62
Cuma
الجمعة
Besmele
بِسْمِ
adıyla
bis'mi
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
adıyla ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın ٱلرَّحْمَـٰنِ Rahman l-raḥmāni
Rahman ٱلرَّحِيمِ Rahim l-raḥīmi
Rahim
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
62:1
يُسَبِّحُ
tesbih etmektedir
yusabbiḥu
tesbih etmektedir لِلَّهِ Allah'ı lillahi
Allah'ı مَا ne varsa mā
ne varsa فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَمَا ve ne varsa wamā
ve ne varsa فِى yerde fī
yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth ٱلْمَلِكِ padişah l-maliki
padişah ٱلْقُدُّوسِ mukaddes l-qudūsi
mukaddes ٱلْعَزِيزِ aziz l-ʿazīzi
aziz ٱلْحَكِيمِ hakim l-ḥakīmi
hakim ١ (1)
(1)
tesbih etmektedir لِلَّهِ Allah'ı lillahi
Allah'ı مَا ne varsa mā
ne varsa فِى göklerde fī
göklerde ٱلسَّمَـٰوَٰتِ the heavens l-samāwāti
the heavens وَمَا ve ne varsa wamā
ve ne varsa فِى yerde fī
yerde ٱلْأَرْضِ the earth l-arḍi
the earth ٱلْمَلِكِ padişah l-maliki
padişah ٱلْقُدُّوسِ mukaddes l-qudūsi
mukaddes ٱلْعَزِيزِ aziz l-ʿazīzi
aziz ٱلْحَكِيمِ hakim l-ḥakīmi
hakim ١ (1)
(1)
Göklerde olanlar ve yerde bulunanlar, hükümran, çok kutsal, güçlü ve Hakim olan Allah'ı tesbih ederler.
62:2
هُوَ
O
huwa
O ٱلَّذِى gönderendir alladhī
gönderendir بَعَثَ sent baʿatha
sent فِى içinde fī
içinde ٱلْأُمِّيِّـۧنَ ümmiler l-umiyīna
ümmiler رَسُولًۭا bir elçi rasūlan
bir elçi مِّنْهُمْ kendilerinden olan min'hum
kendilerinden olan يَتْلُوا۟ okuyan yatlū
okuyan عَلَيْهِمْ onlara ʿalayhim
onlara ءَايَـٰتِهِۦ O'nun ayetlerini āyātihi
O'nun ayetlerini وَيُزَكِّيهِمْ ve onları yücelten wayuzakkīhim
ve onları yücelten وَيُعَلِّمُهُمُ ve onlara öğreten wayuʿallimuhumu
ve onlara öğreten ٱلْكِتَـٰبَ Kitabı l-kitāba
Kitabı وَٱلْحِكْمَةَ ve hikmeti wal-ḥik'mata
ve hikmeti وَإِن oysa wa-in
oysa كَانُوا۟ onlar idiler kānū
onlar idiler مِن önceden min
önceden قَبْلُ before qablu
before لَفِى içinde lafī
içinde ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık ḍalālin
bir sapıklık مُّبِينٍۢ açık mubīnin
açık ٢ (2)
(2)
O ٱلَّذِى gönderendir alladhī
gönderendir بَعَثَ sent baʿatha
sent فِى içinde fī
içinde ٱلْأُمِّيِّـۧنَ ümmiler l-umiyīna
ümmiler رَسُولًۭا bir elçi rasūlan
bir elçi مِّنْهُمْ kendilerinden olan min'hum
kendilerinden olan يَتْلُوا۟ okuyan yatlū
okuyan عَلَيْهِمْ onlara ʿalayhim
onlara ءَايَـٰتِهِۦ O'nun ayetlerini āyātihi
O'nun ayetlerini وَيُزَكِّيهِمْ ve onları yücelten wayuzakkīhim
ve onları yücelten وَيُعَلِّمُهُمُ ve onlara öğreten wayuʿallimuhumu
ve onlara öğreten ٱلْكِتَـٰبَ Kitabı l-kitāba
Kitabı وَٱلْحِكْمَةَ ve hikmeti wal-ḥik'mata
ve hikmeti وَإِن oysa wa-in
oysa كَانُوا۟ onlar idiler kānū
onlar idiler مِن önceden min
önceden قَبْلُ before qablu
before لَفِى içinde lafī
içinde ضَلَـٰلٍۢ bir sapıklık ḍalālin
bir sapıklık مُّبِينٍۢ açık mubīnin
açık ٢ (2)
(2)
Kitapsız (okuma-yazma bilmeyen) kimseler arasından, kendilerine ayetlerini okuyan, onları arıtan, onlara Kitabı ve hikmeti öğreten bir Peygamber gönderen O'dur. Onlar, daha önce, şüphesiz apaçık bir sapıklık içinde idiler.
62:3
وَءَاخَرِينَ
ve diğerlerine
waākharīna
ve diğerlerine مِنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan لَمَّا henüz lammā
henüz يَلْحَقُوا۟ katılmayan yalḥaqū
katılmayan بِهِمْ ۚ kendilerine bihim
kendilerine وَهُوَ ve O wahuwa
ve O ٱلْعَزِيزُ azizdir l-ʿazīzu
azizdir ٱلْحَكِيمُ hakimdir l-ḥakīmu
hakimdir ٣ (3)
(3)
ve diğerlerine مِنْهُمْ onlardan min'hum
onlardan لَمَّا henüz lammā
henüz يَلْحَقُوا۟ katılmayan yalḥaqū
katılmayan بِهِمْ ۚ kendilerine bihim
kendilerine وَهُوَ ve O wahuwa
ve O ٱلْعَزِيزُ azizdir l-ʿazīzu
azizdir ٱلْحَكِيمُ hakimdir l-ḥakīmu
hakimdir ٣ (3)
(3)
Onlardan başkalarına da -ki henüz onlara katılmamışlardır- Kitap ve hikmeti öğretmek üzere, Peygamberi gönderen Allah'tır. O, güçlüdür, Hakim'dir.
62:4
ذَٰلِكَ
bu
dhālika
bu فَضْلُ lutfudur faḍlu
lutfudur ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın يُؤْتِيهِ vereceği yu'tīhi
vereceği مَن kimseye man
kimseye يَشَآءُ ۚ dilediği yashāu
dilediği وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah ذُو sahibidir dhū
sahibidir ٱلْفَضْلِ lutuf l-faḍli
lutuf ٱلْعَظِيمِ büyük l-ʿaẓīmi
büyük ٤ (4)
(4)
bu فَضْلُ lutfudur faḍlu
lutfudur ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın يُؤْتِيهِ vereceği yu'tīhi
vereceği مَن kimseye man
kimseye يَشَآءُ ۚ dilediği yashāu
dilediği وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah ذُو sahibidir dhū
sahibidir ٱلْفَضْلِ lutuf l-faḍli
lutuf ٱلْعَظِيمِ büyük l-ʿaẓīmi
büyük ٤ (4)
(4)
Bu, Allah'ın dilediğine verdiği lütfüdür. Allah, büyük lütuf sahibidir.
62:5
مَثَلُ
durumu
mathalu
durumu ٱلَّذِينَ yükletilenlerin alladhīna
yükletilenlerin حُمِّلُوا۟ were entrusted ḥummilū
were entrusted ٱلتَّوْرَىٰةَ Tevrat l-tawrāta
Tevrat ثُمَّ sonra da thumma
sonra da لَمْ onu taşımayanların lam
onu taşımayanların يَحْمِلُوهَا they bore it yaḥmilūhā
they bore it كَمَثَلِ durumu gibidir kamathali
durumu gibidir ٱلْحِمَارِ eşeğin l-ḥimāri
eşeğin يَحْمِلُ taşıyan yaḥmilu
taşıyan أَسْفَارًۢا ۚ kitaplar asfāran
kitaplar بِئْسَ ne kötüdür bi'sa
ne kötüdür مَثَلُ durumu mathalu
durumu ٱلْقَوْمِ kavmin l-qawmi
kavmin ٱلَّذِينَ yalanlayan alladhīna
yalanlayan كَذَّبُوا۟ deny kadhabū
deny بِـَٔايَـٰتِ ayetlerini biāyāti
ayetlerini ٱللَّهِ ۚ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah لَا doğru yola iletmez lā
doğru yola iletmez يَهْدِى guide yahdī
guide ٱلْقَوْمَ topluluğunu l-qawma
topluluğunu ٱلظَّـٰلِمِينَ zalimler l-ẓālimīna
zalimler ٥ (5)
(5)
durumu ٱلَّذِينَ yükletilenlerin alladhīna
yükletilenlerin حُمِّلُوا۟ were entrusted ḥummilū
were entrusted ٱلتَّوْرَىٰةَ Tevrat l-tawrāta
Tevrat ثُمَّ sonra da thumma
sonra da لَمْ onu taşımayanların lam
onu taşımayanların يَحْمِلُوهَا they bore it yaḥmilūhā
they bore it كَمَثَلِ durumu gibidir kamathali
durumu gibidir ٱلْحِمَارِ eşeğin l-ḥimāri
eşeğin يَحْمِلُ taşıyan yaḥmilu
taşıyan أَسْفَارًۢا ۚ kitaplar asfāran
kitaplar بِئْسَ ne kötüdür bi'sa
ne kötüdür مَثَلُ durumu mathalu
durumu ٱلْقَوْمِ kavmin l-qawmi
kavmin ٱلَّذِينَ yalanlayan alladhīna
yalanlayan كَذَّبُوا۟ deny kadhabū
deny بِـَٔايَـٰتِ ayetlerini biāyāti
ayetlerini ٱللَّهِ ۚ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah لَا doğru yola iletmez lā
doğru yola iletmez يَهْدِى guide yahdī
guide ٱلْقَوْمَ topluluğunu l-qawma
topluluğunu ٱلظَّـٰلِمِينَ zalimler l-ẓālimīna
zalimler ٥ (5)
(5)
Kendilerine Tevrat öğretildiği halde, onun gereğini yapmayanların durumu, sırtına kitap yüklenmiş merkebin durumu gibidir. Allah'ın ayetlerini yalanlayan kimselerin durumu ne kötüdür! Allah zalimleri doğru yola eriştirmez.
62:6
قُلْ
de ki
qul
de ki يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar هَادُوٓا۟ yahudi hādū
yahudi إِن eğer in
eğer زَعَمْتُمْ sanıyorsanız zaʿamtum
sanıyorsanız أَنَّكُمْ yalnız sizsiniz annakum
yalnız sizsiniz أَوْلِيَآءُ dostları awliyāu
dostları لِلَّهِ Allah'ın lillahi
Allah'ın مِن başka olarak min
başka olarak دُونِ excluding dūni
excluding ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan فَتَمَنَّوُا۟ temenni edin fatamannawū
temenni edin ٱلْمَوْتَ ölümü l-mawta
ölümü إِن eğer in
eğer كُنتُمْ iseniz kuntum
iseniz صَـٰدِقِينَ samimi(ler) ṣādiqīna
samimi(ler) ٦ (6)
(6)
de ki يَـٰٓأَيُّهَا ey yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ olanlar alladhīna
olanlar هَادُوٓا۟ yahudi hādū
yahudi إِن eğer in
eğer زَعَمْتُمْ sanıyorsanız zaʿamtum
sanıyorsanız أَنَّكُمْ yalnız sizsiniz annakum
yalnız sizsiniz أَوْلِيَآءُ dostları awliyāu
dostları لِلَّهِ Allah'ın lillahi
Allah'ın مِن başka olarak min
başka olarak دُونِ excluding dūni
excluding ٱلنَّاسِ insanlardan l-nāsi
insanlardan فَتَمَنَّوُا۟ temenni edin fatamannawū
temenni edin ٱلْمَوْتَ ölümü l-mawta
ölümü إِن eğer in
eğer كُنتُمْ iseniz kuntum
iseniz صَـٰدِقِينَ samimi(ler) ṣādiqīna
samimi(ler) ٦ (6)
(6)
De ki: "Ey Yahudiler! Bütün insanlar bir yana, yalnız kendinizin Allah'ın dostları olduğunuzu iddia ediyorsanız ve bunda samimi iseniz, ölümü dilesenize!"
62:7
وَلَا
ve
walā
ve يَتَمَنَّوْنَهُۥٓ temenni etmezler yatamannawnahu
temenni etmezler أَبَدًۢا asla abadan
asla بِمَا yüzünden bimā
yüzünden قَدَّمَتْ öne sürdükleri qaddamat
öne sürdükleri أَيْدِيهِمْ ۚ ellerinin aydīhim
ellerinin وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah عَلِيمٌۢ bilir ʿalīmun
bilir بِٱلظَّـٰلِمِينَ zalimleri bil-ẓālimīna
zalimleri ٧ (7)
(7)
ve يَتَمَنَّوْنَهُۥٓ temenni etmezler yatamannawnahu
temenni etmezler أَبَدًۢا asla abadan
asla بِمَا yüzünden bimā
yüzünden قَدَّمَتْ öne sürdükleri qaddamat
öne sürdükleri أَيْدِيهِمْ ۚ ellerinin aydīhim
ellerinin وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah عَلِيمٌۢ bilir ʿalīmun
bilir بِٱلظَّـٰلِمِينَ zalimleri bil-ẓālimīna
zalimleri ٧ (7)
(7)
Yaptıklarından ötürü, ölümü asla dileyemezler. Allah, zalimleri bilendir.
62:8
قُلْ
de ki
qul
de ki إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱلْمَوْتَ ölüm l-mawta
ölüm ٱلَّذِى sizin kaçtığınız alladhī
sizin kaçtığınız تَفِرُّونَ you flee tafirrūna
you flee مِنْهُ kendisinden min'hu
kendisinden فَإِنَّهُۥ mutlaka fa-innahu
mutlaka مُلَـٰقِيكُمْ ۖ sizi bulacaktır mulāqīkum
sizi bulacaktır ثُمَّ sonra thumma
sonra تُرَدُّونَ döndürüleceksiniz turaddūna
döndürüleceksiniz إِلَىٰ bilen'e ilā
bilen'e عَـٰلِمِ (the) All-Knower ʿālimi
(the) All-Knower ٱلْغَيْبِ görünmeyeni l-ghaybi
görünmeyeni وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve görüneni wal-shahādati
ve görüneni فَيُنَبِّئُكُم ve O size haber verecektir fayunabbi-ukum
ve O size haber verecektir بِمَا şeyleri bimā
şeyleri كُنتُمْ olduğunuz kuntum
olduğunuz تَعْمَلُونَ yapıyor(lar) taʿmalūna
yapıyor(lar) ٨ (8)
(8)
de ki إِنَّ şüphesiz inna
şüphesiz ٱلْمَوْتَ ölüm l-mawta
ölüm ٱلَّذِى sizin kaçtığınız alladhī
sizin kaçtığınız تَفِرُّونَ you flee tafirrūna
you flee مِنْهُ kendisinden min'hu
kendisinden فَإِنَّهُۥ mutlaka fa-innahu
mutlaka مُلَـٰقِيكُمْ ۖ sizi bulacaktır mulāqīkum
sizi bulacaktır ثُمَّ sonra thumma
sonra تُرَدُّونَ döndürüleceksiniz turaddūna
döndürüleceksiniz إِلَىٰ bilen'e ilā
bilen'e عَـٰلِمِ (the) All-Knower ʿālimi
(the) All-Knower ٱلْغَيْبِ görünmeyeni l-ghaybi
görünmeyeni وَٱلشَّهَـٰدَةِ ve görüneni wal-shahādati
ve görüneni فَيُنَبِّئُكُم ve O size haber verecektir fayunabbi-ukum
ve O size haber verecektir بِمَا şeyleri bimā
şeyleri كُنتُمْ olduğunuz kuntum
olduğunuz تَعْمَلُونَ yapıyor(lar) taʿmalūna
yapıyor(lar) ٨ (8)
(8)
De ki: "Doğrusu kendisinden kaçtığınız ölüm mutlaka karşınıza çıkacaktır; sonra; görüleni de görülmeyeni de bilen Allah'a döndürüleceksiniz, O size işlediklerinizi haber verecektir."
62:9
يَـٰٓأَيُّهَا
ey
yāayyuhā
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوٓا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) إِذَا zaman idhā
zaman نُودِىَ çağrıldığı(nız) nūdiya
çağrıldığı(nız) لِلصَّلَوٰةِ namaz için lilṣṣalati
namaz için مِن günü min
günü يَوْمِ (the) day yawmi
(the) day ٱلْجُمُعَةِ Cuma l-jumuʿati
Cuma فَٱسْعَوْا۟ hemen koşun fa-is'ʿaw
hemen koşun إِلَىٰ anmağa ilā
anmağa ذِكْرِ (the) remembrance dhik'ri
(the) remembrance ٱللَّهِ Allah'ı l-lahi
Allah'ı وَذَرُوا۟ ve bırakın wadharū
ve bırakın ٱلْبَيْعَ ۚ alışverişi l-bayʿa
alışverişi ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu خَيْرٌۭ daha hayırlıdır khayrun
daha hayırlıdır لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için إِن eğer in
eğer كُنتُمْ bilirseniz kuntum
bilirseniz تَعْلَمُونَ know taʿlamūna
know ٩ (9)
(9)
ey ٱلَّذِينَ kimseler alladhīna
kimseler ءَامَنُوٓا۟ inanan(lar) āmanū
inanan(lar) إِذَا zaman idhā
zaman نُودِىَ çağrıldığı(nız) nūdiya
çağrıldığı(nız) لِلصَّلَوٰةِ namaz için lilṣṣalati
namaz için مِن günü min
günü يَوْمِ (the) day yawmi
(the) day ٱلْجُمُعَةِ Cuma l-jumuʿati
Cuma فَٱسْعَوْا۟ hemen koşun fa-is'ʿaw
hemen koşun إِلَىٰ anmağa ilā
anmağa ذِكْرِ (the) remembrance dhik'ri
(the) remembrance ٱللَّهِ Allah'ı l-lahi
Allah'ı وَذَرُوا۟ ve bırakın wadharū
ve bırakın ٱلْبَيْعَ ۚ alışverişi l-bayʿa
alışverişi ذَٰلِكُمْ bu dhālikum
bu خَيْرٌۭ daha hayırlıdır khayrun
daha hayırlıdır لَّكُمْ sizin için lakum
sizin için إِن eğer in
eğer كُنتُمْ bilirseniz kuntum
bilirseniz تَعْلَمُونَ know taʿlamūna
know ٩ (9)
(9)
Ey inananlar! Cuma günü namaz için ezan okunduğu zaman Allah'ı anmaya koşun; alım satımı bırakın; bilseniz, bu sizin için daha iyidir.
62:10
فَإِذَا
zaman
fa-idhā
zaman قُضِيَتِ kıldığınız quḍiyati
kıldığınız ٱلصَّلَوٰةُ namazı l-ṣalatu
namazı فَٱنتَشِرُوا۟ dağılın fa-intashirū
dağılın فِى yeryüzüne fī
yeryüzüne ٱلْأَرْضِ the land l-arḍi
the land وَٱبْتَغُوا۟ ve arayın wa-ib'taghū
ve arayın مِن lutfundan min
lutfundan فَضْلِ (the) Bounty faḍli
(the) Bounty ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱذْكُرُوا۟ ve anın wa-udh'kurū
ve anın ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çokça kathīran
çokça لَّعَلَّكُمْ umulur ki laʿallakum
umulur ki تُفْلِحُونَ başarıya erersiniz tuf'liḥūna
başarıya erersiniz ١٠ (10)
(10)
zaman قُضِيَتِ kıldığınız quḍiyati
kıldığınız ٱلصَّلَوٰةُ namazı l-ṣalatu
namazı فَٱنتَشِرُوا۟ dağılın fa-intashirū
dağılın فِى yeryüzüne fī
yeryüzüne ٱلْأَرْضِ the land l-arḍi
the land وَٱبْتَغُوا۟ ve arayın wa-ib'taghū
ve arayın مِن lutfundan min
lutfundan فَضْلِ (the) Bounty faḍli
(the) Bounty ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın وَٱذْكُرُوا۟ ve anın wa-udh'kurū
ve anın ٱللَّهَ Allah'ı l-laha
Allah'ı كَثِيرًۭا çokça kathīran
çokça لَّعَلَّكُمْ umulur ki laʿallakum
umulur ki تُفْلِحُونَ başarıya erersiniz tuf'liḥūna
başarıya erersiniz ١٠ (10)
(10)
Namaz bitince yeryüzüne yayılın; Allah'ın lütfundan rızık isteyin; Allah'ı çok anın ki saadete erişesiniz.
62:11
وَإِذَا
zaman
wa-idhā
zaman رَأَوْا۟ gördükleri ra-aw
gördükleri تِجَـٰرَةً bir ticaret tijāratan
bir ticaret أَوْ veya aw
veya لَهْوًا eğlence lahwan
eğlence ٱنفَضُّوٓا۟ dağılıp infaḍḍū
dağılıp إِلَيْهَا ona giderler ilayhā
ona giderler وَتَرَكُوكَ ve seni bırakırlar watarakūka
ve seni bırakırlar قَآئِمًۭا ۚ ayakta qāiman
ayakta قُلْ de ki qul
de ki مَا bulunan mā
bulunan عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın خَيْرٌۭ hayırlıdır khayrun
hayırlıdır مِّنَ eğlenceden mina
eğlenceden ٱللَّهْوِ the sport l-lahwi
the sport وَمِنَ ve wamina
ve ٱلتِّجَـٰرَةِ ۚ ticaretten l-tijārati
ticaretten وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah خَيْرُ en hayırlısıdır khayru
en hayırlısıdır ٱلرَّٰزِقِينَ rızık verenlerin l-rāziqīna
rızık verenlerin ١١ (11)
(11)
zaman رَأَوْا۟ gördükleri ra-aw
gördükleri تِجَـٰرَةً bir ticaret tijāratan
bir ticaret أَوْ veya aw
veya لَهْوًا eğlence lahwan
eğlence ٱنفَضُّوٓا۟ dağılıp infaḍḍū
dağılıp إِلَيْهَا ona giderler ilayhā
ona giderler وَتَرَكُوكَ ve seni bırakırlar watarakūka
ve seni bırakırlar قَآئِمًۭا ۚ ayakta qāiman
ayakta قُلْ de ki qul
de ki مَا bulunan mā
bulunan عِندَ yanında ʿinda
yanında ٱللَّهِ Allah'ın l-lahi
Allah'ın خَيْرٌۭ hayırlıdır khayrun
hayırlıdır مِّنَ eğlenceden mina
eğlenceden ٱللَّهْوِ the sport l-lahwi
the sport وَمِنَ ve wamina
ve ٱلتِّجَـٰرَةِ ۚ ticaretten l-tijārati
ticaretten وَٱللَّهُ ve Allah wal-lahu
ve Allah خَيْرُ en hayırlısıdır khayru
en hayırlısıdır ٱلرَّٰزِقِينَ rızık verenlerin l-rāziqīna
rızık verenlerin ١١ (11)
(11)
Onlar bir kazanç veya bir eğlence gördüklerinde, seni ayakta bırakarak oraya yöneldiler. De ki: "Allah katında olan, eğlenceden de kazançtan da hayırlıdır. Allah, rızık verenlerin en iyisidir."