59

Haşr

Medeni 24 Ayet Cüz 28
الحشر

Haşr Suresi (الحشر), Kur’an-ı Kerim’in 59. suresidir — Medeni, 24 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
59:1
سَبَّحَtesbih edersabbaḥaلِلَّهِAllah'ılillahiمَاbulunanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَاve bulunanlarwamāفِىyerdeٱلْأَرْضِ ۖthe earthl-arḍiوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُüstündürl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmu١
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.
59:2
هُوَO'durhuwaٱلَّذِىٓçıkaranalladhīأَخْرَجَexpelledakhrajaٱلَّذِينَkimselerialladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(leri)kafarūمِنْsahiplerindenminأَهْلِ(the) Peopleahliٱلْكِتَـٰبِkitapl-kitābiمِنyurtlarındanminدِيَـٰرِهِمْtheir homesdiyārihimلِأَوَّلِilkli-awwaliٱلْحَشْرِ ۚhaşirdel-ḥashriمَاsiz sanmamıştınızظَنَنتُمْyou thinkẓanantumأَنonların çıkacaklarınıanيَخْرُجُوا۟ ۖthey would leaveyakhrujūوَظَنُّوٓا۟onlar da sanmışlardıwaẓannūأَنَّهُمkendileriniannahumمَّانِعَتُهُمْkoruyacağınımāniʿatuhumحُصُونُهُمkalelerininḥuṣūnuhumمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiفَأَتَىٰهُمُfakat onlara geldifa-atāhumuٱللَّهُAllahl-lahuمِنْyerdenminحَيْثُwhereḥaythuلَمْummadıklarılamيَحْتَسِبُوا۟ ۖthey expectedyaḥtasibūوَقَذَفَve saldıwaqadhafaفِىiçineقُلُوبِهِمُyürekleriqulūbihimuٱلرُّعْبَ ۚkorkul-ruʿ'baيُخْرِبُونَharap ediyorlardıyukh'ribūnaبُيُوتَهُمevlerinibuyūtahumبِأَيْدِيهِمْkendi elleriylebi-aydīhimوَأَيْدِىve elleriylewa-aydīٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerinl-mu'minīnaفَٱعْتَبِرُوا۟ibret alınfa-iʿ'tabirūيَـٰٓأُو۟لِىey sahipleriyāulīٱلْأَبْصَـٰرِakıll-abṣāri٢
Kitap ehlinden inkarcı olanları ilk sürgünde yurtlarından çıkaran O'dur. Oysa ey inananlar! Çıkacaklarını sanmamıştınız, onlar da, kalelerinin kendilerini Allah'tan koruyacağını sanmışlardı. Ama Allah'ın azabı onlara beklemedikleri yerden geldi, kalblerine korku saldı; evlerini kendi elleriyle ve inananların elleriyle yıkıyorlardı. Ey akıl sahipleri! Ders alın.
59:3
وَلَوْلَآeğer olmasaydıwalawlāأَنyazmışanكَتَبَ(had) decreedkatabaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَيْهِمُonlaraʿalayhimuٱلْجَلَآءَsürgünül-jalāaلَعَذَّبَهُمْmutlaka onlara azabederdilaʿadhabahumفِىdünyadaٱلدُّنْيَا ۖthe worldl-dun'yāوَلَهُمْonlar için vardırwalahumفِىahirette deٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiعَذَابُazabıʿadhābuٱلنَّارِateşl-nāri٣
Allah onlara sürülmeyi yazmamış olsaydı, dünyada başka şekilde azap verecekti. Ahirette onlara ateş azabı vardır.
59:4
ذَٰلِكَbudhālikaبِأَنَّهُمْonların sebebiyledirbi-annahumشَآقُّوا۟karşı gelmelerishāqqūٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥ ۖve Elçisinewarasūlahuوَمَنve kimwamanيُشَآقِّkarşı gelirseyushāqqiٱللَّهَAllah'al-lahaفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllah'ınl-lahaشَدِيدُçetindirshadīduٱلْعِقَابِazabıl-ʿiqābi٤
Bu, Allah'a ve Peygamberine karşı gelmelerinden ötürüdür. Kim Allah'a karşı gelirse bilsin ki Allah'ın cezalandırması şüphesiz çetindir.
59:5
مَاkesmenizقَطَعْتُمyou cut downqaṭaʿtumمِّنbir hurma ağacınıminلِّينَةٍ(the) palm-treeslīnatinأَوْyahutawتَرَكْتُمُوهَاonu bırakmanıztaraktumūhāقَآئِمَةًdikiliqāimatanعَلَىٰٓüzerindeʿalāأُصُولِهَاkökleriuṣūlihāفَبِإِذْنِhep izniyledirfabi-idh'niٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلِيُخْزِىَve cezalandırması içindirwaliyukh'ziyaٱلْفَـٰسِقِينَyoldan çıkanlarıl-fāsiqīna٥
İnkarcı kitap ehlinin yurtlarında hurma ağaçlarını kesmeniz veya onları kesmeyip gövdeleri üzerinde ayakta bırakmanız Allah'ın izniyledir. Allah yoldan çıkanları böylece rezilliğe uğratır.
59:6
وَمَآve şey isewamāأَفَآءَverdiğiafāaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَىٰElçisineʿalāرَسُولِهِۦHis Messengerrasūlihiمِنْهُمْonlardan (ganimetlerden)min'humفَمَآsiz sürmedinizfamāأَوْجَفْتُمْyou made expeditionawjaftumعَلَيْهِonun üzerineʿalayhiمِنْbir atminخَيْلٍۢhorseskhaylinوَلَاve ne dewalāرِكَابٍۢdeverikābinوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُسَلِّطُmusallat ederyusalliṭuرُسُلَهُۥelçilerinirusulahuعَلَىٰüzerineʿalāمَنkimselerinmanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَٱللَّهُAllahwal-lahuعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرٌۭkadirdirqadīrun٦
Ey inananlar! Onların mallarından, Allah'ın Peygamberine verdiği şeyler için siz ne at ve ne de deve sürdünüz; fakat Allah peygamberlerine, dilediği kimselere karşı üstünlük verir. Allah herşeye Kadir'dir.
59:7
مَّآverdikleri (ganimetler)أَفَآءَ(was) restoredafāaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَىٰElçisineʿalāرَسُولِهِۦHis Messengerrasūlihiمِنْhalkındanminأَهْلِ(the) peopleahliٱلْقُرَىٰo kentl-qurāفَلِلَّهِAllah'a (aittir)falillahiوَلِلرَّسُولِve Elçiyewalilrrasūliوَلِذِىve olanlarawalidhīٱلْقُرْبَىٰakrabal-qur'bāوَٱلْيَتَـٰمَىٰve yetimlerewal-yatāmāوَٱلْمَسَـٰكِينِve yoksullarawal-masākīniوَٱبْنِve yolcuyawa-ib'niٱلسَّبِيلِve yolcuyal-sabīliكَىْta kikayلَاolmasınيَكُونَit becomesyakūnaدُولَةًۢdolaşan bir şeydūlatanبَيْنَarasındabaynaٱلْأَغْنِيَآءِzenginlerl-aghniyāiمِنكُمْ ۚiçinizdenminkumوَمَآne kiwamāءَاتَىٰكُمُsize verdiātākumuٱلرَّسُولُElçil-rasūluفَخُذُوهُonu alınfakhudhūhuوَمَاve ne kiwamāنَهَىٰكُمْsize yasakladınahākumعَنْهُondanʿanhuفَٱنتَهُوا۟ ۚsakınınfa-intahūوَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۖAllah'tanl-lahaإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllah'ınl-lahaشَدِيدُşiddetlidirshadīduٱلْعِقَابِazabıl-ʿiqābi٧
Allah'ın, fethedilen memleketler halkının mallarından Peygamberine verdikleri; Allah, Peygamber, yakınlar, yetimler, yoksullar ve yolda kalmışlar içindir; ta ki içinizdeki zenginler arasında elden ele dolaşan bir devlet olmasın. Peygamber size ne verirse onu alın, sizi neden menederse ondan geri durun; Allah'tan sakının, doğrusu Allah'ın cezalandırması çetindir.
59:8
لِلْفُقَرَآءِfakirler içindirlil'fuqarāiٱلْمُهَـٰجِرِينَhicret edenl-muhājirīnaٱلَّذِينَçıkarılanalladhīnaأُخْرِجُوا۟were expelledukh'rijūمِنyurtlarındanminدِيَـٰرِهِمْtheir homesdiyārihimوَأَمْوَٰلِهِمْve mallarındanwa-amwālihimيَبْتَغُونَararlaryabtaghūnaفَضْلًۭاbir lutuffaḍlanمِّنَAllahdanminaٱللَّهِAllahl-lahiوَرِضْوَٰنًۭاve rızasınıwariḍ'wānanوَيَنصُرُونَve yardım ederlerwayanṣurūnaٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥٓ ۚve Elçisinewarasūlahuأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلصَّـٰدِقُونَdoğru olanlarl-ṣādiqūna٨
Allah'ın verdiği bu ganimet malları bilhassa; yurtlarından ve mallarından edilmiş olan, Allah'tan bir lütuf ve rıza dileyen, Allah'ın dinine ve Peygamberine yardım eden muhacir fakirlerindir. İşte doğru olanlar bunlardır.
59:9
وَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaتَبَوَّءُوyerleşen(ler)tabawwaūٱلدَّارَo yurda (Medine'ye)l-dāraوَٱلْإِيمَـٰنَve imana (sarılanlar)wal-īmānaمِنonlardan önceminقَبْلِهِمْbefore themqablihimيُحِبُّونَseverleryuḥibbūnaمَنْkimselerimanهَاجَرَhicret eden(leri)hājaraإِلَيْهِمْkendilerineilayhimوَلَاvewalāيَجِدُونَbulmazlaryajidūnaفِىgöğüslerindeصُدُورِهِمْtheir breastsṣudūrihimحَاجَةًۭbir ihtiyaçḥājatanمِّمَّآötürümimmāأُوتُوا۟onlara verilelerdenūtūوَيُؤْثِرُونَve tercih ederlerwayu'thirūnaعَلَىٰٓöz canlarınaʿalāأَنفُسِهِمْthemselvesanfusihimوَلَوْdahiwalawكَانَolsakānaبِهِمْkendilerininbihimخَصَاصَةٌۭ ۚihtiyaçlarıkhaṣāṣatunوَمَنve kimwamanيُوقَkorunursayūqaشُحَّcimriliğindenshuḥḥaنَفْسِهِۦnefsininnafsihiفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlarhumuٱلْمُفْلِحُونَbaşarıya erenlerdirl-muf'liḥūna٩
Daha önceden Medine'yi yurt edinmiş ve gönüllerine imanı yerleştirmiş olan kimseler, kendilerine hicret edip gelenleri severler; onlara verilenler karşısında içlerinde bir çekememezlik hissetmezler; kendileri zaruret içinde bulunsalar bile onları kendilerinden önde tutarlar. Nefsinin tamahkarlığından korunabilmiş kimseler, işte onlar saadete erenlerdir.
59:10
وَٱلَّذِينَkimselerwa-alladhīnaجَآءُوgelen(ler)jāūمِنۢonlardan sonraminبَعْدِهِمْafter thembaʿdihimيَقُولُونَderler kiyaqūlūnaرَبَّنَاRabbimizrabbanāٱغْفِرْbağışlaigh'firلَنَاbizilanāوَلِإِخْوَٰنِنَاve kardeşlerimiziwali-ikh'wānināٱلَّذِينَbizden öncealladhīnaسَبَقُونَاpreceded ussabaqūnāبِٱلْإِيمَـٰنِinanmış olanbil-īmāniوَلَاvewalāتَجْعَلْbırakmatajʿalفِىkalblerimizdeقُلُوبِنَاour heartsqulūbināغِلًّۭاbir kinghillanلِّلَّذِينَkarşılilladhīnaءَامَنُوا۟inananlaraāmanūرَبَّنَآRabbimizrabbanāإِنَّكَelbette seninnakaرَءُوفٌۭçok şefkatliraūfunرَّحِيمٌçok merhametlisinraḥīmun١٠
Onlardan sonra gelenler: "Rabbimiz! Bizi ve bizden önce inanmış olan kardeşlerimizi bağışla; kalbimizde müminlere karşı kin bırakma; Rabbimiz! Şüphesiz Sen şefkatlisin, merhametlisin" derler.
59:11
۞ أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraإِلَىkimseleriilāٱلَّذِينَthose whoalladhīnaنَافَقُوا۟iki yüzlülük edennāfaqūيَقُولُونَderleryaqūlūnaلِإِخْوَٰنِهِمُkardeşlerineli-ikh'wānihimuٱلَّذِينَinkar edenalladhīnaكَفَرُوا۟disbelievedkafarūمِنْehlindenminأَهْلِthe Peopleahliٱلْكِتَـٰبِkitapl-kitābiلَئِنْeğerla-inأُخْرِجْتُمْsiz çıkarılırsanızukh'rij'tumلَنَخْرُجَنَّmutlaka biz de çıkarızlanakhrujannaمَعَكُمْsizinle berabermaʿakumوَلَاvewalāنُطِيعُita'at etmeyiznuṭīʿuفِيكُمْsizin aleyhinizefīkumأَحَدًاhiç kimseyeaḥadanأَبَدًۭاaslaabadanوَإِنve şayetwa-inقُوتِلْتُمْsizinle savaşılırsaqūtil'tumلَنَنصُرَنَّكُمْmutlaka size yardım ederizlananṣurannakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuيَشْهَدُşahidlik ederyashhaduإِنَّهُمْonlarıninnahumلَكَـٰذِبُونَyalancı olduklarınalakādhibūna١١
Münafıkların, kitap ehlinin inkarcılarından olan kardeşlerine: "Eğer siz yurdunuzdan çıkarılırsanız and olsun ki, biz de sizinle beraber çıkarız; sizin aleyhinizde kimseye asla uymayız; eğer savaşa tutuşursanız mutlaka size yardım ederiz" dediklerini görmedin mi? Allah onların yalancı olduklarına şahidlik eder.
59:12
لَئِنْandolsun eğerla-inأُخْرِجُوا۟onlar çıkarılsalarukh'rijūلَاçıkmazlarيَخْرُجُونَthey will leaveyakhrujūnaمَعَهُمْonlarla berabermaʿahumوَلَئِنve eğerwala-inقُوتِلُوا۟onlarla savaşılsaqūtilūلَاonlara yardım etmezlerيَنصُرُونَهُمْthey will help themyanṣurūnahumوَلَئِنve eğerwala-inنَّصَرُوهُمْyardım etseler bilenaṣarūhumلَيُوَلُّنَّdönüp kaçarlarlayuwallunnaٱلْأَدْبَـٰرَarkalar(ın)al-adbāraثُمَّsonrathummaلَاkendilerine de yardım edilmezيُنصَرُونَthey will be helpedyunṣarūna١٢
Onlar çıkarılmış olsalar, and olsun ki, onlarla beraber çıkmazlar; savaşa tutuşmuş olsalar, and olsun ki, onlara yardıma koşmazlar; onlara yardıma gitseler, mutlaka geri dönüp kaçarlar, sonra yardım da görmezler.
59:13
لَأَنتُمْelbette sizinla-antumأَشَدُّfazladırashadduرَهْبَةًۭkorkunuzrahbatanفِىonların kalblerindeصُدُورِهِمtheir breastsṣudūrihimمِّنَAllahınkindenminaٱللَّهِ ۚAllahl-lahiذَٰلِكَböyledirdhālikaبِأَنَّهُمْçünkü onlarbi-annahumقَوْمٌۭbir toplulukturqawmunلَّاanlamazيَفْقَهُونَunderstandyafqahūna١٣
Ey inananlar! Onların yüreklerine korku salan, Allah'tan çok sizlersiniz; çünkü onlar, anlamayan kimselerdir.
59:14
لَاonlar sizinle savaşamazlarيُقَـٰتِلُونَكُمْwill they fight youyuqātilūnakumجَمِيعًاtoplu olarakjamīʿanإِلَّاancak (savaşırlar)illāفِىiçindeقُرًۭىkalelerquranمُّحَصَّنَةٍmüstahkemmuḥaṣṣanatinأَوْyahutawمِنardındanminوَرَآءِbehindwarāiجُدُرٍۭ ۚduvarlarınjudurinبَأْسُهُمonların çekişmeleribasuhumبَيْنَهُمْkendi aralarındabaynahumشَدِيدٌۭ ۚşiddetlishadīdunتَحْسَبُهُمْsen onları sanırsıntaḥsabuhumجَمِيعًۭاtoplujamīʿanوَقُلُوبُهُمْama kalbleriwaqulūbuhumشَتَّىٰ ۚdağınıktırshattāذَٰلِكَöyledirdhālikaبِأَنَّهُمْçünkü onlarbi-annahumقَوْمٌۭbir toplulukturqawmunلَّاdüşünmezيَعْقِلُونَthey reasonyaʿqilūna١٤
Onlar sizinle toplu olarak, ancak surla çevrilmiş kasabalar içinde veya duvarlar arkasından savaşı kabul edebilirler. Kendi aralarındaki çekişmeleri ise serttir; onları birlik sanırsın, oysa kalbleri birbirinden ayrıdır. Bu, akletmeyen bir topluluk olmalarındandır.
59:15
كَمَثَلِdurumu gibidirkamathaliٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaمِنkendilerinden öncekiminقَبْلِهِمْbefore themqablihimقَرِيبًۭا ۖyakın zamanqarībanذَاقُوا۟tadmışlardırdhāqūوَبَالَvebaliniwabālaأَمْرِهِمْyaptıklarınınamrihimوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmun١٥
Onların durumu, kendilerinden az zaman önce geçmiş ve işlerinin karşılığını tatmış olanların durumu gibidir. Onlara can yakıcı azap vardır.
59:16
كَمَثَلِdurumuna benzerkamathaliٱلشَّيْطَـٰنِşeytanınl-shayṭāniإِذْhaniidhقَالَdemiştiqālaلِلْإِنسَـٰنِinsanalil'insāniٱكْفُرْinkar etuk'furفَلَمَّاzaman dafalammāكَفَرَinkar ettiğikafaraقَالَdemiştiqālaإِنِّىşüphesiz beninnīبَرِىٓءٌۭuzağımbarīonمِّنكَsedenminkaإِنِّىٓelbette beninnīأَخَافُkorkarımakhāfuٱللَّهَAllah'tanl-lahaرَبَّRabbirabbaٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna١٦
İkiyüzlülerin durumu insana: "İnkar et!" deyip, insan da inkar edince: "Doğrusu ben senden uzağım; Alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım" diyen şeytanın durumu gibidir.
59:17
فَكَانَnihayet oldufakānaعَـٰقِبَتَهُمَآsonlarıʿāqibatahumāأَنَّهُمَاikisinin deannahumāفِىateşte kalmalarıٱلنَّارِthe Firel-nāriخَـٰلِدَيْنِebedi olarakkhālidayniفِيهَا ۚoradafīhāوَذَٰلِكَve budurwadhālikaجَزَٰٓؤُا۟cezasıjazāuٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerinl-ẓālimīna١٧
İkisinin sonucu da, içinde temelli kalacakları ateş olacaktır. Zalimlerin cezası budur.
59:18
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱتَّقُوا۟korkunittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَلْتَنظُرْve baksınwaltanẓurنَفْسٌۭkişinafsunمَّاneقَدَّمَتْgönderdiğineqaddamatلِغَدٍۢ ۖyarın içinlighadinوَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّçünküinnaٱللَّهَAllahl-lahaخَبِيرٌۢbilmektedirkhabīrunبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūna١٨
Ey inananlar! Allah'tan sakının; herkes yarına ne hazırladığına baksın; Allah'tan sakının, çünkü Allah işlediklerinizden haberdardır.
59:19
وَلَاvewalāتَكُونُوا۟olmayıntakūnūكَٱلَّذِينَkimseler gibika-alladhīnaنَسُوا۟unutanlarnasūٱللَّهَAllah'ıl-lahaفَأَنسَىٰهُمْve onlara unutturduğufa-ansāhumأَنفُسَهُمْ ۚkendi canlarınıanfusahumأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlarhumuٱلْفَـٰسِقُونَyoldan çıkanlardırl-fāsiqūna١٩
Allah'ı unutup da, Allah'ın da kendilerini kendilerine unutturduğu kimseler gibi olmayın; onlar, yoldan çıkmış kimselerdir.
59:20
لَاdeğildirيَسْتَوِىٓeşityastawīأَصْحَـٰبُhalkıaṣḥābuٱلنَّارِateşl-nāriوَأَصْحَـٰبُve halkıwa-aṣḥābuٱلْجَنَّةِ ۚcennetl-janatiأَصْحَـٰبُhalkıaṣḥābuٱلْجَنَّةِcennetl-janatiهُمُonlarhumuٱلْفَآئِزُونَkurtulanlardırl-fāizūna٢٠
Cehennemliklerle cennetlikler bir değildir. Kurtuluşa ermiş kimseler cennetliklerdir.
59:21
لَوْşayetlawأَنزَلْنَاbiz indirseydikanzalnāهَـٰذَاbuhādhāٱلْقُرْءَانَKur'an'ıl-qur'ānaعَلَىٰbir dağaʿalāجَبَلٍۢa mountainjabalinلَّرَأَيْتَهُۥonu görürdünlara-aytahuخَـٰشِعًۭاbaş eğmişkhāshiʿanمُّتَصَدِّعًۭاparçalanmışmutaṣaddiʿanمِّنْkorkusundanminخَشْيَةِ(the) fearkhashyatiٱللَّهِ ۚAllahl-lahiوَتِلْكَve buwatil'kaٱلْأَمْثَـٰلُmisalleril-amthāluنَضْرِبُهَاanlatıyoruznaḍribuhāلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiلَعَلَّهُمْumulur kilaʿallahumيَتَفَكَّرُونَdüşünürleryatafakkarūna٢١
Eğer Biz Kuran'ı bir dağa indirmiş olsaydık, sen, onun, Allah korkusuyla başeğerek parça parça olduğunu görürdün. Bu misalleri, insanlar düşünsünler diye veriyoruz.
59:22
هُوَOhuwaٱللَّهُAllah'tırl-lahuٱلَّذِىkialladhīلَآyokturإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاbaşkaillāهُوَ ۖO'ndanhuwaعَـٰلِمُbilirʿālimuٱلْغَيْبِgörülmeyenil-ghaybiوَٱلشَّهَـٰدَةِ ۖve görüleniwal-shahādatiهُوَOhuwaٱلرَّحْمَـٰنُRahmân'dır (çok esirgeyen)l-raḥmānuٱلرَّحِيمُRahîm'dir (çok acıyan)l-raḥīmu٢٢
O, görüleni de görülmeyeni de bilen, kendisinden başka tanrı olmayan Allah'tır. O, acıyıcı olandır, acıyandır.
59:23
هُوَOhuwaٱللَّهُAllah'tırl-lahuٱلَّذِىkialladhīلَآyokturإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاbaşkaillāهُوَO'ndanhuwaٱلْمَلِكُMelik'tir (padişahtır)l-malikuٱلْقُدُّوسُKuddûs'tür (mukaddes)l-qudūsuٱلسَّلَـٰمُSelâm'dır (esenlik veren)l-salāmuٱلْمُؤْمِنُMü'min'dir (güvenlik veren)l-mu'minuٱلْمُهَيْمِنُMüheymin'dir (kollayıp koruyan)l-muhayminuٱلْعَزِيزُAzîz'dir (üstün galib)l-ʿazīzuٱلْجَبَّارُCebbâr'dır (istediğini zorla yaptıran)l-jabāruٱلْمُتَكَبِّرُ ۚMütekebbir'dir (çok ulud)l-mutakabiruسُبْحَـٰنَyücedirsub'ḥānaٱللَّهِAllahl-lahiعَمَّاortak koşmalarındanʿammāيُشْرِكُونَthey associate (with Him)yush'rikūna٢٣
O, kendisinden başka tanrı olmayan, hükümran, çok kutsal; esenlik veren, güvenlik veren, görüp gözeten, güçlü, buyruğunu herşeye geçiren, ulu olan, Allah'tır. Allah onların koştukları eşlerden (ortaklardan) münezzehtir.
59:24
هُوَOhuwaٱللَّهُAllahl-lahuٱلْخَـٰلِقُHâlik'dir (yaratan)l-khāliquٱلْبَارِئُBâri'dir (var eden)l-bāri-uٱلْمُصَوِّرُ ۖMusavvir'dir (biçim veren)l-muṣawiruلَهُO'nundurlahuٱلْأَسْمَآءُisimlerl-asmāuٱلْحُسْنَىٰ ۚen güzell-ḥus'nāيُسَبِّحُtesbih ederleryusabbiḥuلَهُۥO'nulahuمَاbulunanlarفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiوَهُوَve OwahuwaٱلْعَزِيزُAzîz'dir (mutlak galip)l-ʿazīzuٱلْحَكِيمُHakîm'dir (hükümdar herşeyi hikmetle yapan)l-ḥakīmu٢٤
O, vareden, güzel yaratan, yarattıklarına şekil veren, en güzel adlar kendisinin olan Allah'tır. Göklerde ve yerde olanlar O'nu tesbih ederler. O güçlüdür, Hakim'dir.