5

Maide

Medeni 120 Ayet Cüz 6
المائدة

Maide Suresi (المائدة), Kur’an-ı Kerim’in 5. suresidir — Medeni, 120 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
5:1
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūأَوْفُوا۟yerine getirinawfūبِٱلْعُقُودِ ۚakitleri(zi)bil-ʿuqūdiأُحِلَّتْhelal kılındıuḥillatلَكُمsizin içinlakumبَهِيمَةُdört ayaklıbahīmatuٱلْأَنْعَـٰمِhayvanlarl-anʿāmiإِلَّاdışındakiillāمَاoku(nup açıkla)nacak olanlarınيُتْلَىٰis recitedyut'lāعَلَيْكُمْsizeʿalaykumغَيْرَhelal saymamak şartiyleghayraمُحِلِّىbeing permittedmuḥillīٱلصَّيْدِavlanmayıl-ṣaydiوَأَنتُمْsizwa-antumحُرُمٌ ۗihramda ikenḥurumunإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيَحْكُمُhükmünü veriryaḥkumuمَاneيُرِيدُistediğiyurīdu١
Ey İnananlar! Akidleri yerine getirin. İhramda iken avlanmayı helal görmeksizin, size bildirilecek olanlar dışında, hayvanlar helal kılındı; Allah dilediği hükmü verir.
5:2
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاsaygısızlık etmeyinتُحِلُّوا۟violatetuḥillūشَعَـٰٓئِرَişaretlerineshaʿāiraٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلَاvewalāٱلشَّهْرَayal-shahraٱلْحَرَامَharaml-ḥarāmaوَلَاvewalāٱلْهَدْىَkurbanal-hadyaوَلَاvewalāٱلْقَلَـٰٓئِدَgerdanlık(lı kurban)laral-qalāidaوَلَآvewalāءَآمِّينَgelenlereāmmīnaٱلْبَيْتَBeyt-il-baytaٱلْحَرَامَHaram'al-ḥarāmaيَبْتَغُونَarzu ederekyabtaghūnaفَضْلًۭاlutfunufaḍlanمِّنRablerininminرَّبِّهِمْtheir Lordrabbihimوَرِضْوَٰنًۭا ۚve rızasınıwariḍ'wānanوَإِذَاve zamanwa-idhāحَلَلْتُمْihramdan çıktığınızḥalaltumفَٱصْطَادُوا۟ ۚavlanabilirsinizfa-iṣ'ṭādūوَلَاsizi itmesinwalāيَجْرِمَنَّكُمْincite youyajrimannakumشَنَـَٔانُbeslediğiniz kinshanaānuقَوْمٍbir topluma karşıqawminأَنdolayıanصَدُّوكُمْsizi çevirdiklerindenṣaddūkumعَنِMescid-iʿaniٱلْمَسْجِدِAl-Masjidl-masjidiٱلْحَرَامِHaram'danl-ḥarāmiأَنsuç işlemeğeanتَعْتَدُوا۟ ۘyou commit transgressiontaʿtadūوَتَعَاوَنُوا۟ve yardımlaşınwataʿāwanūعَلَىüzerindeʿalāٱلْبِرِّiyilikl-biriوَٱلتَّقْوَىٰ ۖve takvawal-taqwāوَلَاyardımlaşmayınwalāتَعَاوَنُوا۟help one anothertaʿāwanūعَلَىüzerindeʿalāٱلْإِثْمِgünahl-ith'miوَٱلْعُدْوَٰنِ ۚve düşmanlıkwal-ʿud'wāniوَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۖAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllah'ınl-lahaشَدِيدُçetindirshadīduٱلْعِقَابِazabıl-ʿiqābi٢
Ey İnananlar! Allah'ın nişanelerine, hürmet edilen aya, hediye olan kurbanlığa, gerdanlıklar takılan hayvanlara, Rab'lerinden bol nimet ve rıza talep ederek Beyt-i Haram'a gelenlere sakın hürmetsizlik etmeyin. İhramdan çıktığınız zaman avlanabilirsiniz. Sizi Mescid-i Haram'dan menettiği için bir topluluğa olan kininiz, aşırı gitmenize sebep olmasın; iyilikte ve fenalıktan sakınmakta yardımlaşın, günah işlemek ve aşırı gitmekte yardımlaşmayın. Allah'tan sakının, Allah'ın cezası şiddetlidir.
5:3
حُرِّمَتْharam kılındıḥurrimatعَلَيْكُمُsizeʿalaykumuٱلْمَيْتَةُleşl-maytatuوَٱلدَّمُve kanwal-damuوَلَحْمُve etiwalaḥmuٱلْخِنزِيرِdomuzl-khinzīriوَمَآve şeylerwamāأُهِلَّboğazlananuhillaلِغَيْرِbaşkası adınalighayriٱللَّهِAllah'tanl-lahiبِهِۦO'nabihiوَٱلْمُنْخَنِقَةُve boğulmuşwal-mun'khaniqatuوَٱلْمَوْقُوذَةُve vurulmuşwal-mawqūdhatuوَٱلْمُتَرَدِّيَةُve yukarıdan düşmüşwal-mutaradiyatuوَٱلنَّطِيحَةُve boynuzlanmışwal-naṭīḥatuوَمَآve şeyler (havyanlar)wamāأَكَلَyediğiakalaٱلسَّبُعُcanavarınl-sabuʿuإِلَّاhariçillāمَاsizin kestiklerinizذَكَّيْتُمْyou slaughtereddhakkaytumوَمَاve şeylerwamāذُبِحَboğazlanandhubiḥaعَلَىüzerineʿalāٱلنُّصُبِdikili taşlarl-nuṣubiوَأَنve kısmet (şans) aramanızwa-anتَسْتَقْسِمُوا۟you seek divisiontastaqsimūبِٱلْأَزْلَـٰمِ ۚfal oklariylebil-azlāmiذَٰلِكُمْbunlardhālikumفِسْقٌ ۗfısktırfis'qunٱلْيَوْمَbugün artıkl-yawmaيَئِسَumudu kesmişlerdirya-isaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūمِنsizin dininizdenminدِينِكُمْyour religiondīnikumفَلَاonlardan korkmayınfalāتَخْشَوْهُمْfear themtakhshawhumوَٱخْشَوْنِ ۚbenden korkunwa-ikh'shawniٱلْيَوْمَbugünl-yawmaأَكْمَلْتُolgunlaştırdımakmaltuلَكُمْsizin içinlakumدِينَكُمْdininizidīnakumوَأَتْمَمْتُve tamamladımwa-atmamtuعَلَيْكُمْsizeʿalaykumنِعْمَتِىni'metiminiʿ'matīوَرَضِيتُve razı oldumwaraḍītuلَكُمُsizin içinlakumuٱلْإِسْلَـٰمَİslam'al-is'lāmaدِينًۭا ۚdin olarakdīnanفَمَنِkimfamaniٱضْطُرَّdaralırsauḍ'ṭurraفِىaçlıktanمَخْمَصَةٍhungermakhmaṣatinغَيْرَistekle yönelmedenghayraمُتَجَانِفٍۢincliningmutajānifinلِّإِثْمٍۢ ۙgünahali-ith'minفَإِنَّdoğrusufa-innaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun٣
Leş, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına kesilenler, -canları çıkmadan önce kesmemişseniz, boğulmuş, bir yerine vurularak öldürülmüş, düşüp yuvarlanmış, başka bir hayvan tarafından süsülmüş, yırtıcı hayvan tarafından yenmiş olanları- dikili taşlar üzerine boğazlananlar ile fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı; bunlar fasıklıktır. Bugün, inkar edenler sizi dininizden etmekten umutlarını kesmişlerdir, onlardan korkmayın, Benden korkun. Bugün, size dininizi bütünledim, üzerinize olan nimetimi tamamladım, din olarak sizin için İslam'ı beğendim. Açlıktan darda kalan, günaha kaymaksızın yiyebilir. Doğrusu Allah Bağışlayan'dır, merhametli olandır.
5:4
يَسْـَٔلُونَكَsana soruyarlaryasalūnakaمَاذَآneyinmādhāأُحِلَّhelal kılındığınıuḥillaلَهُمْ ۖkendilerinelahumقُلْde kiqulأُحِلَّhelal kılındıuḥillaلَكُمُsizelakumuٱلطَّيِّبَـٰتُ ۙiyi ve temiz şeylerl-ṭayibātuوَمَاyetiştirdiğinizwamāعَلَّمْتُمyou have taughtʿallamtumمِّنَhayvanlarınminaٱلْجَوَارِحِ(your) hunting animalsl-jawāriḥiمُكَلِّبِينَavcımukallibīnaتُعَلِّمُونَهُنَّöğreterektuʿallimūnahunnaمِمَّاsize öğrettiğindenmimmāعَلَّمَكُمُhas taught youʿallamakumuٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuفَكُلُوا۟yeyinfakulūمِمَّآşeylerdenmimmāأَمْسَكْنَtuttuklarıamsaknaعَلَيْكُمْsizin içinʿalaykumوَٱذْكُرُوا۟ve anınwa-udh'kurūٱسْمَadınıis'maٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْهِ ۖüzerineʿalayhiوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaسَرِيعُçabuk görendirsarīʿuٱلْحِسَابِhesabıl-ḥisābi٤
Sana, kendilerine neyin helal kılındığını soruyorlar, de ki: Size temiz olanlar helal kılındı; Allah'ın size öğrettiği üzere alıştırıp yetiştirerek öğrettiğiniz avcı hayvanların sizin için tuttuklarını yiyin ve üzerine Allah'ın adını anın. Allah'tan sakının, doğrusu Allah hesabı çabuk görür.
5:5
ٱلْيَوْمَbugünal-yawmaأُحِلَّhelal kılındıuḥillaلَكُمُsizelakumuٱلطَّيِّبَـٰتُ ۖiyi ve temiz şeylerl-ṭayibātuوَطَعَامُve yemeğiwaṭaʿāmuٱلَّذِينَkendilerinealladhīnaأُوتُوا۟verilenlerinūtūٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaحِلٌّۭhelalḥillunلَّكُمْsizelakumوَطَعَامُكُمْsizin yemeğiniz dewaṭaʿāmukumحِلٌّۭhelaldirḥillunلَّهُمْ ۖonlaralahumوَٱلْمُحْصَنَـٰتُve namuslu kadınlarwal-muḥ'ṣanātuمِنَinanan kadınlardanminaٱلْمُؤْمِنَـٰتِthe believersl-mu'minātiوَٱلْمُحْصَنَـٰتُve namuslu kadınlarwal-muḥ'ṣanātuمِنَkendilerineminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaأُوتُوا۟verilenlerdenūtūٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaمِنsizden önceminقَبْلِكُمْbefore youqablikumإِذَآzamanidhāءَاتَيْتُمُوهُنَّverdiğinizātaytumūhunnaأُجُورَهُنَّmehirleriniujūrahunnaمُحْصِنِينَiffetli kişiler olarakmuḥ'ṣinīnaغَيْرَzinadan kaçınanghayraمُسَـٰفِحِينَbeing lewdmusāfiḥīnaوَلَاve tutmayanwalāمُتَّخِذِىٓones (who are) takingmuttakhidhīأَخْدَانٍۢ ۗgizli dostakhdāninوَمَنve kimwamanيَكْفُرْinkar ederseyakfurبِٱلْإِيمَـٰنِimânıbil-īmāniفَقَدْmuhakkakfaqadحَبِطَboşa çıkmıştırḥabiṭaعَمَلُهُۥonun ameliʿamaluhuوَهُوَve owahuwaفِىahiretteٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiمِنَkaybedenlerdendirminaٱلْخَـٰسِرِينَthe losersl-khāsirīna٥
Bugün, size temiz olanlar helal kılındı. Kitap verilenlerin yemeği size helal, sizin yemeğiniz de onlara helaldir. İnanan hür ve iffetli kadınlar ve sizden önce kitap verilenlerin hür ve iffetli kadınları -zina etmeksizin, gizli dost tutmaksızın ve mehirlerini verdiğiniz takdirde- size helaldir. Kim imanı inkar ederse, şüphesiz amelleri boşa gider. O, ahirette de kaybedenlerdendir.
5:6
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāقُمْتُمْdur(mak iste)diğinizqum'tumإِلَىnamazailāٱلصَّلَوٰةِthe prayerl-ṣalatiفَٱغْسِلُوا۟yıkayınfa-igh'silūوُجُوهَكُمْyüzleriniziwujūhakumوَأَيْدِيَكُمْve elleriniziwa-aydiyakumإِلَىkadarilāٱلْمَرَافِقِdirseklerel-marāfiqiوَٱمْسَحُوا۟ve meshedinwa-im'saḥūبِرُءُوسِكُمْbaşlarınızıbiruūsikumوَأَرْجُلَكُمْve ayaklarınızıwa-arjulakumإِلَىkadarilāٱلْكَعْبَيْنِ ۚtopuklaral-kaʿbayniوَإِنve eğerwa-inكُنتُمْisenizkuntumجُنُبًۭاcünüpjunubanفَٱطَّهَّرُوا۟ ۚtam temizleninfa-iṭṭahharūوَإِنeğerwa-inكُنتُمisenizkuntumمَّرْضَىٰٓhastamarḍāأَوْyahutawعَلَىٰüzerindeʿalāسَفَرٍseyahatsafarinأَوْyahutawجَآءَgelmişsejāaأَحَدٌۭbirinizaḥadunمِّنكُمsizdenminkumمِّنَtuvalettenminaٱلْغَآئِطِthe toiletl-ghāiṭiأَوْya daawلَـٰمَسْتُمُdokunmuşsalāmastumuٱلنِّسَآءَkadınlaral-nisāaفَلَمْvefalamتَجِدُوا۟bulamamışsanıztajidūمَآءًۭsumāanفَتَيَمَّمُوا۟teyemmüm edinfatayammamūصَعِيدًۭاtoprağaṣaʿīdanطَيِّبًۭاtemizṭayyibanفَٱمْسَحُوا۟ve sürünfa-im'saḥūبِوُجُوهِكُمْyüzlerinizebiwujūhikumوَأَيْدِيكُمve ellerinizewa-aydīkumمِّنْهُ ۚondanmin'huمَاistemiyorيُرِيدُintendyurīduٱللَّهُAllahl-lahuلِيَجْعَلَçıkarmakliyajʿalaعَلَيْكُمsizeʿalaykumمِّنْhiçbirminحَرَجٍۢgüçlükḥarajinوَلَـٰكِنfakatwalākinيُرِيدُistiyoryurīduلِيُطَهِّرَكُمْsizi temizlemekliyuṭahhirakumوَلِيُتِمَّve tamamlamakwaliyutimmaنِعْمَتَهُۥni'metininiʿ'matahuعَلَيْكُمْsize olanʿalaykumلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَشْكُرُونَşükredersiniztashkurūna٦
Ey İnananlar! Namaza kalktığınızda yüzlerinizi, dirseklere kadar ellerinizi, -başlarınızı meshedip- topuk kemiklerine kadar ayaklarınızı yıkayın. Eğer cünüpseniz yıkanıp temizlenin; şayet hasta veya yolculukta iseniz veya ayak yolundan gelmişseniz yahut kadınlara yaklaşmışsanız ve su bulamamışsanız temiz bir toprağa teyemmüm edin, yüzlerinizi, ellerinizi onunla meshedin. Allah sizi zorlamak istemez, Allah sizi arıtıp üzerinize olan nimetini tamamlamak ister ki şükredesiniz.
5:7
وَٱذْكُرُوا۟ve hatırlayınwa-udh'kurūنِعْمَةَni'metininiʿ'mataٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsize olanʿalaykumوَمِيثَـٰقَهُve sözünüwamīthāqahuٱلَّذِىöyle kialladhīوَاثَقَكُمverdinizwāthaqakumبِهِۦٓO'nabihiإِذْhaniidhقُلْتُمْdemiştinizqul'tumسَمِعْنَاişittiksamiʿ'nāوَأَطَعْنَا ۖve ita'at ettikwa-aṭaʿnāوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaعَلِيمٌۢbilirʿalīmunبِذَاتِözünübidhātiٱلصُّدُورِgöğüslerinl-ṣudūri٧
Allah'ın size olan nimetini ve "İşittik, itaat ettik" dediğinizde sizi andına bağladığı sözünü anın. Allah'tan sakının, Allah içinizde olanı elbette bilir.
5:8
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūكُونُوا۟olunkūnūقَوَّٰمِينَ(hakkı) ayakta tutanqawwāmīnaلِلَّهِAllah içinlillahiشُهَدَآءَşahidlik edenlershuhadāaبِٱلْقِسْطِ ۖadaletlebil-qis'ṭiوَلَاsizi saptırmasınwalāيَجْرِمَنَّكُمْprevent youyajrimannakumشَنَـَٔانُduyduğunuz kinshanaānuقَوْمٍbir topluluğaqawminعَلَىٰٓkarşıʿalāأَلَّاadalettenallāتَعْدِلُوا۟ ۚyou do justicetaʿdilūٱعْدِلُوا۟adil davranıniʿ'dilūهُوَbuhuwaأَقْرَبُdaha yakındıraqrabuلِلتَّقْوَىٰ ۖtakvayalilttaqwāوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّkuşkusuzinnaٱللَّهَAllahl-lahaخَبِيرٌۢhaber almaktadırkhabīrunبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūna٨
Ey İnananlar! Allah için adaleti ayakta tutup gözeten şahidler olun. Bir topluluğa olan öfkeniz sizi adaletsizliğe sürüklemesin; adil olun; bu, Allah'a karşı gelmekten sakınmaya daha yakındır. Allah'tan sakının, doğrusu Allah işlediklerinizden Haberdar'dır.
5:9
وَعَدَva'detmiştirwaʿadaٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerealladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarawaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِ ۙiyi işlerl-ṣāliḥātiلَهُمonlarındırlahumمَّغْفِرَةٌۭbağışlamamaghfiratunوَأَجْرٌve mükafatwa-ajrunعَظِيمٌۭbüyükʿaẓīmun٩
Allah, inananlara ve yararlı işler işleyenlere mağfiret ve büyük ecir olduğunu vadetmiştir.
5:10
وَٱلَّذِينَkimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlar isewakadhabūبِـَٔايَـٰتِنَآayetlerimizibiāyātināأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaأَصْحَـٰبُhalkıdıraṣḥābuٱلْجَحِيمِcehenneminl-jaḥīmi١٠
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.
5:11
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱذْكُرُوا۟hatırlayınudh'kurūنِعْمَتَni'metininiʿ'mataٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsize olanʿalaykumإِذْhaniidhهَمَّyeltenmiştihammaقَوْمٌbir toplulukqawmunأَنuzatmağa (saldırmaya)anيَبْسُطُوٓا۟they stretchyabsuṭūإِلَيْكُمْsizeilaykumأَيْدِيَهُمْelleriniaydiyahumفَكَفَّ(Allah) çekmiştifakaffaأَيْدِيَهُمْonların elleriniaydiyahumعَنكُمْ ۖsizdenʿankumوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۚAlah'tanl-lahaوَعَلَىvewaʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiفَلْيَتَوَكَّلِdayansınlarfalyatawakkaliٱلْمُؤْمِنُونَMü'minlerl-mu'minūna١١
Ey İnananlar! Allah'ın üzerinize olan nimetini anın: Hani bir topluluk size tecavüze kalkışmıştı da Allah onlara mani olmuştu. Allah'tan sakının, inananlar Allah'a güvensinler.
5:12
۞ وَلَقَدْandolsunwalaqadأَخَذَalmıştıakhadhaٱللَّهُAllahl-lahuمِيثَـٰقَsözmīthāqaبَنِىٓoğullarındanbanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaوَبَعَثْنَاve göndermiştikwabaʿathnāمِنْهُمُiçlerindenmin'humuٱثْنَىْiki (on iki)ith'nayعَشَرَon (on iki)ʿasharaنَقِيبًۭا ۖbaşkannaqībanوَقَالَdemişti kiwaqālaٱللَّهُAllahl-lahuإِنِّىşüphesiz beninnīمَعَكُمْ ۖsizinle beraberimmaʿakumلَئِنْeğerla-inأَقَمْتُمُkılarsanızaqamtumuٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَءَاتَيْتُمُve verirsenizwaātaytumuٱلزَّكَوٰةَzekatıl-zakataوَءَامَنتُمve inanırsanızwaāmantumبِرُسُلِىelçilerimebirusulīوَعَزَّرْتُمُوهُمْve onlara yardım edersenizwaʿazzartumūhumوَأَقْرَضْتُمُve borç verirsenizwa-aqraḍtumuٱللَّهَAllah'al-lahaقَرْضًاbir borçqarḍanحَسَنًۭاgüzelḥasananلَّأُكَفِّرَنَّelbette örterimla-ukaffirannaعَنكُمْsizinʿankumسَيِّـَٔاتِكُمْgünahlarınızısayyiātikumوَلَأُدْخِلَنَّكُمْve sizi sokarımwala-ud'khilannakumجَنَّـٰتٍۢcennetlerejannātinتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath themtaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُ ۚırmaklarl-anhāruفَمَنkimfamanكَفَرَinkar edersekafaraبَعْدَsonrabaʿdaذَٰلِكَbundandhālikaمِنكُمْsizdenminkumفَقَدْmuhakkakfaqadضَلَّsapmış olurḍallaسَوَآءَdüzsawāaٱلسَّبِيلِyoldanl-sabīli١٢
And olsun ki, Allah, İsrailoğullarından söz almıştı. Onlardan oniki reis seçtik. Allah: "Ben şüphesiz sizinleyim, namaz kılarsanız, zekat verirseniz, peygamberlerime inanır ve onlara yardım ederseniz, Allah uğrunda güzel bir takdimede bulunursanız, and olsun ki kötülüklerinizi örterim. And olsun ki, sizi içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyarım. Bundan sonra sizden kim inkar ederse şüphesiz doğru yoldan sapmış olur" dedi.
5:13
فَبِمَاsebebiylefabimāنَقْضِهِمbozmalarınaqḍihimمِّيثَـٰقَهُمْsözlerinimīthāqahumلَعَنَّـٰهُمْonları la'netlediklaʿannāhumوَجَعَلْنَاve yaptıkwajaʿalnāقُلُوبَهُمْkalbleriniqulūbahumقَـٰسِيَةًۭ ۖkaskatıqāsiyatanيُحَرِّفُونَkaydırıyorlaryuḥarrifūnaٱلْكَلِمَkelimeleril-kalimaعَنyerlerindenʿanمَّوَاضِعِهِۦ ۙtheir placesmawāḍiʿihiوَنَسُوا۟ve unuttularwanasūحَظًّۭاpay almayıḥaẓẓanمِّمَّاşeydenmimmāذُكِّرُوا۟öğütlenendhukkirūبِهِۦ ۚkendilerinebihiوَلَاaslawalāتَزَالُdaimatazāluتَطَّلِعُmuttali olursuntaṭṭaliʿuعَلَىٰüzerinde (olduklarına)ʿalāخَآئِنَةٍۢhainlikkhāinatinمِّنْهُمْonlardanmin'humإِلَّاhariçillāقَلِيلًۭاpek azıqalīlanمِّنْهُمْ ۖiçlerindenmin'humفَٱعْفُyine de affetfa-uʿ'fuعَنْهُمْonlarıʿanhumوَٱصْفَحْ ۚve aldırmawa-iṣ'faḥإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُحِبُّseveryuḥibbuٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlarıl-muḥ'sinīna١٣
Sözlerini bozdukları için onlara lanet ettik, kalblerini katılaştırdık. Onlar sözleri yerlerinden değiştirirler. Kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular. İçlerinden pek azından başkasının daima hainliklerini görürsün, onları affet ve geç. Allah iyilik yapanları şüphesiz sever.
5:14
وَمِنَvewaminaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaقَالُوٓا۟diyen(lerin)qālūإِنَّاbizinnāنَصَـٰرَىٰٓhıristiyanıznaṣārāأَخَذْنَاalmıştıkakhadhnāمِيثَـٰقَهُمْsözünümīthāqahumفَنَسُوا۟ama unuttularfanasūحَظًّۭاpay almayıḥaẓẓanمِّمَّاşeydenmimmāذُكِّرُوا۟öğütlenendhukkirūبِهِۦkendilerinebihiفَأَغْرَيْنَاbu yüzden saldıkfa-aghraynāبَيْنَهُمُaralarınabaynahumuٱلْعَدَاوَةَdüşmanlıkl-ʿadāwataوَٱلْبَغْضَآءَve kinwal-baghḍāaإِلَىٰkadarilāيَوْمِgününeyawmiٱلْقِيَـٰمَةِ ۚkıyametl-qiyāmatiوَسَوْفَve yakındawasawfaيُنَبِّئُهُمُonlara haber verecektiryunabbi-uhumuٱللَّهُAllahl-lahuبِمَاşeyleribimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَصْنَعُونَyapmaktayaṣnaʿūna١٤
"Biz hıristiyanız" diyenlerden de söz almıştık; onlar, kendilerine belletilenin bir kısmını unuttular, bu yüzden aralarına kıyamete kadar düşmanlık ve kin saldık. Allah, yapmakta olduklarını kendilerine haber verecektir.
5:15
يَـٰٓأَهْلَEy ehliyāahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiقَدْmuhakkakqadجَآءَكُمْsize geldijāakumرَسُولُنَاelçimizrasūlunāيُبَيِّنُaçıklıyoryubayyinuلَكُمْsizelakumكَثِيرًۭاçoğunukathīranمِّمَّاşeylerinmimmāكُنتُمْolduğunuzkuntumتُخْفُونَgizlemiştukh'fūnaمِنَKitaptanminaٱلْكِتَـٰبِthe Scripturel-kitābiوَيَعْفُوا۟vaz geçiyorwayaʿfūعَنçoğundanʿanكَثِيرٍۢ ۚmuchkathīrinقَدْgerçektenqadجَآءَكُمsize gelmiştirjāakumمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiنُورٌۭbir nurnūrunوَكِتَـٰبٌۭve bir Kitapwakitābunمُّبِينٌۭaçıkmubīnun١٥
Ey Kitap ehli! Kitap'dan gizleyip durduğunuzun çoğunu size açıkça anlatan ve çoğundan da geçiveren peygamberimiz gelmiştir. Doğrusu size Allah'tan bir nur ve apaçık bir Kitap gelmiştir.
5:16
يَهْدِىiletiryahdīبِهِonunlabihiٱللَّهُAllahl-lahuمَنِkimselerimaniٱتَّبَعَuyanittabaʿaرِضْوَٰنَهُۥrızasınariḍ'wānahuسُبُلَyollarınasubulaٱلسَّلَـٰمِesenlikl-salāmiوَيُخْرِجُهُمve onları çıkarırwayukh'rijuhumمِّنَkaranlıklardanminaٱلظُّلُمَـٰتِthe darknessessl-ẓulumātiإِلَىaydınlığailāٱلنُّورِthe lightl-nūriبِإِذْنِهِۦkendi izniylebi-idh'nihiوَيَهْدِيهِمْve iletirwayahdīhimإِلَىٰbir yolailāصِرَٰطٍۢ(the) wayṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdosdoğrumus'taqīmin١٦
Allah, rızasını gözetenleri onunla, selamet yollarına eriştirir ve onları, izni ile, karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Onları doğru yola iletir.
5:17
لَّقَدْandolsunlaqadكَفَرَküfre gitmişlerdirkafaraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaقَالُوٓا۟diyen(ler)qālūإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaهُوَohuwaٱلْمَسِيحُMesih'tirl-masīḥuٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَ ۚMeryemmaryamaقُلْde kiqulفَمَنöyle ise kimfamanيَمْلِكُsahipseyamlikuمِنَkarşıminaٱللَّهِAllah'al-lahiشَيْـًٔاbir şeyeshayanإِنْeğerinأَرَادَistersearādaأَنhelak etmekanيُهْلِكَdestroyyuh'likaٱلْمَسِيحَMesih'il-masīḥaٱبْنَoğluib'naمَرْيَمَMeryemmaryamaوَأُمَّهُۥve annesiniwa-ummahuوَمَنve kimseleriwamanفِىyeryüzündekiٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiجَمِيعًۭا ۗhepsinijamīʿanوَلِلَّهِAllah'ındırwalillahiمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerdel-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerdewal-arḍiوَمَاve bulunanlarınwamāبَيْنَهُمَا ۚikisinin arasındabaynahumāيَخْلُقُyaratıryakhluquمَاdilediğiniيَشَآءُ ۚHe willsyashāuوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَلَىٰheʿalāكُلِّeverykulliشَىْءٍۢşeyishayinقَدِيرٌۭyapabilendirqadīrun١٧
"Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler and olsun ki kafir olmuşlardır. De ki: "Allah Meryem oğlu Mesih'i, anasını ve yeryüzünde olanların hepsini yok etmeyi dilerse kim O'na karşı koyabilir?" Göklerin, yerin ve arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır, dilediğini yaratır. Allah her şeye Kadir'dir.
5:18
وَقَالَتِve dedilerwaqālatiٱلْيَهُودُYahudilerl-yahūduوَٱلنَّصَـٰرَىٰve hıristiyanlarwal-naṣārāنَحْنُbiznaḥnuأَبْنَـٰٓؤُا۟oğullarıyızabnāuٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَأَحِبَّـٰٓؤُهُۥ ۚve sevgilileriyizwa-aḥibbāuhuقُلْde kiqulفَلِمَo halde niçinfalimaيُعَذِّبُكُمsize azabediyoryuʿadhibukumبِذُنُوبِكُم ۖgünahlarınızdan ötürübidhunūbikumبَلْhayırbalأَنتُمsiz deantumبَشَرٌۭbirer insansınızbasharunمِّمَّنْO'nun yaratıklarındanmimmanخَلَقَ ۚHe createdkhalaqaيَغْفِرُbağışlaryaghfiruلِمَنkimseyilimanيَشَآءُdilediğiyashāuوَيُعَذِّبُve azabederwayuʿadhibuمَنkimseyemanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَلِلَّهِAllah'ındırwalillahiمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiوَمَاbulunan herşeyinwamāبَيْنَهُمَا ۖve ikisi arasındabaynahumāوَإِلَيْهِO'nadırwa-ilayhiٱلْمَصِيرُdönüş del-maṣīru١٨
Yahudiler ve hıristiyanlar, "Biz Allah'ın oğulları ve sevgilileriyiz" dediler. "Öyleyse günahlarınızdan ötürü size niçin azabediyor? Bilakis siz O'nun yarattığı insanlarsınız" de, Allah dilediğini bağışlar, dilediğine azab eder. Göklerin, yerin ve ikisinin arasındakilerin hükümranlığı Allah'ındır. Dönüş O'nadır.
5:19
يَـٰٓأَهْلَEy ehliyāahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiقَدْmuhakkakqadجَآءَكُمْsize geldijāakumرَسُولُنَاElçimizrasūlunāيُبَيِّنُgerçekleri açıklıyanyubayyinuلَكُمْsizelakumعَلَىٰarasının kesildiği sıradaʿalāفَتْرَةٍۢ(after) an interval (of cessation)fatratinمِّنَelçilerinminaٱلرُّسُلِthe Messengersl-rusuliأَنdemeyesinizanتَقُولُوا۟you saytaqūlūمَاbize gelmediجَآءَنَا(has) come to usjāanāمِنۢbir müjdeleyiciminبَشِيرٍۢbearer of glad tidingsbashīrinوَلَاve ne dewalāنَذِيرٍۢ ۖbir uyarıcınadhīrinفَقَدْiştefaqadجَآءَكُمsize geldijāakumبَشِيرٌۭmüjdeleyicibashīrunوَنَذِيرٌۭ ۗve uyarıcıwanadhīrunوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَلَىٰherʿalāكُلِّeverykulliشَىْءٍۢşeyeshayinقَدِيرٌۭkadirdirqadīrun١٩
Ey Kitap ehli! Peygamberlerin arası kesildiğinde, "Bize müjdeci ve uyarıcı gelmedi" dersiniz diye, size açıkça anlatacak peygamberimiz geldi. Şüphesiz O, size müjdeci ve uyarıcı olarak gelmiştir. Allah her şeye Kadir'dir.
5:20
وَإِذْve haniwa-idhقَالَdemiştiqālaمُوسَىٰMusamūsāلِقَوْمِهِۦkavmineliqawmihiيَـٰقَوْمِEy kavmimyāqawmiٱذْكُرُوا۟hatırlayınudh'kurūنِعْمَةَni'metininiʿ'mataٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsize olanʿalaykumإِذْzira (O)idhجَعَلَvar ettijaʿalaفِيكُمْaranızdafīkumأَنۢبِيَآءَpeygamberleranbiyāaوَجَعَلَكُمve sizi yaptıwajaʿalakumمُّلُوكًۭاkrallarmulūkanوَءَاتَىٰكُمve size verdiwaātākumمَّاşeyleriلَمْvermediğilamيُؤْتِHe (had) givenyu'tiأَحَدًۭاhiç kimseyeaḥadanمِّنَdünyalardaminaٱلْعَـٰلَمِينَthe worldsl-ʿālamīna٢٠
Musa, milletine: "Ey milletim! Allah'ın size olan nimetini anın: içinizden peygamberler çıkarmış ve sizi hükümdar yapmıştır, dünyalarda kimseye vermediğini size vermiştir".
5:21
يَـٰقَوْمِEy kavmimyāqawmiٱدْخُلُوا۟girinud'khulūٱلْأَرْضَtoprağal-arḍaٱلْمُقَدَّسَةَKutsall-muqadasataٱلَّتِىkiallatīكَتَبَyaz(ıp nasibet)diğikatabaٱللَّهُAllah'ınl-lahuلَكُمْsizelakumوَلَاdönmeyinwalāتَرْتَدُّوا۟turntartaddūعَلَىٰٓarkanızaʿalāأَدْبَارِكُمْyour backsadbārikumفَتَنقَلِبُوا۟yoksa dönersinizfatanqalibūخَـٰسِرِينَkaybedenlerekhāsirīna٢١
"Ey milletim! Allah'ın size yazdığı kutsal yere girin, ardınıza dönmeyin, yoksa kaybedenler olarak dönersiniz" demişti.
5:22
قَالُوا۟dediler kiqālūيَـٰمُوسَىٰٓEy Musayāmūsāإِنَّşüphesizinnaفِيهَاorada vardırfīhāقَوْمًۭاbir milletqawmanجَبَّارِينَzorbajabbārīnaوَإِنَّاve şüphesiz bizwa-innāلَنoraya girmeyizlanنَّدْخُلَهَاwill enter itnadkhulahāحَتَّىٰkadarḥattāيَخْرُجُوا۟onlar çıkıncayayakhrujūمِنْهَاoradanmin'hāفَإِنeğerfa-inيَخْرُجُوا۟çıkarlarsayakhrujūمِنْهَاoradanmin'hāفَإِنَّاo zaman bizfa-innāدَٰخِلُونَgirerizdākhilūna٢٢
"Ey Musa! Orada zorba bir millet vardır, onlar oradan çıkmadıkça biz oraya girmeyeceğiz, eğer çıkarlarsa, biz de gireriz" demişlerdi.
5:23
قَالَdedi kiqālaرَجُلَانِiki adamrajulāniمِنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaيَخَافُونَkorkanlar(dan)yakhāfūnaأَنْعَمَni'met verdiğianʿamaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْهِمَاkendilerineʿalayhimāٱدْخُلُوا۟girinud'khulūعَلَيْهِمُonların üzerineʿalayhimuٱلْبَابَkapıdanl-bābaفَإِذَاeğerfa-idhāدَخَلْتُمُوهُgirersenizdakhaltumūhuفَإِنَّكُمْmuhakkak ki sizfa-innakumغَـٰلِبُونَ ۚgalib gelirsinizghālibūnaوَعَلَىvewaʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiفَتَوَكَّلُوٓا۟dayanınfatawakkalūإِنeğerinكُنتُمisenizkuntumمُّؤْمِنِينَinanıyormu'minīna٢٣
Korkanlar arasında bulunan, Allah'ın nimete erdirdiği iki adam: "Üstlerine kapıdan yürüyün, oradan girerseniz şüphesiz galip gelirsiniz; eğer inanıyorsanız Allah'a güvenin" demişlerdi.
5:24
قَالُوا۟dediler kiqālūيَـٰمُوسَىٰٓEy Musayāmūsāإِنَّاşüphesiz bizinnāلَنoraya girmeyizlanنَّدْخُلَهَآwill enter itnadkhulahāأَبَدًۭاaslaabadanمَّاonlar olduğu süreceدَامُوا۟as long as they aredāmūفِيهَا ۖoradafīhāفَٱذْهَبْgidinfa-idh'habأَنتَsenantaوَرَبُّكَve Rabbinwarabbukaفَقَـٰتِلَآsavaşınfaqātilāإِنَّاşüphesiz bizinnāهَـٰهُنَاburadahāhunāقَـٰعِدُونَoturuyoruzqāʿidūna٢٤
"Ey Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, doğrusu biz burada oturacağız" demişlerdi.
5:25
قَالَdediqālaرَبِّYa Rabbirabbiإِنِّىelbette beninnīلَآmalik değilimأَمْلِكُ(have) poweramlikuإِلَّاbaşkasınaillāنَفْسِىkendimdennafsīوَأَخِى ۖve kardeşimdenwa-akhīفَٱفْرُقْayırfa-uf'ruqبَيْنَنَاaramızıbaynanāوَبَيْنَve arasınıwabaynaٱلْقَوْمِtoplumunl-qawmiٱلْفَـٰسِقِينَyoldan çıkmışl-fāsiqīna٢٥
Musa: "Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebiliyorum; artık bizimle bu yoldan çıkmış milletin arasını ayır" dedi.
5:26
قَالَ(Allah) buyurdu kiqālaفَإِنَّهَاşüphesiz orasıfa-innahāمُحَرَّمَةٌyasaklandımuḥarramatunعَلَيْهِمْ ۛonlaraʿalayhimأَرْبَعِينَkırkarbaʿīnaسَنَةًۭ ۛyılsanatanيَتِيهُونَşaşkın şaşkın dolaşacaklaryatīhūnaفِىo yerdeٱلْأَرْضِ ۚthe earthl-arḍiفَلَاsen üzülmefalāتَأْسَgrievetasaعَلَىüzerineʿalāٱلْقَوْمِtopluml-qawmiٱلْفَـٰسِقِينَyoldan çıkmışl-fāsiqīna٢٦
Allah: "Orası onlara kırk yıl haram kılındı; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış millet için tasalanma" dedi.
5:27
۞ وَٱتْلُokuwa-ut'luعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimنَبَأَhaberininaba-aٱبْنَىْiki oğlununib'nayءَادَمَAdemādamaبِٱلْحَقِّgerçek olarakbil-ḥaqiإِذْhaniidhقَرَّبَاsunmuşlardıqarrabāقُرْبَانًۭاbirer kurbanqur'bānanفَتُقُبِّلَkabul edilmişfatuqubbilaمِنْbirindenminأَحَدِهِمَاone of themaḥadihimāوَلَمْkabul edilmemiştiwalamيُتَقَبَّلْwas acceptedyutaqabbalمِنَötekindenminaٱلْـَٔاخَرِthe otherl-ākhariقَالَdemiştiqālaلَأَقْتُلَنَّكَ ۖseni öldüreceğimla-aqtulannakaقَالَdediqālaإِنَّمَاsadeceinnamāيَتَقَبَّلُkabul ederyataqabbaluٱللَّهُAllahl-lahuمِنَkorunanlardanminaٱلْمُتَّقِينَthe God fearingl-mutaqīna٢٧
Onlara, Adem'in iki oğlunun kıssasını doğru olarak anlat: İkisi birer kurban sunmuşlar, birininki kabul edilmiş, diğerininki edilmemişti. Kabul edilmeyen, "And olsun seni öldüreceğim" deyince, kardeşi: "Allah ancak sakınanların takdimesini kabul eder" demişti.
5:28
لَئِنۢandolsun eğerla-inبَسَطتَsen uzatırsanbasaṭtaإِلَىَّbanailayyaيَدَكَeliniyadakaلِتَقْتُلَنِىbeni öldürmek içinlitaqtulanīمَآbenأَنَا۠will Ianāبِبَاسِطٍۢuzatmambibāsiṭinيَدِىَelimiyadiyaإِلَيْكَsanailaykaلِأَقْتُلَكَ ۖseni öldürmek içinli-aqtulakaإِنِّىٓçünkü beninnīأَخَافُkorkarımakhāfuٱللَّهَAllah'tanl-lahaرَبَّRabbirabbaٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna٢٨
"Beni öldürmek üzere elini bana uzatırsan, ben seni öldürmek için sana elimi uzatmam, çünkü ben, Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım.
5:29
إِنِّىٓbeninnīأُرِيدُisterim kiurīduأَنsen yüklenipanتَبُوٓأَyou be ladentabūaبِإِثْمِىbenim günahımıbi-ith'mīوَإِثْمِكَve kendi günahınıwa-ith'mikaفَتَكُونَolasınfatakūnaمِنْhalkındanminأَصْحَـٰبِ(the) companionsaṣḥābiٱلنَّارِ ۚateşl-nāriوَذَٰلِكَve budurwadhālikaجَزَٰٓؤُا۟cezasıjazāuٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerinl-ẓālimīna٢٩
Ben, hem benim hem de kendi günahını yüklenip cehennemliklerden olmanı isterim, zulmedenlerin cezası budur".
5:30
فَطَوَّعَتْçağırdıfaṭawwaʿatلَهُۥonulahuنَفْسُهُۥnefsinafsuhuقَتْلَöldürmeyeqatlaأَخِيهِkardeşiniakhīhiفَقَتَلَهُۥve onu öldürdüfaqatalahuفَأَصْبَحَböylece oldufa-aṣbaḥaمِنَziyana uğrayanlardanminaٱلْخَـٰسِرِينَthe losersl-khāsirīna٣٠
Bunun üzerine, kardeşini öldürmekte nefsine uydu ve onu öldürerek, zarara uğrayanlardan oldu.
5:31
فَبَعَثَderken gönderdifabaʿathaٱللَّهُAllahl-lahuغُرَابًۭاbir kargaghurābanيَبْحَثُeşeleyenyabḥathuفِىyeriٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiلِيُرِيَهُۥona göstermek içinliyuriyahuكَيْفَnasılkayfaيُوَٰرِىgömeceğiniyuwārīسَوْءَةَcesedinisawataأَخِيهِ ۚkardeşininakhīhiقَالَdediqālaيَـٰوَيْلَتَىٰٓey! yazık banayāwaylatāأَعَجَزْتُaciz miyimaʿajaztuأَنْben olmayaanأَكُونَI can beakūnaمِثْلَgibimith'laهَـٰذَاşuhādhāٱلْغُرَابِkargal-ghurābiفَأُوَٰرِىَgömmektenfa-uwāriyaسَوْءَةَcesedinisawataأَخِى ۖkardeşiminakhīفَأَصْبَحَve oldufa-aṣbaḥaمِنَpişman olanlardanminaٱلنَّـٰدِمِينَthe regretfull-nādimīna٣١
Allah, kardeşinin ölüsünü nasıl gömeceğini göstermek üzere, ona yeri eşeleyen bir karga gönderdi. "Bana yazıklar olsun! Kardeşimin ölüsünü örtmek için bu karga kadar olmaktan aciz kaldım" dedi de ettiğine yananlardan oldu.
5:32
مِنْsebepleminأَجْلِtimeajliذَٰلِكَişte budhālikaكَتَبْنَاyazdıkkatabnāعَلَىٰüzerineʿalāبَنِىٓoğullarınabanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaأَنَّهُۥşüphesizannahuمَنkimmanقَتَلَöldürürseqatalaنَفْسًۢاbir canınafsanبِغَيْرِolmaksızınbighayriنَفْسٍbir cana karşılıknafsinأَوْya daawفَسَادٍۢbozgunculuğa karşıfasādinفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَكَأَنَّمَاsanki gibidirfaka-annamāقَتَلَöldürmüşqatalaٱلنَّاسَinsanlarıl-nāsaجَمِيعًۭاbütünjamīʿanوَمَنْve kim dewamanأَحْيَاهَاonu yaşatırsaaḥyāhāفَكَأَنَّمَآgibi olurfaka-annamāأَحْيَاyaşatmışaḥyāٱلنَّاسَinsanlarıl-nāsaجَمِيعًۭا ۚbütünjamīʿanوَلَقَدْve andolsunwalaqadجَآءَتْهُمْonlara getirdilerjāathumرُسُلُنَاelçilerimizrusulunāبِٱلْبَيِّنَـٰتِaçık delillerbil-bayinātiثُمَّamathummaإِنَّmuhakkakinnaكَثِيرًۭاçoğukathīranمِّنْهُمonlardanmin'humبَعْدَsonra dabaʿdaذَٰلِكَbundandhālikaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiلَمُسْرِفُونَisraf etmektedirlerlamus'rifūna٣٢
Bunun için İsrailoğullarına şöyle yazdık: "Kim bir kimseyi bir kimseye veya yeryüzünde bozgunculuğa karşılık olmadan öldürürse, bütün insanları öldürmüş gibi olur. Kim de onu diriltirse (ölümden kurtarırsa) bütün insanları diriltmiş gibi olur". And olsun ki, onlara belgelerle peygamberlerimiz geldi, sonra buna rağmen, onların çoğu yeryüzünde taşkınlık edenler oldu.
5:33
إِنَّمَاşüphesizinnamāجَزَٰٓؤُا۟cezasıjazāuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaيُحَارِبُونَsavaşanların;yuḥāribūnaٱللَّهَAllahl-lahaوَرَسُولَهُۥve elçisiylewarasūlahuوَيَسْعَوْنَve çalışanlarınwayasʿawnaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَسَادًاbozgunculuk yapmağafasādanأَنöldürülmelerianيُقَتَّلُوٓا۟they be killedyuqattalūأَوْveyaawيُصَلَّبُوٓا۟asılmalarıyuṣallabūأَوْyadaawتُقَطَّعَkesilmesituqaṭṭaʿaأَيْدِيهِمْellerininaydīhimوَأَرْجُلُهُمve ayaklarınınwa-arjuluhumمِّنْçaprazminخِلَـٰفٍopposite sideskhilāfinأَوْveyaawيُنفَوْا۟sürülmeleridiryunfawمِنَbulundukları yerdenminaٱلْأَرْضِ ۚthe landl-arḍiذَٰلِكَbudhālikaلَهُمْonlar içinlahumخِزْىٌۭbir rezilliktirkhiz'yunفِىdünyadaٱلدُّنْيَا ۖthe worldl-dun'yāوَلَهُمْonlara vardırwalahumفِىÂhirette iseٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiعَذَابٌbir azabʿadhābunعَظِيمٌbüyükʿaẓīmun٣٣
Allah ve Peygamberiyle savaşanların ve yeryüzünde bozgunculuğa uğraşanların cezası öldürülmek veya asılmak yahut çapraz olarak el ve ayakları kesilmek ya da yerlerinden sürülmektir. Bu onlara dünyada bir rezilliktir. Onlara ahirette büyük azab vardır.
5:34
إِلَّاhariçillāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaتَابُوا۟tevbe eden(ler)tābūمِنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنele geçirmenizdenanتَقْدِرُوا۟you overpowertaqdirūعَلَيْهِمْ ۖonlarıʿalayhimفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kifa-iʿ'lamūأَنَّmuhakkakannaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun٣٤
Ancak, onları yakalamanızdan önce tevbe edenler bunun dışındadır. Biliniz ki Allah, bağışlar ve merhamet eder.
5:35
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱتَّقُوا۟korkunittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَٱبْتَغُوٓا۟ve arayınwa-ib'taghūإِلَيْهِO'nailayhiٱلْوَسِيلَةَyoll-wasīlataوَجَـٰهِدُوا۟ve cihadedinwajāhidūفِىO'nun yolundaسَبِيلِهِۦHis waysabīlihiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniztuf'liḥūna٣٥
Ey İnananlar! Allah'tan sakının, O'na ulaşmaya yol arayın, yolunda cihad edin ki kurtulasınız.
5:36
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūلَوْeğerlawأَنَّşüphesizannaلَهُمkendilerinin olsalahumمَّاolanlarınفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiجَمِيعًۭاhepsijamīʿanوَمِثْلَهُۥve onun bir katı dahawamith'lahuمَعَهُۥonunla berabermaʿahuلِيَفْتَدُوا۟fidye verselerliyaftadūبِهِۦonubihiمِنْazabına karşılıkminعَذَابِ(the) punishmentʿadhābiيَوْمِgünününyawmiٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiمَاkabul edilmezتُقُبِّلَwill be acceptedtuqubbilaمِنْهُمْ ۖkendilerindenmin'humوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmun٣٦
Doğrusu, yeryüzünde olan bütün şeyler ve onların bir katı daha kafirlerin olsa da, kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verseler kabul edilmez. Onlara elem verici azab vardır.
5:37
يُرِيدُونَisterleryurīdūnaأَنçıkmakanيَخْرُجُوا۟they come outyakhrujūمِنَateştenminaٱلنَّارِthe Firel-nāriوَمَاve değillerdirwamāهُمonlarhumبِخَـٰرِجِينَçıkacakbikhārijīnaمِنْهَا ۖoradanmin'hāوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumعَذَابٌۭbir azabʿadhābunمُّقِيمٌۭsüreklimuqīmun٣٧
Ateşten çıkmak isterler, çıkamazlar. Onlara sürekli azab vardır.
5:38
وَٱلسَّارِقُve hırsızlık eden erkeğinwal-sāriquوَٱلسَّارِقَةُve hırsızlık eden kadınınwal-sāriqatuفَٱقْطَعُوٓا۟kesinfa-iq'ṭaʿūأَيْدِيَهُمَاelleriniaydiyahumāجَزَآءًۢbir ceza olarakjazāanبِمَاkarşılıkbimāكَسَبَاyaptıklarınakasabāنَكَـٰلًۭاibret vericinakālanمِّنَAllahtanminaٱللَّهِ ۗAllahl-lahiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَزِيزٌdaima üstündürʿazīzunحَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmun٣٨
Erkek hırsız ve kadın hırsızın, yaptıklarından ötürü Allah tarafından ibret verici bir ceza olarak, ellerini kesin. Allah Güçlü'dür, Hakim'dir.
5:39
فَمَنkimfamanتَابَtevbe edertābaمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiظُلْمِهِۦyaptığı haksızlıktanẓul'mihiوَأَصْلَحَve uslanırsawa-aṣlaḥaفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaيَتُوبُtevbesini kabul ederyatūbuعَلَيْهِ ۗonunʿalayhiإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭbağışlayanghafūrunرَّحِيمٌacıyandırraḥīmun٣٩
Ettiği zulümden sonra tevbe edip düzelen kimse, bilsin ki Allah onun tevbesini kabul eder. Allah şüphesiz Bağışlayan'dır, merhametli olandır.
5:40
أَلَمْbilmez misin kialamتَعْلَمْyou knowtaʿlamأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllah'al-lahaلَهُۥaittirlahuمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiيُعَذِّبُazabederyuʿadhibuمَنkimseyemanيَشَآءُdilediğiyashāuوَيَغْفِرُve bağışlarwayaghfiruلِمَنkimseyilimanيَشَآءُ ۗdilediğiyashāuوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭkadirdirqadīrun٤٠
Göklerin ve yerin hükümranlığının Allah'ın olduğunu bilmiyor musun? Dilediğine azabeder, dilediğini bağışlar. Allah her şeye Kadir'dir.
5:41
۞ يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلرَّسُولُElçil-rasūluلَاseni üzmesinيَحْزُنكَgrieve youyaḥzunkaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُسَـٰرِعُونَyarış eden(ler)yusāriʿūnaفِىküfürdeٱلْكُفْرِ[the] disbelief l-kuf'riمِنَonlar kiminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaقَالُوٓا۟derlerqālūءَامَنَّاinandıkāmannāبِأَفْوَٰهِهِمْağızlariylebi-afwāhihimوَلَمْinanmamış ikenwalamتُؤْمِنbelievetu'minقُلُوبُهُمْ ۛkalbleriqulūbuhumوَمِنَve arasındawaminaٱلَّذِينَolanlaralladhīnaهَادُوا۟ ۛyahudi(ler)hādūسَمَّـٰعُونَkulak verirlersammāʿūnaلِلْكَذِبِyalanalil'kadhibiسَمَّـٰعُونَkulak verirlersammāʿūnaلِقَوْمٍbir kavmeliqawminءَاخَرِينَbaşkaākharīnaلَمْsana gelmemiş olanlamيَأْتُوكَ ۖcome to youyatūkaيُحَرِّفُونَonlar kaydırırlaryuḥarrifūnaٱلْكَلِمَkelimeleril-kalimaمِنۢbazısınınminبَعْدِafterbaʿdiمَوَاضِعِهِۦ ۖyerlerindenmawāḍiʿihiيَقُولُونَderleryaqūlūnaإِنْeğerinأُوتِيتُمْsize verilirseūtītumهَـٰذَاbuhādhāفَخُذُوهُalınfakhudhūhuوَإِنve eğerwa-inلَّمْverilmezselamتُؤْتَوْهُyou are given ittu'tawhuفَٱحْذَرُوا۟ ۚsakınınfa-iḥ'dharūوَمَنve biriniwamanيُرِدِisterseyuridiٱللَّهُAllahl-lahuفِتْنَتَهُۥşaşırtmakfit'natahuفَلَنsen yapamazsınfalanتَمْلِكَwill you have powertamlikaلَهُۥonun içinlahuمِنَkarşıminaٱللَّهِAllah'al-lahiشَيْـًٔا ۚhiçbir şeyshayanأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaٱلَّذِينَo kimseler kialladhīnaلَمْistememiştirlamيُرِدِwill intendyuridiٱللَّهُAllahl-lahuأَنtemizlemesinianيُطَهِّرَHe purifiesyuṭahhiraقُلُوبَهُمْ ۚkalbleriniqulūbahumلَهُمْonlar için vardırlahumفِىdünyadaٱلدُّنْيَاthe worldl-dun'yāخِزْىٌۭ ۖrezillikkhiz'yunوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumفِىahirette deٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiعَذَابٌbir azabʿadhābunعَظِيمٌۭbüyükʿaẓīmun٤١
Kalbleri inanmamışken, ağızlarıyla, "İnandık" diyenler, yahudilerden yalana kulak verenler ve başka bir topluluk hesabına casusluk edenlerden inkara koşanlar seni üzmesin. Sözleri asıl yerlerinden değiştirirler de, "Böyle bir fetva size verilirse alın, verilmezse kaçının" derler. Allah'ın fitneye düşmesini dilediği kimse için Allah'a karşı senin elinden bir şey gelmez. İşte onlar Allah'ın, kalblerini arıtmak istemediği kimselerdir. Dünyada rezillik onlaradır. Onlara ahirette de büyük azab vardır.
5:42
سَمَّـٰعُونَkulak verirlersammāʿūnaلِلْكَذِبِyalanalil'kadhibiأَكَّـٰلُونَyerlerakkālūnaلِلسُّحْتِ ۚharamlilssuḥ'tiفَإِنeğerfa-inجَآءُوكَsana gelirlersejāūkaفَٱحْكُمhüküm verfa-uḥ'kumبَيْنَهُمْaralarındabaynahumأَوْyadaawأَعْرِضْyüz çeviraʿriḍعَنْهُمْ ۖonlardanʿanhumوَإِنeğerwa-inتُعْرِضْyüz çevirirsentuʿ'riḍعَنْهُمْonlardanʿanhumفَلَنaslafalanيَضُرُّوكَsana zarar veremezleryaḍurrūkaشَيْـًۭٔا ۖhiçbirshayanوَإِنْve eğerwa-inحَكَمْتَhüküm verirsenḥakamtaفَٱحْكُمhüküm verfa-uḥ'kumبَيْنَهُمaralarındabaynahumبِٱلْقِسْطِ ۚadaletlebil-qis'ṭiإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُحِبُّseveryuḥibbuٱلْمُقْسِطِينَadalet yapanlarıl-muq'siṭīna٤٢
Onlar yalana kulak verirler, haram yerler. Eğer sana gelirlerse aralarında hükmet, yahut onlardan yüz çevir; yüz çevirirsen sana bir zarar veremezler. Eğer hükmedersen aralarında adaletle hüküm ver. Allah adil olanları sever.
5:43
وَكَيْفَve nasılwakayfaيُحَكِّمُونَكَseni hakem yapıyorlaryuḥakkimūnakaوَعِندَهُمُyanlarında dururkenwaʿindahumuٱلتَّوْرَىٰةُTevratl-tawrātuفِيهَاiçinde bulunanfīhāحُكْمُhükmüḥuk'muٱللَّهِAllah'ınl-lahiثُمَّsonrathummaيَتَوَلَّوْنَdönüyorlaryatawallawnaمِنۢsonra daminبَعْدِafterbaʿdiذَٰلِكَ ۚondandhālikaوَمَآdeğillerdirwamāأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaبِٱلْمُؤْمِنِينَinanıyorbil-mu'minīna٤٣
Allah'ın hükmünün bulunduğu Tevrat yanlarında iken, ne yüzle seni hakem tayin ediyorlar da sonra bundan yüz çeviriyorlar? İşte onlar inanmış değillerdir.
5:44
إِنَّآgerçekteninnāأَنزَلْنَاbiz indirdikanzalnāٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıl-tawrātaفِيهَاonda vardırfīhāهُدًۭىyol göstermehudanوَنُورٌۭ ۚve nurwanūrunيَحْكُمُhüküm verirlerdiyaḥkumuبِهَاonunlabihāٱلنَّبِيُّونَpeygamberlerl-nabiyūnaٱلَّذِينَöyle kialladhīnaأَسْلَمُوا۟İslam olmuşaslamūلِلَّذِينَkimselerelilladhīnaهَادُوا۟yahudi(lere)hādūوَٱلرَّبَّـٰنِيُّونَve Rabbanilerewal-rabāniyūnaوَٱلْأَحْبَارُve alimlerewal-aḥbāruبِمَاdolayıbimāٱسْتُحْفِظُوا۟korumakla görevlendirildiklerindenus'tuḥ'fiẓūمِنKitabınıminكِتَـٰبِ(the) BookkitābiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَكَانُوا۟idilerwakānūعَلَيْهِonun üzerineʿalayhiشُهَدَآءَ ۚşahitlershuhadāaفَلَاkorkmayınfalāتَخْشَوُا۟feartakhshawūٱلنَّاسَinsanlardanl-nāsaوَٱخْشَوْنِbenden korkunwa-ikh'shawniوَلَاve satmayınwalāتَشْتَرُوا۟selltashtarūبِـَٔايَـٰتِىbenim ayetlerimibiāyātīثَمَنًۭاbir parayathamananقَلِيلًۭا ۚazıcıkqalīlanوَمَنve kimwamanلَّمْhükmetmezselamيَحْكُمjudgeyaḥkumبِمَآilebimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْكَـٰفِرُونَkafirlerdirl-kāfirūna٤٤
Doğrusu Biz yol gösterici olarak Tevrat'ı indirdik. Kendisini Allah'a teslim etmiş peygamberler, yahudi olanlara onunla ve Rabbe kul olanlar, bilginler de Allah'ın Kitap'ından elde mahfuz kalanla hükmederlerdi. Tevrat'a şahiddiler. O halde insanlardan korkmayın, benden korkun, ayetlerimi hiçbir değerle değiştirmeyin; Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar kafirlerdir.
5:45
وَكَتَبْنَاve yazdıkwakatabnāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimفِيهَآondafīhāأَنَّmukakkakannaٱلنَّفْسَcanal-nafsaبِٱلنَّفْسِcanbil-nafsiوَٱلْعَيْنَve gözewal-ʿaynaبِٱلْعَيْنِgözbil-ʿayniوَٱلْأَنفَve burunawal-anfaبِٱلْأَنفِburunbil-anfiوَٱلْأُذُنَve kulağawal-udhunaبِٱلْأُذُنِkulakbil-udhuniوَٱلسِّنَّve dişewal-sinaبِٱلسِّنِّdişbil-siniوَٱلْجُرُوحَve yaralarawal-jurūḥaقِصَاصٌۭ ۚkısasqiṣāṣunفَمَنkimfamanتَصَدَّقَbağışlarsataṣaddaqaبِهِۦbunubihiفَهُوَofahuwaكَفَّارَةٌۭkeffaret olurkaffāratunلَّهُۥ ۚkendisi içinlahuوَمَنve kimwamanلَّمْhükmetmezselamيَحْكُمjudgeyaḥkumبِمَآilebimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerdirl-ẓālimūna٤٥
Orada onlara cana can, göze göz, buruna burun, kulağa kulak, dişe dişle ve yaralara karşılıklı ödeşme yazdık. Kim hakkından vazgeçerse bu, onun günahlarına keffaret olur. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar zalimlerdir.
5:46
وَقَفَّيْنَاve gönderdikwaqaffaynāعَلَىٰٓüzerineʿalāءَاثَـٰرِهِمonların ardındanāthārihimبِعِيسَىÎsa'yıbiʿīsāٱبْنِoğluib'niمَرْيَمَMeryemmaryamaمُصَدِّقًۭاdoğrulayıcı olarakmuṣaddiqanلِّمَاolanlimāبَيْنَellerindebaynaيَدَيْهِhis handsyadayhiمِنَTevrat'ıminaٱلتَّوْرَىٰةِ ۖthe Tauratl-tawrātiوَءَاتَيْنَـٰهُve ona verdikwaātaynāhuٱلْإِنجِيلَİncil'il-injīlaفِيهِiçinde bulunanfīhiهُدًۭىyol göstermehudanوَنُورٌۭve nurwanūrunوَمُصَدِّقًۭاve doğrulayanwamuṣaddiqanلِّمَاolanlimāبَيْنَellerindebaynaيَدَيْهِhis handsyadayhiمِنَTevrat'ıminaٱلتَّوْرَىٰةِthe Tauratl-tawrātiوَهُدًۭىve yol göstericiwahudanوَمَوْعِظَةًۭve öğütwamawʿiẓatanلِّلْمُتَّقِينَkorunanlar içinlil'muttaqīna٤٦
Onların izi üzerine arkalarından Meryem oğlu İsa'yı, ondan önce gelmiş bulunan Tevrat'ı doğrulayarak gönderdik. Ona, yol gösterici, aydınlatıcı olan ve önünde bulunan Tevrat'ı doğrulayan İncil'i sakınanlara öğüt ve yol gösterici olarak verdik.
5:47
وَلْيَحْكُمْhükmetsinlerwalyaḥkumأَهْلُsahipleriahluٱلْإِنجِيلِİncill-injīliبِمَآilebimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuفِيهِ ۚondafīhiوَمَنve kimwamanلَّمْhükmetmezselamيَحْكُمjudgeyaḥkumبِمَآilrbimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْفَـٰسِقُونَfasıklardırl-fāsiqūna٤٧
İncil sahibleri Allah'ın onda indirdikleri ile hükmetsinler. Allah'ın indirdiği ile hükmetmeyenler, işte onlar fasık olanlardır.
5:48
وَأَنزَلْنَآve indirdikwa-anzalnāإِلَيْكَsanailaykaٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaبِٱلْحَقِّgerçeklebil-ḥaqiمُصَدِّقًۭاdoğrulayıcımuṣaddiqanلِّمَاbulunanlimāبَيْنَellerindebaynaيَدَيْهِhis handsyadayhiمِنَKitabıminaٱلْكِتَـٰبِthe Bookl-kitābiوَمُهَيْمِنًاve kollayıp koruyucu olarakwamuhayminanعَلَيْهِ ۖonuʿalayhiفَٱحْكُمartık hükmetfa-uḥ'kumبَيْنَهُمonların aralarındabaynahumبِمَآilebimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuوَلَاve uymawalāتَتَّبِعْfollowtattabiʿأَهْوَآءَهُمْonların keyiflerineahwāahumعَمَّاsana gelenʿammāجَآءَكَhas come to youjāakaمِنَgerçek(ten ayrılıp)minaٱلْحَقِّ ۚthe truthl-ḥaqiلِكُلٍّۢher biriniz içinlikullinجَعَلْنَاbelirledikjaʿalnāمِنكُمْsizdenminkumشِرْعَةًۭbir şeri'atshir'ʿatanوَمِنْهَاجًۭا ۚve bir yolwamin'hājanوَلَوْve eğerwalawشَآءَisteseydishāaٱللَّهُAllahl-lahuلَجَعَلَكُمْhepinizi yapardılajaʿalakumأُمَّةًۭümmetummatanوَٰحِدَةًۭbir tekwāḥidatanوَلَـٰكِنfakatwalākinلِّيَبْلُوَكُمْsizi sınamak istediliyabluwakumفِىileمَآwhatءَاتَىٰكُمْ ۖsize verdiğiātākumفَٱسْتَبِقُوا۟öyleyse koşunfa-is'tabiqūٱلْخَيْرَٰتِ ۚhayır işlerinel-khayrātiإِلَىAllah'adırilāٱللَّهِAllahl-lahiمَرْجِعُكُمْdönüşümarjiʿukumجَمِيعًۭاhepinizinjamīʿanفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecektirfayunabbi-ukumبِمَاşeyleribimāكُنتُمْolduğunuzkuntumفِيهِondafīhiتَخْتَلِفُونَayrılığa düşmüştakhtalifūna٤٨
Kuran'ı, önce gelen Kitap'ı tasdik ederek ve ona şahid olarak gerçekle sana indirdik. Allah'ın indirdiği ile aralarında hükmet; gerçek olan sana gelmiş bulunduğuna göre, onların heveslerine uyma! Her biriniz için bir yol ve bir yöntem kıldık; eğer Allah dileseydi sizi bir tek ümmet yapardı, fakat bu, verdikleriyle sizi denemesi içindir; o halde iyiliklere koşuşun, hepinizin dönüşü Allah'adır. O, ayrılığa düştüğünüz şeyleri size bildirir.
5:49
وَأَنِvewa-aniٱحْكُمhükmetuḥ'kumبَيْنَهُمaralarındabaynahumبِمَآilebimāأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَلَاuymawalāتَتَّبِعْfollowtattabiʿأَهْوَآءَهُمْonların keyiflerineahwāahumوَٱحْذَرْهُمْve onlardan sakınwa-iḥ'dharhumأَنseni şaşırtmalarındananيَفْتِنُوكَthey tempt you awayyaftinūkaعَنۢbir kısmındanʿanبَعْضِsomebaʿḍiمَآşeylerinأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuإِلَيْكَ ۖsanailaykaفَإِنeğerfa-inتَوَلَّوْا۟dönerlersetawallawفَٱعْلَمْbil kifa-iʿ'lamأَنَّمَاşüphesizannamāيُرِيدُistiyoryurīduٱللَّهُAllahl-lahuأَنonları felakete uğratmakanيُصِيبَهُمafflict themyuṣībahumبِبَعْضِbazıbibaʿḍiذُنُوبِهِمْ ۗgünahları yüzündendhunūbihimوَإِنَّve şüphesizwa-innaكَثِيرًۭاçoğukathīranمِّنَinsanlardanminaٱلنَّاسِthe peoplel-nāsiلَفَـٰسِقُونَyoldan çıkmışlardırlafāsiqūna٤٩
O halde, Allah'ın indirdiği Kitap ile aralarında hükmet, Allah'ın sana indirdiği Kuran'ın bir kısmından seni vazgeçirmelerinden sakın, heveslerine uyma; eğer yüz çevirirlerse bil ki, Allah bir kısım günahları yüzünden onları cezalandırmak istiyor. İnsanların çoğu gerçekten fasıktırlar.
5:50
أَفَحُكْمَhükmünü mü?afaḥuk'maٱلْجَـٰهِلِيَّةِcahiliyyel-jāhiliyatiيَبْغُونَ ۚarıyorlaryabghūnaوَمَنْkim olabilir?wamanأَحْسَنُdaha güzelaḥsanuمِنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiحُكْمًۭاhüküm verenḥuk'manلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيُوقِنُونَiyi bilenyūqinūna٥٠
Cahiliye devri hükmünü mü istiyorlar? Yakinen bilen bir millet için Allah'tan daha iyi hüküm veren kim vardır?
5:51
۞ يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟taketattakhidhūٱلْيَهُودَyahudileril-yahūdaوَٱلنَّصَـٰرَىٰٓve hıristiyanlarıwal-naṣārāأَوْلِيَآءَ ۘvelilerawliyāaبَعْضُهُمْonların bır kısmıbaʿḍuhumأَوْلِيَآءُvelileridirawliyāuبَعْضٍۢ ۚbir kısmınınbaʿḍinوَمَنve kimwamanيَتَوَلَّهُمonları kendine veli yaparsayatawallahumمِّنكُمْsizdenminkumفَإِنَّهُۥmukakkak ofa-innahuمِنْهُمْ ۗonlardandırmin'humإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَtoplumul-qawmaٱلظَّـٰلِمِينَzaliml-ẓālimīna٥١
Ey İnananlar! Yahudileri ve hıristiyanları dost olarak benimsemeyin, onlar birbirlerinin dostudurlar. Sizden kim onlara dost olursa o da onlardandır. Allah zulmeden kimseleri doğru yola eriştirmez.
5:52
فَتَرَىgörürsünfatarāٱلَّذِينَbulunanlarınalladhīnaفِىinقُلُوبِهِمkalblerindequlūbihimمَّرَضٌۭhastalıkmaraḍunيُسَـٰرِعُونَkoştuklarınıyusāriʿūnaفِيهِمْonların arasınafīhimيَقُولُونَdiyerekyaqūlūnaنَخْشَىٰٓkorkuyoruznakhshāأَنbize gelmesindenanتُصِيبَنَا(may) strike ustuṣībanāدَآئِرَ ةٌۭ ۚbir felaketdāiratunفَعَسَىbelkifaʿasāٱللَّهُAllahl-lahuأَنgetirir deanيَأْتِىَwill bringyatiyaبِٱلْفَتْحِfetihbil-fatḥiأَوْya daawأَمْرٍۢbir işamrinمِّنْkendi katındanminعِندِهِۦ(of) Himʿindihiفَيُصْبِحُوا۟onlar olurlarfayuṣ'biḥūعَلَىٰüzerineʿalāمَآşeylerأَسَرُّوا۟gizledikleriasarrūفِىٓiçindeأَنفُسِهِمْnefislerianfusihimنَـٰدِمِينَpişmanlıknādimīna٥٢
Kalblerinde hastalık olanların, "Bize bir felaket gelmesinden korkuyoruz" diyerek onlara koştuğunu görürsün. Olur ki Allah bir zafer verir veya katından bir emir getirir de kalblerinde gizlediklerine içleri yananlara dönerler.
5:53
وَيَقُولُve derlerwayaqūluٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūأَهَـٰٓؤُلَآءِbunlar mı oahāulāiٱلَّذِينَkimseleralladhīnaأَقْسَمُوا۟yemin edenleraqsamūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiجَهْدَgüçlüjahdaأَيْمَـٰنِهِمْ ۙyeminleriyleaymānihimإِنَّهُمْkesinlikleinnahumلَمَعَكُمْ ۚsizinle beraber olduklarınalamaʿakumحَبِطَتْboşa çıkmıştırḥabiṭatأَعْمَـٰلُهُمْbütün çabalarıaʿmāluhumفَأَصْبَحُوا۟olmuşlardırfa-aṣbaḥūخَـٰسِرِينَkaybedenlerdenkhāsirīna٥٣
İnananlar, "Sizinle beraber olduklarına bütün güçleriyle Allah'a yemin edenler bunlar mıdır?" derler. Onların amelleri boşa gitmiş ve kaybeden kimseler olmuşlardır.
5:54
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūمَنkimmanيَرْتَدَّdönerseyartaddaمِنكُمْsizdenminkumعَنdinindenʿanدِينِهِۦhis religiondīnihiفَسَوْفَyakındafasawfaيَأْتِىgetirecektiryatīٱللَّهُAllahl-lahuبِقَوْمٍۢbir toplumubiqawminيُحِبُّهُمْonları sevenyuḥibbuhumوَيُحِبُّونَهُۥٓonlar da O'nu severlerwayuḥibbūnahuأَذِلَّةٍalçak gönüllüdürleradhillatinعَلَىkarşıʿalāٱلْمُؤْمِنِينَMü'minlerel-mu'minīnaأَعِزَّةٍonurlu ve şiddetlidirleraʿizzatinعَلَىkarşıʿalāٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerel-kāfirīnaيُجَـٰهِدُونَcihad ederleryujāhidūnaفِىyolundaسَبِيلِ(the) waysabīliٱللَّهِAllahl-lahiوَلَاkorkmazlarwalāيَخَافُونَfearingyakhāfūnaلَوْمَةَkınamasındanlawmataلَآئِمٍۢ ۚhiçbir kınayıcınınlāiminذَٰلِكَbudhālikaفَضْلُbir lutfudurfaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiيُؤْتِيهِonu veriryu'tīhiمَنkimseyemanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَٱللَّهُAllah'(ın)wal-lahuوَٰسِعٌ(lutfu) geniştirwāsiʿunعَلِيمٌbilendirʿalīmun٥٤
Ey İnananlar! Aranızda dininden kim dönerse bilsin ki, Allah, sevdiği ve onların O'nu sevdiği, inananlara karşı alçak gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda cihad eden, yerenin yermesinden korkmayan bir millet getirir. Bu, Allah'ın dilediğine verdiği bol nimetidir. Allah her şeyi kaplar ve bilir.
5:55
إِنَّمَاancakinnamāوَلِيُّكُمُsizin velinizwaliyyukumuٱللَّهُAllah(tır)l-lahuوَرَسُولُهُۥve Elçisi(dir)warasūluhuوَٱلَّذِينَve mü'minlerdirwa-alladhīnaءَامَنُوا۟believeāmanūٱلَّذِينَöyle kialladhīnaيُقِيمُونَkılanyuqīmūnaٱلصَّلَوٰةَnamazlarınıl-ṣalataوَيُؤْتُونَve verenwayu'tūnaٱلزَّكَوٰةَzekatlarınıl-zakataوَهُمْve onlarwahumرَٰكِعُونَrüku'a varanrākiʿūna٥٥
Sizin dostunuz ancak Allah, O'nun Peygamberi ve namaz kılan, zekat veren ve rüku eden müminlerdir.
5:56
وَمَنve kimwamanيَتَوَلَّdost tutarsayatawallaٱللَّهَAllah'ıl-lahaوَرَسُولَهُۥve Elçisiniwarasūlahuوَٱلَّذِينَve kimseleriwa-alladhīnaءَامَنُوا۟mü'minleriāmanūفَإِنَّyalnızfa-innaحِزْبَtaraftarlarıdırḥiz'baٱللَّهِAllah'ınl-lahiهُمُonlardırhumuٱلْغَـٰلِبُونَgalib gelecek olanlarl-ghālibūna٥٦
Kim Allah'ı, Peygamberini ve inananları dost edinirse bilsin ki, şüphesiz Allah'tan yana olanlar üstün gelirler.
5:57
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاedinmeyinتَتَّخِذُوا۟taketattakhidhūٱلَّذِينَkimselerialladhīnaٱتَّخَذُوا۟edinen(leri)ittakhadhūدِينَكُمْdininizidīnakumهُزُوًۭاeğlencehuzuwanوَلَعِبًۭاve oyunwalaʿibanمِّنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaأُوتُوا۟verilenler(den)ūtūٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaمِنsizden önceminقَبْلِكُمْbefore youqablikumوَٱلْكُفَّارَve kafirlerdenwal-kufāraأَوْلِيَآءَ ۚdostawliyāaوَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaإِنeğerinكُنتُمisenizkuntumمُّؤْمِنِينَinanıyormu'minīna٥٧
Ey İnananlar! Kendilerine sizden önce kitap verilenlerden, dininizi alaya ve eğlenceye alanları ve inkarcıları dost olarak benimsemeyin. İnanıyorsanız Allah'tan sakının.
5:58
وَإِذَاve zamanwa-idhāنَادَيْتُمْçağırıldığınıznādaytumإِلَىnamazailāٱلصَّلَوٰةِthe prayerl-ṣalatiٱتَّخَذُوهَاonu yerine koydularittakhadhūhāهُزُوًۭاeğlencehuzuwanوَلَعِبًۭا ۚve oyunwalaʿibanذَٰلِكَişte budhālikaبِأَنَّهُمْoldukları içindirbi-annahumقَوْمٌۭbir toplulukqawmunلَّاdüşüncesizيَعْقِلُونَunderstandyaʿqilūna٥٨
Namaza çağırdığınızda onu alay ve eğlenceye alırlar. Bu, onların akletmeyen bir topluluk olmasındandır.
5:59
قُلْde kiqulيَـٰٓأَهْلَEy ehliyāahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiهَلْhoşlanmıyorsunuzhalتَنقِمُونَyou resenttanqimūnaمِنَّآbizdenminnāإِلَّآsadeceillāأَنْdiye (mi?)anءَامَنَّاiman ediyoruzāmannāبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَمَآve indirilenewamāأُنزِلَhas been revealedunzilaإِلَيْنَاbizeilaynāوَمَآve şeyewamāأُنزِلَindirilenunzilaمِنbizden önceminقَبْلُbeforeqabluوَأَنَّoysawa-annaأَكْثَرَكُمْsizin çoğunuzaktharakumفَـٰسِقُونَyoldan çıkmıştırfāsiqūna٥٩
De ki, "Ey kitap ehli! Allah'a, bize indirilene ve daha önce indirilene inanmamızdan ve çoğunuzun fasık olmasından ötürü mü bizden hoşlanmıyorsunuz?"
5:60
قُلْde kiqulهَلْsize söyleyeyim mi?halأُنَبِّئُكُمI inform youunabbi-ukumبِشَرٍّۢdaha kötüsünübisharrinمِّنbundanminذَٰلِكَthatdhālikaمَثُوبَةًcezasımathūbatanعِندَkatındaʿindaٱللَّهِ ۚAllahl-lahiمَنkim(ler)emanلَّعَنَهُla'net etmişselaʿanahuٱللَّهُAllahl-lahuوَغَضِبَve gazab etmişsewaghaḍibaعَلَيْهِonlaraʿalayhiوَجَعَلَve yapmışsawajaʿalaمِنْهُمُkimlerdenmin'humuٱلْقِرَدَةَmaymunlarl-qiradataوَٱلْخَنَازِيرَve domuzlarwal-khanāzīraوَعَبَدَve tapanlarwaʿabadaٱلطَّـٰغُوتَ ۚTâğût'al-ṭāghūtaأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarınulāikaشَرٌّۭdaha kötüdürsharrunمَّكَانًۭاyerimakānanوَأَضَلُّve daha çok sapmışlardırwa-aḍalluعَنdüzʿanسَوَآءِ(the) evensawāiٱلسَّبِيلِyoldanl-sabīli٦٠
"Allah katında bundan daha kötü bir karşılığın bulunduğunu size haber vereyim mi?" de, Allah kime lanet ve gazab ederse, kimlerden maymunlar, domuzlar ve şeytana kullar kılarsa, işte onlar yeri en kötü ve doğru yoldan en çok sapmış olanlardır.
5:61
وَإِذَاve zamanwa-idhāجَآءُوكُمْsize geldiklerijāūkumقَالُوٓا۟derler kiqālūءَامَنَّاinandıkāmannāوَقَدoysa muhakkakwaqadدَّخَلُوا۟girmişlerdirdakhalūبِٱلْكُفْرِküfürlebil-kuf'riوَهُمْyine onlarwahumقَدْmuhakkakqadخَرَجُوا۟çıkmışlardırkharajūبِهِۦ ۚonunlabihiوَٱللَّهُAllahwal-lahuأَعْلَمُdaha iyi biliraʿlamuبِمَاşeyleribimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَكْتُمُونَgizliyoryaktumūna٦١
Size geldiklerinde "İnandık" derler, oysa yanınıza inkarcı olarak girmiş ve yine inkarcı olarak çıkmışlardır. Gizlemekte olduklarını Allah daha iyi bilir.
5:62
وَتَرَىٰve görürsünwatarāكَثِيرًۭاçoğununkathīranمِّنْهُمْonlardanmin'humيُسَـٰرِعُونَ(birbirleriyle) yarıştıklarınıyusāriʿūnaفِىgünahtaٱلْإِثْمِ[the] sinl-ith'miوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıktawal-ʿud'wāniوَأَكْلِهِمُve yemedewa-aklihimuٱلسُّحْتَ ۚharaml-suḥ'taلَبِئْسَne kötüdürlabi'saمَاşeyكَانُوا۟olduklarıkānūيَعْمَلُونَyapmaktayaʿmalūna٦٢
Onlardan çoğunun günaha, haksızlığa ve haram yemeğe koşuştuklarını görürsün. Yaptıkları ne kötüdür!
5:63
لَوْلَاgerekmez miydi?lawlāيَنْهَىٰهُمُmenetmeleriyanhāhumuٱلرَّبَّـٰنِيُّونَRabbanilerinl-rabāniyūnaوَٱلْأَحْبَارُve hahamlarınwal-aḥbāruعَنonlarıv sözleriniʿanقَوْلِهِمُtheir sayingqawlihimuٱلْإِثْمَgünahl-ith'maوَأَكْلِهِمُve yemelerini;wa-aklihimuٱلسُّحْتَ ۚharaml-suḥ'taلَبِئْسَne kötüdürlabi'saمَاşeyكَانُوا۟olduklarıkānūيَصْنَعُونَyapmaktayaṣnaʿūna٦٣
Rabbe kul olanlar ve bilginlerin onlara günah söz söylemeyi ve haram yemeyi yasak etmeleri gerekmez miydi? Yapmakta oldukları ne kötüdür!
5:64
وَقَالَتِve dedilerwaqālatiٱلْيَهُودُyahudilerl-yahūduيَدُeliyaduٱللَّهِAllah'ınl-lahiمَغْلُولَةٌ ۚbağlıdırmaghlūlatunغُلَّتْbağlandıghullatأَيْدِيهِمْkendi elleriaydīhimوَلُعِنُوا۟ve la'netlendilerwaluʿinūبِمَاötürübimāقَالُوا۟ ۘsöylediklerindenqālūبَلْhayırbalيَدَاهُO'nun iki eli deyadāhuمَبْسُوطَتَانِaçıktırmabsūṭatāniيُنفِقُveriryunfiquكَيْفَnasılkayfaيَشَآءُ ۚdiliyorsayashāuوَلَيَزِيدَنَّve andolsun artıracaktırwalayazīdannaكَثِيرًۭاçoğununkathīranمِّنْهُمonlarınmin'humمَّآşeyeأُنزِلَindirilenunzilaإِلَيْكَsanailaykaمِنRabbindenminرَّبِّكَyour Lordrabbikaطُغْيَـٰنًۭاazgınlığınıṭugh'yānanوَكُفْرًۭا ۚve küfrünüwakuf'ranوَأَلْقَيْنَاbiz atmışızdırwa-alqaynāبَيْنَهُمُonların aralarınabaynahumuٱلْعَدَٰوَةَdüşmanlıkl-ʿadāwataوَٱلْبَغْضَآءَve kinwal-baghḍāaإِلَىٰkadarilāيَوْمِgününeyawmiٱلْقِيَـٰمَةِ ۚkıyametl-qiyāmatiكُلَّمَآne zamankullamāأَوْقَدُوا۟yakmışlarsaawqadūنَارًۭاbir ateşnāranلِّلْحَرْبِsavaş içinlil'ḥarbiأَطْفَأَهَاonu söndürmüştüraṭfa-ahāٱللَّهُ ۚAllahl-lahuوَيَسْعَوْنَve koşarlarwayasʿawnaفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَسَادًۭا ۚbozgunculuğafasādanوَٱللَّهُAllah dawal-lahuلَاsevmezيُحِبُّloveyuḥibbuٱلْمُفْسِدِينَbozguncularıl-muf'sidīna٦٤
Yahudiler, "Allah'ın eli sıkıdır" dediler; dediklerinden ötürü elleri bağlandı, lanetlendiler. Hayır, O'nun iki eli de açıktır, nasıl dilerse sarfeder. And olsun ki, sana Rabbinden indirilen sözler onların çoğunun azgınlığını ve inkarını artıracaktır. Onların arasına kıyamete kadar sürecek düşmanlık ve kin saldık. Savaş ateşini ne zaman körükleseler Allah onu söndürmüştür. Yeryüzünde bozgunculuğa koşarlar. Allah bozguncuları sevmez.
5:65
وَلَوْeğerwalawأَنَّkiannaأَهْلَehliahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiءَامَنُوا۟inansalardıāmanūوَٱتَّقَوْا۟ve korunsalardıwa-ittaqawلَكَفَّرْنَاörterdiklakaffarnāعَنْهُمْonlarınʿanhumسَيِّـَٔاتِهِمْkötülüklerinisayyiātihimوَلَأَدْخَلْنَـٰهُمْve onları sokardıkwala-adkhalnāhumجَنَّـٰتِcennetlerejannātiٱلنَّعِيمِni'meti boll-naʿīmi٦٥
Şayet kitap ehli inanıp karşı gelmekten sakınsalardı, kötülüklerini örterdik ve onları nimet cennetlerine koyardık.
5:66
وَلَوْve eğerwalawأَنَّهُمْonlarannahumأَقَامُوا۟gereğince uygulasalardıaqāmūٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıl-tawrātaوَٱلْإِنجِيلَve İncil'iwal-injīlaوَمَآve ne kiwamāأُنزِلَindirildiunzilaإِلَيْهِمkendilerineilayhimمِّنRablerindenminرَّبِّهِمْtheir Lordrabbihimلَأَكَلُوا۟muhakkak ki yerlerdila-akalūمِنüstlerindenminفَوْقِهِمْabove themfawqihimوَمِنvewaminتَحْتِaltındantaḥtiأَرْجُلِهِم ۚayaklarınınarjulihimمِّنْهُمْiçlerinde vardırmin'humأُمَّةٌۭbir ümmetummatunمُّقْتَصِدَةٌۭ ۖtutumlumuq'taṣidatunوَكَثِيرٌۭama çoğuwakathīrunمِّنْهُمْonlardanmin'humسَآءَne kötüsāaمَاişlerيَعْمَلُونَyapıyorlaryaʿmalūna٦٦
Eğer onlar Tevrat'ı, İncil'i ve Rablerinden kendilerine indirilen Kuran'ı gereğince uygulasalardı, her yönden nimete ermiş olurlardı. İçlerinde orta yolu tutan bir zümre vardı, çoğunun işledikleri ise kötü idi.
5:67
۞ يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلرَّسُولُElçil-rasūluبَلِّغْduyurballighمَآşeyiأُنزِلَindirilenunzilaإِلَيْكَsanailaykaمِنRabbindenminرَّبِّكَ ۖyour Lordrabbikaوَإِنve eğerwa-inلَّمْbunu yapmazsanlamتَفْعَلْyou dotafʿalفَمَاduyurmamış olursunfamāبَلَّغْتَyou (have) conveyedballaghtaرِسَالَتَهُۥ ۚO'nun mesajınırisālatahuوَٱللَّهُAllahwal-lahuيَعْصِمُكَseni koruryaʿṣimukaمِنَinsanlardanminaٱلنَّاسِ ۗthe peoplel-nāsiإِنَّdoğrusuinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَاyola iletmezيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَtoplumunul-qawmaٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerl-kāfirīna٦٧
Ey Peygamber! Rabbinden sana indirileni tebliğ et, eğer bunu yapmazsan O'nun elçiliğini yapmamış olursun. Allah seni insanlardan korur. Doğrusu Allah kafirlere yol göstermez.
5:68
قُلْde kiqulيَـٰٓأَهْلَEy ehliyāahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiلَسْتُمْsiz değilsinizlastumعَلَىٰüzerindeʿalāشَىْءٍbir şey (esas)shayinحَتَّىٰkadarḥattāتُقِيمُوا۟uygulayıncayatuqīmūٱلتَّوْرَىٰةَTevrat'ıl-tawrātaوَٱلْإِنجِيلَve İncil'iwal-injīlaوَمَآve şeyiwamāأُنزِلَindirilenunzilaإِلَيْكُمsizeilaykumمِّنRabbi'nizdenminرَّبِّكُمْ ۗyour Lordrabbikumوَلَيَزِيدَنَّve artıracaktırwalayazīdannaكَثِيرًۭاçoğununkathīranمِّنْهُمonlardanmin'humمَّآşeyأُنزِلَindirilenunzilaإِلَيْكَsanailaykaمِنRabbindenminرَّبِّكَyour Lordrabbikaطُغْيَـٰنًۭاazgınlıkṭugh'yānanوَكُفْرًۭا ۖve inkarınıwakuf'ranفَلَاsen üzülmefalāتَأْسَgrievetasaعَلَىiçinʿalāٱلْقَوْمِtoplumul-qawmiٱلْكَـٰفِرِينَo kafirlerl-kāfirīna٦٨
"Ey Kitap ehli! Tevrat'ı, İncil'i ve Rabbinizden size indirileni gereğince uygulamadıkça bir temeliniz olmaz" de. And olsun ki Rabbinden sana indirilen, Kuran, onlardan çoğunun azgınlık ve küfrünü artırır. Öyleyse kafirler için tasalanma.
5:69
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaهَادُوا۟yahudiler(den)hādūوَٱلصَّـٰبِـُٔونَve sabiiler(den)wal-ṣābiūnaوَٱلنَّصَـٰرَىٰve hıristiyanlar(dan)wal-naṣārāمَنْkimselermanءَامَنَinananāmanaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَٱلْيَوْمِve gününewal-yawmiٱلْـَٔاخِرِahiretl-ākhiriوَعَمِلَve yapanlarawaʿamilaصَـٰلِحًۭاiyi işlerṣāliḥanفَلَاyokturfalāخَوْفٌkorkukhawfunعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimوَلَاve yokturwalāهُمْonlarahumيَحْزَنُونَüzüntüyaḥzanūna٦٩
Doğrusu inananlar, yahudiler, sabiiler ve hıristiyanlardan Allah'a ve ahiret gününe inanan, yararlı iş yapan kimselere korku yoktur, onlar üzülmeyeceklerdir.
5:70
لَقَدْandolsunlaqadأَخَذْنَاbiz almıştıkakhadhnāمِيثَـٰقَsözmīthāqaبَنِىٓoğullarındanbanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaوَأَرْسَلْنَآve göndermiştikwa-arsalnāإِلَيْهِمْonlarailayhimرُسُلًۭا ۖelçilerrusulanكُلَّمَاne zamankullamāجَآءَهُمْonlara getirdiysejāahumرَسُولٌۢbir elçirasūlunبِمَاbir şeybimāلَاistemediğiتَهْوَىٰٓdesiredtahwāأَنفُسُهُمْcanlarınınanfusuhumفَرِيقًۭاbir kısmınıfarīqanكَذَّبُوا۟yalanladılarkadhabūوَفَرِيقًۭاve bir kısmını dawafarīqanيَقْتُلُونَöldürüyorlardıyaqtulūna٧٠
And olsun ki İsrailoğullarından söz aldık ve onlara peygamberler gönderdik. Nefislerinin hoşlanmadığı bir şeyle onlara her peygamber gelişte, bir kısmını yalanlarlar ve bir kısmını da öldürürlerdi.
5:71
وَحَسِبُوٓا۟ve sandılarwaḥasibūأَلَّاolmayacakallāتَكُونَwill be (for them)takūnaفِتْنَةٌۭbir fitnefit'natunفَعَمُوا۟kör oldularfaʿamūوَصَمُّوا۟ve sağır kesildilerwaṣammūثُمَّsonrathummaتَابَtevbesini kabul ettitābaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِمْonlarınʿalayhimثُمَّsonra yinethummaعَمُوا۟körʿamūوَصَمُّوا۟ve sağır kesildilerwaṣammūكَثِيرٌۭçoklarıkathīrunمِّنْهُمْ ۚonlardanmin'humوَٱللَّهُAllahwal-lahuبَصِيرٌۢgörüyorbaṣīrunبِمَاne kibimāيَعْمَلُونَyapıyorlaryaʿmalūna٧١
Bir fitne kopmayacağını sandılar, körleştiler, sağırlaştılar; sonra Allah tevbelerini kabul etti, yine de çoğu körleştiler ve sağırlaştılar. Allah, işlediklerini görür.
5:72
لَقَدْandolsunlaqadكَفَرَkafir olmuşlardırkafaraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaقَالُوٓا۟diyen(ler)qālūإِنَّancakinnaٱللَّهَAllahl-lahaهُوَohuwaٱلْمَسِيحُMesih'tirl-masīḥuٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَ ۖMeryemmaryamaوَقَالَhalbuki demişti kiwaqālaٱلْمَسِيحُMesihl-masīḥuيَـٰبَنِىٓEy oğullarıyābanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaٱعْبُدُوا۟kulluk edinuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaرَبِّىbenim Rabbimrabbīوَرَبَّكُمْ ۖve sizin Rabbiniz olanwarabbakumإِنَّهُۥzirainnahuمَنkimmanيُشْرِكْortak koşarsayush'rikبِٱللَّهِAllah'abil-lahiفَقَدْmuhakkak kifaqadحَرَّمَharam etmiştirḥarramaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِonaʿalayhiٱلْجَنَّةَcennetil-janataوَمَأْوَىٰهُve onun varacağı yerwamawāhuٱلنَّارُ ۖateştirl-nāruوَمَاve yokturwamāلِلظَّـٰلِمِينَzalimlerinlilẓẓālimīnaمِنْhiçminأَنصَارٍۢyardımcılarıanṣārin٧٢
And olsun ki, "Allah ancak Meryem oğlu Mesih'tir" diyenler kafir oldular. Oysa Mesih, "Ey İsrailoğulları! Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin; kim Allah'a ortak koşarsa muhakkak Allah ona cenneti haram eder, varacağı yer ateştir, zulmedenlerin yardımcıları yoktur" dedi.
5:73
لَّقَدْelbettelaqadكَفَرَkafir olmuşlardırkafaraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaقَالُوٓا۟diyen(ler)qālūإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaثَالِثُüçüncüsüdürthālithuثَلَـٰثَةٍۢ ۘüçünthalāthatinوَمَاoysa yokturwamāمِنْhiçbirminإِلَـٰهٍilahilāhinإِلَّآbaşkaillāإِلَـٰهٌۭilahtanilāhunوَٰحِدٌۭ ۚbir olanwāḥidunوَإِنeğerwa-inلَّمْvazgeçmezlerselamيَنتَهُوا۟they desistyantahūعَمَّاşeylerdenʿammāيَقُولُونَdedikleriyaqūlūnaلَيَمَسَّنَّelbette dokunacaktırlayamassannaٱلَّذِينَkimselerealladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(lere)kafarūمِنْهُمْonlardanmin'humعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌacıklıalīmun٧٣
And olsun ki, "Allah üçten biridir" diyenler kafir olmuştur; oysa tanrı ancak bir tek Tanrı'dır. Dediklerinden vazgeçmezlerse, and olsun onlardan inkar edenler elem verici bir azaba uğrayacaktır.
5:74
أَفَلَاhala tevbe etmiyorlar mı?afalāيَتُوبُونَthey turn in repentanceyatūbūnaإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiوَيَسْتَغْفِرُونَهُۥ ۚO'ndan af dilemiyorlar mı?wayastaghfirūnahuوَٱللَّهُAllahwal-lahuغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun٧٤
Allah'a tevbe etmezler, O'ndan mağfiret dilemezler mi? Oysa Allah Bağışlayan'dır, merhamet edendir.
5:75
مَّاdeğildirٱلْمَسِيحُMesihl-masīḥuٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَMeryemmaryamaإِلَّاancakillāرَسُولٌۭbir elçidirrasūlunقَدْmuhakkakqadخَلَتْgelip geçmiştirkhalatمِنondan önce deminقَبْلِهِbefore himqablihiٱلرُّسُلُelçilerl-rusuluوَأُمُّهُۥve annesi dewa-ummuhuصِدِّيقَةٌۭ ۖdosdoğruyduṣiddīqatunكَانَاikisi dekānāيَأْكُلَانِyerlerdiyakulāniٱلطَّعَامَ ۗyemekl-ṭaʿāmaٱنظُرْbakunẓurكَيْفَnasılkayfaنُبَيِّنُaçıklıyoruznubayyinuلَهُمُonlaralahumuٱلْـَٔايَـٰتِayetleril-āyātiثُمَّsonrathummaٱنظُرْbakunẓurأَنَّىٰnasılannāيُؤْفَكُونَçevriliyorlaryu'fakūna٧٥
Meryem oğlu Mesih sadece peygamberdir, -ondan önce de peygamberler geçmiştir- onun annesi dosdoğrudur, her ikisi de yemek yerlerdi. Onlara ayetleri nasıl açıkladığımıza bir bak, sonra da bak ki nasıl yüz çeviriyorlar!
5:76
قُلْde kiqulأَتَعْبُدُونَmi tapıyorsunuz?ataʿbudūnaمِنbırakıpminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'ıl-lahiمَاşeylereلَاgücü yetmeyenيَمْلِكُhas poweryamlikuلَكُمْsizelakumضَرًّۭاzarar vermeyeḍarranوَلَاvewalāنَفْعًۭا ۚfayda vermeğenafʿanوَٱللَّهُAllahwal-lahuهُوَodur kihuwaٱلسَّمِيعُişitendirl-samīʿuٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu٧٦
"Size zarar da fayda da veremeyecek, Allah'tan başka birine mi kulluk ediyorsunuz?" de. Allah hem işitir, hem bilir.
5:77
قُلْde kiqulيَـٰٓأَهْلَEy ehliyāahlaٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiلَاaşırılığa dalmayınتَغْلُوا۟exceedtaghlūفِىdininizdeدِينِكُمْyour religiondīnikumغَيْرَhaksız yereghayraٱلْحَقِّthe truthl-ḥaqiوَلَاve uymayınwalāتَتَّبِعُوٓا۟followtattabiʿūأَهْوَآءَkeyiflerineahwāaقَوْمٍۢbir milletinqawminقَدْkesin olarakqadضَلُّوا۟sapmışḍallūمِنöncedenminقَبْلُbeforeqabluوَأَضَلُّوا۟ve saptırmışwa-aḍallūكَثِيرًۭاbirçoğunu dakathīranوَضَلُّوا۟ve şaşmışwaḍallūعَنdoğrusundanʿanسَوَآءِ(the) rightsawāiٱلسَّبِيلِyolunl-sabīli٧٧
"Ey Kitap ehli! Haksız olarak dininizde taşkınlık etmeyin. Daha önce sapıtan, çoğunu saptıran ve doğru yoldan ayrılan bir milletin heveslerine uymayın" de.
5:78
لُعِنَla'net edilmiştirluʿinaٱلَّذِينَkimselerealladhīnaكَفَرُوا۟inkar edenkafarūمِنۢoğullarındanminبَنِىٓ(the) Childrenbanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaعَلَىٰileʿalāلِسَانِdililisāniدَاوُۥدَDavuddāwūdaوَعِيسَىve Îsawaʿīsāٱبْنِoğluib'niمَرْيَمَ ۚMeryemmaryamaذَٰلِكَbudhālikaبِمَاsebebiyledirbimāعَصَوا۟isyan etmeleriʿaṣawوَّكَانُوا۟ve (sebebiyledir)wakānūيَعْتَدُونَsaldırmalarıyaʿtadūna٧٨
İsrailoğullarından inkar edenler, Davud'un ve Meryem oğlu İsa'nın diliyle lanetlenmişlerdi. Bu, baş kaldırmaları ve aşırı gitmelerindendi.
5:79
كَانُوا۟idilerkānūلَاvazgeçmiyorlarيَتَنَاهَوْنَforbidding each otheryatanāhawnaعَنkötülüktenʿanمُّنكَرٍۢwrongdoingmunkarinفَعَلُوهُ ۚyaptıklarıfaʿalūhuلَبِئْسَne kötülabi'saمَاişlerكَانُوا۟idilerkānūيَفْعَلُونَyapıyorlaryafʿalūna٧٩
Birbirlerinin yaptıkları fenalıklara mani olmuyorlardı. Yapmakta oldukları ne kötü idi!
5:80
تَرَىٰgörürsüntarāكَثِيرًۭاçoğununkathīranمِّنْهُمْonlardanmin'humيَتَوَلَّوْنَdostluk ettikleriniyatawallawnaٱلَّذِينَkimselerlealladhīnaكَفَرُوا۟ ۚinkar edenlerlekafarūلَبِئْسَne kötüdürlabi'saمَا(yapıp) gönderdiğiقَدَّمَتْsent forthqaddamatلَهُمْkendileri içinlahumأَنفُسُهُمْnefislerininanfusuhumأَنgazabetmiştiranسَخِطَbecame angrysakhiṭaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimوَفِىve içindewafīٱلْعَذَابِazabl-ʿadhābiهُمْonlarhumخَـٰلِدُونَsürekli kalacaklardırkhālidūna٨٠
Çoğunun inkar edenleri dost edindiklerini görürsün. Nefislerinin önlerine sürdüğü ne kötüdür! Allah onlara gazabetmiştir, onlar azabta temellidirler.
5:81
وَلَوْeğerwalawكَانُوا۟olsalardıkānūيُؤْمِنُونَinanıyoryu'minūnaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَٱلنَّبِىِّPeygamberewal-nabiyiوَمَآve şeyewamāأُنزِلَindirilenunzilaإِلَيْهِonailayhiمَاonları edinmezlerdiٱتَّخَذُوهُمْthey (would have) taken themittakhadhūhumأَوْلِيَآءَveliawliyāaوَلَـٰكِنَّamawalākinnaكَثِيرًۭاçoğukathīranمِّنْهُمْonlardanmin'humفَـٰسِقُونَyoldan çıkmışlardırfāsiqūna٨١
Eğer Allah'a, Peygambere ve ona indirilen Kuran'a inanmış olsalardı, onları dost edinmezlerdi, fakat onların çoğu fasıktır.
5:82
۞ لَتَجِدَنَّelbette bulursunlatajidannaأَشَدَّen yamanashaddaٱلنَّاسِinsanlar içerisindel-nāsiعَدَٰوَةًۭdüşman olarakʿadāwatanلِّلَّذِينَkimselerelilladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūٱلْيَهُودَyahudileril-yahūdaوَٱلَّذِينَkimseleriwa-alladhīnaأَشْرَكُوا۟ ۖve inkar eden(leri)ashrakūوَلَتَجِدَنَّve bulursunwalatajidannaأَقْرَبَهُمen yakınları daaqrabahumمَّوَدَّةًۭsevgicemawaddatanلِّلَّذِينَkimselerelilladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūٱلَّذِينَkimselerialladhīnaقَالُوٓا۟diyenleriqālūإِنَّاbizinnāنَصَـٰرَىٰ ۚhıristiyanlarıznaṣārāذَٰلِكَçünküdhālikaبِأَنَّşüphesizbi-annaمِنْهُمْonların içlerinde vardırmin'humقِسِّيسِينَkeşişlerqissīsīnaوَرُهْبَانًۭاve rahiplerwaruh'bānanوَأَنَّهُمْve onlarwa-annahumلَاbüyüklük taslamazlarيَسْتَكْبِرُونَarrogantyastakbirūna٨٢
İnananlara en şiddetli düşman olarak, insanlardan yahudileri ve Allah'a eş koşanları bulursun. Onlardan, inananlara sevgice en yakın "Biz hıristiyanız" diyenleri bulursun. Bu, onların içinde bilginler ve rahibler bulunmasından ve büyüklük taslamamalarındandır.
5:83
وَإِذَاve zamanwa-idhāسَمِعُوا۟dinlediklerisamiʿūمَآşeyiأُنزِلَindirilenunzilaإِلَىElçi'yeilāٱلرَّسُولِthe Messengerl-rasūliتَرَىٰٓgörürsüntarāأَعْيُنَهُمْgözlerininaʿyunahumتَفِيضُdolup taştığınıtafīḍuمِنَyaşlaminaٱلدَّمْعِthe tearsl-damʿiمِمَّاdolayımimmāعَرَفُوا۟tanımalarındanʿarafūمِنَgerçekleriminaٱلْحَقِّ ۖthe truthl-ḥaqiيَقُولُونَderler kiyaqūlūnaرَبَّنَآRabbimizrabbanāءَامَنَّاinandıkāmannāفَٱكْتُبْنَاbizi yazfa-uk'tub'nāمَعَberabermaʿaٱلشَّـٰهِدِينَşahidlerlel-shāhidīna٨٣
Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.
5:84
وَمَاve neden?wamāلَنَاbizlanāلَاinanmayalımنُؤْمِنُwe believenu'minuبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَمَاve neden?wamāجَآءَنَاbize gelenjāanāمِنَgerçeğeminaٱلْحَقِّthe truthl-ḥaqiوَنَطْمَعُumarkenwanaṭmaʿuأَنbizi katmasınıanيُدْخِلَنَاwill admit usyud'khilanāرَبُّنَاRabbimizinrabbunāمَعَarasınamaʿaٱلْقَوْمِtoplumlarl-qawmiٱلصَّـٰلِحِينَiyil-ṣāliḥīna٨٤
Peygambere indirilen Kuran'ı işittiklerinde, gerçeği öğrenmelerinden gözlerinin yaşla dolarak, "Rabbimiz! İnandık, bizi de şahidlerden yaz. Rabbimizin bizi iyi milletle birlikte bulundurmasını umarken niçin Allah'a ve bize gelen gerçeğe inanmayalım?" dediklerini görürsün.
5:85
فَأَثَـٰبَهُمُonlara verdifa-athābahumuٱللَّهُAllahl-lahuبِمَاdolayıbimāقَالُوا۟sözlerindenqālūجَنَّـٰتٍۢcennetlerjannātinتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath themtaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruخَـٰلِدِينَebedi kalacaklarıkhālidīnaفِيهَا ۚiçindefīhāوَذَٰلِكَişte budurwadhālikaجَزَآءُmükafatıjazāuٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlarınl-muḥ'sinīna٨٥
Allah onlara, dediklerine karşılık, temelli kalacakları, altından ırmaklar akan cennetler verdi. Bu, iyi davrananların mükafatıdır.
5:86
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlarwakadhabūبِـَٔايَـٰتِنَآayetlerimizibiāyātināأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaأَصْحَـٰبُhalkıdıraṣḥābuٱلْجَحِيمِcehenneml-jaḥīmi٨٦
İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar cehennemliklerdir.
5:87
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاharam etmeyinتُحَرِّمُوا۟make unlawfultuḥarrimūطَيِّبَـٰتِgüzel ve temiz şeyleriṭayyibātiمَآne kiأَحَلَّhelal kıldıaḥallaٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمْsizelakumوَلَاvewalāتَعْتَدُوٓا۟ ۚsınırı aşmayıntaʿtadūإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَاsevmezيُحِبُّloveyuḥibbuٱلْمُعْتَدِينَsınırı aşanlarıl-muʿ'tadīna٨٧
Ey İnananlar! Allah'ın size helal ettiği temiz şeyleri haram kılmayın, hududu da aşmayın, doğrusu Allah aşırı gidenleri sevmez.
5:88
وَكُلُوا۟ve yeyinwakulūمِمَّاsize verdiği rızıklardanmimmāرَزَقَكُمُhas provided yourazaqakumuٱللَّهُAllah'ınl-lahuحَلَـٰلًۭاhelalḥalālanطَيِّبًۭا ۚ(ve) temiz olarakṭayyibanوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaٱلَّذِىٓo kialladhīأَنتُمsizantumبِهِۦkendisinebihiمُؤْمِنُونَinanıyorsunuzmu'minūna٨٨
Allah'ın size verdiği rızıktan temiz ve helal olarak yiyin. İnandığınız Allah'tan sakının.
5:89
لَاsizi sorumlu tutmazيُؤَاخِذُكُمُwill call you to accountyuākhidhukumuٱللَّهُAllahl-lahuبِٱللَّغْوِlağvdan ötürübil-laghwiفِىٓyeminlerinizdekiأَيْمَـٰنِكُمْyour oathsaymānikumوَلَـٰكِنfakatwalākinيُؤَاخِذُكُمsizi sorumlu tutaryuākhidhukumبِمَاötürübimāعَقَّدتُّمُbilerek yaptığınızʿaqqadttumuٱلْأَيْمَـٰنَ ۖyeminlerdenl-aymānaفَكَفَّـٰرَتُهُۥٓbunun keffaretifakaffāratuhuإِطْعَامُyedirmektiriṭ'ʿāmuعَشَرَةِonʿasharatiمَسَـٰكِينَfakirimasākīnaمِنْorta derecesindenminأَوْسَطِaverageawsaṭiمَاne kiتُطْعِمُونَyediriyorsunuztuṭ'ʿimūnaأَهْلِيكُمْailenizeahlīkumأَوْyahutawكِسْوَتُهُمْonları giydirmektirkis'watuhumأَوْya daawتَحْرِيرُhürriyete kavuşturmaktırtaḥrīruرَقَبَةٍۢ ۖbir köleyiraqabatinفَمَنkimse isefamanلَّمْbulamayanlamيَجِدْfindyajidفَصِيَامُoruç tutsunfaṣiyāmuثَلَـٰثَةِüçthalāthatiأَيَّامٍۢ ۚgünayyāminذَٰلِكَişte budurdhālikaكَفَّـٰرَةُkeffaretikaffāratuأَيْمَـٰنِكُمْyeminlerinizinaymānikumإِذَاzamanidhāحَلَفْتُمْ ۚ(yemini) bozduğunuzḥalaftumوَٱحْفَظُوٓا۟ve koruyunwa-iḥ'faẓūأَيْمَـٰنَكُمْ ۚyeminleriniziaymānakumكَذَٰلِكَböylecekadhālikaيُبَيِّنُaçıklıyoryubayyinuٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمْsizelakumءَايَـٰتِهِۦayetleriniāyātihiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَشْكُرُونَşükredersiniztashkurūna٨٩
Allah size rasgele yeminlerinizden dolayı değil, bile bile ettiğiniz yeminlerden ötürü hesap sorar. Yeminin keffareti, ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on düşkünü yedirmek yahut giydirmek ya da bir köle azad etmektir. Bulamayan üç gün oruç tutmalıdır; yeminlerinizin keffareti budur. Yemin ettiğinizde yeminlerinizi tutun. Şükredesiniz diye Allah size böylece ayetlerini açıklıyor.
5:90
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِنَّمَاşüphesizinnamāٱلْخَمْرُşarapl-khamruوَٱلْمَيْسِرُve kumarwal-maysiruوَٱلْأَنصَابُve dikili taşlarwal-anṣābuوَٱلْأَزْلَـٰمُve şans oklarıwal-azlāmuرِجْسٌۭ(birer) pisliktirrij'sunمِّنْişiminعَمَلِ(the) workʿamaliٱلشَّيْطَـٰنِşeytanl-shayṭāniفَٱجْتَنِبُوهُbunlardan kaçınınfa-ij'tanibūhuلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُفْلِحُونَkurtuluşa eresiniztuf'liḥūna٩٠
Ey İnananlar! İçki, kumar, putlar ve fal okları şüphesiz şeytan işi pisliklerdir, bunlardan kaçının ki saadete eresiniz.
5:91
إِنَّمَاşüphesizinnamāيُرِيدُistiyoryurīduٱلشَّيْطَـٰنُşeytanl-shayṭānuأَنsokmakanيُوقِعَcauseyūqiʿaبَيْنَكُمُaranızabaynakumuٱلْعَدَٰوَةَdüşmanlıkl-ʿadāwataوَٱلْبَغْضَآءَve kinwal-baghḍāaفِىşarap ileٱلْخَمْرِintoxicantsl-khamriوَٱلْمَيْسِرِve kumar ilewal-maysiriوَيَصُدَّكُمْve sizi alakoymakwayaṣuddakumعَنanmaktanʿanذِكْرِ(the) remembrancedhik'riٱللَّهِAllah'ıl-lahiوَعَنِve namazdanwaʿaniٱلصَّلَوٰةِ ۖthe prayerl-ṣalatiفَهَلْartık değil mi?fahalأَنتُمsizantumمُّنتَهُونَvazgeçtinizmuntahūna٩١
Şeytan şüphesiz içki ve kumar yüzünden aranıza düşmanlık ve kin sokmak ve sizi Allah'ı anmaktan, namazdan alıkoymak ister. Artık bunlardan vazgeçersiniz değil mi?
5:92
وَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinwa-aṭīʿūٱللَّهَAllah'al-lahaوَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinwa-aṭīʿūٱلرَّسُولَElçi'yel-rasūlaوَٱحْذَرُوا۟ ۚve sakınınwa-iḥ'dharūفَإِنeğerfa-inتَوَلَّيْتُمْdönerseniztawallaytumفَٱعْلَمُوٓا۟bilin kifa-iʿ'lamūأَنَّمَاşüphesizannamāعَلَىٰdüşenʿalāرَسُولِنَاelçimizerasūlināٱلْبَلَـٰغُduyurmaktırl-balāghuٱلْمُبِينُaçıkçal-mubīnu٩٢
Allah'a itaat edin, Peygambere itaat edin, karşı gelmekten çekinin; eğer yüz çevirirseniz bilin ki, peygamberimize düşen sadece açıkça tebliğ etmektir.
5:93
لَيْسَyokturlaysaعَلَىüzerineʿalāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarawaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiجُنَاحٌۭbir günahjunāḥunفِيمَاötürüfīmāطَعِمُوٓا۟yediklerindenṭaʿimūإِذَاbundan böyleidhāمَاtakdirdeٱتَّقَوا۟korunduklarıittaqawوَّءَامَنُوا۟ve inandıklarıwaāmanūوَعَمِلُوا۟ve yaptıklarıwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiثُمَّsonra (yine)thummaٱتَّقَوا۟korunduklarıittaqawوَّءَامَنُوا۟ve inandıklarıwaāmanūثُمَّve yinethummaٱتَّقَوا۟korunduklarıittaqawوَّأَحْسَنُوا۟ ۗve iyilik ettikleriwa-aḥsanūوَٱللَّهُAllahwal-lahuيُحِبُّseveryuḥibbuٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlarıl-muḥ'sinīna٩٣
İnananlara ve yararlı iş işleyenlere, -sakınırlar, inanırlar, yararlı işler işlerler, sonra haramdan sakınıp inanırlar ve sonra isyandan sakınıp iyilik yaparlarsa- daha önceleri tatmış olduklarından dolayı bir sorumluluk yoktur. Allah iyi davrananları sever.
5:94
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَيَبْلُوَنَّكُمُsizi denerlayabluwannakumuٱللَّهُAllahl-lahuبِشَىْءٍۢbir kısımbishayinمِّنَav'laminaٱلصَّيْدِthe game l-ṣaydiتَنَالُهُۥٓerişeceğitanāluhuأَيْدِيكُمْellerinizinaydīkumوَرِمَاحُكُمْve mızraklarınızınwarimāḥukumلِيَعْلَمَbilmek içinliyaʿlamaٱللَّهُAllahl-lahuمَنkiminmanيَخَافُهُۥkendisiden korktuğunuyakhāfuhuبِٱلْغَيْبِ ۚgizlidebil-ghaybiفَمَنِkim kifamaniٱعْتَدَىٰsaldırıda bulunursaiʿ'tadāبَعْدَsonrabaʿdaذَٰلِكَbundandhālikaفَلَهُۥonun için vardırfalahuعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmun٩٤
Ey İnananlar! Gıyabında Kendisinden, kimin korktuğunu ortaya koymak için, (ihramlıyken) elinizin ve mızraklarınızın ulaştığı avdan bir şeyle Allah and olsun ki sizi dener. Bundan sonra kim haddi aşarsa ona elem verici azab vardır.
5:95
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاöldürmeyinتَقْتُلُوا۟killtaqtulūٱلصَّيْدَavl-ṣaydaوَأَنتُمْve sizwa-antumحُرُمٌۭ ۚihramlı (iken)ḥurumunوَمَنve kimwamanقَتَلَهُۥonu öldürürseqatalahuمِنكُمsizdenminkumمُّتَعَمِّدًۭاkasdenmutaʿammidanفَجَزَآءٌۭcezası vardırfajazāonمِّثْلُdengi olanmith'luمَاöldürdüğüقَتَلَhe killedqatalaمِنَhayvandanminaٱلنَّعَمِthe cattlel-naʿamiيَحْكُمُkarar vereceğiyaḥkumuبِهِۦonabihiذَوَاiki kişinindhawāعَدْلٍۢadilʿadlinمِّنكُمْiçinizdenminkumهَدْيًۢاbir kurbanhadyanبَـٰلِغَvaracakbālighaٱلْكَعْبَةِKa'be'yel-kaʿbatiأَوْyahutawكَفَّـٰرَةٌۭkeffaretikaffāratunطَعَامُyedirmeṭaʿāmuمَسَـٰكِينَyoksullaramasākīnaأَوْya daawعَدْلُdenkʿadluذَٰلِكَbunadhālikaصِيَامًۭاoruçturṣiyāmanلِّيَذُوقَtatması içinliyadhūqaوَبَالَvebaliniwabālaأَمْرِهِۦ ۗyaptığı işinamrihiعَفَاaffetmiştirʿafāٱللَّهُAllahl-lahuعَمَّاolanıʿammāسَلَفَ ۚgeçmiştesalafaوَمَنْve kimwamanعَادَdüşmanlık ederseʿādaفَيَنتَقِمُöc alırfayantaqimuٱللَّهُAllahl-lahuمِنْهُ ۗondanmin'huوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَزِيزٌۭdaima galiptirʿazīzunذُوsahibidirdhūٱنتِقَامٍintikamintiqāmin٩٥
Ey İnananlar! İhramlı iken avı öldürmeyin. Sizden bile bile onu öldürene, ehli hayvanlardan öldürdüğü kadar olduğuna içinizden iki adil kimsenin hükmedeceği, Kabe'ye ulaşacak bir kurbanı ödeme, yahut düşkünlere yemek yedirme şeklinde keffaret ya da yaptığının ağırlığını tatmak üzere bunlara denk oruç tutma vardır. Allah geçmiştekileri affetmiştir, kim tekrar yaparsa Allah ondan öç alır. Allah Güçlü'dür, Öçalıcı'dır.
5:96
أُحِلَّhelal kılındıuḥillaلَكُمْsizelakumصَيْدُavıṣayduٱلْبَحْرِdeniz;l-baḥriوَطَعَامُهُۥve yiyeceğiwaṭaʿāmuhuمَتَـٰعًۭاgeçimlik olarakmatāʿanلَّكُمْsizelakumوَلِلسَّيَّارَةِ ۖve yolcularawalilssayyāratiوَحُرِّمَve yasaklandıwaḥurrimaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumصَيْدُavıṣayduٱلْبَرِّkaral-bariمَاolduğunuz süreceدُمْتُمْlong as youdum'tumحُرُمًۭا ۗihramlıḥurumanوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaٱلَّذِىٓo kialladhīإِلَيْهِhuzurunailayhiتُحْشَرُونَtoplanacaksınıztuḥ'sharūna٩٦
Deniz avı ve onu yemek size de, yolculara da, geçimlik olarak helal kılınmıştır. İhramlı bulunduğunuz sürece kara avı size haram kılınmıştır. Huzuruna toplanacağınız Allah'tan sakının.
5:97
۞ جَعَلَkıldıjaʿalaٱللَّهُAllahl-lahuٱلْكَعْبَةَKa'be'yil-kaʿbataٱلْبَيْتَBeyt-il-baytaٱلْحَرَامَHaram'ıl-ḥarāmaقِيَـٰمًۭاbir durakqiyāmanلِّلنَّاسِinsanlar içinlilnnāsiوَٱلشَّهْرَve ayı (kıldı)wal-shahraٱلْحَرَامَharaml-ḥarāmaوَٱلْهَدْىَve kurbanıwal-hadyaوَٱلْقَلَـٰٓئِدَ ۚve tasmalı kurbanlıklarıwal-qalāidaذَٰلِكَböylecedhālikaلِتَعْلَمُوٓا۟anlayasınız diyelitaʿlamūأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllah'ınl-lahaيَعْلَمُbildiğiniyaʿlamuمَاolanlarıفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَاve olanlarıwamāفِىyerdeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَأَنَّve şüphesizwa-annaٱللَّهَAllah'ınl-lahaبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌbildiğiniʿalīmun٩٧
Allah, hürmetli ev Kabe'yi, hürmetli ayı, kurbanı, boynu tasmalı kurbanlıkları insanların faydası için ortaya koydu. Bu, Allah'ın göklerde ve yerde olanları bildiğini ve Allah'ın şüphesiz her şeyi Bilen olduğunu bilmeniz içindir.
5:98
ٱعْلَمُوٓا۟iyi bilin kiiʿ'lamūأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllah'ınl-lahaشَدِيدُçetindirshadīduٱلْعِقَابِcezasıl-ʿiqābiوَأَنَّve şüphesizwa-annaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭesirgeyendirraḥīmun٩٨
Allah'ın azabının şiddetli olduğunu ve Allah'ın Bağışlayan, merhamet eden olduğunu bilin.
5:99
مَّاüzerine düşenعَلَىonʿalāٱلرَّسُولِElçi'ninl-rasūliإِلَّاsadeceillāٱلْبَلَـٰغُ ۗduyurmaktırl-balāghuوَٱللَّهُAllahwal-lahuيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاşeyleriتُبْدُونَaçığa vurduğunuztub'dūnaوَمَاve şeyleriwamāتَكْتُمُونَgizlediğiniztaktumūna٩٩
Peygamberin görevi sadece tebliğ etmektir. Allah, sizin açıkladıklarınızı da gizlediklerinizi de bilir.
5:100
قُلde kiqulلَّاolmazيَسْتَوِىeşityastawīٱلْخَبِيثُmurdar ilel-khabīthuوَٱلطَّيِّبُtemizwal-ṭayibuوَلَوْve şayetwalawأَعْجَبَكَhoşuna gitse deaʿjabakaكَثْرَةُçokluğukathratuٱلْخَبِيثِ ۚmurdarınl-khabīthiفَٱتَّقُوا۟o halde korkunfa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaيَـٰٓأُو۟لِىey sahipleriyāulīٱلْأَلْبَـٰبِsağduyul-albābiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُفْلِحُونَkurtuluşa erersiniztuf'liḥūna١٠٠
De ki: "Helal ile haram, haram şeylerin çokluğundan hoşlansan bile, eşit değildir". Ey akıl sahibleri, Allah'tan sakının ki kurtuluşa eresiniz.
5:101
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاsormayınتَسْـَٔلُوا۟asktasalūعَنْhakkındaʿanأَشْيَآءَşeylerashyāaإِنeğerinتُبْدَaçıklandığındatub'daلَكُمْsizelakumتَسُؤْكُمْhoşunuza gitmeyecektasu'kumوَإِنve eğerwa-inتَسْـَٔلُوا۟sorarsanıztasalūعَنْهَاonlarıʿanhāحِينَvakitḥīnaيُنَزَّلُindirildiğiyunazzaluٱلْقُرْءَانُKur'anl-qur'ānuتُبْدَaçıklanırtub'daلَكُمْsizelakumعَفَاaffetmiştirʿafāٱللَّهُAllahl-lahuعَنْهَا ۗonlarıʿanhāوَٱللَّهُAllahwal-lahuغَفُورٌbağışlayandırghafūrunحَلِيمٌۭhalimdirḥalīmun١٠١
Ey İnananlar! Size açıklanınca hoşunuza gitmeyecek şeyleri sormayın. Kuran indirilirken onları sorarsanız size açıklanır (ama üzülürsünüz). Allah sorduğunuz şeyleri affetmiştir. Allah Bağışlayan'dır, Halim'dir.
5:102
قَدْmuhakkakqadسَأَلَهَاonları sormuştusa-alahāقَوْمٌۭbir toplumqawmunمِّنsizden önce gelenminقَبْلِكُمْbefore youqablikumثُمَّsonrathummaأَصْبَحُوا۟olmuşlardıaṣbaḥūبِهَاonlarıbihāكَـٰفِرِينَinkar edenlerkāfirīna١٠٢
Sizden önce bir millet onları sormuştu, sonra da onları inkar etmişlerdi.
5:103
مَاyapmamıştırجَعَلَhas (been) madejaʿalaٱللَّهُAllahl-lahuمِنۢneminبَحِيرَةٍۢbahîrebaḥīratinوَلَاve newalāسَآئِبَةٍۢsâibesāibatinوَلَاve newalāوَصِيلَةٍۢvasîlewaṣīlatinوَلَاve newalāحَامٍۢ ۙhamḥāminوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūيَفْتَرُونَuyduruyorlaryaftarūnaعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiٱلْكَذِبَ ۖyalanl-kadhibaوَأَكْثَرُهُمْve çokları dawa-aktharuhumلَاakıl erdiremiyorlarيَعْقِلُونَuse reasonyaʿqilūna١٠٣
Allah, kulağı çentilen, salıverilen, erkek dişi ikizler doğuran, on defa yavrulamasından ötürü yük vurulmayan hayvanların adanmasını emretmemiştir; fakat inkar edenler Allah'a karşı yalan uydururlar ve çoğu da akletmezler.
5:104
وَإِذَاve zamanwa-idhāقِيلَdendiğiqīlaلَهُمْonlaralahumتَعَالَوْا۟gelintaʿālawإِلَىٰşeyeilāمَآwhatأَنزَلَindirdiğianzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَإِلَىvewa-ilāٱلرَّسُولِElçi'yel-rasūliقَالُوا۟derler kiqālūحَسْبُنَاbize yeterḥasbunāمَاşeyوَجَدْنَاbulduğumuzwajadnāعَلَيْهِüzerindeʿalayhiءَابَآءَنَآ ۚbabalarımızıābāanāأَوَلَوْolsa da mı?awalawكَانَbabalarıkānaءَابَآؤُهُمْtheir forefathersābāuhumلَاbilmeyenيَعْلَمُونَknowingyaʿlamūnaشَيْـًۭٔاhiçbir şeyshayanوَلَاvewalāيَهْتَدُونَdoğru yolu bulamayanyahtadūna١٠٤
Onlara, "Gelin Allah'ın indirdiği Kitap'a ve peygambere uyun" dendiğinde, "Atalarımızı üzerinde bulduğumuz yol bize yeter" derler; ya ataları bir şey bilmeyen ve doğru yolda olmayan kimseler idiyseler?
5:105
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūعَلَيْكُمْsiz (bakın)ʿalaykumأَنفُسَكُمْ ۖkendinizeanfusakumلَاsize zarar vermezيَضُرُّكُمwill harm youyaḍurrukumمَّنkimsemanضَلَّsapanḍallaإِذَاtakdirdeidhāٱهْتَدَيْتُمْ ۚsiz doğru yolda olduğunuzih'tadaytumإِلَىAllah'adırilāٱللَّهِAllahl-lahiمَرْجِعُكُمْdönüşünüzmarjiʿukumجَمِيعًۭاhepinizinjamīʿanفَيُنَبِّئُكُمO size haber verecektirfayunabbi-ukumبِمَاşeyibimāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapmıştaʿmalūna١٠٥
Ey İnananlar! Siz kendinize bakın; doğru yolda iseniz sapıtan kimse size zarar veremez. Hepinizin dönüşü Allah'adır, işlemekte olduklarınızı size haber verecektir.
5:106
يَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūشَهَـٰدَةُşahidlik etsinshahādatuبَيْنِكُمْaranızdabaynikumإِذَاzamanidhāحَضَرَgeldiğiḥaḍaraأَحَدَكُمُbirinizeaḥadakumuٱلْمَوْتُölüml-mawtuحِينَsırasındaḥīnaٱلْوَصِيَّةِvasiyyetl-waṣiyatiٱثْنَانِikiith'nāniذَوَاkişidhawāعَدْلٍۢadilʿadlinمِّنكُمْiçinizdenminkumأَوْya daawءَاخَرَانِdiğer iki kişi (şahidlik etsin)ākharāniمِنْsizden olmayanminغَيْرِكُمْother than youghayrikumإِنْeğerinأَنتُمْsizantumضَرَبْتُمْyolculuk ederkenḍarabtumفِىyeryüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiفَأَصَـٰبَتْكُمve başınıza gelmişsefa-aṣābatkumمُّصِيبَةُmusibetimuṣībatuٱلْمَوْتِ ۚölüml-mawtiتَحْبِسُونَهُمَاonları tutarsınıztaḥbisūnahumāمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiٱلصَّلَوٰةِnamazdanl-ṣalatiفَيُقْسِمَانِyemin etsinlerfayuq'simāniبِٱللَّهِAllah'abil-lahiإِنِeğeriniٱرْتَبْتُمْkuşkulanırsanızir'tabtumلَاsatmayacağızنَشْتَرِىwe will exchangenashtarīبِهِۦonu (yeminimizi)bihiثَمَنًۭاhiçbir parayathamananوَلَوْve eğerwalawكَانَolsakānaذَاakraba dadhāقُرْبَىٰ ۙa near relativequr'bāوَلَاvewalāنَكْتُمُgizlemeyeceğiznaktumuشَهَـٰدَةَşahidliğinishahādataٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِنَّآyoksa biz elbetteinnāإِذًۭاo zamanidhanلَّمِنَkimselerden oluruzlaminaٱلْـَٔاثِمِينَgünahkarl-āthimīna١٠٦
Ey İnananlar! Ölüm birinize geldiği zaman vasiyet ederken içinizden iki adil kimseyi; şayet yolculukta olup başınıza da ölüm musibeti gelmişse, namazdan sonra alıkoyacağınız, şüpheleniyorsanız, "Akraba bile olsa yeminle hiçbir değeri değiştirmeyeceğiz, Allah'ın şahidliğini gizlemeyeceğiz, yoksa şüphesiz günahkarlardan oluruz" diye yemin eden sizden olmayan iki kişiyi şahid tutun.
5:107
فَإِنْeğerfa-inعُثِرَanlaşılırsaʿuthiraعَلَىٰٓonlarınʿalāأَنَّهُمَاthat the twoannahumāٱسْتَحَقَّآişledikleriis'taḥaqqāإِثْمًۭاbir günahith'manفَـَٔاخَرَانِbaşka iki kişifaākharāniيَقُومَانِgeçeryaqūmāniمَقَامَهُمَاonların yerinemaqāmahumāمِنَkendisineminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaٱسْتَحَقَّhaksızlık edilenlerdenis'taḥaqqaعَلَيْهِمُonların üzerineʿalayhimuٱلْأَوْلَيَـٰنِdaha layıkl-awlayāniفَيُقْسِمَانِyemin ederlerfayuq'simāniبِٱللَّهِAllah'abil-lahiلَشَهَـٰدَتُنَآmutlaka bizim şahidliğimizlashahādatunāأَحَقُّdaha doğruduraḥaqquمِنonların şahidliğindenminشَهَـٰدَتِهِمَاtestimony of the other twoshahādatihimāوَمَاbiz (hakka) tecavüz etmedikwamāٱعْتَدَيْنَآwe have transgressediʿ'tadaynāإِنَّآyoksa biz elbetteinnāإِذًۭاo zamanidhanلَّمِنَoluruzlaminaٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerdenl-ẓālimīna١٠٧
Eğer bu şahidlerin günah işlemiş oldukları ortaya çıkarsa ölene daha yakın hak sahibi diğer iki kişi bunların yerine geçer ve "Bizim şahidliğimiz ikisininkinden de daha doğrudur, biz aşırı gitmedik, yoksa şüphesiz zulmedenlerden oluruz" diye Allah'a yemin ederler.
5:108
ذَٰلِكَbudurdhālikaأَدْنَىٰٓen uygun olanadnāأَنyapmalarınaanيَأْتُوا۟they will giveyatūبِٱلشَّهَـٰدَةِşahidliğibil-shahādatiعَلَىٰüzerineʿalāوَجْهِهَآgereğiwajhihāأَوْyahutawيَخَافُوٓا۟korkmalarınayakhāfūأَنreddedilmesindenanتُرَدَّwill be refutedturaddaأَيْمَـٰنٌۢyeminlerinaymānunبَعْدَsonrabaʿdaأَيْمَـٰنِهِمْ ۗyeminlerindenaymānihimوَٱتَّقُوا۟korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَٱسْمَعُوا۟ ۗve iyi dinleyinwa-is'maʿūوَٱللَّهُAllahwal-lahuلَاdoğru yola iletmezيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَtopluluğul-qawmaٱلْفَـٰسِقِينَyoldan çıkanl-fāsiqīna١٠٨
Bu, şahidliği gerektiği gibi yapmalarını veya yeminlerinden sonra yeminlerin kabul edilmemesinden korkmalarını daha iyi sağlar. Allah'tan sakının, dinleyin. Allah fasık kimselere yol göstermez.
5:109
۞ يَوْمَgünyawmaيَجْمَعُtoplayacağıyajmaʿuٱللَّهُAllahl-lahuٱلرُّسُلَElçileril-rusulaفَيَقُولُderlerfayaqūluمَاذَآne?mādhāأُجِبْتُمْ ۖsize cevap verildiujib'tumقَالُوا۟derlerqālūلَاbilgimiz yokعِلْمَknowledgeʿil'maلَنَآ ۖbizimlanāإِنَّكَyalnız sensininnakaأَنتَsenantaعَلَّـٰمُbilenʿallāmuٱلْغُيُوبِgizlileril-ghuyūbi١٠٩
Allah peygamberleri topladığı gün, "Size ne cevap verildi?" der; onlar, "Bizim bir bildiğimiz yoktur, doğrusu görülmeyenleri bilen ancak Sen'sin" derler.
5:110
إِذْhaniidhقَالَdemişti kiqālaٱللَّهُAllahl-lahuيَـٰعِيسَىEy Îsayāʿīsāٱبْنَoğluib'naمَرْيَمَMeryemmaryamaٱذْكُرْhatırlaudh'kurنِعْمَتِىni'metiminiʿ'matīعَلَيْكَsana olanʿalaykaوَعَلَىٰve olanwaʿalāوَٰلِدَتِكَannenewālidatikaإِذْhaniidhأَيَّدتُّكَseni desteklemiştimayyadttukaبِرُوحِRuh ilebirūḥiٱلْقُدُسِl-Kudüsl-qudusiتُكَلِّمُkonuşuyorduntukallimuٱلنَّاسَinsanlarlal-nāsaفِىbeşikte ikenٱلْمَهْدِthe cradlel-mahdiوَكَهْلًۭا ۖve yetişkin ikenwakahlanوَإِذْhaniwa-idhعَلَّمْتُكَsana öğrettimʿallamtukaٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaوَٱلْحِكْمَةَve hikmetiwal-ḥik'mataوَٱلتَّوْرَىٰةَve Tevrat'ıwal-tawrātaوَٱلْإِنجِيلَ ۖve İncil'iwal-injīlaوَإِذْhaniwa-idhتَخْلُقُyaratıyortakhluquمِنَçamurdanminaٱلطِّينِthe clayl-ṭīniكَهَيْـَٔةِşeklinde bir şeykahayatiٱلطَّيْرِkuşl-ṭayriبِإِذْنِىbenim iznimlebi-idh'nīفَتَنفُخُüflüyordunfatanfukhuفِيهَاiçinefīhāفَتَكُونُoluyordufatakūnuطَيْرًۢاkuşṭayranبِإِذْنِى ۖbenim iznimlebi-idh'nīوَتُبْرِئُve iyileştiriyordunwatub'ri-uٱلْأَكْمَهَanadan doğma körül-akmahaوَٱلْأَبْرَصَve alacalıyıwal-abraṣaبِإِذْنِى ۖbenim iznimlebi-idh'nīوَإِذْve haniwa-idhتُخْرِجُçıkarıyorduntukh'rijuٱلْمَوْتَىٰölüleril-mawtāبِإِذْنِى ۖbenim iznimlebi-idh'nīوَإِذْve haniwa-idhكَفَفْتُsavmıştımkafaftuبَنِىٓoğullarınıbanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaعَنكَsendenʿankaإِذْzamanidhجِئْتَهُمsen onlara getirdiğinji'tahumبِٱلْبَيِّنَـٰتِaçık delillerbil-bayinātiفَقَالَdemiştifaqālaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūمِنْهُمْiçlerindenmin'humإِنْbuinهَـٰذَآ(is) thishādhāإِلَّاbaşka bir şey değilillāسِحْرٌۭbir büyüdensiḥ'runمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun١١٠
Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sana ve anana olan nimetimi an" demişti, "Seni Ruhul Kudüs ile desteklemiştim; beşikte ve yetişkin iken insanlarla konuşuyordun; sana Kitap'ı, hikmeti, Tevrat'ı ve İncil'i öğretmiştim. Sen iznimle, çamurdan kuş gibi bir şey yapmış ona üflemiştin de iznimle kuş olmuştu; anadan doğma körü, alacalıyı iznimle iyi etmiştin. Ölüleri iznimle diriltiyordun. İsrailoğullarına belgelerle geldiğinde, onlardan inkar edenler, 'Bu apaçık bir büyüdür' demişlerdi de Ben onların sana zarar vermelerini önlemiştim."
5:111
وَإِذْve haniwa-idhأَوْحَيْتُvahyetmiştimawḥaytuإِلَىHavarilereilāٱلْحَوَارِيِّـۧنَthe disciplesl-ḥawāriyīnaأَنْinanmalarınıanءَامِنُوا۟believeāminūبِىbanaوَبِرَسُولِىve elçimewabirasūlīقَالُوٓا۟demişlerdiqālūءَامَنَّاinandıkāmannāوَٱشْهَدْşahid olwa-ish'hadبِأَنَّنَاbizimbi-annanāمُسْلِمُونَmüslümanlar olduğumuzamus'limūna١١١
Havarilere, "Bana ve peygamberime inanın" diye bildirmiştim, "İnandık, bizim müslimler olduğumuza şahid ol" demişlerdi.
5:112
إِذْhaniidhقَالَdemişlerdi kiqālaٱلْحَوَارِيُّونَHavarilerl-ḥawāriyūnaيَـٰعِيسَىEy Îsayāʿīsāٱبْنَoğluib'naمَرْيَمَMeryemmaryamaهَلْgücü yetermi?halيَسْتَطِيعُableyastaṭīʿuرَبُّكَRabbininrabbukaأَنindirmeyeanيُنَزِّلَsend downyunazzilaعَلَيْنَاbizeʿalaynāمَآئِدَةًۭbir soframāidatanمِّنَgöktenminaٱلسَّمَآءِ ۖthe heavenl-samāiقَالَ(Îsa) dediqālaٱتَّقُوا۟korkunittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaإِنeğerinكُنتُمisenizkuntumمُّؤْمِنِينَinanıyormu'minīna١١٢
Havariler, "Ey Meryem oğlu İsa! Rabbin bize gökten bir sofra indirebilir mi?" demişlerdi de, "İnanıyorsanız Allah'tan sakının" demişti.
5:113
قَالُوا۟dedilerqālūنُرِيدُistiyoruznurīduأَنyemeyianنَّأْكُلَwe eatnakulaمِنْهَاondanmin'hāوَتَطْمَئِنَّve iyice yatışmasınıwataṭma-innaقُلُوبُنَاkalblerimizinqulūbunāوَنَعْلَمَve bilmeyiwanaʿlamaأَنkesinlikleanقَدْcertainlyqadصَدَقْتَنَاbize doğru söylediğiniṣadaqtanāوَنَكُونَve olmayıwanakūnaعَلَيْهَاbunaʿalayhāمِنَbizzat şahitminaٱلشَّـٰهِدِينَthe witnessesl-shāhidīna١١٣
"Ondan yemeyi, kalblerimizin kanmasını ve senin bize doğru söylediğini bilmeyi, ona şahid olmayı istiyoruz" dediler.
5:114
قَالَdediqālaعِيسَىÎsaʿīsāٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَMeryemmaryamaٱللَّهُمَّAllah'ıml-lahumaرَبَّنَآRabbimizrabbanāأَنزِلْindiranzilعَلَيْنَاbizim üzerimizeʿalaynāمَآئِدَةًۭbir soframāidatanمِّنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiتَكُونُolsuntakūnuلَنَاbizim içinlanāعِيدًۭاbir bayramʿīdanلِّأَوَّلِنَاöncemiz içinli-awwalināوَءَاخِرِنَاve sonramız içinwaākhirināوَءَايَةًۭve bir mu'cize (olsun)waāyatanمِّنكَ ۖSendenminkaوَٱرْزُقْنَاbizi rızıklandırwa-ur'zuq'nāوَأَنتَve senwa-antaخَيْرُen hayırlısısınkhayruٱلرَّٰزِقِينَrızık verenlerinl-rāziqīna١١٤
Meryem oğlu İsa, "Allahım! Rabbimiz! Bize ve bizden sonra geleceklere bayram ve Sen'den bir delil olarak gökten bir sofra indir, bizi rızıklandır, Sen rızık verenlerin en hayırlısısın" dedi.
5:115
قَالَbuyurdu kiqālaٱللَّهُAllahl-lahuإِنِّىbeninnīمُنَزِّلُهَاonu indireceğimmunazziluhāعَلَيْكُمْ ۖsizin üzerinizeʿalaykumفَمَنama kimfamanيَكْفُرْinkar ederseyakfurبَعْدُondan sonrabaʿduمِنكُمْsizdenminkumفَإِنِّىٓbenfa-innīأُعَذِّبُهُۥona azab ederimuʿadhibuhuعَذَابًۭاbir azaplaʿadhābanلَّآazab etmediğimأُعَذِّبُهُۥٓI have punisheduʿadhibuhuأَحَدًۭاhiç kimseyeaḥadanمِّنَdünyalardaminaٱلْعَـٰلَمِينَthe worldsl-ʿālamīna١١٥
Allah, "Ben onu size indireceğim; bundan sonra içinizden kim inkar ederse, dünyalarda kimseye azabetmiyeceğim şekilde ona azabedeceğim" dedi.
5:116
وَإِذْve yinewa-idhقَالَdemişti kiqālaٱللَّهُAllahl-lahuيَـٰعِيسَىEy Îsayāʿīsāٱبْنَoğluib'naمَرْيَمَMeryemmaryamaءَأَنتَsen mi?a-antaقُلْتَdedinqul'taلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiٱتَّخِذُونِىbeni edininittakhidhūnīوَأُمِّىَve annemiwa-ummiyaإِلَـٰهَيْنِiki tanrıilāhayniمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِ ۖAllah'tanl-lahiقَالَdedi kiqālaسُبْحَـٰنَكَsen yücesinsub'ḥānakaمَاdeğildirيَكُونُwasyakūnuلِىٓbenim (haddime)أَنْsöylemekanأَقُولَI sayaqūlaمَاbir şeyiلَيْسَolmayanlaysaلِىbenim içinبِحَقٍّ ۚgerçekbiḥaqqinإِنeğerinكُنتُolsaydımkuntuقُلْتُهُۥdemişqul'tuhuفَقَدْmuhakkakfaqadعَلِمْتَهُۥ ۚsen bunu bilirdinʿalim'tahuتَعْلَمُsen bilirsintaʿlamuمَاolanıفِىbenim nefsimdeنَفْسِىmyselfnafsīوَلَآvewalāأَعْلَمُben bilmemaʿlamuمَاolanıفِىsenin nefsindeنَفْسِكَ ۚYourselfnafsikaإِنَّكَşüphesiz seninnakaأَنتَsensinantaعَلَّـٰمُbilenʿallāmuٱلْغُيُوبِgizlileril-ghuyūbi١١٦
Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin."
5:117
مَاben söylemedimقُلْتُI saidqul'tuلَهُمْonlaralahumإِلَّاbaşkaillāمَآşeydenأَمَرْتَنِىbana emrettiğinamartanīبِهِۦٓonubihiأَنِkulluk edinaniٱعْبُدُوا۟You worshipuʿ'budūٱللَّهَAllah'al-lahaرَبِّىbenim Rabbimrabbīوَرَبَّكُمْ ۚve sizin Rabbiniz olanwarabbakumوَكُنتُidimwakuntuعَلَيْهِمْonlar üzerineʿalayhimشَهِيدًۭاşahidshahīdanمَّاolduğum süreceدُمْتُas long as Idum'tuفِيهِمْ ۖonların içindefīhimفَلَمَّاfakatfalammāتَوَفَّيْتَنِىsen beni vefat ettirincetawaffaytanīكُنتَsen oldunkuntaأَنتَsenantaٱلرَّقِيبَgözetleyenl-raqībaعَلَيْهِمْ ۚonlarıʿalayhimوَأَنتَve senwa-antaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinشَهِيدٌşahitsinshahīdun١١٧
Allah, "Ey Meryem oğlu İsa! Sen mi insanlara Beni ve annemi Allah'tan başka iki tanrı olarak benimseyin dedin?" demişti de, "Haşa, hak olmayan sözü söylemek bana yaraşmaz; eğer söylemişsem, şüphesiz Sen onu bilirsin; Sen, benim içimde olanı bilirsin; ben Senin içinde olanı bilmem; doğrusu görülmeyeni bilen ancak Sensin" demişti, "Ben onlara sadece 'Rabbim ve Rabbiniz olan Allah'a kulluk edin' diye bana emrettiğini söyledim. Aralarında bulunduğum müddetce onlar hakkında şahiddim, beni aralarından aldığında onları Sen gözlüyordun. Sen her şeye şahidsin."
5:118
إِنeğerinتُعَذِّبْهُمْonlara azabedersentuʿadhib'humفَإِنَّهُمْşüphesiz onlarfa-innahumعِبَادُكَ ۖsenin kullarındırʿibādukaوَإِنve eğerwa-inتَغْفِرْbağışlarsantaghfirلَهُمْonlarılahumفَإِنَّكَşüphesiz senfa-innakaأَنتَyalnız senantaٱلْعَزِيزُdaima üstünsünl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibisinl-ḥakīmu١١٨
"Onlara azabedersen, doğrusu onlar Senin kullarındır; onları bağışlarsan, Güçlü olan, Hakim olan şüphesiz ancak Sensin."
5:119
قَالَbuyurduqālaٱللَّهُAllahl-lahuهَـٰذَاbuhādhāيَوْمُgündüryawmuيَنفَعُfayda sağlayacağıyanfaʿuٱلصَّـٰدِقِينَsadıklaral-ṣādiqīnaصِدْقُهُمْ ۚdoğruluklarınınṣid'quhumلَهُمْonlar için vardırlahumجَنَّـٰتٌۭcennetlerjannātunتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruخَـٰلِدِينَkalacaklarıkhālidīnaفِيهَآiçindefīhāأَبَدًۭا ۚebediyyenabadanرَّضِىَrazı olmuşturraḍiyaٱللَّهُAllahl-lahuعَنْهُمْonlardanʿanhumوَرَضُوا۟onlar da razı olmuşlardırwaraḍūعَنْهُ ۚO'ndanʿanhuذَٰلِكَişte budurdhālikaٱلْفَوْزُbaşarıl-fawzuٱلْعَظِيمُbüyükl-ʿaẓīmu١١٩
Allah, "Bu, doğrulara doğruluklarının fayda verdiği gündür; ebedi ve temelli kalacakları, altlarından ırmaklar akan cennetler onlarındır. Allah onlardan hoşnud olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnud olmuşlardır, bu büyük kurtuluştur" dedi.
5:120
لِلَّهِAllah'ındırlillahiمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerinwal-arḍiوَمَاve ne varsawamāفِيهِنَّ ۚbunlarda bulunanfīhinnaوَهُوَve Owahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۢkadirdirqadīrun١٢٠
Göklerin, yerin ve onlarda bulunanların hükümranlığı Allah'ındır, Allah her şeye Kadir'dir.