33

Ahzab

Medeni 73 Ayet Cüz 21
الأحزاب

Ahzab Suresi (الأحزاب), Kur’an-ı Kerim’in 33. suresidir — Medeni, 73 ayetten oluşan bir suredir. Medenî sureler hicretten sonra inmiştir ve genellikle ibadet, hukuk ve Müslüman toplum hayatını konu alır.

Besmele
بِسْمِadıylabis'miٱللَّهِAllah'ınl-lahiٱلرَّحْمَـٰنِRahmanl-raḥmāniٱلرَّحِيمِRahiml-raḥīmi
Rahman ve Rahim olan Allah'ın adıyla
33:1
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuٱتَّقِkorkittaqiٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَلَاve aslawalāتُطِعِita'at etmetuṭiʿiٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerel-kāfirīnaوَٱلْمُنَـٰفِقِينَ ۗve münafıklarawal-munāfiqīnaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَbilendirkānaعَلِيمًاAll-Knowerʿalīmanحَكِيمًۭاhüküm ve hikmet sahibidirḥakīman١
Ey peygamber! Allah'tan sakın, inkarcılara ve iki yüzlülere uyma, Allah şüphesiz bilendir, hakim'dir.
33:2
وَٱتَّبِعْve uywa-ittabiʿمَاşeyeيُوحَىٰٓvahyedilenyūḥāإِلَيْكَsanailaykaمِنRabbindenminرَّبِّكَ ۚyour Lordrabbikaإِنَّmuhakkak kiinnaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَşeylerikānaبِمَاof whatbimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaخَبِيرًۭاhaber almaktadır;khabīran٢
Sana Rabbinden vahyolunana uy; şüphesiz Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.
33:3
وَتَوَكَّلْve dayanwatawakkalعَلَىAllah'aʿalāٱللَّهِ ۚAllahl-lahiوَكَفَىٰyeterwakafāبِٱللَّهِAllahbil-lahiوَكِيلًۭاvekil olarakwakīlan٣
Allah'a güven, Allah, vekil olarak yeter.
33:4
مَّاyaratmadıجَعَلَAllah (has) madejaʿalaٱللَّهُAllahl-lahuلِرَجُلٍۢbir adamalirajulinمِّنiki kalbminقَلْبَيْنِtwo heartsqalbayniفِى(göğüs) boşluğundaجَوْفِهِۦ ۚhis interiorjawfihiوَمَاvewamāجَعَلَyapmadıjaʿalaأَزْوَٰجَكُمُeşleriniziazwājakumuٱلَّـٰٓـِٔىzıhar yaptığınızallāīتُظَـٰهِرُونَyou declare unlawfultuẓāhirūnaمِنْهُنَّonlarlamin'hunnaأُمَّهَـٰتِكُمْ ۚsizin annelerinizummahātikumوَمَاvewamāجَعَلَkılmadıjaʿalaأَدْعِيَآءَكُمْevlatlıklarınızıadʿiyāakumأَبْنَآءَكُمْ ۚsizin öz oğullarınızabnāakumذَٰلِكُمْbunlardhālikumقَوْلُكُمsizin sözlerinizdirqawlukumبِأَفْوَٰهِكُمْ ۖağızlarınıza gelenbi-afwāhikumوَٱللَّهُAllahwal-lahuيَقُولُsöyleryaqūluٱلْحَقَّgerçeğil-ḥaqaوَهُوَve Owahuwaيَهْدِىiletiryahdīٱلسَّبِيلَdoğru yolal-sabīla٤
Allah insanın içine iki kalp koymamıştır. Allah, zıhar yapmanız suretiyle eşlerinizi, anneleriniz gibi yaratmamıştır; evlatlıklarınızı da öz oğullarınız gibi saymanızı meşru kılmamıştır. Bunlar sizin dillerinize doladığınız boş sözlerdir. Allah gerçeği söylemektedir, doğru yola O eriştirir.
33:5
ٱدْعُوهُمْonları çağırınid'ʿūhumلِـَٔابَآئِهِمْbabalarına nisbetleliābāihimهُوَbuhuwaأَقْسَطُdaha adaletlidiraqsaṭuعِندَyanındaʿindaٱللَّهِ ۚAllahl-lahiفَإِنeğerfa-inلَّمْbilmiyorsanızlamتَعْلَمُوٓا۟you knowtaʿlamūءَابَآءَهُمْbabalarınıābāahumفَإِخْوَٰنُكُمْonlar sizin kardeşlerinizdirfa-ikh'wānukumفِىdindeٱلدِّينِ[the] religionl-dīniوَمَوَٰلِيكُمْ ۚve dostlarınızdırwamawālīkumوَلَيْسَve yokturwalaysaعَلَيْكُمْsizeʿalaykumجُنَاحٌۭbir günahjunāḥunفِيمَآyaptığınızdafīmāأَخْطَأْتُمyanılarakakhṭatumبِهِۦbu konudabihiوَلَـٰكِنfakat vardırwalākinمَّاbile bile yaptığındaتَعَمَّدَتْintendedtaʿammadatقُلُوبُكُمْ ۚkalblerinizinqulūbukumوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuغَفُورًۭاçok bağışlayandırghafūranرَّحِيمًاçok esirgeyendirraḥīman٥
Evlatlıkları babalarına nisbet edin, bu Allah katında en doğru olandır. Eğer babalarının kim olduğunu bilmiyorsanız, bu takdirde onları din kardeşi ve dostlarınız olarak kabul edin. İçinizden kasdederek yaptıklarınız bir yana, yanılmalarınızda size bir sorumluluk yoktur. Allah, bağışlar ve merhamet eder.
33:6
ٱلنَّبِىُّpeygamberal-nabiyuأَوْلَىٰdaha yakındırawlāبِٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerebil-mu'minīnaمِنْcanlarındanminأَنفُسِهِمْ ۖtheir own selvesanfusihimوَأَزْوَٰجُهُۥٓve onun eşleriwa-azwājuhuأُمَّهَـٰتُهُمْ ۗonların anneleridirummahātuhumوَأُو۟لُوا۟(anne tarafından akrabalar)wa-ulūٱلْأَرْحَامِ(anne tarafından akrabalar)l-arḥāmiبَعْضُهُمْbir kısmıbaʿḍuhumأَوْلَىٰdaha yakındırlarawlāبِبَعْضٍۢdiğerinebibaʿḍinفِىkitabındaكِتَـٰبِ(the) DecreekitābiٱللَّهِAllah'ınl-lahiمِنَötekiminaٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerdenl-mu'minīnaوَٱلْمُهَـٰجِرِينَve muhacirlerdenwal-muhājirīnaإِلَّآancak hariçillāأَنyapmanızanتَفْعَلُوٓا۟you dotafʿalūإِلَىٰٓdostlarınızailāأَوْلِيَآئِكُمyour friendsawliyāikumمَّعْرُوفًۭا ۚbir iyilikmaʿrūfanكَانَbunlarkānaذَٰلِكَThat isdhālikaفِىKitaptaٱلْكِتَـٰبِthe Bookl-kitābiمَسْطُورًۭاyazılmıştırmasṭūran٦
Müminlerin, Peygamberi kendi nefislerinden çok sevmeleri gerekir; onun eşleri onların anneleridir; akraba olanlar, miras hususunda, Allah'ın Kitap'ında birbirlerine müminler ve muhacirlerden daha yakındırlar. Dostlarınıza yapacağınız uygun bir vasiyet bunun dışındadır. Bu Kitap'ta yazılı bulunmaktadır.
33:7
وَإِذْve haniwa-idhأَخَذْنَاbiz almıştıkakhadhnāمِنَpeygamberlerdenminaٱلنَّبِيِّـۧنَthe Prophetsl-nabiyīnaمِيثَـٰقَهُمْahidlerinimīthāqahumوَمِنكَve sendenwaminkaوَمِنvewaminنُّوحٍۢNuh'dannūḥinوَإِبْرَٰهِيمَve İbrahim'denwa-ib'rāhīmaوَمُوسَىٰve Musa'danwamūsāوَعِيسَىve Îsa'danwaʿīsāٱبْنِoğluib'niمَرْيَمَ ۖMeryemmaryamaوَأَخَذْنَاve almıştıkwa-akhadhnāمِنْهُمonlardanmin'humمِّيثَـٰقًاsözmīthāqanغَلِيظًۭاsapasağlamghalīẓan٧
Peygamberlerden söz almıştık. Senden, Nuh'dan, İbrahim'den, Musa'dan, Meryem oğlu İsa'dan sağlam bir söz almışızdır.
33:8
لِّيَسْـَٔلَsorması içinliyasalaٱلصَّـٰدِقِينَdoğrularal-ṣādiqīnaعَنdoğruluklarındanʿanصِدْقِهِمْ ۚtheir truthṣid'qihimوَأَعَدَّve hazırlamıştırwa-aʿaddaلِلْكَـٰفِرِينَkafirler içinlil'kāfirīnaعَذَابًاbir azabʿadhābanأَلِيمًۭاacıklıalīman٨
Allah, doğrulardan doğruluklarını sormak ve inkarcılara can yakıcı azap hazırlamak için bunu yapmıştır.
33:9
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱذْكُرُوا۟hatırlayınudh'kurūنِعْمَةَni'metininiʿ'mataٱللَّهِAllah'ınl-lahiعَلَيْكُمْsize olanʿalaykumإِذْhani bir zamanidhجَآءَتْكُمْsize gelmiştijāatkumجُنُودٌۭordularjunūdunفَأَرْسَلْنَاve biz göndermiştikfa-arsalnāعَلَيْهِمْonların üzerineʿalayhimرِيحًۭاbir rüzgarrīḥanوَجُنُودًۭاve ordularwajunūdanلَّمْsizin görmediğinizlamتَرَوْهَا ۚyou (could) see themtarawhāوَكَانَve idiwakānaٱللَّهُAllahl-lahuبِمَاşeyleribimāتَعْمَلُونَyaptıklarınıztaʿmalūnaبَصِيرًاgörmektebaṣīran٩
Ey inananlar! Allah'ın size olan nimetini anın; üzerinize ordular gelmişti. Biz de onların üzerine rüzgar ve göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, yaptıklarınızı görüyordu.
33:10
إِذْhaniidhجَآءُوكُمonlar gelmişlerdijāūkumمِّنüstünüzdenminفَوْقِكُمْabove youfawqikumوَمِنْvewaminأَسْفَلَalt tarafınızdanasfalaمِنكُمْsizinminkumوَإِذْve haniwa-idhزَاغَتِkaymıştızāghatiٱلْأَبْصَـٰرُgözlerl-abṣāruوَبَلَغَتِve dayanmıştıwabalaghatiٱلْقُلُوبُyüreklerl-qulūbuٱلْحَنَاجِرَhançerelerel-ḥanājiraوَتَظُنُّونَve zanda bulunuyordunuzwataẓunnūnaبِٱللَّهِAllah hakındabil-lahiٱلظُّنُونَا۠türlü düşüncelerlel-ẓunūnā١٠
Onlar size yukarınızdan ve aşağınızdan gelmişlerdi; gözler de dönmüştü, yürekler ağızlara gelmişti; Allah için çeşitli tahminlerde bulunuyordunuz.
33:11
هُنَالِكَişte oradahunālikaٱبْتُلِىَdenenmiştiub'tuliyaٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūnaوَزُلْزِلُوا۟ve sarsılmışlardıwazul'zilūزِلْزَالًۭاbir sarsıntı ilezil'zālanشَدِيدًۭاşiddetlishadīdan١١
İşte orada, inananlar denenmiş ve çok şiddetli sarsıntıya uğratılmışlardı.
33:12
وَإِذْve haniwa-idhيَقُولُdiyorduyaqūluٱلْمُنَـٰفِقُونَmünafıklarl-munāfiqūnaوَٱلَّذِينَve bulunanlarwa-alladhīnaفِىkalblerindeقُلُوبِهِمtheir heartsqulūbihimمَّرَضٌۭhastalıkmaraḍunمَّاbize vaadde bulunmadıوَعَدَنَاAllah promised uswaʿadanāٱللَّهُAllahl-lahuوَرَسُولُهُۥٓve Resulüwarasūluhuإِلَّاdışındaillāغُرُورًۭاboş vaatlerghurūran١٢
İkiyüzlüler ve kalblerinde hastalık olanlar: "Allah ve Peygamberi bize sadece kuru vaadlerde bulundular" diyorlardı.
33:13
وَإِذْve haniwa-idhقَالَتdemişti kiqālatطَّآئِفَةٌۭbir grupṭāifatunمِّنْهُمْonlardanmin'humيَـٰٓأَهْلَey halkıyāahlaيَثْرِبَYesrib (Medine)yathribaلَاartık yokturمُقَامَduracak yermuqāmaلَكُمْsizelakumفَٱرْجِعُوا۟ ۚdönünfa-ir'jiʿūوَيَسْتَـْٔذِنُve izin istiyorduwayastadhinuفَرِيقٌۭbir toplulukfarīqunمِّنْهُمُonlardanmin'humuٱلنَّبِىَّpeygamberdenl-nabiyaيَقُولُونَdiyerekyaqūlūnaإِنَّgerçekteninnaبُيُوتَنَاevlerimizbuyūtanāعَوْرَةٌۭ(sağlam değil) açıktırʿawratunوَمَاoysa değildiwamāهِىَonlar(ın evleri)hiyaبِعَوْرَةٍ ۖaçıkbiʿawratinإِنistemiyorlardıinيُرِيدُونَthey wishedyurīdūnaإِلَّاbaşka bir şeyillāفِرَارًۭاkaçmak(tan)firāran١٣
İçlerinden bir takımı: "Ey Medineliler! Tutunacak yeriniz yok, geri dönün" demişti. İçlerinden bir topluluk da Peygamberden: "Evlerimiz düşmana açıktır" diyerek izin istemişlerdi. Oysa evleri açık değildi sadece kaçmak istiyorlardı.
33:14
وَلَوْve eğerwalawدُخِلَتْgirilseydidukhilatعَلَيْهِمonların üzerineʿalayhimمِّنْher yandanminأَقْطَارِهَاall its sidesaqṭārihāثُمَّsonrathummaسُئِلُوا۟istenseydisu-ilūٱلْفِتْنَةَbaskı ve işkence yapmalarıl-fit'nataلَـَٔاتَوْهَاelbette yaparlardılaātawhāوَمَاvewamāتَلَبَّثُوا۟gecikmezlerditalabbathūبِهَآbundabihāإِلَّاdışındaillāيَسِيرًۭاazıcıkyasīran١٤
Eğer Medine'nin etrafından üzerlerine varılmış olsa, sonra da kendilerinden fitne çıkarmaları istense hemen buna girişip derhal yapmaktan geri kalmazlardı.
33:15
وَلَقَدْoysawalaqadكَانُوا۟idilerkānūعَـٰهَدُوا۟söz vermişlerʿāhadūٱللَّهَAllah'al-lahaمِنdaha önceminقَبْلُbeforeqabluلَاdön(üp kaç)mayacaklarınaيُوَلُّونَthey would turnyuwallūnaٱلْأَدْبَـٰرَ ۚarkalarınal-adbāraوَكَانَve idilerwakānaعَهْدُverilen sözdenʿahduٱللَّهِAllah'al-lahiمَسْـُٔولًۭاsorumlumasūlan١٥
And olsun ki, daha önce, sırt çevirip kaçmayacaklarına dair Allah'a ahd vermişlerdi. Allah'a verilen ahd sorulacaktır.
33:16
قُلde kiqulلَّنsize fayda vermezlanيَنفَعَكُمُwill benefit youyanfaʿakumuٱلْفِرَارُkaçmakl-firāruإِنeğerinفَرَرْتُمkaçıyorsanızfarartumمِّنَölümdenminaٱلْمَوْتِdeathl-mawtiأَوِveyaawiٱلْقَتْلِöldürülmektenl-qatliوَإِذًۭاo zaman bilewa-idhanلَّاyaşatılmazsınızتُمَتَّعُونَyou will be allowed to enjoytumattaʿūnaإِلَّاdışındaillāقَلِيلًۭاpek azqalīlan١٦
De ki: "Eğer ölümden yahut öldürülmekten kaçıyorsanız bilin ki, kaçmak size fayda vermeyecektir; kaçsanız bile az bir zamandan fazla yaşatılmazsınız."
33:17
قُلْde kiqulمَنkimdir?manذَاşudhāٱلَّذِىkimse kialladhīيَعْصِمُكُمsizi koruyacakyaʿṣimukumمِّنَAllahdanminaٱللَّهِAllahl-lahiإِنْeğerinأَرَادَistesearādaبِكُمْsizebikumسُوٓءًاbir kötülüksūanأَوْveyaawأَرَادَdilesearādaبِكُمْsizebikumرَحْمَةًۭ ۚrahmetraḥmatanوَلَاbulamazlarwalāيَجِدُونَthey will findyajidūnaلَهُمkendilerinelahumمِّنbaşkaminدُونِbesidesdūniٱللَّهِAllah'tanl-lahiوَلِيًّۭاbir dostwaliyyanوَلَاne dewalāنَصِيرًۭاbir yardımcınaṣīran١٧
De ki: "Allah size bir kötülük dilese veya bir rahmet istese, O'na karşı kim sizi koruyabilir? Allah'tan başka dost ve yardımcı da bulamazsınız."
33:18
۞ قَدْelbetteqadيَعْلَمُbiliyoryaʿlamuٱللَّهُAllahl-lahuٱلْمُعَوِّقِينَalıkoyanlarıl-muʿawiqīnaمِنكُمْiçinizdenminkumوَٱلْقَآئِلِينَve diyenleriwal-qāilīnaلِإِخْوَٰنِهِمْkardeşlerineli-ikh'wānihimهَلُمَّgelinhalummaإِلَيْنَا ۖbizeilaynāوَلَاonlar gelmezlerwalāيَأْتُونَthey comeyatūnaٱلْبَأْسَsavaşal-basaإِلَّاdışındaillāقَلِيلًاpek azıqalīlan١٨
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
33:19
أَشِحَّةًcimriler olarakashiḥḥatanعَلَيْكُمْ ۖsize karşıʿalaykumفَإِذَاne zaman kifa-idhāجَآءَgelincejāaٱلْخَوْفُkorkul-khawfuرَأَيْتَهُمْgörürsünra-aytahumيَنظُرُونَbaktıklarınıyanẓurūnaإِلَيْكَsanailaykaتَدُورُdönerektadūruأَعْيُنُهُمْgözleriaʿyunuhumكَٱلَّذِىgibika-alladhīيُغْشَىٰbaygınlığıyugh'shāعَلَيْهِonların üstüneʿalayhiمِنَölümminaٱلْمَوْتِ ۖ[the] deathl-mawtiفَإِذَاne zaman kifa-idhāذَهَبَgidincedhahabaٱلْخَوْفُkorkul-khawfuسَلَقُوكُمsizi incitirlersalaqūkumبِأَلْسِنَةٍdillerlebi-alsinatinحِدَادٍsivriḥidādinأَشِحَّةًdüşkünlük göstererekashiḥḥatanعَلَىkarşıʿalāٱلْخَيْرِ ۚhayral-khayriأُو۟لَـٰٓئِكَonlarulāikaلَمْinanmamışlarlamيُؤْمِنُوا۟they have believedyu'minūفَأَحْبَطَbu yüzden boşa çıkarmıştırfa-aḥbaṭaٱللَّهُAllahl-lahuأَعْمَـٰلَهُمْ ۚonların işleriniaʿmālahumوَكَانَvewakānaذَٰلِكَbudhālikaعَلَىgöreʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiيَسِيرًۭاkolaydıryasīran١٩
Allah, içinizden sizi alıkoyanları, size Allah'ın yardımını kıskanarak, kardeşlerine "Bize gelin, zorlanmadıkça savaşa gitmeyin" diyenleri bilir. Kalblerine korku gelince ölüm baygınlığı geçiren kimse gibi gözleri dönerek, sana baktıklarını görürsün. Korkuları gidince iyiliğinize olanı çekemeyip sivri dilleriyle sizi incitirler. Bunlar inanmamışlardır, Allah, bu sebeple işlerini boşa çıkarmıştır; bu, Allah için kolaydır.
33:20
يَحْسَبُونَsanıyorlardıyaḥsabūnaٱلْأَحْزَابَordularınl-aḥzābaلَمْgitmediklerinilamيَذْهَبُوا۟ ۖwithdrawnyadhhabūوَإِنeğerwa-inيَأْتِgelseleryatiٱلْأَحْزَابُordularl-aḥzābuيَوَدُّوا۟arzu ederlerdiyawaddūلَوْkeşkelawأَنَّهُمkendileriannahumبَادُونَçölde bulunmayıbādūnaفِىarasındaٱلْأَعْرَابِAraplarl-aʿrābiيَسْـَٔلُونَsorup öğrenmeyiyasalūnaعَنْsizin haberleriniz-denʿanأَنۢبَآئِكُمْ ۖyour newsanbāikumوَلَوْve şayetwalawكَانُوا۟bulunsalardıkānūفِيكُمiçinizdefīkumمَّاdövüşmezlerdiقَـٰتَلُوٓا۟they would fightqātalūإِلَّاdışındaillāقَلِيلًۭاpek azıqalīlan٢٠
Bunlar, düşman birliklerinin gitmediklerini sanıyorlardı. Bu birlikler tekrar gelmiş olsalardı, kendileri çöllerde bedevilerin yanında bulunup, sadece sizin haberlerinizi sormayı dilerlerdi. Aranızda olsalar ancak pek az savaşırlardı.
33:21
لَّقَدْandolsunlaqadكَانَvardırkānaلَكُمْsizin içinlakumفِىElçisindeرَسُولِ(the) MessengerrasūliٱللَّهِAllah'ınl-lahiأُسْوَةٌbir örnekus'watunحَسَنَةٌۭen güzelḥasanatunلِّمَنkimseler içinlimanكَانَkavuşmaya inanankānaيَرْجُوا۟hopeyarjūٱللَّهَAllah'al-lahaوَٱلْيَوْمَve gününewal-yawmaٱلْـَٔاخِرَahiretl-ākhiraوَذَكَرَve ananwadhakaraٱللَّهَAllah'ıl-lahaكَثِيرًۭاçokçakathīran٢١
Ey inananlar! And olsun ki, sizin için, Allah'a ve ahiret gününe kavuşmayı umanlar ve Allah'ı çok anan kimseler için Resulullah (Allah'ın Elçisi) en güzel örnektir.
33:22
وَلَمَّاzamanwalammāرَءَاgördükleriraāٱلْمُؤْمِنُونَmü'minlerl-mu'minūnaٱلْأَحْزَابَ(düşman) ordularıl-aḥzābaقَالُوا۟dedilerqālūهَـٰذَاbuhādhāمَاbize va'dettiğidirوَعَدَنَاAllah promised uswaʿadanāٱللَّهُAllah'ınl-lahuوَرَسُولُهُۥve Resulününwarasūluhuوَصَدَقَve doğrudurwaṣadaqaٱللَّهُAllahl-lahuوَرَسُولُهُۥ ۚve Resulüwarasūluhuوَمَاvewamāزَادَهُمْartırmadızādahumإِلَّآbaşka bir şeyillāإِيمَـٰنًۭاimanlarınıīmānanوَتَسْلِيمًۭاve teslimiyetleriniwataslīman٢٢
İnananlar, düşman birliklerini gördükleri zaman: "İşte bu, Allah ve Peygamberinin bize vadettiğidir; Allah ve Peygamberi doğru söylemiştir" dediler. Bu onların ancak imanını ve teslimiyetlerini artırdı.
33:23
مِّنَmü'minlerdenminaٱلْمُؤْمِنِينَthe believersl-mu'minīnaرِجَالٌۭerkeklerrijālunصَدَقُوا۟durdularṣadaqūمَاverdikleri sözdeعَـٰهَدُوا۟they promised AllahʿāhadūٱللَّهَAllahl-lahaعَلَيْهِ ۖüzerineʿalayhiفَمِنْهُمonlardanfamin'humمَّنkimimanقَضَىٰyerine getirdiqaḍāنَحْبَهُۥadağınınaḥbahuوَمِنْهُمve onlardanwamin'humمَّنkimimanيَنتَظِرُ ۖ(şehidlik) beklemektediryantaẓiruوَمَاve aslawamāبَدَّلُوا۟(sözlerini) değiştirmemişlerdirbaddalūتَبْدِيلًۭاdeğişiklikletabdīlan٢٣
İnananlardan, Allah'a verdiği ahdi yerine getiren adamlar vardır. Kimi, bu uğurda canını vermiş, kimi de beklemektedir. Ahdlerini hiç değiştirmemişlerdir.
33:24
لِّيَجْزِىَmükafatladırsınliyajziyaٱللَّهُAllahl-lahuٱلصَّـٰدِقِينَdoğrularıl-ṣādiqīnaبِصِدْقِهِمْdoğruluklarıylebiṣid'qihimوَيُعَذِّبَve azabetsinwayuʿadhibaٱلْمُنَـٰفِقِينَiki yüzlülerel-munāfiqīnaإِنşayetinشَآءَdilerseshāaأَوْyahutawيَتُوبَtevbelerini kabul buyursunyatūbaعَلَيْهِمْ ۚonlardanʿalayhimإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَçok bağışlayandırkānaغَفُورًۭاOft-Forgivingghafūranرَّحِيمًۭاçok esirgeyendirraḥīman٢٤
Bu sebeple Allah, doğruları doğrulukları ile mükafatlandırır; ikiyüzlüleri de dilerse azablandırır veya tevbelerini kabul eder. Şüphesiz Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
33:25
وَرَدَّgeri çevirdiwaraddaٱللَّهُAllahl-lahuٱلَّذِينَkimselerialladhīnaكَفَرُوا۟inkar edenlerikafarūبِغَيْظِهِمْöfkeleriylebighayẓihimلَمْeremedilerlamيَنَالُوا۟they obtainedyanālūخَيْرًۭا ۚhayrakhayranوَكَفَىve yeterwakafāٱللَّهُAllahl-lahuٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerel-mu'minīnaٱلْقِتَالَ ۚsavaştal-qitālaوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuقَوِيًّاgüçlüdürqawiyyanعَزِيزًۭاüstündürʿazīzan٢٥
Allah inkar edenleri, kinleriyle geri çevirdi, bir hayra ulaşamadılar; savaşta, inananlara Allah'ın yardımı yetti. Allah kuvvetli olandır, güçlü olandır.
33:26
وَأَنزَلَve indirdiwa-anzalaٱلَّذِينَkimselerialladhīnaظَـٰهَرُوهُمonlara yardım edenẓāharūhumمِّنْehlindenminأَهْلِ(the) PeopleahliٱلْكِتَـٰبِKitapl-kitābiمِنkalelerindenminصَيَاصِيهِمْtheir fortressesṣayāṣīhimوَقَذَفَve düşürdüwaqadhafaفِىiçineقُلُوبِهِمُkalbleriqulūbihimuٱلرُّعْبَkorkul-ruʿ'baفَرِيقًۭاbir kısmınıfarīqanتَقْتُلُونَöldürüyordunuztaqtulūnaوَتَأْسِرُونَve esir alıyordunuzwatasirūnaفَرِيقًۭاbir kısmını dafarīqan٢٦
Allah, Kitap ehlinden, kafirleri destekleyenleri kalelerinden indirmiş, kalblerine korku salmıştı; onların kimini öldürüyor, kimini de esir alıyordunuz.
33:27
وَأَوْرَثَكُمْve size miras verdiwa-awrathakumأَرْضَهُمْtopraklarınıarḍahumوَدِيَـٰرَهُمْve yurtlarınıwadiyārahumوَأَمْوَٰلَهُمْve mallarınıwa-amwālahumوَأَرْضًۭاve bir toprağıwa-arḍanلَّمْhenüz ayak basmadığınızlamتَطَـُٔوهَا ۚyou (had) troddentaṭaūhāوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinقَدِيرًۭاkadirdirqadīran٢٧
Yerlerini, yurtlarını, mallarını ve henüz ayağınızı dahi basmadığınız yerleri Allah size miras olarak verdi. Allah her şeye Kadir olandır.
33:28
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuقُلsöylequlلِّأَزْوَٰجِكَeşlerineli-azwājikaإِنeğerinكُنتُنَّsizkuntunnaتُرِدْنَistiyorsanızturid'naٱلْحَيَوٰةَhayatınıl-ḥayataٱلدُّنْيَاdünyal-dun'yāوَزِينَتَهَاve süsünüwazīnatahāفَتَعَالَيْنَgelinfataʿālaynaأُمَتِّعْكُنَّsize (boşanma bedeli) vereyimumattiʿ'kunnaوَأُسَرِّحْكُنَّve sizi salayımwa-usarriḥ'kunnaسَرَاحًۭاbir salışlasarāḥanجَمِيلًۭاgüzeljamīlan٢٨
Ey Peygamber! Eşlerine şöyle söyle: "Eğer dünya hayatını ve süslerini istiyorsanız gelin size bağışta bulunayım ve güzellikle salıvereyim."
33:29
وَإِنve eğerwa-inكُنتُنَّsizkuntunnaتُرِدْنَistiyorsanızturid'naٱللَّهَAllah'ıl-lahaوَرَسُولَهُۥve Eçisiniwarasūlahuوَٱلدَّارَve yurdunuwal-dāraٱلْـَٔاخِرَةَahiretl-ākhirataفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaأَعَدَّhazırlamıştıraʿaddaلِلْمُحْسِنَـٰتِgüzel hareket edenlerelil'muḥ'sinātiمِنكُنَّsizdenminkunnaأَجْرًاbir mükafatajranعَظِيمًۭاbüyükʿaẓīman٢٩
"Eğer Allah'ı, Peygamberini, ahiret yurdunu istiyorsanız bilin ki, Allah içinizden iyi davrananlara büyük ecir hazırlamıştır."
33:30
يَـٰنِسَآءَey kadınlarıyānisāaٱلنَّبِىِّpeygamberl-nabiyiمَنkimmanيَأْتِyaparsayatiمِنكُنَّsizdenminkunnaبِفَـٰحِشَةٍۢbir fuhuş (edepsizlik)bifāḥishatinمُّبَيِّنَةٍۢaçıkmubayyinatinيُضَـٰعَفْartırılıryuḍāʿafلَهَاonun içinlahāٱلْعَذَابُazabl-ʿadhābuضِعْفَيْنِ ۚiki katḍiʿ'fayniوَكَانَvewakānaذَٰلِكَbudhālikaعَلَىgöreʿalāٱللَّهِAllah'al-lahiيَسِيرًۭاkolaydıryasīran٣٠
Ey Peygamber'in hanımları! Sizlerden biri açık bir hayasızlık yapacak olursa, onun azabı iki kat olur. Bu Allah'a kolaydır.
33:31
۞ وَمَنfakat kimwamanيَقْنُتْita'ate devam ederseyaqnutمِنكُنَّsizdenminkunnaلِلَّهِAllah'alillahiوَرَسُولِهِۦve Resulünewarasūlihiوَتَعْمَلْve yaparsawataʿmalصَـٰلِحًۭاyararlı işṣāliḥanنُّؤْتِهَآona veririznu'tihāأَجْرَهَاmükafatınıajrahāمَرَّتَيْنِiki kezmarratayniوَأَعْتَدْنَاve hazırlamışızdırwa-aʿtadnāلَهَاonun içinlahāرِزْقًۭاbir rızıkriz'qanكَرِيمًۭاbolkarīman٣١
Sizlerden Allah'a ve Peygamberine boyun eğip yararlı iş işleyenlere ecrini iki kat veririz; ona cömertçe rızık hazırlamışızdır.
33:32
يَـٰنِسَآءَey kadınlarıyānisāaٱلنَّبِىِّpeygamberl-nabiyiلَسْتُنَّsiz değilsinizlastunnaكَأَحَدٍۢherhangi biri gibika-aḥadinمِّنَkadınlardanminaٱلنِّسَآءِ ۚthe womenl-nisāiإِنِeğeriniٱتَّقَيْتُنَّ(Allah'tan) sakınıyorsanızittaqaytunnaفَلَاyumuşak bir eda yapmayınfalāتَخْضَعْنَbe softtakhḍaʿnaبِٱلْقَوْلِsözlerinizdebil-qawliفَيَطْمَعَböylece tamah etmesinfayaṭmaʿaٱلَّذِىbulunanalladhīفِىkalbindeقَلْبِهِۦhis heartqalbihiمَرَضٌۭhastalıkmaraḍunوَقُلْنَve söyleyinwaqul'naقَوْلًۭاbir sözqawlanمَّعْرُوفًۭاgüzelmaʿrūfan٣٢
Ey Peygamberin hanımları! Sizler herhangi bir kadın gibi değilsiniz. Allah'tan sakınıyorsanız edalı konuşmayın, yoksa, kalbi bozuk olan kimse kötü şeyler ümit eder; daima ciddi ve ağırbaşlı söz söyleyin.
33:33
وَقَرْنَve vakarla oturunwaqarnaفِىevlerinizdeبُيُوتِكُنَّyour housesbuyūtikunnaوَلَاaslawalāتَبَرَّجْنَaçılıp kırıtmayıntabarrajnaتَبَرُّجَaçılıp kırıtması gibitabarrujaٱلْجَـٰهِلِيَّةِcahiliyeninl-jāhiliyatiٱلْأُولَىٰ ۖilkl-ūlāوَأَقِمْنَve kılınwa-aqim'naٱلصَّلَوٰةَnamazıl-ṣalataوَءَاتِينَve verinwaātīnaٱلزَّكَوٰةَzekatıl-zakataوَأَطِعْنَve ita'at edinwa-aṭiʿ'naٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥٓ ۚve ResulünewarasūlahuإِنَّمَاşüphesizinnamāيُرِيدُistiyoryurīduٱللَّهُAllahl-lahuلِيُذْهِبَgidermekliyudh'hibaعَنكُمُsizdenʿankumuٱلرِّجْسَkiril-rij'saأَهْلَ(ey) Ehl-iahlaٱلْبَيْتِBeytl-baytiوَيُطَهِّرَكُمْve sizi temizlemekwayuṭahhirakumتَطْهِيرًۭاtertemiztaṭhīran٣٣
Evlerinizde oturun; eski Cahiliyye'de olduğu gibi açılıp saçılmayın; namazı kılın; zekatı verin; Allah'a ve Peygamberine itaat edin. Ey Peygamberin ev halkı! (ehl-i beyt) Şüphesiz Allah sizden kusuru giderip sizi tertemiz yapmak ister.
33:34
وَٱذْكُرْنَve hatırlayınwa-udh'kur'naمَاokunanıيُتْلَىٰis recitedyut'lāفِىevlerinizdeبُيُوتِكُنَّyour housesbuyūtikunnaمِنْayetlerindenminءَايَـٰتِ(the) VersesāyātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَٱلْحِكْمَةِ ۚve hikmetiwal-ḥik'matiإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَlatiftirkānaلَطِيفًاAll-Subtlelaṭīfanخَبِيرًاhaber alandırkhabīran٣٤
Evlerinizde okunan Allah'ın ayetlerini ve hikmetini hatırda tutun. Şüphesiz Allah haberdar olandır, latif olandır.
33:35
إِنَّşüphesizinnaٱلْمُسْلِمِينَmüslüman erkeklerl-mus'limīnaوَٱلْمُسْلِمَـٰتِve müslüman kadınlarwal-mus'limātiوَٱلْمُؤْمِنِينَmü'min erkeklerwal-mu'minīnaوَٱلْمُؤْمِنَـٰتِve mü'min kadınlarwal-mu'minātiوَٱلْقَـٰنِتِينَta'ate devam eden erkeklerwal-qānitīnaوَٱلْقَـٰنِتَـٰتِve ta'ate devam eden kadınlarwal-qānitātiوَٱلصَّـٰدِقِينَdoğru erkeklerwal-ṣādiqīnaوَٱلصَّـٰدِقَـٰتِve doğru kadınlarwal-ṣādiqātiوَٱلصَّـٰبِرِينَsabreden erkeklerwal-ṣābirīnaوَٱلصَّـٰبِرَٰتِve sabreden kadınlarwal-ṣābirātiوَٱلْخَـٰشِعِينَsaygılı erkeklerwal-khāshiʿīnaوَٱلْخَـٰشِعَـٰتِve saygılı kadınlarwal-khāshiʿātiوَٱلْمُتَصَدِّقِينَsadaka veren erkeklerwal-mutaṣadiqīnaوَٱلْمُتَصَدِّقَـٰتِve sadaka veren kadınlarwal-mutaṣadiqātiوَٱلصَّـٰٓئِمِينَoruç tutan erkeklerwal-ṣāimīnaوَٱلصَّـٰٓئِمَـٰتِve oruç tutan kadınlarwal-ṣāimātiوَٱلْحَـٰفِظِينَkoruyan erkeklerwal-ḥāfiẓīnaفُرُوجَهُمْırzlarınıfurūjahumوَٱلْحَـٰفِظَـٰتِve koruyan kadınlarwal-ḥāfiẓātiوَٱلذَّٰكِرِينَzikreden erkeklerwal-dhākirīnaٱللَّهَAllah'ıl-lahaكَثِيرًۭاçokkathīranوَٱلذَّٰكِرَٰتِve zikreden kadınlarwal-dhākirātiأَعَدَّhazırlamıştıraʿaddaٱللَّهُAllahl-lahuلَهُمbunlar içinlahumمَّغْفِرَةًۭbağışlanmamaghfiratanوَأَجْرًاve bir mükafatwa-ajranعَظِيمًۭاbüyükʿaẓīman٣٥
Doğrusu erkek ve kadın müslümanlar, erkek ve kadın müminler, boyun eğen erkekler ve kadınlar, doğru sözlü erkekler ve kadınlar, sabırlı erkekler ve kadınlar, gönülden bağlanan erkekler ve kadınlar, sadaka veren erkekler ve kadınlar, oruç tutan erkekler ve kadınlar iffetlerini koruyan erkekler ve kadınlar, Allah'ı çok anan erkekler ve kadınlar, işte Allah bunların hepsine mağfiret ve büyük ecir hazırlamıştır.
33:36
وَمَاartık yokturwamāكَانَinanmış bir erkek içinkānaلِمُؤْمِنٍۢfor a believing manlimu'mininوَلَاvewalāمُؤْمِنَةٍinanmış kadın (için)mu'minatinإِذَاzamanidhāقَضَىhüküm verdiğiqaḍāٱللَّهُAllahl-lahuوَرَسُولُهُۥٓve Resulüwarasūluhuأَمْرًاbir işteamranأَنolmasıanيَكُونَ(there) should beyakūnaلَهُمُonlar içinlahumuٱلْخِيَرَةُseçme hakkıl-khiyaratuمِنْo işiminأَمْرِهِمْ ۗtheir affairamrihimوَمَنve kimwamanيَعْصِkarşı gelirseyaʿṣiٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥve Resulünewarasūlahuفَقَدْelbettefaqadضَلَّsapıklığa düşerḍallaضَلَـٰلًۭاbir sapkınlıklaḍalālanمُّبِينًۭاapaçıkmubīnan٣٦
Allah ve Peygamber'i bir şeye hükmettiği zaman, inanan erkek ve kadına artık işlerinde başka yolu seçmek yaraşmaz. Allah'a ve Peygamber'e baş kaldıran şüphesiz apaçık bir şekilde sapmış olur.
33:37
وَإِذْve haniwa-idhتَقُولُdiyorduntaqūluلِلَّذِىٓkimseyelilladhīأَنْعَمَni'met verdiğianʿamaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْهِonaʿalayhiوَأَنْعَمْتَve senin ni'met verdiğinwa-anʿamtaعَلَيْهِkendisineʿalayhiأَمْسِكْtutamsikعَلَيْكَyanındaʿalaykaزَوْجَكَeşinizawjakaوَٱتَّقِve korkwa-ittaqiٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَتُخْفِىfakat gizliyordunwatukh'fīفِىiçindeنَفْسِكَyourselfnafsikaمَاşeyiٱللَّهُAllah'ınl-lahuمُبْدِيهِaçığa vuracağımub'dīhiوَتَخْشَىve çekiniyordunwatakhshāٱلنَّاسَinsanlardanl-nāsaوَٱللَّهُAllah'tırwal-lahuأَحَقُّlayık olanaḥaqquأَنçekinmeneanتَخْشَىٰهُ ۖyou (should) fear Himtakhshāhuفَلَمَّاne zaman kifalammāقَضَىٰkesinceqaḍāزَيْدٌۭZeydzaydunمِّنْهَاo kadındanmin'hāوَطَرًۭاilişiğiniwaṭaranزَوَّجْنَـٰكَهَاbiz onu sana nikahladıkzawwajnākahāلِكَىْiçinlikayلَاolmamasıيَكُونَthere beyakūnaعَلَىüzerineʿalāٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerl-mu'minīnaحَرَجٌۭbir güçlükḥarajunفِىٓhususundaأَزْوَٰجِevlenmekazwājiأَدْعِيَآئِهِمْevlatlıklarıadʿiyāihimإِذَاzamanidhāقَضَوْا۟kestikleriqaḍawمِنْهُنَّkadınlarıylemin'hunnaوَطَرًۭا ۚilişkileriniwaṭaranوَكَانَvewakānaأَمْرُbuyruğuamruٱللَّهِAllah'ınl-lahiمَفْعُولًۭاyerine getirilmiştirmafʿūlan٣٧
Allah'ın nimet verdiği ve senin de nimetlendirdiğin kimseye: "Eşini bırakma, Allah'tan sakın" diyor, Allah'ın açığa vuracağı şeyi içinde saklıyordun. İnsanlardan çekiniyordun; oysa Allah'tan çekinmen daha uygundu. Sonunda Zeyd eşiyle ilgisini kestiğinde onu seninle evlendirdik, ki evlatlıkları eşleriyle ilgilerini kestiklerinde onlarla evlenmek konusunda müminlere bir sorumluluk olmadığı bilinsin. Allah'ın buyruğu yerine gelecektir.
33:38
مَّاyokturكَانَüzerinekānaعَلَىuponʿalāٱلنَّبِىِّPeygamberl-nabiyiمِنْherhangiminحَرَجٍۢbir güçlükḥarajinفِيمَاbir şeydefīmāفَرَضَtakdir ettiği;faraḍaٱللَّهُAllah'ınl-lahuلَهُۥ ۖkendisinelahuسُنَّةَyasasıdırsunnataٱللَّهِAllah'ınl-lahiفِىarasındaٱلَّذِينَgeçenleralladhīnaخَلَوْا۟passed awaykhalawمِنsizden önceminقَبْلُ ۚbeforeqabluوَكَانَvewakānaأَمْرُemriamruٱللَّهِAllah'ınl-lahiقَدَرًۭاbir kaderdirqadaranمَّقْدُورًاtakdir edilmişmaqdūran٣٨
Allah'ın Peygamber'e farz kıldığı şeylerde ona bir güçlük yoktur. Bu, Allah'ın öteden beri, gelmiş geçmişlere uyguladığı yasasıdır. Allah'ın emri şüphesiz gereği gibi yerine gelecektir.
33:39
ٱلَّذِينَonlar kialladhīnaيُبَلِّغُونَduyururlaryuballighūnaرِسَـٰلَـٰتِelçiliğinirisālātiٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَيَخْشَوْنَهُۥve O'ndan korkarlarwayakhshawnahuوَلَاvewalāيَخْشَوْنَkorkmazlaryakhshawnaأَحَدًاkimsedenaḥadanإِلَّاbaşkaillāٱللَّهَ ۗAllah'danl-lahaوَكَفَىٰve yeterwakafāبِٱللَّهِAllahbil-lahiحَسِيبًۭاhesap görücü olarakḥasīban٣٩
Allah'ın göndermiş olduklarını tebliğ edenler, Allah'tan korkarlar ve O'ndan başka kimseden korkmazlar. Allah hesap gören olarak yeter.
33:40
مَّاdeğildirكَانَMuhammedkānaمُحَمَّدٌMuhammadmuḥammadunأَبَآbabasıabāأَحَدٍۢbirininaḥadinمِّنsizin erkeklerinizdenminرِّجَالِكُمْyour menrijālikumوَلَـٰكِنfakatwalākinرَّسُولَElçisidirrasūlaٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَخَاتَمَve sonuncusudurwakhātamaٱلنَّبِيِّـۧنَ ۗpeygamberlerinl-nabiyīnaوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuبِكُلِّherbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمًۭاbilendirʿalīman٤٠
Muhammed içinizden herhangi bir adamın babası değil, Allah'ın elçisi ve peygamberlerin sonuncusudur. Allah her şeyi bilendir.
33:41
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱذْكُرُوا۟anınudh'kurūٱللَّهَAllah'ıl-lahaذِكْرًۭاanışladhik'ranكَثِيرًۭاçokkathīran٤١
Ey inananlar! Allah'ı çok anın.
33:42
وَسَبِّحُوهُve O'nu tesbih edinwasabbiḥūhuبُكْرَةًۭsabahbuk'ratanوَأَصِيلًاakşamwa-aṣīlan٤٢
O'nu sabah akşam tesbih edin.
33:43
هُوَOhuwaٱلَّذِى(Allah) kialladhīيُصَلِّىrahmet ederyuṣallīعَلَيْكُمْüzerinizeʿalaykumوَمَلَـٰٓئِكَتُهُۥve melekleriwamalāikatuhuلِيُخْرِجَكُمsizi çıkarmak içinliyukh'rijakumمِّنَkaranlıklardanminaٱلظُّلُمَـٰتِthe darkness[es]l-ẓulumātiإِلَىaydınlığailāٱلنُّورِ ۚthe lightl-nūriوَكَانَvewakānaبِٱلْمُؤْمِنِينَinananlara karşıbil-mu'minīnaرَحِيمًۭاçok esirgeyendirraḥīman٤٣
Karanlıklardan aydınlığa çıkarmak için size rahmet ve istiğfar eden Allah ve melekleridir. İnananlara merhamet eden O'dur.
33:44
تَحِيَّتُهُمْkarşılanırlartaḥiyyatuhumيَوْمَgünyawmaيَلْقَوْنَهُۥkendisine kavuştuklarıyalqawnahuسَلَـٰمٌۭ ۚselam ilesalāmunوَأَعَدَّve hazırlanmıştırwa-aʿaddaلَهُمْonlaralahumأَجْرًۭاbir mükafatajranكَرِيمًۭاgüzelkarīman٤٤
O'na kavuştukları gün müminlere yapılacak dirlik temennileri "Selam" demek olacaktır. Onlara cömertçe verilecek ecir hazırlamıştır.
33:45
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuإِنَّآelbette bizinnāأَرْسَلْنَـٰكَseni gönderdikarsalnākaشَـٰهِدًۭاşahidshāhidanوَمُبَشِّرًۭاve müjdeciwamubashiranوَنَذِيرًۭاve uyarıcıwanadhīran٤٥
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
33:46
وَدَاعِيًاve da'vetçiwadāʿiyanإِلَىAllah'ailāٱللَّهِAllahl-lahiبِإِذْنِهِۦizniylebi-idh'nihiوَسِرَاجًۭاve bir lambawasirājanمُّنِيرًۭاaydınlatıcımunīran٤٦
Biz seni şahit, müjdeci, uyarıcı; Allah'ın izniyle O'na çağıran, nurlandıran bir ışık olarak göndermişizdir.
33:47
وَبَشِّرِve müjdelewabashiriٱلْمُؤْمِنِينَmü'minlerel-mu'minīnaبِأَنَّki gerçektenbi-annaلَهُمonlara vardırlahumمِّنَAllahtanminaٱللَّهِAllahl-lahiفَضْلًۭاbir lutuffaḍlanكَبِيرًۭاbüyükkabīran٤٧
İnananlara, Rablerinden büyük bir lütuf olduğunu müjdele.
33:48
وَلَاve aslawalāتُطِعِita'at etmetuṭiʿiٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerel-kāfirīnaوَٱلْمُنَـٰفِقِينَve münafıklarawal-munāfiqīnaوَدَعْve aldırmawadaʿأَذَىٰهُمْonların eziyetlerineadhāhumوَتَوَكَّلْve dayanwatawakkalعَلَىAllah'aʿalāٱللَّهِ ۚAllahl-lahiوَكَفَىٰve yeterwakafāبِٱللَّهِAllahbil-lahiوَكِيلًۭاvekil olarakwakīlan٤٨
İnkarcılara, ikiyüzlülere itaat etme; eziyetlerine aldırma; Allah'a güven, güvenilecek olarak Allah yeter.
33:49
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوٓا۟inanan(lar)āmanūإِذَاzamanidhāنَكَحْتُمُnikahladığınıznakaḥtumuٱلْمُؤْمِنَـٰتِinanan kadınlarıl-mu'minātiثُمَّsonrathummaطَلَّقْتُمُوهُنَّboşarsanızṭallaqtumūhunnaمِنönceminقَبْلِbeforeqabliأَنonlara dokunmadananتَمَسُّوهُنَّyou have touched themtamassūhunnaفَمَاyokturfamāلَكُمْsizelakumعَلَيْهِنَّonların üzerindeʿalayhinnaمِنْbir iddet (hakkınız)minعِدَّةٍۢwaiting periodʿiddatinتَعْتَدُّونَهَا ۖsayacağınıztaʿtaddūnahāفَمَتِّعُوهُنَّhemen geçimliklerini verinfamattiʿūhunnaوَسَرِّحُوهُنَّve onları serbest bırakınwasarriḥūhunnaسَرَاحًۭاbir bırakışlasarāḥanجَمِيلًۭاgüzeljamīlan٤٩
Ey inananlar! Mümin kadınlarla nikahlanıp, onları, temasta bulunmadan boşadığınızda, artık onlar için size iddet saymaya lüzum yoktur. Kendilerine bağışta bulunarak onları güzellikle serbest bırakın.
33:50
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّpeygamberl-nabiyuإِنَّآşüphesiz bizinnāأَحْلَلْنَاhelal kıldıkaḥlalnāلَكَsanalakaأَزْوَٰجَكَeşleriniazwājakaٱلَّـٰتِىٓverdiğinallātīءَاتَيْتَyou have givenātaytaأُجُورَهُنَّücretlerini (mehirlerini)ujūrahunnaوَمَاvewamāمَلَكَتْbulunanlarımalakatيَمِينُكَelindeyamīnukaمِمَّآganimet verdiğindenmimmāأَفَآءَAllah has givenafāaٱللَّهُAllah'ınl-lahuعَلَيْكَsanaʿalaykaوَبَنَاتِve kızlarınıwabanātiعَمِّكَamcanınʿammikaوَبَنَاتِve kızlarınıwabanātiعَمَّـٰتِكَhalalarınınʿammātikaوَبَنَاتِve kızlarınıwabanātiخَالِكَdayınınkhālikaوَبَنَاتِve kızlarınıwabanātiخَـٰلَـٰتِكَteyzelerininkhālātikaٱلَّـٰتِىhicret edenallātīهَاجَرْنَemigratedhājarnaمَعَكَseninle berabermaʿakaوَٱمْرَأَةًۭve kadınıwa-im'ra-atanمُّؤْمِنَةًinanmışmu'minatanإِنeğerinوَهَبَتْhibe edersewahabatنَفْسَهَاkendisininafsahāلِلنَّبِىِّpeygamberelilnnabiyyiإِنْeğerinأَرَادَdilediysearādaٱلنَّبِىُّpeygamberil-nabiyuأَنkendisini nikahlamayıanيَسْتَنكِحَهَاmarry her yastankiḥahāخَالِصَةًۭmahsus olarakkhāliṣatanلَّكَsanalakaمِنdışındaminدُونِexcludingdūniٱلْمُؤْمِنِينَ ۗmü'minlerinl-mu'minīnaقَدْelbetteqadعَلِمْنَاbiz biliyoruzʿalim'nāمَاşeyiفَرَضْنَاgerekli kıldığımızfaraḍnāعَلَيْهِمْonlaraʿalayhimفِىٓhakkındaأَزْوَٰجِهِمْeşleriazwājihimوَمَاvewamāمَلَكَتْbulunanlarmalakatأَيْمَـٰنُهُمْellerininaymānuhumلِكَيْلَاiçinlikaylāيَكُونَolmamasıyakūnaعَلَيْكَsanaʿalaykaحَرَجٌۭ ۗbir zorlukḥarajunوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuغَفُورًۭاçok bağışlayanghafūranرَّحِيمًۭاçok esirgeyendirraḥīman٥٠
Mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği cariyeleri, seninle beraber hicret eden amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını, teyzelerinin kızlarını ve Peygamber nikahlanmayı dilediği takdirde müminlerden ayrı, sırf sana mahsus olmak üzere kendisinin mehrini Peygambere hibe eden mümin kadını almanı helal kılmışızdır. Bir zorluğa uğramaman için; müminlerin eşleri ve cariyeleri hakkında onların üzerine neyi farz kılmış olduğumuzu bildirmiştik. Allah bağışlayandır, merhamet edendir.
33:51
۞ تُرْجِىgeri bırakırtur'jīمَنkimseyimanتَشَآءُdilediğitashāuمِنْهُنَّonlardanmin'hunnaوَتُـْٔوِىٓve alırsınwatu'wīإِلَيْكَyanınailaykaمَنkimseyimanتَشَآءُ ۖdilediğintashāuوَمَنِve kimseyewamaniٱبْتَغَيْتَarzu ettiği(ne dönmekte)ib'taghaytaمِمَّنْayrıldıklarındanmimmanعَزَلْتَyou (had) set aside ʿazaltaفَلَاyokturfalāجُنَاحَbir günahjunāḥaعَلَيْكَ ۚsenin üzerineʿalaykaذَٰلِكَbudurdhālikaأَدْنَىٰٓen elverişli olanadnāأَنaydınlanmasınaanتَقَرَّmay be cooledtaqarraأَعْيُنُهُنَّonların gözlerininaʿyunuhunnaوَلَاvewalāيَحْزَنَّtasalanmamalarınayaḥzannaوَيَرْضَيْنَve razı olmalarınawayarḍaynaبِمَآsenin verdiklerinebimāءَاتَيْتَهُنَّyou have given them ātaytahunnaكُلُّهُنَّ ۚhepsininkulluhunnaوَٱللَّهُAllahwal-lahuيَعْلَمُbiliryaʿlamuمَاolanıفِىsizin kalblerinizdeقُلُوبِكُمْ ۚyour heartsqulūbikumوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuعَلِيمًاbilendirʿalīmanحَلِيمًۭاhalimdirḥalīman٥١
Bunlardan istediğini bırakır, istediğini yanına alabilirsin. Sırasını geri bırakmış olduklarından da arzu ettiğini yanına almanda sana bir sorumluluk yoktur. Bu onların gözlerinin aydın olmasını, üzülmemelerini, hepsine verdiğin şeylere razı olmalarını daha iyi sağlar. Allah kalblerinizde olanı bilir; Allah bilendir, Halim olandır.
33:52
لَّاdeğildirيَحِلُّhelalyaḥilluلَكَsanalakaٱلنِّسَآءُ(başka) kadınlarl-nisāuمِنۢbundan sonraminبَعْدُafter (this)baʿduوَلَآve yokturwalāأَنdeğiştirmenanتَبَدَّلَexchangetabaddalaبِهِنَّbunlarıbihinnaمِنْbaşka eşlerleminأَزْوَٰجٍۢ(other) wivesazwājinوَلَوْşayetwalawأَعْجَبَكَçok hoşuna gitse deaʿjabakaحُسْنُهُنَّgüzellikleriḥus'nuhunnaإِلَّاbunun dışındadırillāمَاbulunanlar (cariyeler)مَلَكَتْyou rightfully possessmalakatيَمِينُكَ ۗelindeyamīnukaوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَىٰüzerineʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinرَّقِيبًۭاgözetleyicidirraqīban٥٢
Bundan sonra sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzellikleri ne kadar hoşuna giderse gitsin, hiçbirini boşayıp başka bir eşle değiştirmen helal değildir. Allah her şeyi gözetmektedir.
33:53
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاgirmeyinتَدْخُلُوا۟entertadkhulūبُيُوتَevlerinebuyūtaٱلنَّبِىِّPeygamber'inl-nabiyiإِلَّآancak hariçtirillāأَنizin verilmesianيُؤْذَنَpermission is givenyu'dhanaلَكُمْsizelakumإِلَىٰyemeğeilāطَعَامٍa mealṭaʿāminغَيْرَolmadanghayraنَـٰظِرِينَgözetleyicilernāẓirīnaإِنَىٰهُvaktiniināhuوَلَـٰكِنْfakatwalākinإِذَاzamanidhāدُعِيتُمْçağrıldığınızduʿītumفَٱدْخُلُوا۟girinfa-ud'khulūفَإِذَاyemeği yeyincefa-idhāطَعِمْتُمْyou have eatenṭaʿim'tumفَٱنتَشِرُوا۟dağılınfa-intashirūوَلَاdalmayınwalāمُسْتَـْٔنِسِينَseeking to remainmus'tanisīnaلِحَدِيثٍ ۚsözeliḥadīthinإِنَّçünküinnaذَٰلِكُمْbudhālikumكَانَincitiyordukānaيُؤْذِىtroublingyu'dhīٱلنَّبِىَّPeygamberil-nabiyaفَيَسْتَحْىِۦfakat o utanıyordufayastaḥyīمِنكُمْ ۖsizdenminkumوَٱللَّهُfakat Allahwal-lahuلَاutanmazيَسْتَحْىِۦis not shyyastaḥyīمِنَgerçek(i söylemek)tenminaٱلْحَقِّ ۚthe truthl-ḥaqiوَإِذَاzamanwa-idhāسَأَلْتُمُوهُنَّonlarda istediğinizsa-altumūhunnaمَتَـٰعًۭاbir şeymatāʿanفَسْـَٔلُوهُنَّisteyinfasalūhunnaمِنarkasındanminوَرَآءِbehindwarāiحِجَابٍۢ ۚperdeḥijābinذَٰلِكُمْbudhālikumأَطْهَرُdaha temizdiraṭharuلِقُلُوبِكُمْsizin kalbleriniz içinliqulūbikumوَقُلُوبِهِنَّ ۚve onların kalbleri içinwaqulūbihinnaوَمَاve olamazwamāكَانَsizinkānaلَكُمْfor youlakumأَنincitmenizanتُؤْذُوا۟you troubletu'dhūرَسُولَElçisinirasūlaٱللَّهِAllah'ınl-lahiوَلَآve olamazwalāأَنnikahlamanızanتَنكِحُوٓا۟you should marrytankiḥūأَزْوَٰجَهُۥonun eşleriniazwājahuمِنۢkendisinden sonraminبَعْدِهِۦٓafter himbaʿdihiأَبَدًا ۚaslaabadanإِنَّçünküinnaذَٰلِكُمْbudhālikumكَانَkatındakānaعِندَnearʿindaٱللَّهِAllahl-lahiعَظِيمًاbüyük(bir günah)tırʿaẓīman٥٣
Ey inananlar! Peygamber'in evlerine, yemeğe çağırılmaksızın vakitli vakitsiz girmeyin; fakat davet edilseniz girin ve yemeği yiyince, dağılın. Sohbet etmek için de girip oturmayın. Bu haliniz Peygamber'i üzüyor, o da size bir şey söylemeye çekiniyordu. Allah gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamber'in eşlerinden bir şey isteyeceğinizde onu perde arkasından isteyin. Bu sayede sizin gönülleriniz de, onların gönülleri de daha temiz kalır. Bundan sonra ne Allah'ın Peygamber'ini üzmeniz ve ne de O'nuneşlerini nikahlamanız asla caiz değildir. Doğrusu bu, Allah katında büyük şeydir.
33:54
إِنeğerinتُبْدُوا۟açığa vursanıztub'dūشَيْـًٔاbir şeyishayanأَوْyahutawتُخْفُوهُonu gizleseniztukh'fūhuفَإِنَّşüphesizfa-innaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَherkānaبِكُلِّof allbikulliشَىْءٍşeyishayinعَلِيمًۭاbilmektedirʿalīman٥٤
Bir şeyi açıklasanız de gizleseniz de Allah şüphesiz hepsini bilir.
33:55
لَّاyokturجُنَاحَbir günahjunāḥaعَلَيْهِنَّonlaraʿalayhinnaفِىٓhakkındaءَابَآئِهِنَّbabalarıābāihinnaوَلَآve yokturwalāأَبْنَآئِهِنَّoğullarıabnāihinnaوَلَآve yokturwalāإِخْوَٰنِهِنَّkardeşleriikh'wānihinnaوَلَآve yokturwalāأَبْنَآءِoğullarıabnāiإِخْوَٰنِهِنَّkardeşlerininikh'wānihinnaوَلَآve yokturwalāأَبْنَآءِoğullarıabnāiأَخَوَٰتِهِنَّkızkardeşlerininakhawātihinnaوَلَاve yokturwalāنِسَآئِهِنَّkadınlarınisāihinnaوَلَاve yokturwalāمَاbulunan(köle)leriمَلَكَتْthey rightfully possessmalakatأَيْمَـٰنُهُنَّ ۗellerindeaymānuhunnaوَٱتَّقِينَve korkunwa-ittaqīnaٱللَّهَ ۚAllah'tanl-lahaإِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaكَانَüzerinekānaعَلَىٰoverʿalāكُلِّherkulliشَىْءٍۢşeyshayinشَهِيدًاşahittirshahīdan٥٥
Onların; babaları, oğulları, erkek kardeşleri, erkek kardeşlerinin oğulları, kız kardeşlerinin oğulları, hizmetçi kadınları ve cariyeleri hakkında bir sorumluluğu yoktur. Allah'tan sakının, çünkü Allah her şeye şahiddir.
33:56
إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaوَمَلَـٰٓئِكَتَهُۥve melekleriwamalāikatahuيُصَلُّونَsalat etmektediryuṣallūnaعَلَىüzerineʿalāٱلنَّبِىِّ ۚPeygamberl-nabiyiيَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūصَلُّوا۟siz de salat edinṣallūعَلَيْهِonaʿalayhiوَسَلِّمُوا۟ve selam edinwasallimūتَسْلِيمًاiçtenlikletaslīman٥٦
Şüphesiz Allah ve melekleri Peygamberi överler: Ey inananlar! Siz de onu övün, ona salat ve selam getirin.
33:57
إِنَّşüphesizinnaٱلَّذِينَincitenleralladhīnaيُؤْذُونَannoyyu'dhūnaٱللَّهَAllah'ıl-lahaوَرَسُولَهُۥve Elçisiniwarasūlahuلَعَنَهُمُonlara la'net etmiştirlaʿanahumuٱللَّهُAllahl-lahuفِىdünyadaٱلدُّنْيَاthe worldl-dun'yāوَٱلْـَٔاخِرَةِve ahirettewal-ākhiratiوَأَعَدَّve hazırlamıştırwa-aʿaddaلَهُمْonlar içinlahumعَذَابًۭاbir azabʿadhābanمُّهِينًۭاalçaltıcımuhīnan٥٧
Allah'ı ve Peygamber'ini incitenlere, Allah dünyada da ahirette de lanet eder; onlara alçaltıcı bir azap hazırlar.
33:58
وَٱلَّذِينَincitenlerwa-alladhīnaيُؤْذُونَharmyu'dhūnaٱلْمُؤْمِنِينَmü'min erkekleril-mu'minīnaوَٱلْمُؤْمِنَـٰتِve mü'min kadınlarıwal-mu'minātiبِغَيْرِdışındakibighayriمَاbir şeyleٱكْتَسَبُوا۟yaptıklarınınik'tasabūفَقَدِelbettefaqadiٱحْتَمَلُوا۟yüklenmişlerdiriḥ'tamalūبُهْتَـٰنًۭاbir iftirabuh'tānanوَإِثْمًۭاve bir günahwa-ith'manمُّبِينًۭاaçıkmubīnan٥٨
İnanan erkek ve kadınları, yapmadıkları bir şeyden ötürü incitenler, şüphesiz iftira etmiş ve apaçık bir günah yüklenmiş olurlar.
33:59
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلنَّبِىُّPeygamberl-nabiyuقُلsöylequlلِّأَزْوَٰجِكَeşlerineli-azwājikaوَبَنَاتِكَve kızlarınawabanātikaوَنِسَآءِve kadınlarınawanisāiٱلْمُؤْمِنِينَinananlarınl-mu'minīnaيُدْنِينَsalsınlaryud'nīnaعَلَيْهِنَّüstlerineʿalayhinnaمِنörtüleriniminجَلَـٰبِيبِهِنَّ ۚtheir outer garmentsjalābībihinnaذَٰلِكَbudurdhālikaأَدْنَىٰٓen elverişli olanadnāأَنonların tanınması içinanيُعْرَفْنَthey should be knownyuʿ'rafnaفَلَاincitilmemesi içinfalāيُؤْذَيْنَ ۗharmedyu'dhaynaوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuغَفُورًۭاçok bağışlayandırghafūranرَّحِيمًۭاçok esirgeyendirraḥīman٥٩
Ey Peygamber! Eşlerine, kızlarına ve müminlerin kadınlarına, dışarı çıkarken üstlerine örtü almalarını söyle; bu, onların hür ve namuslu bilinmelerini ve bundan dolayı incitilmemelerini daha iyi sağlar. Allah bağışlar ve merhamet eder.
33:60
۞ لَّئِنandolsun eğerla-inلَّمْvazgeçmezlerselamيَنتَهِceaseyantahiٱلْمُنَـٰفِقُونَiki yüzlülerl-munāfiqūnaوَٱلَّذِينَvewa-alladhīnaفِىbulunanlarقُلُوبِهِمkalblerindequlūbihimمَّرَضٌۭbir hastalıkmaraḍunوَٱلْمُرْجِفُونَkötü haberler yayanlarwal-mur'jifūnaفِىşehirdeٱلْمَدِينَةِthe cityl-madīnatiلَنُغْرِيَنَّكَseni üstüne sürerizlanugh'riyannakaبِهِمْonlarınbihimثُمَّsonrathummaلَاsenin yanında kalamazlarيُجَاوِرُونَكَthey will remain your neighborsyujāwirūnakaفِيهَآoradafīhāإِلَّاdışındaillāقَلِيلًۭاaz bir zamanqalīlan٦٠
İkiyüzlüler, kalblerinde fesat bulunanlar, şehirde bozguncu haberler yayanlar, eğer bundan vazgeçmezlerse, and olsun ki, seni onlarla mücadeleye davet ederiz; sonra çevrende az bir zamandan fazla kalamazlar.
33:61
مَّلْعُونِينَ ۖla'netlenirlermalʿūnīnaأَيْنَمَاneredeaynamāثُقِفُوٓا۟rastlansalarthuqifūأُخِذُوا۟yakalanırlarukhidhūوَقُتِّلُوا۟ve öldürülürlerwaquttilūتَقْتِيلًۭاşiddetletaqtīlan٦١
Lanetlenmiş olarak, nerede bulunurlarsa yakalanır ve hem de öldürülürler.
33:62
سُنَّةَsünneti (yasası) budursunnataٱللَّهِAllah'ınl-lahiفِىarasındakiٱلَّذِينَgeçen(millet)leralladhīnaخَلَوْا۟passed awaykhalawمِنöncedenminقَبْلُ ۖbeforeqabluوَلَنvewalanتَجِدَ(imkan) bulamazsıntajidaلِسُنَّةِsünnetini (yasasını)lisunnatiٱللَّهِAllah'ınl-lahiتَبْدِيلًۭاdeğiştirmeğetabdīlan٦٢
Allah'ın geçmişlere uyguladığı yasası budur ve Allah'ın yasasında bir değişme bulamazsın.
33:63
يَسْـَٔلُكَsana soruyorlaryasalukaٱلنَّاسُinsanlarl-nāsuعَنِsa'attenʿaniٱلسَّاعَةِ ۖthe Hourl-sāʿatiقُلْde kiqulإِنَّمَاşüphesizinnamāعِلْمُهَاonun bilgisiʿil'muhāعِندَyanındadırʿindaٱللَّهِ ۚAllah'ınl-lahiوَمَاve ne?wamāيُدْرِيكَbilirsinyud'rīkaلَعَلَّbelkilaʿallaٱلسَّاعَةَsa'atl-sāʿataتَكُونُolurtakūnuقَرِيبًاyakınqarīban٦٣
İnsanlar senden kıyametin zamanını soruyorlar; de ki: "Onun bilgisi ancak Allah katındadır; ne bilirsin, belki de zamanı yakındır."
33:64
إِنَّşüphesizinnaٱللَّهَAllahl-lahaلَعَنَla'net etmiştirlaʿanaٱلْكَـٰفِرِينَkafirlerel-kāfirīnaوَأَعَدَّve hazırlamıştırwa-aʿaddaلَهُمْonlar içinlahumسَعِيرًاçılgın bir ateşsaʿīran٦٤
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
33:65
خَـٰلِدِينَkalacaklardırkhālidīnaفِيهَآoradafīhāأَبَدًۭا ۖebediyyenabadanلَّاbulamayacaklardırيَجِدُونَthey will findyajidūnaوَلِيًّۭاbir dostwaliyyanوَلَاve ne dewalāنَصِيرًۭاyardımcınaṣīran٦٥
Allah şüphesiz, inkarcılara lanet etmiş ve onlara içinde sonsuz olarak temelli kalacakları çılgın alevli cehennemi hazırlamıştır. Onlar bir dost ve yardımcı bulamazlar.
33:66
يَوْمَgünyawmaتُقَلَّبُçevrildiğituqallabuوُجُوهُهُمْyüzleriwujūhuhumفِىiçindeٱلنَّارِateşinl-nāriيَقُولُونَderler kiyaqūlūnaيَـٰلَيْتَنَآey(vah) keşke bizyālaytanāأَطَعْنَاita'at etseydikaṭaʿnāٱللَّهَAllah'al-lahaوَأَطَعْنَاve ita'at etseydikwa-aṭaʿnāٱلرَّسُولَا۠elçiyel-rasūlā٦٦
Yüzleri ateşte çevrildiği gün: "Keşke Allah'a itaat etseydik, keşke Peygamber'e itaat etseydik!" derler.
33:67
وَقَالُوا۟ve dediler kiwaqālūرَبَّنَآrabbimizrabbanāإِنَّآşüphesiz bizinnāأَطَعْنَاuydukaṭaʿnāسَادَتَنَاbeylerimizesādatanāوَكُبَرَآءَنَاve büyüklerimizewakubarāanāفَأَضَلُّونَاbizi saptırdılarfa-aḍallūnāٱلسَّبِيلَا۠yoldanl-sabīlā٦٧
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
33:68
رَبَّنَآrabbimizrabbanāءَاتِهِمْonlara verātihimضِعْفَيْنِiki katḍiʿ'fayniمِنَazabdanminaٱلْعَذَابِpunishmentl-ʿadhābiوَٱلْعَنْهُمْve onlara la'net eylewal-ʿanhumلَعْنًۭاbir la'netlelaʿnanكَبِيرًۭاbüyükkabīran٦٨
"Rabbimiz! Biz yöneticilerimize ve büyüklerimize itaat etmiştik, fakat onlar bizi yoldan saptırdılar.", "Rabbimiz! Onlara iki kat azap ver, onları büyük bir lanete uğrat" derler.
33:69
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūلَاolmayınتَكُونُوا۟betakūnūكَٱلَّذِينَkimseler gibika-alladhīnaءَاذَوْا۟eziyet edenādhawمُوسَىٰMusa'yamūsāفَبَرَّأَهُonu beraat ettirdifabarra-ahuٱللَّهُAllahl-lahuمِمَّاonların dediklerindenmimmāقَالُوا۟ ۚthey saidqālūوَكَانَve idiwakānaعِندَyanındaʿindaٱللَّهِAllahl-lahiوَجِيهًۭاitibarlıwajīhan٦٩
Ey inananlar! Musa'yı incitenler gibi olmayın. Nitekim Allah onu, söylediklerinden beri tutmuştu. O, Allah'ın katında değerli bir kişiydi.
33:70
يَـٰٓأَيُّهَاeyyāayyuhāٱلَّذِينَkimseleralladhīnaءَامَنُوا۟inanan(lar)āmanūٱتَّقُوا۟korkunittaqūٱللَّهَAllah'tanl-lahaوَقُولُوا۟ve söyleyinwaqūlūقَوْلًۭاsözqawlanسَدِيدًۭاdoğrusadīdan٧٠
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
33:71
يُصْلِحْdüzeltsinyuṣ'liḥلَكُمْsizinlakumأَعْمَـٰلَكُمْişleriniziaʿmālakumوَيَغْفِرْve bağışlasınwayaghfirلَكُمْsizinlakumذُنُوبَكُمْ ۗgünahlarınızıdhunūbakumوَمَنve kimwamanيُطِعِita'at ederseyuṭiʿiٱللَّهَAllah'al-lahaوَرَسُولَهُۥve Resulünewarasūlahuفَقَدْelbettefaqadفَازَermiş olurfāzaفَوْزًاbir başarıyafawzanعَظِيمًاbüyükʿaẓīman٧١
Ey inananlar! Allah'tan sakının, dürüst söz söyleyin de Allah işlerinizi kendinize yararlı kılsın ve günahlarınızı size bağışlasın. Kim Allah'a ve Peygamber'ine itaat ederse, şüphesiz büyük bir kurtuluşa ermiş olur.
33:72
إِنَّاşüphesiz bizinnāعَرَضْنَاsundukʿaraḍnāٱلْأَمَانَةَemanetil-amānataعَلَىgöklereʿalāٱلسَّمَـٰوَٰتِthe heavensl-samāwātiوَٱلْأَرْضِve yerewal-arḍiوَٱلْجِبَالِve dağlarawal-jibāliفَأَبَيْنَfakat kaçındılarfa-abaynaأَنonu yüklenmektenanيَحْمِلْنَهَاbear ityaḥmil'nahāوَأَشْفَقْنَve korktularwa-ashfaqnaمِنْهَاondanmin'hāوَحَمَلَهَاve onu yüklendiwaḥamalahāٱلْإِنسَـٰنُ ۖinsanl-insānuإِنَّهُۥdoğrusu oinnahuكَانَçok zalimdirkānaظَلُومًۭاunjustẓalūmanجَهُولًۭاçok cahildirjahūlan٧٢
Doğrusu Biz, sorumluluğu (emaneti) göklere, yere, dağlara sunmuşuzdur da onlar bunu yüklenmekten çekinmişler ve ondan korkup titremişlerdir; onu insan yüklendi. Doğrusu o çok zalim ve çok cahildir. (kabulüne rağmen emanete hıyanet etmektedir)
33:73
لِّيُعَذِّبَazab etsin diyeliyuʿadhibaٱللَّهُAllahl-lahuٱلْمُنَـٰفِقِينَiki yüzlü erkeklerel-munāfiqīnaوَٱلْمُنَـٰفِقَـٰتِve iki yüzlü kadınlarawal-munāfiqātiوَٱلْمُشْرِكِينَve ortak koşan erkeklerewal-mush'rikīnaوَٱلْمُشْرِكَـٰتِve ortak koşan kadınlarawal-mush'rikātiوَيَتُوبَve bağışlasın diyewayatūbaٱللَّهُAllahl-lahuعَلَىinanan erkekleriʿalāٱلْمُؤْمِنِينَthe believing menl-mu'minīnaوَٱلْمُؤْمِنَـٰتِ ۗve inanan kadınlarıwal-mu'minātiوَكَانَvewakānaٱللَّهُAllahl-lahuغَفُورًۭاçok bağışlayandırghafūranرَّحِيمًۢاçok esirgeyendirraḥīman٧٣
Bunun sonucu olarak, Allah, ikiyüzlü erkek ve kadınlara, Allah'a ortak koşan erkek ve kadınlara azap verecektir. Allah inanan erkek ve kadınların tevbelerini kabul buyuracaktır. Allah bağışlar ve merhamet eder.