58
Mücadele
المجادلة
Mücadele Suresi (المجادلة), Kur’an-ı Kerim’in 58. suresidir — Medeni, 22 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
58:1
قَدْandolsunqadسَمِعَişittisamiʿaٱللَّهُAllahl-lahuقَوْلَsözünüqawlaٱلَّتِى(kadının)allatīتُجَـٰدِلُكَseninle tartışantujādilukaفِىhakkındafīزَوْجِهَاkocasızawjihāوَتَشْتَكِىٓve şikayette bulunanwatashtakīإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَسْمَعُişitiryasmaʿuتَحَاوُرَكُمَآ ۚikinizin konuşmanızıtaḥāwurakumāإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllahl-lahaسَمِيعٌۢişitendirsamīʿunبَصِيرٌgörendirbaṣīrun١
Kocası hakkında seninle tartışan ve Allah'a şikayette bulunan kadının sözünü Allah işitmiştir; esasen Allah konuşmanızı işitir. Doğrusu Allah işitendir, görendir.
58:2
ٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُظَـٰهِرُونَzıhar eden(ler)yuẓāhirūnaمِنكُمsizdenminkumمِّنkadınlaraminنِّسَآئِهِم(to) their wivesnisāihimمَّا(bilsinler ki) değildirmāهُنَّonlarhunnaأُمَّهَـٰتِهِمْ ۖonların analarıummahātihimإِنْdeğildirinأُمَّهَـٰتُهُمْonların analarıummahātuhumإِلَّاdışındakilerillāٱلَّـٰٓـِٔىonlarallāīوَلَدْنَهُمْ ۚonları doğuranlarwaladnahumوَإِنَّهُمْve onlarwa-innahumلَيَقُولُونَsöylüyorlarlayaqūlūnaمُنكَرًۭاçirkin (olanı)munkaranمِّنَsözdenminaٱلْقَوْلِ[the] wordl-qawliوَزُورًۭا ۚve yalanwazūranوَإِنَّve şüphesizwa-innaٱللَّهَAllahl-lahaلَعَفُوٌّaffedicidirlaʿafuwwunغَفُورٌۭbağışlayıcıdırghafūrun٢
İçinizde karılarını "zıhar" yapanlar bilsinler ki, karıları anneleri değildir; anneleri ancak, onları doğuranlardır. Doğrusu söyledikleri kötü ve asılsız bir sözdür. Allah şüphesiz affedendir, bağışlayandır.
58:3
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaيُظَـٰهِرُونَzıhar eden(ler)yuẓāhirūnaمِنkadınlarınaminنِّسَآئِهِمْ(to) their wivesnisāihimثُمَّsonra dathummaيَعُودُونَdönenleryaʿūdūnaلِمَاşeylerelimāقَالُوا۟söyledikleriqālūفَتَحْرِيرُhürriyete kavuşturmalıdırlarfataḥrīruرَقَبَةٍۢbir köleraqabatinمِّنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنtemaslarındananيَتَمَآسَّا ۚthey touch each otheryatamāssāذَٰلِكُمْbudurdhālikumتُوعَظُونَsize öğütlenentūʿaẓūnaبِهِۦ ۚonunlabihiوَٱللَّهُAllahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaخَبِيرٌۭhaber almaktadırkhabīrun٣
Karılarını zıhar yoluyla boşamak isteyip, sonra sözlerinden dönenlerin, ailesiyle temas etmeden bir köle azad etmeleri gerekir. Size bu hususta böylece öğüt verilmektedir. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
58:4
فَمَنkimsefamanلَّمْimkan bulamayanlamيَجِدْfindyajidفَصِيَامُoruç tutmalıdırfaṣiyāmuشَهْرَيْنِiki ayshahrayniمُتَتَابِعَيْنِaralıksız olarakmutatābiʿayniمِنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنtemaslarındananيَتَمَآسَّا ۖthey both touch each otheryatamāssāفَمَنkimsefamanلَّمْ(buna) gücü yetmeyenlamيَسْتَطِعْis ableyastaṭiʿفَإِطْعَامُdoyurmalıdırfa-iṭ'ʿāmuسِتِّينَaltmışsittīnaمِسْكِينًۭا ۚfakirimis'kīnanذَٰلِكَbunlardhālikaلِتُؤْمِنُوا۟inanmanız içindirlitu'minūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرَسُولِهِۦ ۚve Elçisinewarasūlihiوَتِلْكَve bunlarwatil'kaحُدُودُsınırlarıdırḥudūduٱللَّهِ ۗAllah'ınl-lahiوَلِلْكَـٰفِرِينَve kafirler için vardırwalil'kāfirīnaعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌacıklıalīmun٤
Azad edecek köle bulamayanın, ailesiyle temastan önce iki ay birbiri peşinden oruç tutması gerekir. Buna gücü yetmeyen, altmış düşkünü doyurur. Bu kolaylık, Allah'a ve Peygamberine inanmış olmanızdan ötürüdür; bunlar, Allah'ın koyduğu sınırlardır; inkar edenler için can yakıcı azap vardır.
58:5
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُحَآدُّونَkarşı gelen(ler)yuḥāddūnaٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥve Elçisinewarasūlahuكُبِتُوا۟tepeleneceklerdirkubitūكَمَاgibikamāكُبِتَtepelendiklerikubitaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaمِنkendilerinden öncekiminقَبْلِهِمْ ۚbefore themqablihimوَقَدْve andolsunwaqadأَنزَلْنَآbiz indirdikanzalnāءَايَـٰتٍۭayetlerāyātinبَيِّنَـٰتٍۢ ۚaçık açıkbayyinātinوَلِلْكَـٰفِرِينَve kafirler için vardırwalil'kāfirīnaعَذَابٌۭbir azabʿadhābunمُّهِينٌۭküçük düşürücümuhīnun٥
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler, kendilerinden öncekiler nasıl alçaltıldı ise öyle alçaltılacaklardır. Biz, apaçık ayetler indirmişizdir, bunları inkar edene alçaltıcı azap vardır.
58:6
يَوْمَgünyawmaيَبْعَثُهُمُtekrar dirilteceğiyabʿathuhumuٱللَّهُAllahl-lahuجَمِيعًۭاonların hepsinijamīʿanفَيُنَبِّئُهُمkendilerine haber verecektirfayunabbi-uhumبِمَاnebimāعَمِلُوٓا۟ ۚyaptıklarınıʿamilūأَحْصَىٰهُonu saymıştıraḥṣāhuٱللَّهُAllahl-lahuوَنَسُوهُ ۚonlar ise onu unutmuşlardırwanasūhuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinشَهِيدٌşahiddirshahīdun٦
Allah onların hepsini dirilttiği gün, kendilerine işlediklerini haber verir; Allah onları bir bir saymıştır, fakat kendileri unutmuşlardır. Allah her şeye şahiddir.
58:7
أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllahl-lahaيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاolanımāفِىgöklerdefīٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَاve olanıwamāفِىyerdefīٱلْأَرْضِ ۖthe earthl-arḍiمَاolmaz kimāيَكُونُthere isyakūnuمِنhiçminنَّجْوَىٰgizli konuşannajwāثَلَـٰثَةٍüç kişithalāthatinإِلَّاmutlakaillāهُوَO'durhuwaرَابِعُهُمْdördüncülerirābiʿuhumوَلَاve olmasawalāخَمْسَةٍbeş kişikhamsatinإِلَّاmutlakaillāهُوَO'durhuwaسَادِسُهُمْaltıncılarısādisuhumوَلَآve olmasawalāأَدْنَىٰdaha azadnāمِنbundanminذَٰلِكَthatdhālikaوَلَآve olmasawalāأَكْثَرَdaha çokaktharaإِلَّاmutlakaillāهُوَOhuwaمَعَهُمْonlarla beraberdirmaʿahumأَيْنَneredeaynaمَاbulunsalarmāكَانُوا۟ ۖthey arekānūثُمَّsonrathummaيُنَبِّئُهُمonlara haber veriryunabbi-uhumبِمَاşeyleribimāعَمِلُوا۟yaptıklarıʿamilūيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِ ۚkıyametl-qiyāmatiإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllahl-lahaبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمٌbilendirʿalīmun٧
Göklerde olanları da, yerde olanları da Allah'ın bildiğini bilmez misin? Üç kişinin gizli bulunduğu yerde dördüncü mutlaka O'dur; beş kişinin gizli bulunduğu yerde altıncıları mutlaka O'dur; bunlardan az veya çok, ne olursa olsunlar nerede bulunurlarsa bulunsunlar, mutlak onlarla beraberdir. Sonra, kıyamet günü, işlediklerini onlara haber verir. Doğrusu Allah her şeyi bilendir.
58:8
أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraإِلَىkimseleriilāٱلَّذِينَthose whoalladhīnaنُهُوا۟menedilen(ler)nuhūعَنِgizli gizli konuşmaktanʿaniٱلنَّجْوَىٰsecret counselsl-najwāثُمَّsonra yinethummaيَعُودُونَdönüyorlaryaʿūdūnaلِمَاşeyelimāنُهُوا۟menedildiklerinuhūعَنْهُondanʿanhuوَيَتَنَـٰجَوْنَve gizli gizli konuşuyorlarwayatanājawnaبِٱلْإِثْمِgünah hususundabil-ith'miوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıkwal-ʿud'wāniوَمَعْصِيَتِve isyanwamaʿṣiyatiٱلرَّسُولِElçiyel-rasūliوَإِذَاve zamanwa-idhāجَآءُوكَsana geldiklerijāūkaحَيَّوْكَseni selamlıyorlarḥayyawkaبِمَاbir tarzdabimāلَمْselamlamadığılamيُحَيِّكَgreets youyuḥayyikaبِهِonubihiٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَيَقُولُونَve diyorlarwayaqūlūnaفِىٓiçlerindefīأَنفُسِهِمْkendianfusihimلَوْلَاdeğil miydi?lawlāيُعَذِّبُنَاbize azab etmeliyuʿadhibunāٱللَّهُAllahl-lahuبِمَاötürübimāنَقُولُ ۚdediğimizdennaqūluحَسْبُهُمْonlara yeterḥasbuhumجَهَنَّمُcehennemjahannamuيَصْلَوْنَهَا ۖoraya gireceklerdiryaṣlawnahāفَبِئْسَne kötüfabi'saٱلْمَصِيرُgidilecek yerdirl-maṣīru٨
Gizli toplantıdan menedilen, sonra menolundukları şeyi yapmaya kalkışarak günah işlemek, düşmanlık etmek ve Peygambere karşı gelmek konusunda gizli gizli konuşanları görmedin mi? Sana geldiklerinde, Allah'ın seni selamlamadığı bir şekilde seni selamlarlar; içlerinden, "Gerçekten peygamber olsaydı Allah'ın bizi, söylediklerimizden ötürü, cezalandırması gerekmez miydi?" derler. Cehennem onlara yeter. Oraya girerler, ne kötü dönüştür!
58:9
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāتَنَـٰجَيْتُمْaranızda gizli konuştuğunuztanājaytumفَلَاkonuşmayınfalāتَتَنَـٰجَوْا۟hold secret counseltatanājawبِٱلْإِثْمِgünah üzerindebil-ith'miوَٱلْعُدْوَٰنِve düşmanlıkwal-ʿud'wāniوَمَعْصِيَتِve karşı gelmewamaʿṣiyatiٱلرَّسُولِElçiyel-rasūliوَتَنَـٰجَوْا۟(fakat) konuşunwatanājawبِٱلْبِرِّiyilik üzerindebil-biriوَٱلتَّقْوَىٰ ۖve takvawal-taqwāوَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaٱلَّذِىٓhuzurunaalladhīإِلَيْهِto Himilayhiتُحْشَرُونَtoplanacağınıztuḥ'sharūna٩
Ey inananlar! Gizli konuştuğunuz zaman, günah işlemeyi, düşmanlık etmeyi ve Peygambere karşı gelmeyi fısıldaşmayın; iyilik yapmak ve Allah'a karşı gelmekten sakınmayı konuşun; kıyamet günü huzurunda toplanacağınız Allah'tan sakının.
58:10
إِنَّمَاşüphesizinnamāٱلنَّجْوَىٰgizli konuşmal-najwāمِنَşeytandandırminaٱلشَّيْطَـٰنِthe Shaitaanl-shayṭāniلِيَحْزُنَüzülsünler diyeliyaḥzunaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūوَلَيْسَve değildirwalaysaبِضَآرِّهِمْonlara zarar verecekbiḍārrihimشَيْـًٔاhiçbirshayanإِلَّاolmadıkçaillāبِإِذْنِiznibi-idh'niٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiوَعَلَىvewaʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiفَلْيَتَوَكَّلِdayansınlarfalyatawakkaliٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūna١٠
Gizli toplantılar inananları üzmek için şeytanın istediği şeydir; Allah'ın izni olmadıkça şeytan onlara bir zarar veremez; inananlar yalnız Allah'a güvensinler.
58:11
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāقِيلَdendiğiqīlaلَكُمْsizelakumتَفَسَّحُوا۟yer açıntafassaḥūفِىmeclislerdefīٱلْمَجَـٰلِسِthe assembliesl-majālisiفَٱفْسَحُوا۟yer açın kifa-if'saḥūيَفْسَحِgenişlik versinyafsaḥiٱللَّهُAllahl-lahuلَكُمْ ۖsizelakumوَإِذَاzaman dawa-idhāقِيلَdendiğiqīlaٱنشُزُوا۟kalkınunshuzūفَٱنشُزُوا۟kalkın kifa-unshuzūيَرْفَعِyükseltsinyarfaʿiٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaءَامَنُوا۟inanan(ları)āmanūمِنكُمْsizdenminkumوَٱلَّذِينَve kendilerinewa-alladhīnaأُوتُوا۟verilenleriūtūٱلْعِلْمَiliml-ʿil'maدَرَجَـٰتٍۢ ۚderecelerledarajātinوَٱللَّهُve Allahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaخَبِيرٌۭhaber almaktadırkhabīrun١١
Ey inananlar! Toplantılarda, size, "Yer açın" denince yer açın ki Allah da size genişlik versin; "Kalkın" denildiği zaman da hemen kalkın ki, Allah, içinizden inanmış olanları ve kendilerine ilim verilenleri derecelerle yükseltsin. Allah işlediklerinizden haberdardır.
58:12
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāنَـٰجَيْتُمُsiz gizli konuşacağınıznājaytumuٱلرَّسُولَElçi ilel-rasūlaفَقَدِّمُوا۟verinfaqaddimūبَيْنَöncebaynaيَدَىْönceyadayنَجْوَىٰكُمْgizli konuşmanızdannajwākumصَدَقَةًۭ ۚbir sadakaṣadaqatanذَٰلِكَbudhālikaخَيْرٌۭdaha hayırlıdırkhayrunلَّكُمْsizin içinlakumوَأَطْهَرُ ۚve daha temizdirwa-aṭharuفَإِنşayetfa-inلَّمْbulamazsınızlamتَجِدُوا۟you findtajidūفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭbağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌesirgeyendirraḥīmun١٢
Ey inananlar! Peygamberle hususi olarak konuşacağınızda, bu konuşmanızdan önce fakirlere sadaka veriniz; bu, sizin daha iyi ve daha temiz olmanız içindir. Eğer sadaka verecek bir şey bulamazsanız üzülmeyiniz. Allah şüphesiz bağışlayandır, acıyandır.
58:13
ءَأَشْفَقْتُمْkorktunuz mu?a-ashfaqtumأَنvermenizdenanتُقَدِّمُوا۟offertuqaddimūبَيْنَöncebaynaيَدَىْönceyadayنَجْوَىٰكُمْgizli konuşmanızdannajwākumصَدَقَـٰتٍۢ ۚsadakaṣadaqātinفَإِذْçünküfa-idhلَمْyapmadınızlamتَفْعَلُوا۟you do nottafʿalūوَتَابَve affettiwatābaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْكُمْsiziʿalaykumفَأَقِيمُوا۟artık kılınfa-aqīmūٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَءَاتُوا۟ve verinwaātūٱلزَّكَوٰةَzekatıl-zakataوَأَطِيعُوا۟ve ita'at edinwa-aṭīʿūٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥ ۚve Elçisinewarasūlahuوَٱللَّهُve Allahwal-lahuخَبِيرٌۢbilmektedirkhabīrunبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūna١٣
Hususi konuşmanızdan önce sadaka vermekten ürktünüz mü ki bunu yerine getirmediniz? Ama Allah, tevbenizi kabul etmiştir. Öyleyse namazı kılın, zekatı verin, Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Allah, işlediklerinizden haberdardır.
58:14
۞ أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraإِلَىkimseleriilāٱلَّذِينَthose whoalladhīnaتَوَلَّوْا۟dost edinen(leri)tawallawقَوْمًاbir topluluğuqawmanغَضِبَgazabettiğighaḍibaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْهِمkendilerineʿalayhimمَّاdeğildirmāهُمonlarhumمِّنكُمْsizdenminkumوَلَاve değildirwalāمِنْهُمْonlardanmin'humوَيَحْلِفُونَve yemin ediyorlarwayaḥlifūnaعَلَىüzereʿalāٱلْكَذِبِyalanl-kadhibiوَهُمْve onlarwahumيَعْلَمُونَbilerekyaʿlamūna١٤
Allah'ın gazabettiği milleti dost edinen münafıkları görmedin mi? Onlar ne sizdendir ne de onlardan, bile bile, yalan yere yemin etmektedirler.
58:15
أَعَدَّhazırlamıştıraʿaddaٱللَّهُAllahl-lahuلَهُمْonlar içinlahumعَذَابًۭاbir azabʿadhābanشَدِيدًا ۖçetinshadīdanإِنَّهُمْşüphesiz onlarinnahumسَآءَne kötüsāaمَاşeylermāكَانُوا۟yapıyorlarkānūيَعْمَلُونَdoyaʿmalūna١٥
Allah, onlara çetin bir azap hazırlamıştır. İşledikleri şey ne kötüdür!
58:16
ٱتَّخَذُوٓا۟yaptılarittakhadhūأَيْمَـٰنَهُمْyeminleriniaymānahumجُنَّةًۭkalkanjunnatanفَصَدُّوا۟ve engel oldularfaṣaddūعَنyolundanʿanسَبِيلِ(the) way of AllahsabīliٱللَّهِAllah'ınl-lahiفَلَهُمْonlar için vardırfalahumعَذَابٌۭbir azabʿadhābunمُّهِينٌۭküçük düşürücümuhīnun١٦
Yeminlerini kalkan edindiler de, Allah yolundan alıkoydular; onlara alçaltıcı bir azap vardır.
58:17
لَّنkoruyamazlanتُغْنِىَwill availtugh'niyaعَنْهُمْkendileriniʿanhumأَمْوَٰلُهُمْmallarıamwāluhumوَلَآne dewalāأَوْلَـٰدُهُمçocuklarıawlāduhumمِّنَkarşıminaٱللَّهِAllah'al-lahiشَيْـًٔا ۚhiçbir şeyshayanأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaأَصْحَـٰبُhalkıdıraṣḥābuٱلنَّارِ ۖateşl-nāriهُمْonlarhumفِيهَاoradafīhāخَـٰلِدُونَsürekli kalacaklardırkhālidūna١٧
Malları ve çocukları, onlara, Allah katında bir fayda sağlamaz. Onlar cehennemliklerdir, orada temelli kalacaklardır.
58:18
يَوْمَ(o) günyawmaيَبْعَثُهُمُtekrar diriltiryabʿathuhumuٱللَّهُAllahl-lahuجَمِيعًۭاonların hepsinijamīʿanفَيَحْلِفُونَsonra yemin ederlerfayaḥlifūnaلَهُۥO'na dalahuكَمَاgibikamāيَحْلِفُونَyemin ettikleriyaḥlifūnaلَكُمْ ۖsizelakumوَيَحْسَبُونَve sanırlarwayaḥsabūnaأَنَّهُمْkendileriniannahumعَلَىٰüzerindeʿalāشَىْءٍ ۚbir şeyshayinأَلَآiyi bilin kialāإِنَّهُمْelbette onlarinnahumهُمُonlarhumuٱلْكَـٰذِبُونَyalancılardırl-kādhibūna١٨
Allah, onların hepsini tekrar dirilttiği gün, size yemin ettikleri gibi O'na yemin ederler; kendilerine bir yarar sağlayacağını sanırlar. Dikkat edin; onlar şüphesiz yalancıdırlar.
58:19
ٱسْتَحْوَذَkuşatmıştıris'taḥwadhaعَلَيْهِمُonlarıʿalayhimuٱلشَّيْطَـٰنُşeytanl-shayṭānuفَأَنسَىٰهُمْve onlara unutturmuşturfa-ansāhumذِكْرَanmayıdhik'raٱللَّهِ ۚAllah'ıl-lahiأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaحِزْبُhizbidirḥiz'buٱلشَّيْطَـٰنِ ۚşeytanınl-shayṭāniأَلَآdikkat edinalāإِنَّmuhakkak kiinnaحِزْبَhizbiḥiz'baٱلشَّيْطَـٰنِşeytanınl-shayṭāniهُمُonlarhumuٱلْخَـٰسِرُونَkaybedecektirl-khāsirūna١٩
Şeytan onların başlarına dikilip Allah'ı anmayı unutturmuştur. İşte onlar şeytanın taraftarlarıdır. İyi bilin; şeytanın taraftarları elbette hüsrandadırlar.
58:20
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيُحَآدُّونَdüşman olan(lar)yuḥāddūnaٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥٓve Elçisinewarasūlahuأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaفِىarasındadırlarfīٱلْأَذَلِّينَen alçaklarl-adhalīna٢٠
Allah'a ve Peygamberine karşı gelenler; işte onlar, en alçak kimselerle beraberdirler.
58:21
كَتَبَyazmıştır;katabaٱللَّهُAllahl-lahuلَأَغْلِبَنَّelbette galib geleceğizla-aghlibannaأَنَا۠benanāوَرُسُلِىٓ ۚve elçilerimwarusulīإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaقَوِىٌّgüçlüdürqawiyyunعَزِيزٌۭgaliptirʿazīzun٢١
Allah, "And olsun ki Ben ve peygamberlerim üstün geleceğiz" diye yazmıştır. Doğrusu Allah kuvvetlidir, güçlüdür.
58:22
لَّاbulamazsınlāتَجِدُYou will not findtajiduقَوْمًۭاbir milletinqawmanيُؤْمِنُونَinananyu'minūnaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَٱلْيَوْمِve gününewal-yawmiٱلْـَٔاخِرِahiretl-ākhiriيُوَآدُّونَdostluk ederyuwāddūnaمَنْolanlarlamanحَآدَّdüşmanḥāddaٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥve Elçisinewarasūlahuوَلَوْşayetwalawكَانُوٓا۟olsa bilekānūءَابَآءَهُمْbabalarıābāahumأَوْyahutawأَبْنَآءَهُمْoğullarıabnāahumأَوْyahutawإِخْوَٰنَهُمْkardeşleriikh'wānahumأَوْyahutawعَشِيرَتَهُمْ ۚakrabalarıʿashīratahumأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaكَتَبَyazmıştırkatabaفِىonların kalblerinefīقُلُوبِهِمُtheir heartsqulūbihimuٱلْإِيمَـٰنَimanl-īmānaوَأَيَّدَهُمve onları desteklemiştirwa-ayyadahumبِرُوحٍۢbir ruh ilebirūḥinمِّنْهُ ۖkendindenmin'huوَيُدْخِلُهُمْve onları sokacaktırwayud'khiluhumجَنَّـٰتٍۢcennetlerejannātinتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruخَـٰلِدِينَebedi kalacaklardırkhālidīnaفِيهَا ۚoradafīhāرَضِىَrazı olmuşturraḍiyaٱللَّهُAllahl-lahuعَنْهُمْonlardanʿanhumوَرَضُوا۟onlar da razı olmuşlardırwaraḍūعَنْهُ ۚO'ndanʿanhuأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaحِزْبُhizbidirḥiz'buٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiأَلَآdikkat edinalāإِنَّmuhakkak kiinnaحِزْبَhizbidirḥiz'baٱللَّهِAllah'ınl-lahiهُمُonlarhumuٱلْمُفْلِحُونَbaşarıya ulaşacak olanlardırl-muf'liḥūna٢٢
Allah'a ve ahiret gününe inanan bir milletin, babaları veya oğulları veya kardeşleri ya da akrabaları olsa bile Allah'a ve Peygamberine karşı gelenlere, sevgi beslediklerini görmezsin. İşte Allah, imanı bunların kalblerine yazmış, katından bir nur ile onları desteklemiştir. Onları, içlerinden ırmaklar akan, içinde temelli kalacakları cennetlere koyar. Allah onlardan hoşnut olmuştur, onlar da Allah'tan hoşnut olmuştur. İşte bunlar, Allah'tan yana olanlardır. İyi bilin ki, saadete erecek olanlar, Allah'tan yana olanlardır.
—
—
—
—
Loading…