60

Mümtehine

Medeni 13 Ayet Cüz 28
الممتحنة
Besmele
بِسْمِ adıyla bis'mi
adıyla
ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman
ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
60:1
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler
ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar)
لَا edinmeyin
edinmeyin
تَتَّخِذُوا۟ take tattakhidhū
take
عَدُوِّى benim düşmanımı ʿaduwwī
benim düşmanımı
وَعَدُوَّكُمْ ve sizin düşmanınızı waʿaduwwakum
ve sizin düşmanınızı
أَوْلِيَآءَ dostlar awliyāa
dostlar
تُلْقُونَ siz iletiyorsunuz tul'qūna
siz iletiyorsunuz
إِلَيْهِم onlara ilayhim
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ sevgi bil-mawadati
sevgi
وَقَدْ halbuki waqad
halbuki
كَفَرُوا۟ onlar inkar ettiler kafarū
onlar inkar ettiler
بِمَا şeyi bimā
şeyi
جَآءَكُم size gelen jāakum
size gelen
مِّنَ haktan mina
haktan
ٱلْحَقِّ the truth l-ḥaqi
the truth
يُخْرِجُونَ (yurdunuzdan) çıkardılar yukh'rijūna
(yurdunuzdan) çıkardılar
ٱلرَّسُولَ Elçiyi l-rasūla
Elçiyi
وَإِيَّاكُمْ ۙ ve sizi wa-iyyākum
ve sizi
أَن dolayı an
dolayı
تُؤْمِنُوا۟ inandığınızdan tu'minū
inandığınızdan
بِٱللَّهِ Allah'a bil-lahi
Allah'a
رَبِّكُمْ Rabbiniz rabbikum
Rabbiniz
إِن eğer in
eğer
كُنتُمْ iseniz kuntum
iseniz
خَرَجْتُمْ çıkmış kharajtum
çıkmış
جِهَـٰدًۭا cihadetmek için jihādan
cihadetmek için
فِى benim yolumda
benim yolumda
سَبِيلِى My way sabīlī
My way
وَٱبْتِغَآءَ ve kazanmak için wa-ib'tighāa
ve kazanmak için
مَرْضَاتِى ۚ benim rızamı marḍātī
benim rızamı
تُسِرُّونَ (nasıl) gizliyorsunuz tusirrūna
(nasıl) gizliyorsunuz
إِلَيْهِم onlara ilayhim
onlara
بِٱلْمَوَدَّةِ içinizde sevgi bil-mawadati
içinizde sevgi
وَأَنَا۠ oysa ben wa-anā
oysa ben
أَعْلَمُ bilirim aʿlamu
bilirim
بِمَآ şeyleri bimā
şeyleri
أَخْفَيْتُمْ sizin gizlediğiniz akhfaytum
sizin gizlediğiniz
وَمَآ ve şeyleri wamā
ve şeyleri
أَعْلَنتُمْ ۚ açığa vurduğunuz aʿlantum
açığa vurduğunuz
وَمَن ve kim waman
ve kim
يَفْعَلْهُ bunu yaparsa yafʿalhu
bunu yaparsa
مِنكُمْ sizden minkum
sizden
فَقَدْ elbette faqad
elbette
ضَلَّ sapmıştır ḍalla
sapmıştır
سَوَآءَ doğru sawāa
doğru
ٱلسَّبِيلِ yoldan l-sabīli
yoldan
١ (1)
(1)
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.
60:2
إِن eğer in
eğer
يَثْقَفُوكُمْ onlar sizi ele geçirseler yathqafūkum
onlar sizi ele geçirseler
يَكُونُوا۟ olurlar yakūnū
olurlar
لَكُمْ size lakum
size
أَعْدَآءًۭ düşman aʿdāan
düşman
وَيَبْسُطُوٓا۟ ve uzatırlar wayabsuṭū
ve uzatırlar
إِلَيْكُمْ size ilaykum
size
أَيْدِيَهُمْ ellerini aydiyahum
ellerini
وَأَلْسِنَتَهُم ve dillerini wa-alsinatahum
ve dillerini
بِٱلسُّوٓءِ kötülükle bil-sūi
kötülükle
وَوَدُّوا۟ ve isterler wawaddū
ve isterler
لَوْ keşke law
keşke
تَكْفُرُونَ inkar etseniz takfurūna
inkar etseniz
٢ (2)
(2)
Eğer sizi elegeçirirlerse sizin onlara gösterdiğiniz sevgiyi göstermezler, size düşman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek için uzatırlar, keşke inkar etseniz isterler.
60:3
لَن asla lan
asla
تَنفَعَكُمْ size fayda vermez tanfaʿakum
size fayda vermez
أَرْحَامُكُمْ akrabanız arḥāmukum
akrabanız
وَلَآ ne de walā
ne de
أَوْلَـٰدُكُمْ ۚ çocuklarınız awlādukum
çocuklarınız
يَوْمَ günü yawma
günü
ٱلْقِيَـٰمَةِ kıyamet l-qiyāmati
kıyamet
يَفْصِلُ ayırır yafṣilu
ayırır
بَيْنَكُمْ ۚ aranızı baynakum
aranızı
وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah
بِمَا şeyleri bimā
şeyleri
تَعْمَلُونَ yaptıklarınız taʿmalūna
yaptıklarınız
بَصِيرٌۭ görmektedir baṣīrun
görmektedir
٣ (3)
(3)
Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.
60:4
قَدْ elbette qad
elbette
كَانَتْ vardır kānat
vardır
لَكُمْ sizin için lakum
sizin için
أُسْوَةٌ bir örnek us'watun
bir örnek
حَسَنَةٌۭ güzel ḥasanatun
güzel
فِىٓ İbrahim'de
İbrahim'de
إِبْرَٰهِيمَ Ibrahim ib'rāhīma
Ibrahim
وَٱلَّذِينَ ve bulunanlarda wa-alladhīna
ve bulunanlarda
مَعَهُۥٓ onunla beraber maʿahu
onunla beraber
إِذْ hani idh
hani
قَالُوا۟ onlar demişlerdi qālū
onlar demişlerdi
لِقَوْمِهِمْ kavimlerine liqawmihim
kavimlerine
إِنَّا elbette biz innā
elbette biz
بُرَءَٰٓؤُا۟ uzağız buraāu
uzağız
مِنكُمْ sizden minkum
sizden
وَمِمَّا ve wamimmā
ve
تَعْبُدُونَ taptıklarınızdan taʿbudūna
taptıklarınızdan
مِن başka min
başka
دُونِ besides dūni
besides
ٱللَّهِ Allah'tan l-lahi
Allah'tan
كَفَرْنَا tanımıyoruz kafarnā
tanımıyoruz
بِكُمْ sizi bikum
sizi
وَبَدَا ve belirmiştir wabadā
ve belirmiştir
بَيْنَنَا bizim aramızda baynanā
bizim aramızda
وَبَيْنَكُمُ sizinle wabaynakumu
sizinle
ٱلْعَدَٰوَةُ bir düşmanlık l-ʿadāwatu
bir düşmanlık
وَٱلْبَغْضَآءُ ve nefret wal-baghḍāu
ve nefret
أَبَدًا sürekli abadan
sürekli
حَتَّىٰ kadar ḥattā
kadar
تُؤْمِنُوا۟ siz inanıncaya tu'minū
siz inanıncaya
بِٱللَّهِ Allah'a bil-lahi
Allah'a
وَحْدَهُۥٓ bir tek waḥdahu
bir tek
إِلَّا yalnız hariçtir illā
yalnız hariçtir
قَوْلَ demesi qawla
demesi
إِبْرَٰهِيمَ İbrahim'in ib'rāhīma
İbrahim'in
لِأَبِيهِ babasına li-abīhi
babasına
لَأَسْتَغْفِرَنَّ mağfiret dileyeceğim la-astaghfiranna
mağfiret dileyeceğim
لَكَ senin için laka
senin için
وَمَآ fakat wamā
fakat
أَمْلِكُ gücüm yetmez amliku
gücüm yetmez
لَكَ senin için laka
senin için
مِنَ Allahtan mina
Allahtan
ٱللَّهِ Allah l-lahi
Allah
مِن (gelecek) min
(gelecek)
شَىْءٍۢ ۖ bir şeye shayin
bir şeye
رَّبَّنَا Rabbimiz rabbanā
Rabbimiz
عَلَيْكَ sana ʿalayka
sana
تَوَكَّلْنَا dayandık tawakkalnā
dayandık
وَإِلَيْكَ ve sana wa-ilayka
ve sana
أَنَبْنَا yöneldik anabnā
yöneldik
وَإِلَيْكَ ve sanadır wa-ilayka
ve sanadır
ٱلْمَصِيرُ dönüş l-maṣīru
dönüş
٤ (4)
(4)
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."
60:5
رَبَّنَا Rabbimiz rabbanā
Rabbimiz
لَا bizi yapma
bizi yapma
تَجْعَلْنَا make us tajʿalnā
make us
فِتْنَةًۭ bir sınav fit'natan
bir sınav
لِّلَّذِينَ kimseler için lilladhīna
kimseler için
كَفَرُوا۟ inkar eden(ler) kafarū
inkar eden(ler)
وَٱغْفِرْ e bağışla wa-igh'fir
e bağışla
لَنَا bizi lanā
bizi
رَبَّنَآ ۖ Rabbimiz rabbanā
Rabbimiz
إِنَّكَ ancak Sensin innaka
ancak Sensin
أَنتَ Sen anta
Sen
ٱلْعَزِيزُ yegane galib l-ʿazīzu
yegane galib
ٱلْحَكِيمُ hüküm ve hikmet sahibi l-ḥakīmu
hüküm ve hikmet sahibi
٥ (5)
(5)
"Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın."
60:6
لَقَدْ andolsun laqad
andolsun
كَانَ vardır kāna
vardır
لَكُمْ sizin için lakum
sizin için
فِيهِمْ onlarda fīhim
onlarda
أُسْوَةٌ bir örnek us'watun
bir örnek
حَسَنَةٌۭ güzel ḥasanatun
güzel
لِّمَن kimseler için liman
kimseler için
كَانَ arzu edenler kāna
arzu edenler
يَرْجُوا۟ hopeful yarjū
hopeful
ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı
وَٱلْيَوْمَ ve gününü wal-yawma
ve gününü
ٱلْـَٔاخِرَ ۚ ahiret l-ākhira
ahiret
وَمَن ve kim waman
ve kim
يَتَوَلَّ yüz çevirirse yatawalla
yüz çevirirse
فَإِنَّ şüphesiz fa-inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
هُوَ O'dur huwa
O'dur
ٱلْغَنِىُّ zengin olan l-ghaniyu
zengin olan
ٱلْحَمِيدُ övgüye layık olan l-ḥamīdu
övgüye layık olan
٦ (6)
(6)
And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
60:7
۞ عَسَى belki de ʿasā
belki de
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
أَن koyar an
koyar
يَجْعَلَ will put yajʿala
will put
بَيْنَكُمْ sizinle baynakum
sizinle
وَبَيْنَ arasına wabayna
arasına
ٱلَّذِينَ düşman olduklarınız alladhīna
düşman olduklarınız
عَادَيْتُم you have been enemies ʿādaytum
you have been enemies
مِّنْهُم onlardan min'hum
onlardan
مَّوَدَّةًۭ ۚ bir sevgi mawaddatan
bir sevgi
وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah
قَدِيرٌۭ ۚ kadirdir qadīrun
kadirdir
وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah
غَفُورٌۭ çok bağışlayandır ghafūrun
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ çok esirgeyendir raḥīmun
çok esirgeyendir
٧ (7)
(7)
Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.
60:8
لَّا sizi men'etmez
sizi men'etmez
يَنْهَىٰكُمُ (does) forbid you yanhākumu
(does) forbid you
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
عَنِ kimselerden ʿani
kimselerden
ٱلَّذِينَ those who alladhīna
those who
لَمْ sizinle savaşmayan lam
sizinle savaşmayan
يُقَـٰتِلُوكُمْ fight you yuqātilūkum
fight you
فِى hakkında
hakkında
ٱلدِّينِ din l-dīni
din
وَلَمْ ve walam
ve
يُخْرِجُوكُم sizi çıkarmayan yukh'rijūkum
sizi çıkarmayan
مِّن yurtlarınızdan; min
yurtlarınızdan;
دِيَـٰرِكُمْ your homes diyārikum
your homes
أَن iyilik etmekten an
iyilik etmekten
تَبَرُّوهُمْ you deal kindly tabarrūhum
you deal kindly
وَتُقْسِطُوٓا۟ ve adaletli davranmaktan watuq'siṭū
ve adaletli davranmaktan
إِلَيْهِمْ ۚ onlara ilayhim
onlara
إِنَّ şüphesiz ki inna
şüphesiz ki
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
يُحِبُّ sever yuḥibbu
sever
ٱلْمُقْسِطِينَ adalet yapanları l-muq'siṭīna
adalet yapanları
٨ (8)
(8)
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.
60:9
إِنَّمَا ancak innamā
ancak
يَنْهَىٰكُمُ sizi men'eder yanhākumu
sizi men'eder
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
عَنِ kimselerden ʿani
kimselerden
ٱلَّذِينَ those who alladhīna
those who
قَـٰتَلُوكُمْ sizinle savaşan qātalūkum
sizinle savaşan
فِى hakkında
hakkında
ٱلدِّينِ din l-dīni
din
وَأَخْرَجُوكُم ve sizi çıkaran wa-akhrajūkum
ve sizi çıkaran
مِّن yurtlarınızdan min
yurtlarınızdan
دِيَـٰرِكُمْ your homes diyārikum
your homes
وَظَـٰهَرُوا۟ ve yardım eden waẓāharū
ve yardım eden
عَلَىٰٓ çıkarılmanıza ʿalā
çıkarılmanıza
إِخْرَاجِكُمْ your expulsion ikh'rājikum
your expulsion
أَن dost olmanızdan an
dost olmanızdan
تَوَلَّوْهُمْ ۚ you make them allies tawallawhum
you make them allies
وَمَن ve kim waman
ve kim
يَتَوَلَّهُمْ onlarla dost olursa yatawallahum
onlarla dost olursa
فَأُو۟لَـٰٓئِكَ işte fa-ulāika
işte
هُمُ onlardır humu
onlardır
ٱلظَّـٰلِمُونَ zalimler l-ẓālimūna
zalimler
٩ (9)
(9)
Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.
60:10
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler
ءَامَنُوٓا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar)
إِذَا zaman idhā
zaman
جَآءَكُمُ size geldiği jāakumu
size geldiği
ٱلْمُؤْمِنَـٰتُ mü'min kadınlar l-mu'minātu
mü'min kadınlar
مُهَـٰجِرَٰتٍۢ göç ederek muhājirātin
göç ederek
فَٱمْتَحِنُوهُنَّ ۖ onları imtihan edin fa-im'taḥinūhunna
onları imtihan edin
ٱللَّهُ Allah l-lahu
Allah
أَعْلَمُ daha iyi bilir aʿlamu
daha iyi bilir
بِإِيمَـٰنِهِنَّ ۖ onların imanlarını biīmānihinna
onların imanlarını
فَإِنْ eğer fa-in
eğer
عَلِمْتُمُوهُنَّ anlarsanız ʿalim'tumūhunna
anlarsanız
مُؤْمِنَـٰتٍۢ inanmış olduklarını mu'minātin
inanmış olduklarını
فَلَا onları geri döndürmeyin falā
onları geri döndürmeyin
تَرْجِعُوهُنَّ return them tarjiʿūhunna
return them
إِلَى kafirlere ilā
kafirlere
ٱلْكُفَّارِ ۖ the disbelievers l-kufāri
the disbelievers
لَا değildir
değildir
هُنَّ bunlar (kadınlar) hunna
bunlar (kadınlar)
حِلٌّۭ helal ḥillun
helal
لَّهُمْ onlara lahum
onlara
وَلَا ve değildir walā
ve değildir
هُمْ onlar hum
onlar
يَحِلُّونَ helal yaḥillūna
helal
لَهُنَّ ۖ bunlara lahunna
bunlara
وَءَاتُوهُم ve onlara verin waātūhum
ve onlara verin
مَّآ şey(leri)
şey(leri)
أَنفَقُوا۟ ۚ onların harcadıkları anfaqū
onların harcadıkları
وَلَا ve yoktur walā
ve yoktur
جُنَاحَ bir günah junāḥa
bir günah
عَلَيْكُمْ sizin için ʿalaykum
sizin için
أَن bunlarla evlenmenizde an
bunlarla evlenmenizde
تَنكِحُوهُنَّ you marry them tankiḥūhunna
you marry them
إِذَآ takdirde idhā
takdirde
ءَاتَيْتُمُوهُنَّ kendilerine verdiğiniz ātaytumūhunna
kendilerine verdiğiniz
أُجُورَهُنَّ ۚ ücretlerini ujūrahunna
ücretlerini
وَلَا ve walā
ve
تُمْسِكُوا۟ tutmayın tum'sikū
tutmayın
بِعِصَمِ ismetlerini biʿiṣami
ismetlerini
ٱلْكَوَافِرِ kafir kadınların l-kawāfiri
kafir kadınların
وَسْـَٔلُوا۟ isteyin wasalū
isteyin
مَآ şeyi (mehri)
şeyi (mehri)
أَنفَقْتُمْ harcadığınız anfaqtum
harcadığınız
وَلْيَسْـَٔلُوا۟ ve onlar da istesinler walyasalū
ve onlar da istesinler
مَآ şeyi
şeyi
أَنفَقُوا۟ ۚ harcadıkları anfaqū
harcadıkları
ذَٰلِكُمْ bu size dhālikum
bu size
حُكْمُ hükmüdür ḥuk'mu
hükmüdür
ٱللَّهِ ۖ Allah'ın l-lahi
Allah'ın
يَحْكُمُ (böyle) hükmediyor yaḥkumu
(böyle) hükmediyor
بَيْنَكُمْ ۚ aranızda baynakum
aranızda
وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah
عَلِيمٌ bilendir ʿalīmun
bilendir
حَكِيمٌۭ hüküm ve hikmet sahibidir ḥakīmun
hüküm ve hikmet sahibidir
١٠ (10)
(10)
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.
60:11
وَإِن ve eğer wa-in
ve eğer
فَاتَكُمْ giderse fātakum
giderse
شَىْءٌۭ herhangibir şey shayon
herhangibir şey
مِّنْ eşlerinizden min
eşlerinizden
أَزْوَٰجِكُمْ your wives azwājikum
your wives
إِلَى kafirlere ilā
kafirlere
ٱلْكُفَّارِ the disbelievers l-kufāri
the disbelievers
فَعَاقَبْتُمْ sonra sıra size gelirse faʿāqabtum
sonra sıra size gelirse
فَـَٔاتُوا۟ verin faātū
verin
ٱلَّذِينَ gidenlere alladhīna
gidenlere
ذَهَبَتْ have gone dhahabat
have gone
أَزْوَٰجُهُم eşleri azwājuhum
eşleri
مِّثْلَ mislini mith'la
mislini
مَآ harcadıklarının
harcadıklarının
أَنفَقُوا۟ ۚ they had spent anfaqū
they had spent
وَٱتَّقُوا۟ ve sakının wa-ittaqū
ve sakının
ٱللَّهَ Allah'a l-laha
Allah'a
ٱلَّذِىٓ ki alladhī
ki
أَنتُم siz antum
siz
بِهِۦ ona bihi
ona
مُؤْمِنُونَ inanıyorsunuz mu'minūna
inanıyorsunuz
١١ (11)
(11)
Ey mümin erkekler! Eğer inkar eden (kafir olan) eşlerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir şey geçecek olursa ganimetten, eşleri giden mümin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
60:12
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلنَّبِىُّ peygamber l-nabiyu
peygamber
إِذَا zaman idhā
zaman
جَآءَكَ sana geldiği jāaka
sana geldiği
ٱلْمُؤْمِنَـٰتُ inanmış kadınlar l-mu'minātu
inanmış kadınlar
يُبَايِعْنَكَ sana bi'at ederlerse yubāyiʿ'naka
sana bi'at ederlerse
عَلَىٰٓ hususunda ʿalā
hususunda
أَن ortak koşmamaları an
ortak koşmamaları
لَّا not
not
يُشْرِكْنَ they will associate yush'rik'na
they will associate
بِٱللَّهِ Allah'a bil-lahi
Allah'a
شَيْـًۭٔا hiçbir şeyi shayan
hiçbir şeyi
وَلَا ve walā
ve
يَسْرِقْنَ hırsızlık etmemeleri yasriq'na
hırsızlık etmemeleri
وَلَا ve walā
ve
يَزْنِينَ zina etmemeleri yaznīna
zina etmemeleri
وَلَا ve walā
ve
يَقْتُلْنَ öldürmemeleri yaqtul'na
öldürmemeleri
أَوْلَـٰدَهُنَّ çocuklarını awlādahunna
çocuklarını
وَلَا ve walā
ve
يَأْتِينَ getirmemeleri yatīna
getirmemeleri
بِبُهْتَـٰنٍۢ uydurup bibuh'tānin
uydurup
يَفْتَرِينَهُۥ bir iftira yaftarīnahu
bir iftira
بَيْنَ arasında bayna
arasında
أَيْدِيهِنَّ elleri aydīhinna
elleri
وَأَرْجُلِهِنَّ ve ayakları wa-arjulihinna
ve ayakları
وَلَا ve walā
ve
يَعْصِينَكَ sana karşı gelmemeleri yaʿṣīnaka
sana karşı gelmemeleri
فِى iyi bir işte
iyi bir işte
مَعْرُوفٍۢ ۙ (the) right maʿrūfin
(the) right
فَبَايِعْهُنَّ onlarla bi'atleş fabāyiʿ'hunna
onlarla bi'atleş
وَٱسْتَغْفِرْ ve mağfiret dile wa-is'taghfir
ve mağfiret dile
لَهُنَّ onlar için lahunna
onlar için
ٱللَّهَ ۖ Allah'tan l-laha
Allah'tan
إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz
ٱللَّهَ Allah l-laha
Allah
غَفُورٌۭ çok bağışlayandır ghafūrun
çok bağışlayandır
رَّحِيمٌۭ çok esirgeyendir raḥīmun
çok esirgeyendir
١٢ (12)
(12)
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.
60:13
يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey
ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler
ءَامَنُوا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar)
لَا dostluk etmeyin
dostluk etmeyin
تَتَوَلَّوْا۟ make allies tatawallaw
make allies
قَوْمًا bir topluluk ile qawman
bir topluluk ile
غَضِبَ gazabettiği ghaḍiba
gazabettiği
ٱللَّهُ Allah'ın l-lahu
Allah'ın
عَلَيْهِمْ kendilerine ʿalayhim
kendilerine
قَدْ umudu kesmiş olan qad
umudu kesmiş olan
يَئِسُوا۟ they despair ya-isū
they despair
مِنَ ahiretten mina
ahiretten
ٱلْـَٔاخِرَةِ the Hereafter l-ākhirati
the Hereafter
كَمَا gibi kamā
gibi
يَئِسَ umudu kestiği ya-isa
umudu kestiği
ٱلْكُفَّارُ kafirlerin l-kufāru
kafirlerin
مِنْ halkından min
halkından
أَصْحَـٰبِ (the) companions aṣḥābi
(the) companions
ٱلْقُبُورِ mezarlık l-qubūri
mezarlık
١٣ (13)
(13)
Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.