوا۟görünunẓurūكَيْفَnasılkayfaكَانَolmuşkānaعَـٰقِبَةُsonuʿāqibatuٱلْمُكَذِّبِينَyalanlayanlarınl-mukadhibīna١١
De ki: "Yeryüzünde gezip dolaşın, sonra da, yalanlayanların sonunun nasıl olduğuna bir bakın."
6:12
قُلde kiqulلِّمَنkimindir?limanمَّاolanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiقُلde kiqulلِّلَّهِ ۚAllah'ındırlillahiكَتَبَO yazmıştırkatabaعَلَىٰüstüneʿalāنَفْسِهِkendinafsihiٱلرَّحْمَةَ ۚrahmet etmeyil-raḥmataلَيَجْمَعَنَّكُمْsizi elbette toplayacaktırlayajmaʿannakumإِلَىٰgünündeilāيَوْمِ(the) Dayyawmiٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiلَاşüphe olmayanرَيْبَdoubtraybaفِيهِ ۚvarlığındafīhiٱلَّذِينَama kimseleralladhīnaخَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lar)khasirūأَنفُسَهُمْkendilerinianfusahumفَهُمْonlarfahumلَاinanmazlarيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūna١٢
De ki: "göklerde ve yerde olanlar kimindir?", "Allah'ındır" de. O, rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır; and olsun ki, sizi vukuu şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplayacaktır. Kendilerine yazık ettiler; çünkü onlar inanmazlar.
6:13
۞ وَلَهُۥO'nundurwalahuمَاher şeyسَكَنَbarınansakanaفِىgecedeٱلَّيْلِthe nightal-layliوَٱلنَّهَارِ ۚve gündüzdewal-nahāriوَهُوَe Owahuwaٱلسَّمِيعُişitendirl-samīʿuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu١٣
Gecede ve gündüzde bulunan O'nundur. O işitendir, Bilen'dir.
6:14
قُلْde kiqulأَغَيْرَbaşkasını mı?aghayraٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَتَّخِذُedineyimattakhidhuوَلِيًّۭاdostwaliyyanفَاطِرِyoktan var edenfāṭiriٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yeriwal-arḍiوَهُوَve kendisiwahuwaيُطْعِمُbesleyenyuṭ'ʿimuوَلَاfakat beslenmeyenwalāيُطْعَمُ ۗHe is fedyuṭ'ʿamuقُلْde kiqulإِنِّىٓbanainnīأُمِرْتُemrerdildiumir'tuأَنْolmamanأَكُونَI beakūnaأَوَّلَilkiawwalaمَنْolanlarınmanأَسْلَمَ ۖİslamaslamaوَلَاve sakınwalāتَكُونَنَّolmatakūnannaمِنَortak koşanlardanminaٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna١٤
"Gökleri ve yeri yaratan, beslenmeyip besleyen Allah'tan başka bir dost mu edinirim?" de. "Doğrusu ben ilk müslüman olmakla emrolundum" de; asla ortak koşanlardan olma!
6:15
قُلْde kiqulإِنِّىٓşüphesiz beninnīأَخَافُkorkarımakhāfuإِنْeğerinعَصَيْتُisyan edersemʿaṣaytuرَبِّىRabbimerabbīعَذَابَazabındanʿadhābaيَوْمٍbir gününyawminعَظِيمٍۢbüyükʿaẓīmin١٥
"Ben Rabbime karşı gelirsem, büyük günün azabından korkarım" de.
6:16
مَّنkimmanيُصْرَفْçevrilip savılırsayuṣ'rafعَنْهُondan (azabdan)ʿanhuيَوْمَئِذٍۢo günyawma-idhinفَقَدْgerçektenfaqadرَحِمَهُۥ ۚ(Allah) ona acımıştırraḥimahuوَذَٰلِكَişte budurwadhālikaٱلْفَوْزُbaşarıl-fawzuٱلْمُبِينُapaçıkl-mubīnu١٦
O gün kim azabdan alıkonursa, şüphesiz o kimse rahmete erişmiştir. Bu, apaçık bir kurtuluştur.
6:17
وَإِنve eğerwa-inيَمْسَسْكَsana dokundursayamsaskaٱللَّهُAllahl-lahuبِضُرٍّۢbir zararbiḍurrinفَلَاyokturfalāكَاشِفَaçacakkāshifaلَهُۥٓonulahuإِلَّاbaşkaillāهُوَ ۖkendisindenhuwaوَإِنve eğerwa-inيَمْسَسْكَsana dokundursayamsaskaبِخَيْرٍۢbir hayırbikhayrinفَهُوَkuşkusuz Ofahuwaعَلَىٰherʿalāكُلِّeverykulliشَىْءٍۢşeyishayinقَدِيرٌۭyapabilendirqadīrun١٧
Allah sana bir sıkıntı verirse, O'ndan başkası gideremez. Sana bir iyilik verirse başkası onu engelleyemez. O, her şeye Kadir'dir.
6:18
وَهُوَve Owahuwaٱلْقَاهِرُtam hakimdirl-qāhiruفَوْقَüstündefawqaعِبَادِهِۦ ۚkullarınınʿibādihiوَهُوَve Owahuwaٱلْحَكِيمُherşeyi yerli yerince yapanl-ḥakīmuٱلْخَبِيرُhaber alandırl-khabīru١٨
O, kullarının üstünde yegane tasarruf sahibidir. Hakim'dir, haberdardır.
6:19
قُلْde kiqulأَىُّhangiayyuشَىْءٍşeyshayinأَكْبَرُdaha büyüktürakbaruشَهَـٰدَةًۭ ۖşahidlik bakımındanshahādatanقُلِde kiquliٱللَّهُ ۖAllahl-lahuشَهِيدٌۢşahiddirshahīdunبَيْنِىbenimlebaynīوَبَيْنَكُمْ ۚsizin aranızdawabaynakumوَأُوحِىَve vahyolunduwaūḥiyaإِلَىَّbanailayyaهَـٰذَاbuhādhāٱلْقُرْءَانُKur'anl-qur'ānuلِأُنذِرَكُمsizi uyarayımli-undhirakumبِهِۦonunlabihiوَمَنۢve herkesiwamanبَلَغَ ۚulaştığıbalaghaأَئِنَّكُمْsiza-innakumلَتَشْهَدُونَşahidlik ediyor musunuz?latashhadūnaأَنَّgerçektenannaمَعَile berabermaʿaٱللَّهِAllahl-lahiءَالِهَةًtanrılar olduğunaālihatanأُخْرَىٰ ۚbaşkaukh'rāقُلde kiqulلَّآben şahidlik etmemأَشْهَدُ ۚ(do) I testifyashhaduقُلْde kiqulإِنَّمَاancakinnamāهُوَOhuwaإِلَـٰهٌۭTanrıdırilāhunوَٰحِدٌۭtek birwāḥidunوَإِنَّنِىşüphesiz benwa-innanīبَرِىٓءٌۭuzağımbarīonمِّمَّاşeylerdenmimmāتُشْرِكُونَsizin ortak koştuğunuztush'rikūna١٩
"Şahit olarak hangi şey daha büyüktür" de. "Allah benimle sizin aranızda şahiddir. Bu Kuran bana, sizi ve ulaştığı kimseleri uyarmam için vahyolundu; Allah'la beraber başka tanrılar bulunduğuna siz mi şahidlik ediyorsunuz?" de. "Ben şehadet etmem" de. "O ancak tek Tanrıdır, doğrusu ben ortak koşmanızdan uzağım" de.
6:20
ٱلَّذِينَkendilerinealladhīnaءَاتَيْنَـٰهُمُverdiklerimizātaynāhumuٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaيَعْرِفُونَهُۥonu tanırlaryaʿrifūnahuكَمَاgibikamāيَعْرِفُونَtanıdıklarıyaʿrifūnaأَبْنَآءَهُمُ ۘoğullarınıabnāahumuٱلَّذِينَkimseleralladhīnaخَسِرُوٓا۟ziyana sokan(lar)khasirūأَنفُسَهُمْkendilerinianfusahumفَهُمْonlarfahumلَاinanmazlarيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūna٢٠
Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onu (peygamberi) çocuklarını tanıdıkları gibi tanırlar; fakat kendilerine yazık ettiler, çünkü onlar inanmazlar.
6:21
وَمَنْve kim olabilir?wamanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنِedenlerdenmimmaniٱفْتَرَىٰiftiraif'tarāعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiكَذِبًاyalanıkadhibanأَوْya daawكَذَّبَyalanlayandankadhabaبِـَٔايَـٰتِهِۦٓ ۗO'nun ayetlerinibiāyātihiإِنَّهُۥşüphesizinnahuلَاkurtuluş yüzü görmezlerيُفْلِحُwill be successfulyuf'liḥuٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerl-ẓālimūna٢١
Allah'a karşı yalan uyduran veya ayetlerini yalanlayandan daha zalim kimdir? Zalimler bunun için saadete ulaşamazlar.
6:22
وَيَوْمَve günwayawmaنَحْشُرُهُمْtopladığımıznaḥshuruhumجَمِيعًۭاhepsinijamīʿanثُمَّsonrathummaنَقُولُdediğimiznaqūluلِلَّذِينَkimselerelilladhīnaأَشْرَكُوٓا۟ortak koşan(lara)ashrakūأَيْنَhani nerede?aynaشُرَكَآؤُكُمُortaklarınızshurakāukumuٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكُنتُمْolduğunuzkuntumتَزْعُمُونَzannetmektetazʿumūna٢٢
Bir gün hepsini toplarız, sonra ortak koşanlara, "İddia ettiğiniz ortaklarınız nerede?" deriz.
6:23
ثُمَّsonrathummaلَمْkalmadığılamتَكُنwill betakunفِتْنَتُهُمْonların çarelerifit'natuhumإِلَّآbaşkaillāأَنdemelerindenanقَالُوا۟they sayqālūوَٱللَّهِAllah'a andolsun kiwal-lahiرَبِّنَاRabbimizrabbināمَاbiz değildikكُنَّاwe werekunnāمُشْرِكِينَortak koşanlarmush'rikīna٢٣
Sonra, "Rabbimiz Allah'a and olsun ki bizler ortak koşanlar değildik" demekten başka çare bulamazlar.
6:24
ٱنظُرْbakunẓurكَيْفَnasılkayfaكَذَبُوا۟yalan söyledilerkadhabūعَلَىٰٓkarşıʿalāأَنفُسِهِمْ ۚkendilerineanfusihimوَضَلَّve sapıp gittiwaḍallaعَنْهُمkendilerindenʿanhumمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıkānūيَفْتَرُونَuydurduruyor(lar)yaftarūna٢٤
Kendilerine karşı nasıl yalan söylediklerine bak; uydurdukları şeyler de onlardan uzaklaştı.
6:25
وَمِنْهُمiçlerinden vardırwamin'humمَّنkimselermanيَسْتَمِعُdinleyenyastamiʿuإِلَيْكَ ۖseniilaykaوَجَعَلْنَاfakat biz koydukwajaʿalnāعَلَىٰüstüneʿalāقُلُوبِهِمْkalblerininqulūbihimأَكِنَّةًperdelerakinnatanأَنonu anlamalarına engelanيَفْقَهُوهُthey understand ityafqahūhuوَفِىٓve içinewafīءَاذَانِهِمْkulaklarınınādhānihimوَقْرًۭا ۚağırlıkwaqranوَإِنve eğerwa-inيَرَوْا۟görseler deyarawكُلَّherkullaءَايَةٍۢmu'cizeyiāyatinلَّاaslaيُؤْمِنُوا۟inanmazlaryu'minūبِهَا ۚonabihāحَتَّىٰٓhattaḥattāإِذَاzamanidhāجَآءُوكَsana geldiklerijāūkaيُجَـٰدِلُونَكَseninle tartışırlaryujādilūnakaيَقُولُderleryaqūluٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)kafarūإِنْbuinهَـٰذَآ(is) thishādhāإِلَّآbaşka değildirillāأَسَـٰطِيرُmasallarındanasāṭīruٱلْأَوَّلِينَeskilerinl-awalīna٢٥
Onlardan seni dinleyenler vardır, Kuran'ı anlarlar diye kalblerine örtüler kulaklarına da ağırlık koyduk. Onlar her türlü mucizeyi görseler bile, yine de ona inanmazlar, nihayet sana geldiklerinde de seninle çekişirler. İnkar edenler, "Bu, öncekilerin masallarından başka bir şey değildir" derler.
6:26
وَهُمْve onlarwahumيَنْهَوْنَhem menederleryanhawnaعَنْهُondanʿanhuوَيَنْـَٔوْنَhem de uzak dururlarwayanawnaعَنْهُ ۖondanʿanhuوَإِنve böylecewa-inيُهْلِكُونَmahvediyorlaryuh'likūnaإِلَّآyalnızillāأَنفُسَهُمْkendilerinianfusahumوَمَاdeğillerwamāيَشْعُرُونَfarkındayashʿurūna٢٦
Onlar Kuran'dan alıkorlar ve ondan uzaklaşırlar. Böylece yalnız kendilerini mahvederler de farkına varamazlar.
6:27
وَلَوْve eğerwalawتَرَىٰٓbir görsentarāإِذْikenidhوُقِفُوا۟durdurulmuşwuqifūعَلَىbaşındaʿalāٱلنَّارِateşinl-nāriفَقَالُوا۟dediklerinifaqālūيَـٰلَيْتَنَاah! keşke bizyālaytanāنُرَدُّgeri döndürülseydiknuradduوَلَاvewalāنُكَذِّبَyalanlamasaydıknukadhibaبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiرَبِّنَاRabbimizinrabbināوَنَكُونَve olsaydıkwanakūnaمِنَinananlardanminaٱلْمُؤْمِنِينَthe believersl-mu'minīna٢٧
Onların, ateşin kenarına getirilip durdurulduklarında, "keşke dünyaya tekrar döndürülseydik, Rabbimiz'in ayetlerini yalanlamasaydık ve inananlardan olsaydık" dediklerini bir görsen!
6:28
بَلْhayırbalبَدَاgöründübadāلَهُمonlaralahumمَّاolduklarıكَانُوا۟they used tokānūيُخْفُونَgizlemekteyukh'fūnaمِنdaha önceminقَبْلُ ۖbeforeqabluوَلَوْeğerwalawرُدُّوا۟geri gönderilselerdiruddūلَعَادُوا۟yine dönerlerdilaʿādūلِمَاşeyelimāنُهُوا۟men'olunduklarınuhūعَنْهُkendindenʿanhuوَإِنَّهُمْçünkü onlarwa-innahumلَكَـٰذِبُونَyalancılardırlakādhibūna٢٨
Hayır; daha önce gizledikleri onlara göründü. Eğer geri döndürülseler yine kendilerine yasak edilen şeylere dönerler. Doğrusu onlar yalancıdırlar.
6:29
وَقَالُوٓا۟dediler kiwaqālūإِنْonlarinهِىَit (is)hiyaإِلَّاbaşka yokturillāحَيَاتُنَاhayatımızdanḥayātunāٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāوَمَاve değilizwamāنَحْنُbiznaḥnuبِمَبْعُوثِينَdiriltilecekbimabʿūthīna٢٩
"Hayat ancak bu dünyadakinden ibarettir, biz dirilecek değiliz" dediler.
6:30
وَلَوْve eğerwalawتَرَىٰٓ(onları) bir görsentarāإِذْikenidhوُقِفُوا۟durdurulmuşwuqifūعَلَىٰhuzurundaʿalāرَبِّهِمْ ۚRablerininrabbihimقَالَdediqālaأَلَيْسَdeğil miymiş?alaysaهَـٰذَاbuhādhāبِٱلْحَقِّ ۚgerçekbil-ḥaqiقَالُوا۟dediler kiqālūبَلَىٰevet gerçektirbalāوَرَبِّنَا ۚRabbimiz hakkı içinwarabbināقَالَdediqālaفَذُوقُوا۟öyle ise tadınfadhūqūٱلْعَذَابَazabıl-ʿadhābaبِمَاdolayıbimāكُنتُمْettiğinizdenkuntumتَكْفُرُونَinkartakfurūna٣٠
Onları, Rablerinin huzuruna çıkarıldıkları zaman bir görsen! Allah: "Bu gerçek değil mi?" der; onlar, "Evet, Rabbimiz hakkı için gerçektir" derler. Allah da "Öyleyse inkar etmenizden ötürü azabı tadın" der.
6:31
قَدْgerçektenqadخَسِرَziyana uğradı(lar)khasiraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)kadhabūبِلِقَآءِhuzuruna çıkmayıbiliqāiٱللَّهِ ۖAllah'ınl-lahiحَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāجَآءَتْهُمُkendilerine geldiğijāathumuٱلسَّاعَةُo sa'atl-sāʿatuبَغْتَةًۭansızınbaghtatanقَالُوا۟dedilerqālūيَـٰحَسْرَتَنَاah! vah bizeyāḥasratanāعَلَىٰdolayıʿalāمَاkusurlarımızdanفَرَّطْنَاwe neglectedfarraṭnāفِيهَاoradafīhāوَهُمْve onlarwahumيَحْمِلُونَyüklenecekleryaḥmilūnaأَوْزَارَهُمْgünahlarınıawzārahumعَلَىٰsırtlarınaʿalāظُهُورِهِمْ ۚtheir backsẓuhūrihimأَلَاbakınalāسَآءَne kötüsāaمَاşeylerيَزِرُونَyüklenip taşıyorlaryazirūna٣١
Allah'a kavuşmayı yalanlayanlar doğrusu kaybedenlerdir ki kıyamet saati onlara ansızın gelince, ağırlıklarını arkalarına yüklenerek, "Dünyada işlediğimiz büyük kusurlardan ötürü yazıklar olsun bize" derler. Dikkat edin, yüklendikleri şeyler ne kötüdür!
6:32
وَمَاve değildirwamāٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَآdünyal-dun'yāإِلَّاbaşka bir şeyillāلَعِبٌۭbir oyundanlaʿibunوَلَهْوٌۭ ۖve eğlencedenwalahwunوَلَلدَّارُve yurduwalalddāruٱلْـَٔاخِرَةُahiretl-ākhiratuخَيْرٌۭdaha iyidirkhayrunلِّلَّذِينَkimseler içinlilladhīnaيَتَّقُونَ ۗkorunan(lar)yattaqūnaأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?afalāتَعْقِلُونَ(will) you reasontaʿqilūna٣٢
Dünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu, sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?
6:33
قَدْmuhakkakqadنَعْلَمُbiliyoruznaʿlamuإِنَّهُۥşüphesizinnahuلَيَحْزُنُكَseni üzüyorlayaḥzunukaٱلَّذِىşeyleralladhīيَقُولُونَ ۖonların dedikleriyaqūlūnaفَإِنَّهُمْgerçekte onlarfa-innahumلَاseni yalanlamıyorlarيُكَذِّبُونَكَdeny youyukadhibūnakaوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaٱلظَّـٰلِمِينَo zalimlerl-ẓālimīnaبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiيَجْحَدُونَyalanlıyorlaryajḥadūna٣٣
Onların söylediklerinin seni üzeceğini elbette biliyoruz; doğrusu onlar seni yalancı saymıyorlar, fakat zalimler Allah'ın ayetlerini bile bile inkar ediyorlar.
6:34
وَلَقَدْve andolsunwalaqadكُذِّبَتْyalanlanmıştıkudhibatرُسُلٌۭelçilerrusulunمِّنsenden önce deminقَبْلِكَbefore youqablikaفَصَبَرُوا۟sabrettilerfaṣabarūعَلَىٰkarşıʿalāمَاyalanlanmalarınaكُذِّبُوا۟they were rejectedkudhibūوَأُوذُوا۟ve eziyet edilmelerinewaūdhūحَتَّىٰٓnihayetḥattāأَتَىٰهُمْonlara yetiştiatāhumنَصْرُنَا ۚyardımımıznaṣrunāوَلَاyokturwalāمُبَدِّلَdeğiştirebilecekmubaddilaلِكَلِمَـٰتِkelimelerinilikalimātiٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiوَلَقَدْandolsunwalaqadجَآءَكَsana da gelmiştirjāakaمِنhaberindenminنَّبَإِى۟(the) newsnaba-iٱلْمُرْسَلِينَelçilerinl-mur'salīna٣٤
Senden önce nice peygamberler yalanlandı ve kendilerine yardımımız gelene kadar yalanlanmalarına ve sıkıştırılmaya katlandılar. Allah'ın sözlerini değiştirebilecek yoktur; and olsun ki peygamberlerin haberi sana da geldi.
6:35
وَإِنve eğerwa-inكَانَağır geldiysekānaكَبُرَdifficultkaburaعَلَيْكَsanaʿalaykaإِعْرَاضُهُمْonların yüz çevirmesiiʿ'rāḍuhumفَإِنِhaydifa-iniٱسْتَطَعْتَyapabilirsenis'taṭaʿtaأَنara kianتَبْتَغِىَseektabtaghiyaنَفَقًۭاbir deliknafaqanفِىiçineٱلْأَرْضِyerinl-arḍiأَوْya daawسُلَّمًۭاbir merdivensullamanفِىgöğeٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiفَتَأْتِيَهُمonlara getiresinfatatiyahumبِـَٔايَةٍۢ ۚbir mu'cizebiāyatinوَلَوْşayetwalawشَآءَdileseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuلَجَمَعَهُمْelbette onları toplardılajamaʿahumعَلَىüzerindeʿalāٱلْهُدَىٰ ۚhidayetl-hudāفَلَاo halde olmafalāتَكُونَنَّbetakūnannaمِنَcahillerdenminaٱلْجَـٰهِلِينَthe ignorantl-jāhilīna٣٥
Onların yüz çevirmesi sana ağır gelince, eğer gücün yeri delmeye veya göğe merdiven dayamağa yetmiş olsaydı, onlara bir mucize göstermek isterdin. Allah dileseydi onları doğru yolda toplardı. Sakın bilmeyenlerden olma.
6:36
۞ إِنَّمَاancakinnamāيَسْتَجِيبُicabet ederyastajībuٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَسْمَعُونَ ۘişiten(ler)yasmaʿūnaوَٱلْمَوْتَىٰölülere gelincewal-mawtāيَبْعَثُهُمُonları diriltiryabʿathuhumuٱللَّهُAllahl-lahuثُمَّsonrathummaإِلَيْهِO'nailayhiيُرْجَعُونَdöndürülürleryur'jaʿūna٣٦
Ancak kulak verenler daveti kabul ederler. Ölüleri Allah diriltir, sonra O'na dönerler.
6:37
وَقَالُوا۟dediler kiwaqālūلَوْلَاdeğil miydi?lawlāنُزِّلَindirilmelinuzzilaعَلَيْهِonaʿalayhiءَايَةٌۭbir mu'cizeāyatunمِّنRabbindenminرَّبِّهِۦ ۚhis Lordrabbihiقُلْde kiqulإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaقَادِرٌkadirdirqādirunعَلَىٰٓüzerineʿalāأَنindirmeğeanيُنَزِّلَsend downyunazzilaءَايَةًۭbir mu'cizeāyatanوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaأَكْثَرَهُمْçoklarıaktharahumلَاbilmezlerيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٣٧
"Rabbinden ona (Muhammed'e) bir belge indirilseydi ya" dediler. De ki: "Doğrusu Allah bir belge indirmeye Kadir'dir, fakat çoğu bilmezler."
6:38
وَمَاyoktur kiwamāمِنhiçbirminدَآبَّةٍۢyürüyen hayvandābbatinفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَلَاve hiçbirwalāطَـٰٓئِرٍۢkuşṭāirinيَطِيرُuçanyaṭīruبِجَنَاحَيْهِiki kanadiylebijanāḥayhiإِلَّآolmasınlarillāأُمَمٌbirer ümmetumamunأَمْثَالُكُم ۚsizin gibiamthālukumمَّاbiz eksik bırakmamışızdırفَرَّطْنَاWe have neglectedfarraṭnāفِىKitaptaٱلْكِتَـٰبِthe Bookl-kitābiمِنhiçbirminشَىْءٍۢ ۚşeyishayinثُمَّsonrathummaإِلَىٰRableri(nin huzuru)nailāرَبِّهِمْtheir Lordrabbihimيُحْشَرُونَtoplanacaklardıryuḥ'sharūna٣٨
Yerde yürüyen hayvanlar ve kanatlarıyla uçan kuşlar da ancak sizin gibi birer toplulukturlar. Kitap'da Biz hiçbir şeyi eksik bırakmadık; onlar sonra Rablerine toplanacaklardır.
6:39
وَٱلَّذِينَkimselerwa-alladhīnaكَذَّبُوا۟yalanlayan(lar)kadhabūبِـَٔايَـٰتِنَاbizim ayetlerimizibiāyātināصُمٌّۭsağırdırlarṣummunوَبُكْمٌۭve dilsizdirlerwabuk'munفِىiçindeٱلظُّلُمَـٰتِ ۗkaranlıklarl-ẓulumātiمَنkimseyimanيَشَإِdilediğiyasha-iٱللَّهُAllahl-lahuيُضْلِلْهُşaşırtıryuḍ'lil'huوَمَنve kimseyi dewamanيَشَأْdilediğiyashaيَجْعَلْهُkoyaryajʿalhuعَلَىٰüzerineʿalāصِرَٰطٍۢyolṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdoğrumus'taqīmin٣٩
Ayetlerimizi yalanlayanlar karanlıklarda kalmış sağır ve dilsizlerdir. Allah kimi dilerse onu saptırır ve kimi dilerse onu doğru yola koyar.
6:40
قُلْde kiqulأَرَءَيْتَكُمْgördünüz mü?ara-aytakumإِنْeğerinأَتَىٰكُمْsize gelseatākumعَذَابُazabıʿadhābuٱللَّهِAllah'ınl-lahiأَوْya daawأَتَتْكُمُgelseatatkumuٱلسَّاعَةُo sa'atl-sāʿatuأَغَيْرَbaşkasına mıaghayraٱللَّهِAllah'tanl-lahiتَدْعُونَyalvarırsınıztadʿūnaإِنşayetinكُنتُمْiseniz (söyleyin)kuntumصَـٰدِقِينَdoğru (sözlü)ṣādiqīna٤٠
De ki, "Üzerinize Allah'ın azabı gelse veya kıyamet saati size gelse, Allah'tan başkasına mı yalvarırsınız? Doğru iseniz bana bildirin".
6:41
بَلْhayırbalإِيَّاهُyalnız O'naiyyāhuتَدْعُونَyalvarırsınıztadʿūnaفَيَكْشِفُO da kaldırırfayakshifuمَاşeyiتَدْعُونَistediğiniztadʿūnaإِلَيْهِondanilayhiإِنşayetinشَآءَdilerseshāaوَتَنسَوْنَve unutursunuzwatansawnaمَاşeyleriتُشْرِكُونَortak koştuğunuztush'rikūna٤١
Hayır; sadece O'na yalvarırsınız; dilerse yalvardığınız şeyi giderir, siz de O'na koştuğunuz ortakları unutursunuz.
6:42
وَلَقَدْmuhakkakwalaqadأَرْسَلْنَآ(elçiler) gönderdikarsalnāإِلَىٰٓümmetlereilāأُمَمٍۢnationsumaminمِّنsenden önce deminقَبْلِكَbefore youqablikaفَأَخَذْنَـٰهُمonları yakalayıp cezalandırmıştıkfa-akhadhnāhumبِٱلْبَأْسَآءِdarlık ilebil-basāiوَٱلضَّرَّآءِve sıkıntı ilewal-ḍarāiلَعَلَّهُمْbelki onlarlaʿallahumيَتَضَرَّعُونَyalvarırlar diyeyataḍarraʿūna٤٢
Şüphesiz ki, senden önce ümmetlere peygamberler göndermiştik; onları yalvarsınlar diye darlık ve sıkıntıya sokmuştuk.
6:43
فَلَوْلَآhiç olmazsafalawlāإِذْzamanidhجَآءَهُمkendilerine geldiğijāahumبَأْسُنَاbaskınımızbasunāتَضَرَّعُوا۟yalvarsalardıtaḍarraʿūوَلَـٰكِنfakatwalākinقَسَتْkatılaştıqasatقُلُوبُهُمْkalbleriqulūbuhumوَزَيَّنَve süslü gösterdiwazayyanaلَهُمُonlaralahumuٱلشَّيْطَـٰنُşeytanl-shayṭānuمَاşeyleriكَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyapmışyaʿmalūna٤٣
Hiç değilse, onlara şiddetimiz geldiği zaman yalvarıp yakarmalı değil miydiler? Lakin kalbleri katılaştı, şeytan da yaptıklarını onlara güzel gösterdi.
6:44
فَلَمَّاne zaman kifalammāنَسُوا۟unutuncanasūمَاyapılan uyarılarıذُكِّرُوا۟they were remindeddhukkirūبِهِۦkendileribihiفَتَحْنَاaçıverdikfataḥnāعَلَيْهِمْüzerlerineʿalayhimأَبْوَٰبَkapılarınıabwābaكُلِّherkulliشَىْءٍşeyinshayinحَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاsıradaidhāفَرِحُوا۟sevince daldıklarıfariḥūبِمَآşey ilebimāأُوتُوٓا۟kendilerine verilenūtūأَخَذْنَـٰهُمonları yakaladıkakhadhnāhumبَغْتَةًۭansızınbaghtatanفَإِذَاböylecefa-idhāهُمonlarhumمُّبْلِسُونَbütün umutlarnı yitirdilermub'lisūna٤٤
Kendilerine hatırlatılanı unuttuklarında, onlara her şeyin kapısını açtık; kendilerine verilene sevinince ansızın onları yakaladık da umutsuz kalıverdiler.
6:45
فَقُطِعَböylece kesildifaquṭiʿaدَابِرُardıdābiruٱلْقَوْمِmilletinl-qawmiٱلَّذِينَonlar kialladhīnaظَلَمُوا۟ ۚhaksızlık ediyorduẓalamūوَٱلْحَمْدُhamdolsunwal-ḥamduلِلَّهِAllah'alillahiرَبِّRabbirabbiٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna٤٥
Zulmeden milletin kökü böylece kesildi. Hamd, Alemlerin Rabbi Allah'a mahsustur.
6:46
قُلْde kiqulأَرَءَيْتُمْsöyleyin banaara-aytumإِنْeğerinأَخَذَalsaakhadhaٱللَّهُAllahl-lahuسَمْعَكُمْişitme(duyu)nuzusamʿakumوَأَبْصَـٰرَكُمْve gözleriniziwa-abṣārakumوَخَتَمَve mühür vursawakhatamaعَلَىٰüstüneʿalāقُلُوبِكُمkalblerinizinqulūbikumمَّنْkimdir?manإِلَـٰهٌtanrıilāhunغَيْرُbaşkaghayruٱللَّهِAllah'tanl-lahiيَأْتِيكُمsize getirecekyatīkumبِهِ ۗbun(lar)ıbihiٱنظُرْbakunẓurكَيْفَnasılkayfaنُصَرِّفُtürlü türlü açıklıyoruznuṣarrifuٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiثُمَّsonra yinethummaهُمْonlarhumيَصْدِفُونَyüz çeviriyorlaryaṣdifūna٤٦
De ki: "Gördünüz mü? Allah, işitmenizi, gözlerinizi alsa, kalblerinizi kapasa, Allah'tan başka hangi tanrı onu sizlere getirebilir?" Ayetleri nasıl türlü türlü açıkladığımıza bir baksana, sonra da onlar yüz çevirirler.
6:47
قُلْde kiqulأَرَءَيْتَكُمْsöyleyin banaara-aytakumإِنْeğerinأَتَىٰكُمْsize gelseatākumعَذَابُazabıʿadhābuٱللَّهِAllah'ınl-lahiبَغْتَةًansızınbaghtatanأَوْya daawجَهْرَةًaçıkçajahratanهَلْmi?halيُهْلَكُhelak ediliryuh'lakuإِلَّاbaşkasıillāٱلْقَوْمُtoplumdanl-qawmuٱلظَّـٰلِمُونَzaliml-ẓālimūna٤٧
De ki: "Allah'ın azabı size ansızın veya açıkça gelirse, zalimlerden başkası mı yok olur? Bana bildirin."
6:48
وَمَاbiz gönderimeyiwamāنُرْسِلُWe sendnur'siluٱلْمُرْسَلِينَelçileril-mur'salīnaإِلَّاdışındaillāمُبَشِّرِينَmüjdeciler olmakmubashirīnaوَمُنذِرِينَ ۖve uyarıcılar olmakwamundhirīnaفَمَنْo halde kimfamanءَامَنَinanırāmanaوَأَصْلَحَve uslanırsawa-aṣlaḥaفَلَاyokturfalāخَوْفٌkorkukhawfunعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimوَلَاve değildirwalāهُمْonlarhumيَحْزَنُونَüzülecek deyaḥzanūna٤٨
Peygamberleri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak gönderiyoruz. Kim inanır ve nefsini ıslah ederse onlara korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
6:49
وَٱلَّذِينَkimselerewa-alladhīnaكَذَّبُوا۟yalanlayan(lara)kadhabūبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizibiāyātināيَمَسُّهُمُdokunacaktıryamassuhumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuبِمَاyüzündenbimāكَانُوا۟yaptıklarıkānūيَفْسُقُونَfenalıkyafsuqūna٤٩
Ayetlerimizi inkar edenlere yoldan çıkmalarından ötürü azab dokunacaktır.
6:50
قُلde kiqulلَّآben demiyorumأَقُولُ(do) I sayaqūluلَكُمْsizelakumعِندِىyanımdadırʿindīخَزَآئِنُhazinelerikhazāinuٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلَآvewalāأَعْلَمُbilmemaʿlamuٱلْغَيْبَgaybıl-ghaybaوَلَآvewalāأَقُولُdemiyorumaqūluلَكُمْsizelakumإِنِّىbeninnīمَلَكٌ ۖmeleğimmalakunإِنْben uyuyoruminأَتَّبِعُ(do) I followattabiʿuإِلَّاsadeceillāمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyolunanyūḥāإِلَىَّ ۚbanailayyaقُلْde kiqulهَلْmidir?halيَسْتَوِىeşityastawīٱلْأَعْمَىٰkörl-aʿmāوَٱلْبَصِيرُ ۚve görenwal-baṣīruأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?afalāتَتَفَكَّرُونَyou give thoughttatafakkarūna٥٠
De ki: "Size Allah'ın hazineleri elimdedir, demiyorum; gaybı da bilmiyorum; size, ben meleğim demiyorum, ben ancak bana vahyolunana uyuyorum." De ki: "Görenle görmeyen bir midir? Düşünmüyor musunuz?"
6:51
وَأَنذِرْve uyarwa-andhirبِهِonunlabihiٱلَّذِينَkimselerialladhīnaيَخَافُونَkorkan(ları)yakhāfūnaأَنkianيُحْشَرُوٓا۟toplanacaklardıryuḥ'sharūإِلَىٰ(huzuru)nailāرَبِّهِمْ ۙRablerinerabbihimلَيْسَyokturlaysaلَهُمkendilerininlahumمِّنO'ndan başkaminدُونِهِۦother than Himdūnihiوَلِىٌّۭne dostlarıwaliyyunوَلَاne dewalāشَفِيعٌۭdestekçilerishafīʿunلَّعَلَّهُمْbelkilaʿallahumيَتَّقُونَkorunurlaryattaqūna٥١
Rablerine toplanacaklarından korkanları Kuran ile uyar. O'ndan başka bir dost ve aracıları yoktur. Umulur ki Allah'tan sakınalar.
6:52
وَلَاkovmawalāتَطْرُدِsend awaytaṭrudiٱلَّذِينَkimselerialladhīnaيَدْعُونَyalvaranlarıyadʿūnaرَبَّهُمRablerinerabbahumبِٱلْغَدَوٰةِsabahbil-ghadatiوَٱلْعَشِىِّve akşamwal-ʿashiyiيُرِيدُونَisteyerekyurīdūnaوَجْهَهُۥ ۖO'nun rızasınıwajhahuمَاyokturعَلَيْكَsanaʿalaykaمِنْonların hesabındanminحِسَابِهِمtheir accountḥisābihimمِّنhiçbirminشَىْءٍۢşey (sorumluluk)shayinوَمَاve yokturwamāمِنْsenin hesabındanminحِسَابِكَyour accountḥisābikaعَلَيْهِمonlaraʿalayhimمِّنhiçbirminشَىْءٍۢşey (sorumluk)shayinفَتَطْرُدَهُمْonları kovup dafataṭrudahumفَتَكُونَolasınfatakūnaمِنَzalimlerdenminaٱلظَّـٰلِمِينَthe wrongdoersl-ẓālimīna٥٢
Sabah akşam, Rabblerinin rızasını isteyerek O'na yalvaranları kovma. Onların hesabından sana bir sorumluluk yoktur, senin hesabından da onlara bir sorumluluk yoktur ki onları kovarak zulmedenlerden olasın.
6:53
وَكَذَٰلِكَböylecewakadhālikaفَتَنَّاbiz denedikfatannāبَعْضَهُمonların kiminibaʿḍahumبِبَعْضٍۢkimi ilebibaʿḍinلِّيَقُولُوٓا۟demeleri içinliyaqūlūأَهَـٰٓؤُلَآءِşunlara mı?ahāulāiمَنَّlutfu layık gördümannaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِمkendilerineʿalayhimمِّنۢaramızdanminبَيْنِنَآ ۗamong usbaynināأَلَيْسَdeğil midir?alaysaٱللَّهُAllahl-lahuبِأَعْلَمَdaha iyi bilenbi-aʿlamaبِٱلشَّـٰكِرِينَşükredenleri;bil-shākirīna٥٣
Böylece, "Aramızdan Allah bunlara mı iyilikte bulundu?" demeleri için onları birbiriyle denedik. Allah şükredenleri iyi bilen değil midir?
6:54
وَإِذَاve zamanwa-idhāجَآءَكَsana geldiklerijāakaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُؤْمِنُونَinanan(lar)yu'minūnaبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizebiāyātināفَقُلْde kifaqulسَلَـٰمٌselam olsunsalāmunعَلَيْكُمْ ۖsizeʿalaykumكَتَبَyazmıştırkatabaرَبُّكُمْRabbinizrabbukumعَلَىٰüzerineʿalāنَفْسِهِkendinafsihiٱلرَّحْمَةَ ۖrahmetil-raḥmataأَنَّهُۥkuşkusuzannahuمَنْkimmanعَمِلَyaparsaʿamilaمِنكُمْsizdenminkumسُوٓءًۢاbir kötülüksūanبِجَهَـٰلَةٍۢbilmeyerekbijahālatinثُمَّsonrathummaتَابَtevbe edertābaمِنۢardındanminبَعْدِهِۦafter itbaʿdihiوَأَصْلَحَve uslanırsawa-aṣlaḥaفَأَنَّهُۥmuhakkak ki Ofa-annahuغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun٥٤
Ayetlerimize inananlar sana gelince: "Size selam olsun" de. Rabbiniz, sizden kim bilmeyerek fenalık işler de arkasından tövbe eder ve nefsini düzeltirse, ona rahmet etmeyi kendi üzerine almıştır. O, bağışlar ve merhamet eder.
6:55
وَكَذَٰلِكَve böylecewakadhālikaنُفَصِّلُaçıklıyoruznufaṣṣiluٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiوَلِتَسْتَبِينَbelli olsun diyewalitastabīnaسَبِيلُyolusabīluٱلْمُجْرِمِينَsuçlularınl-muj'rimīna٥٥
Suçluların yolu belli olsun diye, böylece ayetleri uzun uzun açıklarız.
6:56
قُلْde kiqulإِنِّىelbette beninnīنُهِيتُmen'olundumnuhītuأَنْtapmaktananأَعْبُدَI worshipaʿbudaٱلَّذِينَyalvardıklarınızaalladhīnaتَدْعُونَyou calltadʿūnaمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِ ۚAllah'tanl-lahiقُلde kiqulلَّآben uymamأَتَّبِعُI followattabiʿuأَهْوَآءَكُمْ ۙsizin keyiflerinizeahwāakumقَدْçünküqadضَلَلْتُsapıtmış olurumḍalaltuإِذًۭاo takdirdeidhanوَمَآve olmamwamāأَنَا۠benanāمِنَyola gelenlerdenminaٱلْمُهْتَدِينَthe guided-onesl-muh'tadīna٥٦
De ki: "Allah'tan başka, yalvardıklarınıza kulluk etmekten menolundum." "Sizin heveslerinize uymayacağım, yoksa sapıtmış, doğru yolda gidenlerden olmamış olurum" de.
6:57
قُلْde kiqulإِنِّىelbette beninnīعَلَىٰüzerindeyimʿalāبَيِّنَةٍۢaçık bir delilbayyinatinمِّنRabbimdenminرَّبِّىmy Lordrabbīوَكَذَّبْتُمsiz ise yalanladınızwakadhabtumبِهِۦ ۚonubihiمَاdeğildirعِندِىbenim yanımdaʿindīمَاşey (azab)تَسْتَعْجِلُونَacele istediğiniztastaʿjilūnaبِهِۦٓ ۚonubihiإِنِhüküm vermekiniٱلْحُكْمُ(is) the decisionl-ḥuk'muإِلَّاyalnızcaillāلِلَّهِ ۖAllah'a aittirlillahiيَقُصُّ(O) anlatıryaquṣṣuٱلْحَقَّ ۖgerçeğil-ḥaqaوَهُوَve Owahuwaخَيْرُen iyisidirkhayruٱلْفَـٰصِلِينَayırdedenlerinl-fāṣilīna٥٧
De ki: "Ben Rabbim'den bir belgeye dayanmaktayım, halbuki siz onu yalanladınız; acele istediğiniz de elimde değildir. Hüküm ancak Allah'ındır. O, hükmedenlerin en iyisi olarak gerçeği anlatır."
6:58
قُلde kiqulلَّوْeğerlawأَنَّelbetteannaعِندِىbenim yanımda olsaydıʿindīمَاşeyتَسْتَعْجِلُونَacele istediğiniztastaʿjilūnaبِهِۦonubihiلَقُضِىَbitirilmiştilaquḍiyaٱلْأَمْرُl-amruبَيْنِىaramızdabaynīوَبَيْنَكُمْ ۗve sizin aranızdawabaynakumوَٱللَّهُAllahwal-lahuأَعْلَمُdaha iyi biliraʿlamuبِٱلظَّـٰلِمِينَzalimleribil-ẓālimīna٥٨
De ki: "Acele istediğiniz şey elimde olsaydı, benimle aranızdaki iş bitmiş olurdu." Allah zulmedenleri en iyi bilendir.
6:59
۞ وَعِندَهُۥve O'nun yanındadırwaʿindahuمَفَاتِحُanahtarlarımafātiḥuٱلْغَيْبِgayb'ınl-ghaybiلَاonları bilmezيَعْلَمُهَآknows themyaʿlamuhāإِلَّاbaşkasıillāهُوَ ۚO'ndanhuwaوَيَعْلَمُve (O) bilirwayaʿlamuمَاne varsaفِىkarada olanٱلْبَرِّthe landl-bariوَٱلْبَحْرِ ۚve denizde olanwal-baḥriوَمَاdüşmezwamāتَسْقُطُfallstasquṭuمِنhiçbirminوَرَقَةٍyaprakwaraqatinإِلَّاdışındaillāيَعْلَمُهَاonun bilgisiyaʿlamuhāوَلَاve (yoktur)walāحَبَّةٍۢbir daneḥabbatinفِىiçindeظُلُمَـٰتِkaranlıklarıẓulumātiٱلْأَرْضِyerinl-arḍiوَلَاve (yoktur)walāرَطْبٍۢyaşraṭbinوَلَاvewalāيَابِسٍkuruyābisinإِلَّاancakillāفِىvardırكِتَـٰبٍۢbir Kitaptakitābinمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin٥٩
Gaybın anahtarları O'nun katındadır, onları ancak O bilir. Karada ve denizde olanı bilir. Düşen yaprağı, yerin karanlıklarında olan taneyi, yaşı kuruyu ki apaçık Kitap'tadır ancak O bilir.
6:60
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىkimseleralladhīيَتَوَفَّىٰكُمsizi öldürenyatawaffākumبِٱلَّيْلِgeceleyinbi-al-layliوَيَعْلَمُve bilirwayaʿlamuمَاşeyiجَرَحْتُمişlediğinizjaraḥtumبِٱلنَّهَارِgündüzünbil-nahāriثُمَّsonrathummaيَبْعَثُكُمْsizi diriltiryabʿathukumفِيهِondafīhiلِيُقْضَىٰٓtamamlanıncaya kadarliyuq'ḍāأَجَلٌۭsüreajalunمُّسَمًّۭى ۖbelirlenmişmusammanثُمَّsonrathummaإِلَيْهِO'nadırilayhiمَرْجِعُكُمْdönüşünüzmarjiʿukumثُمَّsonrathummaيُنَبِّئُكُمsize haber verecektiryunabbi-ukumبِمَاşeyleribimāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapmıştaʿmalūna٦٠
Geceleyin sizi ölü gibi uyutan, gündüzün yaptıklarınızı bilen, mukadder olan hayat süreniz doluncaya kadar gündüzleri sizi tekrar kaldıran O'dur. Sonra dönüşünüz O'nadır, işlediklerinizi size bildirecektir.
6:61
وَهُوَve Owahuwaٱلْقَاهِرُtek hakimdirl-qāhiruفَوْقَüstündefawqaعِبَادِهِۦ ۖkullarınʿibādihiوَيُرْسِلُve gönderirwayur'siluعَلَيْكُمْsizeʿalaykumحَفَظَةًkoruyucu(melek)lerḥafaẓatanحَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāجَآءَgeldiğijāaأَحَدَكُمُbirinizeaḥadakumuٱلْمَوْتُölüml-mawtuتَوَفَّتْهُonun canını alırlartawaffathuرُسُلُنَاelçilerimizrusulunāوَهُمْonlarwahumلَاhiç geri kalmazlarيُفَرِّطُونَfailyufarriṭūna٦١
O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
6:62
ثُمَّsonrathummaرُدُّوٓا۟döndürülürlerruddūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiمَوْلَىٰهُمُTanrılarımawlāhumuٱلْحَقِّ ۚgerçek olanl-ḥaqiأَلَاdoğrusualāلَهُyalnız O'nundurlahuٱلْحُكْمُhüküml-ḥuk'muوَهُوَve Owahuwaأَسْرَعُen çabuğudurasraʿuٱلْحَـٰسِبِينَhesap görenlerinl-ḥāsibīna٦٢
O, kulların üstünde yegane Hakim'dir, size koruyucular gönderir. Artık birinize ölüm gelince elçilerimiz, bir eksiklik yapmaksızın onun canını alırlar, sonra gerçek Mevlalarına döndürürler. Haberiniz olsun, hüküm O'nundur. O, hesap görenlerin en süratlisidir.
6:63
قُلْde kiqulمَنkimmanيُنَجِّيكُمsizi kurtarıyoryunajjīkumمِّنkaranlıklarındanminظُلُمَـٰتِdarkness[es]ẓulumātiٱلْبَرِّkaranınl-bariوَٱلْبَحْرِve denizinwal-baḥriتَدْعُونَهُۥO'na yakardığınızdatadʿūnahuتَضَرُّعًۭاgizli olaraktaḍarruʿanوَخُفْيَةًۭve açık olarakwakhuf'yatanلَّئِنْeğerla-inأَنجَىٰنَاbizi kurtarırsaanjānāمِنْbundanminهَـٰذِهِۦthishādhihiلَنَكُونَنَّelbette olacağızlanakūnannaمِنَşükredenlerdenminaٱلشَّـٰكِرِينَthe grateful onesl-shākirīna٦٣
De ki: "Kara ve denizin karanlıklarından sizi kim kurtarır? Bundan bizi kurtarırsan şükredenlerden olacağız diye O'na gizli gizli yalvarır yakarırsınız."
6:64
قُلِde kiquliٱللَّهُAllahl-lahuيُنَجِّيكُمsizi kurtarıyoryunajjīkumمِّنْهَاondanmin'hāوَمِنvewaminكُلِّbütünkulliكَرْبٍۢsıkıntılardankarbinثُمَّsonrathummaأَنتُمْsiz yineantumتُشْرِكُونَO'na ortak koşuyorsunuztush'rikūna٦٤
De ki: "Allah sizi ondan ve her sıkıntıdan kurtarır, sonra da O'na ortak koşarsınız."
6:65
قُلْde kiqulهُوَOhuwaٱلْقَادِرُkadirdirl-qādiruعَلَىٰٓüzerineʿalāأَنgöndermeğeanيَبْعَثَsendyabʿathaعَلَيْكُمْsizin üzerinizeʿalaykumعَذَابًۭاbir azabʿadhābanمِّنüstünüzdenminفَوْقِكُمْabove youfawqikumأَوْyahutawمِنaltındanminتَحْتِbeneathtaḥtiأَرْجُلِكُمْayaklarınızınarjulikumأَوْya daawيَلْبِسَكُمْsizi birbirinize düşürüpyalbisakumشِيَعًۭاparti partishiyaʿanوَيُذِيقَve taddırmağawayudhīqaبَعْضَكُمkiminizebaʿḍakumبَأْسَhıncınıbasaبَعْضٍ ۗkiminizinbaʿḍinٱنظُرْbakunẓurكَيْفَnasılkayfaنُصَرِّفُaçıklıyoruznuṣarrifuٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلَعَلَّهُمْdiyelaʿallahumيَفْقَهُونَanlasınlaryafqahūna٦٥
De ki: "Üstünüzden ve altınızdan size azab göndermeğe, sizi fırka fırka yapıp kiminize kiminizin hıncını tattırmağa Kadir olan O'dur." Anlasınlar diye ayetleri nasıl yerli yerince açıkladığımıza bak.
6:66
وَكَذَّبَve yalanladıwakadhabaبِهِۦonubihiقَوْمُكَkavminqawmukaوَهُوَve Owahuwaٱلْحَقُّ ۚgerçek ikenl-ḥaquقُلde kiqulلَّسْتُben değilimlastuعَلَيْكُمsizeʿalaykumبِوَكِيلٍۢvekilbiwakīlin٦٦
Gerçekten, senin milletin Kuran'ı yalanladı. "Cezanızı ben verecek değilim" de.
6:67
لِّكُلِّherlikulliنَبَإٍۢhaberinnaba-inمُّسْتَقَرٌّۭ ۚgerçekleşeceği bir zaman vardırmus'taqarrunوَسَوْفَyakındawasawfaتَعْلَمُونَbilirsiniztaʿlamūna٦٧
Her haberin gerçekleşeceği bir zaman vardır ki siz onu yakında bileceksiniz.
6:68
وَإِذَاve zamanwa-idhāرَأَيْتَgördüğünra-aytaٱلَّذِينَ(münasebetsizliğe) dalanlarıalladhīnaيَخُوضُونَengage (in vain talks)yakhūḍūnaفِىٓhakkındaءَايَـٰتِنَاayetlerimizāyātināفَأَعْرِضْyüz çevirfa-aʿriḍعَنْهُمْonlardanʿanhumحَتَّىٰkadarḥattāيَخُوضُوا۟onlar geçinceyeyakhūḍūفِىbir sözeحَدِيثٍa talkḥadīthinغَيْرِهِۦ ۚbaşkaghayrihiوَإِمَّاeğerwa-immāيُنسِيَنَّكَsana (bunu) unutturursayunsiyannakaٱلشَّيْطَـٰنُşeytanl-shayṭānuفَلَاoturmafalāتَقْعُدْsittaqʿudبَعْدَsonrabaʿdaٱلذِّكْرَىٰhatırladıktanl-dhik'rāمَعَberabermaʿaٱلْقَوْمِtopluluğuylal-qawmiٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerl-ẓālimīna٦٨
Ayetlerimizi çekişmeye dalanları görünce, başka bir bahse geçmelerine kadar onlardan yüz çevir. Şeytan sana unutturursa hatırladıktan sonra artık zulmedenlerle beraber oturma.
6:69
وَمَاve yokturwamāعَلَىüzerineʿalāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَتَّقُونَkorunanlaryattaqūnaمِنْonların hesabındanminحِسَابِهِمtheir accountḥisābihimمِّنbirminشَىْءٍۢşey (sorumluluk)shayinوَلَـٰكِنamawalākinذِكْرَىٰbir hatırlatmak lazımdırdhik'rāلَعَلَّهُمْbelkilaʿallahumيَتَّقُونَkorunurlar diyeyattaqūna٦٩
Sakınan kimselere, onların hesaplarından bir sorumluluk yoktur. Fakat bir hatırlatmadır; belki sakınırlar.
6:70
وَذَرِve bırakwadhariٱلَّذِينَkimselerialladhīnaٱتَّخَذُوا۟yerine koyan(ları)ittakhadhūدِينَهُمْdinlerinidīnahumلَعِبًۭاoyunlaʿibanوَلَهْوًۭاve eğlencewalahwanوَغَرَّتْهُمُve aldattığı kimseleriwagharrathumuٱلْحَيَوٰةُhayatınınl-ḥayatuٱلدُّنْيَا ۚdünyal-dun'yāوَذَكِّرْve öğüt verwadhakkirبِهِۦٓo (Kur'an) ilebihiأَنdiyeanتُبْسَلَhelake gidertub'salaنَفْسٌۢbir kişinafsunبِمَاdolayıbimāكَسَبَتْkazandığındankasabatلَيْسَolmazlaysaلَهَاonunlahāمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiوَلِىٌّۭne bir dostuwaliyyunوَلَاne dewalāشَفِيعٌۭbir yardımcısıshafīʿunوَإِنve eğerwa-inتَعْدِلْversetaʿdilكُلَّher türlükullaعَدْلٍۢfidyeyiʿadlinلَّاkabul edilmezيُؤْخَذْwill it be takenyu'khadhمِنْهَآ ۗondanmin'hāأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaٱلَّذِينَkimselerdiralladhīnaأُبْسِلُوا۟helake uğrayan(lardır)ub'silūبِمَاdolayıbimāكَسَبُوا۟ ۖkazandıklarındankasabūلَهُمْonlar için vardırlahumشَرَابٌۭbir içkisharābunمِّنْkaynar sudanminحَمِيمٍۢboiling waterḥamīminوَعَذَابٌve bir azabwaʿadhābunأَلِيمٌۢacıklıalīmunبِمَاdolayıbimāكَانُوا۟olduklarındankānūيَكْفُرُونَinkar ediyoryakfurūna٧٠
Dinlerini oyun ve eğlenceye alanları, dünya hayatının aldattığı kimseleri bırak. Kuran ile öğüt ver ki, bir kimse kazandığıyla helake düşmeye görsün, o takdirde Allah'dan başka ona ne bir yardımcı, ne de bir kurtarıcı bulunur; her türlü fidyeyi de verse kabul olunmaz. Kazandıklarından ötürü yok olanlar işte bunlardır. İnkar etmelerinden dolayı kızgın içecek ve can yakıcı azab onlaradır.
6:71
قُلْde kiqulأَنَدْعُوا۟mi yalvaralım?anadʿūمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiمَاşeylereلَاbize yarar vermeyenيَنفَعُنَاbenefits usyanfaʿunāوَلَاve zarar vermeyenwalāيَضُرُّنَاharms usyaḍurrunāوَنُرَدُّve döndürülüpwanuradduعَلَىٰٓüzerindeʿalāأَعْقَابِنَاökçelerimizaʿqābināبَعْدَsonrabaʿdaإِذْbizi doğru yola ilettiktenidhهَدَىٰنَا(has) guided ushadānāٱللَّهُAllahl-lahuكَٱلَّذِىgibi mi?ka-alladhīٱسْتَهْوَتْهُayartarakis'tahwathuٱلشَّيَـٰطِينُşeytanlarınl-shayāṭīnuفِىçölde bıraktıklarıٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiحَيْرَانَşaşkın bir haldeḥayrānaلَهُۥٓkimselahuأَصْحَـٰبٌۭarkadaşlarının iseaṣḥābunيَدْعُونَهُۥٓçağırdıklarıyadʿūnahuإِلَىdoğru yolailāٱلْهُدَىthe guidancel-hudāٱئْتِنَا ۗBize gel! diyei'tināقُلْde kiqulإِنَّmuhakkakinnaهُدَىyol göstermehudāٱللَّهِAllah'ınl-lahiهُوَancakhuwaٱلْهُدَىٰ ۖyol göstermesidirl-hudāوَأُمِرْنَاve bize emredilmiştirwa-umir'nāلِنُسْلِمَteslim olmamızlinus'limaلِرَبِّRabbinelirabbiٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna٧١
De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
6:72
وَأَنْve ayrıcawa-anأَقِيمُوا۟kılınaqīmūٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَٱتَّقُوهُ ۚve O'ndan korkunwa-ittaqūhuوَهُوَO'durwahuwaٱلَّذِىٓo kimse kialladhīإِلَيْهِhuzurunailayhiتُحْشَرُونَvarıp toplanacağınıztuḥ'sharūna٧٢
De ki: "Arkadaşları bize gel diye doğru yola çağırırken, şeytanların yeryüzünde şaşırttıkları bir kimse gibi geriye mi dönelim. Allah bizi doğru yola eriştirdikten sonra, bize faydası olmayan, zarar da veremeyen Allah'tan başka şeylere mi yalvaralım?" De ki, "Doğru yol ancak Allah'ın yoludur. Alemlerin Rabbine teslim olarak namaz kılın, Allah'tan sakının diye emrolunduk." Kendisine toplanacağınız O'dur.
6:73
وَهُوَO'durwahuwaٱلَّذِىo kialladhīخَلَقَyarattıkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaبِٱلْحَقِّ ۖhak (ve hikmet) ilebil-ḥaqiوَيَوْمَve günwayawmaيَقُولُdediğiyaqūluكُنOl!kunفَيَكُونُ ۚoluverirfayakūnuقَوْلُهُsözüqawluhuٱلْحَقُّ ۚhaktırl-ḥaquوَلَهُO'nundurwalahuٱلْمُلْكُmülkl-mul'kuيَوْمَgünyawmaيُنفَخُüfleneceğiyunfakhuفِىSur'aٱلصُّورِ ۚthe trumpetl-ṣūriعَـٰلِمُbilendirʿālimuٱلْغَيْبِgizliyil-ghaybiوَٱلشَّهَـٰدَةِ ۚve açığıwal-shahādatiوَهُوَOwahuwaٱلْحَكِيمُhükümdardırl-ḥakīmuٱلْخَبِيرُherşeyi haber alandırl-khabīru٧٣
Gökleri ve yeri gerçekle yaratan O'dur ki "Ol" dediği gün (an) hemen olur; sözü gerçektir. Sura üfleneceği gün hükümranlık O'nundur. Görülmeyeni de görüleni de bilir. O Hakim'dir, haberdardır.
6:74
۞ وَإِذْhaniwa-idhقَالَdemişti kiqālaإِبْرَٰهِيمُİbrahimib'rāhīmuلِأَبِيهِbabasıli-abīhiءَازَرَAzer'eāzaraأَتَتَّخِذُmi ediniyorsun?atattakhidhuأَصْنَامًاputlarıaṣnāmanءَالِهَةً ۖtanrılarālihatanإِنِّىٓdoğrusu beninnīأَرَىٰكَseni görüyorumarākaوَقَوْمَكَve kavminiwaqawmakaفِىiçindeضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinمُّبِينٍۢaçıkmubīnin٧٤
İbrahim, babası Azer'e, "Putları tanrı olarak mı benimsiyorsun? Doğrusu ben seni ve milletini açık bir sapıklık içinde görüyorum" demişti.
6:75
وَكَذَٰلِكَve böylecewakadhālikaنُرِىٓbiz gösteriyorduknurīإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eib'rāhīmaمَلَكُوتَmelekutunumalakūtaٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiوَلِيَكُونَolsun diyewaliyakūnaمِنَinananlardanminaٱلْمُوقِنِينَthe ones who are certainl-mūqinīna٧٥
Yakinen bilenlerden olması için İbrahim'e göklerin ve yerin hükümranlığını şöylece gösteriyorduk:
6:76
فَلَمَّاne zaman kifalammāجَنَّbasıncajannaعَلَيْهِüzerineʿalayhiٱلَّيْلُgeceal-layluرَءَا(İbrahim) gördüraāكَوْكَبًۭا ۖbir yıldızkawkabanقَالَdediqālaهَـٰذَاbudurhādhāرَبِّى ۖRabbimrabbīفَلَمَّآne zaman kifalammāأَفَلَ(yıldız) batıncaafalaقَالَdediqālaلَآsevmemأُحِبُّ(do) I likeuḥibbuٱلْـَٔافِلِينَbatanlarıl-āfilīna٧٦
Gece basınca bir yıldız gördü, "işte bu benim Rabbim!" dedi; yıldız batınca, "batanları sevmem" dedi.
6:77
فَلَمَّاne zaman kifalammāرَءَاgördüğünderaāٱلْقَمَرَAy'ıl-qamaraبَازِغًۭاdoğarkenbāzighanقَالَdediqālaهَـٰذَاbudurhādhāرَبِّى ۖRabbimrabbīفَلَمَّآne zaman kifalammāأَفَلَ(o da) batıncaafalaقَالَdediqālaلَئِنeğerla-inلَّمْbana doğru yolu göstermeseydilamيَهْدِنِىguide meyahdinīرَبِّىRabbimrabbīلَأَكُونَنَّelbette olurdumla-akūnannaمِنَtopluluktanminaٱلْقَوْمِthe peoplel-qawmiٱلضَّآلِّينَsapıtanl-ḍālīna٧٧
Ayı doğarken görünce, "işte bu benim Rabbim!" dedi, batınca, "Rabbim beni doğruya eriştirmeseydi and olsun ki sapıklardan olurdum" dedi.
6:78
فَلَمَّاne zaman kifalammāرَءَاgörünceraāٱلشَّمْسَgüneşil-shamsaبَازِغَةًۭdoğarkenbāzighatanقَالَdediqālaهَـٰذَاbudurhādhāرَبِّىRabbimrabbīهَـٰذَآbuhādhāأَكْبَرُ ۖdaha büyükakbaruفَلَمَّآne zaman kifalammāأَفَلَتْ(O da) batıncaafalatقَالَdedi kiqālaيَـٰقَوْمِEy kavmimyāqawmiإِنِّىelbette beninnīبَرِىٓءٌۭuzağımbarīonمِّمَّاşeylerdenmimmāتُشْرِكُونَsizin ortak koştuğunuztush'rikūna٧٨
Güneşi doğarken görünce "işte bu benim Rabbim, bu daha büyük!" dedi; batınca, "Ey milletim! Doğrusu ben ortak koştuklarınızdan uzağım" dedi.
6:79
إِنِّىşüphesiz beninnīوَجَّهْتُçevirdimwajjahtuوَجْهِىَyüzümüwajhiyaلِلَّذِىyoktan var edenelilladhīفَطَرَcreatedfaṭaraٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaحَنِيفًۭا ۖtamamenḥanīfanوَمَآve artık değilimwamāأَنَا۠benanāمِنَortak koşanlardanminaٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna٧٩
"Doğrusu ben yüzümü, gökleri ve yeri yaratana, doğruya yönelerek çevirdim, ben ortak koşanlardan değilim."
6:80
وَحَآجَّهُۥve onunla tartışmaya giriştiwaḥājjahuقَوْمُهُۥ ۚkavmiqawmuhuقَالَdedi kiqālaأَتُحَـٰٓجُّوٓنِّىbenimle tartışıyor musunuz?atuḥājjūnnīفِىhakkındaٱللَّهِAllahl-lahiوَقَدْmuhakkakwaqadهَدَىٰنِ ۚbeni doğru yola iletmiş ikenhadāniوَلَآben korkmamwalāأَخَافُ(do) I fearakhāfuمَاşeylerdenتُشْرِكُونَsizin ortak koştuğunuztush'rikūnaبِهِۦٓO'nabihiإِلَّآancakillāأَنdilediği oluranيَشَآءَwillsyashāaرَبِّىRabbiminrabbīشَيْـًۭٔا ۗşeylershayanوَسِعَkuşatmıştırwasiʿaرَبِّىRabbimrabbīكُلَّhekullaشَىْءٍşeyishayinعِلْمًا ۗbilgiceʿil'manأَفَلَاhala öğüt almıyor musunuz?afalāتَتَذَكَّرُونَyou take heedtatadhakkarūna٨٠
Milleti onunla tartışmaya girişti. "Beni doğru yola eriştirmişken, Allah hakkında benimle mi tartışıyorsunuz? O'na ortak koştuklarınızdan korkmuyorum, meğer ki Rabbim bir şeyi dilemiş ola. Rabbim ilimce her şeyi kuşatmıştır; hala öğüt kabul etmez misiniz?" dedi.
6:81
وَكَيْفَve nasılwakayfaأَخَافُben korkarımakhāfuمَآşeylerdenأَشْرَكْتُمْsizin ortak koştuğunuzashraktumوَلَاkorkmuyorsunuz dawalāتَخَافُونَyou feartakhāfūnaأَنَّكُمْsizannakumأَشْرَكْتُمortak koşmaktanashraktumبِٱللَّهِAllah'ınbil-lahiمَاşeyleriلَمْindirmediğilamيُنَزِّلْdid He send downyunazzilبِهِۦhakkındabihiعَلَيْكُمْsizeʿalaykumسُلْطَـٰنًۭا ۚhiçbir delilsul'ṭānanفَأَىُّşimdi hangisifa-ayyuٱلْفَرِيقَيْنِiki topluluktanl-farīqayniأَحَقُّdaha layıktıraḥaqquبِٱلْأَمْنِ ۖgüvende olmağabil-amniإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتَعْلَمُونَbiliyortaʿlamūna٨١
"Allah'a koştuğunuz ortaklardan nasıl korkarım? Oysa siz, Allah'ın hakkında size bir delil indirmediği bir şeyi O'na ortak koşmaktan korkmuyorsunuz. İki taraftan hangisine güvenmek daha gereklidir, bir bilseniz."
6:82
ٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūوَلَمْvewalamيَلْبِسُوٓا۟bulamayanlaryalbisūإِيمَـٰنَهُمimanlarınıīmānahumبِظُلْمٍbir haksızlıklabiẓul'minأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaلَهُمُonlarındırlahumuٱلْأَمْنُgüvenl-amnuوَهُمve onlardırwahumمُّهْتَدُونَdoğru yolu bulanlar damuh'tadūna٨٢
İşte güven; onlara, inanıp haksızlık karıştırmayanlaradır. Onlar doğru yoldadırlar.
6:83
وَتِلْكَişte bunlarwatil'kaحُجَّتُنَآhüccetlerimizdirḥujjatunāءَاتَيْنَـٰهَآverdiğimizātaynāhāإِبْرَٰهِيمَİbrahim'eib'rāhīmaعَلَىٰkarşıʿalāقَوْمِهِۦ ۚkavmineqawmihiنَرْفَعُyükseltiriznarfaʿuدَرَجَـٰتٍۢderecelerledarajātinمَّنkimseyimanنَّشَآءُ ۗdilediğimiznashāuإِنَّşüphesizinnaرَبَّكَRabbinrabbakaحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmunعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun٨٣
Bu, İbrahim'e, milletine karşı verdiğimiz hüccetimizdir. Dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Doğrusu Rabbin Hakim'dir, Bilen'dir.
6:84
وَوَهَبْنَاve biz hediye ettikwawahabnāلَهُۥٓonalahuإِسْحَـٰقَİshak'ıis'ḥāqaوَيَعْقُوبَ ۚve Ya'kub'u dawayaʿqūbaكُلًّاhepsine dekullanهَدَيْنَا ۚdoğru yolu gösterdikhadaynāوَنُوحًاNuh'awanūḥanهَدَيْنَاyol göstermiştikhadaynāمِنdaha önceminقَبْلُ ۖbeforeqabluوَمِنvewaminذُرِّيَّتِهِۦonun soyundandhurriyyatihiدَاوُۥدَDavud'adāwūdaوَسُلَيْمَـٰنَve Süleyman'awasulaymānaوَأَيُّوبَve Eyyub'awa-ayyūbaوَيُوسُفَve Yusuf'awayūsufaوَمُوسَىٰve Musa'yawamūsāوَهَـٰرُونَ ۚve Harun'awahārūnaوَكَذَٰلِكَve böylecewakadhālikaنَجْزِىbiz ödüllendiririznajzīٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlarıl-muḥ'sinīna٨٤
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
6:85
وَزَكَرِيَّاve Zekeriyya'yawazakariyyāوَيَحْيَىٰve Yahya'yawayaḥyāوَعِيسَىٰve Îsawaʿīsāوَإِلْيَاسَ ۖve İlyas'awa-il'yāsaكُلٌّۭhepsikullunمِّنَsalihlerden (idi)minaٱلصَّـٰلِحِينَthe righteousl-ṣāliḥīna٨٥
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
6:86
وَإِسْمَـٰعِيلَve İsma'il'ewa-is'māʿīlaوَٱلْيَسَعَve el-Yesa'awal-yasaʿaوَيُونُسَve Yunus'awayūnusaوَلُوطًۭا ۚve Lut'a dawalūṭanوَكُلًّۭاhepsiniwakullanفَضَّلْنَاüstün kıldıkfaḍḍalnāعَلَىüzerineʿalāٱلْعَـٰلَمِينَalemlerl-ʿālamīna٨٦
Ona İshak'ı, Yakub'u bağışladık, her birini doğru yola eriştirdik. Daha önce Nuh'u ve soyundan Davud'u, Süleyman'ı, Eyyub'u, Yusuf'u, Musa'yı ve Harun'u -ki işlerini iyi yapanlara böylece karşılık veririz-, Zekeriya'yı, Yahya'yı, İsa'yı ve İlyas'ı -ki hepsi iyilerdendir-, İsmail'i, Elyesa'ı, Yunus'u, Lut'u -ki hepsini dünyalara üstün kıldık- doğru yola eriştirdik.
6:87
وَمِنْvewaminءَابَآئِهِمْbabalarındanābāihimوَذُرِّيَّـٰتِهِمْve çocuklarındanwadhurriyyātihimوَإِخْوَٰنِهِمْ ۖve kardeşlerindenwa-ikh'wānihimوَٱجْتَبَيْنَـٰهُمْonları seçtikwa-ij'tabaynāhumوَهَدَيْنَـٰهُمْve onları ilettikwahadaynāhumإِلَىٰyolailāصِرَٰطٍۢa pathṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdoğrumus'taqīmin٨٧
Babalarından, soylarından, kardeşlerinden bir kısmını seçtik ve doğru yola eriştirdik.
6:88
ذَٰلِكَİşte budhālikaهُدَىhidayetidirhudāٱللَّهِAllah'ınl-lahiيَهْدِىdoğru yola iletiryahdīبِهِۦbununlabihiمَنdilediğinimanيَشَآءُHe willsyashāuمِنْkullarındanminعِبَادِهِۦ ۚHis slavesʿibādihiوَلَوْeğerwalawأَشْرَكُوا۟ortak koşsalardıashrakūلَحَبِطَboşa giderdilaḥabiṭaعَنْهُمonlarʿanhumمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyaptıklarıyaʿmalūna٨٨
Bu, Allah'ın kullarından dilediğini eriştirdiği yoludur. Eğer ortak koşsalarda amelleri boşa çıkardı.
6:89
أُو۟لَـٰٓئِكَİşte onlarulāikaٱلَّذِينَkimselerdiralladhīnaءَاتَيْنَـٰهُمُverdiğimizātaynāhumuٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaوَٱلْحُكْمَve hükümwal-ḥuk'maوَٱلنُّبُوَّةَ ۚve peygamberlikwal-nubuwataفَإِنeğerfa-inيَكْفُرْinkar ederseyakfurبِهَاbunlarıbihāهَـٰٓؤُلَآءِşimdi şunlarhāulāiفَقَدْmukakkakfaqadوَكَّلْنَاbiz vekil bırakmışızdırwakkalnāبِهَاbunlarabihāقَوْمًۭاbir toplumuqawmanلَّيْسُوا۟bunları etmeyeceklaysūبِهَاinkarbihāبِكَـٰفِرِينَdisbelieversbikāfirīna٨٩
Kendilerine kitap, hüküm ve peygamberlik verdiklerimiz işte bunlardır. Kafirler onları inkar ederlerse, inkar etmeyecek bir milleti onlara vekil kılarız.
6:90
أُو۟لَـٰٓئِكَİşte onlarulāikaٱلَّذِينَkimselerdiralladhīnaهَدَىhidayet ettikleridirhadāٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuفَبِهُدَىٰهُمُonların yolunafabihudāhumuٱقْتَدِهْ ۗuyiq'tadihقُلde kiqulلَّآsizden istemiyorumأَسْـَٔلُكُمْI ask youasalukumعَلَيْهِona karşılıkʿalayhiأَجْرًا ۖbir ücretajranإِنْdeğildirinهُوَOhuwaإِلَّاancakillāذِكْرَىٰbir öğüttürdhik'rāلِلْعَـٰلَمِينَalemlerelil'ʿālamīna٩٠
İşte bunlar Allah'ın doğru yola eriştirdikleridir, onların yoluna uy, "Sizden buna karşılık bir ücret istemem, bu sadece herkes için bir hatırlatmadır" de.
6:91
وَمَاtanıyamadılarwamāقَدَرُوا۟they appraisedqadarūٱللَّهَAllah'ıl-lahaحَقَّhakkıylaḥaqqaقَدْرِهِۦٓO'nun kadriniqadrihiإِذْziraidhقَالُوا۟dedilerqālūمَآindirmediأَنزَلَrevealedanzalaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَىٰüzerineʿalāبَشَرٍۢinsanbasharinمِّنbir şeyminشَىْءٍۢ ۗanythingshayinقُلْde kiqulمَنْkimmanأَنزَلَindirdianzalaٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaٱلَّذِىo kialladhīجَآءَgetirdijāaبِهِۦonubihiمُوسَىٰMusamūsāنُورًۭاnur olaraknūranوَهُدًۭىve yol gösterici olarakwahudanلِّلنَّاسِ ۖinsanlaralilnnāsiتَجْعَلُونَهُۥsiz onu haline getiriptajʿalūnahuقَرَاطِيسَparça parça kağıtlarqarāṭīsaتُبْدُونَهَاgösteriyorsunuztub'dūnahāوَتُخْفُونَve gizliyorsunuzwatukh'fūnaكَثِيرًۭا ۖçoğunu dakathīranوَعُلِّمْتُمve size öğretildiğiwaʿullim'tumمَّاşeylerinلَمْbilmediğilamتَعْلَمُوٓا۟knewtaʿlamūأَنتُمْne sizinantumوَلَآne de babalarınızınwalāءَابَآؤُكُمْ ۖyour forefathersābāukumقُلِde kiquliٱللَّهُ ۖAlahl-lahuثُمَّsonrathummaذَرْهُمْbırak onlarıdharhumفِىdaldıkları bataklıktaخَوْضِهِمْtheir discourse khawḍihimيَلْعَبُونَoynayadursunlaryalʿabūna٩١
"Allah hiçbir insana bir şey indirmemiştir" demekle Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. De ki: "Musa'nın insanlara nur ve yol gösterici olarak getirdiği Kitap'ı kim indirdi? Ki siz onu kağıtlara yazıp bir kısmını gösterip çoğunu gizlersiniz, atalarınızın ve sizin bilmediğiniz size onunla öğretilmiştir." "Allah" de, sonra da onları daldıkları sapıklıkta bırak, oynasınlar.
6:92
وَهَـٰذَاbu dawahādhāكِتَـٰبٌbir Kitaptırkitābunأَنزَلْنَـٰهُindirdiğimizanzalnāhuمُبَارَكٌۭmubarekmubārakunمُّصَدِّقُdoğrulayıcımuṣaddiquٱلَّذِىarasındakinialladhīبَيْنَ(came) beforebaynaيَدَيْهِelleriyadayhiوَلِتُنذِرَve uyarman içinwalitundhiraأُمَّanasıummaٱلْقُرَىٰşehirlerinl-qurāوَمَنْkimseleriwamanحَوْلَهَا ۚçevresindekiḥawlahāوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaيُؤْمِنُونَinananU(lar)yu'minūnaبِٱلْـَٔاخِرَةِahiretebil-ākhiratiيُؤْمِنُونَinanırlar;yu'minūnaبِهِۦ ۖbunabihiوَهُمْve onlarwahumعَلَىٰnamazlarınaʿalāصَلَاتِهِمْtheir prayersṣalātihimيُحَافِظُونَdevam ederleryuḥāfiẓūna٩٢
Bu indirdiğimiz, kendinden öncekileri doğrulayan, Mekkelileri ve etrafındakileri uyaran mübarek Kitap'dır. Ahirete inananlar buna inanırlar, namazlarına da devam ederler.
6:93
وَمَنْkim olabilir?wamanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنِkimsedenmimmaniٱفْتَرَىٰuyduranif'tarāعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiكَذِبًاyalankadhibanأَوْya daawقَالَdiyendenqālaأُوحِىَvahyolunduūḥiyaإِلَىَّbanailayyaوَلَمْvahyedilmemiş ikenwalamيُوحَit was inspiredyūḥaإِلَيْهِkendisineilayhiشَىْءٌۭbir şeyshayonوَمَنve kimsedenwamanقَالَdiyenqālaسَأُنزِلُben de indireceğimsa-unziluمِثْلَgibimith'laمَآşeyأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُ ۗAllah'ınl-lahuوَلَوْeğerwalawتَرَىٰٓbir görsentarāإِذِzalimleriidhiٱلظَّـٰلِمُونَthe wrongdoersl-ẓālimūnaفِىiçindeغَمَرَٰتِdalgalarıghamarātiٱلْمَوْتِölüml-mawtiوَٱلْمَلَـٰٓئِكَةُve meleklerwal-malāikatuبَاسِطُوٓا۟uzatmışbāsiṭūأَيْدِيهِمْelleriniaydīhimأَخْرِجُوٓا۟haydi çıkarınakhrijūأَنفُسَكُمُ ۖcanlarınızıanfusakumuٱلْيَوْمَbugünl-yawmaتُجْزَوْنَcezalandırılacaksınıztuj'zawnaعَذَابَazabıylaʿadhābaٱلْهُونِalçaklıkl-hūniبِمَاdolayıbimāكُنتُمْolmanızdankuntumتَقُولُونَsöylüyortaqūlūnaعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiغَيْرَolmayanıghayraٱلْحَقِّgerçekl-ḥaqiوَكُنتُمْvewakuntumعَنْO'nun ayetlerine karşıʿanءَايَـٰتِهِۦHis Versesāyātihiتَسْتَكْبِرُونَbüyüklük taslamanızdantastakbirūna٩٣
Allah'a karşı yalan uydurandan veya kendisine bir şey vahyedilmemişken "Bana vahyolundu, Allah'ın indirdiği gibi ben de indireceğim" diyenden daha zalim kim olabilir? Bu zalimleri can çekişirlerken melekler ellerini uzatmış, "Canlarınızı verin, bugün Allah'a karşı haksız yere söylediklerinizden, O'nun ayetlerine büyüklük taslamanızdan ötürü alçaltıcı azabla cezalandırılacaksınız" derken bir görsen!
6:94
وَلَقَدْve andolsunwalaqadجِئْتُمُونَاyine bize geldinizji'tumūnāفُرَٰدَىٰtek olarakfurādāكَمَاgibikamāخَلَقْنَـٰكُمْsizi yarattığımızkhalaqnākumأَوَّلَilkawwalaمَرَّةٍۢkezmarratinوَتَرَكْتُمve bıraktınızwataraktumمَّاşeyleriخَوَّلْنَـٰكُمْsizi hayaline daldırdığımızkhawwalnākumوَرَآءَarkasındawarāaظُهُورِكُمْ ۖsırtlarınızẓuhūrikumوَمَاve görmüyoruzwamāنَرَىٰWe seenarāمَعَكُمْyanınızdamaʿakumشُفَعَآءَكُمُşefaatçilerinizishufaʿāakumuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaزَعَمْتُمْsandığınızzaʿamtumأَنَّهُمْonlarınannahumفِيكُمْiçinizdenfīkumشُرَكَـٰٓؤُا۟ ۚortak olduklarınıshurakāuلَقَدandolsunlaqadتَّقَطَّعَ(bağlar) kesilmiştaqaṭṭaʿaبَيْنَكُمْaranızdakibaynakumوَضَلَّve kaybolup gitmiştirwaḍallaعَنكُمsizdenʿankumمَّاşeylerكُنتُمْsandığınızkuntumتَزْعُمُونَclaimtazʿumūna٩٤
Onlara: "And olsun ki, sizi ilk defa yarattığımız gibi size verdiklerimizi ardınızda bırakarak bize birer birer geldiniz; içinizde Allah'ın ortakları olduğunu sandığınız şefaatçılarınızı beraber görmüyoruz. And olsun ki aranızdaki bağlar kopmuş, ortak sandıklarınız sizden ayrılmışlardır" denecek.
6:95
۞ إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllah'tırl-lahaفَالِقُyaranfāliquٱلْحَبِّdaneyil-ḥabiوَٱلنَّوَىٰ ۖve çekirdeğiwal-nawāيُخْرِجُçıkarıryukh'rijuٱلْحَىَّdiriyil-ḥayaمِنَölüdenminaٱلْمَيِّتِthe deadl-mayitiوَمُخْرِجُve çıkarırwamukh'rijuٱلْمَيِّتِölüyül-mayitiمِنَdiridenminaٱلْحَىِّ ۚthe livingl-ḥayiذَٰلِكُمُişte budurdhālikumuٱللَّهُ ۖAllahl-lahuفَأَنَّىٰo halde nasılfa-annāتُؤْفَكُونَçevriliyorsunuztu'fakūna٩٥
Taneyi ve çekirdeği yaran şüphesiz Allah'tır; ölüyü çıkarır. İşte Allah budur, nasıl yüz çevirirsiniz?
6:96
فَالِقُkaranlığı yarıpfāliquٱلْإِصْبَاحِsabahı ortaya çıkarmışl-iṣ'bāḥiوَجَعَلَve kılmıştırwajaʿalaٱلَّيْلَgeceyial-laylaسَكَنًۭاdinlenme zamanısakananوَٱلشَّمْسَve güneşiwal-shamsaوَٱلْقَمَرَve ayıwal-qamaraحُسْبَانًۭا ۚhesap (ölçüsü) yapmıştırḥus'bānanذَٰلِكَbudhālikaتَقْدِيرُtakdiridirtaqdīruٱلْعَزِيزِo üstünl-ʿazīziٱلْعَلِيمِbilen(Allah)ınl-ʿalīmi٩٦
Tanyerini ağartan, geceyi dinlenme zamanı, güneş ve ayı vakit ölçüsü kılandır. Bu, Güçlü olan'ın, Bilen'in nizamıdır.
6:97
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىkimsealladhīجَعَلَyaratanjaʿalaلَكُمُsizin içinlakumuٱلنُّجُومَyıldızlarıl-nujūmaلِتَهْتَدُوا۟yol bulasınız diyelitahtadūبِهَاonlarlabihāفِىkaranlıklarındaظُلُمَـٰتِthe darkness[es]ẓulumātiٱلْبَرِّkaranınl-bariوَٱلْبَحْرِ ۗve denizinwal-baḥriقَدْgerçektenqadفَصَّلْنَاbiz genişçe açıkladıkfaṣṣalnāٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلِقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْلَمُونَbilenyaʿlamūna٩٧
O, yıldızları kara ve denizin karanlıklarında yol bulasınız diye sizin için var edendir. Bilen millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
6:98
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىٓkimsealladhīأَنشَأَكُمsizi inşa edenansha-akumمِّنnefistenminنَّفْسٍۢa soulnafsinوَٰحِدَةٍۢbir tekwāḥidatinفَمُسْتَقَرٌّۭ(sizin için) bir kararfamus'taqarrunوَمُسْتَوْدَعٌۭ ۗve emanet yeri vardırwamus'tawdaʿunقَدْgerçektenqadفَصَّلْنَاbiz genişçe açıkladıkfaṣṣalnāٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلِقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَفْقَهُونَanlayanyafqahūna٩٨
O, sizi bir tek nefisten, babaların sulbünde kararlaşmış ve anaların rahminde kararlaşmakta olarak yaratandır. Anlayan millet için ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
6:99
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىٓkimsealladhīأَنزَلَindirenanzalaمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۭsuyumāanفَأَخْرَجْنَاçıkardıkfa-akhrajnāبِهِۦonunlabihiنَبَاتَbitkiyinabātaكُلِّherkulliشَىْءٍۢçeşitshayinفَأَخْرَجْنَاve çıkardıkfa-akhrajnāمِنْهُo (bitki)denmin'huخَضِرًۭاbir filizkhaḍiranنُّخْرِجُçıkarıyoruznukh'rijuمِنْهُondan damin'huحَبًّۭاdanelerḥabbanمُّتَرَاكِبًۭاbirbiri üzerine binmişmutarākibanوَمِنَhurmanınwaminaٱلنَّخْلِthe date-palml-nakhliمِنtomurcuğundanminطَلْعِهَاits spatheṭalʿihāقِنْوَانٌۭsarkanqin'wānunدَانِيَةٌۭsalkımlardāniyatunوَجَنَّـٰتٍۢve bahçeleriwajannātinمِّنْüzümminأَعْنَابٍۢgrapesaʿnābinوَٱلزَّيْتُونَve zeytinwal-zaytūnaوَٱلرُّمَّانَve narwal-rumānaمُشْتَبِهًۭا(kimi) birbirine benzermush'tabihanوَغَيْرَ(kimi) benzemezwaghayraمُتَشَـٰبِهٍ ۗresemblingmutashābihinٱنظُرُوٓا۟bakınunẓurūإِلَىٰmeyvesineilāثَمَرِهِۦٓits fruitthamarihiإِذَآzamanidhāأَثْمَرَmeyve verirkenathmaraوَيَنْعِهِۦٓ ۚve olgunlaştığıwayanʿihiإِنَّşüphesizinnaفِىbundaذَٰلِكُمْthatdhālikumلَـَٔايَـٰتٍۢçok ibret vardırlaāyātinلِّقَوْمٍۢtoplumu içinliqawminيُؤْمِنُونَinananlaryu'minūna٩٩
O, gökten su indirendir. Her bitkiyi onunla bitirdik, ondan bitirdiğimiz yeşilden, birbirine benzeyen ve benzemeyen yığın yığın taneler, hurmaların tomurcuklarından sarkan salkımlar, üzüm bağları, zeytin ve nar çıkardık. Ürün verdiklerinde ürünlerine, olgunlaşmalarına bir bakın. Bunlarda, inananlar için, şüphesiz, deliller vardır.
6:100
وَجَعَلُوا۟ve yaptılarwajaʿalūلِلَّهِAllah'alillahiشُرَكَآءَortakshurakāaٱلْجِنَّcinleril-jinaوَخَلَقَهُمْ ۖhalbuki onları O yaratmıştırwakhalaqahumوَخَرَقُوا۟ve icadettilerwakharaqūلَهُۥO'nalahuبَنِينَoğullarbanīnaوَبَنَـٰتٍۭve kızlarwabanātinبِغَيْرِbilmedenbighayriعِلْمٍۢ ۚknowledgeʿil'minسُبْحَـٰنَهُۥO münezzehtirsub'ḥānahuوَتَعَـٰلَىٰve yücedirwataʿālāعَمَّاonların nitelemelerindenʿammāيَصِفُونَthey attributeyaṣifūna١٠٠
Cinleri O yaratmışken kafirler Allah'a ortak koştular. Körü körüne O'na oğullar ve kızlar uydurdular. Haşa, O onların vasıflandırmalarından yücedir.
6:101
بَدِيعُyoktan var edendirbadīʿuٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yeriwal-arḍiأَنَّىٰnasıl?annāيَكُونُolabiliryakūnuلَهُۥO'nunlahuوَلَدٌۭçocuğuwaladunوَلَمْyokturwalamتَكُن(there) istakunلَّهُۥkendisininlahuصَـٰحِبَةٌۭ ۖbir eşiṣāḥibatunوَخَلَقَve O yaratmıştırwakhalaqaكُلَّherkullaشَىْءٍۢ ۖşeyishayinوَهُوَve Owahuwaبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun١٠١
O, gökleri ve yeri yoktan yaratandır. Zevcesi olmadan nasıl çocuğu olabilir? Oysa her şeyi O yaratmıştır, her şeyi bilir.
6:102
ذَٰلِكُمُişte budurdhālikumuٱللَّهُAllahl-lahuرَبُّكُمْ ۖRabbinizrabbukumلَآyokturإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاbaşkaillāهُوَ ۖO'ndanhuwaخَـٰلِقُ(O) yaratıcısıdırkhāliquكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyinshayinفَٱعْبُدُوهُ ۚO'na kulluk edinfa-uʿ'budūhuوَهُوَve Owahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinوَكِيلٌۭvekildirwakīlun١٠٢
İşte Rabbiniz, Allah budur. O'ndan başka tanrı yoktur, her şeyin yaratanıdır. Öyleyse O'na kulluk edin; O her şeye de vekildir.
6:103
لَّاO'nu görmezتُدْرِكُهُgrasp Himtud'rikuhuٱلْأَبْصَـٰرُgözlerl-abṣāruوَهُوَve Owahuwaيُدْرِكُgörüryud'rikuٱلْأَبْصَـٰرَ ۖgözleril-abṣāraوَهُوَve Owahuwaٱللَّطِيفُlatiftirl-laṭīfuٱلْخَبِيرُherşeyi haber alandırl-khabīru١٠٣
Gözler O'nu görmez, O bütün gözleri görür. O Latif'tir, haberdardır.
6:104
قَدْdoğrusuqadجَآءَكُمsize geldijāakumبَصَآئِرُbasiretlerbaṣāiruمِنRabbinizdenminرَّبِّكُمْ ۖyour Lordrabbikumفَمَنْartık kimfamanأَبْصَرَgörürseabṣaraفَلِنَفْسِهِۦ ۖ(yararı) kendisinedirfalinafsihiوَمَنْve kim dewamanعَمِىَkör olursaʿamiyaفَعَلَيْهَا ۚ(zararı) kendisinedirfaʿalayhāوَمَآve değilimwamāأَنَا۠benanāعَلَيْكُمsizin üzerinizeʿalaykumبِحَفِيظٍۢbekçibiḥafīẓin١٠٤
Doğrusu size Rabbiniz'den açık belgeler gelmiştir; kim görürse kendi lehine ve kim körlük ederse kendi aleyhinedir. Ben sizin bekçiniz değilim.
6:105
وَكَذَٰلِكَve işte böylecewakadhālikaنُصَرِّفُdöne döne açıklıyoruznuṣarrifuٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiوَلِيَقُولُوا۟desinler diyewaliyaqūlūدَرَسْتَsen ders almışsındarastaوَلِنُبَيِّنَهُۥve onu iyice açıklayalım diyewalinubayyinahuلِقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْلَمُونَbilenyaʿlamūna١٠٥
Sana, "Sen okumuşsun" derler; oysa Biz, öğrenecek kimselere ayetleri böylece türlü türlü açıklamaktayız.
6:106
ٱتَّبِعْtabi olittabiʿمَآşeyeأُوحِىَvahyolunanūḥiyaإِلَيْكَsanailaykaمِنRabbindenminرَّبِّكَ ۖyour Lordrabbikaلَآyokturإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاbaşkaillāهُوَ ۖO'ndanhuwaوَأَعْرِضْve yüz çevirwa-aʿriḍعَنِortak koşanlardanʿaniٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna١٠٦
Rabbin'den sana vahyolunana uy, O'ndan başka tanrı yoktur, puta tapanlardan yüz çevir.
6:107
وَلَوْve eğerwalawشَآءَisteseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuمَآortak koşmazlardıأَشْرَكُوا۟ ۗassociated partners (with Him)ashrakūوَمَاbiz seni yapmadıkwamāجَعَلْنَـٰكَWe have made youjaʿalnākaعَلَيْهِمْonların üzerineʿalayhimحَفِيظًۭا ۖbekçiḥafīẓanوَمَآve değilsinwamāأَنتَsenantaعَلَيْهِمonlaraʿalayhimبِوَكِيلٍۢvekilbiwakīlin١٠٧
Allah dileseydi puta tapmazlardı. Seni onlara koruyucu yapmadık, onların vekili de değilsin.
6:108
وَلَاsövmeyin kiwalāتَسُبُّوا۟insulttasubbūٱلَّذِينَkimselerealladhīnaيَدْعُونَyalvardıklarınyadʿūnaمِنbaşkaminدُونِother thandūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiفَيَسُبُّوا۟onlar da sövmesinlerfayasubbūٱللَّهَAllah'al-lahaعَدْوًۢاtaşkınlıklaʿadwanبِغَيْرِbilmeyerekbighayriعِلْمٍۢ ۗknowledgeʿil'minكَذَٰلِكَböylekadhālikaزَيَّنَّاbiz süslü gösterdikzayyannāلِكُلِّherlikulliأُمَّةٍümmeteummatinعَمَلَهُمْyaptıkları işiʿamalahumثُمَّsonundathummaإِلَىٰRablerinedirilāرَبِّهِمtheir LordrabbihimمَّرْجِعُهُمْdönüşlerimarjiʿuhumفَيُنَبِّئُهُمO haber verecektirfayunabbi-uhumبِمَاşeyleribimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyapmışyaʿmalūna١٠٨
Allah'tan başka yalvardıklarına sövmeyin ki, onlar da cahillikle ileri giderek Allah'a sövmesinler. Böylece her ümmete işini güzel gösterdik, sonra dönüşleri Rab'lerinedir. O, işlediklerini haber verir.
6:109
وَأَقْسَمُوا۟ve yemin ettilerwa-aqsamūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiجَهْدَgüçlüjahdaأَيْمَـٰنِهِمْyeminleriyleaymānihimلَئِنeğerla-inجَآءَتْهُمْkendilerine gelirsejāathumءَايَةٌۭbir mu'cizeāyatunلَّيُؤْمِنُنَّmutlaka inanacaklarınalayu'minunnaبِهَا ۚonabihāقُلْde kiqulإِنَّمَاancakinnamāٱلْـَٔايَـٰتُMu'cizelerl-āyātuعِندَkatındadırʿindaٱللَّهِ ۖAllahl-lahiوَمَاdeğil misiniz?wamāيُشْعِرُكُمْşuurundayush'ʿirukumأَنَّهَآo (mu'cize)annahāإِذَاne zamanidhāجَآءَتْgelmiş olsajāatلَاonlar inanmazlarيُؤْمِنُونَthey will believeyu'minūna١٠٩
Kendilerine bir mucize gösterilirse, mutlaka ona inanacaklarına dair bütün güçleriyle Allah'a yemin ederler. De ki: "Mucizeler, ancak Allah katındadır"; onların, mucize geldiği zaman da inanmayacaklarını anlamıyor musunuz?
6:110
وَنُقَلِّبُve ters çeviririzwanuqallibuأَفْـِٔدَتَهُمْgönülleriniafidatahumوَأَبْصَـٰرَهُمْve gözleriniwa-abṣārahumكَمَاgibikamāلَمْinanmadıklarılamيُؤْمِنُوا۟they believeyu'minūبِهِۦٓonabihiأَوَّلَilkawwalaمَرَّةٍۢdefasındamarratinوَنَذَرُهُمْve bırakırız onlarıwanadharuhumفِىiçindeطُغْيَـٰنِهِمْazgınlıklarıṭugh'yānihimيَعْمَهُونَbocalayıp dururlaryaʿmahūna١١٠
Onların kalblerini, gözlerini, ona ilk defa inanmadıkları gibi çeviririz; onları taşkınlıkları içinde şaşkın şaşkın bırakırız.
6:111
۞ وَلَوْve eğerwalawأَنَّنَاbizannanāنَزَّلْنَآindirseydiknazzalnāإِلَيْهِمُonlarailayhimuٱلْمَلَـٰٓئِكَةَmelekleril-malāikataوَكَلَّمَهُمُve kendilerine konuşsaydıwakallamahumuٱلْمَوْتَىٰölülerl-mawtāوَحَشَرْنَاve toplayıp getirseydikwaḥasharnāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimكُلَّherkullaشَىْءٍۢşeyishayinقُبُلًۭاkarşılarınaqubulanمَّاonlar yine deكَانُوا۟they werekānūلِيُؤْمِنُوٓا۟inanmazlardıliyu'minūإِلَّآdışındaillāأَنdilemesianيَشَآءَwillsyashāaٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَلَـٰكِنَّve fakatwalākinnaأَكْثَرَهُمْçoklarıaktharahumيَجْهَلُونَcahillik ederleryajhalūna١١١
Eğer biz onlara melekleri indirsek, ölüler onlarla konuşsa ve her şeyi karşılarına toplasaydık, Allah dilemedikçe, yine de inanmazlardı; fakat onların çoğu bunu bilmiyorlar.
6:112
وَكَذَٰلِكَve böylecewakadhālikaجَعَلْنَاbiz yaptıkjaʿalnāلِكُلِّherlikulliنَبِىٍّpeygamberenabiyyinعَدُوًّۭاdüşmanʿaduwwanشَيَـٰطِينَşeytanlarınıshayāṭīnaٱلْإِنسِinsanl-insiوَٱلْجِنِّve cinwal-jiniيُوحِىfısıldarlaryūḥīبَعْضُهُمْbir kısmıbaʿḍuhumإِلَىٰdiğerlerineilāبَعْضٍۢothersbaʿḍinزُخْرُفَyaldızlızukh'rufaٱلْقَوْلِsözlerl-qawliغُرُورًۭا ۚaldatmak içinghurūranوَلَوْve eğerwalawشَآءَdileseydishāaرَبُّكَRabbinrabbukaمَاonu yapamazlardıفَعَلُوهُ ۖthey (would) have done itfaʿalūhuفَذَرْهُمْartık onları baş başa bırakfadharhumوَمَاşeylerlewamāيَفْتَرُونَuydurduklarıyaftarūna١١٢
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;
6:113
وَلِتَصْغَىٰٓve meyletsinwalitaṣghāإِلَيْهِonailayhiأَفْـِٔدَةُkalbleriafidatuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaلَاinanmayan(ların)يُؤْمِنُونَbelieveyu'minūnaبِٱلْـَٔاخِرَةِahiretebil-ākhiratiوَلِيَرْضَوْهُve ondan hoşlansınlarwaliyarḍawhuوَلِيَقْتَرِفُوا۟ve işlemeğe devam etsinlerwaliyaqtarifūمَاonlarınهُمtheyhumمُّقْتَرِفُونَişledikleri suçlarımuq'tarifūna١١٣
Aldatmak için birbirlerine cazip sözler fısıldayan cin ve insan şeytanlarını her peygambere düşman yaptık. Bu şeytanlar ahirete inanmayanların kalblerinin o sözlere yönelmesi, ondan hoşnut olması ve kendilerinin işledikleri suçları işlemeleri için böyle yaparlar. Rabbin dileseydi bunu yapamazlardı, sen onları iftiraları ile başbaşa bırak;
6:114
أَفَغَيْرَbaşka mı?afaghayraٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَبْتَغِىarayayımabtaghīحَكَمًۭاbir hakemḥakamanوَهُوَve Owahuwaٱلَّذِىٓindirmiş ikenalladhīأَنزَلَhas revealedanzalaإِلَيْكُمُsizeilaykumuٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaمُفَصَّلًۭا ۚaçıklanmış olarakmufaṣṣalanوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaءَاتَيْنَـٰهُمُkendilerine verdiğimizātaynāhumuٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaيَعْلَمُونَbilirleryaʿlamūnaأَنَّهُۥki O gerçektenannahuمُنَزَّلٌۭindirilmiştirmunazzalunمِّنtarafındanminرَّبِّكَRabbinrabbikaبِٱلْحَقِّ ۖhak olarakbil-ḥaqiفَلَاhiç olmafalāتَكُونَنَّbetakūnannaمِنَkuşkulananlardanminaٱلْمُمْتَرِينَthe ones who doubtl-mum'tarīna١١٤
"Allah size Kitap'ı açık açık indirmişken O'ndan başka bir hakem mi isteyeyim?" Kendilerine Kitap verdiklerimiz, onun gerçekten Rableri katından indirilmiş olduğunu bilirler. Öyleyse, sen şüpheye düşenlerden olma!
6:115
وَتَمَّتْve tamamlanmıştırwatammatكَلِمَتُsözükalimatuرَبِّكَRabbininrabbikaصِدْقًۭاdoğrulukṣid'qanوَعَدْلًۭا ۚve adalet bakımındanwaʿadlanلَّاyokturمُبَدِّلَdeğiştirebilecekmubaddilaلِكَلِمَـٰتِهِۦ ۚO'nun sözlerinilikalimātihiوَهُوَOwahuwaٱلسَّمِيعُişitendirl-samīʿuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu١١٥
Rabbinin sözü, doğruluk ve adaletle tamamlandı. O'nun sözlerini değiştirebilecek yoktur. O, işitir ve bilir.
6:116
وَإِنeğerwa-inتُطِعْuysantuṭiʿأَكْثَرَçoğunaaktharaمَنkimselerinmanفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiيُضِلُّوكَseni saptırırlaryuḍillūkaعَنyolundanʿanسَبِيلِ(the) waysabīliٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiإِنonlar uyuyorlarinيَتَّبِعُونَthey followyattabiʿūnaإِلَّاsadeceillāٱلظَّنَّzannal-ẓanaوَإِنْvewa-inهُمْonlarhumإِلَّاsadeceillāيَخْرُصُونَsaçmalıyorlaryakhruṣūna١١٦
Yeryüzündekilerin çoğunluğuna itaat edersen seni Allah yolundan saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar, sadece tahminde bulunurlar.
6:117
إِنَّelbetteinnaرَبَّكَRabbinrabbakaهُوَOhuwaأَعْلَمُçok iyi biliraʿlamuمَنkimselerimanيَضِلُّsapan(lar)ıyaḍilluعَنyolundanʿanسَبِيلِهِۦ ۖHis waysabīlihiوَهُوَve Owahuwaأَعْلَمُçok iyi biliraʿlamuبِٱلْمُهْتَدِينَhidayete erenleribil-muh'tadīna١١٧
Doğrusu Rabbin, yolundan kimin saptığını daha iyi bilir. Doğru yolda olanları da en iyi O bilir.
6:118
فَكُلُوا۟o halde yeyinizfakulūمِمَّا(hayvan)lardanmimmāذُكِرَanılandhukiraٱسْمُadıus'muٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهِüzerineʿalayhiإِنeğerinكُنتُمsizkuntumبِـَٔايَـٰتِهِۦO'nun ayetlerinebiāyātihiمُؤْمِنِينَinanıyorsanızmu'minīna١١٨
Allah'ın ayetlerine inanıyorsanız, üzerine Allah'ın adı anılmış olan şeyden yiyin.
6:119
وَمَاne oluyor ki?wamāلَكُمْsizelakumأَلَّاyemiyorsunuzallāتَأْكُلُوا۟you eattakulūمِمَّاolanlardanmimmāذُكِرَanılmışdhukiraٱسْمُadıus'muٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهِüzerineʿalayhiوَقَدْve muhakkakwaqadفَصَّلَaçıklamıştırfaṣṣalaلَكُمsizelakumمَّاşeyleriحَرَّمَharam kıldığıḥarramaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumإِلَّاdışındaillāمَاşeyleriٱضْطُرِرْتُمْmecbur kaldıklarınızuḍ'ṭurir'tumإِلَيْهِ ۗonlarailayhiوَإِنَّve doğrusuwa-innaكَثِيرًۭاbirçoklarıkathīranلَّيُضِلُّونَşaşırtıyorlarlayuḍillūnaبِأَهْوَآئِهِمkeyiflerine uyarakbi-ahwāihimبِغَيْرِolmaksızınbighayriعِلْمٍ ۗbir bilgileriʿil'minإِنَّmuhakkak kiinnaرَبَّكَRabbinrabbakaهُوَOhuwaأَعْلَمُçok iyi biliraʿlamuبِٱلْمُعْتَدِينَsınırı aşanlarıbil-muʿ'tadīna١١٩
Size ne oluyor ki, Allah size darda kalmanızın dışında, haram olanları genişçe anlatmışken adının üzerine anıldığı şeyden yemiyorsunuz? Doğrusu çoğunluk, heva ve heveslerine uyarak, bilmeden sapıtıyorlar. Aşırı gidenleri en iyi bilen Rabbindir.
6:120
وَذَرُوا۟ve bırakınwadharūظَـٰهِرَaçığınıẓāhiraٱلْإِثْمِgünahınl-ith'miوَبَاطِنَهُۥٓ ۚve gizlisiniwabāṭinahuإِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَكْسِبُونَkazananlaryaksibūnaٱلْإِثْمَgünahl-ith'maسَيُجْزَوْنَcezasını çekeceklerdirsayuj'zawnaبِمَاolduklarınınbimāكَانُوا۟they used tokānūيَقْتَرِفُونَyapmışyaqtarifūna١٢٠
Günahın açığını da gizlisini de bırakın. Günah kazananlar, kazandıklarına karşılık şüphesiz ceza göreceklerdir.
6:121
وَلَاyemeyinizwalāتَأْكُلُوا۟eattakulūمِمَّاşeylerdenmimmāلَمْanılmayanlardanlamيُذْكَرِhas been mentionedyudh'kariٱسْمُadıus'muٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهِüzerineʿalayhiوَإِنَّهُۥçünkü owa-innahuلَفِسْقٌۭ ۗyoldan çıkmadırlafis'qunوَإِنَّve şüphesizwa-innaٱلشَّيَـٰطِينَşeytanlarl-shayāṭīnaلَيُوحُونَfısıldarlarlayūḥūnaإِلَىٰٓdostlarınailāأَوْلِيَآئِهِمْtheir friendsawliyāihimلِيُجَـٰدِلُوكُمْ ۖsizinle mücadele etmeleriniliyujādilūkumوَإِنْve eğerwa-inأَطَعْتُمُوهُمْonlara uyarsanızaṭaʿtumūhumإِنَّكُمْşüphesiz siz deinnakumلَمُشْرِكُونَmüşriklerden (olursunuz)lamush'rikūna١٢١
Üzerine Allah'ın adının anılmadığı kesilmiş hayvanları yemeyin, bunu yapmak Allah'ın yolundan çıkmaktır. Doğrusu şeytanlar sizinle tartışmaları için dostlarına fısıldarlar, eğer onlara itaat ederseniz şüphesiz siz müşrik olursunuz.
6:122
أَوَمَنkimse gibi midir?awamanكَانَikenkānaمَيْتًۭاölümaytanفَأَحْيَيْنَـٰهُkendisini dirilttiğimizfa-aḥyaynāhuوَجَعَلْنَاve verdiğimizwajaʿalnāلَهُۥkendisinelahuنُورًۭاbir ışıknūranيَمْشِىyürüyebileceğiyamshīبِهِۦonunlabihiفِىarasındaٱلنَّاسِinsanlarl-nāsiكَمَنkimseninkamanمَّثَلُهُۥbenzerimathaluhuفِىiçindekiٱلظُّلُمَـٰتِkaranlıklarl-ẓulumātiلَيْسَolmayanlaysaبِخَارِجٍۢçıkışıbikhārijinمِّنْهَا ۚondanmin'hāكَذَٰلِكَişte öylekadhālikaزُيِّنَsüslü gösterilmiştirzuyyinaلِلْكَـٰفِرِينَkafirlerelil'kāfirīnaمَا(işler)كَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyapıyoryaʿmalūna١٢٢
Ölü iken kalbini diriltip, insanlar arasında yürürken önünü aydınlatacak bir nur verdiğimiz kimsenin durumu, karanlıklarda kalıp çıkamayan kimsenin durumu gibi midir? Kafirlere de, işledikleri güzel gösterilmiştir.
6:123
وَكَذَٰلِكَve böylecewakadhālikaجَعَلْنَاyaptıkjaʿalnāفِىherكُلِّeverykulliقَرْيَةٍkentinqaryatinأَكَـٰبِرَbüyükleriniakābiraمُجْرِمِيهَا(oranın) suçlularımuj'rimīhāلِيَمْكُرُوا۟tuzak kursunlar diyeliyamkurūفِيهَا ۖoradafīhāوَمَا(oysa)wamāيَمْكُرُونَonlar tuzak kurmazlaryamkurūnaإِلَّاbaşkasınaillāبِأَنفُسِهِمْkendilerindenbi-anfusihimوَمَاama farkında değillerdirwamāيَشْعُرُونَthey perceiveyashʿurūna١٢٣
Bunun gibi, her kasabanın bir takım ileri gelenlerini orada hile yapan suçlular kıldık. Oysa yalnız kendilerine hile yaparlar da farkına varmazlar.
6:124
وَإِذَاve zamanwa-idhāجَآءَتْهُمْonlara geldiğijāathumءَايَةٌۭbir ayetāyatunقَالُوا۟dedilerqālūلَنkat'iyyen inanmayızlanنُّؤْمِنَwe will believenu'minaحَتَّىٰkadarḥattāنُؤْتَىٰbize verilinceyenu'tāمِثْلَaynısımith'laمَآverileninأُوتِىَwas givenūtiyaرُسُلُelçilerinerusuluٱللَّهِ ۘAllah'ınl-lahiٱللَّهُAllahl-lahuأَعْلَمُdaha iyi biliraʿlamuحَيْثُyeriḥaythuيَجْعَلُkoyacağıyajʿaluرِسَالَتَهُۥ ۗmesajınırisālatahuسَيُصِيبُerişecektirsayuṣībuٱلَّذِينَkimselerealladhīnaأَجْرَمُوا۟suç işleyen(lere)ajramūصَغَارٌbir aşağılıkṣaghārunعِندَkatındaʿindaٱللَّهِAllahl-lahiوَعَذَابٌۭve bir azabwaʿadhābunشَدِيدٌۢçetinshadīdunبِمَاkarşıbimāكَانُوا۟(yaptıkları)kānūيَمْكُرُونَhilelerineyamkurūna١٢٤
Onlara bir ayet geldiği zaman, "Allah'ın peygamberlerine verilen bize de verilmedikçe inanmayız" derler. Allah, peygamberliğini vereceği kimseyi daha iyi bilir. Suç işleyenlere Allah katından bir aşağılık ve hilelerinden ötürü de şiddetli bir azab erişecektir.
6:125
فَمَنkimifamanيُرِدِisterseyuridiٱللَّهُAllahl-lahuأَنdoğru yola iletmekanيَهْدِيَهُۥHe guides him yahdiyahuيَشْرَحْaçaryashraḥصَدْرَهُۥonun göğsünüṣadrahuلِلْإِسْلَـٰمِ ۖİslam'alil'is'lāmiوَمَنkimi dewamanيُرِدْisterseyuridأَنsaptırmakanيُضِلَّهُۥHe lets him go astrayyuḍillahuيَجْعَلْyaparyajʿalصَدْرَهُۥonun göğsünüṣadrahuضَيِّقًاdaralmışḍayyiqanحَرَجًۭاtıkanıkḥarajanكَأَنَّمَاgibika-annamāيَصَّعَّدُyükseliyoryaṣṣaʿʿaduفِىgöğeٱلسَّمَآءِ ۚthe skyl-samāiكَذَٰلِكَişte böylekadhālikaيَجْعَلُçökertiryajʿaluٱللَّهُAllahl-lahuٱلرِّجْسَpislik (sıkıntı)l-rij'saعَلَىüstüneʿalāٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaلَاinanmayan(ların)يُؤْمِنُونَbelieveyu'minūna١٢٥
Allah kimi doğru yola koymak isterse onun kalbini İslamiyet'e açar, kimi de saptırmak isterse, göğe yükseliyormuş gibi, kalbini dar ve sıkıntılı kılar. Allah böylece, inanmayanları küfür bataklığında bırakır.
6:126
وَهَـٰذَاişte budurwahādhāصِرَٰطُyoluṣirāṭuرَبِّكَRabbininrabbikaمُسْتَقِيمًۭا ۗdoğrumus'taqīmanقَدْmuhakkakqadفَصَّلْنَاbiz geniş geniş açıkladık.faṣṣalnāٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiلِقَوْمٍۢkavimler içinliqawminيَذَّكَّرُونَöğüt alanyadhakkarūna١٢٦
Rabbinin, dosdoğru yolu işte budur. İbret alan kimselere ayetleri uzun uzadıya açıkladık.
6:127
۞ لَهُمْonlarındırlahumدَارُyurdudāruٱلسَّلَـٰمِesenlikl-salāmiعِندَkatındaʿindaرَبِّهِمْ ۖRablerirabbihimوَهُوَve Owahuwaوَلِيُّهُمonların dostudurwaliyyuhumبِمَاdolayıbimāكَانُوا۟olduklarındankānūيَعْمَلُونَyapıyor(lar)yaʿmalūna١٢٧
Rablerinin katında selamet yurdu onlarındır. O, işlediklerinden ötürü onların dostudur.
6:128
وَيَوْمَve günwayawmaيَحْشُرُهُمْbir araya toplayacağıyaḥshuruhumجَمِيعًۭاhepsinijamīʿanيَـٰمَعْشَرَEy topluluğuyāmaʿsharaٱلْجِنِّcinlerl-jiniقَدِmuhakkakqadiٱسْتَكْثَرْتُمsiz çok uğraştınızis'takthartumمِّنَinsanlarlaminaٱلْإِنسِ ۖthe mankindl-insiوَقَالَderler kiwaqālaأَوْلِيَآؤُهُمonların dostlarıawliyāuhumمِّنَinsanlardanminaٱلْإِنسِthe menl-insiرَبَّنَاRabbimizrabbanāٱسْتَمْتَعَyararlandıkis'tamtaʿaبَعْضُنَاkimimizbaʿḍunāبِبَعْضٍۢkimimizdenbibaʿḍinوَبَلَغْنَآve ulaştıkwabalaghnāأَجَلَنَاsonunaajalanāٱلَّذِىٓkialladhīأَجَّلْتَverdiğin süreninajjaltaلَنَا ۚbizelanāقَالَ(Allah da) buyurur kiqālaٱلنَّارُateştirl-nāruمَثْوَىٰكُمْdurağınızmathwākumخَـٰلِدِينَebedi kalacaksınızkhālidīnaفِيهَآoradafīhāإِلَّاhariçillāمَاdilemesiشَآءَwillsshāaٱللَّهُ ۗAllah'ınl-lahuإِنَّşüphesiz;innaرَبَّكَRabbinrabbakaحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmunعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun١٢٨
Allah hepsini toplayacağı gün, "Ey cin topluluğu! İnsanların çoğunu yoldan çıkardınız" der, insanlardan onlara uymuş olanlar, "Rabbimiz! Bir kısmımız bir kısmımızdan faydalandık ve bize tayin ettiğin sürenin sonuna ulaştık" derler. "Cehennem, Allah'ın dilemesine bağlı olarak, temelli kalacağınız durağınızdır" der. Doğrusu Rabbin hakimdir, bilendir.
6:129
وَكَذَٰلِكَişte böylewakadhālikaنُوَلِّىpeşine takarıznuwallīبَعْضَbir kısmınıbaʿḍaٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerinl-ẓālimīnaبَعْضًۢاdiğerlerininbaʿḍanبِمَاötürübimāكَانُوا۟olduklarındankānūيَكْسِبُونَkazanıyor(lar)yaksibūna١٢٩
Zalimlerin bir kısmını, kazandıklarından ötürü diğer bir kısmına böylece musallat ederiz.
6:130
يَـٰمَعْشَرَEy topluluğuyāmaʿsharaٱلْجِنِّcinl-jiniوَٱلْإِنسِve insanwal-insiأَلَمْgelmedi mi?alamيَأْتِكُمْcome to youyatikumرُسُلٌۭelçilerrusulunمِّنكُمْiçinizdenminkumيَقُصُّونَanlatanyaquṣṣūnaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumءَايَـٰتِىayetlerimiāyātīوَيُنذِرُونَكُمْve sizi uyaranwayundhirūnakumلِقَآءَkarşılaşacağınıza dairliqāaيَوْمِكُمْgününüzleyawmikumهَـٰذَا ۚbuhādhāقَالُوا۟dedilerqālūشَهِدْنَاşahidizshahid'nāعَلَىٰٓaleyhineʿalāأَنفُسِنَا ۖnefsimizanfusināوَغَرَّتْهُمُonları aldattıwagharrathumuٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāوَشَهِدُوا۟ve şahidlik ettilerwashahidūعَلَىٰٓkarşıʿalāأَنفُسِهِمْnefislerineanfusihimأَنَّهُمْşüphesizannahumكَانُوا۟olduklarınakānūكَـٰفِرِينَkafirkāfirīna١٣٠
"Ey cin ve insan topluluğu! Size ayetlerimi anlatan, bugünle karşılaşmanızdan sizi uyaran peygamberler gelmedi mi?" "Kendi hakkımızda şahidiz" derler. Dünya hayatı onları aldattı da inkarcı olduklarına, kendi aleyhlerinde şahidlik ettiler.
6:131
ذَٰلِكَbu böyledirdhālikaأَنçünküanلَّمْdeğildirlamيَكُنisyakunرَّبُّكَRabbinrabbukaمُهْلِكَhelak edicimuh'likaٱلْقُرَىٰülkeleril-qurāبِظُلْمٍۢzulüm ilebiẓul'minوَأَهْلُهَاhalkıwa-ahluhāغَـٰفِلُونَhabersiz ikenghāfilūna١٣١
Bu, haberleri yokken kasabalar halkını Allah'ın haksız yere yok etmeyeceğinden dolayıdır.
6:132
وَلِكُلٍّۢher birininwalikullinدَرَجَـٰتٌۭdereceleri vardırdarajātunمِّمَّاyaptıkları işlere göremimmāعَمِلُوا۟ ۚthey didʿamilūوَمَاdeğildirwamāرَبُّكَRabbinrabbukaبِغَـٰفِلٍhabersizbighāfilinعَمَّاonların yaptıklarındanʿammāيَعْمَلُونَthey doyaʿmalūna١٣٢
İşlediklerine karşılık her birinin dereceleri vardır. Rabbin onların işlediklerinden habersiz değildir.
6:133
وَرَبُّكَve Rabbinwarabbukaٱلْغَنِىُّzengindirl-ghaniyuذُوsahibidirdhūٱلرَّحْمَةِ ۚrahmetl-raḥmatiإِنeğerinيَشَأْdilerseyashaيُذْهِبْكُمْsizi uzaklaştırıryudh'hib'kumوَيَسْتَخْلِفْve yerinize getirirwayastakhlifمِنۢsizden sonraminبَعْدِكُمafter youbaʿdikumمَّاdilediğiniيَشَآءُHe willsyashāuكَمَآgibikamāأَنشَأَكُمsizi yarattığıansha-akumمِّنsoyundanminذُرِّيَّةِthe descendantsdhurriyyatiقَوْمٍbir topluluğunqawminءَاخَرِينَbaşkaākharīna١٣٣
Rabbin müstağni ve rahmet sahibidir. Dilerse, sizi başka bir milletin soyundan getirdiği gibi, sizi yok eder, dilediğini yerinize getirir.
6:134
إِنَّmuhakkakinnaمَاsize söylenen uyarıتُوعَدُونَyou are promisedtūʿadūnaلَـَٔاتٍۢ ۖgelecektirlaātinوَمَآve değil(siniz)wamāأَنتُمsizantumبِمُعْجِزِينَonu engelleyecekbimuʿ'jizīna١٣٤
Size vadedilen, mutlaka yerine gelecektir; siz O'nu aciz kılamazsınız.
6:135
قُلْde kiqulيَـٰقَوْمِEy kavmimyāqawmiٱعْمَلُوا۟yapacağınızı yapıniʿ'malūعَلَىٰimkanınıza göreʿalāمَكَانَتِكُمْyour positionmakānatikumإِنِّىşüphesiz ben deinnīعَامِلٌۭ ۖyapıyorumʿāmilunفَسَوْفَyakındafasawfaتَعْلَمُونَbileceksiniztaʿlamūnaمَنkiminmanتَكُونُolacağınıtakūnuلَهُۥsonununlahuعَـٰقِبَةُ(in) the endʿāqibatuٱلدَّارِ ۗbu yurdunl-dāriإِنَّهُۥşüphesizinnahuلَاiflah olmazlarيُفْلِحُsucceedyuf'liḥuٱلظَّـٰلِمُونَZalimlerl-ẓālimūna١٣٥
De ki, "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın, doğrusu ben de yapacağım. Sonucun kimin için hayırlı olacağını bileceksiniz. Zulmedenler şüphesiz kurtulamazlar."
6:136
وَجَعَلُوا۟ve kıldılarwajaʿalūلِلَّهِAllah'ınlillahiمِمَّاşeylerdenmimmāذَرَأَyarattığıdhara-aمِنَekin(ler)denminaٱلْحَرْثِthe cropsl-ḥarthiوَٱلْأَنْعَـٰمِve hayvanlar(dan)wal-anʿāmiنَصِيبًۭاbir paynaṣībanفَقَالُوا۟dediler kifaqālūهَـٰذَاbuhādhāلِلَّهِAllah'ındırlillahiبِزَعْمِهِمْzanlarıncabizaʿmihimوَهَـٰذَاbu dawahādhāلِشُرَكَآئِنَا ۖortaklarımızındırlishurakāināفَمَا(halbuki)famāكَانَolankānaلِشُرَكَآئِهِمْortaklarına aitlishurakāihimفَلَاulaşmazfalāيَصِلُreachyaṣiluإِلَىAllah'ailāٱللَّهِ ۖAllahl-lahiوَمَاolan (ise)wamāكَانَiskānaلِلَّهِAllah'a aitlillahiفَهُوَofahuwaيَصِلُulaşıryaṣiluإِلَىٰortaklarınailāشُرَكَآئِهِمْ ۗtheir partnersshurakāihimسَآءَne kötüsāaمَاhüküm veriyorlarيَحْكُمُونَthey judgeyaḥkumūna١٣٦
Kendi zanlarına göre, "Bu Allah'ındır, bu da putlarımızındır" diyerek, Allah'ın yarattığı hayvanlar ve ekinlerden pay ayırdılar. Putları için ayırdıkları Allah için verilmez, ama Allah için ayırdıkları putlarına verilirdi; ne kötü hüküm veriyorlardı!
6:137
وَكَذَٰلِكَve yinewakadhālikaزَيَّنَsüslü gösterdilerzayyanaلِكَثِيرٍۢçoğunalikathīrinمِّنَmüşriklerdenminaٱلْمُشْرِكِينَthe polytheists l-mush'rikīnaقَتْلَöldürmeyiqatlaأَوْلَـٰدِهِمْevladlarınıawlādihimشُرَكَآؤُهُمْortaklarıshurakāuhumلِيُرْدُوهُمْonları mahvetsinler diyeliyur'dūhumوَلِيَلْبِسُوا۟ve karıştırsınlar diyewaliyalbisūعَلَيْهِمْkendiʿalayhimدِينَهُمْ ۖdinlerinidīnahumوَلَوْeğerwalawشَآءَdileseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuمَاbunu yapamazlardıفَعَلُوهُ ۖ(would) they have done sofaʿalūhuفَذَرْهُمْöyleyse onları baş başa bırakfadharhumوَمَاşeylerlewamāيَفْتَرُونَuydurduklarıyaftarūna١٣٧
Böylece, putlara hizmet edenler, puta tapanların çoğunu helake sürüklemek, dinlerini karma karışık etmek için çocuklarını öldürmelerini onlara iyi göstermişlerdir. Allah dileseydi bunu yapamazlardı. Sen onları ve iftiralarını bir tarafa bırak.
6:138
وَقَالُوا۟dediler kiwaqālūهَـٰذِهِۦٓbunlarhādhihiأَنْعَـٰمٌۭhayvanlardıranʿāmunوَحَرْثٌve ekinlerdirwaḥarthunحِجْرٌۭdokunulmazḥij'runلَّاyiyemezيَطْعَمُهَآcan eat themyaṭʿamuhāإِلَّاbaşkasıillāمَنkimsedenmanنَّشَآءُbizim dilediğimiznashāuبِزَعْمِهِمْzanlarıncabizaʿmihimوَأَنْعَـٰمٌve hayvanlarwa-anʿāmunحُرِّمَتْyasaklanmışḥurrimatظُهُورُهَاsırtı(na binilmesi)ẓuhūruhāوَأَنْعَـٰمٌۭve hayvanlarwa-anʿāmunلَّاanılmayanيَذْكُرُونَthey mentionyadhkurūnaٱسْمَadıis'maٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهَاüzerlerineʿalayhāٱفْتِرَآءًiftira ederekif'tirāanعَلَيْهِ ۚO'na (Allah'a)ʿalayhiسَيَجْزِيهِمonları cezalandıracaktırsayajzīhimبِمَاnedeniylebimāكَانُوا۟iftira etmelerikānūيَفْتَرُونَinventyaftarūna١٣٨
"Bu hayvanlar ve ekinleri dilediğimizden başkasının yemesi yasaktır; bir kısım hayvanların sırtlarına yük vurmak da haramdır" iddiasında bulunarak ve bir kısım hayvanları keserken de Allah'ın adını anmamak suretiyle O'na iftira ederler. Allah, yaptıkları iftiralara karşı onları cezalandıracaktır.
6:139
وَقَالُوا۟ve dediler kiwaqālūمَاolanlarفِىkarınlarındaبُطُونِ(the) wombsbuṭūniهَـٰذِهِbuhādhihiٱلْأَنْعَـٰمِhayvanlarınl-anʿāmiخَالِصَةٌۭyalnızkhāliṣatunلِّذُكُورِنَاerkeklerimize aittirlidhukūrināوَمُحَرَّمٌve haramdırwamuḥarramunعَلَىٰٓüzerineʿalāأَزْوَٰجِنَا ۖkadınlarımızazwājināوَإِنve eğerwa-inيَكُنolursayakunمَّيْتَةًۭölümaytatanفَهُمْo zaman hepsifahumفِيهِondafīhiشُرَكَآءُ ۚortaktırshurakāuسَيَجْزِيهِمْcezalarını verecektirsayajzīhimوَصْفَهُمْ ۚbu nitelendirmelerininwaṣfahumإِنَّهُۥçünkü Oinnahuحَكِيمٌhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmunعَلِيمٌۭbilendirʿalīmun١٣٩
"Bu hayvanların karınlarında olan yavrular yalnız erkeklerimize mahsus olup, eşlerimize yasaktır. Ölü doğacak olursa hepsi ona ortak olurlar" dediler. Allah bu türlü sözlerin cezasını verecektir, çünkü O hakimdir, bilendir.
6:140
قَدْmuhakkakqadخَسِرَziyana uğrarlarkhasiraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaقَتَلُوٓا۟öldüren(ler)qatalūأَوْلَـٰدَهُمْçocuklarınıawlādahumسَفَهًۢاbeyinsizcesafahanبِغَيْرِbilgisizlik yüzündenbighayriعِلْمٍۢknowledgeʿil'minوَحَرَّمُوا۟ve haram kılanlarwaḥarramūمَاkendilerine verdiği rızkıرَزَقَهُمُ(bas been) provided (to) themrazaqahumuٱللَّهُAllah'ınl-lahuٱفْتِرَآءًiftira ederekif'tirāanعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِ ۚAllah'al-lahiقَدْmuhakkakqadضَلُّوا۟sapmışlardırḍallūوَمَاve değillerdirwamāكَانُوا۟onlarkānūمُهْتَدِينَyola gelicimuh'tadīna١٤٠
Beyinsizlikleri yüzünden, körü körüne çocuklarını öldürenler ve Allah'ın kendilerine verdiği nimetleri Allah'a iftira ederek haram sayanlar mahvolmuşlardır; onlar sapıtmışlardır, zaten doğru yolda da değillerdi.
6:141
۞ وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىٓkialladhīأَنشَأَyaratanansha-aجَنَّـٰتٍۢbahçelerijannātinمَّعْرُوشَـٰتٍۢçardaklımaʿrūshātinوَغَيْرَvewaghayraمَعْرُوشَـٰتٍۢçardaksızmaʿrūshātinوَٱلنَّخْلَhurma(ları)wal-nakhlaوَٱلزَّرْعَve ekin(ler)iwal-zarʿaمُخْتَلِفًاçeşit çeşitmukh'talifanأُكُلُهُۥürünleriukuluhuوَٱلزَّيْتُونَve zeytinleriwal-zaytūnaوَٱلرُّمَّانَve narlarıwal-rumānaمُتَشَـٰبِهًۭاbirbirine benzermutashābihanوَغَيْرَve benzemezwaghayraمُتَشَـٰبِهٍۢ ۚsimilarmutashābihinكُلُوا۟yeyinkulūمِنmeyvasındanminثَمَرِهِۦٓits fruitthamarihiإِذَآzamanidhāأَثْمَرَmeyva verdiğiathmaraوَءَاتُوا۟ve verinwaātūحَقَّهُۥhakkını (sadakasını)ḥaqqahuيَوْمَgünüyawmaحَصَادِهِۦ ۖhasatḥaṣādihiوَلَاve aslawalāتُسْرِفُوٓا۟ ۚisraf etmeyintus'rifūإِنَّهُۥçünkü Oinnahuلَاsevmezيُحِبُّloveyuḥibbuٱلْمُسْرِفِينَisraf edenleril-mus'rifīna١٤١
Çardaklı ve çardaksız bağları inşa eden Allah'tır. Tadları çeşitli ekin ve hurmaları, zeytin ve narı birbirine benzer ve benzemez şekilde yaratan O'dur. Ürün verdiği zaman ürününden yiyin, devşirildiği ve biçildiği gün hakkını verin; israf etmeyin, çünkü Allah müsrifleri sevmez.
6:142
وَمِنَhayvanlardanwaminaٱلْأَنْعَـٰمِthe cattlel-anʿāmiحَمُولَةًۭ(kimi) yük taşırḥamūlatanوَفَرْشًۭا ۚ(kiminin) tüyünden sergi yapılırwafarshanكُلُوا۟yeyinkulūمِمَّاsize verdiği rızıktanmimmāرَزَقَكُمُ(has been) provided (to) yourazaqakumuٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَلَاizlemeyinwalāتَتَّبِعُوا۟followtattabiʿūخُطُوَٰتِadımlarınıkhuṭuwātiٱلشَّيْطَـٰنِ ۚşeytanınl-shayṭāniإِنَّهُۥzira oinnahuلَكُمْsizin içinlakumعَدُوٌّۭbir düşmandırʿaduwwunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun١٤٢
Hayvanları da yük ve kesim için yaratan Allah'tır. Allah'ın size verdiği rızıktan yiyin, şeytana ayak uydurmayın, o size apaçık bir düşmandır.
6:143
ثَمَـٰنِيَةَsekizthamāniyataأَزْوَٰجٍۢ ۖçiftazwājinمِّنَkoyundanminaٱلضَّأْنِthe sheepl-ḍaniٱثْنَيْنِikiith'nayniوَمِنَve -denwaminaٱلْمَعْزِthe goatsl-maʿziٱثْنَيْنِ ۗikiith'nayniقُلْde kiqulءَآلذَّكَرَيْنِiki erkeği mi?āldhakarayniحَرَّمَharam ettiḥarramaأَمِyoksaamiٱلْأُنثَيَيْنِiki dişiyi (mi?)l-unthayayniأَمَّاyoksaammāٱشْتَمَلَتْbulunan(yavru)ları mıish'tamalatعَلَيْهِrahimlerindeʿalayhiأَرْحَامُ(the) wombsarḥāmuٱلْأُنثَيَيْنِ ۖiki dişininl-unthayayniنَبِّـُٔونِىbana haber verinnabbiūnīبِعِلْمٍbilgi ilebiʿil'minإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumصَـٰدِقِينَdoğruṣādiqīna١٤٣
Sekiz çift: Koyundan iki ve keçiden iki; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Doğru sözlü iseniz bana bilgiye dayanarak cevap verin."
6:144
وَمِنَvewaminaٱلْإِبِلِdevedenl-ibiliٱثْنَيْنِikiith'nayniوَمِنَve -danwaminaٱلْبَقَرِthe cowsl-baqariٱثْنَيْنِ ۗikiith'nayniقُلْde kiqulءَآلذَّكَرَيْنِiki erkeği mi?āldhakarayniحَرَّمَharam ettiḥarramaأَمِyoksaamiٱلْأُنثَيَيْنِiki dişiyi (mi?)l-unthayayniأَمَّاyoksaammāٱشْتَمَلَتْbulunan(yavru)ları mıish'tamalatعَلَيْهِRahimlerindeʿalayhiأَرْحَامُ(the) wombsarḥāmuٱلْأُنثَيَيْنِ ۖiki dişininl-unthayayniأَمْyoksaamكُنتُمْoldunuzkuntumشُهَدَآءَşahidler (mi?)shuhadāaإِذْzamanidhوَصَّىٰكُمُsize vasiyyet ettiğiwaṣṣākumuٱللَّهُAllah'ınl-lahuبِهَـٰذَا ۚböylebihādhāفَمَنْkim olabilir?famanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنِuydurandanmimmaniٱفْتَرَىٰinventsif'tarāعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiكَذِبًۭاbir yalankadhibanلِّيُضِلَّsaptırmak içinliyuḍillaٱلنَّاسَinsanlarıl-nāsaبِغَيْرِolmaksızınbighayriعِلْمٍ ۗbilgisiʿil'minإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَtopluluğul-qawmaٱلظَّـٰلِمِينَzaliml-ẓālimīna١٤٤
Deveden iki, sığırdan iki yaratmıştır; de ki: "İki erkeği mi, yoksa iki dişiyi mi veya o iki dişinin rahimlerinde bulunan yavruları mı haram kılmıştır? Yoksa Allah size bunları buyururken orada mı idiniz?" İnsanları, bilmediklerinden sapıtmak için Allah'a karşı yalan uyduranlardan daha zalim kimdir? Allah, zalim milleti doğru yola eriştirmez.
6:145
قُلde kiqulلَّآbulamıyorumأَجِدُ(do) I findajiduفِىşeydeمَآwhatأُوحِىَvahyolunanūḥiyaإِلَىَّbanailayyaمُحَرَّمًاbir haramlıkmuḥarramanعَلَىٰüzerineʿalāطَاعِمٍۢyemekṭāʿiminيَطْعَمُهُۥٓyiyen kimseyaṭʿamuhuإِلَّآancak hariçtirillāأَنolmasıanيَكُونَit beyakūnaمَيْتَةًleşmaytatanأَوْyahutawدَمًۭاkandamanمَّسْفُوحًاakıtılmışmasfūḥanأَوْyahutawلَحْمَetilaḥmaخِنزِيرٍۢdomuzkhinzīrinفَإِنَّهُۥpistir-ki şüphesizfa-innahuرِجْسٌpistirrij'sunأَوْya daawفِسْقًاbir fıskfis'qanأُهِلَّboğazlanmışuhillaلِغَيْرِbaşkası adınalighayriٱللَّهِAllah'tanl-lahiبِهِۦ ۚonunbihiفَمَنِama kimfamaniٱضْطُرَّçaresiz kalırsa (yiyebilir)uḍ'ṭurraغَيْرَsaldırmaksızınghayraبَاغٍۢdesiringbāghinوَلَاvewalāعَادٍۢsınırı aşmaksızınʿādinفَإِنَّçünküfa-innaرَبَّكَRabbinrabbakaغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun١٤٥
De ki: "Bana vahyolunanda, leş, akıtılmış kan, domuz eti ki pistir ve günah işlenerek Allah'tan başkası adına kesilen hayvandan başkasını yemenin haram olduğuna dair bir emir bulamıyorum; fakat darda kalan, başkasının payına el uzatmamak ve zaruret miktarını aşmamak üzere bunlardan da yiyebilir." Doğrusu Rabbin bağışlar ve merhamet eder.
6:146
وَعَلَىvewaʿalāٱلَّذِينَşunlara kialladhīnaهَادُوا۟yahudilerehādūحَرَّمْنَاharam ettikḥarramnāكُلَّbütünkullaذِىolanlarıdhīظُفُرٍۢ ۖtırnaklı(ları)ẓufurinوَمِنَsığırınwaminaٱلْبَقَرِthe cowsl-baqariوَٱلْغَنَمِve koyununwal-ghanamiحَرَّمْنَاharam kıldıkḥarramnāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimشُحُومَهُمَآyağlarınıshuḥūmahumāإِلَّاhariçillāمَاtaşıdıklarıحَمَلَتْcarriedḥamalatظُهُورُهُمَآsırtlarınınẓuhūruhumāأَوِyahutawiٱلْحَوَايَآbağırsaklarınınl-ḥawāyāأَوْya daawمَاkarışanlarٱخْتَلَطَ(is) joinedikh'talaṭaبِعَظْمٍۢ ۚkemiğebiʿaẓminذَٰلِكَböylecedhālikaجَزَيْنَـٰهُمonları cezalandırdıkjazaynāhumبِبَغْيِهِمْ ۖaşırılıkları yüzündenbibaghyihimوَإِنَّاbiz elbettewa-innāلَصَـٰدِقُونَdoğru söyleyenlerizlaṣādiqūna١٤٦
Yahudilere tırnaklı her hayvanı haram kıldık. Onlara sığır ve davarın sırt, bağırsak ve kemik yağları hariç, iç yağlarını da haram kıldık. Aşırı gitmelerinden ötürü onları bu şekilde cezalandırdık. Biz şüphesiz doğru sözlüyüzdür.
6:147
فَإِنeğerfa-inكَذَّبُوكَseni yalanladılarsakadhabūkaفَقُلde kifaqulرَّبُّكُمْRabbinizrabbukumذُوsahibidirdhūرَحْمَةٍۢrahmetraḥmatinوَٰسِعَةٍۢbolwāsiʿatinوَلَا(fakat)walāيُرَدُّgeri çevrilmezyuradduبَأْسُهُۥO'nun azabıbasuhuعَنِtoplumdanʿaniٱلْقَوْمِthe peoplel-qawmiٱلْمُجْرِمِينَsuçlul-muj'rimīna١٤٧
Seni yalanlarlarsa, "Rabbinizin rahmeti geniştir; O'nun azabı suçlu milletten geri çevrilemez" de.
6:148
سَيَقُولُdiyecekler kisayaqūluٱلَّذِينَkimseleralladhīnaأَشْرَكُوا۟ortak koşan(lar)ashrakūلَوْşayetlawشَآءَisteseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuمَآbiz ortak koşmazdıkأَشْرَكْنَاwe (would) have associated partners (with Allah)ashraknāوَلَآbabalarımız dawalāءَابَآؤُنَاour forefathersābāunāوَلَاharam yapmazdıkwalāحَرَّمْنَاwe (would) have forbiddenḥarramnāمِنhiçbirminشَىْءٍۢ ۚşeyishayinكَذَٰلِكَöyle (demişlerdi)kadhālikaكَذَّبَyalanlayanlarkadhabaٱلَّذِينَonlardan öncealladhīnaمِن(were from)minقَبْلِهِمْbefore themqablihimحَتَّىٰnihayetḥattāذَاقُوا۟tadmışlardıdhāqūبَأْسَنَا ۗazabımızıbasanāقُلْde kiqulهَلْvar mı?halعِندَكُمyanınızdaʿindakumمِّنْhiçminعِلْمٍۢbir bilgiʿil'minفَتُخْرِجُوهُçıka(rıp gösterece)ğinizfatukh'rijūhuلَنَآ ۖbizelanāإِنsiz uyuyorsunuzinتَتَّبِعُونَyou followtattabiʿūnaإِلَّاsadeceillāٱلظَّنَّzannal-ẓanaوَإِنْve eğerwa-inأَنتُمْsizantumإِلَّاsadeceillāتَخْرُصُونَsaçmalıyorsunuztakhruṣūna١٤٨
Puta tapanlar, "Allah dileseydi babalarımız ve biz puta tapmaz ve hiçbir şeyi haram kılmazdık" diyecekler; onlardan öncekiler de, Bizim şiddetli azabımızı tadana kadar böyle demişlerdi. Onlara "Bize karşı çıkarabileceğiniz bir bilginiz var mı? Siz ancak zanna uyuyorsunuz ve sadece tahminde bulunuyorsunuz" de.
6:149
قُلْde kiqulفَلِلَّهِAllah'ındırfalillahiٱلْحُجَّةُdelill-ḥujatuٱلْبَـٰلِغَةُ ۖüstün olanl-bālighatuفَلَوْeğerfalawشَآءَdileseydishāaلَهَدَىٰكُمْelbette doğru yola iletirdilahadākumأَجْمَعِينَhepiniziajmaʿīna١٤٩
"Üstün delil Allah'ın delilidir. O dileseydi hepinizi doğru yola eriştirirdi" de.
6:150
قُلْde kiqulهَلُمَّhaydi getirinhalummaشُهَدَآءَكُمُtanrılarınızıshuhadāakumuٱلَّذِينَo kialladhīnaيَشْهَدُونَşahidlik edecekyashhadūnaأَنَّAllah'ınannaٱللَّهَAllahl-lahaحَرَّمَyasakladığınaḥarramaهَـٰذَا ۖbunuhādhāفَإِنeğerfa-inشَهِدُوا۟şahidlik ederlerseshahidūفَلَاsen şahidlik etmefalāتَشْهَدْtestifytashhadمَعَهُمْ ۚonlarla berabermaʿahumوَلَاvewalāتَتَّبِعْuymatattabiʿأَهْوَآءَkeyiflerineahwāaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaكَذَّبُوا۟yalanlayan(ların)kadhabūبِـَٔايَـٰتِنَاayetlerimizibiāyātināوَٱلَّذِينَve kimselerinwa-alladhīnaلَاve inanmayanlarınيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūnaبِٱلْـَٔاخِرَةِahiretebil-ākhiratiوَهُمve onlarwahumبِرَبِّهِمْRablerinebirabbihimيَعْدِلُونَeş tutmaktadırlaryaʿdilūna١٥٠
De ki: "Allah'ın bunu haram kıldığına şahidlik edecek şahidlerinizi getirin". Şahidlik ederlerse, onlarla beraber olup sözlerini kabullenme; ayetlerimizi yalanlayanların ve ahirete inanmayanların heveslerine uyma; onlar Rablerine başkalarını eşit tutuyorlar.
6:151
۞ قُلْde kiqulتَعَالَوْا۟gelintaʿālawأَتْلُokuyayımatluمَاşeyleriحَرَّمَharam kıldığıḥarramaرَبُّكُمْRabbinizinrabbukumعَلَيْكُمْ ۖsizeʿalaykumأَلَّاaslaallāتُشْرِكُوا۟ortak koşmayıntush'rikūبِهِۦO'nabihiشَيْـًۭٔا ۖhiçbir şeyishayanوَبِٱلْوَٰلِدَيْنِve ana babayawabil-wālidayniإِحْسَـٰنًۭا ۖiyilik ediniḥ'sānanوَلَاvewalāتَقْتُلُوٓا۟öldürmeyintaqtulūأَوْلَـٰدَكُمçocuklarınızıawlādakumمِّنْfakirlik korkusuylaminإِمْلَـٰقٍۢ ۖpovertyim'lāqinنَّحْنُbiznaḥnuنَرْزُقُكُمْsizi besliyoruznarzuqukumوَإِيَّاهُمْ ۖonlarıwa-iyyāhumوَلَاyaklaşmayınwalāتَقْرَبُوا۟go neartaqrabūٱلْفَوَٰحِشَfuhuşlaral-fawāḥishaمَاneظَهَرَaçığınaẓaharaمِنْهَاonunmin'hāوَمَاve nedewamāبَطَنَ ۖkapalısınabaṭanaوَلَاve kıymayınwalāتَقْتُلُوا۟killtaqtulūٱلنَّفْسَcanal-nafsaٱلَّتِىyasakladığıallatīحَرَّمَhas (been) forbiddenḥarramaٱللَّهُAllah'ınl-lahuإِلَّاolmadanillāبِٱلْحَقِّ ۚhak ilebil-ḥaqiذَٰلِكُمْiştedhālikumوَصَّىٰكُمsize tavsiye ettiwaṣṣākumبِهِۦbunlarıbihiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَعْقِلُونَdüşünürsünüztaʿqilūna١٥١
De ki: "Gelin size Rabbinizin haram kıldığı şeyleri söyleyeyim: O'na hiçbir şeyi ortak koşmayın, anaya babaya iyilik yapın, yoksulluk korkusuyla çocuklarınızı öldürmeyin, sizin ve onların rızkını veren Biziz, gizli ve açık kötülüklere yaklaşmayın, Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Allah bunları size düşünesiniz diye buyurmaktadır."
6:152
وَلَاyaklaşmayınwalāتَقْرَبُوا۟go neartaqrabūمَالَmalınamālaٱلْيَتِيمِyetiminl-yatīmiإِلَّاmüstesnaillāبِٱلَّتِى(olması)bi-allatīهِىَonunhiyaأَحْسَنُen güzel biçimdeaḥsanuحَتَّىٰkadarḥattāيَبْلُغَerişinceyeyablughaأَشُدَّهُۥ ۖerginlik çağınaashuddahuوَأَوْفُوا۟ve tam yapınwa-awfūٱلْكَيْلَölçül-kaylaوَٱلْمِيزَانَve tartıyıwal-mīzānaبِٱلْقِسْطِ ۖadaletlebil-qis'ṭiلَاbiz teklif etmeyizنُكَلِّفُWe burdennukallifuنَفْسًاkişiyenafsanإِلَّاdışındakiniillāوُسْعَهَا ۖgücünün yettiğindenwus'ʿahāوَإِذَاve zamanwa-idhāقُلْتُمْsöylediğinizqul'tumفَٱعْدِلُوا۟adalet yapınfa-iʿ'dilūوَلَوْeğerwalawكَانَolsa dakānaذَاakrabanızdhāقُرْبَىٰ ۖa near relativequr'bāوَبِعَهْدِve tutunwabiʿahdiٱللَّهِAllah'al-lahiأَوْفُوا۟ ۚverdiğiniz sözüawfūذَٰلِكُمْiştedhālikumوَصَّىٰكُمsize tavsiye etti.waṣṣākumبِهِۦbunlarıbihiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَذَكَّرُونَöğüt alırsınıztadhakkarūna١٥٢
Yetim malına, erginlik çağına erişene kadar en iyi şeklin dışında yaklaşmayın; ölçüyü ve tartıyı doğru yapın. Biz kişiye ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Konuştuğunuzda, akraba bile olsa sözünüzde adil olun. Allah'ın ahdini yerine getirin. Allah size bunları öğüt almanız için buyurmaktadır.
6:153
وَأَنَّve iştewa-annaهَـٰذَاbudurhādhāصِرَٰطِىbenim yolumṣirāṭīمُسْتَقِيمًۭاdosdoğrumus'taqīmanفَٱتَّبِعُوهُ ۖona uyunfa-ittabiʿūhuوَلَاuymayınwalāتَتَّبِعُوا۟followtattabiʿūٱلسُّبُلَyollaral-subulaفَتَفَرَّقَayırmasınfatafarraqaبِكُمْsizibikumعَنO'nun yolundanʿanسَبِيلِهِۦ ۚHis pathsabīlihiذَٰلِكُمْböylecedhālikumوَصَّىٰكُمsize tavsiye ettiwaṣṣākumبِهِۦkendisiylebihiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَتَّقُونَkorunursunuztattaqūna١٥٣
Bu, dosdoğru olan yoluma uyun. Sizi Allah yolundan ayrı düşürecek yollara uymayın. Allah size bunları sakınasınız diye buyurmaktadır.
6:154
ثُمَّsonrathummaءَاتَيْنَاverdikātaynāمُوسَىMusa'yamūsāٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaتَمَامًا(ni'metimizi) tamamlamak içintamāmanعَلَىüzerineʿalāٱلَّذِىٓkimselerealladhīأَحْسَنَiyilik eden(lere)aḥsanaوَتَفْصِيلًۭاve açıklamak (için)watafṣīlanلِّكُلِّherlikulliشَىْءٍۢşeyishayinوَهُدًۭىve yola ileticiwahudanوَرَحْمَةًۭve rahmet olarakwaraḥmatanلَّعَلَّهُمumulur kilaʿallahumبِلِقَآءِkavuşacaklarınabiliqāiرَبِّهِمْRablerinerabbihimيُؤْمِنُونَinanırlaryu'minūna١٥٤
Sonra, iyilik işleyenlere nimeti tamamlamak, her şeyi uzun uzadıya açıklamak, doğruyu göstermek ve rahmet olmak üzere Musa'ya Kitap'ı verdik. Rablerine kavuşacaklarına belki artık inanırlar.
6:155
وَهَـٰذَاişte bu (Kur'an) dawahādhāكِتَـٰبٌKitaptırkitābunأَنزَلْنَـٰهُindirdiğimizanzalnāhuمُبَارَكٌۭmübarekmubārakunفَٱتَّبِعُوهُO'na uyunfa-ittabiʿūhuوَٱتَّقُوا۟ve korununwa-ittaqūلَعَلَّكُمْumulur ki sizlaʿallakumتُرْحَمُونَmerhamet olunursunuztur'ḥamūna١٥٥
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
6:156
أَنdemeyesinizanتَقُولُوٓا۟you saytaqūlūإِنَّمَآyalnızinnamāأُنزِلَindirildiunzilaٱلْكِتَـٰبُKitapl-kitābuعَلَىٰüzerineʿalāطَآئِفَتَيْنِiki toplulukṭāifatayniمِنbizden öncekiminقَبْلِنَاbefore usqablināوَإِنbiz ise idikwa-inكُنَّاwe werekunnāعَنonların okumasındanʿanدِرَاسَتِهِمْtheir studydirāsatihimلَغَـٰفِلِينَhabersizlaghāfilīna١٥٦
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
6:157
أَوْyahutawتَقُولُوا۟demeyesiniztaqūlūلَوْeğerlawأَنَّآşüphesiz kiannāأُنزِلَindirilseydiunzilaعَلَيْنَاbizeʿalaynāٱلْكِتَـٰبُKitapl-kitābuلَكُنَّآbiz olurduklakunnāأَهْدَىٰdaha doğru yoldaahdāمِنْهُمْ ۚonlardanmin'humفَقَدْiştefaqadجَآءَكُمsize de geldijāakumبَيِّنَةٌۭaçık delilbayyinatunمِّنRabbinizdenminرَّبِّكُمْyour Lordrabbikumوَهُدًۭىve hidayetwahudanوَرَحْمَةٌۭ ۚve rahmetwaraḥmatunفَمَنْkim olabilir?famanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنkimsedenmimmanكَذَّبَyalanlayıpkadhabaبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَصَدَفَve yüz çevirenwaṣadafaعَنْهَا ۗonlardanʿanhāسَنَجْزِىcezalandıracağızsanajzīٱلَّذِينَkimselerialladhīnaيَصْدِفُونَyüz çevirenleriyaṣdifūnaعَنْayetlerimizdenʿanءَايَـٰتِنَاOur Signsāyātināسُوٓءَen kötüsüylesūaٱلْعَذَابِazabınl-ʿadhābiبِمَاötürübimāكَانُوا۟yüz çevirmelerindenkānūيَصْدِفُونَturn awayyaṣdifūna١٥٧
Bu, indirdiğimiz kutsal Kitap'dır, ona uyun. "Bizden önce iki topluluğa kitap indirildi, bizim onların okuduklarından haberimiz yok" demekten veya "Bize kitap indirilseydi onlardan daha doğru yolda olurduk" demekten sakının ki merhamet olunasınız. Şüphesiz o, size Rabbinizden belge, yol gösteren ve rahmet olarak gelmiştir. Allah'ın ayetlerini yalanlayandan ve onlardan yüz çevirenden daha zalim kimdir? Ayetlerimizden yüz çevirenleri, yüz çevirmelerinden ötürü, kötü bir azabla cezalandıracağız.
6:158
هَلْmı?halيَنظُرُونَbekliyorlaryanẓurūnaإِلَّآilleillāأَنgelmesinianتَأْتِيَهُمُcomes to themtatiyahumuٱلْمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerinl-malāikatuأَوْyahutawيَأْتِىَgelmesiniyatiyaرَبُّكَRabbininrabbukaأَوْya daawيَأْتِىَgelmesiniyatiyaبَعْضُbazıbaʿḍuءَايَـٰتِayetlerinināyātiرَبِّكَ ۗRabbininrabbikaيَوْمَgünyawmaيَأْتِىgeldiğiyatīبَعْضُbazıbaʿḍuءَايَـٰتِayetleriāyātiرَبِّكَRabbininrabbikaلَاfayda sağlamazيَنفَعُwill benefityanfaʿuنَفْسًاkimseyenafsanإِيمَـٰنُهَاinanmasıīmānuhāلَمْhiçlamتَكُنْetmemiştakunءَامَنَتْimanāmanatمِنdaha önceminقَبْلُbeforeqabluأَوْya daawكَسَبَتْkazanmamış olankasabatفِىٓimanındaإِيمَـٰنِهَاits faithīmānihāخَيْرًۭا ۗbir hayırkhayranقُلِde kiquliٱنتَظِرُوٓا۟bekleyinintaẓirūإِنَّاbiz deinnāمُنتَظِرُونَbeklemekteyizmuntaẓirūna١٥٨
Onlar kendilerine meleklerin gelmesini mi, yoksa Rabbinin gelmesini mi, yahut Rablerinden bir takım mucizelerin gelmesini mi bekliyorlar? Rabbinin bir takım mucizeleri geldiği gün, bir kimse daha önce inanmamışsa veya imaniyle bir iyilik kazanmamışsa, imanı ona fayda vermez. Onlara: "Bekleyin, doğrusu biz de bekliyoruz" de.
6:159
إِنَّgerçekteninnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaفَرَّقُوا۟parça parça edenfarraqūدِينَهُمْdinlerini;dīnahumوَكَانُوا۟ve olanlar (var ya)wakānūشِيَعًۭاgrup grupshiyaʿanلَّسْتَsenin yokturlastaمِنْهُمْonlarlamin'humفِىhiçbir (ilişkin)شَىْءٍ ۚanythingshayinإِنَّمَآancakinnamāأَمْرُهُمْonların işiamruhumإِلَىAllah'a (kalmış)tırilāٱللَّهِAllahl-lahiثُمَّsonrathummaيُنَبِّئُهُمonlara haber verecektiryunabbi-uhumبِمَاşeyleribimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَفْعَلُونَyapıyorlaryafʿalūna١٥٩
Fırka fırka olup dinlerini parçalayanlarla senin hiçbir ilişiğin olamaz. Onların işi Allah'a kalmıştır, yaptıklarını onlara sonra bildirecektir.
6:160
مَنkimmanجَآءَgelirsejāaبِٱلْحَسَنَةِbir iyiliklebil-ḥasanatiفَلَهُۥona vardırfalahuعَشْرُon (katı)ʿashruأَمْثَالِهَا ۖo(getirdiği)ninamthālihāوَمَنve kimwamanجَآءَgelirsejāaبِٱلسَّيِّئَةِbir kötülüklebil-sayi-atiفَلَاcezalandırılmazfalāيُجْزَىٰٓhe will be recompensedyuj'zāإِلَّاdışındaillāمِثْلَهَاonun dengimith'lahāوَهُمْve onlarwahumلَاhaksızlığa uğratılmazlarيُظْلَمُونَ(be) wrongedyuẓ'lamūna١٦٠
Kim ortaya bir iyilik koyarsa ona on katı verilir; ortaya bir kötülük koyan ise ancak misliyle cezalandırılır; onlara haksızlık yapılmaz.
6:161
قُلْde kiqulإِنَّنِىmuhakkak beniinnanīهَدَىٰنِىbeni ilettihadānīرَبِّىٓRabbimrabbīإِلَىٰyolailāصِرَٰطٍۢa pathṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdosdoğrumus'taqīminدِينًۭاdinedīnanقِيَمًۭاdosdoğruqiyamanمِّلَّةَdininemillataإِبْرَٰهِيمَİbrahim'inib'rāhīmaحَنِيفًۭا ۚhanifḥanīfanوَمَاO değildiwamāكَانَhe waskānaمِنَortak koşanlardanminaٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna١٦١
"Şüphesiz Rabbim beni doğru yola, gerçek dine, doğruya yönelen ve puta tapanlardan olmayan İbrahim'in dinine iletmiştir" de.
6:162
قُلْde kiqulإِنَّşüphesizinnaصَلَاتِىbenim namazımṣalātīوَنُسُكِىve ibadetimwanusukīوَمَحْيَاىَve hayatımwamaḥyāyaوَمَمَاتِىve ölümümwamamātīلِلَّهِAllah içindirlillahiرَبِّRabbirabbiٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna١٦٢
De ki: "Namazım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm, alemlerin Rabbi Allah içindir.
6:163
لَاyokturشَرِيكَortağısharīkaلَهُۥ ۖO'nunlahuوَبِذَٰلِكَve böylewabidhālikaأُمِرْتُbana emrolunduumir'tuوَأَنَا۠ve benwa-anāأَوَّلُilkiyimawwaluٱلْمُسْلِمِينَmüslümanlarınl-mus'limīna١٦٣
O'nun hiçbir ortağı yoktur; böyle emrolundum ve ben Müslümanların ilkiyim."
6:164
قُلْde kiqulأَغَيْرَbaşka mı?aghayraٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَبْغِىarayayımabghīرَبًّۭاRabrabbanوَهُوَ(halbuki) OwahuwaرَبُّRabbi ikenrabbuكُلِّherkulliشَىْءٍۢ ۚşeyinshayinوَلَاkazanmazwalāتَكْسِبُearnstaksibuكُلُّhiçkulluنَفْسٍkimsenafsinإِلَّاbaşkasınıillāعَلَيْهَا ۚkendisine ait olandanʿalayhāوَلَاvewalāتَزِرُtaşımaztaziruوَازِرَةٌۭtaşıyan (hiç kimse)wāziratunوِزْرَyükünüwiz'raأُخْرَىٰ ۚbir başkasınınukh'rāثُمَّsonrathummaإِلَىٰRabbinizedirilāرَبِّكُمyour Lordrabbikumمَّرْجِعُكُمْdönüşünüzmarjiʿukumفَيُنَبِّئُكُمsize haber verecektirfayunabbi-ukumبِمَاşeyleribimāكُنتُمْolduğunuzkuntumفِيهِondafīhiتَخْتَلِفُونَayrılığa düşüyortakhtalifūna١٦٤
De ki: "Allah her şeyin Rabbi iken O'ndan başka bir rab mi arayayım? Herkesin kazandığı kendisinedir, kimse başkasının yükünü taşımaz; sonunda dönüşünüz Rabbinizedir, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirecektir."
6:165
وَهُوَve O'durwahuwaٱلَّذِىsizi yapanalladhīجَعَلَكُمْ(has) made youjaʿalakumخَلَـٰٓئِفَhalifelerikhalāifaٱلْأَرْضِyeryüzününl-arḍiوَرَفَعَve üstün kılanwarafaʿaبَعْضَكُمْkiminizibaʿḍakumفَوْقَüzerinefawqaبَعْضٍۢkiminizbaʿḍinدَرَجَـٰتٍۢderecelerledarajātinلِّيَبْلُوَكُمْsizi denemek içinliyabluwakumفِىşeylerdeمَآwhatءَاتَىٰكُمْ ۗsize verdiğiātākumإِنَّdoğrusuinnaرَبَّكَRabbinrabbakaسَرِيعُçabuk olandırsarīʿuٱلْعِقَابِcezasıl-ʿiqābiوَإِنَّهُۥve Owa-innahuلَغَفُورٌۭbağışlayandırlaghafūrunرَّحِيمٌۢesirgeyendirraḥīmun١٦٥
Verdikleriyle denemek için sizi yeryüzünün halifeleri kılan ve kiminizi kiminize derecelerle üstün yapan O'dur. Doğrusu Rabbinin cezalandırması süratlidir. Şüphesiz O bağışlar, merhamet eder.