61
Saf
الصف
Saf Suresi (الصف), Kur’an-ı Kerim’in 61. suresidir — Medeni, 14 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
61:1
سَبَّحَtesbih etmektedirsabbaḥaلِلَّهِAllah'ılillahiمَاne varsamāفِىgöklerdefīٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَاve ne varsawamāفِىyerdefīٱلْأَرْضِ ۖthe earthl-arḍiوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُüstündürl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhüküm ve hikmet sahibidirl-ḥakīmu١
Göklerde olanlar da yerde olanlar da Allah'ı tesbih ederler. O, güçlüdür, Hakim'dir.
61:2
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلِمَniçin?limaتَقُولُونَsöylüyorsunuztaqūlūnaمَاşeyimāلَاyapmayacağınızlāتَفْعَلُونَyou dotafʿalūna٢
Ey inananlar! Yapmayacağınız şeyi niçin söylersiniz?
61:3
كَبُرَbüyüktürkaburaمَقْتًاgazabımaqtanعِندَkatındaʿindaٱللَّهِAllahl-lahiأَنsöylemeninanتَقُولُوا۟you saytaqūlūمَاşeyimāلَاyapmayacağınızlāتَفْعَلُونَyou dotafʿalūna٣
Yapmayacağınız şeyi söylemeniz, Allah katında büyük gazaba sebep olur.
61:4
إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيُحِبُّseveryuḥibbuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaيُقَـٰتِلُونَçarpışan(ları)yuqātilūnaفِىkendi yolundafīسَبِيلِهِۦHis Waysabīlihiصَفًّۭاsaf bağlayarakṣaffanكَأَنَّهُمgibika-annahumبُنْيَـٰنٌۭbinalarbun'yānunمَّرْصُوصٌۭkenetlenmişmarṣūṣun٤
Doğrusu Allah, kendi uğrunda, kenetlenmiş bir duvar gibi, saf halinde çarpışanları sever.
61:5
وَإِذْbir zamanwa-idhقَالَdemiştiqālaمُوسَىٰMusamūsāلِقَوْمِهِۦkavmineliqawmihiيَـٰقَوْمِey kavmimyāqawmiلِمَniçin?limaتُؤْذُونَنِىbeni incitiyorsunuztu'dhūnanīوَقَدhaldewaqadتَّعْلَمُونَbiliyorsunuztaʿlamūnaأَنِّىgerçekten benimannīرَسُولُelçisi (olduğumu)rasūluٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِلَيْكُمْ ۖsizeilaykumفَلَمَّاzamanfalammāزَاغُوٓا۟onlar eğrildiğizāghūأَزَاغَeğrilttiazāghaٱللَّهُAllah dal-lahuقُلُوبَهُمْ ۚkalbleriniqulūbahumوَٱللَّهُve Allahwal-lahuلَاdoğru yola iletmezlāيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَkavmil-qawmaٱلْفَـٰسِقِينَyoldan çıkanl-fāsiqīna٥
Musa milletine: "Ey milletim! Beni niçin incitirsiniz? Oysa, benim size gönderilmiş Allah'ın bir peygamberi olduğumu biliyorsunuz" demişti. Ama onlar yoldan sapınca, Allah da onların kalblerini saptırmıştı. Allah, yoldan çıkan milleti doğru yola eriştirmez.
61:6
وَإِذْve haniwa-idhقَالَdemiştiqālaعِيسَىÎsaʿīsāٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَMeryemmaryamaيَـٰبَنِىٓey oğullarıyābanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaإِنِّىelbette beninnīرَسُولُelçisiyimrasūluٱللَّهِAllah'ınl-lahiإِلَيْكُمsize (gönderilen)ilaykumمُّصَدِّقًۭاdoğrulayıcımuṣaddiqanلِّمَاolanılimāبَيْنَelimdebaynaيَدَىَّmy handsyadayyaمِنَTevrattanminaٱلتَّوْرَىٰةِthe Tauratl-tawrātiوَمُبَشِّرًۢاve müjdeleyiciyimwamubashiranبِرَسُولٍۢbir elçiyibirasūlinيَأْتِىgelecekyatīمِنۢbenden sonraminبَعْدِىafter mebaʿdīٱسْمُهُۥٓonun ismius'muhuأَحْمَدُ ۖAhmed'diraḥmaduفَلَمَّاzamanfalammāجَآءَهُمonlara geldiğijāahumبِٱلْبَيِّنَـٰتِapaçık delillerlebil-bayinātiقَالُوا۟dedilerqālūهَـٰذَاbuhādhāسِحْرٌۭbir büyüdürsiḥ'runمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٦
Meryem oğlu İsa: "Ey İsrailoğulları! Doğrusu ben, benden önce gelmiş olan Tevrat'ı doğrulayan, benden sonra gelecek ve adı Ahmet olacak bir peygamberi müjdeleyen, Allah'ın size gönderilmiş bir peygamberiyim" demişti. Ama o elçi, kendilerine belgelerle geldiği zaman: "Bu, apaçık bir sihirdir" demişlerdi.
61:7
وَمَنْve kim (olabilir?)wamanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنِkimsedenmimmaniٱفْتَرَىٰiftira atanif'tarāعَلَىüstüneʿalāٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلْكَذِبَyalanl-kadhibaوَهُوَve owahuwaيُدْعَىٰٓçağırıldığı haldeyud'ʿāإِلَىislamailāٱلْإِسْلَـٰمِ ۚIslaml-is'lāmiوَٱللَّهُve Allahwal-lahuلَاdoğru yola iletmezlāيَهْدِىguideyahdīٱلْقَوْمَtopluluğunul-qawmaٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerl-ẓālimīna٧
Müslüman olmağa çağırılmışken gelmeyip Allah'a karşı yalan uydurandan daha zalim kimdir? Allah, zalim olan milleti doğru yola eriştirmez.
61:8
يُرِيدُونَistiyorlaryurīdūnaلِيُطْفِـُٔوا۟söndürmekliyuṭ'fiūنُورَnurununūraٱللَّهِAllah'ınl-lahiبِأَفْوَٰهِهِمْağızlarıylebi-afwāhihimوَٱللَّهُve Allahwal-lahuمُتِمُّtamamlayacaktırmutimmuنُورِهِۦnurununūrihiوَلَوْve şayetwalawكَرِهَhoşlanmasa dakarihaٱلْكَـٰفِرُونَkafirlerl-kāfirūna٨
Ağızlarıyla Allah'ın nurunu söndürmek isterler. İnkarcılar ne kadar istemeseler de, Allah nurunu, dinini tamamlayacaktır.
61:9
هُوَOhuwaٱلَّذِىٓkialladhīأَرْسَلَgönderdiarsalaرَسُولَهُۥelçisinirasūlahuبِٱلْهُدَىٰhidayetlebil-hudāوَدِينِve din ilewadīniٱلْحَقِّhakl-ḥaqiلِيُظْهِرَهُۥonu getirsin diyeliyuẓ'hirahuعَلَىüstünʿalāٱلدِّينِdinlerel-dīniكُلِّهِۦbütünkullihiوَلَوْve şayetwalawكَرِهَhoşlanmasa dakarihaٱلْمُشْرِكُونَmüşriklerl-mush'rikūna٩
Ortak koşanlar istemese de, dinini bütün dinlerden üstün kılmak için, Peygamberini, doğruluk rehberi Kuran ve gerçek dinle gönderen O'dur.
61:10
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūهَلْsize göstereyimmi?halأَدُلُّكُمْI guide youadullukumعَلَىٰbir ticaretʿalāتِجَـٰرَةٍۢa transactiontijāratinتُنجِيكُمsizi kurtaracaktunjīkumمِّنْazabdanminعَذَابٍa punishmentʿadhābinأَلِيمٍۢacıklıalīmin١٠
Ey inananlar! Sizi can yakıcı bir azabdan kurtaracak, kazançlı bir yolu size göstereyim mi?
61:11
تُؤْمِنُونَinanırsınıztu'minūnaبِٱللَّهِAllah'abil-lahiوَرَسُولِهِۦve Elçisinewarasūlihiوَتُجَـٰهِدُونَve cihadedersinizwatujāhidūnaفِىyolundafīسَبِيلِ(the) waysabīliٱللَّهِAllahl-lahiبِأَمْوَٰلِكُمْmallarınızlabi-amwālikumوَأَنفُسِكُمْ ۚve canlarınızlawa-anfusikumذَٰلِكُمْişte budurdhālikumخَيْرٌۭen iyisikhayrunلَّكُمْsizin içinlakumإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumتَعْلَمُونَbiliyor(lar)taʿlamūna١١
Allah'a ve Peygamberine inanırsınız; Allah yolunda canlarınızla, mallarınızla cihat edersiniz; bilseniz, bu sizin için en iyi yoldur.
61:12
يَغْفِرْbağışlasınyaghfirلَكُمْsizinlakumذُنُوبَكُمْgünahlarınızıdhunūbakumوَيُدْخِلْكُمْve sizi koysunwayud'khil'kumجَنَّـٰتٍۢcennetlerejannātinتَجْرِىakantajrīمِنaltlarındanminتَحْتِهَاunderneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُırmaklarl-anhāruوَمَسَـٰكِنَve konutlarawamasākinaطَيِّبَةًۭgüzelṭayyibatanفِىiçindefīجَنَّـٰتِbahçelerjannātiعَدْنٍۢ ۚdurulmağa değerʿadninذَٰلِكَişte budurdhālikaٱلْفَوْزُbaşarıl-fawzuٱلْعَظِيمُbüyükl-ʿaẓīmu١٢
Böyle yaparsanız, Allah günahlarınızı size bağışlar, sizi, içlerinden ırmaklar akan cennetlere, Adn cennetlerinde hoş yerlere koyar. Büyük kurtuluş budur.
61:13
وَأُخْرَىٰbir şey daha varwa-ukh'rāتُحِبُّونَهَا ۖseveceğiniztuḥibbūnahāنَصْرٌۭbir zafernaṣrunمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiوَفَتْحٌۭve bir fetihwafatḥunقَرِيبٌۭ ۗyakınqarībunوَبَشِّرِve müjdelewabashiriٱلْمُؤْمِنِينَmü'minleril-mu'minīna١٣
Bundan başka, sevdiğiniz bir şey daha: Allah katından bir yardım ve yakın bir zafer vardır. İnananlara müjde ver.
61:14
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūكُونُوٓا۟olunkūnūأَنصَارَyardımcılarıanṣāraٱللَّهِAllah'ınl-lahiكَمَاnitekimkamāقَالَdemiştiqālaعِيسَىÎsaʿīsāٱبْنُoğluub'nuمَرْيَمَMeryemmaryamaلِلْحَوَارِيِّـۧنَhavarilerelil'ḥawāriyyīnaمَنْkimdir?manأَنصَارِىٓbenim yardımcılarımanṣārīإِلَى(yolunda)ilāٱللَّهِ ۖAllahl-lahiقَالَdedilerqālaٱلْحَوَارِيُّونَhavarilerl-ḥawāriyūnaنَحْنُbiziznaḥnuأَنصَارُyardımclarınanṣāruٱللَّهِ ۖAllah(yolun)unl-lahiفَـَٔامَنَتinandıfaāmanatطَّآئِفَةٌۭbir zümreṭāifatunمِّنۢoğullarındanminبَنِىٓChildrenbanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaوَكَفَرَتve inkar ettiwakafaratطَّآئِفَةٌۭ ۖbir zümreṭāifatunفَأَيَّدْنَاbiz de destekledikfa-ayyadnāٱلَّذِينَkimselerialladhīnaءَامَنُوا۟inanan(ları)āmanūعَلَىٰkarşıʿalāعَدُوِّهِمْdüşmanlarınaʿaduwwihimفَأَصْبَحُوا۟onlar oldularfa-aṣbaḥūظَـٰهِرِينَüstün gelenlerdenẓāhirīna١٤
Ey inananlar! Allah'ın dininin yardımcıları olun. Nitekim, Meryem oğlu İsa, Havarilere: "Allah'a giden yolda yardımcılarım kimlerdir?" deyince, Havariler: "Allah'ın dininin yardımcıları biziz" demişlerdi. İsrailoğullarının bir takımı böylece inanmış, bir takımı da inkar etmişti; ama Biz, inananları düşmanlarına karşı destekledik de üstün geldiler.
—
—
—
—
Loading…