60
Mümtehine
الممتحنة
Mümtehine Suresi (الممتحنة), Kur’an-ı Kerim’in 60. suresidir — Medeni, 13 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
60:1
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاedinmeyinlāتَتَّخِذُوا۟taketattakhidhūعَدُوِّىbenim düşmanımıʿaduwwīوَعَدُوَّكُمْve sizin düşmanınızıwaʿaduwwakumأَوْلِيَآءَdostlarawliyāaتُلْقُونَsiz iletiyorsunuztul'qūnaإِلَيْهِمonlarailayhimبِٱلْمَوَدَّةِsevgibil-mawadatiوَقَدْhalbukiwaqadكَفَرُوا۟onlar inkar ettilerkafarūبِمَاşeyibimāجَآءَكُمsize gelenjāakumمِّنَhaktanminaٱلْحَقِّthe truthl-ḥaqiيُخْرِجُونَ(yurdunuzdan) çıkardılaryukh'rijūnaٱلرَّسُولَElçiyil-rasūlaوَإِيَّاكُمْ ۙve siziwa-iyyākumأَنdolayıanتُؤْمِنُوا۟inandığınızdantu'minūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiرَبِّكُمْRabbinizrabbikumإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumخَرَجْتُمْçıkmışkharajtumجِهَـٰدًۭاcihadetmek içinjihādanفِىbenim yolumdafīسَبِيلِىMy waysabīlīوَٱبْتِغَآءَve kazanmak içinwa-ib'tighāaمَرْضَاتِى ۚbenim rızamımarḍātīتُسِرُّونَ(nasıl) gizliyorsunuztusirrūnaإِلَيْهِمonlarailayhimبِٱلْمَوَدَّةِiçinizde sevgibil-mawadatiوَأَنَا۠oysa benwa-anāأَعْلَمُbilirimaʿlamuبِمَآşeyleribimāأَخْفَيْتُمْsizin gizlediğinizakhfaytumوَمَآve şeyleriwamāأَعْلَنتُمْ ۚaçığa vurduğunuzaʿlantumوَمَنve kimwamanيَفْعَلْهُbunu yaparsayafʿalhuمِنكُمْsizdenminkumفَقَدْelbettefaqadضَلَّsapmıştırḍallaسَوَآءَdoğrusawāaٱلسَّبِيلِyoldanl-sabīli١
Ey inananlar! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Onlar, size gelen gerçeği inkar etmişken, onlara sevgi gösteriyorsunuz; oysa onlar, Rabbiniz olan Allah'a inandığınızdan ötürü sizi ve Peygamberi yurdunuzdan çıkarıyorlar. Eğer sizler Benim yolumda savaşmak ve rızamı kazanmak için çıkmışsanız onlara nasıl sevgi gösterirsiniz? Ben, sizin gizlediğinizi de, açığa vurduğunuzu da bilirim. İçinizden onlara sevgi gösteren kimse, şüphesiz doğru yoldan sapmıştır.
60:2
إِنeğerinيَثْقَفُوكُمْonlar sizi ele geçirseleryathqafūkumيَكُونُوا۟olurlaryakūnūلَكُمْsizelakumأَعْدَآءًۭdüşmanaʿdāanوَيَبْسُطُوٓا۟ve uzatırlarwayabsuṭūإِلَيْكُمْsizeilaykumأَيْدِيَهُمْelleriniaydiyahumوَأَلْسِنَتَهُمve dilleriniwa-alsinatahumبِٱلسُّوٓءِkötülüklebil-sūiوَوَدُّوا۟ve isterlerwawaddūلَوْkeşkelawتَكْفُرُونَinkar etseniztakfurūna٢
Eğer sizi elegeçirirlerse sizin onlara gösterdiğiniz sevgiyi göstermezler, size düşman olurlar, ellerini ve dillerini fenalık etmek için uzatırlar, keşke inkar etseniz isterler.
60:3
لَنaslalanتَنفَعَكُمْsize fayda vermeztanfaʿakumأَرْحَامُكُمْakrabanızarḥāmukumوَلَآne dewalāأَوْلَـٰدُكُمْ ۚçocuklarınızawlādukumيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiيَفْصِلُayırıryafṣiluبَيْنَكُمْ ۚaranızıbaynakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaبَصِيرٌۭgörmektedirbaṣīrun٣
Yakınlarınız ve çocuklarınız size kıyamet gününde bir fayda veremezler. Allah onlarla sizi ayırır. Allah işlediklerinizi görendir.
60:4
قَدْelbetteqadكَانَتْvardırkānatلَكُمْsizin içinlakumأُسْوَةٌbir örnekus'watunحَسَنَةٌۭgüzelḥasanatunفِىٓİbrahim'defīإِبْرَٰهِيمَIbrahimib'rāhīmaوَٱلَّذِينَve bulunanlardawa-alladhīnaمَعَهُۥٓonunla berabermaʿahuإِذْhaniidhقَالُوا۟onlar demişlerdiqālūلِقَوْمِهِمْkavimlerineliqawmihimإِنَّاelbette bizinnāبُرَءَٰٓؤُا۟uzağızburaāuمِنكُمْsizdenminkumوَمِمَّاvewamimmāتَعْبُدُونَtaptıklarınızdantaʿbudūnaمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiكَفَرْنَاtanımıyoruzkafarnāبِكُمْsizibikumوَبَدَاve belirmiştirwabadāبَيْنَنَاbizim aramızdabaynanāوَبَيْنَكُمُsizinlewabaynakumuٱلْعَدَٰوَةُbir düşmanlıkl-ʿadāwatuوَٱلْبَغْضَآءُve nefretwal-baghḍāuأَبَدًاsürekliabadanحَتَّىٰkadarḥattāتُؤْمِنُوا۟siz inanıncayatu'minūبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَحْدَهُۥٓbir tekwaḥdahuإِلَّاyalnız hariçtirillāقَوْلَdemesiqawlaإِبْرَٰهِيمَİbrahim'inib'rāhīmaلِأَبِيهِbabasınali-abīhiلَأَسْتَغْفِرَنَّmağfiret dileyeceğimla-astaghfirannaلَكَsenin içinlakaوَمَآfakatwamāأَمْلِكُgücüm yetmezamlikuلَكَsenin içinlakaمِنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiمِن(gelecek)minشَىْءٍۢ ۖbir şeyeshayinرَّبَّنَاRabbimizrabbanāعَلَيْكَsanaʿalaykaتَوَكَّلْنَاdayandıktawakkalnāوَإِلَيْكَve sanawa-ilaykaأَنَبْنَاyöneldikanabnāوَإِلَيْكَve sanadırwa-ilaykaٱلْمَصِيرُdönüşl-maṣīru٤
İbrahim ve onunla beraber olanlarda, sizin için uyulacak güzel bir örnek vardır. Onlar milletlerine şöyle demişlerdi: "Biz sizden ve Allah'tan başka taptıklarınızdan uzağız; sizin dininizi inkar ediyoruz; bizimle sizin aranızda yalnız Allah'a inanmanıza kadar ebedi düşmanlık ve öfke başgöstermiştir." -Yalnız, İbrahim'in, babasına: "And olsun ki, senin için mağfiret dileyeceğim, fakat sana Allah'tan gelecek herhangi bir şeyi savmaya gücüm yetmez" sözü bu örneğin dışındadır- "Rabbimiz! Sana güvendik, Sana yöneldik; dönüş Sanadır."
60:5
رَبَّنَاRabbimizrabbanāلَاbizi yapmalāتَجْعَلْنَاmake ustajʿalnāفِتْنَةًۭbir sınavfit'natanلِّلَّذِينَkimseler içinlilladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūوَٱغْفِرْe bağışlawa-igh'firلَنَاbizilanāرَبَّنَآ ۖRabbimizrabbanāإِنَّكَancak SensininnakaأَنتَSenantaٱلْعَزِيزُyegane galibl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibil-ḥakīmu٥
"Rabbimiz! Bizi, inkar edenlerle deneme; bizi bağışla, doğrusu Sen, güçlü olan, Hakim olansın."
60:6
لَقَدْandolsunlaqadكَانَvardırkānaلَكُمْsizin içinlakumفِيهِمْonlardafīhimأُسْوَةٌbir örnekus'watunحَسَنَةٌۭgüzelḥasanatunلِّمَنkimseler içinlimanكَانَarzu edenlerkānaيَرْجُوا۟hopefulyarjūٱللَّهَAllah'ıl-lahaوَٱلْيَوْمَve gününüwal-yawmaٱلْـَٔاخِرَ ۚahiretl-ākhiraوَمَنve kimwamanيَتَوَلَّyüz çevirirseyatawallaفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaهُوَO'durhuwaٱلْغَنِىُّzengin olanl-ghaniyuٱلْحَمِيدُövgüye layık olanl-ḥamīdu٦
And olsun ki, sizlerden, Allah'ı ve ahiret gününü uman kimse için, bunlarda güzel örnekler vardır. Kim yüz çevirirse kendi aleyhine olur, doğrusu Allah müstağnidir, övülmeğe layıktır.
60:7
۞ عَسَىbelki deʿasāٱللَّهُAllahl-lahuأَنkoyaranيَجْعَلَwill putyajʿalaبَيْنَكُمْsizinlebaynakumوَبَيْنَarasınawabaynaٱلَّذِينَdüşman olduklarınızalladhīnaعَادَيْتُمyou have been enemiesʿādaytumمِّنْهُمonlardanmin'humمَّوَدَّةًۭ ۚbir sevgimawaddatanوَٱللَّهُve Allahwal-lahuقَدِيرٌۭ ۚkadirdirqadīrunوَٱللَّهُve Allahwal-lahuغَفُورٌۭçok bağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭçok esirgeyendirraḥīmun٧
Allah'ın sizinle, düşmanlık gösterdiğiniz kimseler arasında bir sevgi yaratması umulur; Allah Kadir'dir, Allah bağışlayandır, acıyandır.
60:8
لَّاsizi men'etmezlāيَنْهَىٰكُمُ(does) forbid youyanhākumuٱللَّهُAllahl-lahuعَنِkimselerdenʿaniٱلَّذِينَthose whoalladhīnaلَمْsizinle savaşmayanlamيُقَـٰتِلُوكُمْfight youyuqātilūkumفِىhakkındafīٱلدِّينِdinl-dīniوَلَمْvewalamيُخْرِجُوكُمsizi çıkarmayanyukh'rijūkumمِّنyurtlarınızdan;minدِيَـٰرِكُمْyour homesdiyārikumأَنiyilik etmektenanتَبَرُّوهُمْyou deal kindlytabarrūhumوَتُقْسِطُوٓا۟ve adaletli davranmaktanwatuq'siṭūإِلَيْهِمْ ۚonlarailayhimإِنَّşüphesiz kiinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُحِبُّseveryuḥibbuٱلْمُقْسِطِينَadalet yapanlarıl-muq'siṭīna٨
Allah, din uğrunda sizinle savaşmayan, sizi yurdunuzdan çıkarmayan kimselere iyilik yapmanızı ve onlara karşı adil davranmanızı yasak kılmaz; doğrusu Allah adil olanları sever.
60:9
إِنَّمَاancakinnamāيَنْهَىٰكُمُsizi men'ederyanhākumuٱللَّهُAllahl-lahuعَنِkimselerdenʿaniٱلَّذِينَthose whoalladhīnaقَـٰتَلُوكُمْsizinle savaşanqātalūkumفِىhakkındafīٱلدِّينِdinl-dīniوَأَخْرَجُوكُمve sizi çıkaranwa-akhrajūkumمِّنyurtlarınızdanminدِيَـٰرِكُمْyour homesdiyārikumوَظَـٰهَرُوا۟ve yardım edenwaẓāharūعَلَىٰٓçıkarılmanızaʿalāإِخْرَاجِكُمْyour expulsionikh'rājikumأَنdost olmanızdananتَوَلَّوْهُمْ ۚyou make them alliestawallawhumوَمَنve kimwamanيَتَوَلَّهُمْonlarla dost olursayatawallahumفَأُو۟لَـٰٓئِكَiştefa-ulāikaهُمُonlardırhumuٱلظَّـٰلِمُونَzalimlerl-ẓālimūna٩
Allah, ancak sizinle din uğrunda savaşanları, sizi yurtlarınızdan çıkaranları ve çıkarılmanıza yardım edenleri dost edinmenizi yasak eder; kim onları dost edinirse, işte onlar zalimdir.
60:10
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāجَآءَكُمُsize geldiğijāakumuٱلْمُؤْمِنَـٰتُmü'min kadınlarl-mu'minātuمُهَـٰجِرَٰتٍۢgöç ederekmuhājirātinفَٱمْتَحِنُوهُنَّ ۖonları imtihan edinfa-im'taḥinūhunnaٱللَّهُAllahl-lahuأَعْلَمُdaha iyi biliraʿlamuبِإِيمَـٰنِهِنَّ ۖonların imanlarınıbiīmānihinnaفَإِنْeğerfa-inعَلِمْتُمُوهُنَّanlarsanızʿalim'tumūhunnaمُؤْمِنَـٰتٍۢinanmış olduklarınımu'minātinفَلَاonları geri döndürmeyinfalāتَرْجِعُوهُنَّreturn themtarjiʿūhunnaإِلَىkafirlereilāٱلْكُفَّارِ ۖthe disbelieversl-kufāriلَاdeğildirlāهُنَّbunlar (kadınlar)hunnaحِلٌّۭhelalḥillunلَّهُمْonlaralahumوَلَاve değildirwalāهُمْonlarhumيَحِلُّونَhelalyaḥillūnaلَهُنَّ ۖbunlaralahunnaوَءَاتُوهُمve onlara verinwaātūhumمَّآşey(leri)māأَنفَقُوا۟ ۚonların harcadıklarıanfaqūوَلَاve yokturwalāجُنَاحَbir günahjunāḥaعَلَيْكُمْsizin içinʿalaykumأَنbunlarla evlenmenizdeanتَنكِحُوهُنَّyou marry themtankiḥūhunnaإِذَآtakdirdeidhāءَاتَيْتُمُوهُنَّkendilerine verdiğinizātaytumūhunnaأُجُورَهُنَّ ۚücretleriniujūrahunnaوَلَاvewalāتُمْسِكُوا۟tutmayıntum'sikūبِعِصَمِismetlerinibiʿiṣamiٱلْكَوَافِرِkafir kadınlarınl-kawāfiriوَسْـَٔلُوا۟isteyinwasalūمَآşeyi (mehri)māأَنفَقْتُمْharcadığınızanfaqtumوَلْيَسْـَٔلُوا۟ve onlar da istesinlerwalyasalūمَآşeyimāأَنفَقُوا۟ ۚharcadıklarıanfaqūذَٰلِكُمْbu sizedhālikumحُكْمُhükmüdürḥuk'muٱللَّهِ ۖAllah'ınl-lahiيَحْكُمُ(böyle) hükmediyoryaḥkumuبَيْنَكُمْ ۚaranızdabaynakumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuعَلِيمٌbilendirʿalīmunحَكِيمٌۭhüküm ve hikmet sahibidirḥakīmun١٠
Ey inananlar! İnanmış kadınlar hicret ederek size gelirlerse onları deneyin, hicretlerinin sebebini inceleyin. Allah onların imanlarını çok iyi bilir. Onların mümin kadınlar olduklarını öğrenirseniz, inkarcılara geri çevirmeyin. Bu kadınlar, o inkarcılara helal değildir Onlar da bunlara helal olmazlar. İnkarcıların bu kadınlara verdikleri mehirleri iade edin: Bu kadınların mehirlerini kendilerine verdiğiniz zaman, onlarla evlenmenizde bir engel yoktur. İnkarcı kadınları nikahınızda tutmayın; onlara verdiğiniz mehri isteyin; inkarcı erkekler de hicret eden mümin kadınlara verdikleri mehirleri istesinler. Allah'ın hükmü budur; aranızda O hükmeder. Allah bilendir, Hakim'dir.
60:11
وَإِنve eğerwa-inفَاتَكُمْgidersefātakumشَىْءٌۭherhangibir şeyshayonمِّنْeşlerinizdenminأَزْوَٰجِكُمْyour wivesazwājikumإِلَىkafirlereilāٱلْكُفَّارِthe disbelieversl-kufāriفَعَاقَبْتُمْsonra sıra size gelirsefaʿāqabtumفَـَٔاتُوا۟verinfaātūٱلَّذِينَgidenlerealladhīnaذَهَبَتْhave gonedhahabatأَزْوَٰجُهُمeşleriazwājuhumمِّثْلَmislinimith'laمَآharcadıklarınınmāأَنفَقُوا۟ ۚthey had spentanfaqūوَٱتَّقُوا۟ve sakınınwa-ittaqūٱللَّهَAllah'al-lahaٱلَّذِىٓkialladhīأَنتُمsizantumبِهِۦonabihiمُؤْمِنُونَinanıyorsunuzmu'minūna١١
Ey mümin erkekler! Eğer inkar eden (kafir olan) eşlerinize sarfettiklerinizden inkarcılara bir şey geçecek olursa ganimetten, eşleri giden mümin erkeklere sarfettikleri miktar kadarını verin. İnandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.
60:12
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuإِذَاzamanidhāجَآءَكَsana geldiğijāakaٱلْمُؤْمِنَـٰتُinanmış kadınlarl-mu'minātuيُبَايِعْنَكَsana bi'at ederlerseyubāyiʿ'nakaعَلَىٰٓhususundaʿalāأَنortak koşmamalarıanلَّاnotlāيُشْرِكْنَthey will associateyush'rik'naبِٱللَّهِAllah'abil-lahiشَيْـًۭٔاhiçbir şeyishayanوَلَاvewalāيَسْرِقْنَhırsızlık etmemeleriyasriq'naوَلَاvewalāيَزْنِينَzina etmemeleriyaznīnaوَلَاvewalāيَقْتُلْنَöldürmemeleriyaqtul'naأَوْلَـٰدَهُنَّçocuklarınıawlādahunnaوَلَاvewalāيَأْتِينَgetirmemeleriyatīnaبِبُهْتَـٰنٍۢuydurupbibuh'tāninيَفْتَرِينَهُۥbir iftirayaftarīnahuبَيْنَarasındabaynaأَيْدِيهِنَّelleriaydīhinnaوَأَرْجُلِهِنَّve ayaklarıwa-arjulihinnaوَلَاvewalāيَعْصِينَكَsana karşı gelmemeleriyaʿṣīnakaفِىiyi bir iştefīمَعْرُوفٍۢ ۙ(the) rightmaʿrūfinفَبَايِعْهُنَّonlarla bi'atleşfabāyiʿ'hunnaوَٱسْتَغْفِرْve mağfiret dilewa-is'taghfirلَهُنَّonlar içinlahunnaٱللَّهَ ۖAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaغَفُورٌۭçok bağışlayandırghafūrunرَّحِيمٌۭçok esirgeyendirraḥīmun١٢
Ey Peygamber! İnanmış kadınlar, Allah'a hiçbir ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, başkasının çocuğunu sahiplenerek kocasına isnadda bulunmamak ve uygun olanı işlemekte sana karşı gelmemek şartıyla sana beyat etmek üzere geldikleri zaman, onları kabul et; onlara Allah'tan bağışlanma dile; doğrusu Allah, bağışlayandır, acıyandır.
60:13
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاdostluk etmeyinlāتَتَوَلَّوْا۟make alliestatawallawقَوْمًاbir topluluk ileqawmanغَضِبَgazabettiğighaḍibaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْهِمْkendilerineʿalayhimقَدْumudu kesmiş olanqadيَئِسُوا۟they despairya-isūمِنَahirettenminaٱلْـَٔاخِرَةِthe Hereafterl-ākhiratiكَمَاgibikamāيَئِسَumudu kestiğiya-isaٱلْكُفَّارُkafirlerinl-kufāruمِنْhalkındanminأَصْحَـٰبِ(the) companionsaṣḥābiٱلْقُبُورِmezarlıkl-qubūri١٣
Ey inananlar! Allah'ın gazabına uğramış milleti dost edinmeyin; inkarcıların kabirde bulunan kimselerden umutlarını kestikleri gibi, onlar da, ahiretten umutlarını kesmişlerdir.
—
—
—
—
Loading…