39
Zümer
الزمر
Zümer Suresi (الزمر), Kur’an-ı Kerim’in 39. suresidir — Mekki, 75 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
39:1
تَنزِيلُindirilmesitanzīluٱلْكِتَـٰبِKitabınıl-kitābiمِنَtarafındandırminaٱللَّهِAllahl-lahiٱلْعَزِيزِazizl-ʿazīziٱلْحَكِيمِhüküm ve hikmet sahibil-ḥakīmi١
Kitap'ın indirilmesi, güçlü ve Hakim olan Allah katındandır.
39:2
إِنَّآelbette bizinnāأَنزَلْنَآindirdikanzalnāإِلَيْكَsanailaykaٱلْكِتَـٰبَbu Kitabıl-kitābaبِٱلْحَقِّhak ilebil-ḥaqiفَٱعْبُدِsen kulluk etfa-uʿ'budiٱللَّهَAllah'al-lahaمُخْلِصًۭاhalis kılarakmukh'liṣanلَّهُyalnız O'nalahuٱلدِّينَdinil-dīna٢
Biz sana Kitap'ı gerçekle indirdik. Öyle ise dini Allah için halis kılarak O'na kulluk et.
39:3
أَلَاiyi bil kialāلِلَّهِyalnız Allah'ındırlillahiٱلدِّينُdinl-dīnuٱلْخَالِصُ ۚhalisl-khāliṣuوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaٱتَّخَذُوا۟edinenittakhadhūمِنO'ndan başkaminدُونِهِۦٓbesides Himdūnihiأَوْلِيَآءَdostlarawliyāaمَاbiz bunlara tapmıyoruzmāنَعْبُدُهُمْwe worship themnaʿbuduhumإِلَّاdışıda (bir sebeple)illāلِيُقَرِّبُونَآbizi yaklaştırmalarıliyuqarribūnāإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiزُلْفَىٰٓdaha yakınzul'fāإِنَّşüphesiz kiinnaٱللَّهَAllahl-lahaيَحْكُمُhükmünü verecektiryaḥkumuبَيْنَهُمْonlar arasındabaynahumفِىne kifīمَاwhatmāهُمْonlarhumفِيهِonun hakkındafīhiيَخْتَلِفُونَ ۗayrılığa düşüyorlaryakhtalifūnaإِنَّşüphesiz kiinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَاdoğru yola iletmezlāيَهْدِىguideyahdīمَنْolanımanهُوَohuwaكَـٰذِبٌۭyalancıkādhibunكَفَّارٌۭnankörkaffārun٣
Dikkat edin, halis din Allah'ındır; O'nu bırakıp da putlardan dostlar edinenler: "Onlara, bizi Allah'a yaklaştırsınlar diye kulluk ediyoruz" derler. Doğrusu Allah ayrılığa düştükleri şeylerde aralarında hüküm verecektir. Allah şüphesiz yalancı ve inkarcı kimseyi doğru yola eriştirmez.
39:4
لَّوْeğerlawأَرَادَisteseydiarādaٱللَّهُAllahl-lahuأَنedinmekanيَتَّخِذَtakeyattakhidhaوَلَدًۭاçocukwaladanلَّٱصْطَفَىٰelbette seçerdila-iṣ'ṭafāمِمَّاyarattıklarındanmimmāيَخْلُقُHe createsyakhluquمَاnemāيَشَآءُ ۚdiliyorsayashāuسُبْحَـٰنَهُۥ ۖO (bundan münezzehtir) yücedirsub'ḥānahuهُوَOhuwaٱللَّهُAllah'tırl-lahuٱلْوَٰحِدُtekl-wāḥiduٱلْقَهَّارُkahredicil-qahāru٤
Allah çocuk edinmek isteseydi, yaratıklarından dilediğini seçerdi. O münezzehtir, O; gücü her şeye yeten tek Allah'tır.
39:5
خَلَقَyarattıkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaبِٱلْحَقِّ ۖhak ilebil-ḥaqiيُكَوِّرُörteryukawwiruٱلَّيْلَgeceyial-laylaعَلَىüzerineʿalāٱلنَّهَارِgündüzünl-nahāriوَيُكَوِّرُve örterwayukawwiruٱلنَّهَارَgündüzül-nahāraعَلَىüzerineʿalāٱلَّيْلِ ۖgeceninal-layliوَسَخَّرَve buyruğu altına almıştırwasakharaٱلشَّمْسَgüneşil-shamsaوَٱلْقَمَرَ ۖve ayıwal-qamaraكُلٌّۭher birikullunيَجْرِىakıp gitmektediryajrīلِأَجَلٍۢsüreye kadarli-ajalinمُّسَمًّى ۗbelli birmusammanأَلَاiyi bil kialāهُوَOhuwaٱلْعَزِيزُazizdirl-ʿazīzuٱلْغَفَّـٰرُve çok bağışlayandırl-ghafāru٥
Gökleri ve yeri gerçekten yaratan O'dur. Geceyi gündüze dolar, gündüzü geceye dolar. Her biri belirli bir süreye kadar yörüngelerinde yürüyen güneş ve ayı buyruk altında tutar. Dikkat edin, güçlü olan, çok bağışlayan O'dur.
39:6
خَلَقَكُمsizi yarattıkhalaqakumمِّنcandanminنَّفْسٍۢa soulnafsinوَٰحِدَةٍۢbir tekwāḥidatinثُمَّsonrathummaجَعَلَmeydana getirdijaʿalaمِنْهَاondanmin'hāزَوْجَهَاeşinizawjahāوَأَنزَلَve indirdiwa-anzalaلَكُمsizin içinlakumمِّنَdavarlardanminaٱلْأَنْعَـٰمِthe cattlel-anʿāmiثَمَـٰنِيَةَsekizthamāniyataأَزْوَٰجٍۢ ۚçiftazwājinيَخْلُقُكُمْve sizi yaratmaktadıryakhluqukumفِىkarınlarındafīبُطُونِ(the) wombsbuṭūniأُمَّهَـٰتِكُمْannelerinizinummahātikumخَلْقًۭاyaratılışlakhalqanمِّنۢsonraminبَعْدِafterbaʿdiخَلْقٍۢbir yaratılıştankhalqinفِىiçindefīظُلُمَـٰتٍۢkaranlık(lar)ẓulumātinثَلَـٰثٍۢ ۚüçthalāthinذَٰلِكُمُişte budurdhālikumuٱللَّهُAllahl-lahuرَبُّكُمْRabbinizrabbukumلَهُO'nundurlahuٱلْمُلْكُ ۖmülkl-mul'kuلَآyokturlāإِلَـٰهَtanrıilāhaإِلَّاdışındaillāهُوَ ۖO'nunhuwaفَأَنَّىٰnasıl?fa-annāتُصْرَفُونَçevriliyorsunuztuṣ'rafūna٦
Sizi bir tek nefisten yaratmış, sonra ondan eşini varetmiştir; sizin için hayvanlardan sekiz çift meydana getirmiştir; sizi annelerinizin karınlarında üç türlü karanlık içinde, yaratılıştan yaratılışa geçirerek yaratmıştır; işte bu Rabbiniz olan Allah'tır. Hükümranlık O'nundur, O'ndan başka tanrı yoktur. Öyleyken nasıl olur da O'nu bırakıp başkasına yönelirsiniz?
39:7
إِنeğerinتَكْفُرُوا۟inkar ederseniztakfurūفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaغَنِىٌّzengindirghaniyyunعَنكُمْ ۖsizdenʿankumوَلَاfakatwalāيَرْضَىٰrazı olmazyarḍāلِعِبَادِهِkulları içinliʿibādihiٱلْكُفْرَ ۖküfrel-kuf'raوَإِنve eğerwa-inتَشْكُرُوا۟şükrederseniztashkurūيَرْضَهُona razı oluryarḍahuلَكُمْ ۗsizin içinlakumوَلَا(günahını) çekmezwalāتَزِرُwill beartaziruوَازِرَةٌۭhiçbir günahkarwāziratunوِزْرَgünahınıwiz'raأُخْرَىٰ ۗdiğerininukh'rāثُمَّsonrathummaإِلَىٰRabbinizedirilāرَبِّكُمyour Lordrabbikumمَّرْجِعُكُمْdönüşünüzmarjiʿukumفَيُنَبِّئُكُمsize haber verirfayunabbi-ukumبِمَاşeyleribimāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَعْمَلُونَ ۚyapıyorlartaʿmalūnaإِنَّهُۥçünkü Oinnahuعَلِيمٌۢbilirʿalīmunبِذَاتِözünübidhātiٱلصُّدُورِgöğüslerinl-ṣudūri٧
Eğer inkar ederseniz bilin ki Allah sizden müstağnidir. Kullarının inkarından hoşnut olmaz. Eğer şükrederseniz sizden hoşnut olur. Hiçbir günahkar diğerinin günahını yüklenmez. Sonunda dönüşünüz Rabbinizedir; yaptıklarınızı o zaman size haber verir; çünkü O, kalblerde olanı bilir.
39:8
۞ وَإِذَاzamanwa-idhāمَسَّdokunduğumassaٱلْإِنسَـٰنَinsanal-insānaضُرٌّۭbir zararḍurrunدَعَاhemen du'a ederdaʿāرَبَّهُۥRabbinerabbahuمُنِيبًاiçtenlikle yönelerekmunībanإِلَيْهِO'nailayhiثُمَّsonrathummaإِذَاzamanidhāخَوَّلَهُۥona verdiğikhawwalahuنِعْمَةًۭbir ni'metniʿ'matanمِّنْهُkendisindenmin'huنَسِىَunuturnasiyaمَاolduğunumāكَانَhe used to callkānaيَدْعُوٓا۟yalvarmaktayadʿūإِلَيْهِO'nailayhiمِنöncedenminقَبْلُbeforeqabluوَجَعَلَve koşarwajaʿalaلِلَّهِAllah'alillahiأَندَادًۭاeşlerandādanلِّيُضِلَّsaptırmak içinliyuḍillaعَنO'nun yolundanʿanسَبِيلِهِۦ ۚHis Pathsabīlihiقُلْde kiqulتَمَتَّعْyaşatamattaʿبِكُفْرِكَküfrünlebikuf'rikaقَلِيلًا ۖazıcıkqalīlanإِنَّكَşüphesiz seninnakaمِنْhalkından(sın)minأَصْحَـٰبِ(the) companionsaṣḥābiٱلنَّارِateşl-nāri٨
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Rabbine yönelerek O'na yalvarır. Sonra Allah, katından bir nimet verince önceden kime yalvarmış olduğunu unutuverir; Allah'ın yolundan saptırmak için O'na eşler koşar. De ki: "İnkarınla az bir müddet zevklen, şüphesiz sen cehennemliksin."
39:9
أَمَّنْyoksa gibi midir?ammanهُوَohuwaقَـٰنِتٌibadet edenqānitunءَانَآءَsa'atlerindeānāaٱلَّيْلِgeceal-layliسَاجِدًۭاsecde edereksājidanوَقَآئِمًۭاve ayakta durarakwaqāimanيَحْذَرُkorkanyaḥdharuٱلْـَٔاخِرَةَahirettenl-ākhirataوَيَرْجُوا۟ve umanwayarjūرَحْمَةَrahmetiniraḥmataرَبِّهِۦ ۗRabbininrabbihiقُلْde kiqulهَلْeşitmidir?halيَسْتَوِىequalyastawīٱلَّذِينَkimselerlealladhīnaيَعْلَمُونَbilen(lerle)yaʿlamūnaوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaلَاbilmeyen(ler)lāيَعْلَمُونَ ۗknowyaʿlamūnaإِنَّمَاdoğrusu ancakinnamāيَتَذَكَّرُöğüt alıryatadhakkaruأُو۟لُوا۟sahipleriulūٱلْأَلْبَـٰبِsağduyul-albābi٩
Geceleyin secde ederek ve ayakta durarak boyun büken, ahiretten çekinen, Rabbinin rahmetini dileyen kimse inkar eden kimse gibi olur mu? De ki: "Bilenlerle bilmeyenler bir olur mu? Doğrusu ancak akıl sahipleri öğüt alırlar."
39:10
قُلْde kiqulيَـٰعِبَادِey kullarımyāʿibādiٱلَّذِينَinananalladhīnaءَامَنُوا۟believeāmanūٱتَّقُوا۟korkunittaqūرَبَّكُمْ ۚRabbinizdenrabbakumلِلَّذِينَkimselere vardırlilladhīnaأَحْسَنُوا۟güzel davranan(lara)aḥsanūفِىbufīهَـٰذِهِthishādhihiٱلدُّنْيَاdünyadal-dun'yāحَسَنَةٌۭ ۗgüzellikḥasanatunوَأَرْضُve yeriwa-arḍuٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَٰسِعَةٌ ۗgeniştirwāsiʿatunإِنَّمَاancakinnamāيُوَفَّىödenecektiryuwaffāٱلصَّـٰبِرُونَsabredenlerel-ṣābirūnaأَجْرَهُمödülleriajrahumبِغَيْرِolmaksızınbighayriحِسَابٍۢhesabıḥisābin١٠
Şöyle de: "Ey inanan kullarım! Rabbinize karşı gelmekten sakının; bu dünyada iyilik yapanlara iyilik vardır. Allah'ın yarattığı yeryüzü geniştir. Yalnız sabredenlere, ecirleri sonsuz olarak ödenecektir."
39:11
قُلْde kiqulإِنِّىٓmuhakkak banainnīأُمِرْتُemredildiumir'tuأَنْkulluk etmemanأَعْبُدَI worshipaʿbudaٱللَّهَAllah'al-lahaمُخْلِصًۭاhalis kılarakmukh'liṣanلَّهُyalnız O'nalahuٱلدِّينَdinil-dīna١١
De ki: "Dini Allah'a halis kılarak O'na kulluk etmekle emrolundum."
39:12
وَأُمِرْتُve bana emredildiwa-umir'tuلِأَنْolmamli-anأَكُونَI beakūnaأَوَّلَilkiawwalaٱلْمُسْلِمِينَmüslümanlarınl-mus'limīna١٢
"Ve Müslümanların ilki olmakla emrolundum."
39:13
قُلْde kiqulإِنِّىٓelbette beninnīأَخَافُkorkarımakhāfuإِنْeğerinعَصَيْتُisyan edersemʿaṣaytuرَبِّىRabbimerabbīعَذَابَazabından;ʿadhābaيَوْمٍbir gününyawminعَظِيمٍۢbüyükʿaẓīmin١٣
De ki: "Rabbime karşı gelirsem, doğrusu büyük günün azabından korkarım."
39:14
قُلِde kiquliٱللَّهَAllah'al-lahaأَعْبُدُkulluk ediyorumaʿbuduمُخْلِصًۭاhalis kılarakmukh'liṣanلَّهُۥyalnız O'nalahuدِينِىdinimidīnī١٤
De ki: "Ben, dinimi Allah'a halis kılarak O'na kulluk ederim;
39:15
فَٱعْبُدُوا۟siz de kulluk edinfa-uʿ'budūمَاdilediğinizemāشِئْتُمyou willshi'tumمِّنO'ndan başkaminدُونِهِۦ ۗbesides Himdūnihiقُلْde kiqulإِنَّşüphesizinnaٱلْخَـٰسِرِينَziyan edenlerdirl-khāsirīnaٱلَّذِينَziyana uğrayanlaralladhīnaخَسِرُوٓا۟(will) losekhasirūأَنفُسَهُمْkendilerinianfusahumوَأَهْلِيهِمْve aileleriniwa-ahlīhimيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِ ۗkıyametl-qiyāmatiأَلَاdikkat edinalāذَٰلِكَiştedhālikaهُوَbuhuwaٱلْخُسْرَانُbir ziyandırl-khus'rānuٱلْمُبِينُapaçıkl-mubīnu١٥
Ey Allah'a eş koşanlar! Siz de O'ndan başka dilediğinize kulluk edin." De ki: Hüsrana uğrayanlar kıyamet günü kendilerini ve ailelerini hüsrana sokanlardır. Dikkat edin, işte apaçık hüsran budur.
39:16
لَهُمonların vardırlahumمِّنüstlerindenminفَوْقِهِمْabove themfawqihimظُلَلٌۭgölgelerẓulalunمِّنَateştenminaٱلنَّارِthe Firel-nāriوَمِنvewaminتَحْتِهِمْaltlarındantaḥtihimظُلَلٌۭ ۚ(ateşten) gölgelerẓulalunذَٰلِكَiştedhālikaيُخَوِّفُkorkuturyukhawwifuٱللَّهُAllahl-lahuبِهِۦbu durumdanbihiعِبَادَهُۥ ۚkullarınıʿibādahuيَـٰعِبَادِey kullarımyāʿibādiفَٱتَّقُونِbenden korkunfa-ittaqūni١٦
Onlara üstlerinden kat kat ateş vardır. Allah kullarını bununla korkutur. Ey kullarım, Benden sakının.
39:17
وَٱلَّذِينَkimselerewa-alladhīnaٱجْتَنَبُوا۟kaçınan(lara)ij'tanabūٱلطَّـٰغُوتَTağut'al-ṭāghūtaأَنkulluk etmektenanيَعْبُدُوهَاthey worship themyaʿbudūhāوَأَنَابُوٓا۟ve yönelenlerewa-anābūإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiلَهُمُonlar için vardırlahumuٱلْبُشْرَىٰ ۚmüjdel-bush'rāفَبَشِّرْmüjdelefabashirعِبَادِkullarımıʿibādi١٧
Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
39:18
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaيَسْتَمِعُونَdinlerleryastamiʿūnaٱلْقَوْلَsözül-qawlaفَيَتَّبِعُونَve uyarlarfayattabiʿūnaأَحْسَنَهُۥٓ ۚonun en güzelineaḥsanahuأُو۟لَـٰٓئِكَişte onlarulāikaٱلَّذِينَkimselerdiralladhīnaهَدَىٰهُمُdoğru yola ilettiklerihadāhumuٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuوَأُو۟لَـٰٓئِكَve iştewa-ulāikaهُمْonlarhumأُو۟لُوا۟sahipleridirulūٱلْأَلْبَـٰبِsağduyul-albābi١٨
Şeytana ve putlara kulluk etmekten kaçınıp, Allah'a yönelenlere, onlara, müjde vardır. Dinleyip de, en güzel söze uyan kullarımı müjdele. İşte Allah'ın doğru yola eriştirdiği onlardır. İşte onlar akıl sahipleridir.
39:19
أَفَمَنْkimse mi?afamanحَقَّhak olanḥaqqaعَلَيْهِüzerineʿalayhiكَلِمَةُkararıkalimatuٱلْعَذَابِazabl-ʿadhābiأَفَأَنتَsen mi?afa-antaتُنقِذُkurtaracaksıntunqidhuمَنbulunanımanفِىateştefīٱلنَّارِthe Firel-nāri١٩
Hakkında azap sözü gerçekleşmiş kimseyi, ateşte olanı sen mi kurtaracaksın?
39:20
لَـٰكِنِfakatlākiniٱلَّذِينَonlar kialladhīnaٱتَّقَوْا۟korkarlarittaqawرَبَّهُمْRablerindenrabbahumلَهُمْonlara vardırlahumغُرَفٌۭodalarghurafunمِّنüstüsteminفَوْقِهَاabove themfawqihāغُرَفٌۭodalarghurafunمَّبْنِيَّةٌۭyapılmışmabniyyatunتَجْرِىakmaktadırtajrīمِنaltındanminتَحْتِهَاbeneath ittaḥtihāٱلْأَنْهَـٰرُ ۖırmaklarl-anhāruوَعْدَ(bu) va'didirwaʿdaٱللَّهِ ۖAllah'ınl-lahiلَاcaymazlāيُخْلِفُAllah failsyukh'lifuٱللَّهُAllahl-lahuٱلْمِيعَادَva'dindenl-mīʿāda٢٠
Fakat, Rablerinden sakınanlara, üst üste bina edilmiş köşkler vardır; altlarından ırmaklar akar. Bu, Allah'ın verdiği sözdür, Allah verdiği sözden caymaz.
39:21
أَلَمْgörmedin mi?alamتَرَyou seetaraأَنَّşüphesizannaٱللَّهَAllahl-lahaأَنزَلَindirdianzalaمِنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe skyl-samāiمَآءًۭbir sumāanفَسَلَكَهُۥsonra onu geçirdifasalakahuيَنَـٰبِيعَkaynaklarayanābīʿaفِىiçindekifīٱلْأَرْضِyerinl-arḍiثُمَّsonrathummaيُخْرِجُçıkarıyoryukh'rijuبِهِۦonunlabihiزَرْعًۭاekinzarʿanمُّخْتَلِفًاçeşitlimukh'talifanأَلْوَٰنُهُۥrenklerdealwānuhuثُمَّsonrathummaيَهِيجُ(ekin) kururyahījuفَتَرَىٰهُve onu görürsünfatarāhuمُصْفَرًّۭاsararmışmuṣ'farranثُمَّsonrathummaيَجْعَلُهُۥonu yaparyajʿaluhuحُطَـٰمًا ۚbir çöpḥuṭāmanإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَذِكْرَىٰbir ibretladhik'rāلِأُو۟لِىsahipleri içinli-ulīٱلْأَلْبَـٰبِsağduyul-albābi٢١
Allah'ın gökten bir su indirip, onu yerdeki kaynaklara yerleştiren, sonra onunla çeşitli renklerde ekinler yetiştiren olduğunu görmez misin? Sonra onları kurutur ki sen de onları sapsarı görürsün, sonra da çer çöpe çevirir. Şüphesiz bunlarda, akıl sahipleri için öğüt vardır.
39:22
أَفَمَنkimse değil midir?afamanشَرَحَaçtığısharaḥaٱللَّهُAllah'ınl-lahuصَدْرَهُۥgöğsünüṣadrahuلِلْإِسْلَـٰمِİslam'alil'is'lāmiفَهُوَofahuwaعَلَىٰüzerindeʿalāنُورٍۢbir nurnūrinمِّنRabbindenminرَّبِّهِۦ ۚhis Lordrabbihiفَوَيْلٌۭyazıklar olsunfawaylunلِّلْقَـٰسِيَةِkatılaşmış olanlaralil'qāsiyatiقُلُوبُهُمyürekleriqulūbuhumمِّنkarşıminذِكْرِanmağadhik'riٱللَّهِ ۚAllah'ıl-lahiأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaفِىiçindedirlerfīضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinمُّبِينٍapaçıkmubīnin٢٢
Allah kimin gönlünü İslam'a açmışsa, o, Rabbi katından bir nur üzere olmaz mı? Kalbleri Allah'ı anmak hususunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık sapıklıktadırlar.
39:23
ٱللَّهُAllahal-lahuنَزَّلَindirdinazzalaأَحْسَنَen güzeliniaḥsanaٱلْحَدِيثِsözünl-ḥadīthiكِتَـٰبًۭاbir Kitap halindekitābanمُّتَشَـٰبِهًۭاbirbirine benzermutashābihanمَّثَانِىَikişerlimathāniyaتَقْشَعِرُّürperirtaqshaʿirruمِنْهُondanmin'huجُلُودُderilerijulūduٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaيَخْشَوْنَkorkanlarınyakhshawnaرَبَّهُمْRablerindenrabbahumثُمَّsonrathummaتَلِينُyumuşartalīnuجُلُودُهُمْderilerijulūduhumوَقُلُوبُهُمْve kalbleriwaqulūbuhumإِلَىٰzikrineilāذِكْرِ(the) remembrancedhik'riٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiذَٰلِكَişte budhālikaهُدَىrehberidirhudāٱللَّهِAllah'ınl-lahiيَهْدِىdoğru yola iletiryahdīبِهِۦbununlabihiمَنkimseyimanيَشَآءُ ۚdilediğiyashāuوَمَنama kimiwamanيُضْلِلِsapıklığında bırakırsayuḍ'liliٱللَّهُAllahl-lahuفَمَاartık olmazfamāلَهُۥonalahuمِنْhiçbirminهَادٍyol gösterenhādin٢٣
Allah, ayetleri birbirine benzeyen ve yer yer tekrar eden Kitap'ı sözlerin en güzeli olarak indirmiştir. Rablerinden korkanların, bu Kitap'tan tüyleri ürperir, sonra hem derileri ve hem de kalbleri Allah'ın zikrine yumuşar ve yatışır. İşte bu Kitap, Allah'ın doğruluk rehberidir, onunla istediğini doğru yola eriştirir. Allah kimi de saptırırsa artık ona yol gösteren bulunmaz.
39:24
أَفَمَنkimse mi?afamanيَتَّقِىkorunmağa çalışanyattaqīبِوَجْهِهِۦyüzüylebiwajhihiسُوٓءَen kötüsūaٱلْعَذَابِazabdanl-ʿadhābiيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِ ۚkıyametl-qiyāmatiوَقِيلَve denilirwaqīlaلِلظَّـٰلِمِينَzalimlerelilẓẓālimīnaذُوقُوا۟tadındhūqūمَاşeylerimāكُنتُمْolduğunuzkuntumتَكْسِبُونَkazanıyortaksibūna٢٤
Kıyamet günü kötü azaptan yüzünü korumaya çalışan kimse, güven içinde olan kimse gibi midir? Zalimlere: "Kazandıklarınızın karşılığını tadın" denir.
39:25
كَذَّبَyalanladılarkadhabaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaمِنonlardan öncekilerminقَبْلِهِمْ(were) before themqablihimفَأَتَىٰهُمُböylece onlara geldifa-atāhumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuمِنْbir yöndenminحَيْثُwhereḥaythuلَاhiç farkına varmadıklarılāيَشْعُرُونَthey perceiveyashʿurūna٢٥
Onlardan öncekiler de peygamberleri yalanlamışlardı da farkına varmadıkları yerden onlara bir azap çatmıştı.
39:26
فَأَذَاقَهُمُonlara taddırdıfa-adhāqahumuٱللَّهُAllahl-lahuٱلْخِزْىَrezillikl-khiz'yaفِىhayatındafīٱلْحَيَوٰةِthe lifel-ḥayatiٱلدُّنْيَا ۖdünyal-dun'yāوَلَعَذَابُazabı isewalaʿadhābuٱلْـَٔاخِرَةِahiretl-ākhiratiأَكْبَرُ ۚdaha büyüktürakbaruلَوْkeşkelawكَانُوا۟bilselerdikānūيَعْلَمُونَknewyaʿlamūna٢٦
Allah onlara, dünya hayatında rezilliği tattırdı; ahiret azabı daha büyüktür. Keşke bilseler!
39:27
وَلَقَدْve andolsunwalaqadضَرَبْنَاbiz anlattıkḍarabnāلِلنَّاسِinsanlaralilnnāsiفِىbufīهَـٰذَاthishādhāٱلْقُرْءَانِKur'an'dal-qur'āniمِنherminكُلِّeverykulliمَثَلٍۢtemsilimathalinلَّعَلَّهُمْumulur kilaʿallahumيَتَذَكَّرُونَöğüt alırlaryatadhakkarūna٢٧
Biz bu Kuran'da insanlara her türlü misali, belki öğüt alırlar diye, and olsun ki verdik.
39:28
قُرْءَانًاKur'an'dır (bu)qur'ānanعَرَبِيًّاArapçaʿarabiyyanغَيْرَolmayanghayraذِىpürüzüdhīعِوَجٍۢcrookednessʿiwajinلَّعَلَّهُمْumulur kilaʿallahumيَتَّقُونَsakınırlaryattaqūna٢٨
O, eğriliği olmayan, Arapça bir Kuran'dır. Belki sakınırlar.
39:29
ضَرَبَörnek verdiḍarabaٱللَّهُAllahl-lahuمَثَلًۭا(şöyle bir) misallemathalanرَّجُلًۭاbir adam (köle)rajulanفِيهِortaklarıfīhiشُرَكَآءُpartnersshurakāuمُتَشَـٰكِسُونَbirbiriyle çekişenmutashākisūnaوَرَجُلًۭاve bir adamwarajulanسَلَمًۭاbağlı olansalamanلِّرَجُلٍyalnız bir kişiyelirajulinهَلْmidir?halيَسْتَوِيَانِeşityastawiyāniمَثَلًا ۚikisinin durumumathalanٱلْحَمْدُhamdl-ḥamduلِلَّهِ ۚyalnız Allah'a mahsusturlillahiبَلْfakatbalأَكْثَرُهُمْçoklarıaktharuhumلَاbilmiyorlarlāيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٢٩
Allah, geçimsiz efendileri olan bir adamla, yalnız bir kişiye bağlı olan bir adamı misal olarak verir. Bu ikisi eşit midir? Övülmek Allah içindir, fakat çoğu bilmezler.
39:30
إِنَّكَşüphesiz seninnakaمَيِّتٌۭöleceksinmayyitunوَإِنَّهُمve onlar dawa-innahumمَّيِّتُونَöleceklermayyitūna٣٠
Şüphesiz sen de öleceksin, onlar da ölecekler.
39:31
ثُمَّsonrathummaإِنَّكُمْşüphesiz sizinnakumيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiعِندَdivanındaʿindaرَبِّكُمْRabbinizinrabbikumتَخْتَصِمُونَdavalaşacaksınıztakhtaṣimūna٣١
Ey insanlar! Sonra siz, kıyamet günü Rabbinizin huzurunda duruşmaya çıkacaksınız.
39:32
۞ فَمَنْkim olabilir?famanأَظْلَمُdaha zalimaẓlamuمِمَّنkimsedenmimmanكَذَبَyalan uydurandankadhabaعَلَىhakkındaʿalāٱللَّهِAllahl-lahiوَكَذَّبَve yalanlayandanwakadhabaبِٱلصِّدْقِdoğruyubil-ṣid'qiإِذْzamanidhجَآءَهُۥٓ ۚkendisine geldiğijāahuأَلَيْسَyok mudur?alaysaفِىcehennemdefīجَهَنَّمَHelljahannamaمَثْوًۭىbir yermathwanلِّلْكَـٰفِرِينَkafirler içinlil'kāfirīna٣٢
Allah'a karşı yalan uydurandan, kendisine gelmiş gerçeği yalan sayandan daha zalim olan kimdir? İnkarcılar için cehennemde dur durak olmaz olur mu?
39:33
وَٱلَّذِىve kimselerwa-alladhīجَآءَgetiren(ler)jāaبِٱلصِّدْقِdoğruyubil-ṣid'qiوَصَدَّقَve doğrulayanlarwaṣaddaqaبِهِۦٓ ۙonubihiأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلْمُتَّقُونَkorunanlarl-mutaqūna٣٣
Gerçeği getiren ve onu doğrulayanlar, işte onlar, Allah'a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.
39:34
لَهُمonlara vardırlahumمَّاher şeymāيَشَآءُونَdiledikleriyashāūnaعِندَyanındaʿindaرَبِّهِمْ ۚRablerininrabbihimذَٰلِكَişte budurdhālikaجَزَآءُmükafatıjazāuٱلْمُحْسِنِينَgüzel davrananlarınl-muḥ'sinīna٣٤
Onlara, Rablerinin katında diledikleri şeyler vardır, bu, iyilerin mükafatıdır.
39:35
لِيُكَفِّرَörtmesi içindirliyukaffiraٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَنْهُمْonlardanʿanhumأَسْوَأَen kötüleriniaswa-aٱلَّذِىyaptıklarınınalladhīعَمِلُوا۟they didʿamilūوَيَجْزِيَهُمْve mükafatlandırması içindirwayajziyahumأَجْرَهُمecirleriniajrahumبِأَحْسَنِen güzeliylebi-aḥsaniٱلَّذِىolduklarınınalladhīكَانُوا۟they used tokānūيَعْمَلُونَyapıyorlaryaʿmalūna٣٥
Zira Allah, onların yaptıkları kötülükleri örter, onlara, işledikleri şeylerin en güzel karşılıklarını verir.
39:36
أَلَيْسَdeğil mi?alaysaٱللَّهُAllahl-lahuبِكَافٍkâfibikāfinعَبْدَهُۥ ۖkulunaʿabdahuوَيُخَوِّفُونَكَve seni korkutuyorlarwayukhawwifūnakaبِٱلَّذِينَkinselerlebi-alladhīnaمِنO'ndan başkaminدُونِهِۦ ۚbesides Himdūnihiوَمَنve kimiwamanيُضْلِلِşaşırtırsayuḍ'liliٱللَّهُAllahl-lahuفَمَاartık olmazfamāلَهُۥonulahuمِنْhiçbirminهَادٍۢyola getirenhādin٣٦
Allah, kuluna yetmez mi? Seni O'ndan başka şeylerle korkutuyorlar. Allah'ın, saptırdığını doğru yola koyacak yoktur.
39:37
وَمَنve kimewamanيَهْدِyol gösterirseyahdiٱللَّهُAllahl-lahuفَمَاartık olmazfamāلَهُۥonulahuمِنhiçbirminمُّضِلٍّ ۗşaşırtanmuḍillinأَلَيْسَdeğil midir?alaysaٱللَّهُAllahl-lahuبِعَزِيزٍۢazizbiʿazīzinذِىsahibidhīٱنتِقَامٍۢintikamintiqāmin٣٧
Allah'ın doğru yola eriştirdiğini de saptıracak yoktur. Allah, güçlü olan, öç alabilen değil midir?
39:38
وَلَئِنve andolsun şayetwala-inسَأَلْتَهُمonlara sorsansa-altahumمَّنْkim?manخَلَقَyarattıkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaلَيَقُولُنَّelbette derlerlayaqūlunnaٱللَّهُ ۚAllahl-lahuقُلْde kiqulأَفَرَءَيْتُمo halde gördünüz mü?afara-aytumمَّاşeylerimāتَدْعُونَyalvardığınıztadʿūnaمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiإِنْeğerinأَرَادَنِىَbana istesearādaniyaٱللَّهُAllahl-lahuبِضُرٍّbir zarar vermekbiḍurrinهَلْmı?halهُنَّonlarhunnaكَـٰشِفَـٰتُkaldıracaklarkāshifātuضُرِّهِۦٓO'nun zararınıḍurrihiأَوْyahutawأَرَادَنِىbana dilesearādanīبِرَحْمَةٍbir rahmetbiraḥmatinهَلْmı?halهُنَّonlarhunnaمُمْسِكَـٰتُdurduracaklarmum'sikātuرَحْمَتِهِۦ ۚO'nun rahmetiniraḥmatihiقُلْde kiqulحَسْبِىَbana yeterḥasbiyaٱللَّهُ ۖAllahl-lahuعَلَيْهِO'naʿalayhiيَتَوَكَّلُdayanırlaryatawakkaluٱلْمُتَوَكِّلُونَtevekkül edenlerl-mutawakilūna٣٨
And olsun ki, onlara, "Gökleri ve yeri yaratan kimdir?" diye sorsan: "Allah'tır" derler. De ki: "Öyleyse bana bildirin, Allah bana bir zarar vermek isterse, Allah'ı bırakıp da taptıklarınız, O'nun verdiği zararı giderebilir mi? Yahut bana bir rahmetdilerse, O'nun rahmetini önleyebilir mi?" De ki: "Allah bana yeter; güvenenler O'na güvenir."
39:39
قُلْde kiqulيَـٰقَوْمِey kavmimyāqawmiٱعْمَلُوا۟yapıniʿ'malūعَلَىٰgöreʿalāمَكَانَتِكُمْdurumunuzamakānatikumإِنِّىelbette ben deinnīعَـٰمِلٌۭ ۖyapıyorumʿāmilunفَسَوْفَyakındafasawfaتَعْلَمُونَbileceksiniztaʿlamūna٣٩
De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."
39:40
مَنkime?manيَأْتِيهِgeliyoryatīhiعَذَابٌۭazabʿadhābunيُخْزِيهِonu rezil edenyukh'zīhiوَيَحِلُّve (kimin) konuyor?wayaḥilluعَلَيْهِüzerineʿalayhiعَذَابٌۭazabʿadhābunمُّقِيمٌsüreklimuqīmun٤٠
De ki: "Ey milletim! Durumunuzun gerektirdiğini yapın; doğrusu ben de yapacağım. Kendisini rezil edecek azap kime gelecek, kime sürekli azap inecek bileceksiniz."
39:41
إِنَّآelbette bizinnāأَنزَلْنَاindirdikanzalnāعَلَيْكَsanaʿalaykaٱلْكِتَـٰبَKitabıl-kitābaلِلنَّاسِinsanlar içinlilnnāsiبِٱلْحَقِّ ۖhak ilebil-ḥaqiفَمَنِartık kimfamaniٱهْتَدَىٰdoğru yola gelirseih'tadāفَلِنَفْسِهِۦ ۖkendi yararınadırfalinafsihiوَمَنve kim dewamanضَلَّsaparsaḍallaفَإِنَّمَاşüphesizfa-innamāيَضِلُّsapmış oluryaḍilluعَلَيْهَا ۖkendi zararınaʿalayhāوَمَآve değil(sin)wamāأَنتَsenantaعَلَيْهِمonların üzerindeʿalayhimبِوَكِيلٍvekilbiwakīlin٤١
Doğrusu Biz, insanlar için Kitap'ı gerçekle sana indirdik; kim doğru yolda ise bu kendi lehinedir; sapıtan da kendi aleyhine sapıtmış olur. Sen onlara vekil değilsin.
39:42
ٱللَّهُAllahal-lahuيَتَوَفَّىvefat ettiriryatawaffāٱلْأَنفُسَcanlarıl-anfusaحِينَsırasındaḥīnaمَوْتِهَاölümlerimawtihāوَٱلَّتِىve kimseleriwa-allatīلَمْölmeyen(leri)lamتَمُتْdietamutفِىuykularındafīمَنَامِهَا ۖtheir sleepmanāmihāفَيُمْسِكُsonra yanında tutarfayum'sikuٱلَّتِىkimseleriallatīقَضَىٰhükmettiğiqaḍāعَلَيْهَاüzerlerindeʿalayhāٱلْمَوْتَölümünel-mawtaوَيُرْسِلُve salıverirwayur'siluٱلْأُخْرَىٰٓötekilerinil-ukh'rāإِلَىٰٓkadarilāأَجَلٍۢbir süreyeajalinمُّسَمًّى ۚbelirlimusammanإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيَتَفَكَّرُونَdüşünenyatafakkarūna٤٢
Allah, öleceklerin ölümleri anında, ölmeyeceklerin de uykuları esnasında ruhlarını alır. Ölmelerine hükmettiği kimselerinkini tutar, diğerlerini bir süreye kadar salıverir. Doğrusu bunda düşünen kimseler için dersler vardır.
39:43
أَمِyoksaamiٱتَّخَذُوا۟başkami edindiler?ittakhadhūمِنbesidesminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiشُفَعَآءَ ۚşefa'atçilershufaʿāaقُلْde kiqulأَوَلَوْbile mi?awalawكَانُوا۟olsalarkānūلَاonlar malik olmayanlāيَمْلِكُونَpossessingyamlikūnaشَيْـًۭٔاhiçbir şeyeshayanوَلَاvewalāيَعْقِلُونَdüşünmeyenyaʿqilūna٤٣
Yoksa Allah'tan başka şefaatçiler mi edindiler? De ki: "Onlar bir şeye sahip olmadıkları, akıl da edemedikleri halde mi şefaat edecekler?"
39:44
قُلde kiqulلِّلَّهِAllah'ındırlillahiٱلشَّفَـٰعَةُşefa'atl-shafāʿatuجَمِيعًۭا ۖtamamenjamīʿanلَّهُۥO'nundurlahuمُلْكُmülkümul'kuٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۖve yerinwal-arḍiثُمَّsonrathummaإِلَيْهِO'nailayhiتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna٤٤
De ki: "Bütün şefaat Allah'ın iznine bağlıdır. Göklerin ve yerin hükümranlığı O'nundur. Sonra O'na döneceksiniz."
39:45
وَإِذَاve zamanwa-idhāذُكِرَanıldığıdhukiraٱللَّهُAllahl-lahuوَحْدَهُtek olarakwaḥdahuٱشْمَأَزَّتْürkerish'ma-azzatقُلُوبُkalbleriqulūbuٱلَّذِينَkimselerinalladhīnaلَاinanmayan(ların)lāيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūnaبِٱلْـَٔاخِرَةِ ۖahiretebil-ākhiratiوَإِذَاve zamanwa-idhāذُكِرَanıldığıdhukiraٱلَّذِينَkimseleralladhīnaمِنO'ndan başkaminدُونِهِۦٓbesides Himdūnihiإِذَاhemenidhāهُمْonlarhumيَسْتَبْشِرُونَsevinirleryastabshirūna٤٥
Allah tek olarak anıldığı zaman, ahirete inanmayanların kalbleri nefretle çarpar, ama Allah'tan başka putlar anıldığı zaman hemen yüzleri güler.
39:46
قُلِde kiquliٱللَّهُمَّAllah'ıml-lahumaفَاطِرَyoktan var edenfāṭiraٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yeriwal-arḍiعَـٰلِمَbilenʿālimaٱلْغَيْبِgörülmeyenil-ghaybiوَٱلشَّهَـٰدَةِve görüleniwal-shahādatiأَنتَ(ancak) senantaتَحْكُمُhükmedersintaḥkumuبَيْنَarasındabaynaعِبَادِكَkullarınınʿibādikaفِىşeylerdefīمَاwhatmāكَانُوا۟olduklarıkānūفِيهِhakkındafīhiيَخْتَلِفُونَayrılığa düştükleriyakhtalifūna٤٦
De ki: "Ey göklerin, yerin yaratanı, görülmeyeni ve görüleni bilen Allah'ım! Kullarının ayrılığa düştükleri şeyler hakkında aralarında Sen hükmedeceksin."
39:47
وَلَوْve eğer olsaydıwalawأَنَّve eğer olsaydıannaلِلَّذِينَzulmedenlerinlilladhīnaظَلَمُوا۟did wrongẓalamūمَاbulunanlarınmāفِىyeryüzündefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiجَمِيعًۭاtümüjamīʿanوَمِثْلَهُۥve bir misli dahawamith'lahuمَعَهُۥonunla berabermaʿahuلَٱفْتَدَوْا۟mutlaka fidye verirlerdila-if'tadawبِهِۦonubihiمِنkötü-dan (kurtulmak için)minسُوٓءِkötüsūiٱلْعَذَابِ(of) the punishmentl-ʿadhābiيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِ ۚkıyametl-qiyāmatiوَبَدَاve karşılarına çıkmıştırwabadāلَهُمonlarınlahumمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiمَاşeylermāلَمْhiçlamيَكُونُوا۟hesabetmedikleriyakūnūيَحْتَسِبُونَtaken into accountyaḥtasibūna٤٧
Yeryüzünde olanların hepsi ve bir misli daha zalimlerin olmuş olsa, kıyamet günündeki kötü azap için fidye verseler kabul edilmez. Allah katından onlara, hiç hesaplamadıkları şeyler beliriverir.
39:48
وَبَدَاve görünmüştürwabadāلَهُمْkendilerinelahumسَيِّـَٔاتُkötülüklerisayyiātuمَاyaptıkları işlerinmāكَسَبُوا۟they earnedkasabūوَحَاقَve kuşatmıştırwaḥāqaبِهِمonlarıbihimمَّاşeymāكَانُوا۟olduklarıkānūبِهِۦonunlabihiيَسْتَهْزِءُونَalay ediyor(lar)yastahziūna٤٨
Onlara, işledikleri kötü şeyler belli olur; alaya aldıkları şeyler de kendilerini çepeçevre sarar.
39:49
فَإِذَاzamanfa-idhāمَسَّdokunduğumassaٱلْإِنسَـٰنَinsanal-insānaضُرٌّۭbir zararḍurrunدَعَانَاbize du'a ederdaʿānāثُمَّsonrathummaإِذَاvakitidhāخَوَّلْنَـٰهُona verdiğimizkhawwalnāhuنِعْمَةًۭbir ni'metniʿ'matanمِّنَّاbizdenminnāقَالَderqālaإِنَّمَآelbetteinnamāأُوتِيتُهُۥbu bana verildiūtītuhuعَلَىٰsayesindeʿalāعِلْمٍۭ ۚbilgi(m)ʿil'minبَلْhayırbalهِىَohiyaفِتْنَةٌۭbir imtihandırfit'natunوَلَـٰكِنَّfakatwalākinnaأَكْثَرَهُمْçoklarıaktharahumلَاbilmiyorlarlāيَعْلَمُونَknowyaʿlamūna٤٩
İnsanın başına bir sıkıntı gelince Bize yalvarır. Sonra katımızdan ona bir nimet verdiğimiz zaman: "Bu bana bilgimden dolayı verilmiştir" der. Hayır; o bir imtihandır, fakat çokları bilmezler.
39:50
قَدْelbetteqadقَالَهَاbunu demişlerdiqālahāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaمِنonlardan öncekilerminقَبْلِهِمْbefore themqablihimفَمَآama olmadıfamāأَغْنَىٰyararıaghnāعَنْهُمkendilerineʿanhumمَّاşeylermāكَانُوا۟kazandıklarıkānūيَكْسِبُونَearnyaksibūna٥٠
Bunu onlardan öncekiler de söylemişti, ama kazandıkları şeyler onlara fayda vermedi.
39:51
فَأَصَابَهُمْsonra başlarına geldifa-aṣābahumسَيِّـَٔاتُkötülüklerisayyiātuمَاkazandıklarınınmāكَسَبُوا۟ ۚthey earnedkasabūوَٱلَّذِينَkimselerewa-alladhīnaظَلَمُوا۟zulmedenlereẓalamūمِنْbunlardanminهَـٰٓؤُلَآءِthesehāulāiسَيُصِيبُهُمْerişecektirsayuṣībuhumسَيِّـَٔاتُkötülüklerisayyiātuمَاyaptıklarınınmāكَسَبُوا۟they earnedkasabūوَمَاve değillerdirwamāهُمonlarhumبِمُعْجِزِينَengel olacakbimuʿ'jizīna٥١
Bunun için, işledikleri kötülükler başlarına geldi. Bunlar içinde zulmedenlerin de kazandıkları kötülükler başlarına gelecektir. Bu hususta Allah'ı aciz bırakamazlar.
39:52
أَوَلَمْmi?awalamيَعْلَمُوٓا۟bilmedileryaʿlamūأَنَّelbetteannaٱللَّهَAllahl-lahaيَبْسُطُaçaryabsuṭuٱلرِّزْقَrızkıl-riz'qaلِمَنkimseyelimanيَشَآءُdilediğiyashāuوَيَقْدِرُ ۚve kısarwayaqdiruإِنَّşüphesizinnaفِىvardırfīذَٰلِكَbundadhālikaلَـَٔايَـٰتٍۢibretlerlaāyātinلِّقَوْمٍۢbir toplum içinliqawminيُؤْمِنُونَinananyu'minūna٥٢
Allah'ın rızkı dilediğine yaydığını ve kısıp bir ölçüye göre verdiğini bilmezler mi? Doğrusu bunda, inanan kimseler için dersler vardır.
39:53
۞ قُلْde kiqulيَـٰعِبَادِىَey kullarımyāʿibādiyaٱلَّذِينَaşırı gidenalladhīnaأَسْرَفُوا۟have transgressedasrafūعَلَىٰٓkarşıʿalāأَنفُسِهِمْnefislerineanfusihimلَاaslalāتَقْنَطُوا۟umut kesmeyintaqnaṭūمِنrahmetindenminرَّحْمَةِ(the) Mercyraḥmatiٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaيَغْفِرُbağışlaryaghfiruٱلذُّنُوبَgünahlarıl-dhunūbaجَمِيعًا ۚbütünjamīʿanإِنَّهُۥçünkü OinnahuهُوَOhuwaٱلْغَفُورُçok bağışlayandırl-ghafūruٱلرَّحِيمُçok esirgeyendirl-raḥīmu٥٣
De ki: "Ey kendilerine kötülük edip aşırı giden kullarım! Allah'ın rahmetinden umudunuzu kesmeyin. Doğrusu Allah günahların hepsini bağışlar. Çünkü O, bağışlayandır, merhametlidir."
39:54
وَأَنِيبُوٓا۟ve dönünwa-anībūإِلَىٰRabbinizeilāرَبِّكُمْyour Lordrabbikumوَأَسْلِمُوا۟ve teslim olunwa-aslimūلَهُۥO'nalahuمِنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنsize gelip çatmadananيَأْتِيَكُمُcomes to youyatiyakumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuثُمَّsonrathummaلَاaslalāتُنصَرُونَsize yardım edilmeztunṣarūna٥٤
"Rabbinize yönelin. Azap size gelmeden önce O'na teslim olun; sonra yardım görmezsiniz."
39:55
وَٱتَّبِعُوٓا۟ve uyunwa-ittabiʿūأَحْسَنَen güzelineaḥsanaمَآindirileninmāأُنزِلَis revealedunzilaإِلَيْكُمsizeilaykumمِّنRabbinizdenminرَّبِّكُمyour Lordrabbikumمِّنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنsize gelmezdenanيَأْتِيَكُمُcomes to youyatiyakumuٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuبَغْتَةًۭansızınbaghtatanوَأَنتُمْve sizwa-antumلَاhiçlāتَشْعُرُونَfarkına varmadantashʿurūna٥٥
"Size ansızın, farkına varmadan azap gelmeden önce Rabbinizden size indirilen en güzel söze, Kuran'a uyun."
39:56
أَنdemesinden (sakının)anتَقُولَshould saytaqūlaنَفْسٌۭnefsinnafsunيَـٰحَسْرَتَىٰeyvah (bana)yāḥasratāعَلَىٰdolayıʿalāمَاkusur edişimdenmāفَرَّطتُI neglectedfarraṭtuفِىyanındafīجَنۢبِregard (to)janbiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَإِنve gerçektenwa-inكُنتُben oldumkuntuلَمِنَkimselerdenlaminaٱلسَّـٰخِرِينَalay edenlerdenl-sākhirīna٥٦
Kişinin: "Allah'a karşı aşırı gitmemden ötürü bana yazıklar olsun. Gerçekten ben alaya alanlardandım" diyeceği günden sakının.
39:57
أَوْyahutawتَقُولَdemesindentaqūlaلَوْşayetlawأَنَّelbetteannaٱللَّهَAllahl-lahaهَدَىٰنِىbana hidayet etseydihadānīلَكُنتُben olurdumlakuntuمِنَmuttakilerdenminaٱلْمُتَّقِينَthe righteousl-mutaqīna٥٧
Veya, "Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum" diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: "Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyeceği günden sakının.
39:58
أَوْyahutawتَقُولَdemesindentaqūlaحِينَzamanḥīnaتَرَىgördüğütarāٱلْعَذَابَazabıl-ʿadhābaلَوْkeşkelawأَنَّgerçektenannaلِىbenim için olsaydılīكَرَّةًۭbir kez daha (dönüş)karratanفَأَكُونَböylece olsaydımfa-akūnaمِنَgüzel hareket edenlerdenminaٱلْمُحْسِنِينَthe good-doersl-muḥ'sinīna٥٨
Veya, "Allah beni doğru yola eriştirseydi sakınanlardan olurdum" diyeceği, yahut, azabı gördüğünde: "Keşke benim için dönüş imkanı bulunsa da iyilerden olsam" diyeceği günden sakının.
39:59
بَلَىٰhayırbalāقَدْelbetteqadجَآءَتْكَsana geldijāatkaءَايَـٰتِىayetlerimāyātīفَكَذَّبْتَfakat sen yalanladınfakadhabtaبِهَاonlarıbihāوَٱسْتَكْبَرْتَve büyüklük tasladınwa-is'takbartaوَكُنتَve oldunwakuntaمِنَnankörlerdenminaٱلْكَـٰفِرِينَthe disbelieversl-kāfirīna٥٩
Ey insanoğlu! Evet; ayetlerim sana gelmişti de onları yalanlamış, büyüklük taslamış ve inkarcılardan olmuştun.
39:60
وَيَوْمَve günüwayawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiتَرَىgörürsüntarāٱلَّذِينَyalan uyduranlarınalladhīnaكَذَبُوا۟liedkadhabūعَلَىkarşıʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiوُجُوهُهُمyüzleriniwujūhuhumمُّسْوَدَّةٌ ۚkapkaramus'waddatunأَلَيْسَyok mudur?alaysaفِىcehennemdefīجَهَنَّمَHelljahannamaمَثْوًۭىbir yermathwanلِّلْمُتَكَبِّرِينَkibirlenenler içinlil'mutakabbirīna٦٠
Allah'a karşı yalan uyduranların, kıyamet günü, yüzlerinin simsiyah olduğunu görürsün. Böbürlenenler için cehennemde bir durak olmaz olur mu?
39:61
وَيُنَجِّىve kurtarır;wayunajjīٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaٱتَّقَوْا۟korunanlarıittaqawبِمَفَازَتِهِمْbaşarılarıylebimafāzatihimلَاonlara dokunmazlāيَمَسُّهُمُwill touch themyamassuhumuٱلسُّوٓءُkötülükl-sūuوَلَاvewalāهُمْonlarhumيَحْزَنُونَüzülmezleryaḥzanūna٦١
Allah, sakınanları başarılarından ötürü kurtarır. Onlara hiçbir kötülük gelmez; onlar üzülmezler.
39:62
ٱللَّهُAllahal-lahuخَـٰلِقُyaratıcısıdırkhāliquكُلِّherkulliشَىْءٍۢ ۖşeyinshayinوَهُوَve Owahuwaعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinوَكِيلٌۭvekildirwakīlun٦٢
Allah her şeyin yaratanıdır. O her şeye Vekil'dir.
39:63
لَّهُۥO'nundurlahuمَقَالِيدُanahtarlarımaqālīduٱلسَّمَـٰوَٰتِgöklerinl-samāwātiوَٱلْأَرْضِ ۗve yerinwal-arḍiوَٱلَّذِينَve kimselerwa-alladhīnaكَفَرُوا۟inkar eden(ler)kafarūبِـَٔايَـٰتِayetlerinibiāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiأُو۟لَـٰٓئِكَişteulāikaهُمُonlardırhumuٱلْخَـٰسِرُونَziyana uğrayanlarl-khāsirūna٦٣
Göklerin ve yerin kilitleri O'nundur. Allah'ın ayetlerini inkar edenler, işte onlar hüsrandadırlar.
39:64
قُلْde kiqulأَفَغَيْرَbaşkasına mı?afaghayraٱللَّهِAllah'tanl-lahiتَأْمُرُوٓنِّىٓbana emrediyorsunuztamurūnnīأَعْبُدُkulluk etmemiaʿbuduأَيُّهَاeyayyuhāٱلْجَـٰهِلُونَcahillerl-jāhilūna٦٤
De ki: "Ey cahiller! Bana, Allah'tan başkasına kulluk etmemi mi emredersiniz?"
39:65
وَلَقَدْve elbettewalaqadأُوحِىَşöyle vahyedildiūḥiyaإِلَيْكَsanailaykaوَإِلَىvewa-ilāٱلَّذِينَkimselerealladhīnaمِنsenden öncekiminقَبْلِكَ(were) before youqablikaلَئِنْandolsun eğerla-inأَشْرَكْتَortak koşarsanashraktaلَيَحْبَطَنَّboşa çıkarlayaḥbaṭannaعَمَلُكَamelinʿamalukaوَلَتَكُونَنَّve olursunwalatakūnannaمِنَkaybedenlerdenminaٱلْخَـٰسِرِينَthe losersl-khāsirīna٦٥
And olsun ki sana da, senden önceki peygamberlere de vahyolunmuştur: "And olsun, eğer Allah'a ortak koşarsan işlerin şüphesiz boşa gider ve hüsranda kalanlardan olursun."
39:66
بَلِhayırbaliٱللَّهَAllah'al-lahaفَٱعْبُدْkulluk etfa-uʿ'budوَكُنve olwakunمِّنَdenminaٱلشَّـٰكِرِينَthe thankful onesl-shākirīna٦٦
"Hayır; yalnız Allah'a kulluk et ve şukredenlerden ol."
39:67
وَمَاvewamāقَدَرُوا۟takdir edemedilerqadarūٱللَّهَAllah'ıl-lahaحَقَّgereği gibiḥaqqaقَدْرِهِۦO'nun kadriniqadrihiوَٱلْأَرْضُve yerwal-arḍuجَمِيعًۭاtamamenjamīʿanقَبْضَتُهُۥO'nun avucu içindedirqabḍatuhuيَوْمَgünüyawmaٱلْقِيَـٰمَةِkıyametl-qiyāmatiوَٱلسَّمَـٰوَٰتُve göklerwal-samāwātuمَطْوِيَّـٰتٌۢdürülmüştürmaṭwiyyātunبِيَمِينِهِۦ ۚsağ elindebiyamīnihiسُبْحَـٰنَهُۥO münezzehtirsub'ḥānahuوَتَعَـٰلَىٰve yücedirwataʿālāعَمَّاonların ortak koştuklarındanʿammāيُشْرِكُونَthey associate (with Him)yush'rikūna٦٧
Onlar Allah'ı gereği gibi değerlendiremediler. Bütün yeryüzü, kıyamet günü O'nun avucundadır; gökler O'nun kudretiyle dürülmüş olacaktır. O, putperestlerin ortak koşmalarından yüce ve münezzehtir.
39:68
وَنُفِخَve üflenirwanufikhaفِىSur'afīٱلصُّورِthe trumpetl-ṣūriفَصَعِقَsonra ölür (bayılır)faṣaʿiqaمَنolanlarmanفِىgöklerdefīٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَمَنve olanlarwamanفِىyerdefīٱلْأَرْضِthe earthl-arḍiإِلَّاdışındaillāمَنkimselermanشَآءَdilediğishāaٱللَّهُ ۖAllah'ınl-lahuثُمَّsonrathummaنُفِخَüflenirnufikhaفِيهِonafīhiأُخْرَىٰbir dahaukh'rāفَإِذَاbirdenfa-idhāهُمْonlarhumقِيَامٌۭkalkmışqiyāmunيَنظُرُونَbakıyorlardıryanẓurūna٦٨
Sura üflenince, Allah'ın dilediği bir yana, göklerde olanlar, yerde olanlar hepsi düşüp ölür. Sonra Sura bir daha üflenince hemen ayağa kalkıp bakışır dururlar.
39:69
وَأَشْرَقَتِve parlarwa-ashraqatiٱلْأَرْضُyerl-arḍuبِنُورِnuru ilebinūriرَبِّهَاRabbininrabbihāوَوُضِعَve (ortaya) konurwawuḍiʿaٱلْكِتَـٰبُKitapl-kitābuوَجِا۟ىٓءَve getirilirwajīaبِٱلنَّبِيِّـۧنَpeygamberlerbil-nabiyīnaوَٱلشُّهَدَآءِve şahidlerwal-shuhadāiوَقُضِىَve hükmedilirwaquḍiyaبَيْنَهُمaralarındabaynahumبِٱلْحَقِّadaletlebil-ḥaqiوَهُمْve onlarawahumلَاaslalāيُظْلَمُونَhaksızlık edilmezyuẓ'lamūna٦٩
Yeryüzü Rabbinin nuruyla aydınlanır, kitap açılır, peygamberler ve şahidler getirilir ve onlara haksızlık yapılmadan, aralarında adaletle hüküm verilir.
39:70
وَوُفِّيَتْve tam verilirwawuffiyatكُلُّherkulluنَفْسٍۢnefsenafsinمَّاkarşılığımāعَمِلَتْyaptığınınʿamilatوَهُوَve Owahuwaأَعْلَمُen iyi bilendiraʿlamuبِمَاonların ne yaptıklarınıbimāيَفْعَلُونَthey doyafʿalūna٧٠
Her kişiye işlediği ödenir. Esasen Allah onların yaptıklarını en iyi bilendir.
39:71
وَسِيقَve sürülürlerwasīqaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaكَفَرُوٓا۟inkar eden(ler)kafarūإِلَىٰcehennemeilāجَهَنَّمَHelljahannamaزُمَرًا ۖbölük bölükzumaranحَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāجَآءُوهَاoraya geldiklerijāūhāفُتِحَتْaçılırfutiḥatأَبْوَٰبُهَاkapılarıabwābuhāوَقَالَve şöyle derwaqālaلَهُمْonlaralahumخَزَنَتُهَآonun bekçilerikhazanatuhāأَلَمْgelmedimi?alamيَأْتِكُمْcome to youyatikumرُسُلٌۭelçilerrusulunمِّنكُمْkendi aranızdanminkumيَتْلُونَokuyanyatlūnaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumءَايَـٰتِayetleriniāyātiرَبِّكُمْRabbinizinrabbikumوَيُنذِرُونَكُمْve sizi uyaranwayundhirūnakumلِقَآءَkavuşacağınızaliqāaيَوْمِكُمْgününüzeyawmikumهَـٰذَا ۚbuhādhāقَالُوا۟derlerqālūبَلَىٰevetbalāوَلَـٰكِنْamawalākinحَقَّتْhak olmuşturḥaqqatكَلِمَةُsözükalimatuٱلْعَذَابِazabl-ʿadhābiعَلَىüzerineʿalāٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerl-kāfirīna٧١
İnkar edenler, bölük bölük cehenneme sürülür. Oraya vardıklarında kapıları açılır; bekçileri onlara: "Size içinizden Rabbinizin ayetlerini okuyan ve bugüne kavuşacağınızı ihtar eden peygamberler gelmedi mi" derler. "Evet geldi" derler. Lakin azap sözü inkarcıların aleyhine gerçekleşir.
39:72
قِيلَdenilirqīlaٱدْخُلُوٓا۟girinud'khulūأَبْوَٰبَkapılarındanabwābaجَهَنَّمَcehenneminjahannamaخَـٰلِدِينَebedi kalmak üzerekhālidīnaفِيهَا ۖiçindefīhāفَبِئْسَne kötüdürfabi'saمَثْوَىyerimathwāٱلْمُتَكَبِّرِينَkibirlenenlerinl-mutakabirīna٧٢
Onlara: "Temelli kalacağınız cehennemin kapılarından girin; böbürlenenlerin durağı ne kötüdür!" denir.
39:73
وَسِيقَve sevk edilirlerwasīqaٱلَّذِينَkimseleralladhīnaٱتَّقَوْا۟korunan(lar)ittaqawرَبَّهُمْRablerinin (azabından)rabbahumإِلَىcenneteilāٱلْجَنَّةِParadisel-janatiزُمَرًا ۖbölük bölükzumaranحَتَّىٰٓnihayetḥattāإِذَاzamanidhāجَآءُوهَاgeldiklerijāūhāوَفُتِحَتْve açılırwafutiḥatأَبْوَٰبُهَاonun kapılarıabwābuhāوَقَالَve derlerwaqālaلَهُمْonlaralahumخَزَنَتُهَاonun bekçilerikhazanatuhāسَلَـٰمٌselamsalāmunعَلَيْكُمْsizeʿalaykumطِبْتُمْ(ne) hoşsunuzṭib'tumفَٱدْخُلُوهَاburaya girinfa-ud'khulūhāخَـٰلِدِينَebedi kalmak üzerekhālidīna٧٣
Rablerine karşı gelmekten sakınanlar, bölük bölük cennete götürülürler. Oraya varıp da kapıları açıldığında, bekçileri onlara: "Selam size, hoş geldiniz! Temelli olarak buraya girin" derler.
39:74
وَقَالُوا۟ve derlerwaqālūٱلْحَمْدُhamdolsunl-ḥamduلِلَّهِAllah'alillahiٱلَّذِىo ki;alladhīصَدَقَنَاbize yerine getirdiṣadaqanāوَعْدَهُۥverdiği sözünüwaʿdahuوَأَوْرَثَنَاve bizi varis kıldıwa-awrathanāٱلْأَرْضَyurdal-arḍaنَتَبَوَّأُoturacağımıznatabawwa-uمِنَ(-ten)minaٱلْجَنَّةِcennetl-janatiحَيْثُyerindeḥaythuنَشَآءُ ۖdilediğimiznashāuفَنِعْمَne güzeldirfaniʿ'maأَجْرُücretiajruٱلْعَـٰمِلِينَçalışanlarınl-ʿāmilīna٧٤
Onlar: "Bize verdiği sözde duran ve bizi bu yere varis kılan Allah'a hamdolsun. Cennette istediğimiz yerde oturabiliriz. Yararlı iş işleyenlerin ecri ne güzelmiş!" derler.
39:75
وَتَرَىve görürsünwatarāٱلْمَلَـٰٓئِكَةَmeleklerinl-malāikataحَآفِّينَdönerekḥāffīnaمِنْçevresindeminحَوْلِaroundḥawliٱلْعَرْشِArşınl-ʿarshiيُسَبِّحُونَtesbih ettikleriniyusabbiḥūnaبِحَمْدِhamd ilebiḥamdiرَبِّهِمْ ۖRablerinirabbihimوَقُضِىَve hükmedilirwaquḍiyaبَيْنَهُمaralarındabaynahumبِٱلْحَقِّhak ilebil-ḥaqiوَقِيلَve denilirwaqīlaٱلْحَمْدُHamdl-ḥamduلِلَّهِAllah'a'dırlillahiرَبِّRabbirabbiٱلْعَـٰلَمِينَalemlerinl-ʿālamīna٧٥
Melekleri, arşın etrafını çevirmiş oldukları halde, Rablerini hamd ile överken görürsün. Artık insanların aralarında adaletle hüküm olunmuştur. "Övgü, Alemlerin Rabbi olan Allah içindir" denir.
—
—
—
—
Loading…