36
Yasin
يس
Yasin Suresi (يس), Kur’an-ı Kerim’in 36. suresidir — Mekki, 83 ayetten oluşan bir suredir. Mekkî sureler, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) Medine’ye hicretinden önce inmiştir ve genellikle iman, Allah’ın birliği ve ahiret üzerinde durur.
Bookmarks (0)
No bookmarks yet. Click the bookmark icon next to any ayah to save it.
Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
36:1
يسٓYâ Sînya-seen١
Ya, Sin.
36:2
وَٱلْقُرْءَانِKur'an'a andolsunwal-qur'āniٱلْحَكِيمِhikmetlil-ḥakīmi٢
Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
36:3
إِنَّكَkuşkusuz seninnakaلَمِنَgönderilmiş elçilerdensinlaminaٱلْمُرْسَلِينَthe Messengersl-mur'salīna٣
Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
36:4
عَلَىٰüzerindeʿalāصِرَٰطٍۢbir yolṣirāṭinمُّسْتَقِيمٍۢdosdoğrumus'taqīmin٤
Kuran'ı Hakim'e and olsun ki, sen doğru yol üzere gönderilmiş peygamberlerdensin.
36:5
تَنزِيلَindirdiği (üzerindesin)tanzīlaٱلْعَزِيزِüstün olanınl-ʿazīziٱلرَّحِيمِçok esirgeyeninl-raḥīmi٥
Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.
36:6
لِتُنذِرَuyarman içinlitundhiraقَوْمًۭاbir toplumuqawmanمَّآuyarılmamışmāأُنذِرَwere warnedundhiraءَابَآؤُهُمْbabalarıābāuhumفَهُمْbu yüzden onlarfahumغَـٰفِلُونَgaflet içindedirlerghāfilūna٦
Bu, babaları uyarılmadığından gafil kalmış bir milleti uyarman için güçlü ve merhametli olan Allah'ın indirdiği Kuran'dır.
36:7
لَقَدْandolsunlaqadحَقَّhak olduḥaqqaٱلْقَوْلُo sözl-qawluعَلَىٰٓüzerineʿalāأَكْثَرِهِمْonların çoğuaktharihimفَهُمْartık onlarfahumلَاinanmazlarlāيُؤْمِنُونَbelieveyu'minūna٧
And olsun ki, hüküm çoğunun aleyhine gerçekleşmiştir, bunun için artık inanmazlar.
36:8
إِنَّاelbette bizinnāجَعَلْنَاgeçirdikjaʿalnāفِىٓonların boyunlarınafīأَعْنَـٰقِهِمْtheir necksaʿnāqihimأَغْلَـٰلًۭاhalkalaraghlālanفَهِىَo (halkalar)fahiyaإِلَىçenelere kadar dayanırilāٱلْأَذْقَانِthe chinsl-adhqāniفَهُمbu yüzden onlarınfahumمُّقْمَحُونَkafaları kalkıktırmuq'maḥūna٨
Boyunlarına, çenelerine kadar varan demir halkalar geçirmişizdir, bunun için başları yukarı kalkıktır.
36:9
وَجَعَلْنَاve kıldık (çektik)wajaʿalnāمِنۢönlerindenminبَيْنِbefore/betweenbayniأَيْدِيهِمْönlerindenaydīhimسَدًّۭاbir sedsaddanوَمِنْvewaminخَلْفِهِمْarkalarındankhalfihimسَدًّۭاbir sedsaddanفَأَغْشَيْنَـٰهُمْve onları kapattıkfa-aghshaynāhumفَهُمْartık onlarfahumلَاgörmezlerlāيُبْصِرُونَseeyub'ṣirūna٩
Önlerine ve arkalarına sed çekmişizdir. Gözlerini perdelediğimizden artık göremezler.
36:10
وَسَوَآءٌbirdirwasawāonعَلَيْهِمْonlar içinʿalayhimءَأَنذَرْتَهُمْuyarsan (da)a-andhartahumأَمْyadaamلَمْuyarmasan (da)lamتُنذِرْهُمْwarn themtundhir'humلَاinanmazlarlāيُؤْمِنُونَthey will believeyu'minūna١٠
Onları uyarsan da uyarmasan da birdir, inanmazlar.
36:11
إِنَّمَاancakinnamāتُنذِرُsen uyarabilirsintundhiruمَنِkimseyimaniٱتَّبَعَuyanittabaʿaٱلذِّكْرَZikrel-dhik'raوَخَشِىَve korkanwakhashiyaٱلرَّحْمَـٰنَRahman'danl-raḥmānaبِٱلْغَيْبِ ۖgörmedenbil-ghaybiفَبَشِّرْهُişte öylesini müjdelefabashir'huبِمَغْفِرَةٍۢbir mağfiretlebimaghfiratinوَأَجْرٍۢve bir mükafatlawa-ajrinكَرِيمٍgüzelkarīmin١١
Sen ancak, Kuran'a uyan ve görmediği halde Rahman'dan korkan kimseyi uyarabilirsin. Artık o kimseyi, bağışlanma ve cömertçe verilecek bir ecirle müjdele.
36:12
إِنَّاşüphe yokki bizinnāنَحْنُbiznaḥnuنُحْىِdiriltiriznuḥ'yīٱلْمَوْتَىٰölüleril-mawtāوَنَكْتُبُve yazarızwanaktubuمَاşeyleri (işleri)māقَدَّمُوا۟öne sürdükleriqaddamūوَءَاثَـٰرَهُمْ ۚve eserleriniwaāthārahumوَكُلَّve herwakullaشَىْءٍşeyishayinأَحْصَيْنَـٰهُayrıntılı kaydettikaḥṣaynāhuفِىٓbir sicilefīإِمَامٍۢa Registerimāminمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin١٢
Şüphesiz ölüleri dirilten, işlediklerini ve eserlerini yazan Biziz; herşeyi, apaçık bir kitabda saymışızdır.
36:13
وَٱضْرِبْve anlatwa-iḍ'ribلَهُمonlaralahumمَّثَلًاmisal olarakmathalanأَصْحَـٰبَhalkınıaṣḥābaٱلْقَرْيَةِşu kentl-qaryatiإِذْzamanidhجَآءَهَاgeldiğijāahāٱلْمُرْسَلُونَelçilerl-mur'salūna١٣
İnsanlara, halkına elçiler gelen şehri mesel olarak anlat:
36:14
إِذْbiz gönderdikidhأَرْسَلْنَآWe sentarsalnāإِلَيْهِمُonlarailayhimuٱثْنَيْنِiki (elçi)ith'nayniفَكَذَّبُوهُمَاonları yalanladılarfakadhabūhumāفَعَزَّزْنَاbiz de destekledikfaʿazzaznāبِثَالِثٍۢüçüncüsüylebithālithinفَقَالُوٓا۟dediler kifaqālūإِنَّآbiz elbetteinnāإِلَيْكُمsizeilaykumمُّرْسَلُونَgönderilen elçilerizmur'salūna١٤
Onlara iki elçi göndermiştik; onu yalanladıkları için üçüncü biriyle desteklemiştik. Onlar: "Biz size gönderildik" demişlerdi.
36:15
قَالُوا۟dediler kiqālūمَآdeğilsinizmāأَنتُمْsizantumإِلَّاbaşka bir şeyillāبَشَرٌۭinsandanbasharunمِّثْلُنَاbizim gibimith'lunāوَمَآvewamāأَنزَلَindirmemiştiranzalaٱلرَّحْمَـٰنُRahmanl-raḥmānuمِنhiçbirminشَىْءٍşeyshayinإِنْhayır!inأَنتُمْsizantumإِلَّاsadeceillāتَكْذِبُونَyalan söylüyorsunuztakdhibūna١٥
"Siz de ancak bizim gibi birer insansınız. Rahman da bir şey indirmemiştir. Sadece yalan söylüyorsunuz" dediler.
36:16
قَالُوا۟dediler kiqālūرَبُّنَاRabbimizrabbunāيَعْلَمُbilir kiyaʿlamuإِنَّآbiz elbetteinnāإِلَيْكُمْsizeilaykumلَمُرْسَلُونَgönderilmiş elçilerizlamur'salūna١٦
Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.
36:17
وَمَاve yokturwamāعَلَيْنَآüzerimize düşenʿalaynāإِلَّاbaşka bir şeyillāٱلْبَلَـٰغُduyurmaktanl-balāghuٱلْمُبِينُaçıkçal-mubīnu١٧
Elçiler: "Doğrusu Rabbimiz bizim size gönderildiğimizi bilir; bize düşen ancak apaçık tebliğdir" demişlerdi.
36:18
قَالُوٓا۟dediler kiqālūإِنَّاdoğrusu bizinnāتَطَيَّرْنَاuğursuzluğa uğradıktaṭayyarnāبِكُمْ ۖsizin yüzünüzdenbikumلَئِنeğerla-inلَّمْvazgeçmezsenizlamتَنتَهُوا۟you desisttantahūلَنَرْجُمَنَّكُمْsizi mutlaka taşlarızlanarjumannakumوَلَيَمَسَّنَّكُمve size dokunurwalayamassannakumمِّنَّاbizdenminnāعَذَابٌbir azabʿadhābunأَلِيمٌۭacıklıalīmun١٨
"Doğrusu sizin yüzünüzden uğursuzluğa uğradık; vazgeçmezseniz and olsun ki sizi taşlayacağız ve bizden size can yakıcı bir azap dokunacaktır" dediler.
36:19
قَالُوا۟dediler kiqālūطَـٰٓئِرُكُمuğursuzluğunuzṭāirukumمَّعَكُمْ ۚsizin kendinizdedirmaʿakumأَئِنsize öğüt verildiğiiçin mi?a-inذُكِّرْتُم ۚyou are admonisheddhukkir'tumبَلْhayırbalأَنتُمْsizantumقَوْمٌۭbir kavimsinizqawmunمُّسْرِفُونَaşırı gidenmus'rifūna١٩
Elçiler: "Uğursuzluğunuz kendinizdendir. Bu uğursuzluk size öğüt verildiği için mi? Hayır; siz, aşırı giden bir milletsiniz" demişlerdi.
36:20
وَجَآءَve geldiwajāaمِنْen uzak yerindenminأَقْصَا(the) farthest endaqṣāٱلْمَدِينَةِkentinl-madīnatiرَجُلٌۭbir adamrajulunيَسْعَىٰkoşarakyasʿāقَالَdediqālaيَـٰقَوْمِey kavmimyāqawmiٱتَّبِعُوا۟uyunittabiʿūٱلْمُرْسَلِينَelçilerel-mur'salīna٢٠
Şehrin öbür ucundan koşarak bir adam gelmiş ve şöyle demişti: "Ey Milletim! Gönderilen elçilere uyun."
36:21
ٱتَّبِعُوا۟uyunittabiʿūمَنkimseleremanلَّاsizden istemeyenlāيَسْـَٔلُكُمْask (of) youyasalukumأَجْرًۭاbir ücretajranوَهُمve onlarwahumمُّهْتَدُونَdoğru yoldadırlarmuh'tadūna٢١
"Sizden bir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar."
36:22
وَمَاvewamāلِىَben niçin?liyaلَآkulluk etmeyeyimlāأَعْبُدُI worshipaʿbuduٱلَّذِىbeni yaratanaalladhīفَطَرَنِىcreated mefaṭaranīوَإِلَيْهِve O'nawa-ilayhiتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna٢٢
"Beni yaratana ne diye kulluk etmeyeyim? Siz de O'na döneceksiniz."
36:23
ءَأَتَّخِذُedinir miyim?a-attakhidhuمِنO'ndan başkaminدُونِهِۦٓbesides Himdūnihiءَالِهَةًtanrılarālihatanإِنeğerinيُرِدْنِbana dileseyurid'niٱلرَّحْمَـٰنُRahmanl-raḥmānuبِضُرٍّۢbir zarar vermekbiḍurrinلَّاsağlamazlāتُغْنِwill availtugh'niعَنِّىbanaʿannīشَفَـٰعَتُهُمْonların şefa'atishafāʿatuhumشَيْـًۭٔاhiçbir (fayda)shayanوَلَاve aslawalāيُنقِذُونِonlar beni kurtaramazlaryunqidhūni٢٣
"O'nu bırakıp da tanrılar edinir miyim? Eğer Rahman olan Allah bana bir zarar vermek isterse, o tanrıların şefaati bana fayda vermez, beni kurtaramazlar."
36:24
إِنِّىٓşüphesiz beninnīإِذًۭاo takdirdeidhanلَّفِىiçinde olurumlafīضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinمُّبِينٍapaçıkmubīnin٢٤
"Doğrusu o takdirde apaçık bir sapıklık içinde olurum."
36:25
إِنِّىٓşüphesiz beninnīءَامَنتُinandımāmantuبِرَبِّكُمْsizin Rabbinizebirabbikumفَٱسْمَعُونِbeni dinleyinfa-is'maʿūni٢٥
"Şüphesiz ben Rabbinize inandım, beni dinleyin."
36:26
قِيلَdenilinceqīlaٱدْخُلِgir!ud'khuliٱلْجَنَّةَ ۖcennetel-janataقَالَdedi kiqālaيَـٰلَيْتَey keşkeyālaytaقَوْمِىkavmimqawmīيَعْلَمُونَbilseydiyaʿlamūna٢٦
Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.
36:27
بِمَاne yüzdenbimāغَفَرَbağışladığınıghafaraلِىbenilīرَبِّىRabbiminrabbīوَجَعَلَنِىve beni kıldığınıwajaʿalanīمِنَağırlananlardanminaٱلْمُكْرَمِينَthe honored onesl-muk'ramīna٢٧
Ona "Cennete gir" denince, "Keşke milletim Rabbimin beni bağışladığını ve beni ikrama mazhar olanlardan kıldığını bilseydi!" demişti.
36:28
۞ وَمَآvewamāأَنزَلْنَاbiz indirmedikanzalnāعَلَىٰüzerineʿalāقَوْمِهِۦkavmininqawmihiمِنۢondan sonraminبَعْدِهِۦafter himbaʿdihiمِنhiçbirminجُندٍۢordujundinمِّنَgöktenminaٱلسَّمَآءِthe heavenl-samāiوَمَاvewamāكُنَّاdeğildikkunnāمُنزِلِينَindiricimunzilīna٢٨
Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.
36:29
إِنhayırinكَانَتْoldukānatإِلَّاsadeceillāصَيْحَةًۭkorkunç gürültüṣayḥatanوَٰحِدَةًۭbir tekwāḥidatanفَإِذَاhemenfa-idhāهُمْonlarhumخَـٰمِدُونَsönüverdilerkhāmidūna٢٩
Ondan sonra milleti üzerine gökten bir ordu indirmedik; zaten indirecek de değildik; sadece tek bir çığlık.. o kadar, hemen sönüp gittiler.
36:30
يَـٰحَسْرَةًey (ah!) yazıkyāḥasratanعَلَىşu kullaraʿalāٱلْعِبَادِ ۚthe servantsl-ʿibādiمَاonlara gelmez kimāيَأْتِيهِمcame to themyatīhimمِّنhiçbirminرَّسُولٍelçirasūlinإِلَّاmutlakaillāكَانُوا۟onlarkānūبِهِۦonunlabihiيَسْتَهْزِءُونَalay ederlerdiyastahziūna٣٠
Kullara yazıklar olsun! Kendilerine hangi elçi gelse, onu alaya alıyorlardı.
36:31
أَلَمْgörmediler mi?alamيَرَوْا۟they seeyarawكَمْnicekamأَهْلَكْنَاyok ettikahlaknāقَبْلَهُمkendilerinden önceqablahumمِّنَnesillerdenminaٱلْقُرُونِthe generationsl-qurūniأَنَّهُمْonlarannahumإِلَيْهِمْkendilerineilayhimلَاbir daha dönmezlerlāيَرْجِعُونَwill not returnyarjiʿūna٣١
Kendilerinden önce nice nesilleri yok ettiğimizi, onların bir daha kendilerine dönmediklerini görmezler mi?
36:32
وَإِنancakwa-inكُلٌّۭhepsikullunلَّمَّاzamanlammāجَمِيعٌۭtoplandığıjamīʿunلَّدَيْنَاhuzurumuzaladaynāمُحْضَرُونَgetirileceklerdirmuḥ'ḍarūna٣٢
Hepsi huzurumuza getirileceklerdir.
36:33
وَءَايَةٌۭve bir ayettirwaāyatunلَّهُمُonlar içinlahumuٱلْأَرْضُtoprakl-arḍuٱلْمَيْتَةُölül-maytatuأَحْيَيْنَـٰهَاbiz onu dirilttikaḥyaynāhāوَأَخْرَجْنَاve çıkardıkwa-akhrajnāمِنْهَاondanmin'hāحَبًّۭاdaneḥabbanفَمِنْهُve ondanfamin'huيَأْكُلُونَyiyorlaryakulūna٣٣
İşte onlara bir delil: Ölü yeri diriltir ve oradan taneler çıkarırız da ondan yerler.
36:34
وَجَعَلْنَاve yarattıkwajaʿalnāفِيهَاoradafīhāجَنَّـٰتٍۢbahçelerijannātinمِّنhurmaminنَّخِيلٍۢdate-palmsnakhīlinوَأَعْنَـٰبٍۢve üzümwa-aʿnābinوَفَجَّرْنَاve akıttıkwafajjarnāفِيهَاoradafīhāمِنَçeşmelerdenminaٱلْعُيُونِthe springsl-ʿuyūni٣٤
Orada hurmalıklar ve üzüm bağları var ederiz, aralarında pınarlar fışkırtırız.
36:35
لِيَأْكُلُوا۟yemeleri içinliyakulūمِنonun ürünündenminثَمَرِهِۦits fruitthamarihiوَمَاvewamāعَمِلَتْهُemeğindenʿamilathuأَيْدِيهِمْ ۖellerininaydīhimأَفَلَاhala şükretmiyorlar mı?afalāيَشْكُرُونَthey be gratefulyashkurūna٣٥
Onun ve elleriyle yaptıklarının ürünlerini yesinler; şükretmezler mi?
36:36
سُبْحَـٰنَne yücedirsub'ḥānaٱلَّذِىO (Allah) kialladhīخَلَقَyaratmıştırkhalaqaٱلْأَزْوَٰجَçiftleril-azwājaكُلَّهَاbütünkullahāمِمَّاbitirdiklerindenmimmāتُنۢبِتُgrowstunbituٱلْأَرْضُtoprağınl-arḍuوَمِنْvewaminأَنفُسِهِمْkendilerindenanfusihimوَمِمَّاve nice şeylerdenwamimmāلَاbilmediklerilāيَعْلَمُونَthey knowyaʿlamūna٣٦
Yerin yetiştirdiklerinden, kendilerinden ve daha bilmediklerinden çift çift yaratan Allah münezzehtir.
36:37
وَءَايَةٌۭve bir ayettirwaāyatunلَّهُمُonlar içinlahumuٱلَّيْلُgeceal-layluنَسْلَخُsoyup alırıznaslakhuمِنْهُondanmin'huٱلنَّهَارَgündüzül-nahāraفَإِذَاbirdenfa-idhāهُمonlarhumمُّظْلِمُونَkaranlıkta kalıverirlermuẓ'limūna٣٧
Onlara bir delil de gecedir; gündüzü ondan sıyırırız da karanlıkta kalıverirler.
36:38
وَٱلشَّمْسُve güneşwal-shamsuتَجْرِىakıp gidertajrīلِمُسْتَقَرٍّۢkarar bulacağı yerelimus'taqarrinلَّهَا ۚkendininlahāذَٰلِكَbudhālikaتَقْدِيرُtakdiridirtaqdīruٱلْعَزِيزِüstün olanınl-ʿazīziٱلْعَلِيمِve bileninl-ʿalīmi٣٨
Güneş de yörüngesinde yürüyüp gitmektedir. Bu, güçlü ve bilgin olan Allah'ın kanunudur.
36:39
وَٱلْقَمَرَve ayawal-qamaraقَدَّرْنَـٰهُtayin ettikqaddarnāhuمَنَازِلَkonaklarmanāzilaحَتَّىٰnihayetḥattāعَادَbir hale geldiʿādaكَٱلْعُرْجُونِhurma sapına benzerkal-ʿur'jūniٱلْقَدِيمِeski kuru'l-qadīmi٣٩
Ay için de sonunda kuru bir hurma dalına döneceği konaklar tayin etmişizdir.
36:40
لَاnelāٱلشَّمْسُgüneşl-shamsuيَنۢبَغِىmümkün oluryanbaghīلَهَآona (aya)lahāأَنerişmesianتُدْرِكَit overtakestud'rikaٱلْقَمَرَayal-qamaraوَلَاne dewalāٱلَّيْلُgeceal-layluسَابِقُönüne geçebilirsābiquٱلنَّهَارِ ۚgündüzünl-nahāriوَكُلٌّۭve hepsiwakullunفِىbir felekte (yörüngede)fīفَلَكٍۢan orbitfalakinيَسْبَحُونَyüzmektedirleryasbaḥūna٤٠
Aya erişmek güneşe düşmez. Gece de gündüzü geçemez. Her biri bir yörüngede yürürler.
36:41
وَءَايَةٌۭve bir ayetwaāyatunلَّهُمْonlar içinlahumأَنَّاtaşımamızdırannāحَمَلْنَاWe carriedḥamalnāذُرِّيَّتَهُمْonların çoçuklarınıdhurriyyatahumفِىgemidefīٱلْفُلْكِthe shipl-ful'kiٱلْمَشْحُونِdolul-mashḥūni٤١
Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.
36:42
وَخَلَقْنَاve yaratmamızdırwakhalaqnāلَهُمkendilerinelahumمِّنonun gibiminمِّثْلِهِۦ(the) likes of itmith'lihiمَاşeylermāيَرْكَبُونَbinecekleriyarkabūna٤٢
Onlara bir delil de: Soylarını dolu gemiyle taşımamız ve kendileri için bunun gibi daha nice binekler yaratmış olmamızdır.
36:43
وَإِنve eğerwa-inنَّشَأْdileseknashaنُغْرِقْهُمْonları (suda) boğarıznugh'riq'humفَلَاolmazfalāصَرِيخَimdad (eden)ṣarīkhaلَهُمْonlaralahumوَلَاve ne dewalāهُمْonlarhumيُنقَذُونَkurtarılmazlaryunqadhūna٤٣
Dilesek, onları suda boğardık; ne yardımlarına koşan bulunur ve ne de kendileri kurtulabilirlerdi.
36:44
إِلَّاancakillāرَحْمَةًۭbir rahmet (vardır)raḥmatanمِّنَّاbizdenminnāوَمَتَـٰعًاve yaşatmawamatāʿanإِلَىٰkadarilāحِينٍۢbir süreyeḥīnin٤٤
Ama katımızdan bir rahmet ve bir süreye kadar geçinme olarak onları geri bıraktık.
36:45
وَإِذَاve zamanwa-idhāقِيلَdendiğiqīlaلَهُمُonlaralahumuٱتَّقُوا۟sakınınittaqūمَاolanlardanmāبَيْنَönünüzdekibaynaأَيْدِيكُمْönünüzdekiaydīkumوَمَاve olanlardanwamāخَلْفَكُمْarkanızdakikhalfakumلَعَلَّكُمْumulur kilaʿallakumتُرْحَمُونَesirgenirsiniztur'ḥamūna٤٥
Onlara: "Geçmişinizden ve geleceğinizden sakının, belki acınırsınız" dendiği zaman yüz çevirirler.
36:46
وَمَاzatenwamāتَأْتِيهِمonlara gelmeztatīhimمِّنْhiçbirminءَايَةٍۢayetāyatinمِّنْayetlerindenminءَايَـٰتِ(the) SignsāyātiرَبِّهِمْRabblerininrabbihimإِلَّاolmadıklarıillāكَانُوا۟theykānūعَنْهَاondanʿanhāمُعْرِضِينَyüz çevirmişmuʿ'riḍīna٤٦
Zaten Rabbinin ayetlerinden herhangi biri kendilerine geldiğinde ondan hep yüz çeviregelmişlerdi.
36:47
وَإِذَاve zamanwa-idhāقِيلَdendiğiqīlaلَهُمْonlaralahumأَنفِقُوا۟infak edinanfiqūمِمَّاsize verdiği rızıktanmimmāرَزَقَكُمُ(has) provided yourazaqakumuٱللَّهُAllah'ınl-lahuقَالَderlerqālaٱلَّذِينَnankörleralladhīnaكَفَرُوا۟disbelievedkafarūلِلَّذِينَkimselerelilladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lara)āmanūأَنُطْعِمُbiz mi yedirelim?anuṭ'ʿimuمَنkimseyemanلَّوْdilediği takdirdelawيَشَآءُAllah willed yashāuٱللَّهُAllah'ınl-lahuأَطْعَمَهُۥٓyedireceğiaṭʿamahuإِنْhayırinأَنتُمْsizantumإِلَّاdoğrusuillāفِىiçindesinizfīضَلَـٰلٍۢbir sapıklıkḍalālinمُّبِينٍۢapaçıkmubīnin٤٧
Onlara: "Allah'ın size verdiği rızıktan sarfedin" denince inkar edenler inananlara: "Allah dileseydi doyurabileceği bir kimseyi biz mi doyuralım? Doğrusu siz apaçık bir sapıklıktasınız" derler.
36:48
وَيَقُولُونَve diyorlarwayaqūlūnaمَتَىٰne zaman?matāهَـٰذَاbuhādhāٱلْوَعْدُtehdid (ettiğiniz azab)l-waʿduإِنeğerinكُنتُمْisenizkuntumصَـٰدِقِينَdoğru söylüyor(lar)ṣādiqīna٤٨
"Doğru sözlü iseniz bildirin bu vaad ne zamandır?" derler.
36:49
مَاbeklemiyorlarmāيَنظُرُونَthey awaityanẓurūnaإِلَّاbaşka bir şeyillāصَيْحَةًۭkorkunç sestenṣayḥatanوَٰحِدَةًۭbir tekwāḥidatanتَأْخُذُهُمْansızın onları yakalartakhudhuhumوَهُمْve onlarwahumيَخِصِّمُونَçekişip dururlarkenyakhiṣṣimūna٤٩
Çekişip dururlarken kendilerini yakalayacak bir tek çığlığı beklerler.
36:50
فَلَاartıkfalāيَسْتَطِيعُونَgüçleri yetmezyastaṭīʿūnaتَوْصِيَةًۭbir vasiyetetawṣiyatanوَلَآne dewalāإِلَىٰٓailelerineilāأَهْلِهِمْtheir peopleahlihimيَرْجِعُونَdönmeyeyarjiʿūna٥٠
O zaman, artık ne vasiyet edebilirler ne de ailelerine dönebilirler.
36:51
وَنُفِخَve üflendiwanufikhaفِىsur'afīٱلصُّورِthe trumpetl-ṣūriفَإِذَاiştefa-idhāهُمonlarhumمِّنَkabirlerdenminaٱلْأَجْدَاثِthe gravesl-ajdāthiإِلَىٰRablerineilāرَبِّهِمْtheir Lordrabbihimيَنسِلُونَkoşuyorlaryansilūna٥١
Sura üflenince, kabirlerinden Rablerine koşarak çıkarlar.
36:52
قَالُوا۟dedilerqālūيَـٰوَيْلَنَاeyvah bizeyāwaylanāمَنۢkim?manبَعَثَنَاbizi kaldırdıbaʿathanāمِنyattığımız yerdenminمَّرْقَدِنَا ۜ ۗour sleeping placemarqadināهَـٰذَاişte budurhādhāمَاşeymāوَعَدَva'dettiğiwaʿadaٱلرَّحْمَـٰنُRahman'ınl-raḥmānuوَصَدَقَdemek doğru söylemişwaṣadaqaٱلْمُرْسَلُونَpeygamberlerl-mur'salūna٥٢
"Vah halimize! Yattığımız yerden bizi kim kaldırdı?" derler. Onlara: "İşte Rahman olan Allah'ın vadettiği budur, peygamberler doğru söylemişlerdi" denir.
36:53
إِنhayırinكَانَتْolurkānatإِلَّاsadeceillāصَيْحَةًۭgürültüṣayḥatanوَٰحِدَةًۭbir tekwāḥidatanفَإِذَاhemenfa-idhāهُمْonlarınhumجَمِيعٌۭhepsijamīʿunلَّدَيْنَاhuzurumuzaladaynāمُحْضَرُونَgetirilirlermuḥ'ḍarūna٥٣
Tek bir çığlık kopar, hepsi, hemen huzurumuza getirilmiş olur.
36:54
فَٱلْيَوْمَo günfal-yawmaلَاhaksızlık yapılmazlāتُظْلَمُwill be wrongedtuẓ'lamuنَفْسٌۭhiç kimseyenafsunشَيْـًۭٔاhiçbir şekildeshayanوَلَاvewalāتُجْزَوْنَsiz cezalandırılmazsınıztuj'zawnaإِلَّاdışındaillāمَاolduklarınızınmāكُنتُمْyou used (to)kuntumتَعْمَلُونَyapmıştaʿmalūna٥٤
Artık bugün kimseye hiçbir haksızlıkta bulunulmaz. İşlediklerinizden başkasıyla karşılık görmezsiniz.
36:55
إِنَّşüphesizinnaأَصْحَـٰبَhalkıaṣḥābaٱلْجَنَّةِcennetl-janatiٱلْيَوْمَo günl-yawmaفِىiçindefīشُغُلٍۢbir meşguliyetshughulinفَـٰكِهُونَeğlenirlerfākihūna٥٥
Doğrusu bugün, cennetlikler eğlenceyle meşguldürler.
36:56
هُمْkendilerihumوَأَزْوَٰجُهُمْve eşleriwa-azwājuhumفِىgölgelerdefīظِلَـٰلٍshadesẓilālinعَلَىüzerineʿalāٱلْأَرَآئِكِkoltuklarl-arāikiمُتَّكِـُٔونَyaslanmışlardırmuttakiūna٥٦
Onlar ve eşleri gölgeliklerde, tahtlar üzerine yaslanmışlardır.
36:57
لَهُمْonlar için vardırlahumفِيهَاoradafīhāفَـٰكِهَةٌۭmeyvalarfākihatunوَلَهُمve onlar için vardırwalahumمَّاher şeymāيَدَّعُونَistedikleriyaddaʿūna٥٧
Orada meyveler ve her istedikleri onlarındır.
36:58
سَلَـٰمٌۭselam (vardır)salāmunقَوْلًۭاsözleqawlanمِّنRabdenminرَّبٍّۢa Lordrabbinرَّحِيمٍۢçok esirgeyenraḥīmin٥٨
Merhametli olan Rab katından onlara selam vardır.
36:59
وَٱمْتَـٰزُوا۟şöyle ayrılınwa-im'tāzūٱلْيَوْمَbugünl-yawmaأَيُّهَاeyayyuhāٱلْمُجْرِمُونَsuçlularl-muj'rimūna٥٩
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?
36:60
۞ أَلَمْben and vermedim mi?alamأَعْهَدْI enjoinaʿhadإِلَيْكُمْsizeilaykumيَـٰبَنِىٓey oğullarıyābanīءَادَمَAdemādamaأَنdiyeanلَّاtapmayınlāتَعْبُدُوا۟worshiptaʿbudūٱلشَّيْطَـٰنَ ۖşeytanal-shayṭānaإِنَّهُۥşüphesiz oinnahuلَكُمْsizinlakumعَدُوٌّۭdüşmanınızdırʿaduwwunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٦٠
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?
36:61
وَأَنِvewa-aniٱعْبُدُونِى ۚbana tapınuʿ'budūnīهَـٰذَاbudurhādhāصِرَٰطٌۭyolṣirāṭunمُّسْتَقِيمٌۭdoğrumus'taqīmun٦١
Allah şöyle buyurur: Ey suçlular! Bugün müminlerden ayrılın. Ey insanoğulları! Ben size, şeytana tapmayın, o sizin için apaçık bir düşmandır, Bana kulluk edin, bu doğru yoldur, diye bildirmedim mi?
36:62
وَلَقَدْve andolsunwalaqadأَضَلَّsaptırmıştıaḍallaمِنكُمْsizdenminkumجِبِلًّۭاkuşağıjibillanكَثِيرًا ۖbirçokkathīranأَفَلَمْolmaz mısınız?afalamتَكُونُوا۟youtakūnūتَعْقِلُونَdüşünenlerdentaʿqilūna٦٢
And olsun ki, o sizden nice nesilleri saptırmıştı, akletmez miydiniz?
36:63
هَـٰذِهِۦiştehādhihiجَهَنَّمُcehennemjahannamuٱلَّتِىkiallatīكُنتُمْsizekuntumتُوعَدُونَva'dedilentūʿadūna٦٣
İşte bu, size söz verilen cehennemdir.
36:64
ٱصْلَوْهَاoraya girin;iṣ'lawhāٱلْيَوْمَbugünl-yawmaبِمَاdolayıbimāكُنتُمْinkarınızdankuntumتَكْفُرُونَdisbelievetakfurūna٦٤
Bugün, inkarcılığınıza karşılık oraya girin.
36:65
ٱلْيَوْمَo günal-yawmaنَخْتِمُmühürleriznakhtimuعَلَىٰٓüzeriniʿalāأَفْوَٰهِهِمْağızlarıafwāhihimوَتُكَلِّمُنَآve bize söylerwatukallimunāأَيْدِيهِمْelleriaydīhimوَتَشْهَدُve şahidlik ederwatashhaduأَرْجُلُهُمayaklarıarjuluhumبِمَاnelerbimāكَانُوا۟idiyselerkānūيَكْسِبُونَkazanıyor(lar)yaksibūna٦٥
İşte o gün ağızlarını mühürleriz, Bizimle elleri konuşur, ayakları da yaptıklarına şahidlik eder.
36:66
وَلَوْve eğerwalawنَشَآءُdileseknashāuلَطَمَسْنَاsilerdiklaṭamasnāعَلَىٰٓüzeriniʿalāأَعْيُنِهِمْgözleriaʿyunihimفَٱسْتَبَقُوا۟ve dökülürlerdifa-is'tabaqūٱلصِّرَٰطَyolal-ṣirāṭaفَأَنَّىٰama nasıl?fa-annāيُبْصِرُونَgörecekleryub'ṣirūna٦٦
Dilesek, gözlerini kör ederdik de yol bulmağa çalışırlardı. Nasıl görebilirlerdi?
36:67
وَلَوْve eğerwalawنَشَآءُdileseknashāuلَمَسَخْنَـٰهُمْdeğiştirip dondururduklamasakhnāhumعَلَىٰonları oldukları yerdeʿalāمَكَانَتِهِمْtheir placesmakānatihimفَمَاartıkfamāٱسْتَطَـٰعُوا۟güçleri yetmezis'taṭāʿūمُضِيًّۭاileri gitmeyemuḍiyyanوَلَاne dewalāيَرْجِعُونَgeri dönmeyeyarjiʿūna٦٧
Dilesek, onları oldukları yerde dondururduk da, ne ileri gidebilirler ve ne de geri dönebilirlerdi.
36:68
وَمَنve kimewamanنُّعَمِّرْهُuzun ömür verseknuʿammir'huنُنَكِّسْهُonu baş aşağı çeviririznunakkis'huفِىyaratılışınıfīٱلْخَلْقِ ۖthe creationl-khalqiأَفَلَاakıllarını kullanmıyorlar mı?afalāيَعْقِلُونَthey use intellectyaʿqilūna٦٨
Uzun ömürlü yaptığımızın hilkatini tersine çevirmişizdir. Akletmezler mi?
36:69
وَمَاbiz ona öğretmedikwamāعَلَّمْنَـٰهُWe taught himʿallamnāhuٱلشِّعْرَşiirl-shiʿ'raوَمَاvewamāيَنۢبَغِىyakışmaz dayanbaghīلَهُۥٓ ۚonalahuإِنْhayırinهُوَOhuwaإِلَّاsadeceillāذِكْرٌۭbir öğütdhik'runوَقُرْءَانٌۭve Kur'an'dırwaqur'ānunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٦٩
Biz ona şiir öğretmedik, zaten ona gerekmezdi. Bu bir öğüt ve apaçık Kuran'dır.
36:70
لِّيُنذِرَuyarman içinliyundhiraمَنkimselerimanكَانَolankānaحَيًّۭاdiriḥayyanوَيَحِقَّve hak olsun diyewayaḥiqqaٱلْقَوْلُ(azab) söz(ü)l-qawluعَلَىkarşıʿalāٱلْكَـٰفِرِينَinkar edenlerel-kāfirīna٧٠
Diri olan kimseyi uyarsın ve verilen söz de inkarcıların aleyhine çıksın.
36:71
أَوَلَمْgörmediler mi?awalamيَرَوْا۟they seeyarawأَنَّاki bizannāخَلَقْنَاyarattıkkhalaqnāلَهُمkendilerinelahumمِّمَّاşeylerdenmimmāعَمِلَتْyaptıklarıʿamilatأَيْدِينَآellerimizinaydīnāأَنْعَـٰمًۭاnice hayvanlaranʿāmanفَهُمْkendilerifahumلَهَاonlaralahāمَـٰلِكُونَmalik olmaktadırlarmālikūna٧١
Kudretimizle kendileri için hayvanlar yarattığımızı görmezler mi? Onlara sahip olmaktadırlar.
36:72
وَذَلَّلْنَـٰهَاonları boyun eğdirdikwadhallalnāhāلَهُمْkendilerinelahumفَمِنْهَاonlardan bazılarıfamin'hāرَكُوبُهُمْbinekleridirrakūbuhumوَمِنْهَاve onlardan bazılarınıwamin'hāيَأْكُلُونَyerleryakulūna٧٢
Onları kendilerinin buyruğuna verdik; bindikleri de, etini yedikleri de vardır.
36:73
وَلَهُمْkendileri için vardırwalahumفِيهَاonlardafīhāمَنَـٰفِعُbirçok yararlarmanāfiʿuوَمَشَارِبُ ۖve içeceklerwamashāribuأَفَلَاhala şükretmiyorlar mı?afalāيَشْكُرُونَthey give thanksyashkurūna٧٣
Onlarda daha nice faydalar, içecekler vardır; şükretmezler mi?
36:74
وَٱتَّخَذُوا۟ve edindilerwa-ittakhadhūمِنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiءَالِهَةًۭtanrılarālihatanلَّعَلَّهُمْonlar umaraklaʿallahumيُنصَرُونَyardım ediliryunṣarūna٧٤
Allah'ı bırakıp da, kendilerine yardımı dokunur diye, başka tanrılar edindiler.
36:75
لَاgüçleri yetmezlāيَسْتَطِيعُونَthey are ableyastaṭīʿūnaنَصْرَهُمْonlara yardım etmeyenaṣrahumوَهُمْve onlarwahumلَهُمْonlar içinlahumجُندٌۭaskerlerdirjundunمُّحْضَرُونَhazırlanmışmuḥ'ḍarūna٧٥
Oysa onlar yardım edemezler, ancak kendileri o tanrılara koruyuculuk için nöbet beklerler.
36:76
فَلَاseni üzmesinfalāيَحْزُنكَgrieve youyaḥzunkaقَوْلُهُمْ ۘonların sözüqawluhumإِنَّاbiz elbetteinnāنَعْلَمُbiliyoruznaʿlamuمَاonların gizlediklerinimāيُسِرُّونَthey concealyusirrūnaوَمَاvewamāيُعْلِنُونَaçığa vurduklarınıyuʿ'linūna٧٦
Bunların sözü seni üzmesin. Biz onların gizlediklerini de, açığa vurduklarını da şüphesiz biliriz.
36:77
أَوَلَمْgörmedi mi?awalamيَرَseeyaraٱلْإِنسَـٰنُinsanl-insānuأَنَّاbizimannāخَلَقْنَـٰهُkendisini yarattığımızıkhalaqnāhuمِنbir nutfe(sperm)denminنُّطْفَةٍۢa semen-dropnuṭ'fatinفَإِذَاşimdi oldufa-idhāهُوَohuwaخَصِيمٌۭbir hasımkhaṣīmunمُّبِينٌۭapaçıkmubīnun٧٧
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?
36:78
وَضَرَبَve misal verdiwaḍarabaلَنَاbizelanāمَثَلًۭاbir örneklemathalanوَنَسِىَunutarakwanasiyaخَلْقَهُۥ ۖkendi yaratılışınıkhalqahuقَالَdediqālaمَنkim?manيُحْىِdiriltecekyuḥ'yīٱلْعِظَـٰمَkemikleril-ʿiẓāmaوَهِىَşuwahiyaرَمِيمٌۭçürümüşramīmun٧٨
İnsan kendisini bir nutfeden yarattığımızı görmez mi ki hemen apaçık bir hasım kesilir ve kendi yaratılışını unutur da; "Çürümüş kemikleri kim yaratacak" diyerek, Bize misal vermeye kalkar?
36:79
قُلْde kiqulيُحْيِيهَاonları diriltecekyuḥ'yīhāٱلَّذِىٓyaratanalladhīأَنشَأَهَآproduced themansha-ahāأَوَّلَilkawwalaمَرَّةٍۢ ۖdefamarratinوَهُوَve Owahuwaبِكُلِّherbikulliخَلْقٍyaratmayıkhalqinعَلِيمٌbilirʿalīmun٧٩
De ki: "Onları ilk defa yaratan diriltecektir. O, her türlü yaratmayı bilendir."
36:80
ٱلَّذِىO kialladhīجَعَلَyaptıjaʿalaلَكُمsizelakumمِّنَağaçtanminaٱلشَّجَرِthe treel-shajariٱلْأَخْضَرِyeşill-akhḍariنَارًۭاateşnāranفَإِذَآiştefa-idhāأَنتُمsizantumمِّنْهُondanmin'huتُوقِدُونَyakıyorsunuztūqidūna٨٠
Yaş ağaçtan size ateş çıkarandır. Ondan ateş yakarsınız.
36:81
أَوَلَيْسَdeğil midir?awalaysaٱلَّذِىyaratanalladhīخَلَقَcreatedkhalaqaٱلسَّمَـٰوَٰتِgökleril-samāwātiوَٱلْأَرْضَve yeriwal-arḍaبِقَـٰدِرٍmuktedirbiqādirinعَلَىٰٓyaratmayaʿalāأَن[that]anيَخْلُقَcreateyakhluqaمِثْلَهُم ۚonların benzerlerinimith'lahumبَلَىٰelbette (yaratır)balāوَهُوَOwahuwaٱلْخَلَّـٰقُyaratıcıdırl-khalāquٱلْعَلِيمُçok bilenl-ʿalīmu٨١
Gökleri ve yeri yaratan, kendilerinin benzerini yaratmaya kadir olmaz mı? Elbette olur; çünkü O, yaratan ve bilendir.
36:82
إِنَّمَآşüphesizinnamāأَمْرُهُۥٓO'nun işiamruhuإِذَآzamanidhāأَرَادَistediğiarādaشَيْـًٔاbir şeyishayanأَنdemesidiranيَقُولَHe saysyaqūlaلَهُۥona sadecelahuكُنol!kunفَيَكُونُhemen oluverirfayakūnu٨٢
Bir şeyi dilediği zaman, O'nun buyruğu sadece, o şeye "Ol" demektir, hemen olur.
36:83
فَسُبْحَـٰنَyücedirfasub'ḥānaٱلَّذِىO kialladhīبِيَدِهِۦO'nun elindedirbiyadihiمَلَكُوتُhükümranlığımalakūtuكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyinshayinوَإِلَيْهِve O'nawa-ilayhiتُرْجَعُونَdöndürüleceksiniztur'jaʿūna٨٣
Her şeyin hükümranlığı elinde olan ve sizin de kendisine döneceğiniz Allah münezzehtir.
—
—
—
—
Loading…