57
Hadid
الحديد
Hadid Suresi (الحديد), Kur’an-ı Kerim’in 57. suresidir — Medeni, 29 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
57:1
سَبَّحَtesbih etmiştirsabbaḥaلِلَّهِAllah'ılillahiمَاher şeymāفِىbulunanfīٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerdel-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiوَهُوَOwahuwaٱلْعَزِيزُazizdirl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhakimdirl-ḥakīmu١
Göklerde ve yerde olanlar Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.
57:2
لَهُۥO'nundurlahuمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerinwal-arḍiيُحْىِۦyaşatıryuḥ'yīوَيُمِيتُ ۖve öldürürwayumītuوَهُوَve Owahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌkadirdirqadīrun٢
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur; diriltir, öldürür. O, her şeye Kadir'dir.
57:3
هُوَOhuwaٱلْأَوَّلُilktirl-awaluوَٱلْـَٔاخِرُve sondurwal-ākhiruوَٱلظَّـٰهِرُve zahirdirwal-ẓāhiruوَٱلْبَاطِنُ ۖve batındırwal-bāṭinuوَهُوَve Owahuwaبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌbilendirʿalīmun٣
O her şeyden öncedir; kendisinden sonraya hiçbir şeyin kalmayacağı son'dur; varlığı aşikardır; gerçek mahiyeti insan için gizlidir. O her şeyi bilir.
57:4
هُوَO'durhuwaٱلَّذِىyaratanalladhīخَلَقَcreatedkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaفِىaltıfīسِتَّةِsixsittatiأَيَّامٍۢgündeayyāminثُمَّsonrathummaٱسْتَوَىٰoturanis'tawāعَلَىüzerineʿalāٱلْعَرْشِ ۚArşl-ʿarshiيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاşeyimāيَلِجُgirenyalijuفِىyerefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَمَاve şeyiwamāيَخْرُجُçıkanyakhrujuمِنْهَاondanmin'hāوَمَاve şeyiwamāيَنزِلُinenyanziluمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiوَمَاve şeyiwamāيَعْرُجُçıkanyaʿrujuفِيهَا ۖonafīhāوَهُوَve Owahuwaمَعَكُمْsizinle beraberdirmaʿakumأَيْنَneredeaynaمَاolsanızmāكُنتُمْ ۚyou arekuntumوَٱللَّهُAllahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaبَصِيرٌۭgörmektedirbaṣīrun٤
Gökleri ve yeri altı günde yaratan, sonra arşa hükmeden, yere gireni ve ondan çıkanı, gökten ineni ve oraya yükseleni bilen O'dur. Nerede olursanız olun, O, sizinle beraberdir. Allah yaptıklarınızı görür.
57:5
لَّهُۥO'nundurlahuمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۚve yerinwal-arḍiوَإِلَىvewa-ilāٱللَّهِAllah'al-lahiتُرْجَعُdöndürülecektirtur'jaʿuٱلْأُمُورُbütün işlerl-umūru٥
Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Bütün işler Allah'a döndürülür.
57:6
يُولِجُsokaryūlijuٱلَّيْلَgeceyial-laylaفِىiçinefīٱلنَّهَارِgündüzünl-nahāriوَيُولِجُve sokarwayūlijuٱلنَّهَارَgündüzül-nahāraفِىiçinefīٱلَّيْلِ ۚgeceninal-layliوَهُوَve Owahuwaعَلِيمٌۢbilirʿalīmunبِذَاتِözünübidhātiٱلصُّدُورِgöğüslerinl-ṣudūri٦
Geceyi gündüze katar, gündüzü geceye katar; O kalblerde olanı bilendir.
57:7
ءَامِنُوا۟inanınāminūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرَسُولِهِۦve Elçisinewarasūlihiوَأَنفِقُوا۟ve infak edinwa-anfiqūمِمَّاşeylerdenmimmāجَعَلَكُمsizi kıldığıjaʿalakumمُّسْتَخْلَفِينَhakimmus'takhlafīnaفِيهِ ۖondafīhiفَٱلَّذِينَkimselerefa-alladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūمِنكُمْsizdenminkumوَأَنفَقُوا۟ve infak edenlerewa-anfaqūلَهُمْonlar için vardırlahumأَجْرٌۭmükafatajrunكَبِيرٌۭbüyükkabīrun٧
Ey insanlar! Allah'a ve Peygamberine inanın; sizi varis kıldığı şeylerden sarfedin; aranızdan, inanıp da sarfeden kimselere büyük ecir vardır
57:8
وَمَاve ne?wamāلَكُمْoluyor sizelakumلَاgüvenmiyorsunuzlāتُؤْمِنُونَyou believetu'minūnaبِٱللَّهِ ۙAllah'abil-lahiوَٱلرَّسُولُve elçiwal-rasūluيَدْعُوكُمْsizi çağırdığı (halde)yadʿūkumلِتُؤْمِنُوا۟inanmağalitu'minūبِرَبِّكُمْRabbinizebirabbikumوَقَدْve muhakkakwaqadأَخَذَaldığı (halde)akhadhaمِيثَـٰقَكُمْsizin sağlam sözünüzümīthāqakumإِنeğerinكُنتُمisenizkuntumمُّؤْمِنِينَinananlarmu'minīna٨
Peygamber sizi, Rabbinize inanmaya çağırdığı halde, Allah'a niçin inanmazsınız? Hem O, sizden söz almıştı, inanmışlar iseniz; bu çağrıya koşun.
57:9
هُوَO'durhuwaٱلَّذِىindirenalladhīيُنَزِّلُsends downyunazziluعَلَىٰüzerineʿalāعَبْدِهِۦٓkuluʿabdihiءَايَـٰتٍۭayetlerāyātinبَيِّنَـٰتٍۢaçık açıkbayyinātinلِّيُخْرِجَكُمsizi çıkarmak içinliyukh'rijakumمِّنَkaranlıklardanminaٱلظُّلُمَـٰتِthe darkness[es]l-ẓulumātiإِلَىaydınlığailāٱلنُّورِ ۚthe lightl-nūriوَإِنَّve şüphesizwa-innaٱللَّهَAllahl-lahaبِكُمْsize karşıbikumلَرَءُوفٌۭçok şefkatlidirlaraūfunرَّحِيمٌۭçok merhametlidirraḥīmun٩
Sizi karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için kuluna, apaçık ayetler indiren O'dur. Doğrusu Allah size karşı şefkatlidir, merhametlidir.
57:10
وَمَاve ne?wamāلَكُمْoluyor sizelakumأَلَّاinfak etmiyorsunuzallāتُنفِقُوا۟you spendtunfiqūفِىyolundafīسَبِيلِ(the) waysabīliٱللَّهِAllahl-lahiوَلِلَّهِzaten Allah'ındırwalillahiمِيرَٰثُmirasımīrāthuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۚve yerinwal-arḍiلَاbir olmazlāيَسْتَوِىare equalyastawīمِنكُمiçinizdenminkumمَّنْkimselermanأَنفَقَinfak edenanfaqaمِنönceminقَبْلِbeforeqabliٱلْفَتْحِfetihdenl-fatḥiوَقَـٰتَلَ ۚve savaşanlarwaqātalaأُو۟لَـٰٓئِكَonlarınulāikaأَعْظَمُdaha büyüktüraʿẓamuدَرَجَةًۭderecesidarajatanمِّنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaأَنفَقُوا۟infak eden(ler)anfaqūمِنۢsonradanminبَعْدُafterwardsbaʿduوَقَـٰتَلُوا۟ ۚve savaşanlar(dan)waqātalūوَكُلًّۭاve hepsinewakullanوَعَدَva'detmiştirwaʿadaٱللَّهُAllahl-lahuٱلْحُسْنَىٰ ۚen güzel (sonucu)l-ḥus'nāوَٱللَّهُve Allahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaخَبِيرٌۭhaber almaktadırkhabīrun١٠
Göklerin ve yerin mirasçısı Allah olduğu halde, Allah yolunda siz niçin sarf etmiyorsunuz? İçinizden Mekke'nin fethinden önce sarfeden ve savaşan kimseler, daha sonra sarfedip savaşan kimselerle bir değildirler, öncekiler daha üstün derecededirler. Allah, hepsine cenneti vadetmiştir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
57:11
مَّنkimdir?manذَاolan kimsedhāٱلَّذِىthe one whoalladhīيُقْرِضُborç verecekyuq'riḍuٱللَّهَAllah'al-lahaقَرْضًاbir borç ileqarḍanحَسَنًۭاgüzelḥasananفَيُضَـٰعِفَهُۥki o kat kat artırsınfayuḍāʿifahuلَهُۥonalahuوَلَهُۥٓve onun için (versin)walahuأَجْرٌۭbir mükafatajrunكَرِيمٌۭdeğerlikarīmun١١
Allah'a kim güzel bir ödünç takdiminde bulunursa, Allah karşılığını kat kat verir, ona cömertçe verilecek bir ecir de vardır.
57:12
يَوْمَo günyawmaتَرَىgörürsüntarāٱلْمُؤْمِنِينَinanan erkekleril-mu'minīnaوَٱلْمُؤْمِنَـٰتِve inanan kadınlarıwal-mu'minātiيَسْعَىٰkoşar durumdayasʿāنُورُهُمışıklarınūruhumبَيْنَönlerindebaynaأَيْدِيهِمْönlerindeaydīhimوَبِأَيْمَـٰنِهِمve sağlarındawabi-aymānihimبُشْرَىٰكُمُmüjdenizbush'rākumuٱلْيَوْمَbugünl-yawmaجَنَّـٰتٌۭcennetlerdirjannātunتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruخَـٰلِدِينَebedi kalacağınızkhālidīnaفِيهَا ۚiçindefīhāذَٰلِكَişte budurdhālikaهُوَohuwaٱلْفَوْزُbaşarıl-fawzuٱلْعَظِيمُbüyükl-ʿaẓīmu١٢
İnanmış erkek ve kadınları, defterleri sağdan verilmiş ve ışıkları önlerinde olarak giderken gördüğün gün onlara şöyle denecektir: "Müjde; bugün içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacağınız cennetler sizindir." İşte bu büyük kurtuluştur.
57:13
يَوْمَo günyawmaيَقُولُderler kiyaqūluٱلْمُنَـٰفِقُونَmünafık erkeklerl-munāfiqūnaوَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتُve münafık kadınlarwal-munāfiqātuلِلَّذِينَmü'minlerelilladhīnaءَامَنُوا۟believedāmanūٱنظُرُونَاbize bakınunẓurūnāنَقْتَبِسْyararlanalımnaqtabisمِنsizin nurunuzdanminنُّورِكُمْyour lightnūrikumقِيلَdenilir kiqīlaٱرْجِعُوا۟dönünir'jiʿūوَرَآءَكُمْarkanızawarāakumفَٱلْتَمِسُوا۟ve arayınfal-tamisūنُورًۭاnurnūranفَضُرِبَsonra çekilirfaḍuribaبَيْنَهُمaralarınabaynahumبِسُورٍۢbir surbisūrinلَّهُۥolanlahuبَابٌۢkapısıbābunبَاطِنُهُۥonun içindebāṭinuhuفِيهِvardırfīhiٱلرَّحْمَةُrahmetl-raḥmatuوَظَـٰهِرُهُۥve dışwaẓāhiruhuمِنyönündeminقِبَلِهِfacing towards [it]qibalihiٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābu١٣
İkiyüzlü erkek ve kadınlar müminlere: "Bizi de gözetin; ışığınızdan faydalanalım" dedikleri gün, onlara: "Ardınıza dönün de ışık arayın" denir; inananlarla ikiyüzlüler arasına, kapısının içinde rahmet ve dışında azap olan bir sur çekilir.
57:14
يُنَادُونَهُمْonlara seslenirleryunādūnahumأَلَمْdeğil miydik?alamنَكُنwenakunمَّعَكُمْ ۖsizinle berabermaʿakumقَالُوا۟derler kiqālūبَلَىٰevetbalāوَلَـٰكِنَّكُمْama sizwalākinnakumفَتَنتُمْkötülük ettinizfatantumأَنفُسَكُمْkendi canlarınızaanfusakumوَتَرَبَّصْتُمْve bekledinizwatarabbaṣtumوَٱرْتَبْتُمْve kuşkulandınızwa-ir'tabtumوَغَرَّتْكُمُve sizi aldattıwagharratkumuٱلْأَمَانِىُّkuruntularl-amāniyuحَتَّىٰkadarḥattāجَآءَgelinceyejāaأَمْرُemri (ölüm)amruٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَغَرَّكُمve sizi aldattıwagharrakumبِٱللَّهِAllah(ın affı) ilebil-lahiٱلْغَرُورُçok aldatıcı (şeytan)l-gharūru١٤
İkiyüzlüler, inananlara: "Biz sizinle beraber değil miydik" diye seslenirler. Onlar: "Evet öyle; fakat sizler kendinizi aldattınız, bize pusu kurdunuz, Allah'ın buyruğu gelene kadar dinde şüpheye düştünüz; sizi kuruntular aldattı; sizi şeytanlar Allah'a karşı da ayarttı."
57:15
فَٱلْيَوْمَbugün artıkfal-yawmaلَاalınmazlāيُؤْخَذُwill be acceptedyu'khadhuمِنكُمْsizdenminkumفِدْيَةٌۭfidyefid'yatunوَلَاne dewalāمِنَkimselerdenminaٱلَّذِينَthose whoalladhīnaكَفَرُوا۟ ۚinkar eden(ler)kafarūمَأْوَىٰكُمُvaracağınız yermawākumuٱلنَّارُ ۖateştirl-nāruهِىَodurhiyaمَوْلَىٰكُمْ ۖsizin layığınızmawlākumوَبِئْسَne kötüwabi'saٱلْمَصِيرُgidilecek yerdir orasıl-maṣīru١٥
Bugün sizden ve inkar edenlerden fidye kabul edilmez; varacağınız yer ateştir, layığınız orasıdır; ne kötü bir dönüştür!
57:16
۞ أَلَمْvakti gelmedi mi?alamيَأْنِcome (the) timeyaniلِلَّذِينَiçinlilladhīnaءَامَنُوٓا۟inananlarāmanūأَنsaygı duymasınınanتَخْشَعَbecome humbletakhshaʿaقُلُوبُهُمْkalblerininqulūbuhumلِذِكْرِzikrinelidhik'riٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَمَاve şeyewamāنَزَلَinananlarnazalaمِنَhaktanminaٱلْحَقِّthe truthl-ḥaqiوَلَاvewalāيَكُونُوا۟olmasınlaryakūnūكَٱلَّذِينَkimseler gibika-alladhīnaأُوتُوا۟verilenūtūٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaمِنbundan önceminقَبْلُbeforeqabluفَطَالَve geçenfaṭālaعَلَيْهِمُüzerlerindenʿalayhimuٱلْأَمَدُuzun zamanl-amaduفَقَسَتْve katılaşanfaqasatقُلُوبُهُمْ ۖkalbleriqulūbuhumوَكَثِيرٌۭve çoğuwakathīrunمِّنْهُمْonlarınmin'humفَـٰسِقُونَyoldan çıkmıştırfāsiqūna١٦
İnananların gönüllerinin Allah'ı anması ve O'ndan inen gerçeğe içten bağlanması zamanı daha gelmedi mi? Onlar, daha önce kendilerine kitap verilenler gibi olmasınlar; onların üzerinden uzun zaman geçti de kalbleri katılaştı; çoğu, yoldan çıkmış kimselerdir.
57:17
ٱعْلَمُوٓا۟biliniz kiiʿ'lamūأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllahl-lahaيُحْىِdiriltiryuḥ'yīٱلْأَرْضَyeril-arḍaبَعْدَsonrabaʿdaمَوْتِهَا ۚölümündenmawtihāقَدْandolsunqadبَيَّنَّاaçıkladıkbayyannāلَكُمُsizelakumuٱلْـَٔايَـٰتِayetleri;l-āyātiلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتَعْقِلُونَaklınızı kullanırsınıztaʿqilūna١٧
Allah'ın, yeryüzünü ölümünden sonra dirilttiğini bilin; size, akledesiniz diye açık açık deliller anlattık.
57:18
إِنَّşüphesizinnaٱلْمُصَّدِّقِينَsadaka veren erkeklerl-muṣadiqīnaوَٱلْمُصَّدِّقَـٰتِve sadaka veren kadınlarwal-muṣadiqātiوَأَقْرَضُوا۟ve borç verenlerwa-aqraḍūٱللَّهَAllah'al-lahaقَرْضًاbir borçlaqarḍanحَسَنًۭاgüzelḥasananيُضَـٰعَفُkat kat yapılıryuḍāʿafuلَهُمْonlaralahumوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumأَجْرٌۭbir mükafatajrunكَرِيمٌۭdeğerlikarīmun١٨
Doğrusu, sadaka veren erkek ve kadınlara, Allah'a güzel bir takdimde bulunanlara kat kat karşılık verilir; onlara cömertçe verilecek bir ecir vardır.
57:19
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرُسُلِهِۦٓve elçilerinewarusulihiأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلصِّدِّيقُونَ ۖsıddiklerl-ṣidīqūnaوَٱلشُّهَدَآءُve şehidlerwal-shuhadāuعِندَyanındaʿindaرَبِّهِمْRablerirabbihimلَهُمْonların vardırlahumأَجْرُهُمْmükafatlarıajruhumوَنُورُهُمْ ۖve nurlarıwanūruhumوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūوَكَذَّبُوا۟ve yalanlayanlarwakadhabūبِـَٔايَـٰتِنَآayetlerimizibiāyātināأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaأَصْحَـٰبُhalkıdıraṣḥābuٱلْجَحِيمِcehenneml-jaḥīmi١٩
Allah'a ve peygamberlerine inananlara, dosdoğru olanlara ve Allah yolunda şehit düşenlere, işte onlara, Rableri katında nur ve ecir vardır. İnkar edip ayetlerimizi yalanlayanlar, işte onlar da, cehennemlik olanlardır.
57:20
ٱعْلَمُوٓا۟bilin kiiʿ'lamūأَنَّمَاşüphesizannamāٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāلَعِبٌۭbir oyundurlaʿibunوَلَهْوٌۭve eğlencedirwalahwunوَزِينَةٌۭve süstürwazīnatunوَتَفَاخُرٌۢve övünmedirwatafākhurunبَيْنَكُمْkendi aranızdabaynakumوَتَكَاثُرٌۭçoğaltma yarışıdırwatakāthurunفِىmaldafīٱلْأَمْوَٰلِthe wealthl-amwāliوَٱلْأَوْلَـٰدِ ۖve evladdawal-awlādiكَمَثَلِtıpkı şuna benzerkamathaliغَيْثٍbir yağmuraghaythinأَعْجَبَhoşuna gidenaʿjabaٱلْكُفَّارَekincilerinl-kufāraنَبَاتُهُۥbitirdiği otnabātuhuثُمَّsonrathummaيَهِيجُkururyahījuفَتَرَىٰهُonu görürsünfatarāhuمُصْفَرًّۭاsapsarımuṣ'farranثُمَّsonrathummaيَكُونُoluryakūnuحُطَـٰمًۭا ۖçerçöpḥuṭāmanوَفِىise vardırwafīٱلْـَٔاخِرَةِahirettel-ākhiratiعَذَابٌۭbir azabʿadhābunشَدِيدٌۭçetinshadīdunوَمَغْفِرَةٌۭve mağfiretwamaghfiratunمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiوَرِضْوَٰنٌۭ ۚve rızawariḍ'wānunوَمَاve değildirwamāٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَآdünyal-dun'yāإِلَّاbaşka bir şeyillāمَتَـٰعُbir zevktenmatāʿuٱلْغُرُورِaldatıcıl-ghurūri٢٠
Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çerçöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah'ın hoşnudluğu ve bağışlaması da vardır; dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir.
57:21
سَابِقُوٓا۟koşunsābiqūإِلَىٰbir mağfireteilāمَغْفِرَةٍۢ(the) forgivenessmaghfiratinمِّنRabbinizdenminرَّبِّكُمْyour Lordrabbikumوَجَنَّةٍve bir cennetewajannatinعَرْضُهَاgenişliğiʿarḍuhāكَعَرْضِgenişliği gibi (olan)kaʿarḍiٱلسَّمَآءِgökl-samāiوَٱلْأَرْضِile yerinwal-arḍiأُعِدَّتْhazırlanmışuʿiddatلِلَّذِينَiçinlilladhīnaءَامَنُوا۟inananlarāmanūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرُسُلِهِۦ ۚve elçilerinewarusulihiذَٰلِكَişte budhālikaفَضْلُlutfudurfaḍluٱللَّهِAllah'ınl-lahiيُؤْتِيهِvereceğiyu'tīhiمَنkimseyemanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuذُوsahibidirdhūٱلْفَضْلِlutufl-faḍliٱلْعَظِيمِbüyükl-ʿaẓīmi٢١
Ey İnsanlar! Rabbiniz tarafından bağışlanmaya, Allah'a ve Peygamberine inananlar için hazırlanmış, genişliği yerle göğün genişliği kadar olan cennete koşusun; bu Allah'ın dilediğine verdiği lütfudur. Allah, büyük lütuf sahibidir.
57:22
مَآyokturmāأَصَابَisabet edenaṣābaمِنhiçbirminمُّصِيبَةٍۢmusibetmuṣībatinفِىyerdefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَلَاve ne dewalāفِىٓkendi canlarınızdafīأَنفُسِكُمْyourselvesanfusikumإِلَّاolmayanillāفِىbir Kitaptafīكِتَـٰبٍۢa Registerkitābinمِّنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنbiz onu yaratmadananنَّبْرَأَهَآ ۚWe bring it into existencenabra-ahāإِنَّdoğrusuinnaذَٰلِكَbudhālikaعَلَىAllah'aʿalāٱللَّهِAllahl-lahiيَسِيرٌۭkolaydıryasīrun٢٢
Yeryüzüne ve sizin başınıza gelen herhangi bir musibet yoktur ki biz onu yaratmadan önce o, Kitap'da bulunmasın. Doğrusu bu Allah'a kolaydır.
57:23
لِّكَيْلَاiçinlikaylāتَأْسَوْا۟üzülmemeniztasawعَلَىٰüzerineʿalāمَاşeymāفَاتَكُمْelinizden çıkanfātakumوَلَاvewalāتَفْرَحُوا۟şımarmamanız (için)tafraḥūبِمَآşey ilebimāءَاتَىٰكُمْ ۗsize verdiğiātākumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuلَاsevmezlāيُحِبُّloveyuḥibbuكُلَّhiçbirinikullaمُخْتَالٍۢkendini beğenenlerimukh'tālinفَخُورٍövünenlerifakhūrin٢٣
Bu, kaybettiğinize üzülmemeniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmamanız içindir. Allah, kendini beğenip öğünen hiç kimseyi sevmez;
57:24
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaيَبْخَلُونَcimrilik ederleryabkhalūnaوَيَأْمُرُونَve emrederlerwayamurūnaٱلنَّاسَinsanlaral-nāsaبِٱلْبُخْلِ ۗcimriliğibil-bukh'liوَمَنve kimwamanيَتَوَلَّyüz çevirirseyatawallaفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaهُوَOhuwaٱلْغَنِىُّzengindirl-ghaniyuٱلْحَمِيدُövgüye layıktırl-ḥamīdu٢٤
Bunlar cimrilik ederler ve insanlara da cimrilik yapmalarını söylerler. Allah'ın buyruğundan kim yüz çevirirse bilsin ki, Allah şüphesiz müstağni ve övülmeğe layık olandır.
57:25
لَقَدْandolsunlaqadأَرْسَلْنَاbiz gönderdikarsalnāرُسُلَنَاelçilerimizirusulanāبِٱلْبَيِّنَـٰتِaçık kanıtlarlabil-bayinātiوَأَنزَلْنَاve indirdikwa-anzalnāمَعَهُمُonlarla berabermaʿahumuٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaوَٱلْمِيزَانَve ölçüyüwal-mīzānaلِيَقُومَyerine getirsinler diyeliyaqūmaٱلنَّاسُinsanlarl-nāsuبِٱلْقِسْطِ ۖadaletibil-qis'ṭiوَأَنزَلْنَاve indirdikwa-anzalnāٱلْحَدِيدَdemiril-ḥadīdaفِيهِkendisinde bulunanfīhiبَأْسٌۭbir kuvvetbasunشَدِيدٌۭbüyükshadīdunوَمَنَـٰفِعُve birçok yararlarwamanāfiʿuلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiوَلِيَعْلَمَve bilsin diyewaliyaʿlamaٱللَّهُAllahl-lahuمَنkiminmanيَنصُرُهُۥkendisine yardım edeceğiniyanṣuruhuوَرُسُلَهُۥve elçilerinewarusulahuبِٱلْغَيْبِ ۚgaybdabil-ghaybiإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaقَوِىٌّkuvvetlidirqawiyyunعَزِيزٌۭdaima üstündürʿazīzun٢٥
And olsun ki peygamberlerimizi belgelerle gönderdik; insanların doğru (adaletli) hareket etmeleri için peygamberlere kitap ve ölçü indirdik; pek sert olan ve insanlara birçok faydası bulunan demiri de indirdik. Bu, Allah'ın dinine ve peygamberlerine görmeksizin yardım edenleri meydana çıkarması içindir. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
57:26
وَلَقَدْve andolsunwalaqadأَرْسَلْنَاgönderdikarsalnāنُوحًۭاNuh'unūḥanوَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim'iwa-ib'rāhīmaوَجَعَلْنَاve koydukwajaʿalnāفِىarasınafīذُرِّيَّتِهِمَاbunların zürriyetleridhurriyyatihimāٱلنُّبُوَّةَpeygamberliğil-nubuwataوَٱلْكِتَـٰبَ ۖve Kitabıwal-kitābaفَمِنْهُمonlardan vardırfamin'humمُّهْتَدٍۢ ۖdoğru yolda olanlarmuh'tadinوَكَثِيرٌۭama çoğuwakathīrunمِّنْهُمْonlardanmin'humفَـٰسِقُونَyoldan çıkmıştırfāsiqūna٢٦
And olsun ki Nuh'u ve İbrahim'i Biz gönderdik; ikisinin soyundan gelenlere peygamberlik ve kitap verdik; soylarından gelenlerin kimi doğru yoldadır, birçoğu da yoldan çıkmıştır.
57:27
ثُمَّsonrathummaقَفَّيْنَاardarda gönderdikqaffaynāعَلَىٰٓüzerineʿalāءَاثَـٰرِهِمbunların izleriāthārihimبِرُسُلِنَاelçilerimizibirusulināوَقَفَّيْنَاve onların ardına kattıkwaqaffaynāبِعِيسَىÎsa'yıbiʿīsāٱبْنِoğluib'niمَرْيَمَMeryemmaryamaوَءَاتَيْنَـٰهُve ona verdikwaātaynāhuٱلْإِنجِيلَİncil'il-injīlaوَجَعَلْنَاve koydukwajaʿalnāفِىiçinefīقُلُوبِkalbleriqulūbiٱلَّذِينَona uyanlarınalladhīnaٱتَّبَعُوهُfollowed himittabaʿūhuرَأْفَةًۭşefkatrafatanوَرَحْمَةًۭve merhametwaraḥmatanوَرَهْبَانِيَّةًve ruhbanlığıwarahbāniyyatanٱبْتَدَعُوهَاicadettikleriib'tadaʿūhāمَاbiz yazmamıştıkmāكَتَبْنَـٰهَاWe prescribed itkatabnāhāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimإِلَّاdışında bir şeyillāٱبْتِغَآءَkazanmalarıib'tighāaرِضْوَٰنِrızasınıriḍ'wāniٱللَّهِAllah'ınl-lahiفَمَاamafamāرَعَوْهَاona uymadılarraʿawhāحَقَّhakkıylaḥaqqaرِعَايَتِهَا ۖriayet ederekriʿāyatihāفَـَٔاتَيْنَاbiz de verdikfaātaynāٱلَّذِينَkimselerealladhīnaءَامَنُوا۟iman eden(lere)āmanūمِنْهُمْonlardanmin'humأَجْرَهُمْ ۖmükafatlarınıajrahumوَكَثِيرٌۭfakat birçoğuwakathīrunمِّنْهُمْonlardanmin'humفَـٰسِقُونَyoldan çıkmıştırfāsiqūna٢٧
Onların izleri üzerinden peygamberlerimizi ard arda gönderdik; Meryem oğlu İsa'yı da ardlarından gönderdik ve ona İncil'i verdik; ona uyanların gönüllerine şefkat ve merhamet duyguları koyduk; üzerlerine bizim gerekli kılmadığımız fakat kendilerinin güya Allah'ın rızasını kazanmak için ortaya attıkları ruhbaniyete bile gereği gibi riayet etmediler; içlerinde inanmış olan kimselere ecirlerini verdik; ama çoğu yoldan çıkmışlardır.
57:28
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱتَّقُوا۟korkunittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَءَامِنُوا۟ve inanınwaāminūبِرَسُولِهِۦO'nun Elçisinebirasūlihiيُؤْتِكُمْsize versinyu'tikumكِفْلَيْنِiki paykif'layniمِنrahmetindenminرَّحْمَتِهِۦHis Mercyraḥmatihiوَيَجْعَلve yaratsınwayajʿalلَّكُمْsizin içinlakumنُورًۭاbir nurnūranتَمْشُونَyürüyeceğiniztamshūnaبِهِۦondabihiوَيَغْفِرْve bağışlasınwayaghfirلَكُمْ ۚsizilakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuغَفُورٌۭçok bağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭçok esirgeyendirraḥīmun٢٨
Ey inananlar! Allah'tan sakının, Peygamberine inanın ki, Allah size rahmetini iki kat versin; size ışığında yürüyeceğiniz bir ışık var etsin; sizi bağışlasın; Allah bağışlayandır, acıyandır.
57:29
لِّئَلَّاdiyeli-allāيَعْلَمَbilsinleryaʿlamaأَهْلُehliahluٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiأَلَّاmalik olmadıklarınıallāيَقْدِرُونَthey have poweryaqdirūnaعَلَىٰhiçbirʿalāشَىْءٍۢşeyeshayinمِّنlutfundanminفَضْلِ(the) Bountyfaḍliٱللَّهِ ۙAllah'ınl-lahiوَأَنَّve şüphesizwa-annaٱلْفَضْلَlutfunl-faḍlaبِيَدِelinde olduğunubiyadiٱللَّهِAllah'ınl-lahiيُؤْتِيهِonu vereceğiniyu'tīhiمَنkimseyemanيَشَآءُ ۚdilediğineyashāuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuذُوsahibidirdhūٱلْفَضْلِlutufl-faḍliٱلْعَظِيمِbüyükl-ʿaẓīmi٢٩
Kitap ehli bilsinler ki, Allah'ın lütfundan hiçbir şey elde edemezler (bu lütfa malik değillerdir); lütuf Allah'ın elindedir, onu dilediğine verir; Allah büyük lütuf sahibidir.
—
—
—
—
Loading…