45

Casiye

Mekki 37 Ayet Cüz 25
الجاثية

Casiye Suresi (الجاثية), Kur’an-ı Kerim’in 45. suresidir — Mekki, 37 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
45:1
حمٓHâ Mîmhha-meem١
Ha, Mim.
45:2
تَنزِيلُindirilmesitanzīluٱلْكِتَـٰبِKitabınl-kitābiمِنَ(tarafın)dandırminaٱللَّهِAllahl-lahiٱلْعَزِيزِüstünl-ʿazīziٱلْحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibil-ḥakīmi٢
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.
45:3
إِنَّşüphesizinnaفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerdewal-arḍiلَـَٔايَـٰتٍۢibretler vardırlaāyātinلِّلْمُؤْمِنِينَinananlar içinlil'mu'minīna٣
Göklerde ve yerde inananlara nice dersler vardır.
45:4
وَفِىvewafīخَلْقِكُمْsizin yaratılışınızdakhalqikumوَمَاvewamāيَبُثُّyaymakta olduğundayabuthuمِنcanlılardanminدَآبَّةٍ(the) moving creaturesdābbatinءَايَـٰتٌۭibretler vardırāyātunلِّقَوْمٍۢkavimler içinliqawminيُوقِنُونَkesin olarak inananyūqinūna٤
Ey insanlar! Sizin yaratılmanızda ve canlıların yeryüzünde yayılmasında, kesin olarak inanan kimseler için ibretler vardır.
45:5
وَٱخْتِلَـٰفِve değişmesindewa-ikh'tilāfiٱلَّيْلِgeceninal-layliوَٱلنَّهَارِve gündüzünwal-nahāriوَمَآvewamāأَنزَلَindirmesindeanzalaٱللَّهُAllah'ınl-lahuمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمِن(sebebi)minرِّزْقٍۢrızıkriz'qinفَأَحْيَاve diriltmesindefa-aḥyāبِهِonunlabihiٱلْأَرْضَyeril-arḍaبَعْدَsonrabaʿdaمَوْتِهَاölümündenmawtihāوَتَصْرِيفِve estirmesindewataṣrīfiٱلرِّيَـٰحِrüzgarlarıl-riyāḥiءَايَـٰتٌۭibretler vardırāyātunلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَعْقِلُونَdüşünenyaʿqilūna٥
Gece ile gündüzün birbiri ardından gelmesinde, gökten, Allah'ın rızık vermek için yağmur indirip, yeri onunla, ölümünden sonra diriltmesinde, rüzgarları yönetmesinde, akleden kimseler için dersler vardır.
45:6
تِلْكَişte şunlartil'kaءَايَـٰتُayetleridirāyātuٱللَّهِAllah'ınl-lahiنَتْلُوهَاonları okuyoruznatlūhāعَلَيْكَsanaʿalaykaبِٱلْحَقِّ ۖgerçek ilebil-ḥaqiفَبِأَىِّhangifabi-ayyiحَدِيثٍۭsözeḥadīthinبَعْدَsonrabaʿdaٱللَّهِAllah'tanl-lahiوَءَايَـٰتِهِۦve O'nun ayetlerindenwaāyātihiيُؤْمِنُونَinanacaklaryu'minūna٦
İşte sana gerçek olarak anlattığımız bunlar, Allah'ın varlığının delilleridir. Artık Allah'tan ve O'nun delillerinden sonra hangi söze inanırlar?
45:7
وَيْلٌۭyuh olsunwaylunلِّكُلِّherlikulliأَفَّاكٍyalancıaffākinأَثِيمٍۢgünah yüklü kimseyeathīmin٧
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
45:8
يَسْمَعُo işitiryasmaʿuءَايَـٰتِayetlerinināyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiتُتْلَىٰokunduğunutut'lāعَلَيْهِkendisineʿalayhiثُمَّsonrathummaيُصِرُّdireniryuṣirruمُسْتَكْبِرًۭاbüyüklük taslarmus'takbiranكَأَنsankika-anلَّمْhiç onları işitmemişlamيَسْمَعْهَا ۖhe heard themyasmaʿhāفَبَشِّرْهُonu müjdelefabashir'huبِعَذَابٍbir azab ilebiʿadhābinأَلِيمٍۢacıalīmin٨
Kendine okunan Allah'ın ayetlerini dinleyip, sonra, onları hiç duymamış gibi büyüklük taslamakta direnen, yalancı ve günahkar kişinin vay haline! Ona can yakıcı bir azap müjdele.
45:9
وَإِذَاzamanwa-idhāعَلِمَöğrendiğiʿalimaمِنْbizim ayetlerimizdenminءَايَـٰتِنَاOur Versesāyātināشَيْـًٔاbir şeyshayanٱتَّخَذَهَاonu edinirittakhadhahāهُزُوًا ۚalay konusuhuzuwanأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaلَهُمْöyleleri için vardırlahumعَذَابٌۭbir azabʿadhābunمُّهِينٌۭalçaltıcımuhīnun٩
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
45:10
مِّنötelerinden deminوَرَآئِهِمْBefore themwarāihimجَهَنَّمُ ۖcehennemjahannamuوَلَاvewalāيُغْنِىbir yarar sağlamazyugh'nīعَنْهُمkendilerineʿanhumمَّاkazandıklarıكَسَبُوا۟they had earnedkasabūشَيْـًۭٔاşeylershayanوَلَاve (sağlamaz)walāمَاşeylerٱتَّخَذُوا۟edindikleriittakhadhūمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiأَوْلِيَآءَ ۖvelilerawliyāaوَلَهُمْve onlar için vardırwalahumعَذَابٌbir azabʿadhābunعَظِيمٌbüyükʿaẓīmun١٠
Ayetlerimizden bir şey öğrendiğinde onu alaya alır. İşte bunlara alçaltıcı bir azap ve ardından da cehennem vardır. Kazandıkları şeyler de, Allah'ı bırakıp edindikleri dostlar da onlara bir fayda vermez. Büyük azap onlaradır.
45:11
هَـٰذَاişte budurhādhāهُدًۭى ۖyol göstericihudanوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiرَبِّهِمْRablerininrabbihimلَهُمْonlar için vardırlahumعَذَابٌۭbir azabʿadhābunمِّنçok çetinminرِّجْزٍfilthrij'zinأَلِيمٌinciticialīmun١١
İşte bu Kuran doğruluk rehberidir. Rablerinin ayetlerini inkar edenlere, onlara, tiksindiren, can yakan bir azap vardır.
45:12
۞ ٱللَّهُAllah'tıral-lahuٱلَّذِىO kialladhīسَخَّرَboyun eğdirdisakharaلَكُمُsizelakumuٱلْبَحْرَdenizil-baḥraلِتَجْرِىَakıp gitsin diyelitajriyaٱلْفُلْكُgemilerl-ful'kuفِيهِonun içindefīhiبِأَمْرِهِۦbuyruğuylabi-amrihiوَلِتَبْتَغُوا۟ve payınızı arayasınız diyewalitabtaghūمِنO'nun lutfundanminفَضْلِهِۦHis Bountyfaḍlihiوَلَعَلَّكُمْve umulur kiwalaʿallakumتَشْكُرُونَşükredersiniztashkurūna١٢
Emri gereğince denizde yüzmek üzere gemileri, lütfedip verdiği rızkı aramanız için denizi buyruğunuz altına veren Allah'tır, belki artık şükredersiniz.
45:13
وَسَخَّرَve boyun eğdirdiwasakharaلَكُمsizelakumمَّاbulunan şeyleriفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَاve bulunan şeyleriwamāفِىyerdeٱلْأَرْضِthe earth l-arḍiجَمِيعًۭاhepsinijamīʿanمِّنْهُ ۚkendisindenmin'huإِنَّelbetteinnaفِىvardırذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَتَفَكَّرُونَdüşünenyatafakkarūna١٣
Göklerde olanları, yerde olanları, hepsini sizin buyruğunuz altına vermiştir. Doğrusu bunlarda, düşünen kimseler için dersler vardır.
45:14
قُلsöylequlلِّلَّذِينَkimselerelilladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūيَغْفِرُوا۟affetsinleryaghfirūلِلَّذِينَkimselerililladhīnaلَاummayan(ları)يَرْجُونَhopeyarjūnaأَيَّامَgünleriniayyāmaٱللَّهِAllah'ınl-lahiلِيَجْزِىَcezalandırması içinliyajziyaقَوْمًۢاbir toplumuqawmanبِمَاsebebiylebimāكَانُوا۟olduklarıkānūيَكْسِبُونَyapıyorlaryaksibūna١٤
İnanmışlara de ki: Allah'ın bir milleti yaptıklarına karşılık cezalandıracağı günlerin geleceğini ummayanları şimdilik bağışlasınlar.
45:15
مَنْkimmanعَمِلَyaparsaʿamilaصَـٰلِحًۭاiyi bir işṣāliḥanفَلِنَفْسِهِۦ ۖyararı kendisinedirfalinafsihiوَمَنْve kimwamanأَسَآءَkötülük yaparsaasāaفَعَلَيْهَا ۖzararı kendisinedirfaʿalayhāثُمَّsonundathummaإِلَىٰRabbinizeilāرَبِّكُمْyour Lordrabbikumتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna١٥
Kim yararlı iş işlerse kendinedir; kim kötülük yaparsa kendi aleyhinedir. Sonra Rabbinize döndürülürsünüz.
45:16
وَلَقَدْve andolsunwalaqadءَاتَيْنَاbiz verdikātaynāبَنِىٓoğullarınabanīإِسْرَٰٓءِيلَİsrailis'rāīlaٱلْكِتَـٰبَKitapl-kitābaوَٱلْحُكْمَve hükümwal-ḥuk'maوَٱلنُّبُوَّةَve peygamberlikwal-nubuwataوَرَزَقْنَـٰهُمve onları besledikwarazaqnāhumمِّنَgüzel rızıklarlaminaٱلطَّيِّبَـٰتِthe good thingsl-ṭayibātiوَفَضَّلْنَـٰهُمْve onları üstün kıldıkwafaḍḍalnāhumعَلَىüzerineʿalāٱلْعَـٰلَمِينَalemlerl-ʿālamīna١٦
And olsun ki Biz, İsrailoğullarına Kitap, hüküm ve peygamberlik verdik; onları temiz şeylerle rızıklandırdık; onları dünyalara üstün kıldık.
45:17
وَءَاتَيْنَـٰهُمve onlara verdikwaātaynāhumبَيِّنَـٰتٍۢaçık delillerbayyinātinمِّنَbu işdeminaٱلْأَمْرِ ۖthe matterl-amriفَمَاonlar ayrılığa düşmedilerfamāٱخْتَلَفُوٓا۟they differedikh'talafūإِلَّاsadece (yüzünden)illāمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiمَاkendilerine geldiktenجَآءَهُمُcame to themjāahumuٱلْعِلْمُbilgil-ʿil'muبَغْيًۢاçekememezlikbaghyanبَيْنَهُمْ ۚaralarındakibaynahumإِنَّşüphesizinnaرَبَّكَRabbinrabbakaيَقْضِىhüküm verecektiryaqḍīبَيْنَهُمْonlar arasındabaynahumيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiفِيمَاşeylerdefīmāكَانُوا۟olduklarıkānūفِيهِondafīhiيَخْتَلِفُونَayrılığa düşüyor(lar)yakhtalifūna١٧
Din konusunda, onlara belgeler verdik; ancak, kendilerine ilim geldikten sonra birbirini çekememezlikten ayrılığa düştüler. Rabbin kıyamet günü, ayrılığa düştükleri şeyler hakkında şüphesiz aralarında hükmedecektir.
45:18
ثُمَّsonrathummaجَعَلْنَـٰكَseni koydukjaʿalnākaعَلَىٰüzerineʿalāشَرِيعَةٍۢbir şeriatsharīʿatinمِّنَemrimizdenminaٱلْأَمْرِthe matterl-amriفَٱتَّبِعْهَاsen ona uyfa-ittabiʿ'hāوَلَاvewalāتَتَّبِعْuymatattabiʿأَهْوَآءَkeyiflerineahwāaٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaلَاbilmeyen(lerin)يَعْلَمُونَknowyaʿlamūna١٨
Sonra seni de din konusunda bir şeriat sahibi kıldık, ona uy; bilmeyenlerin heveslerine uyma.
45:19
إِنَّهُمْçünkü onlarinnahumلَنaslalanيُغْنُوا۟savamazlaryugh'nūعَنكَsendenʿankaمِنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiشَيْـًۭٔا ۚhiçbir şeyishayanوَإِنَّve şüphesizwa-innaٱلظَّـٰلِمِينَzalimlerl-ẓālimīnaبَعْضُهُمْbir kısmıbaʿḍuhumأَوْلِيَآءُvelisidirlerawliyāuبَعْضٍۢ ۖdiğerininbaʿḍinوَٱللَّهُAllah isewal-lahuوَلِىُّvelisidirwaliyyuٱلْمُتَّقِينَmuttakilerinl-mutaqīna١٩
Şüphesiz onlar, seni Allah'tan müstağni kılamazlar. Doğrusu zalimler birbirlerinin dostudurlar. Sakınanların dostu ise Allah'tır.
45:20
هَـٰذَاbu (Kur'an)hādhāبَصَـٰٓئِرُkanıtlar(sunmakta)dırbaṣāiruلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiوَهُدًۭىve yol göstericidirwahudanوَرَحْمَةٌۭve rahmettirwaraḥmatunلِّقَوْمٍۢkavimler içinliqawminيُوقِنُونَkesin olarak inananyūqinūna٢٠
Bu Kuran, insanlar için açık belgeler; kesin olarak inanan millet için doğruluk rehberi ve rahmettir.
45:21
أَمْyoksaamحَسِبَsandılar (mı ki?)ḥasibaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaٱجْتَرَحُوا۟işleyenij'taraḥūٱلسَّيِّـَٔاتِkötülükleril-sayiātiأَنonları yapacağımızıanنَّجْعَلَهُمْWe will make themnajʿalahumكَٱلَّذِينَkimseler gibika-alladhīnaءَامَنُوا۟inananāmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanwaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi amellerl-ṣāliḥātiسَوَآءًۭbir olacak (öyle mi?)sawāanمَّحْيَاهُمْyaşamalarımaḥyāhumوَمَمَاتُهُمْ ۚve ölümleriwamamātuhumسَآءَne kötüsāaمَاhüküm veriyorlarيَحْكُمُونَthey judgeyaḥkumūna٢١
Yoksa, kötülük işleyen kimseler, ölümlerinde ve diriliklerinde kendilerini, inanıp yararlı iş işleyen kimseler ile bir mi tutacağımızı sandılar? Ne kötü hüküm veriyorlar!
45:22
وَخَلَقَve yaratmıştırwakhalaqaٱللَّهُAllahl-lahuٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaبِٱلْحَقِّgerçek olarakbil-ḥaqiوَلِتُجْزَىٰcezalandırılsın diyewalituj'zāكُلُّherkulluنَفْسٍۭcannafsinبِمَاşey ilebimāكَسَبَتْkazandığıkasabatوَهُمْve onlarawahumلَاaslaيُظْلَمُونَhaksızlık edilmesinyuẓ'lamūna٢٢
Allah gökleri ve yeri gerçekle yaratmıştır; her cana, kazandığının karşılığı verilir, onlara zulmedilmez.
45:23
أَفَرَءَيْتَgördün mü?afara-aytaمَنِkimseyimaniٱتَّخَذَedinenittakhadhaإِلَـٰهَهُۥtanrıilāhahuهَوَىٰهُkeyfinihawāhuوَأَضَلَّهُve saptırdığıwa-aḍallahuٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَىٰbir bilgiye göreʿalāعِلْمٍۢknowinglyʿil'minوَخَتَمَve mühürlediğiwakhatamaعَلَىٰüzeriniʿalāسَمْعِهِۦkulağınınsamʿihiوَقَلْبِهِۦve kalbiniwaqalbihiوَجَعَلَve çektiğiwajaʿalaعَلَىٰüstüneʿalāبَصَرِهِۦgözününbaṣarihiغِشَـٰوَةًۭperdeghishāwatanفَمَنşimdi kim?famanيَهْدِيهِona doğru yolu gösterecekyahdīhiمِنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiٱللَّهِ ۚAllah'tanl-lahiأَفَلَاdüşünmüyor musunuz?afalāتَذَكَّرُونَyou receive admonitiontadhakkarūna٢٣
Heva ve hevesini tanrı edinen, bilgisi olduğu halde Allah'ın şaşırttığı, kulağını ve kalbini mühürlediği, gözünü perdelediği kimseyi gördün mü? Onu Allah'tan başka kim doğru yola eriştirebilir? Ey insanlar! Anlamaz mısınız?
45:24
وَقَالُوا۟ve dediler kiwaqālūمَاyokturهِىَbaşka bir şeyhiyaإِلَّا(is) butillāحَيَاتُنَاhayatımızdanḥayātunāٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāنَمُوتُölürüznamūtuوَنَحْيَاve yaşarızwanaḥyāوَمَاvewamāيُهْلِكُنَآbizi helak etmiyoryuh'likunāإِلَّاbaşkasıillāٱلدَّهْرُ ۚzamandanl-dahruوَمَاfakat yokturwamāلَهُمonlarınlahumبِذَٰلِكَbu husustabidhālikaمِنْhiçbirminعِلْمٍ ۖbilgileriʿil'minإِنْ(hayır)inهُمْonlarhumإِلَّاsadeceillāيَظُنُّونَzannediyorlaryaẓunnūna٢٤
"Hayat, ancak bu dünyadaki hayatımızdır. Ölürüz ve yaşarız; bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler" derler. Onların bu hususta bir bilgisi yoktur, sadece böyle sanırlar.
45:25
وَإِذَاve zamanwa-idhāتُتْلَىٰokunduğutut'lāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimءَايَـٰتُنَاayetlerimizāyātunāبَيِّنَـٰتٍۢaçık açıkbayyinātinمَّاolmamıştırكَانَiskānaحُجَّتَهُمْbir delilleriḥujjatahumإِلَّآbaşkaillāأَنdemelerindenanقَالُوا۟they sayqālūٱئْتُوا۟getirini'tūبِـَٔابَآئِنَآbabalarımızıbiābāināإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumصَـٰدِقِينَdoğrular(dan)ṣādiqīna٢٥
Ayetlerimiz onlara açıkça okunduğu zaman, delilleri yalnızca: "Doğru sözlü iseniz babalarımızı getirin bakalım" demek olur.
45:26
قُلِde kiquliٱللَّهُAllahl-lahuيُحْيِيكُمْsizi yaşatıyoryuḥ'yīkumثُمَّsonrathummaيُمِيتُكُمْsizi öldürüyoryumītukumثُمَّsonrathummaيَجْمَعُكُمْsizi toplayıp getirecektiryajmaʿukumإِلَىٰgününeilāيَوْمِ(the) Dayyawmiٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiلَاaslaرَيْبَşüphe yokturraybaفِيهِbundafīhiوَلَـٰكِنَّamawalākinnaأَكْثَرَçoğuaktharaٱلنَّاسِinsanlarınl-nāsiلَاbilmezlerيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٢٦
De ki: "Sizi Allah diriltir, sonra öldürür, sonra sizi şüphe götürmeyen kıyamet gününde toplar. Ama insanların çoğu bilmezler."
45:27
وَلِلَّهِAllah'ındırwalillahiمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۚve yerinwal-arḍiوَيَوْمَve günwayawmaتَقُومُbaşladığıtaqūmuٱلسَّاعَةُsa'atl-sāʿatuيَوْمَئِذٍۢişte o günyawma-idhinيَخْسَرُhüsrana uğrayacaktıryakhsaruٱلْمُبْطِلُونَiptalcilerl-mub'ṭilūna٢٧
Göklerin ve yerin hükümranlığı Allah'ındır. Kıyamet kopacağı gün, işte o gün, batıl sözlere uymuş olanlar hüsranda kalırlar.
45:28
وَتَرَىٰve görürsünwatarāكُلَّherkullaأُمَّةٍۢümmetiummatinجَاثِيَةًۭ ۚtoplanmışjāthiyatanكُلُّherkulluأُمَّةٍۢümmetummatinتُدْعَىٰٓçağırılırtud'ʿāإِلَىٰkendi Kitabınailāكِتَـٰبِهَاits recordkitābihāٱلْيَوْمَbugünl-yawmaتُجْزَوْنَcezalandırılacaksınıztuj'zawnaمَاşeylerleكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapıyor(lar)taʿmalūna٢٨
Her ümmeti diz üstü çökmüş olarak görürsün. Her ümmet kitabına çağrılır. Onlara denir ki: "Bugün, size işlediğinizin karşılığı verilecektir."
45:29
هَـٰذَاiştehādhāكِتَـٰبُنَاKitabımızkitābunāيَنطِقُsöylüyoryanṭiquعَلَيْكُمaleyhinizeʿalaykumبِٱلْحَقِّ ۚgerçeğibil-ḥaqiإِنَّاçünkü bizinnāكُنَّاidikkunnāنَسْتَنسِخُyazıyornastansikhuمَاşeyleriكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَyapıyor(lar)taʿmalūna٢٩
"Bu kitabımız gerçekten sizin aleyhinize konuşur. Biz yaptıklarınızı şüphesiz bir bir kaydediyorduk."
45:30
فَأَمَّاgelincefa-ammāٱلَّذِينَkimselerealladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lara)āmanūوَعَمِلُوا۟ve yapanlarawaʿamilūٱلصَّـٰلِحَـٰتِiyi işlerl-ṣāliḥātiفَيُدْخِلُهُمْonları sokarfayud'khiluhumرَبُّهُمْRablerirabbuhumفِىrahmetineرَحْمَتِهِۦ ۚHis mercyraḥmatihiذَٰلِكَiştedhālikaهُوَbudurhuwaٱلْفَوْزُbaşarıl-fawzuٱلْمُبِينُapaçıkl-mubīnu٣٠
İnanıp, yararlı iş işleyenlere gelince, Rableri onları rahmetine garkeder. İşte bu, apaçık kurtuluştur.
45:31
وَأَمَّاama gelincewa-ammāٱلَّذِينَkimselerealladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar eden(lere)kafarūأَفَلَمْdeğil mi?afalamتَكُنْThen were nottakunءَايَـٰتِىayetlerimāyātīتُتْلَىٰokunurdutut'lāعَلَيْكُمْsizeʿalaykumفَٱسْتَكْبَرْتُمْfakat siz büyüklük tasladınızfa-is'takbartumوَكُنتُمْve oldunuzwakuntumقَوْمًۭاbir toplumqawmanمُّجْرِمِينَsuçlulardanmuj'rimīna٣١
Ama, inkar eden kimselere denir ki: "Ayetlerim size okunmuş, siz de büyüklenip suçlu bir millet olmuştunuz değil mi?"
45:32
وَإِذَاve zamanwa-idhāقِيلَdendiğiqīlaإِنَّşüphesizinnaوَعْدَva'diwaʿdaٱللَّهِAllah'ınl-lahiحَقٌّۭgerçektirḥaqqunوَٱلسَّاعَةُve sa'attewal-sāʿatuلَاyokturرَيْبَşüpheraybaفِيهَاondafīhāقُلْتُمdemiştinizqul'tumمَّاbilmiyoruzنَدْرِىwe knownadrīمَاnedirٱلسَّاعَةُSa'atl-sāʿatuإِن(hayır)inنَّظُنُّsanıyoruz kinaẓunnuإِلَّاsadeceillāظَنًّۭاbir kuruntudurẓannanوَمَاve değilizwamāنَحْنُbiznaḥnuبِمُسْتَيْقِنِينَinananlardanbimus'tayqinīna٣٢
"Doğrusu Allah'ın verdiği söz gerçektir, kıyamet saati şüphe götürmez" dendiği zaman: "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, yalnız yoktur sanıyoruz, buna dair kesin bir bilgi elde etmiş değiliz" derdiniz.
45:33
وَبَدَاve göründüwabadāلَهُمْonlaralahumسَيِّـَٔاتُkötülüklerisayyiātuمَاşeylerinعَمِلُوا۟yaptıklarıʿamilūوَحَاقَve kuşattıwaḥāqaبِهِمonlarıbihimمَّاşeyكَانُوا۟olduklarıkānūبِهِۦonunlabihiيَسْتَهْزِءُونَalay ediyor(lar)yastahziūna٣٣
İşledikleri kötülükler kendilerine belli oldu ve onları, alaya aldıkları şeyler kuşatıp mahvetti.
45:34
وَقِيلَve denildiwaqīlaٱلْيَوْمَbugünl-yawmaنَنسَىٰكُمْsizi unuttuknansākumكَمَاgibikamāنَسِيتُمْunuttuğunuznasītumلِقَآءَkarşılaşmayıliqāaيَوْمِكُمْgününüzleyawmikumهَـٰذَاbuhādhāوَمَأْوَىٰكُمُve yerinizwamawākumuٱلنَّارُateştirl-nāruوَمَاve yokturwamāلَكُمsizin içinlakumمِّنhiçbirminنَّـٰصِرِينَyardımcınıznāṣirīna٣٤
Onlara denir ki: "Bugüne kavuşacağınızı unuttuğunuz gibi Biz de sizi unuttuk; varacağınız yer ateştir, yardımcılarınız da yoktur."
45:35
ذَٰلِكُمböyledirdhālikumبِأَنَّكُمُçünkü sizbi-annakumuٱتَّخَذْتُمْedindinizittakhadhtumءَايَـٰتِayetleriniāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiهُزُوًۭاeğlencehuzuwanوَغَرَّتْكُمُve sizi aldattıwagharratkumuٱلْحَيَوٰةُhayatıl-ḥayatuٱلدُّنْيَا ۚdünyal-dun'yāفَٱلْيَوْمَartık bugünfal-yawmaلَاonlar çıkarılmazlarيُخْرَجُونَthey will be brought forthyukh'rajūnaمِنْهَاondan (ateşten)min'hāوَلَاve olmazwalāهُمْonlarhumيُسْتَعْتَبُونَmazeret istenenlerdenyus'taʿtabūna٣٥
"Bu, Allah'ın ayetlerini alaya almanızdan ve dünya hayatının sizi aldatmış olmasından ötürüdür." O gün, ne oradan çıkarılırlar ve ne de özürleri dinlenir.
45:36
فَلِلَّهِAllah'a mahsusturfalillahiٱلْحَمْدُhamdl-ḥamduرَبِّRabbirabbiٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَرَبِّve Rabbiwarabbiٱلْأَرْضِyerinl-arḍiرَبِّRabbirabbiٱلْعَـٰلَمِينَbütün alemlerinl-ʿālamīna٣٦
Övülmek, göklerin Rabbi, yerin Rabbi ve alemlerin Rabbi olan Allah içindir.
45:37
وَلَهُyalnız O'na aittirwalahuٱلْكِبْرِيَآءُululukl-kib'riyāuفِىgöklerdeٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerdewal-arḍiوَهُوَve Owahuwaٱلْعَزِيزُazizdirl-ʿazīzuٱلْحَكِيمُhakimdirl-ḥakīmu٣٧
Göklerde ve yerde azamet O'nundur, O, güçlüdür, Hakim'dir.