15

Hicr

Mekki 99 Ayet Cüz 14
الحجر

Hicr Suresi (الحجر), Kur’an-ı Kerim’in 15. suresidir — Mekki, 99 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
15:1
الٓر ۚElif Lam Raalif-lam-raتِلْكَşunlartil'kaءَايَـٰتُayetleridirāyātuٱلْكِتَـٰبِKitabınl-kitābiوَقُرْءَانٍۢve Kur'an'ınwaqur'āninمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin١
Elif, Lam, Ra. Bunlar Kitap'ın ve apaçık olan Kuran'ın ayetleridir.
15:2
رُّبَمَاbir zaman gelir kirubamāيَوَدُّarzu ederleryawadduٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūلَوْkeşkelawكَانُوا۟olsaydılar (diye)kānūمُسْلِمِينَmüslümanmus'limīna٢
İnkar edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır.
15:3
ذَرْهُمْbırak onlarıdharhumيَأْكُلُوا۟yesinleryakulūوَيَتَمَتَّعُوا۟ve eğlensinlerwayatamattaʿūوَيُلْهِهِمُve onları oyalasınwayul'hihimuٱلْأَمَلُ ۖarzul-amaluفَسَوْفَyakındafasawfaيَعْلَمُونَbileceklerdiryaʿlamūna٣
Bırak onları yesinler, zevk alsınlar; ümit onları avundursun; ilerde öğrenecekler.
15:4
وَمَآbiz yok etmedikwamāأَهْلَكْنَاWe destroyedahlaknāمِنhiçbirminقَرْيَةٍkentiqaryatinإِلَّاdışındaillāوَلَهَاolanlarınwalahāكِتَابٌۭbir yazısıkitābunمَّعْلُومٌۭbilinenmaʿlūmun٤
Yok ettiğimiz herhangi bir kasabanın elbette belli bir yazısı vardır.
15:5
مَّاneتَسْبِقُgeçebilirtasbiquمِنْhiçbirminأُمَّةٍmilletummatinأَجَلَهَاsüresiniajalahāوَمَاne dewamāيَسْتَـْٔخِرُونَgeri kalıryastakhirūna٥
Hiçbir ümmet kendi süresini öne alamaz, geciktiremez de.
15:6
وَقَالُوا۟dediler kiwaqālūيَـٰٓأَيُّهَاEyyāayyuhāٱلَّذِىkimsealladhīنُزِّلَindirilmiş olannuzzilaعَلَيْهِkendisineʿalayhiٱلذِّكْرُZikir (Kitap)l-dhik'ruإِنَّكَsen mutlakainnakaلَمَجْنُونٌۭdelisinlamajnūnun٦
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
15:7
لَّوْnedenlawمَاbize getirmiyorsunتَأْتِينَاyou bring to ustatīnāبِٱلْمَلَـٰٓئِكَةِmelekleribil-malāikatiإِنeğerinكُنتَisenkuntaمِنَsalihlerdenminaٱلصَّـٰدِقِينَthe truthfull-ṣādiqīna٧
Onlar: "Ey kendisine Kitap indirilen kimse! Sen mutlaka delisin. Doğrulardan isen melekleri bize getirsene" dediler.
15:8
مَاbiz indirmeyizنُنَزِّلُWe send downnunazziluٱلْمَلَـٰٓئِكَةَmelekleril-malāikataإِلَّاolmaksızınillāبِٱلْحَقِّhak ilebil-ḥaqiوَمَاve olmazwamāكَانُوٓا۟onlarınkānūإِذًۭاo zaman daidhanمُّنظَرِينَmühletlerimunẓarīna٨
Biz melekleri ancak gerekince indiririz. O takdirde de ceza görecekler asla geri bırakılmazlar.
15:9
إِنَّاşüphesizinnāنَحْنُbiznaḥnuنَزَّلْنَاindirdiknazzalnāٱلذِّكْرَO Zikri (Kitap)ıl-dhik'raوَإِنَّاve elbette bizizwa-innāلَهُۥO'nunlahuلَحَـٰفِظُونَkoruyucularılaḥāfiẓūna٩
Doğrusu Kitap'ı Biz indirdik, onun koruyucusu elbette Biziz.
15:10
وَلَقَدْve andolsunwalaqadأَرْسَلْنَاelçiler gönderdikarsalnāمِنsenden öncekiminقَبْلِكَbefore youqablikaفِىiçineشِيَعِmilletlerinshiyaʿiٱلْأَوَّلِينَgeçmişl-awalīna١٠
And olsun ki, senden önce çeşitli ümmetlere peygamber göndermiştik.
15:11
وَمَاonlara gelmezdiwamāيَأْتِيهِمcame to themyatīhimمِّنhiçbirminرَّسُولٍelçirasūlinإِلَّاolmadıklarıillāكَانُوا۟they didkānūبِهِۦonunlabihiيَسْتَهْزِءُونَalay ediyoryastahziūna١١
Onlara gelen her peygamberi alaya alıyorlardı.
15:12
كَذَٰلِكَişte böylekadhālikaنَسْلُكُهُۥonu sokarıznaslukuhuفِىiçineقُلُوبِkalbleriqulūbiٱلْمُجْرِمِينَsuçlularınl-muj'rimīna١٢
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
15:13
لَاinanmazlarيُؤْمِنُونَthey believeyu'minūnaبِهِۦ ۖonabihiوَقَدْelbettewaqadخَلَتْgeçtiği haldekhalatسُنَّةُsünnetisunnatuٱلْأَوَّلِينَöncekilerinl-awalīna١٣
Aynı şekilde biz de Kitap'ı suçluların kalblerine sokarız, ama ona yine de inanmazlar. Oysa kendilerinden öncekilerin uğradıkları meydandadır.
15:14
وَلَوْşayetwalawفَتَحْنَاaçsak dafataḥnāعَلَيْهِمonlaraʿalayhimبَابًۭاbir kapıbābanمِّنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiفَظَلُّوا۟olsalardıfaẓallūفِيهِorayafīhiيَعْرُجُونَçıkacakyaʿrujūna١٤
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
15:15
لَقَالُوٓا۟derlerdilaqālūإِنَّمَاherhaldeinnamāسُكِّرَتْdöndürüldüsukkiratأَبْصَـٰرُنَاgözlerimizabṣārunāبَلْdoğrusubalنَحْنُbiznaḥnuقَوْمٌۭbir topluluğuzqawmunمَّسْحُورُونَbüyülenmişmasḥūrūna١٥
Onlara gökten bir kapı açsak da, oradan çıkmağa koyulsalar: "Gözlerimiz döndü, biz herhalde büyülendik" derler.
15:16
وَلَقَدْve andolsunwalaqadجَعَلْنَاbiz yaptıkjaʿalnāفِىgökteٱلسَّمَآءِthe heavensl-samāiبُرُوجًۭاburçlarburūjanوَزَيَّنَّـٰهَاve onu süsledikwazayyannāhāلِلنَّـٰظِرِينَbakanlar içinlilnnāẓirīna١٦
And olsun ki, gökte burçlar meydana getirdik, onları bakanlar için donattık.
15:17
وَحَفِظْنَـٰهَاve onu korudukwaḥafiẓ'nāhāمِنherminكُلِّeverykulliشَيْطَـٰنٍۢşeytandanshayṭāninرَّجِيمٍrecim (taşlanmış)rajīmin١٧
Onları, kovulmuş her şeytandan koruduk.
15:18
إِلَّاancak hariçtirillāمَنِkimsemaniٱسْتَرَقَhırsızlığı edenis'taraqaٱلسَّمْعَkulakl-samʿaفَأَتْبَعَهُۥonu kovalarfa-atbaʿahuشِهَابٌۭbir alevshihābunمُّبِينٌۭparlakmubīnun١٨
Fakat kulak hırsızlığı yapan olursa, parlak bir ateş onu kovalar.
15:19
وَٱلْأَرْضَve arzıwal-arḍaمَدَدْنَـٰهَاyaydıkmadadnāhāوَأَلْقَيْنَاve attıkwa-alqaynāفِيهَاorayafīhāرَوَٰسِىَsağlam dağlarrawāsiyaوَأَنۢبَتْنَاve bitirdikwa-anbatnāفِيهَاoradafīhāمِنherminكُلِّeverykulliشَىْءٍۢşey(den)shayinمَّوْزُونٍۢölçülü mütenasibmawzūnin١٩
Yeri yaydık, oraya sabit dağlar yerleştirdik, orada her şeyi bir ölçüye göre bitirdik.
15:20
وَجَعَلْنَاve var ettikwajaʿalnāلَكُمْsizin içinlakumفِيهَاoradafīhāمَعَـٰيِشَgeçimliklermaʿāyishaوَمَنve canlılar içinwamanلَّسْتُمْolmadığınızlastumلَهُۥonlarılahuبِرَٰزِقِينَrızıklandırıcıbirāziqīna٢٠
Orada sizin ve rızık veremeyeceğiniz kimseler için geçimlikler meydana getirdik.
15:21
وَإِنve yokturwa-inمِّنhiçbirminشَىْءٍşeyshayinإِلَّاsadeceillāعِندَنَاbizim yanımızdadırʿindanāخَزَآئِنُهُۥhazinelerikhazāinuhuوَمَاvewamāنُنَزِّلُهُۥٓbiz indirmeyiznunazziluhuإِلَّاdışındaillāبِقَدَرٍۢbir miktarbiqadarinمَّعْلُومٍۢbilinenmaʿlūmin٢١
Hazinesi Bizim katımızda olmayan hiçbir şey yoktur. Biz onu ancak belli bir ölçüye göre indiririz.
15:22
وَأَرْسَلْنَاve gönderdikwa-arsalnāٱلرِّيَـٰحَrüzgarlarıl-riyāḥaلَوَٰقِحَaşılayıcı olaraklawāqiḥaفَأَنزَلْنَاindirdikfa-anzalnāمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۭsumāanفَأَسْقَيْنَـٰكُمُوهُböylece sizi suladıkfa-asqaynākumūhuوَمَآve değilsinizwamāأَنتُمْsizantumلَهُۥonulahuبِخَـٰزِنِينَdepolayanbikhāzinīna٢٢
Rüzgarları aşılayıcı olarak gönderdik; yukarıdan su indirdik de sizi onunla suladık. Yoksa siz onu toplayamazdınız.
15:23
وَإِنَّاbizizwa-innāلَنَحْنُelbette bizlanaḥnuنُحْىِۦyaşatırız;nuḥ'yīوَنُمِيتُve öldürürüzwanumītuوَنَحْنُve bizizwanaḥnuٱلْوَٰرِثُونَgerçek varis olanl-wārithūna٢٣
Doğrusu dirilten ve öldüren Biziz; hepsinin gerisinde de Biz kalırız.
15:24
وَلَقَدْandolsunwalaqadعَلِمْنَاbilirizʿalim'nāٱلْمُسْتَقْدِمِينَönce geçenleril-mus'taqdimīnaمِنكُمْsizdenminkumوَلَقَدْve elbettewalaqadعَلِمْنَاbilirizʿalim'nāٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَgeri kalanları dal-mus'takhirīna٢٤
And olsun ki, sizden önce geçenleri biliriz; and olsun ki, geri kalanları da biliriz.
15:25
وَإِنَّve gerçektenwa-innaرَبَّكَRabbindirrabbakaهُوَOhuwaيَحْشُرُهُمْ ۚonları toplayacak olanyaḥshuruhumإِنَّهُۥmuhakak OinnahuحَكِيمٌHakîmdirḥakīmunعَلِيمٌۭBilendirʿalīmun٢٥
Doğrusu Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O Hakim'dir, Herşeyi Bilen'dir.
15:26
وَلَقَدْve andolsunwalaqadخَلَقْنَاbiz yarattıkkhalaqnāٱلْإِنسَـٰنَinsanıl-insānaمِنpişmemiş çamurdanminصَلْصَـٰلٍۢsounding clayṣalṣālinمِّنْcıvık balçıktanminحَمَإٍۢblack mudḥama-inمَّسْنُونٍۢdeğişmişmasnūnin٢٦
And olsun ki, insanı kuru balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattık.
15:27
وَٱلْجَآنَّve Cinleriwal-jānaخَلَقْنَـٰهُyarattıkkhalaqnāhuمِنdaha önceminقَبْلُbeforeqabluمِنateştenminنَّارِfirenāriٱلسَّمُومِnüfuz edenl-samūmi٢٧
Cinleri de, daha önce, dumansız ateşten yarattık.
15:28
وَإِذْve bir zamanwa-idhقَالَdemişti kiqālaرَبُّكَRabbinrabbukaلِلْمَلَـٰٓئِكَةِmeleklerelil'malāikatiإِنِّىmuhakkak beninnīخَـٰلِقٌۢyaratacağımkhāliqunبَشَرًۭاbir insanbasharanمِّنkupkuru çamurdanminصَلْصَـٰلٍۢclayṣalṣālinمِّنْbalçıktanminحَمَإٍۢblack mudḥama-inمَّسْنُونٍۢdeğişkenmasnūnin٢٨
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
15:29
فَإِذَاzamanfa-idhāسَوَّيْتُهُۥonu düzenlediğimsawwaytuhuوَنَفَخْتُve üflediğimdewanafakhtuفِيهِonafīhiمِنruhumdanminرُّوحِىMy spiritrūḥīفَقَعُوا۟hemen kapanınfaqaʿūلَهُۥonalahuسَـٰجِدِينَsecdeyesājidīna٢٩
'Rabbin meleklere: "Ben, balçıktan, işlenebilen kara topraktan bir insan yaratacağım. Onu yapıp ruhumdan üflediğimde ona secdeye kapanın" demişti.
15:30
فَسَجَدَsecde ettilerfasajadaٱلْمَلَـٰٓئِكَةُmeleklerl-malāikatuكُلُّهُمْhepsikulluhumأَجْمَعُونَtoplucaajmaʿūna٣٠
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
15:31
إِلَّآyalnızillāإِبْلِيسَİblisib'līsaأَبَىٰٓkabul etmediabāأَنolmayıanيَكُونَbeyakūnaمَعَberabermaʿaٱلسَّـٰجِدِينَsecde edenlerlel-sājidīna٣١
Bunun üzerine, İblis'in dışında bütün melekler hemen secde ettiler. O, secde edenlerle beraber olmaktan çekindi.
15:32
قَالَdedi kiqālaيَـٰٓإِبْلِيسُEy İblisyāib'līsuمَاne (oldu)لَكَsanalakaأَلَّاsen olmadınallāتَكُونَyou aretakūnaمَعَberabermaʿaٱلسَّـٰجِدِينَsecde edenlerlel-sājidīna٣٢
Allah: "Ey İblis! Secde edenlerle beraber olmaktan seni alıkoyan nedir?" dedi.
15:33
قَالَdediqālaلَمْben edememlamأَكُنI am notakunلِّأَسْجُدَsecdeli-asjudaلِبَشَرٍinsanalibasharinخَلَقْتَهُۥyarattığınkhalaqtahuمِنbir çamurdanminصَلْصَـٰلٍۢclayṣalṣālinمِّنْbir balçıktanminحَمَإٍۢblack mudḥama-inمَّسْنُونٍۢdeğişkenmasnūnin٣٣
O: "Balçıktan, işlenebilen kara topraktan yarattığın insana secde edemem" dedi.
15:34
قَالَdediqālaفَٱخْرُجْöyleyse çıkfa-ukh'rujمِنْهَاoradanmin'hāفَإِنَّكَçünkü senfa-innakaرَجِيمٌۭkovuldunrajīmun٣٤
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
15:35
وَإِنَّve şüphesizwa-innaعَلَيْكَüzerineʿalaykaٱللَّعْنَةَla'net edilecektirl-laʿnataإِلَىٰkadarilāيَوْمِgününeyawmiٱلدِّينِcezal-dīni٣٥
"Öyleyse defol oradan, sen artık kovulmuş birisin. Doğrusu hesap gününe kadar lanet sanadır" dedi.
15:36
قَالَdedi kiqālaرَبِّRabbimrabbiفَأَنظِرْنِىٓ(bari) beni ertelefa-anẓir'nīإِلَىٰkadarilāيَوْمِgüneyawmiيُبْعَثُونَtekrar dirilecekleriyub'ʿathūna٣٦
"Rabbim! Beni hiç olmazsa, tekrar dirilecekleri güne kadar ertele" dedi.
15:37
قَالَdediqālaفَإِنَّكَhaydi senfa-innakaمِنَertelenmişlerdensinminaٱلْمُنظَرِينَthe ones given respitel-munẓarīna٣٧
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
15:38
إِلَىٰkadarilāيَوْمِgününeyawmiٱلْوَقْتِvaktinl-waqtiٱلْمَعْلُومِbilinenl-maʿlūmi٣٨
Allah: "Sen, bilinen gün gelene kadar bırakılanlardansın" dedi.
15:39
قَالَdediqālaرَبِّRabbimrabbiبِمَآötürübimāأَغْوَيْتَنِىbeni azdırmandanaghwaytanīلَأُزَيِّنَنَّandolsun (günahları) süsleyeceğimla-uzayyinannaلَهُمْonlaralahumفِىyer yüzündeٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiوَلَأُغْوِيَنَّهُمْve onları azdıracağımwala-ugh'wiyannahumأَجْمَعِينَhepsiniajmaʿīna٣٩
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
15:40
إِلَّاancak hariçillāعِبَادَكَkullarınʿibādakaمِنْهُمُiçlerindenmin'humuٱلْمُخْلَصِينَihlâslıl-mukh'laṣīna٤٠
"Rabbim! Beni saptırdığın için, and olsun ki yeryüzünde fenalıkları onlara güzel göstereceğim; halis kıldığın kulların bir yana, onların hepsini saptıracağım" dedi.
15:41
قَالَbuyurdu kiqālaهَـٰذَاişte budurhādhāصِرَٰطٌyolṣirāṭunعَلَىَّbana varanʿalayyaمُسْتَقِيمٌdosdoğrumus'taqīmun٤١
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
15:42
إِنَّşüphesizinnaعِبَادِىbenim kullarımʿibādīلَيْسَyokturlaysaلَكَseninlakaعَلَيْهِمْüzerindeʿalayhimسُلْطَـٰنٌbir gücünsul'ṭānunإِلَّاdışındaillāمَنِkimselermaniٱتَّبَعَكَsana uyanittabaʿakaمِنَazgınlardanminaٱلْغَاوِينَthe ones who go astrayl-ghāwīna٤٢
'Allah şöyle dedi: "Benim gerekli kıldığım dosdoğru yol budur; kullarımın üzerinde senin bir nüfuzun olamaz. Ancak sana uyan sapıklar bunun dışındadır."
15:43
وَإِنَّve şüphesizwa-innaجَهَنَّمَCehennemjahannamaلَمَوْعِدُهُمْonların buluşma yeridirlamawʿiduhumأَجْمَعِينَhepsininajmaʿīna٤٣
"Ve Cehennem onların hepsinin toplanacağı yerdir."
15:44
لَهَاonun vardırlahāسَبْعَةُyedisabʿatuأَبْوَٰبٍۢkapısıabwābinلِّكُلِّherlikulliبَابٍۢkapıyabābinمِّنْهُمْonlardanmin'humجُزْءٌۭbir bölümjuz'onمَّقْسُومٌayrılmıştırmaqsūmun٤٤
O cehennemin yedi kapısı olup, her kapıdan onların girecekleri ayrılmış bir kısım vardır.
15:45
إِنَّmuhakkakinnaٱلْمُتَّقِينَmuttakilerl-mutaqīnaفِىcennetlerdeجَنَّـٰتٍۢGardensjannātinوَعُيُونٍpınar başlarındadırlarwaʿuyūnin٤٥
Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, cennetlerde, pınar başlarındadırlar.
15:46
ٱدْخُلُوهَاoraya girinud'khulūhāبِسَلَـٰمٍesenliklebisalāminءَامِنِينَgüven içindeāminīna٤٦
"Oraya güven içinde, esenlikle girin" denilir.
15:47
وَنَزَعْنَاçıkarıp atmışızdırwanazaʿnāمَاolanفِىgöğüslerindekiصُدُورِهِمtheir breastsṣudūrihimمِّنْkiniminغِلٍّrancorghillinإِخْوَٰنًاkardeşler olarakikh'wānanعَلَىٰüzerindeʿalāسُرُرٍۢdivanlarsururinمُّتَقَـٰبِلِينَkarşı karşıya otururlarmutaqābilīna٤٧
Biz onların gönüllerinde olan kini çıkardık, artık onlar sedirler üzerinde karşılıklı oturan kardeşlerdir.
15:48
لَاonlara dokunmazيَمَسُّهُمْwill touch themyamassuhumفِيهَاoradafīhāنَصَبٌۭhiçbir yorgunluknaṣabunوَمَاve değillerdirwamāهُمonlarhumمِّنْهَاoradanmin'hāبِمُخْرَجِينَçıkarılacakbimukh'rajīna٤٨
Onlar orada bir yorgunluk hissetmezler. Oradan çıkarılacak da değillerdir.
15:49
۞ نَبِّئْhaber vernabbiعِبَادِىٓkullarımaʿibādīأَنِّىٓşüphesizannīأَنَاbenanāٱلْغَفُورُbağışlayanıml-ghafūruٱلرَّحِيمُesirgeyeniml-raḥīmu٤٩
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
15:50
وَأَنَّfakatwa-annaعَذَابِىbenim azabımʿadhābīهُوَohuwaٱلْعَذَابُbir azabdırl-ʿadhābuٱلْأَلِيمُçok acıl-alīmu٥٠
Kullarıma Benim bağışlayan, merhamet eden olduğumu, azabımın can yakıcı bir azap olduğunu haber ver.
15:51
وَنَبِّئْهُمْonlara haber verwanabbi'humعَنkonuklarındanʿanضَيْفِ(the) guestsḍayfiإِبْرَٰهِيمَİbrahim'inib'rāhīma٥١
Onlara İbrahim'in konuklarını da anlat:
15:52
إِذْne zaman kiidhدَخَلُوا۟girmdilerdakhalūعَلَيْهِonun yanınaʿalayhiفَقَالُوا۟ve dedilerfaqālūسَلَـٰمًۭاSelamsalāmanقَالَdedi kiqālaإِنَّاelbette bizinnāمِنكُمْsizdenminkumوَجِلُونَkorkuyoruzwajilūna٥٢
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
15:53
قَالُوا۟dedilerqālūلَاkorkmaتَوْجَلْbe afraidtawjalإِنَّاbizinnāنُبَشِّرُكَsana müjdeleriznubashirukaبِغُلَـٰمٍbir çocukbighulāminعَلِيمٍۢbilginʿalīmin٥٣
İbrahim'in yanına girdiklerinde selam vermişlerdi. O: "Doğrusu biz sizden korkuyoruz" demişti de: "Korkma, biz sana, bilgin bir oğlun olacağını müjdelemeye geldik" demişlerdi.
15:54
قَالَdedi kiqālaأَبَشَّرْتُمُونِىbeni mi müjdelediniz?abashartumūnīعَلَىٰٓ(rağmen)ʿalāأَنbana dokunasınaanمَّسَّنِىَhas overtaken memassaniyaٱلْكِبَرُihtiyarlıkl-kibaruفَبِمَne tuhaffabimaتُبَشِّرُونَmüjdeliyorsunuztubashirūna٥٤
"Ben kocamışken bana müjde mi veriyorsunuz? Neye dayanarak müjdeliyorsunuz?" deyince:
15:55
قَالُوا۟dedilerqālūبَشَّرْنَـٰكَsana müjdeledikbasharnākaبِٱلْحَقِّgerçeğibil-ḥaqiفَلَاaslafalāتَكُنolmatakunمِّنَumut kesenlerdenminaٱلْقَـٰنِطِينَthe despairingl-qāniṭīna٥٥
"Seni gerçekten müjdeliyoruz, umutsuzlardan olma" demişlerdi.
15:56
قَالَdediqālaوَمَنkimwamanيَقْنَطُumut keseryaqnaṭuمِنrahmetindenminرَّحْمَةِ(the) MercyraḥmatiرَبِّهِۦٓRabbininrabbihiإِلَّاbaşkaillāٱلضَّآلُّونَsapıklardanl-ḍālūna٥٦
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
15:57
قَالَdediqālaفَمَاnedir?famāخَطْبُكُمْişinizkhaṭbukumأَيُّهَاEyayyuhāٱلْمُرْسَلُونَelçilerl-mur'salūna٥٧
"Zaten sapıklardan başka kim Rabbinin rahmetinden umudunu keser!" diyerek sormuştu: "Ey elçiler! İşiniz nedir?"
15:58
قَالُوٓا۟dedilerqālūإِنَّآşüphesiz bizinnāأُرْسِلْنَآgönderildikur'sil'nāإِلَىٰbir kavmeilāقَوْمٍۢa people qawminمُّجْرِمِينَsuç işleyenmuj'rimīna٥٨
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
15:59
إِلَّآyalnız hariçillāءَالَailesiālaلُوطٍLutlūṭinإِنَّاelbette bizinnāلَمُنَجُّوهُمْonları kurtaracağızlamunajjūhumأَجْمَعِينَhepsiniajmaʿīna٥٩
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
15:60
إِلَّاancak hariçillāٱمْرَأَتَهُۥkarısıim'ra-atahuقَدَّرْنَآ ۙolmasını uygun gördükqaddarnāإِنَّهَاonuninnahāلَمِنَgeri kalanlardanlaminaٱلْغَـٰبِرِينَthose who remain behindl-ghābirīna٦٠
Şöyle cevap vermişlerdi: "Biz şüphesiz suçlu bir millete gönderildik. Lut'un ailesi bunun dışındadır. Karısı hariç hepsini kurtaracağız. Karısının geride kalanlardan olmasını gerekli bulduk."
15:61
فَلَمَّاne zaman kifalammāجَآءَgeldiklerindejāaءَالَailesineālaلُوطٍLutlūṭinٱلْمُرْسَلُونَElçilerl-mur'salūna٦١
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
15:62
قَالَdediqālaإِنَّكُمْşüphesiz sizinnakumقَوْمٌۭkimselersinizqawmunمُّنكَرُونَhiç tanınmamışmunkarūna٦٢
Elçiler Lut'un ailesine gelince, Lut: "Doğrusu siz tanınmayan kimselersiniz" dedi.
15:63
قَالُوا۟dediler kiqālūبَلْdoğrusubalجِئْنَـٰكَbiz sana getirdikji'nākaبِمَاolduklarınıbimāكَانُوا۟they werekānūفِيهِhakkındafīhiيَمْتَرُونَşüphe etmekteyamtarūna٦٣
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
15:64
وَأَتَيْنَـٰكَve sana getirdikwa-ataynākaبِٱلْحَقِّgerçeğibil-ḥaqiوَإِنَّاve biz elbettewa-innāلَصَـٰدِقُونَdoğru söyleyenlerizlaṣādiqūna٦٤
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
15:65
فَأَسْرِhemen yürütfa-asriبِأَهْلِكَailenibi-ahlikaبِقِطْعٍۢbir parçasındabiqiṭ'ʿinمِّنَgeceninminaٱلَّيْلِthe nightal-layliوَٱتَّبِعْve gitwa-ittabiʿأَدْبَـٰرَهُمْarkalarındanadbārahumوَلَاardına dönüp bakmasınwalāيَلْتَفِتْlet look backyaltafitمِنكُمْiçinizdenminkumأَحَدٌۭhiç kimseaḥadunوَٱمْضُوا۟ve gidinwa-im'ḍūحَيْثُyereḥaythuتُؤْمَرُونَemredildiğiniztu'marūna٦٥
"Biz sana sadece şüphe edip durdukları azabı getirdik. Sana gerçekle geldik. Şüphesiz biz doğru söyleyenleriz. Artık, geceleyin bir ara, aileni yola çıkar, sen de arkalarından git; hiçbiriniz arkaya bakmasın; emrolunduğunuz yere doğru yürüyün" dediler.
15:66
وَقَضَيْنَآve bildirdikwaqaḍaynāإِلَيْهِonailayhiذَٰلِكَşudhālikaٱلْأَمْرَbuyruğul-amraأَنَّmutlakaannaدَابِرَarkalarıdābiraهَـٰٓؤُلَآءِşunlarınhāulāiمَقْطُوعٌۭkesilecektirmaqṭūʿunمُّصْبِحِينَsabaha girerlerkenmuṣ'biḥīna٦٦
Böylece Lut'a bunların sonlarının kesilmiş olarak sabahlıyacaklarını bildirdik.
15:67
وَجَآءَve geldilerwajāaأَهْلُhalkıahluٱلْمَدِينَةِşehrinl-madīnatiيَسْتَبْشِرُونَsevinerekyastabshirūna٦٧
Şehir halkı, sevinerek geldiler.
15:68
قَالَdediqālaإِنَّşüphesizinnaهَـٰٓؤُلَآءِbunlarhāulāiضَيْفِىbenim konuğumdurḍayfīفَلَاbeni mahcubetmeyinfalāتَفْضَحُونِshame metafḍaḥūni٦٨
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
15:69
وَٱتَّقُوا۟ve korkunwa-ittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَلَاvewalāتُخْزُونِbeni rezil etmeyintukh'zūni٦٩
Lut: "Bunlar benim konuklarımdır, onlara karşı beni rüsvay etmeyin, Allah'tan korkun, beni utandırmayın" dedi.
15:70
قَالُوٓا۟dedilerqālūأَوَلَمْseni menetmemiş miydik?awalamنَنْهَكَwe forbid younanhakaعَنِalemlerdenʿaniٱلْعَـٰلَمِينَthe worldl-ʿālamīna٧٠
"Biz sana kimseyi misafir kabul etmeyi yasak etmemiş miydik?" dediler.
15:71
قَالَdediqālaهَـٰٓؤُلَآءِiştehāulāiبَنَاتِىٓkızlarımbanātīإِنeğerinكُنتُمْsizkuntumفَـٰعِلِينَyapacaksanızfāʿilīna٧١
Lut: "Alacaksanız, işte benim kızlarım" dedi.
15:72
لَعَمْرُكَömrüne andolsun kilaʿamrukaإِنَّهُمْonlarinnahumلَفِىiçindelafīسَكْرَتِهِمْsarhoşluklarısakratihimيَعْمَهُونَbocalıyorlardıyaʿmahūna٧٢
Senin hayatına and olsun ki, onlar sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı.
15:73
فَأَخَذَتْهُمُonları yakaladıfa-akhadhathumuٱلصَّيْحَةُkorkunç bir sesl-ṣayḥatuمُشْرِقِينَgüneşin doğarkenmush'riqīna٧٣
Tanyeri ağarırken, çığlık onları yakalayıverdi.
15:74
فَجَعَلْنَاve getirdikfajaʿalnāعَـٰلِيَهَاüstünüʿāliyahāسَافِلَهَاaltınasāfilahāوَأَمْطَرْنَاve yağdırdıkwa-amṭarnāعَلَيْهِمْüzerlerineʿalayhimحِجَارَةًۭtaşlarḥijāratanمِّنçamurdan pişmişminسِجِّيلٍbaked claysijjīlin٧٤
Memleketlerini alt üst ettik, üzerlerine sert taş yağdırdık.
15:75
إِنَّşüphesizinnaفِىbundaذَٰلِكَthatdhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretler vardırlaāyātinلِّلْمُتَوَسِّمِينَişaretten anlayanlaralil'mutawassimīna٧٥
Bunda, görebilen insanlar için ibretler vardır.
15:76
وَإِنَّهَاve şüphesiz owa-innahāلَبِسَبِيلٍۢbir yol üzerindelabisabīlinمُّقِيمٍdurmaktadırmuqīmin٧٦
O şehrin kalıntıları işlek yollar üzerinde hala durmaktadır.
15:77
إِنَّelbetteinnaفِىbundaذَٰلِكَthatdhālikaلَـَٔايَةًۭbir ibret vardırlaāyatanلِّلْمُؤْمِنِينَinananlar içinlil'mu'minīna٧٧
Bunda inananlar için ibret vardır.
15:78
وَإِنve gerçektenwa-inكَانَidilerkānaأَصْحَـٰبُhalkıaṣḥābuٱلْأَيْكَةِEykel-aykatiلَظَـٰلِمِينَzalim kimselerlaẓālimīna٧٨
Eykeliler de, şüphesiz zalim kimselerdi.
15:79
فَٱنتَقَمْنَاöcümüzü aldıkfa-intaqamnāمِنْهُمْonlardanmin'humوَإِنَّهُمَاher ikisi dewa-innahumāلَبِإِمَامٍۢ(gözler) ön(ün)dedirlabi-imāminمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin٧٩
Bunun için onlardan da öç aldık. Hala her iki memleket de işlek bir yol üzerindedirler.
15:80
وَلَقَدْve andolsunwalaqadكَذَّبَyalanladılarkadhabaأَصْحَـٰبُhalkıaṣḥābuٱلْحِجْرِHicrl-ḥij'riٱلْمُرْسَلِينَpeygamberleril-mur'salīna٨٠
And olsun ki, Hicr halkı peygamberi yalanlamışlardı.
15:81
وَءَاتَيْنَـٰهُمْve onlara verdikwaātaynāhumءَايَـٰتِنَاayetlerimiziāyātināفَكَانُوا۟fakat idilerfakānūعَنْهَاonlardanʿanhāمُعْرِضِينَyüz çeviriyorlarmuʿ'riḍīna٨١
Onlara ayetlerimizi verdiğimiz halde, yüz çevirmişlerdi.
15:82
وَكَانُوا۟vewakānūيَنْحِتُونَyontuyorlardıyanḥitūnaمِنَdağlardanminaٱلْجِبَالِthe mountainsl-jibāliبُيُوتًاevlerbuyūtanءَامِنِينَgüvenliāminīna٨٢
Dağlarda, güven içinde olarak evler yontuyorlardı.
15:83
فَأَخَذَتْهُمُfakat onları da yakaladıfa-akhadhathumuٱلصَّيْحَةُ(o) korkunç sesl-ṣayḥatuمُصْبِحِينَsabaha girerlerkenmuṣ'biḥīna٨٣
Sabaha karşı çığlık onları yakalayıverdi.
15:84
فَمَآhiçbir şeyi savamadıfamāأَغْنَىٰavailedaghnāعَنْهُمkendilerindenʿanhumمَّاşeylerكَانُوا۟olduklarıkānūيَكْسِبُونَkazanıyor(lar)yaksibūna٨٤
Yaptıkları kendilerine bir fayda sağlamadı.
15:85
وَمَاvewamāخَلَقْنَاbiz yaratmadıkkhalaqnāٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaوَمَاve ne dewamāبَيْنَهُمَآbunlar arasındakileribaynahumāإِلَّاancak (yarattık)illāبِٱلْحَقِّ ۗhak ilebil-ḥaqiوَإِنَّve mutlakawa-innaٱلسَّاعَةَo sa'atl-sāʿataلَـَٔاتِيَةٌۭ ۖgelecektirlaātiyatunفَٱصْفَحِşimdi sen hareket etfa-iṣ'faḥiٱلصَّفْحَbir hoşgörü ilel-ṣafḥaٱلْجَمِيلَgüzell-jamīla٨٥
Biz, gökleri, yeri ve her ikisi arasında bulunanları gereğince yarattık. Kıyamet günü şüphesiz gelecektir. O halde yumuşak ve iyi davran.
15:86
إِنَّşüphesizinnaرَبَّكَRabbinrabbakaهُوَOhuwaٱلْخَلَّـٰقُyaratandırl-khalāquٱلْعَلِيمُbilendirl-ʿalīmu٨٦
Doğrusu yaratan ve bilen ancak Rabbindir.
15:87
وَلَقَدْve andolsunwalaqadءَاتَيْنَـٰكَsana verdikātaynākaسَبْعًۭاyedisabʿanمِّنَikililerdenminaٱلْمَثَانِىthe oft-repeatedl-mathānīوَٱلْقُرْءَانَve Kur'an'ıwal-qur'ānaٱلْعَظِيمَbüyükl-ʿaẓīma٨٧
And olsun ki, sana daima tekrarlanan yedi ayetli Fatiha'yı ve Kuran-ı Azim'i verdik.
15:88
لَاdikmeتَمُدَّنَّextendtamuddannaعَيْنَيْكَgözleriniʿaynaykaإِلَىٰverdiğimiz dünyalığailāمَاwhatمَتَّعْنَاWe have bestowedmattaʿnāبِهِۦٓonunlabihiأَزْوَٰجًۭاbazı çiftlereazwājanمِّنْهُمْonlardanmin'humوَلَاvewalāتَحْزَنْüzülmetaḥzanعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimوَٱخْفِضْve indirwa-ikh'fiḍجَنَاحَكَkanadınıjanāḥakaلِلْمُؤْمِنِينَmü'minlerelil'mu'minīna٨٨
Kafirler içinde bazı kimselere verdiğimiz kat kat servete gözünü dikme, onlara üzülme; inananları kanatların altına al.
15:89
وَقُلْve de kiwaqulإِنِّىٓben ancakinnīأَنَاbenanāٱلنَّذِيرُbir uyarıcıyıml-nadhīruٱلْمُبِينُapaçıkl-mubīnu٨٩
De ki: "Doğrusu ben apaçık bir uyarıcıyım."
15:90
كَمَآgibikamāأَنزَلْنَاindirdiğimizanzalnāعَلَىkısımlara ayıranlaraʿalāٱلْمُقْتَسِمِينَthose who dividedl-muq'tasimīna٩٠
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
15:91
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaجَعَلُوا۟ettilerjaʿalūٱلْقُرْءَانَKur'an'ıl-qur'ānaعِضِينَbölük bölükʿiḍīna٩١
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
15:92
فَوَرَبِّكَRabbin hakkı içinfawarabbikaلَنَسْـَٔلَنَّهُمْbiz mutlaka soracağızlanasalannahumأَجْمَعِينَhepsineajmaʿīna٩٢
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
15:93
عَمَّاşeylerdenʿammāكَانُوا۟they used (to)kānūيَعْمَلُونَyaptıklarıyaʿmalūna٩٣
Kuran'ı işlerine geldiği gibi bölenlere de, kendi Kitablarının bir kısmına inanıp bir kısmını kabul etmeyen yahudi ve hıristiyanlara da nitekim Kitap indirmiştik; Rabbine and olsun ki hepsini, yaptıklarından sorumlu tutacağız.
15:94
فَٱصْدَعْaçıkça söylefa-iṣ'daʿبِمَاşeyibimāتُؤْمَرُemrolunduğuntu'maruوَأَعْرِضْve aldırmawa-aʿriḍعَنِortak koşanlaraʿaniٱلْمُشْرِكِينَthe polytheistsl-mush'rikīna٩٤
Artık buyrulanı açıkça ortaya koy, puta tapanlara aldırış etme.
15:95
إِنَّاşüphesiz bizinnāكَفَيْنَـٰكَsana yeterizkafaynākaٱلْمُسْتَهْزِءِينَalay edenler(e karşı)l-mus'tahziīna٩٥
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
15:96
ٱلَّذِينَkimseleralladhīnaيَجْعَلُونَedinen(ler)yajʿalūnaمَعَile berabermaʿaٱللَّهِAllahl-lahiإِلَـٰهًاtanrıilāhanءَاخَرَ ۚbaşkaākharaفَسَوْفَyakındafasawfaيَعْلَمُونَbileceklerdiryaʿlamūna٩٦
Allah'la beraber başka bir tanrının bulunduğunu kabul eden alaycılara karşı şüphesiz Biz sana kafiyiz. Yakında ne olduğunu öğreneceklerdir.
15:97
وَلَقَدْve andolsunwalaqadنَعْلَمُbiliyoruz (ki)naʿlamuأَنَّكَseninannakaيَضِيقُdaralıyoryaḍīquصَدْرُكَgöğsünṣadrukaبِمَاşeylerebimāيَقُولُونَonların söylediklerineyaqūlūna٩٧
And olsun ki, söyledikleri şeylerden senin gönlünün daraldığını biliyoruz.
15:98
فَسَبِّحْ(o halde) tesbih etfasabbiḥبِحَمْدِhamd ilebiḥamdiرَبِّكَRabbinirabbikaوَكُنve olwakunمِّنَsecde edenlerdenminaٱلسَّـٰجِدِينَthose who prostratel-sājidīna٩٨
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.
15:99
وَٱعْبُدْve kulluk etwa-uʿ'budرَبَّكَRabbinerabbakaحَتَّىٰkadarḥattāيَأْتِيَكَsana gelinceyeyatiyakaٱلْيَقِينُyakînl-yaqīnu٩٩
Rabbini hamd ile an, secde edenlerden ol ve ölünceye kadar Rabbine kulluk et.